İstanbul
18 Temmuz, 2026, Cumartesi
  • DOLAR
    45.08
  • EURO
    52.99
  • ALTIN
    6665.7
  • BIST
    14.329
  • BTC
    77259.650$

A. Bahçekapılı'nın seçtikleri-6

A. Bahçekapılı'nın seçtikleri-6
BRT/HABERCİGAZETE'nin Genel Yayın Yönetmeni, Gazeteci, Yazar Alâettin Bahçekapılı'nın sosyal medyada yayımlanan yazılardan -daha geniş bir kitleye ulaşması için- seçtikleri: -İbrahim Dizman'ın Bedrettin Cömert yazısı -Engin Turgut'un Bir Otel Odasında Ölümü Beklemek (Yahya Kemal) yazısı -Keman Çuman'ın Coşkun Kulaksızoğlu yazısı...

İBRAHİM DİZMAN'IN BEDRETTİN CÖMERT yazısı

48 yıl önce, 11 Temmuz 1978'de, Ankara'da  bir aydın öldürüldü. Türk Dil Kurumu genel kuruluna katılmak için sabahın erken saatinde Eşi Maria ile otomobiline binmiş ve yola çıkmıştı. Birkaç dakika sonra otomobilinin önü bir araç tarafından kesildi. Yaylım ateşine tuttular. Kendisi oracıkta yaşamını yitirdi, eşi ağır yaralandı. Bedrettin Cömert'ti adı; 38 yaşındaydı. 

27 Eylül 1940'ta Samsun'da doğan Cömert, Sivas Lisesi'ni bitirdikten sonra yüksek öğrenimini İtalya'da yapmıştı. Perugia Yabancılar Üniversitesi’nde İtalyanca ve Latince eğitiminin ardından Roma Üniversitesi'nin İtalyan Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirmişti. Hacettepe Üniversitesi'nde asistanken, Roma  Üniversitesi'nin felsefe bölümünde estetik üzerine doktorasını tamamlamıştı. Cömert, sonraki yıllarda Hacettepe Üniversitesi'nde Sanat Tarihi Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı. İkinci bir doktora çalışması daha yaptı; doçent oldu. 1970'lerin ikinci yarısında, Hacettepe Üniversitesi'nde, faili meçhul cinayetleri araştırmak için kurulan komisyonun başkanlığını yapan Doçent Cömert, Tüm Öğretim Üyeleri Derneği Başkanlığını da üstlenmişti. Ülkesinin içinde bulunduğu kaos ortamına gözlerini kapatmayan, kulaklarını tıkamayan, sorumluluk duygusuyla hareket eden Bedrettin Cömert, bu tavrıyla ne yazık ki faşizmin radarına girmekte gecikmemişti. Yakın dostu, edebiyattaki omuzdaşı Hasan Hüseyin Korkmazgil, yazılarının toplandığı "Eleştiriye Beş Kala" adlı kitaba yazdığı önsözde şöyle diyecekti: "Bedrettin Cömert, ülkesinin bu durumunu uzaktan yaşadı. Somut gerçeklikle yüzyüze gelmesi için Türkiye'ye, Ankara'ya dönmesi gerekiyordu. 1970'de döndü Ankara'ya. Ne gördü? Roma'dan 'felsefe doktoru' olarak dönmüştü yurduna; bilgi yönünden yeterince donanmış ve biriktirmişti, bir yöntem adamıydı; o yüzden atak ve girişkendi. Fakat aradan birkaç ay geçmeden anladı hangi ortamda bulunduğunu ve hangi koşullar altında çalışacağını. Roma orada kalmıştı, burası Ankara'ydı!"

T24-12TEMMUZ2026

 

ENGİN TURGUT'UN BİR OTEL ODASINDA ÖLÜMÜ BEKLEMEK yazısı

Engin Turgut

BİR OTEL ODASINDA ÖLÜMÜ BEKLEMEK...

Yahya Kemal Beyatlı hayatının Son 19 yılını bir otel odasında geçirmiştir. 19 yıl boyunca Park Otel'de yaşamıştır.

Tanpınar, hocasının otel odasındaki halini şu sözlerle ifade eder:

"Zavallı Yahya Kemal. Bir insanın bir insanda bu birbiri ardınca değişen çehreleri ne garip ve hazin oluyor ve nasıl en son çehre hepsini siliyor, bitiriyor. Park Otel’in barında gördüğüm küçük, dar, takatsiz adımlarla ancak yürüyebilen bîçare ve acınacak ihtiyar".

