© BRT

İBB Davası'nda 61. gün sona erdi: Mahkeme başkanından '9 Temmuz' açıklaması

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 414 sanıklı davanın 61. duruşması sona erdi. Dünkü savunma süresi tartışmasını gündeme taşıyan İmamoğlu, 9 Temmuz'da ilk celsenin tamamlanmasının mümkün olmadığını söylerken, mahkeme başkanı ise yargılamanın planlandığı takvim doğrultusunda sürdürüleceğini belirtti. İmamoğlu hakkında salondan çıkarılması kararı verildi. Gerginliğin ardından duruşmaya ara verildi.Çıplak arama ve savcı baskısı iddialarını dile getiren Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker gözyaşlarına boğuldu, salondan ayrıldı.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 59’u tutuklu 414 sanıklı İBB davasının 61. duruşma günü sona erdi. Dava, dün savunmasını tamamlayan Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un avukat savunmalarıyla sürdü.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş ile birlikte CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Aykut Kaya, Seyit Torun ve Bülent Tezcan da salonda yerini aldı. 

Ekrem İmamoğlu, salona girişte izleyicilere ve CHP'lilere seslenerek "Sizlere güveniyoruz. Türkiye sizin kararınıza emanet" dedi.

18:20 |  DURUŞMA SONA ERDİ: MAHKEME BAŞKANINDAN '9 TEMMUZ' AÇIKLAMASI

İBB Davası'nda 61.duruşma günü, İnan Güney'in kısa avukat savunmalarının ardından sona erdi. 

Mahkeme Başkanı duruşma sonunda "Bu 9 Temmuz kararını NATO zirvesine kadar bağlamışlar ama bu tarihin çok özel bir tarafı yok. Ekrem Bey seferberlik diyor, biri NATO diyor ama biz bu süreci heyet olarak içeride belirledik" dedi.

Mahkeme başkanı duruşma sonunda ayrıca İçişleri Bakanlığı, MAPEG ve Şişli Belediyesi'nin "suçtan zarar gören" olarak davaya katılma talepleri onaylandı. 

 

Sedat Kapıdağ'ın aynı yöndeki katılma talebi ise reddedildi. Kapıdağ tanık olarak dinlenecek.

Duruşma pazartesi günü, bugün hastaneye götürülen İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz'ın savunmasıyla devam edecek.

16:50 |  AVUKAT SAVUNMALARI BAŞLADI

Mahkeme başkanı, savunmasını tamamlayan İnan Güney'e savunmasında kendisine yönelik isnatlar kapsamında kaldığı için teşekkür etti. Daha sonra Güney’in avukatı Şükrü Kocuk, savunmasına başladı.

“8 AY BOYUNCA TUTUKLULUĞA DEVAM GEREKÇESİ SAYILAN RAPOR DAVADAN HEMEN ÖNCE HAZIRLANDI”

Güney, tutukluluk süresine ilişkin ise çelişkili olduğunu savunduğu kısımları şöyle açıkladı:

“8 ay iddianamesiz tutuklu kaldıktan sonra mart ayında iddianamemiz hazırlandı ve dosyanın yeniden birleştirilmesi talep edildi. Tefrik kararı ile yeniden birleştirme arasında yeni bir gelişme ya da yeni bir ifade olmadı. Buna rağmen dosya yeniden birleştirildi. Tefrik edildiği Eylül 2025 ile iddianamenin hazırlandığı Mart 2026 arasında dosyaya giren tek yeni belge, iddianameden 5 gün önce eklenen HTS baz analiz raporuydu. Oysa 8 ay boyunca tutukluluğun devamına gerekçe gösterilen bu rapor o tarihe kadar dosyada yoktu. Tek başına delil kabul edilmeyen HTS raporu birleştirmeye gerekçe yapıldıysa bunun takdirini mahkemenize bırakıyorum. Müstakil iddianame düzenlenseydi ağır cezada değil, asliye ceza mahkemesinde yargılanacaktık. Yeni bir delil ortaya konulmadan dosyanın yeniden birleştirilmesi savunma açısından açıklanması gereken önemli bir çelişki doğurmuştur.”

