© BRT

Besim Tibuk anlatıyor: Rehberlikten nasıl çok kazandım!

Toplumumuzun yakından tanıdıği turizmci, iş adamı ve eski siyasetçi, NET Holding yönetim kurulu başkanı ve Liberal Demokrat Parti'nin (LDP) kurucusu, eski genel başkanı ve onursal başkanı Besim Tibuk'un sosyal medyadaki bir paylaşımını sunuyoruz: Bilginin, liyakatın, dürüstlüğün, açık sözcülüğün, güven yaratmanın başarıda nasıl işe yaradığını gösteriyor anlattıkları... Anlayana...

Besim Tibuk: “Rehberlik kursunu bitirdim, İngilizce biliyorum, elimde rehberlik belgem var ama iş yok. Acenteye gidiyorum, telefon numaranı bırak seni ararız diyorlar.

Acenteler bana iş vermeyince başka yollar aramaya başladım. Hilton’da zengin turistler kalıyor dediler.

Gittim Hilton’un lobisinde beklemeye başladım, belki bir turiste sana İstanbul’u gezdireyim derim diye düşünüyorum, beni oradan kovdular.

Sonra Topkapı Sarayı’na gittim, oradaki turistleri gezdirerek para kazanmaya çalıştım ama orada da mevcut rehberler bütün müşterileri birbirine veriyordu.

Topkapı Sarayı’nda günlerce iş bekledim, kimse bana turist vermiyordu.

Bir pazar günü yine orada oturuyordum, bir kadın geldi, sen rehber misin dedi, evet dedim.

Kruvaziyer gemisi erken gelmiş, grubun rehberi yetişememiş, bir anda kendimi 40 kadar Amerikalı turistin başında buldum. Benim profesyonel rehberlik hayatım böyle başladı.

İlk kez yaklaşık 40 kişilik Amerikalı bir turist grubunu aldım, benden önce onları gezdiren kişinin İngilizcesini anlamamışlar.

Ayasofya’ya girdik, grubu topladım ve anlatmaya başladım, Roma tarihini, Bizans’ı, Ayasofya’nın yapılışını anlattım.

Bir anda gruptan alkış koptu, meğer adamlar sonunda İngilizcesini anlayabildikleri bir rehber buldukları için seviniyormuş.

O gün benim rehberlik hayatım değişti, ilk grubum tamamen tesadüfen karşıma çıktı.

Ayasofya’yı gezdirdim, Sultanahmet’i anlattım, İstanbul’un tarihini anlattım, turistler çok memnun kaldı.

Acentenin yöneticisi gruba özellikle rehberden memnun musunuz diye sordu, onlar da çok memnun olduklarını söyledi.

Bunun üzerine gece turunu da ertesi günkü turu da bana verdiler, bir günlük tesadüf düzenli işe dönüştü.

Turistleri Kapalıçarşı’ya götürmüştüm, bir çift yanıma gelip bir kuyumcuyu sordu, güvenilir mi dediler, güvenilir dedim.

İçeri girdiler ve 500 dolarlık bir zümrüt yüzük aldılar.

Tur bittikten sonra kuyumcu beni çağırdı, elime bir zarf verdi, içinde 750 lira vardı.

Ben Ankara’da memur olarak ayda yaklaşık 1.000 lira kazanıyordum, tek bir alışverişten neredeyse bir aylık maaşımı kazanmıştım.

O gün turizmde alışveriş komisyonunun ne kadar büyük bir iş olduğunu fark ettim, sonra bu sistemi öğrenip rehberlikte ciddi para kazanmaya başladım.

Kapalıçarşı’ya giderken turistlere kuyumcuları ve dükkanları anlatıyordum, bir süre sonra kendi aralarında fısıldaştıklarını fark ettim.

Anladım ki komisyon aldığımı düşünüyorlar, otobüste konuşmayı kestim, bakın siz akıllı insanlarsınız, ben bunları boşuna anlatmıyorum, alışverişinizden komisyon alıyorum dedim.

Bir anda alkışlamaya başladılar, sonra alışveriş yaptıkça gelip bana ne kadar harcadıklarını kendileri söylüyordu.

Turistler Kapalıçarşı’da neden belli dükkanları anlattığımı anlamıştı, ben de saklamadım, alışverişinizden komisyon alıyorum dedim.

Beklediğimin tam tersi oldu, bana kızmadılar, alkışladılar, hatta alışveriş yaptıktan sonra gelip şu dükkanda şu kadar harcadım, seni kandırmasınlar demeye başladılar.

Açık konuşunca güven daha da arttı.

Benim rehberlik yaptığım yıllarda bu mesleğin statüsü çok yüksekti, yurt dışında eğitim görmüş insanlar bile rehberlik yapıyordu.

Çünkü kazancı iyiydi, bir de özgürdünüz, istediğiniz gün çalışıp istemediğiniz gün çalışmayabiliyordunuz.

Üstelik gelen turistlerin çoğu da yüksek gelirli, eğitimli insanlardı, onlarla konuşmak bile insana çok şey katıyordu.

Ortaokuldan itibaren sürekli kitap okuyordum, Victor Hugo, Steinbeck, Dostoyevski… Tarih okuyordum, siyaset okuyordum.

Bunları bir gün para kazanmak için kullanacağımı hiç düşünmemiştim, yıllar sonra turistlerin karşısına çıktığımda bütün o birikim benim en büyük avantajım oldu.

Turistler bana hayranlıkla bakıyordu, bu kadar şeyi nasıl biliyor diyorlardı.

İnsan bazen öğrendiği bir şeyin ne zaman işine yarayacağını yıllar sonra anlıyor.”

Kaynak: İş ve işletme sosyal medya hesabı-30.09.2026

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER