CHP'nin 90. Mitingi Atasehir'de
GÜNDEMCHP'nin Millet İradesine Sahip Çıkıyor mitiglerinin 90.'si bu akşam Atasehir'de yoğun bir katılımla gerçekleşti. Tutuklu cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu, gönderdiği mesajda "Onlarla girdiğim her seçimi kazandığım için korkuyorlar. Sandıktan kaçamayacaklar!" dedi. CHP lideri Özel ise "Her kötülüğü yaptın, en büyük hapishaneyi yaptın, o salonu da yap, gelelim orada yapalım. Şimdi ‘Yapamadım, yetişmedi, aç kapa yapacağım mahkemeyi Hazirana atacağım.’ Bakın buna niyetlenene söylüyorum. 9 Mart günü hâkimin karşısında o yargılama başlayacak. Yok üç ay ileri. Herkesi bırakacaksın, en azından ev hapsi vereceksin. Senin beceriksizliğin yüzünden kimse ilave üç ay hapiste yatmayacak. Bunu yapmayıp yargılamayı başlatmayıp üç ay daha masum insanları adalet karşısından kaçırırsanız, aha da buradan söylüyorum. O gök kubbeyi tepenize yıkacağız, tepenize" şeklinde konuştu.
ISTANBUL/ATASEHIR- CHP'nin Millet İradesine Sahip Çıkıyor Mitingi bu Akşam Ataşehir Atatürk Mahallesi'nde gerçekleştirildi. Çok soğuk bir hava. yağmur ve kar serpintisi altında Atatürk Mahallesi Ataşehir Bulvarı'nda toplanan halka, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, tutuklu cumhurbaşkanı adayı ve seçilmiş İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun mesajını aktardı:
“Sevgili hemşerilerim, kıymetli İstanbullular… Saygıdeğer hanımefendiler, kıymetli beyefendiler, cesur gençler, güler yüzlü çocuklar… Hepinizi hasretle kucaklıyorum, sevgiyle saygıyla selamlıyorum. İyi ki varsınız. Sizleri çok seviyorum. Ataşehir için canla başla çalışan Onursal Adıgüzel Başkanıma ve tüm mesai arkadaşlarına yürekten teşekkür ediyorum. 11 ayın sultanı Ramazan’ı idrak ettiğimiz günlerdeyiz. Tüm İslam aleminin Ramazan-ı Şerif’i mübarek olsun. Ramazan, bereket ve merhamet ayıdır. İnsanların birbirini hissetmesine, vicdanların harekete geçmesine vesile olur. Makamın, mevkiinin, varlık ve yokluğun gözden geçirilmesine vesile olur. Ramazan; eşitliği, kardeşliği hissetmek adına çok kıymetli bir fırsat ayıdır. Ramazan’ın, tüm maneviyatıyla, en güçlü şekilde hissedilmesini temenni ediyorum.”
“MİLLETİN PARASINI MİLLETE VERİYOR, HİÇ KİMSEYİ YALNIZ VE ÇARESİZ BIRAKMAMAK İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ”
“Kıymetli Ataşehirliler; 2019’dan bugüne, İstanbul’un dört bir yanında olduğu gibi, Ataşehir’de de aynı ruh, aynı enerjiyle çalışıyoruz. Milletin parasını millete veriyor, hiç kimseyi yalnız ve çaresiz bırakmamak için mücadele ediyoruz. Ataşehir’de, bugüne kadar 4 Yuvamız İstanbul kreşimizi, çocuklarımızla ve aileleriyle buluşturduk. Kent Lokantamızı, Bölgesel İstihdam Ofimizi, Bütünleşik Sağlık Merkezimizi, Esatpaşa Spor Tesisimizi sizlerin hizmetine sunduk. Binlerce ailemize, görülmemiş ölçüde destek olduk. Öğrencilerimize, gençlerimize burslar, imkanlar sağladık. Çok büyük altyapı yatırımları gerçekleştirdik. Bostancı-Dudullu Metro Hattı’nı hizmete açtık. Ataşehir’deki, Anadolu yakasına hizmet eden sebze ve meyve halini Tuzla’ya taşıyoruz. Çalışmalarımızda sona geldik. Mart ayı sonrasında faaliyete almak için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz. Hal Tuzla’ya taşındığında, Ataşehir’de trafik yoğunluğu büyük ölçüde azalacak.”
