Altıntaş'tan Bakanlığa 7 Gediz sorusu
SİYASETDemokrat Parti Sözcüsü ve İzmir Milletvekili Haydar Altıntaş, Gediz Nehri’ndeki kirliliği ve bunun tarım arazileri ile İzmir Körfezi üzerindeki etkilerini TBMM gündemine taşıdı. Altıntaş; sanayi atıklarından ağır metal riskine, arıtma yatırımlarından denetimlere kadar yedi başlıkta Bakanlıktan açıklama istedi.
Batı Anadolu’nun en önemli su kaynaklarından Gediz Nehri’nde yaşanan kirlilik, tarımsal üretimden halk sağlığına, doğal ekosistemden İzmir Körfezi’ne kadar geniş bir alanı tehdit ediyor. Demokrat Parti İzmir Milletvekili Haydar Altıntaş, sorunun boyutlarının ve çözüm için yürütülen çalışmaların açıklığa kavuşturulması amacıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle TBMM’ye yazılı soru önergesi verdi.
Kütahya, Uşak ve Manisa’dan geçerek İzmir’e ulaşan Gediz Nehri’nin sanayi tesisleri, organize sanayi bölgeleri ve yerleşim alanlarından kaynaklanan atıklarla kirlenmesine dikkat çeken Altıntaş, nehirdeki kirliliğin yalnızca su kaynaklarını değil, Gediz Ovası’nın verimli tarım arazilerini ve bu topraklarda yetiştirilen ürünleri de tehdit ettiğini vurguladı.
Gediz’deki kirlilik, tarımdan halk sağlığına uzanan bir tehdit
Soru önergesinde, tarımsal sulamada kullanılan suların ağır metallerle kirlenmesi ihtimali üzerinde duran Altıntaş; toprakta ve tarımsal ürünlerde krom, kadmiyum ve kurşun gibi ağır metallerin birikimine yönelik analizlerin yapılıp yapılmadığını sordu.
Altıntaş, Gediz Nehri aracılığıyla taşınan kirliliğin İzmir Körfezi’ne ulaşmasının da bölgedeki çevre sorunlarını ağırlaştırdığına dikkat çekti. Nehirdeki kirliliğin körfezin su kalitesi, oksijen dengesi, kötü koku ve balık ölümleriyle ilişkisinin bilimsel verilerle ortaya konulması gerektiğini belirtti.
Arıtma tesisleri, denetimler ve yatırımlar mercek altında
Altıntaş’ın Bakanlığa yönelttiği sorular arasında, Gediz Havzası’ndaki organize sanayi bölgeleri ve sanayi tesislerinin atık su arıtma kapasiteleri, son iki yılda uygulanan idari para cezaları ve faaliyet durdurma yaptırımları da yer aldı.
Önergede ayrıca, Gediz Havzası Koruma Eylem Planı kapsamında son beş yılda merkezi bütçeden tahsis edilen ödenekler ve fiilen gerçekleştirilen harcamalar ile ileri biyolojik arıtma ve kuşaklama yatırımlarının gerçekleşme oranları soruldu.
Nehir yatağında biriken kirleticilerin temizlenmesine yönelik kapsamlı bir ıslah ve dip tarama projesinin bulunup bulunmadığını da gündeme getiren Altıntaş, Gediz’in doğal ekosisteminin korunması ve İzmir Körfezi’ne ulaşan kirlilik yükünün azaltılması için yürütülen çalışmaların açıklanmasını istedi.
“Çözüm, açıklanan planlarda değil, sahadaki sonuçlarda aranmalı”
Soru önergesinde, Gediz’in İzmir Körfezi’ne döküldüğü delta hattı ve kritik deşarj noktalarında bulunan Sürekli Atık Su İzleme İstasyonlarının sayısı ile bu istasyonlardan elde edilen verilerin kamuoyuna ve bağımsız bilim insanlarına açılıp açılmayacağı soruldu.
Gediz Havzası’nın temizlenmesinin tek bir belediyenin imkânlarıyla çözülemeyecek bölgesel bir sorun olduğuna dikkat çeken Altıntaş, merkezi yönetimin koordinasyonu, etkin denetim ve yatırımların şeffaf biçimde izlenmesinin önemini ortaya koydu.
Gediz’i korumak, tarımın geleceğini, halk sağlığını ve İzmir Körfezi’nin ekolojik dengesini korumaktır. Havza için açıklanan eylem planlarının bütçe tahsisleri, tamamlanan yatırımlar, denetim sonuçları ve ölçülebilir çevresel iyileşme göstergeleriyle değerlendirilmesi gerekiyor. Gediz’in yeniden sağlıklı bir su ekosistemine kavuşması için somut sonuçlara dayanan, kurumlar arası koordinasyonu güçlü ve kamuoyuna açık bir mücadele yürütülmesi önem taşıyor.
İlginizi Çekebilir