Şairin ziyaretçileri arasında bulunan arkadaşı Sermet Sami Uysal,Yahya Kemal'in yalnızlığını şöyle anlatır:“Otel odası dağınık, Gömme dolabın hemen yanında üst üste konulmuş bavullar göze çarpıyor. Bavulların tepesinde kitaplar, gazeteler ve boş pasta kutuları.Şairin karyolası odasının ortasındadır. Yahya Kemal hep karyolada oturur. Ufak bir sehpada gelişigüzel duran Birinci sigarası paketleri, kibrit kutuları, paslı çakı, kalemler, cep saati. Tam bir savruluş içinde. Telefonun az berisinde dolu ve boş maden suyu şişeleri, reçeteler, ilaçlar… Tuvalet masasında bir dolu küçük makas, kolonya şişeleri, fırçalar… Şurda bir radyo…

Şurda Yahya Kemal’in eski bir fotoğrafı…

Ne yaman bir yalnızlık”

Zonguldak Nostalji

Bana ait cümleler değil bunlar. Çoğu abartı hatta tevatür olabilir.

Ama bu fotoğraf ilginç ve doğru. Çünkü babamdan da biliyorum. Ruhu şad ustanın. Şiirden anlayanlar için gerçeken Yahya Kemal kıymetli bir şairöüzdi4 ve doğrudur.

Sessiz Gemi şiiri üzerine ne söylenecek ne kaldı ki? 

Sosyal Medya hesabı/18-07-2026

 

KEMAL ÇUMAN'IN COŞKUN KULAKSIZOĞLU KİTABI

TRABZON’UN HAFIZASI: COŞKUN KULAKSIZOĞLU

     Yakında yayımlanacak olan “BİR ÖMRÜN TANIKLARI – Unutulan Hayatlar, Sessiz Çığlıklar” adlı kitap çalışmam tüm heyecanıyla devam ediyor. Bugün, Trabzon’un yaşayan hafızası, fotoğraf sanatçısı Coşkun Kulaksızoğlu’nun konuğu olmanın mutluluğunu yaşadım. Yaklaşık üç saat süren sohbetimizde yalnızca bir şehrin tarihini değil; o tarihin içinde saklı kalan insan hikâyelerini, sanatın sessiz dilini ve kültürün zamana meydan okuyan izlerini konuştuk. Trabzon’un Arafilboyu Mahallesi’nde, meyve ağaçlarıyla çevrili bahçeli bir evde başlayan mütevazı bir hayat… Çocukluk yıllarında fotoğraf sanatına duyduğu büyük ilgiyle, bundan yaklaşık 67 yıl önce ilk kez bir fotoğraf makinesinin deklanşörüne dokunan o küçük çocuk, yıllar sonra Trabzon’un geçmişini geleceğe taşıyan en önemli isimlerden biri oldu. Coşkun Kulaksızoğlu, yalnızca fotoğraf çekmedi; zamanın silmeye çalıştığı izleri sabırla topladı. Hat sanatından minyatüre, Osmanlı eserlerinden iki bin yıllık el yazmalarına, Trabzon’un geleneksel kıyafetlerinden eski yaşam kültürüne kadar sayısız değeri koruma altına aldı. Trabzon’da yaşamış zengin ailelerin, hattatların kullandığı eşyalar ile Osmanlı döneminde Trabzon Eyaleti’ne ait orijinal mühürler bugün Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası bünyesinde yer alan İpekyolu Müzesi’nde hayat buldu.

 

     Yıllar boyunca Karadeniz’in il, ilçe ve köylerini dolaşarak tarihi eserleri, eski yapıları ve doğanın eşsiz güzelliklerini fotoğrafladı. Her kare aslında bir belgeydi; geçmişin geleceğe bıraktığı sessiz bir mektup… O, objektifiyle yalnızca görüntü kaydetmedi, kaybolmaya yüz tutmuş bir medeniyetin hafızasını da kayıt altına aldı. Bugün sohbet ederken şunu bir kez daha hissettim: Bazı insanlar yaşadıkları şehrin sadece sakini değil, vicdanı ve hafızasıdır. Coşkun Kulaksızoğlu da Trabzon için böyle bir isimdir. Onun anlattığı Trabzon; sadece taş binalardan, sokaklardan ve meydanlardan ibaret değildir. O Trabzon; çocuk seslerinin yankılandığı avlular, sabah ezanıyla açılan dükkânlar, yağmur kokusunu içine çeken eski sokaklar ve kültürle yoğrulmuş bir yaşamdır. “BİR ÖMRÜN TANIKLARI – Unutulan Hayatlar, Sessiz Çığlıklar” adlı kitabımızda, değerli büyüğüm Coşkun Kulaksızoğlu’nun dilinden Trabzon’un geçmiş sanatını, kültürünü ve yaşantısını çok daha geniş bir şekilde okuyacaksınız. Bu satırlar yalnızca bir röportajın değil, bir ömrün biriktirdiği hatıraların ve bir şehrin ruhunun yansıması olacaktır. Kendisine en içten saygılarımı sunuyorum. Rabbim bundan sonraki ömrünü sağlık, huzur ve mutluluk içinde geçirmeyi nasip etsin. Çünkü bazı insanlar yalnızca yaşlanmaz; yaşadıkları şehrin tarihine dönüşürler...

 

Sosyal Medya hesabı-18.07.2026

Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.