 

Savunmasının devamında iddianamenin dayandığı delilleri tek tek değerlendiren Güney, hakkındaki "gizli ortaklık" iddiasının tanık ifadeleriyle doğrulanmadığını savundu. Savcılığın delil olarak gösterdiği Serkan Öztürk'ün ifadesinde, iddianamede yer alan "iş bağladı" ve "pasladı" ifadelerinin bulunmadığını söyleyen Güney, Öztürk'ün de duruşmada bu sözlerin kendisine ait olmadığını beyan ettiğini aktardı. Serkan Öztürk ile 25 yıllık arkadaş olduklarını ancak bunun gizli ortaklık anlamına gelmeyeceğini belirten Güney, "Savcılık arkadaşlığın ortaklığa dönüştüğünü söylüyor ancak buna ilişkin tek bir mesaj, para hareketi ya da delil ortaya koyamıyor. Gizli ortaklığın varlığını ispatlayamıyor, bizden gizli ortak olmadığımızı ispatlamamızı istiyor" dedi.

Etkin pişmanlıktan yararlanan Rauf Cem Istranca'nın ifadelerinin de iddianamedeki suçlamaları desteklemediğini öne süren Güney, Istranca'nın kendisiyle ilgili gizli ortaklık ya da usulsüz yönlendirme iddiasında bulunmadığını söyledi. Güney, kendisi hakkında ifade veren Murat Kapki'nin soruşturma aşamasındaki ifadelerini mahkemede geri çektiğini hatırlatarak, bu beyanların duyuma dayandığını ve somut delil içermediğini savundu.

Kendisi hakkındaki kamu zararına dolandırıcılık suçlamasına da değinen Güney, bu suçun oluşabilmesi için hileli davranış, aldatma, menfaat temini ve kamu zararının somut biçimde ortaya konulması gerektiğini söyledi. İddianamede bu unsurların hiçbirinin kendi yönünden açıklanmadığını öne süren Güney, gizli ortaklık varsayımı üzerine kamu zararına dolandırıcılık suçlaması kurulamayacağını belirterek "Hile yok, aldatma yok, menfaat yok, para hareketi yok, kamu zararı ile benim aramda kurulmuş bir illiyet bağı yok. Bu unsurlar yoksa kamu zararına dolandırıcılık suçunun oluştuğundan bahsetmek mümkün değildir" ifadelerini kullandı.

 

Örgüte yardım suçlamasını da reddeden Güney, kendisine yöneltilen bu suçlamanın da arkadaşlık ilişkileri, siyasi tanışıklıklar ve duyuma dayalı değerlendirmeler üzerine kurulduğunu öne süren Güney, "Ceza hukukunda kanaat cezalandırılmaz, duyum cezalandırılmaz, arkadaşlık cezalandırılmaz, siyasi tanışıklık cezalandırılmaz. Ben hayatım boyunca siyasi kimliğini açık yaşamış bir insanım. Benim hayatım boyunca tek örgütlülüğüm Cumhuriyet Halk Partisi örgütlülüğüdür" dedi. 

“SİYASET ADLİYEDE DEĞİL SOKAKTA HALKA HİZMETTE YARIŞMALIYDI”

Sözlerine, “Siyaset adliye koridorlarında değil, sokakta, halka hizmette yarışmalıydı. Bu iddianame ile, bu esaret ile sadece biz mi cezalandırılıyoruz? Eşimiz, yavrularımız, ana babalarımız, bize oy veren seçmenlerimiz, Beyoğlu halkı cezalandırılıyor” diyerek devam eden Güney daha sonra Beyoğlu’nun kendisi için önemini ve belediye başkanlığı döneminde yaptığı hizmetleri kısaca anlattı.