“ÖNÜMÜZDEKİ SEÇİMİ DE KAZANACAĞIMI GÖRDÜKLERİ İÇİN KORKUYORLAR”
“Biz daha fazla hizmet, daha çok icraat, daha büyük yatırım peşinde koşarken, iktidar da işi gücü bırakıp, bizi engellemenin peşinde koştu. Kötülük dolu bir akıl tarafından bizler aleyhinde kurgulanan operasyon ve davalar, tarihimizde görülmemiş, büyük bir siyasi ve hukuki zorbalıktır. Koltuk hırsıyla yapılan bu zorbalıklar neticesinde en büyük kaybı, maalesef milletimiz yaşamaktadır. 19 Mart darbesiyle hukuktan ve demokrasiden uzaklaşmanın ekonomiye maliyeti 250 milyar doları aşmıştır. Milletimiz daha da fakirleşmiş, işsizlik daha da artmıştır. Vatandaşlarımız her sabah çok daha güvencesiz, çok daha belirsiz bir hayata uyanmaktadır. Bütün bunların tek sebebi, seçim kaybetme korkusudur. Onlarla girdiğim her seçimi kazandığım ve cumhurbaşkanı adayı olarak önümüzdeki seçimi de kazanacağımı gördükleri için korkuyorlar.”
“KORKUNUN ECELE FAYDASI YOK”
“Korkunun ecele faydası yok. Sandıktan kaçamayacaklar. Milletin önünde, milli iradenin karşısında diz çökecekler. Bir şahsın, bir ailenin, bir avuç insanın iktidarı bitecek; milletin iktidarı başlayacak. Türkiye artık 86 milyon vatandaşın aklıyla, vicdanıyla yönetilecek. Adaletle, liyakatla yönetilecek. ‘Ben devri’ bitecek, ‘biz dönemi’ başlayacak. Bu ülkede, insan olmaktan daha büyük bir mevki, vatandaş olmaktan daha üstün bir makam olmayacak. Devletin tüm kapıları, adalete ve hürriyete açılacak. Herkes emeğinin, girişiminin, yatırımının karşılığını hakkıyla alacak. Bolluğu ve bereketi, zenginlik ve refahı kardeşçe paylaşacağız. Her şey çok güzel olacak. Ekrem İmamoğlu. Silivri Zindanı.”
CHP lideri Özgür Özel'in konuşmasından satır başları şu şekilde:
“Bundan tam 336 gün önceydi, sizin iradenize el attılar. ‘Sizin seçtiğiniz değil, bizim atadığımız yönetecek’ dediler. ‘Kenara çekilin. Beni seçersen milli iradesin, beni seçmezsen ben bilirim, sen bilmezsin’ dediler. 336 gün önce o sabah İstanbul’a girerken, Saraçhane’ye giderken darbenin bir sonraki hedefinin bir sonraki iktidar, darbenin kişisel hedefinin, siyasi kişisel hedefinin bir sonraki Cumhurbaşkanımız olduğunu ve bugünün iktidarının geleceğimize darbe yaptığını biliyordum. Darbenin fiziki hedefi Saraçhane’ydi. Orayı ele geçirecekler ve oradan bize, size, millete had bildireceklerdi. Onun için Saraçhane’ye gittik. ‘Hedef burası’ dedik. ‘Bu binayı vermeyiz. Bu meydanı teslim etmeyiz’ dedik. Biz sizleri çağırdığımızda İstanbul’da beş gün süreyle, sonra 10’a çıktı, toplanmayı yasaklayanlar o gün sizler gelmeyin diye, o gün millet iradesine sahip çıkamasın diye otobüsleri durdurdular, metroları kapattılar, köprüleri kaldırdılar, vapurları bağladılar. O gün işte sizler; o gece de orada olan, bu gece de orada olan sizler, ilk gece 110 bin kişiyle bütün dünyanın dikkatini Saraçhane’ye çeken sizler, 23’ünde sandıklarda 15,5 milyonla Cumhurbaşkanı adayını belirleyen, akşam 550 bin kişi Saraçhane’yi dolduran sizler bütün hesapları bozdunuz. Darbeyi geri püskürttünüz. Bugün sizin Cumhurbaşkanı adayınız, Silivri’dedir ama morali yedi kat yukarıdadır. Onu içeri atan darbeci, bir saraydadır ama yerin yedi kat dibindedir. O yüzden o günden bugüne tam 90’ıncı kez bir aradayız. Elbette deli olmak lazım… ‘Kışın ortasında, Şubat’ın 18’inde eksi dört derecede miting mi olur? Beş kişi bile bir araya gelmez. Oraları dolmaz.’ Evet, normalde olmaz ama biz buraya ne mitinge geldik, ne birbirini eylemeye. Biz buraya haksızlığa itiraza geldik, direnmeye geldik, eyleme geldik. Öncelikle Saraçhane’de ilk gece toplandıktan sonra ve Saraçhane’yi o darbecilere değil; yeniden Ekrem Başkan gelene kadar ona vekalet edecek bir Cumhuriyet Halk Partiliye, bir seçilmişe emanet ettiğimiz yedi günden sonra dediler ki ‘Ne yapacaksınız?’ Dedik ki ‘Cumartesi Maltepe’deyiz.’ 2,3 milyon, hep beraber köprüyü geçtik ve Maltepe’ye, Anadolu’ya adım attık. O gün bugündür her çarşamba akşamı bir ilçede, her hafta sonu Anadolu’da bir ilimizde millet iradesine sahip çıktı, çıkmaya devam ediyor.”
