A. Bahçekapılı'nın seçtikleri-4
KÜLTÜRSosyal medyada yer alan haber/yorumlardan seçtiklerim: -Mustafa Kemal 8/9 Temmuz 1919'da askerlikten istifa etti -FEODAL AĞA ZULMÜNE BAŞKALDIRAN KARADENİZ'İN YOKSUL ÇOCUĞU: HEKİMOĞLU İBRAHİM -Trabzon Şehir Hastanesi için Başkan Genç rakam açıkladı
8/9 Temmuz 1919.
Mustafa Kemal’in görevine son verilir:
“İstanbul, benim resmi görevime son verdi. Ben de o dakikada 8-9 Temmuz 1919 gecesi saat 22.50’de Savunma Bakanlığına, 23.00’te de Padişaha görevimle birlikte askerlik mesleğinden çekildiğimi bildiren telleri çekmiş oldum.”
-Mustafa Kemal, Samsun’a ulaştıktan sonra devletin verdiği görevleri 19 Mayıs’tan 8 Temmuz’a kadar 50 gün kullanır. Artık rütbesi, makamı, yetkisi yoktur. Milli Mücadeleyi, devletin verdiği yetkiyle değil, milletin kendisine olan inancı ve güveniyle yapacaktır.
KARADENİZ GENÇLİĞİ hesabının paylaşımı…
8-07-2026
FEODAL AĞA ZULMÜNE BAŞKALDIRAN KARADENİZ'İN YOKSUL ÇOCUĞU: HEKİMOĞLU İBRAHİM
Hekimoğlu İbrahim, yıllarca yalnızca adına yakılan türküyle tanıtıldı. Oysa türkülerde anlatılan efsanelerin ardında, feodal düzene diz çökmeyen gerçek bir halk direnişçisi vardı.
Hekimoğlu ne konaklar yaptıran bir zengindi ne de servet peşinde koşan bir eşkıya... O, yoksulluğun tam ortasında, tek dayanağı annesiyle yaşam mücadelesi veren bir emekçi çocuğuydu. Feodal ağaların alın terine el koymasına boyun eğmedi. Zulme karşı başını eğmek yerine silaha sarıldı. Çünkü onurlu insanlar için bazen teslim olmak değil, direnmek tek seçenektir.
Egemen düzen onu hiçbir zaman affetmedi. Nice eşkıya çıkarılan aflarla ödüllendirilip devletin hizmetine alınırken, "kır serdarı" yapılıp halkın üzerine salınırken, Hekimoğlu'nun af talebi aylarca sürüncemede bırakıldı ve sonunda reddedildi. Çünkü düzen, kendisine hizmet eden suçluları bağışlar; zulme başkaldıranları ise asla affetmez.
26 Nisan 1913'te, feodal ağaların çıkarlarına hizmet eden satılık bir muhtarın ihbarıyla kuşatıldı. Saatlerce süren çatışmanın ardından yoldaşıyla birlikte öldürüldü. Yetmedi... Cesedi teşhir edilerek halka korku salınmak istendi. Egemenler, ölümünden bile korkuyordu.
Kolunun altına sıkıştırılan meşhur "aynalı Martin" ise anlatıldığı gibi üstün bir silah değildi. Elindeki silah, 1870'lerin sonunda üretilmiş tek atışlık bir Henry-Martini tüfeği idi. Karşısındaki Osmanlı askerleri ise 1887'den itibaren orduda kullanılan, sekiz mermi kapasiteli Alman yapımı Mauser tüfeğilerle donatılmıştı. Bir yanda en modern silahlarla desteklenen devlet gücü, diğer yanda tek atışlık tüfeğiyle onurunu savunan bir halk evladı...
Hekimoğlu İbrahim'in mücadelesi, yalnızca bir kişinin hikâyesi değildir. O; feodal sömürüye, adaletsizliğe ve zulme karşı yükselen asi bir sestir. Egemenler onu öldürdü ama teslim alamadı.
Hekimoğlu İbrahim yaşıyor; Karadeniz'in direnen hafızasında, halkın türkülerinde ve zulme karşı direnen herkesin yüreğinde yaşamaya devam ediyor.
