Çanakkale'de 'hâkimler var!'
ÇEVREÇanakkale İli Ayvacık ilçesi Cemaller, Söğütlü ve Keçikaya köylerinde kurulmak istenen Ilgardere RES Projesine karşı yöre halkı ile birlikte Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği'nın açtığı iki ayrı dava karara bağlındı.. Projenin ÇED Olumlu kararı iptal edildi.
ÇANAKKALE- Ayvacık ilçesi, Cemaller, Söğütlü, Keçikaya köyleri yakınlarında yer alan Ilgardere Rüzgar Enerji Santralı (RES) Projesi’nin ÇED süreci Or Enerji AŞ tarafından, 2020 yılında başlatıldı.
3 türbinli Faz-I için aynı yıl verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararının ardından şirket 3 adet türbin inşaatını tamamladı ve enerji üretimine başladı. Şirketin daha sonra ilave 5 türbinlik Faz- II için ÇED süreci başlattığı görüldü. Mevcut türbinlerin olumsuz etkilerini yaşamaya başlayan köylüler Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği'ne ulaşarak destek istedi. FAZ-II dosyasına ait “ÇED Gerekli Değildir” kararı dernek, köylüler ve muhtarlıklar tarafından dava edildi ve kazanıldı. Şirket bu süreçte ayrıca Faz-III dosyasını da sundu. Faz- III projesi için de dava açıldı.
Kazanılan Faz-II davası ne yazık ki Danıştay tarafından bozuldu ve yeniden yargılama süreci başladı. Her iki davanın da eş zamanlı yürümesi nedeniyle keşif ve bilirkişi incelemesi Çanakkale İdare Mahkemesi tarafından birlikte yapıldı. Bilirkişi Raporu davacılardan yana geldi. Şirketin itirazı üzerine bilirkişilerden ek rapor istendi. Ek rapor da davacılar lehine olunca, Çanakkale 2. İdare Mahkemesi tarafından 27 Kasım 2025 tarihinde yürütmeyi durdurma kararı verildi. Her iki davanın da duruşması 17 Aralık 2025 tarihinde gerçekleştirildi. Duruşmada şirket temsilcisinin sataşmaları nedeniyle oldukça gergin anlar yaşandı. Köylülerin isyanı ve bilimsel gerçeklikler karşılık buldu ve 2024/872 ve 2024/1109 Esas No’lu davaların her ikisinde de sevindirici karar çıktı ve ÇED kararları iptal edildi.
Mahkeme kararında aşağıdaki hususlara yer verildi:
Meteorolojik veriler hatalı. Seçilen istasyon yanlış,
Buzlanma riski var, hayatı risk taşıyor,
İnşaat sırasında açılacak yollar ve enerji nakil hatlarının dere geçişleri üzerinde yaratacağı tahribatı değerlendirilmemiş,
Meraları, tarlaları yok eden proje tarım ve hayvancılığa zarar verecek, tarımsal bütünlük bozulacak.
Göçmen kuşlar zarar görecek.
türbinlerin tarımsal bütünlüğü bozduğu, hayvancılık sistemini ve doğal ekosistemi tehdit ettiği, ayrıca süzülerek uçan göçmen kuşların yolu üzerinde kaldığı yönünde tespitler paylaşıldı.
Faz-II dava kararında dikkat çeken bir husus ise, Mahkemenin derneğimize dava açma süre aşımı bakımından red kararı vermesi ve 40 bin TL’lik avukatlık ücreti ve 1717 TL dava harcının derneğimiz tarafından ödenmesine karar vermesi. Dava açıldığında usulen ilk bakılacak hususlardan birisi dava açma süresi iken ve derneğimizin davacı olması herhangi bir ücret doğurmayacak şekilde baştan reddedilebilecekken durumun dava sonunda karara bağlanması da tartışılacak bir husustur. Kaldı ki yanlış olan bir idari karara karşı makul bir süre içinde her zaman dava açılabilmeli, davacılar 30 gün gibi oldukça kısa sürelere mecbur bırakılmamalıdır.
FAZ III için ÇED Olumlu kararı çıkmadan önce şirket bu kez de “Kapasite Artışı” adı ile 4. Proje için 06.06.2024 tarihinde ÇED süreci başlattı ve 15.08.2024'de ÇED Olumlu aldı. Karar yine derneğimiz, köylüler ve muhtarlar tarafından dava edildi. Esas no: 2025/123 olan dava süreci halen devam etmektedir.
Ilgardere RES Projesi için toplam 4 ayrı ÇED süreci yürütülmüştür.
Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği'nin mahkemenin “olumlu” bulunan kararından sonra yaptığı basın açıklamasında şu hususlara da dikkat çekildi:
"ÇED Yönetmeliği’nin koşullarını aşmak için kısa yollara başvurmak ve bir an önce alana yerleşmek için şirketler projeleri parçalamakta ve ayrı ayrı ÇED süreçleri yürütmekteler. Bu durumda ÇED süreçlerini takip etmek ve her birine ayrı ayrı davalar açmak davacılar için oldukça yorucu ve masraflı olmaktadır. Dava harçları ve bilirkişi ücretlerinin astronomik rakamlara ulaşmış olması da hak arama mücadelemizde büyük bir engel olarak karşılarına çıkmakta ve caydırıcı olmaktadır. Bu davada keşif ve bilirkişi ücreti 147 bin 500 TL' dir. Bu masraflar, bu kez davayı kaybeden idare tarafından karşılanacaktır. Hak arama mücadelesi için astronomik bedeller ödenmek zorunda kalınmaktadır.
Şirketler “Yeşil Dönüşüm” kisvesi ile Rüzgar Enerji Santralları için köylülerin tarlalarını, meralarını, ormanlarımızı gasp etmektedir. Çok fazla sayıda ruhsat ve lisans verilmektedir. Yenilebilir enerjinin ve elektrikli araçların ihtiyacı için de bakır, lityum, nikel gibi madenlere ihtiyaç duyulmaktadır. Tüm bu madenlerin çıkartılması da çok ciddi ekolojik yıkımlara yol açmaktadır.
İktidar, halkın gerçek enerji ihtiyacına göre değil, şirketlerin karı odaklı bir enerji politikası yürütmektedir. Projeler için tarım alanları, meralar, ormanlık alanlar, köylülerin yaşam alanları gözden çıkartılmakta ve şirketlere peşkeş çekilmektedir.
Enerji tasarrufu gerçekleştirilmeli, kayıp kaçaklar önlenmeli ve halkın gerçek enerji ihtiyacına uygun enerji üretimi planlaması yapılmalıdır. Enerji santrallarının yer seçimlerinde de son derece hassas olunarak doğanın ve tüm canlıların yararı gözetilmelidir."
RES’lerin zararları:
Türbünler düzenli yüksek ses çıkarır, düzenli ışık parlaması yaratır, yüksek manyetik alan yaratır, ŞALT merkezlerinde yüksek elektrik gerilimi vardır.
Bu durum insan ve hayvanların sağlığını etkiler, ekolojik dengeyi etkiler. Arılar ve kuşların ölümüne neden olur. Meyve ağaçlarında kırmızı böceklenmeye neden olur. Ayrıca arıların ölmesi nedeni ile çiçeklerde tozlaşma olmadığı için verim düşer.
Karaburun’daki uygulamada keçilerin düşük yaptığı, eskisi gibi çoğalamadığı, süt veriminin düştüğü gözlendi.
Meralarda bütün otların ve yaprakların tozlanmasına neden olduğu için keçiler, koyunlar otlamaz.
Tarla, mera, ormanlar şirketlere tahsis ediliyor. O alanlar firmaların kontrolüne geçiyor. Tarlalar köylünün elinden alınıyor. Köylü ormandan eskisi gibi yararlanamıyor, meralarında hayvanını otlatamıyor.
Devasa türbinleri taşımak için yollar yapılıyor, ağaçlar kesiliyor, ekosistemin bütünlüğü bozuluyor.
Tozlaşmayı sağlayan arı vb. canlıların zarar görmesi nedeniyle tarım alanları, meralar ve biyoçeşitlilik olumsuz etkileniyor.
Ormanda açılan yollar ve türbin taban alanı için kesilen ağaçlar nedeniyle orman ekosistemi bozuluyor.
Dağ sırtlarında oluşturduğu rüzgar perdesi ile hava akımını engelliyor, klima etkisi yapıyor, iklim değişikline yol açıyor.
Türbinlerin yarattığı toz nedeniyle bitkiler zarar görüyor.
Kuş göç yolları, yarasalar, diğer yaban hayat etkileniyor.
Yerleşim yerlerine yakın bölgelerde ise baş ağrısı, depresyon, uykusuzluk, tansiyon yüksekliği, anksiyete ve dolaşım sistemi hastalıklarına neden oluyor.
Özellikle tarım ve hayvancılık yaparak geçinen insanların ekonomik gelir kaynağı kısıtlanmış oluyor.
Bölgede yaşayamayan halk, başka yerlere göç etmek zorunda kalıyor.
Acele kamulaştırma gibi uygulamalar nedeni ile bölgenin emlak değerinin düşmesine neden oluyor.
Uyku bozukluğu ve stres gibi sonuçlar doğuran gürültü nedeni ile turistlerin gelmesini engelliyor, turizm ile geçinmeyi engelliyor.
İlginizi Çekebilir