“90’INCI EYLEM, 39 İLÇENİN 39’UNCU İLÇE MİTİNGİ”
“Bugün 90’ıncı eylem ama İstanbul’da 39 ilçenin 39’uncu ilçe mitingi. Buradan Ataşehir İlçe Başkanımız Anıl Dizdaroğlu’nun şahsında, öncelikle tüm Ataşehir örgütümüze teşekkür ediyorum. Anıl Başkan ile birlikte teker teker ismini şimdi sayamayacağım 39 ilçe başkanımıza, yönetimlerine, üyelerimize ve onların organizasyonlarıyla 39 sefer bizi mahcup etmeyen tüm İstanbullulara yürekten bir dayanışma için yürekten teşekkür ediyorum. Şunu bilin ki gizli gizli bu meydanı izleyen biri var. Hani o perdenin arkasından baktığı gibi Halk TV’ye bakan, Sözcü TV’ye bakan ve bu meydana bakan biri var. Ben eğer bakıyorsa canlı yayında sesleniyorum Erdoğan’a. Bakmıyorsa İletişim Başkanı’na sesleniyorum. Bu görüntülere iyi bakın. Bu kara, bu yağmura, bu meydana iyi bakın. Bu inanmışlığa iyi bakın. Ona göre bu millete, bu milletin seçtiğine el uzatırken, dil uzatırken ayağınızı denk alın. ‘Bundan sonra ne olacak?’ diyenlere… Şunu bilin. Mücadele asla durmayacak. Bu gece 39’uncu miting ama bu hikaye burada bitmeyecek. Önce İstanbul’da üçüncü bölgede, sonra ikinci bölgede, sonra bir kez daha birinci bölgede büyük bölge mitingleriyle; ardından 18 Mart’ı 19 Mart’a bağlayan gece hep birlikte büyük zulmün yıl dönümünde meydandayız, eylemdeyiz. ‘Yine kitapları, türküleri ve bayraklarıyla geldiler. Dalga dalga aydınlık oldular. Yürüdüler karanlığın üstüne. Meydanları zapt ettiler yine. Daha gün o gün değil. Dinleyin, asla dürülmesin bayraklar. Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır. Safları sıklaştırın çocuklar. Bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.’ Elindeki bayrağıyla, yüreğiyle buraları dolduran ve bundan sonrası için dosta güven, olmayana kaygı verenlere; bundan sonrası için ‘Arkanda kim var?’ diye sorana, ‘Onun arkasında ben varım. Millet var’ diyenlere helal olsun.”
“ONURSAL BAŞKAN KENTSEL DÖNÜŞÜM SEFERBERLİĞİ BAŞLATTI”
“Bugün şüphesiz benim için çok anlamlı bir ilçedeyiz. Ataşehir, benim adeta bir kardeşime emanet ettiğim ve sizlerin de takdiriyle rekor oyla buraya seçilen Onursal Adıgüzel’in belediye başkanlığı yaptığı ilçedir. Onursal, 22 aydır gece - gündüz çalışıyor. Şöyle bir baktım Onursal neler yapmış diye. Saymakla bitmeyecek çok önemli işleri yapmış. Ama en çok deprem hazırlığı için kentsel dönüşüm seferberliği başlatmış. Bunun için onu yürekten kutluyorum. Afet ve acil durum yönetim merkezi için üç bin kişilik Afet Köyü projesini hayata geçirdiği için yürekten kutluyorum. Ayrıca 60 bin ton asfaltla, 37 bin metrekare yeşil alan, 250 parkın yenilenmesiyle, Yaşam Vadisi projesinin ilk etabını bitirmesiyle, kreş sayısını beşe yükseltmesiyle, kent lokantalarıyla, Ferdi Zeyrek Çocuk Gündüz Bakım Evi’nin açılmasıyla, Ata Teras ile birlikte altı yeni kafenin açılmasıyla, Huriye Öğücü Tıp Merkezi’nin hizmete girmesiyle ona güvenenlerin güvenini boşa çıkarmayan Onursal kardeşime yürekten teşekkür ediyorum. İlkokul öğrencilerine 300 binden fazla dağıtılan beslenme paketi, ilçe okullarında arıtmalı su sebilleri, aşevi ve ailelere verilen sıcak yemekler, Duyu Bütünleme ve Engelsiz Sosyal Hizmet Merkezi’nin açılışından büyük bir memnuniyet duyduk. Ada Akademi’de gençlere LGS ve YGS hazırlıkları için imkan sağlandı. Bu yoksul, genç kardeşlerim için çok önemli bir hizmet. Ataşehir Kent Bostanı için, Yeni Sahra Stadı için, Esatpaşa Spor Kompleksi için ve Vet Mobil ile sokaktaki can dostlarımıza el uzattığı için benim kardeşime, sizin evladınıza bir yürekten teşekkür. Bir daha bu kadar çok çalışkanını belediye başkanı yapmayacağım, anlatırken nefesim kesiliyor valla.”