TRABZON ŞEHİR HASTANESİ İÇİN BAŞKAN GENÇ RAKAM AÇIKLADI
Muhammet Erkan
Biz konuşunca diyorlar ki; muhalefet gürültü yapıyor. Nasıl konuşmayalım? Trabzon’da kendisini ilgilendirmeyen her konuda açıklama yapan, sürekli konuşan ama günün sonunda şehirde belediyecilik namına hiç bir ciddi iş ortaya koyamayan bir Büyükşehir Belediye başkanımız var.
Bir Büyükşehir Belediye Başkanı Sağlık Bakanlığına bağlı bir hastaneye alınacak personel hakkında açıklama yapar mı? Kendini Sağlık Bakanı veya Sağlık İl Müdürünün yerine koyarak nasıl açıklama yapabiliyor?
Sayın Başkanımız sağolsun Belediye Başkanlığının dışında her konuya, her alana müdahil oluyor, her alanda açıklama yapabiliyor.
Yeni havaalanı konusunda hemen projeyi sahipleniyor, kendisi yapıyormuş gibi kameralar karşısına geçip kaç metreküp taş getirileceğini, hangi uçakların ineceğini, kapasitesinin ne olacağını açıklayabiliyor. Diğer taraftan tarih 2026 Trabzon’un kanalizasyonları denize akıyor, sahilde insanlarımızın denize rahatlıkla gireceği sağlıklı plajlar yok ama bizim başkanımız hastaneye nasıl personel alınacağı konusuyla ilgileniyor.
Yine bütün konuşmalarında Trabzonspor başkanı gibi açıklamalar yapıyor, bilmeyende Trabzonspor’u kendilerinin yönettiğini zannedecektir. Mesele çıkıp Trabzonspor kongresinde Milli Savunma Bakanlığına ait Yıldızlı sahilinde bulunan araziyi kendi malıymış gibi Trabzonspor’a ferakat edip bağışladığını açıklayabiliyor. Sonra da nedense hiç bu lafları söylememiş gibi konuyu kapatabiliyor. Gerçekten başkana sormak lazım Yıldızlı sahil arazisinin Trabzonspor’a devri konusu ne oldu? Neden gündemden düştü, düşürüldü? Koskoca Büyükşehir Belediye Başkanı Trabzonspor kongresinde bu sözleri boşuna mı söyledi? Neden başkan artık bu konuyu gündeme getirmiyor? Trabzonspor için bu kadar önemli bir projeyi artık konuşulmuyor?
Yine Ahi Evran Hastanesi’nin Büyükşehir Belediyesine devredilmesi konusu ne oldu? Bu konuda da başkan herhangi bir açıklama yapmıyor. Yoksa sayın başkana özel çocuklarımız için yapılacak sosyal tesis konusunda başka bir yer mi önerildi ? Ahi Evran Hastanesinin Büyükşehir Belediye’sine devri konusu ne oldu? Başkanın defalarca Sağlık Bakanlığı ile imzaladıklarını söyledikleri devir protokolü nerede?
Başkanımızı Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmaya davet ediyoruz. Devlet yatırımlarını kendi yapıyormuş gibi beyanat vermekten vazgeçmeye davet ediyoruz. Kendisi ne Trabzonspor başkanı, ne Ulaştırma Bakanı, ne de Sağlık Bakanıdır? Trabzonspor üzerinden prim yapma gayretlerine son vermesini tavsiye ederiz. Kendileri bütün Trabzonsporlular gibi iyi bir Trabzonspor taraftarı, iyi bir divan üyesi olabilir ancak Trabzonspor’un başkanı da var, yönetimi de var. Belediye hizmetlerinden bulamadığı itibarı Trabzonspor üzerinden sağlamaya çalışması hiç doğru bir davranış olmuyor. Trabzonspor Trabzon siyasetinin üzerinde konumlandırılmalıdır.
İYİ Parti olarak Yıldızlı Sahil arazisinin Trabzonspor’a devri konusunun takipçisi olacağız. Başkanımız ya verdiği sözü tutacak, ya da çıkıp Trabzon halkından “ben üzerime vazife olmayan çok yanlış bir söz ettim” deyip özür dileyecektir. Büyükşehir Belediye Başkanlığı makamı sorumluluk, vizyon gerektiren bir makamdır. Dün öyle söyledim, insanlar nasılsa unutur, yarın başka bir şey söyleriz, taraftarların gönlünü alırız denilecek bir makam değildir.
Trabzon gibi kadim bir şehre yakışır bir yönetim anlayışının ve vizyonun ortaya konması gerekiyor.
-3 Temmuz 2026
İlginizi Çekebilir