Bülent Aydın yazısı: Camileri onarmak kimin işidir?
KÜLTÜRAktivist, grafik sanatçısı Bülent Aydın, memleketi Artvin'de, Hopa'ya 5-6 km uzaklıktaki Esenkıyı köyünün Yukarı Malallesi'nde 165 yıl önce yapılmış, tarihi değerinin yanında, mimari özellikler de taşıyan Cami'nin yıkılmak üzere olduğuna ilişkin bir paylaşımda bulundu. Şimdi soru şu: Camileri onarmak kimin işidir? Bu cami, bu tarihi yapıt, bu mimari değer yıkılmaktan ne zaman kurtarılacaktır? BRT/HaberciGazete olarak, yüreğimizi Bülent Aydın'ın yüreği yanına atıyor ve sosyal medyadaki yazısını ve görsellerini aynen paylaşıyoruz:
Hopa’ya 5-6 km olan Esenkıyı köyünün Yukarı Mahallesinde 165 yıllık tarihi bir cami var. Sahilden başlayıp dere kenarından dağı dolaşıp köyün sonuna ‘Mtutikvata’ya doğru giden yolun kenarındaki mütevazı metruk yapının ahşap işlemeli yıkık kapısından dikkat ederek içeri adım attığınızda başka bir zamanın pusu karşılar sizi.
Kubbesi ve tüm iç yapısı el emeğiyle yöre ağaçlarından yapılmış ve işlenmiş olan caminin ahşap işçiliği takdire şayandır. Benim küçüklüğümde de kullanılmayan ama nispeten ayakta olan yapı şimdi tamamen çökmek üzere.
Caminin orijinal ahşap oyma işlemeli kapısının üzerindeki mermer alınlıkta Osmanlıca şöyle yazıyor: “Peygamber (Aleyhisselam) buyurdu ki: ‘Kim Allah rızası için bir mescit (cami) inşa ederse, Allah da onun için cennette bir ev (köşk) inşa eder.’ Allah'ın Resulü doğru söyledi.”
Kitabenin sol alt köşesinde yer alan Hicri tarih 1278 yılını işaret ediyor. Bu tarih bugün kullandığımız Miladi takvimde 1861-1862 yıllarına denk gelmektedir. Bu da Sultan Abdülaziz’in Padişahlığı dönemidir.
Memlekete her gidişte uğradığım, bu yapı benim bildiğim en az 20 yıldır restorasyon projesi hazırlanmış ve onarım sözü verilmiş durumdadır. Ama maalesef girişine konulan tehlike uyarı levhasının dışında el sürülmemiş.
İçi sanat eseri olan tarihi caminin önüne çıktığınızda gördüğünüz manzara da nefes kesicidir. Bir ucu Karadeniz, bir ucu Ohvame (Dua tepesi) ve Sultan Selim dağı olan yemyeşil vadi önünüze serilir. Yolunuz düşerse tamamen çürüyüp yıkılmadan önce uğrayıp, buraların yüzlerce yıl önce nasıl mamur bir yer olduğunu bir düşünmeye çalışın.
Esas adı Azlağa olan Abuislah, 1800’lü yılların sonunda 300 hane ve 1500 nüfuslu bir Laz yerleşimiydi. Köyde sübyan okulu eğitimi de veren üç cami vardı. 1909 yılında bir rüştiye okulu ile 1930’lu yıllarda da sahilde bir medrese açılmıştı. Benim dedem Koçaloğlu Osman efendi de (Koçalişi) bu rüştiyeden mezun olmuş, Lazca, Osmanlıca ve Türkçe okur yazar bir adamdı. İcra memurluğu ve dava vekilliği yapmış. Pul koleksiyonu vardı. Batum’dan Ardahan’a gelin gelmiş olan babaannem Balişi Lütfiye ile Abuislah’da kurdukları ev, işte bu tarihi caminin karşı yakasındaydı.
İlginizi Çekebilir