“KATILIMDA TOPLAM 13,5 MİLYONUN ÜZERİNDEYİZ”
“Peki bunun dışında? Ataşehir’e sadece bunlar mı yapılıyor? Hayır, çünkü bu Ataşehir’in Onursal ile birlikte yetki verdiği, gönül verdiği birisi var. Kimdir? Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu. Ekrem Başkan Ataşehir’de 10 bin haneye nakdi destek sağlıyor. 9 bin 800 haneye İstanbul Kart verdi. 2 bin 600 haneye halk ekmek desteği, 6 bin anneye Anne Kart, 55 bin gıda kolisi düzenli olarak, 410 çifte evlilik desteği, 6 bin 300 çocuğa her sabah halk süt. Dört yuva. İstanbul kreşinden 442 çocuk yararlanıyor. İSKİ eliyle 4,6 milyar liralık altyapı yatırımı, 47 kilometre atık su hattı, 138 kilometre içme suyu hattı. Bostancı - Dudullu metro hattı hizmete girdi. Ümraniye - Ataşehir - Göztepe metro hattının yapımı sürüyor. Ekrem Başkan bunların her birini başlattı, yaptı. Şimdi Silivri’den dakika dakika takip ediyor. Ona vekalet eden, onun adına hizmet eden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımızla 39 mitingde arkamızda kaya gibi duruyor. Bütün ekibe teşekkür ediyoruz. Efendim? Polis kamerasının işi o, onun size bir zararı yok. O çeker, yapacak bir şey yok. Şu kadarını söyleyeyim; herkes işini yapıyor ama ben sana bir şey anlatayım. O polis kamerası kötü bir şey olsa onu bulmak için var ya. En büyük gurur duyduğum şey ne biliyor musunuz arkadaşlar? Bu 90’ıncı eylem, 90’ıncı kez bir aradayız. Toplandığında katılım rakamları 13,5 milyonun üzerindeyiz. Bu 90 eylemde yüzlerce, binlerce düşen ve bayılan oldu. Hastaneye giden oldu. Dünya kadar şey oldu. Ne olmadı biliyor musunuz? Bir kişinin cüzdanı çalınmadı, bir kişi Allah korusun öbürüne yan gözle bakmadı. Bir kavga çıkmadı, bir taciz olmadı. Bu meydan, öyle bir meydan.”
“TARİHE DAMGASINI VURANLARIN ÖNÜNDE SAYGIYLA EĞİLİYORUM”
“‘Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz.’ Harikasınız, harikasınız. Ataşehir’in bu muhteşem akşamında tarihe damgasını vuranların önünde saygıyla eğiliyorum. Bu arada çok caps’imizi yaptılar Nuri Aslan’la senkron tutturamıyoruz diye. Artık bir vücudun iki koluna döndük. Milim sapmadan aynı şeyi yapabiliyoruz. Nuri Başkanım teşekkür ediyorum. Nuri Başkanın şahsında bütün saldırılara rağmen morali bozmayan, enseyi karartmayan, mücadeleye ve hizmete devam eden tüm İstanbul Büyükşehir ekibine bir alkış. Başkanları içeride olup mücadele eden ya da başkanları sürekli tehditle yıldırılmaya çalışılan ama İstanbul’a hizmetkarlıkta bir adım tereddüt etmeyen tüm başkanlara, meclis üyelerine, belediye personellerimize bir yürekten alkış.”