Güney, savunmasını şu ifadelerle sonlandırdı:

“Artık memleketin, kadınların, gençlerin, çocukların, siyasetin, hepimizin yürekten bir günaydına ihtiyacı var. Günaydın demek, umutla yeni bir güne başlamak demektir. Günaydın demek, huzur demektir. Günaydın demek, aydınlık demektir. Günaydın demek, yenilenme demektir. Ve sizin adaletle vereceğiniz bu mahkemedeki karar, memleket için yepyeni bir günaydın olacaktır. O nedenle herkese günaydın diyerek savunmamı bitiriyorum Sayın Başkanım. Tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum.

 

TÜRKER GÖZYAŞLARIYLA SALONU TERKETTİ

İnan Güney’in savunmasının son kısmında, geçtiğimiz haftalarda tamamladığı savunmasında kendisine yönelik çıplak arama ve savcı baskısı iddialarını dile getiren Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker gözyaşlarına boğuldu. Diğer kadın tutukluların yardımıyla salondan ayrılan Türker’in, Güney’in gözaltına alındığı süreci anlattığı esnada duygulandığı ve tuvalete götürüldüğü öğrenildi. Türker, bir süre sonra tekrar salona döndü.

16.00 | AVUKAT VE İZLEYİCİLERDEN DAVANIN DEVAM ETMESİNE TEPKİ

Mahkeme başkanı, Güney’e istemediği takdirde savunma yapmayabileceğini söyledi ancak Güney savunmasını yapmak istediğini belirtti. Duruşmanın bu şartlarda devam etmesine tepki gösteren çok sayıda izleyici ve avukat da salonu terketti.

İnan Güney, mahkemedeki sözlerine kamu görevleri boyunca hukuka aykırı hiçbir işlem yapmadığını vurgulayarak başladı. CHP Beyoğlu İlçe Başkanlığı, Beltaş Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevlerini onurla ve gururla yürüttüğünü belirten Güney "Bugün karşınızda Beltaş Yönetim Kurulu Başkanlığı ve bir buçuk yıl yaptığım Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevlerinden dolayı bulunmuyorum. Ne mutlu bana ki kamu görevlerim boyunca en ufak bir kusura, hukuka aykırı davranışa rastlanmadı" dedi.

 

Tutukluluk sürecinde ailesinin yaşadıklarını da anlatan Güney, cezaevindeki görüş günlerini "maskeli balo" olarak nitelendirdi. Herkesin birbirine iyi olduğunu göstermeye çalıştığını söyleyen Güney, özellikle 9 yaşındaki kızının cezaevi girişinde yaşadıklarını anlatarak, "Dokuz yaşındaki kızım, ışıklı ayakkabılarını babasına göstermek için büyük bir heyecanla cezaevine geldi. Ama maalesef o ışıklı ayakkabılar ayağından çıkarıldı ve yerine terlik verilerek yanıma gönderildi. Kabine girdiğimde 9 yaşındaki Zeynep'imin gözlerinden yaş akarken ağzıyla zorla gülmeye çalıştığını gördüm. Babası üzülmesin diye ağzıyla gülmeye çalışırken gözyaşlarına hâkim olamıyordu" ifadelerini kullandı.

Babasının da tutukluluğunun ilk ayında kanser tedavisine başladığını belirten Güney, savunmasının devamında iddianameye yönelik eleştirilerini sıraladı.

“İSTEDİĞİNİZİ GÖREVDEN ALIP, İSTEDİĞİNİZİ CEZAEVİNE ATABİLİRSİNİZ”

Güney, 8 ay boyunca iddianame hazırlanmadan tutuklu kaldığını hatırlatarak, dosyada kendisine yöneltilen suçlamaların somut delillere dayanmadığını savundu. İddianameyi defalarca okuduğunu söyleyen Güney, "Okuduğumda değil bir suç, suç başlangıcının şüphesini dahi görmedim" dedi. Hakkında gizli ortak olduğu iddiası bulunduğunu ancak belediye başkanlığı ve Beltaş'taki görevlerine ilişkin herhangi bir suç isnadı yapılmadığını belirten Güney, "Böyle bir iddianamede sadece ismi değiştirip istediğiniz belediye başkanını görevden alır, istediğiniz belediye başkanını cezaevine atabilirsiniz" ifadelerini kullandı.