“VATAN HAİNLİĞİNE TUR BİNDİRİYOR”
“Şimdi malum dün İstanbul’da iki köprü arasında bir yürüyüş vardı. O yürüyüş aslında Nehirden Denize, Filistin’e destek yürüyüşleri gibi İstanbul il örgütümüzün ülkenin gündemini, dünyanın gündemini yakalayan ve buna İstanbul’u ortak eden, heyecan katan önemli mücadelelerinden biriydi. 366 gündür birlikte mücadelemiz ve tüm bu süreçlerdeki emeği için hem il yönetimine ve Özgür Çelik Başkanıma bir yürekten teşekkür alkışı alayım. İşin özü şu, işin özü, niye bu kadar önem veriyoruz? İki köprüyü satacaklar. Yedi tane de otobanı satacaklar, otoyolu. Bunlar AK Parti’den önce yapılmış, rahmetli Demirel’in, Özal’ın, Ecevit’in emekleri olan, onların dönemlerinde başlamış, inşaatı yapılmış, hizmete açılmış yerler. Örneğin Özal’ın yaptığı İzmir - Çeşme Otobanı 103 kilometre. 59 liraya gidiyorsun o mesafeyi. Ama aynı mesafeyi İzmir’den Akhisar‘a kadar 100 kilometre gittiğinde ödediğin para 390 liraya çıkıyor. Şimdi 59 liralık İstanbul Köprüsü’nü satacak, köprü geçişi 350 - 400 lira olacak. Bu köprüleri bundan 10 yıl önce satmaya çalıştı, itirazlar oldu. 5,5 milyar dolar teklif verildi bu köprülere ve otoyollara. Erdoğan o zaman dedi ki ‘7 milyarın altında satmak vatan hainliği’ olur. Bugün kaça satıyor biliyor musunuz orayı? 3,5 milyar dolara satıyor. Ben demiyorum kendi deyimiyle vatan hainliğini ikiye katlıyor. Vatan hainliğine tur bindiriyor.”
“O KÖPRÜLERİ SANA SATTIRMAYACAĞIM”
“Buradan, bu yağmurun altında, karın altında bütün Türkiye’ye sesleniyorum. Bu köprülerin yıllık getirisi 600 milyon dolar. Bu köprünün beş yıllık gelirini istiyor. Ne yapacak? O parayla kendince seçim ekonomisi yapacak. Aç bıraktığı emekliyi, süründürdüğü asgari ücretliyi, perişan ettiği köylüyü, çiftçiyi güya kandıracak. Ve karşılığında 25 yıl o köprülerin parasını başkaları alacak. Bakın değerli İstanbullular, beş yıllık kirasına 25 yıllığına verilecek bir yer olamaz. Düşünün 50 bin liraya kiraya verdiğin bir yere 250 bin lira verseler 25 ay kira almamayı kabul eder misin? Herhangi birisi bir şeyin bir aylık kirasını beş ay aldı diye 25 ay, bir yıllık kirasını beş yıllık peşin aldı diye 25 yıl asla vermez. Babasının malını vermeyen, milletin malını veremez. Daha da kötüsü, bugünkü fiyatlarla 600 milyon getiriyor. Adamlar yedi katı paraya köprüden geçirtecekler. Yani bugünkü fiyatla değil, onların fiyatıyla bir yılda kazanacakları parayı verecekler, 25 yıl bizim cebimizden onlar yiyecekler. Altın yumurtlayan tavuğu satıyorlar. Altın yumurtlayan tavuğu bugünkü fiyatla beş yumurta parasına, yarınki fiyatla bir yumurta parasına satıyorlar. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. İstanbul örgütüm ayaktadır, İstanbul ayaktadır. Türkiye’yi ayağa kaldıracağım, o köprüleri sana sattırmayacağım. Bu arada kamuoyu araştırmaları şöyle, köprünün satılacağını bilenler toplumun yüzde 40’ı. Yüzde 60’ının daha haberi yok. Ama haberdar olanların yüzde 90’ı karşı. Onun için ne yapacağız? Bunu bilenler olarak bilmeyenlere anlatacağız. Duymayan kimse kalmayacak, bu millet bir bütün olarak Erdoğan’ın karşısına dayanacak. Herkese duyurun bunu.”
“ALANI EN GEÇ İKİ SENE SONRA SİZİ DEF EDECEĞİZ”
“Türkiye’deki bugün çiftçilerin aylık gelir ortalaması 19 bin 700 lira. Kanun diyor ki ‘Çiftçiye beş vereceksin.’ Bunlar bütçeye bir koyuyor. Yani kanun diyor ki ‘Çiftçi milletin efendisi olmak için beş alacak.’ Bunlar bir verip süründürüyor. Bugün Türkiye’de en düşük emekli maaşı 20 bin lira. Tayyip Bey geldiğinde 8 çeyrek altın alan en düşük emekli maaşı, bugün 2 çeyrek bile alamıyor. Bugün asgari ücret 28 bin lira, Tayyip Bey geldiğinde 7 çeyrek alan asgari ücret, bugün 2,5 çeyrek altın alabiliyor. Böyle bir haksızlıkla karşı karşıyayız ve o köprüyü satacak. O köprünün üstünden geçen her araç, 50 lira yerine 350 lira verecek. Ama o para 20 bin liraya mahkum emeklinin cebine girmeyecek. Asgari ücretlinin cebine girmeyecek. Çiftçiye destekleme diye verilmeyecek. Bu 25 yıl sürecek. Buradan geleceğin iktidar partisinin genel başkanı olarak sesleniyorum dünyaya. Sesleniyorum bu işe niyet edenlere. Bu köprüyü alırsanız, bu imzayı atarsanız iki sene sonra Cumhuriyet Halk Partisi geldiğinde, en geç iki sene sonra sizi def edeceğiz, def edeceğiz.”
“TUTUKSUZ YARGILAMAYA GEÇİN, ARKADAŞLARIMIZI SERBEST BIRAKIN”
“İnan Başkan Silivri’de izliyor. Bak karşıda ne yazmışlar? Buradan İnan Güney'e, gençlik kollarından arkadaşlar ‘Onurumuzdur’ diyorlar. Buradan şunu hatırlatayım. Hasan Akgün, Hakan Bahçetepe, Özgür Kabadayı, İnan Güney ve Hasan Mutlu sekiz ay oldu içerideler ve haklarında iddianame yazılmadı. İstanbul’dan onlara iddianame yazmayanlar ‘Biz şöyle ekibiz, böyle ekibimiz, 200 kişilik dosyaya dört günde iddianame yazdık’ diye övünüyorlardı. Sekiz aydır duruyor. Niye duruyor biliyor musunuz? Bu arkadaşların toplu iğne başı kadar bir kusurunu bulamadılar. Ama ne yapıyorlar biliyor musunuz? O belediyelerdeki hizmeti durdurmayı, insanları yıldırmayı, bazılarını ailesiyle tehdit edip yalan yere iftira attırmayı ve bu belediyeleri ele geçirmeyi düşünüyorlar. Buradan bir kez daha iddianame bekleyen arkadaşlarımız için derhal iddianame yazamadığınıza göre tutuksuz yargılamaya geçin, arkadaşlarımızı serbest bırakın. Aksini kabul etmiyoruz.”
“TARİHİ HUKUKSUZLUKLARDAN BİRİNE İSYAN İÇİN BURADAYIZ”
“Değerli Ataşehirliler, bugün burada tarihin en büyük hukuksuzluklarından birine isyan etmek için buradayız. İtiraz etmek için buradayız. Ekrem Başkanımızın tek kusuru, tek suçu Tayyip Erdoğan’ı önce İstanbul’da, kendi ilçesinde, Beylikdüzü’nde yenip o ilçeyi AK Parti’den alıp CHP’ye kazandırmak. Devamında Tayyip Bey’in karşısına çıkardığı Başbakanı yenmek, İstanbul’u kazanmak. Meclis Başkanını yenmek, İstanbul’u kazanmak. Çok güvendiği bakanını milyonlarca oy farkla yenmek, İstanbul’u kazanmaktır. Bugün Ekrem İmamoğlu ve diğer bütün arkadaşlarımız Tayyip Erdoğan’ı yenme suçundan, onu defalarca yenme ve önümüzdeki seçimlerde iktidara gelme suçundan dolayı şu an içeride tutuluyorlar. İlk günden beri söylüyorum. İlk günden beri bütün o yandaş kanalların ilkbaharda, yaz, sonbaharda süren kışa kadar devam eden iftiralarına karşı dimdik durarak söylüyorum. Bunların tamamı kumpastır, yaz boyunca attıkları tüm yalanlar, İmamoğlu’nun arabalarının MHP’li milletvekilinin çıkmasından tutun, cep telefonu yalanından çıkın, ‘Parke altından milyon dolarlar çıktı, görüntüsü elimizde’ yalanından tutun, ‘Valizlerin içinde, bavullarla para taşıdılar’ yalanından jammer çıkmasına kadar gidin, söyledikleri her şey yalan çıktı. TRT’den gösterdikleri ‘Belediye kasasından dolar çıktı’da görüntüler stok çıktı, TRT’nin yalanı çıktı. Belediyeden sadece mühür çıktı. Ama o gün bugün, iftirayla, hakaretle, zulümle, aileyle, tehditle, zorla itirafçı yaptıkları bile mahkeme karşısına çıkınca onların dedikleri gibi şeyleri doğrulayamaz oldular. Buradan bir kez daha söylüyorum. Erdoğan bundan neredeyse 11 ay önce dedi ki, ‘Bir aya kalmaz insan içine çıkamazlar.’ 11 ay oldu, yağmurun, karın altında, eksi 4 derece sıcakta, Ataşehir’de, insanın, canların, aslanların içindeyiz. Dedi ki ‘Birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar.’ Yüz yüzeyiz, göz gözeyiz. Dediler ki, ‘Ailelerinin gözünün içine bakamayacaklar.’ Hepsi adına burada Dilek kardeşiniz. Biz hep beraber sımsıkı, omuz omuza, birbirimize inanıyoruz. Arkadaşlarımıza güveniyoruz. Ahlaki üstünlük bizdedir, psikolojik üstünlük bizdedir, çoğunluk enerjisi bizdedir. Biz haklıyız, biz kazanacağız.”