Dosya sürecinde hakkındaki suçlamaların ve soruşturmanın kapsamının sürekli değiştiğini söyleyen Güney, önce rüşvet suçlamasıyla gözaltına alındığını, ardından dosyanın İBB soruşturmasına dönüştüğünü, daha sonra ayrılıp yeniden birleştirildiğini anlattı. İddianamede mesaj, e-posta, para hareketi, kamera kaydı ya da yer ve zaman bilgisi içeren hiçbir somut delil bulunmadığını hatırlatan Güney, "Çürüteceğimiz belge yok, delil yok. Ne var? Yalnızca savcılık makamında oluşmuş bir şüphe var. Ben burada şüphe dahi olmadan yargılanıyorum” diye konuştu.

15.10 | YILMAZ HASTANEYE GÖTÜRÜLDÜ, İNAN GÜNEY SAVUNMASINA BAŞLADI

Davaya verilen aradan önce İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz'ın savunmasının alınacağı belirtilmişti.

Avukatının salonda olmadığını söyleyen Tuncay Yılmaz için 1 no'lu barodan nöbetçi avukat görevlendirilirken eşinin aktardığına göre, tansiyonu çıkan Yılmaz, hastaneye götürüldü. 

Tutuklular tekrar salona getirilirken savunma sırası gelen Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in savunması başladı.

13.50 | TUNCAY YILMAZ İÇİN BARODAN AVUKAT GÖREVLENDİRİLİYOR

Tutuklular alkışlarla salona getirildi. İmamoğlu ile beraber mahkeme başkanının dışarı çıkarma kararı verdiği İmamoğlu’nun avukatlarından Tora Pekin ve diğer sanık avukatları Deniz Yavuzyılmaz ve Mehmet Can Seyhan da salona alınmadı. Mahkeme heyetinin de salondaki yerini almasıyla, salonda bulunan avukatların büyük bir bölümü “Burada yargılama yapılmıyor” diyerek salonu terketti.

Mahkeme başkanı duruşmayı tekrar başlatırken Murat Ongun’un avukatı Rahşan Sertkaya Daniş’in dün yaptığı savunmanın esas alınacağını belirterek Ongun’un savunma kısmını sonlandırdı. Daha sonra savunma sırası gelen İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz kürsüye davet edilirken Yılmaz, avukatının salonda olmadığını söyledi.

Devamında İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan söz alarak kürsüye geldi. Mahkeme başkanına seslenen Pehlivan, “Tutuklular ve avukatlar, başlangıçta belirlediğiniz sıraya göre hazırlık yaptılar” diyerek duruşmayı 9 Temmuz’da sonlandırma kararını tekrar gözden geçirmesini talep etti.

Mahkeme başkanı, avukatının salonda olmadığını söyleyen Tuncay Yılmaz için CMK gereği barodan nöbetçi avukat görevlendirileceğini ve Yılmaz’ın bu şekilde savunma yapacağını açıkladı. Görevlendirmenin yapılabilmesi için duruşmaya tekrar ara verdi. 

Tutuklular, 5 dakika bulundukları salondan tekrar çıkartılıyor.

13.10 | MURAT ÇALIK'IN ANNESİ SALONDA TEK BAŞINA BEKLİYOR

Mahkeme heyeti, duruşmanın devamı konusunda kararını henüz açıklamadı. Salonda yalnızca birkaç avukat ve gazeteciler bulunuyor. Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın annesi Gülseren Çalık, boşaltılan izleyici bölümünde tek başına bekleyişini sürdürüyor.

12.20 | İBB DAVASI AVUKATLARI DURUŞMAYA KATILMAMA KARARI ALDI

İBB Davası avukatları, yaşananlar üzerine bugünkü duruşma gününe katılmama kararı aldı. İmamoğlu ile beraber İmamoğlu'nun avukatlarından Tora Pekin ve diğer sanık avukatları Deniz Yavuzyılmaz ve Mehmet Can Seyhan da mahkeme başkanı tarafından salondan çıkarılmıştı.