“SENİN BECERİKSİZLİĞİN YÜZÜNDEN KİMSE ÜÇ AY FAZLA YATMAYACAK”
“Bütün şimdi buradan yeni hazırlanan bir kötülüğe dikkat çekerek bir uyarıda ve bir çağrıda bulunmak isteriz. Aylarca bekledik nihayet iddianame çıktı. Dedik ki ‘Yargılanmak değil, yargılamak için bekliyoruz.’ Çıktı, boş çıktı, fos çıktı, bir anda perişan oldular. O iddianameyi bekleyenler arkasından çekildiler. Savunmadılar. ‘Savunamayacak’ diyen bizler dimdik durduk, haklı çıktık. ‘İddianame çıksın rezil olacaklar’ diyenler insanın içine çıkamaz, iddianameyi savunamaz hale geldiler. Şimdi bu iddianame ile yargılama 9 Mart‘ta başlayacak. Bugüne kadar büyük zulüm, büyük haksızlık gördük ama nihayet hakim karşısına çıkacağız, iftiralara yanıtı vereceğiz, kanıtları koyacağız, milletimizin gönlünde ve gözünün önünde aklanacağız. Şimdi kumpasa bak. ‘Dünyanın en büyük mahkeme salonunu yapıyoruz.’ Yap, yap. Her kötülüğü yaptın, en büyük hapishaneyi yaptın, o salonu da yap, gelelim orada yapalım. Şimdi ‘Yapamadım, yetişmedi, aç kapa yapacağım mahkemeyi Hazirana atacağım.’ Bakın buna niyetlenene söylüyorum. 9 Mart günü hâkimin karşısında o yargılama başlayacak. Yok üç ay ileri. Herkesi bırakacaksın, en azından ev hapsi vereceksin. Senin beceriksizliğin yüzünden kimse ilave üç ay hapiste yatmayacak. Bunu yapmayıp yargılamayı başlatmayıp üç ay daha masum insanları adalet karşısından kaçırırsanız, aha da buradan söylüyorum. O gök kubbeyi tepenize yıkacağız, tepenize. Daha fazla beklemeye, daha fazla suçsuz yere içeride yatmaya, evlatları analarından, eşleri birbirinden ayırmaya, anneleri gözü yaşlı bırakmaya, yaşlı babalara daha fazla zulmetmenize izin vermeyeceğiz. Derhal yargılama istiyoruz, tutuksuz yargılama istiyoruz. Biz kendimize güveniyoruz, televizyondan canlı yayın istiyoruz.”
“‘TEK ŞEY VAR YAPILACAK; BU, İYİLİĞİN BİRLİĞİDİR’”
“Daha çok sizi yağmur, kar altında tutmak istemiyorum ama son ilçe mitingidir, 90’ıncı eylemdir. Buradan ilk gece dimdik arkamızda duran ve şimdi bizi bir yerlerden izleyen Altan Öymen‘e Allah rahmet eylesin. Hasta yatağından bu meydana alkış yapan, gözyaşı akıtan, arkamızda hep dimdik duran Hikmet Çetin’e selam olsun. Sevgili Murat Karayalçın’a, tüm süreçte bu otobüsün üstünde ilk geceden beri burada olan Murat Karayalçın’a selam olsun. Geçtiğimiz hafta Adalar eyleminden sonra benim çok sevdiğim, bu meydanları umutla izleyen Ataol Behramoğlu’nu ziyaret ettim. Yaşadığı tüm sorunlara rağmen bana bir şiirini okudu kendisi. Şimdi bizi izlediğini de biliyorum. O şiiri, Ataol Behramoğlu'nun o şiirini onun adına ama altına imzamı atarak değil, yüreğimi basarak sizlere iletmek istiyorum. Diyor ki Ataol Behramoğlu ‘İyilik ve kötülük bir düelloda karşılaşsalar kim kazanır dersiniz? Korkarım kazanan bu çatışmada kötülük olur diyeceksiniz. Çünkü o zalimdir, kıyıcıdır, acımasız ve hilebazdır. Yalnız da değildir üstelik. Arkasında çıkar odakları vardır. İyilik ise buna karşılık tek başınadır genellikle. Kötüyü kanıksar gibidir artık boyun eğmese de bütünüyle. Oysa kötülük durmaksızın yaşamı kemirip çürütmektedir. Bu geri dönüşsüz yok edilişin durdurulması gerekmektedir. Kuşkusuz kötüyle savaş onun silahları ile yapılmaz. İyilik bunu istese bile kötü olmayı başaramaz. Öyleyse bir tek şey var yapılacak. Bu, iyilerin birlikteliğidir. Amansız kötülüğü ancak örgütlü iyilik hareketi yenebilir.’ İşte Ataol Behramoğlu‘na selam olsun. Tam da anlatmak istediğimiz budur. Bugün bu meydanda iyi insanlar, cesur insanlar, direnen, adalet arayan insanlar var. Bugün bu meydanda aslan sosyal demokratlar, muhafazakar demokratlar, milliyetçi demokratlar, liberal demokratlar, sosyal demokratlar, Kürt demokratlar el eleler, yan yanalar, omuz omuzalar.”
“DUALARINIZA ADALET TALEBİNİ EKLEYİN”
“Bugün mübarek Ramazan’ın ilk gecesi, ilk sahuru ve yarın ilk orucu. İnanan herkese, tüm Müslümanlara, İslam âlemine ‘Ramazan hayırlı olsun’ derken, inanan herkese sesleniyorum ki tüm ibadetlerde dualarınızın sonuna mutlaka adalet talebini ekleyin. Adalet ki devletin dinidir. Adaleti hepimiz için isteyin. Biz iyi insanlarız. Bu meydan iyi insanlarla dolu. Televizyonları başında iyi insanlar var. Bu gece sahura iyi insanlar kalkacak. Yarın orucu onlar tutacak, onlar açacak. Hepimizin ortak dileği kardeşliktir. Hepimizin ortak dileği, birlikte huzur içinde yaşamaktır. Hepimizin ortak dileği, kimsenin çocuğunun aç kalmaması, aç yatmaması, okulda gözünü yanındaki çocuğun beslenme çantasına takmaması, oraya bakmamasıdır. Herkese eşit sağlık, eşit eğitim, iyi bir yaşam, iyi bir barınma için bu ülkede AK Parti’nin kurduğu kara düzen bitmelidir. Artık bakan evlatlarının devri bitmeli ve vatan evlatlarının iktidarı gelmelidir. Elde ay yıldızlı al bayrak taşıyanlara kurban olayım. Bu ülkeyi sevenlere, bu ülkenin inanmış güzel insanlarına kurban olayım. Ve buradan bir kez daha sesleniyoruz ki; biz adalet için ayaktayız, eşitlik için ayaktayız, hakça yaşamak, birlikte çalışmak, çokça kazanmak, eşit bölüşmek için ayaktayız. Bizim yolumuz Ekrem İmamoğlu’nu Cumhurbaşkanı, bir başkasının bakan yapma yolu değil; Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığında bu memleketi ayağa kaldırmanın yoludur. Onun için buradan, 90’ncı eylemden, bu güzelim, insanların içinden televizyonlarından dinleyen herkese sesleniyorum. Bundan sonra hep birlikte olacağız, hep birlikte meydanlarda, eylemlerde, sokaklarda olacağız. Hakkımızı kolay olmayacak ama söke söke alacağız. Yılmadan mücadele edecek, hep birlikte ortak gelecek için çalışacağız. Bu yolda benimle, Ekrem Başkan’la ve örgütümüzle, yetmez Türkiye İttifakı’nın bütün bileşenleri ile hep beraber, kol kola yürümeye var mısınız? Var mısınız? Hepinizi çok seviyorum, Türkiye’nin güzel insanları. Emrinize amadeyiz, emrinize. Hepinizi çok seviyoruz. Haydi o zaman yolunuz açık olsun, yolumuz açık olsun. Yürüyelim arkadaşlar.”
İlginizi Çekebilir