12.00 | ÖZÇAĞDAŞ'TAN MAHKEME BAŞKANINA: "O LAFIN HESABINI VERECEKSİN"

Aranın ardından açıklama yapan Özçağdaş, mahkeme başkanının tutumunu eleştirerek, "Bize 'soytarılık yapıyorsunuz' diyor. Haddini bilsin" dedi. Özçağdaş, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Bize "soytarılık yapıyorsunuz" diyor mahkeme başkanı. Haddini bil önce. Bir mübaşire teslim olmuşsun. O lafın hesabını vereceksin. Yazık Türkiye'nin haline. Hakim milletvekilleri için böyle hakaret edebiliyor. NATO zirvesi için özel bir ayarlama girişimi bu. Başka bir açıklamaları var mı bilmiyorum". CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da mahkeme başkanının sözlerine tepki göstererek, "Bu salon evinin salonu değil" ifadelerini kullandı.

11.42 | ARA VERİLDİ

Tutuklular tekrar salondan çıkartılıyor. İBB Davası’nda 61. duruşma günü başlayamadan ilk ara verildi. Mahkeme başkanı tarafından salondan çıkartılma kararı veren CHP’li milletvekilleri, salonu terketmiyor.

11.40 | MAHKEME BAŞKANI: "VEKİLSİNİZ DİYE SOYTARILIK YAPAMAZSINIZ"

Bu sırada avukatlar ve salondaki CHP’liler mahkeme başkanına tepki gösterdi. Sezgin Tanrıkulu, mahkeme başkanına “kararınızı gözden geçirin” diye seslenirken mahkeme başkanı, Tanrıkulu ve tepki gösteren diğer kişilerin de salondan çıkarılmasını istedi. Mübaşir, milletvekillerine çıkmaları gerektiğini belirtirken vekiller de mübaşire yoğun tepki gösterdi ve araya jandarma girdi.

Mahkeme başkanı, kendisine bağırarak tepki gösteren CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş’a yönelik de “Jandarma arkadaşlar ne bekliyorsunuz? Milletvekili ya da izleyici hiç farketmez. Dışarı çıkartın. Milletvekili diye burada her türlüğü soytarılığı yapamazsınız” diye seslendi. İmamoğlu, tepki göstererek salondan ayrılırken eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu da peşinden gitti. Daha sonra mahkeme başkanı, duruşmaya ara verdi.

11.35 | İMAMOĞLU SALONDAN ÇIKARILDI

Mahkeme başkanı ise “Tuncay Yılmaz’dan sonra sizinle devam edeceğiz. Biz 9’unda tamamlayacağız, savunması alınmayanları ikinci celse alacağız” dedi. İmamoğlu, bunun üzerine “Neden 9 Temmuz’da bitirmekte ısrar ediyorsunuz? 9 Temmuz’da bir seferberlik mi olacak? Yeni bir operasyon mu var?” diye tepki gösterdi.

Tartışmalar sürerken mahkeme başkanı, CMK 203 gereğince İmamoğlu’nun salondan çıkarılmasını talep etti. İmamoğlu, salondan çıkmayacağını belirtirken jandarma etrafını sardı.

11:20 | MAHKEME BAŞKANI: "İLK DURUŞMAYI 9 TEMMUZ'DA TAMAMLAYACAĞIZ"

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, duruşma başlangıcında söz aldı. Mahkeme başkanına seslenen İmamoğlu, dünkü duruşmada Murat Ongun’un avukatı ve mahkeme başkanı arasındaki savunma süresi tartışmasına değindi.  İmamoğlu, “Bu dava hem Türkiye’nin hem de dünyanın ne yazık ki ilgilisini çeken bir davadır, önemi yüksektir. Murat bey iddianamede en fazla ismi geçen kardeşimiz. Avukatlarının arzuları da bugün bu işi toparlamak” dedi. 

Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz ve İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in savunmasının henüz alınmadığını hatırlatan İmamoğlu, mahkeme başkanına 9 Temmuz’da ilk duruşmayı bitirme planın imkansız olduğunu söyledi. 

NE OLMUŞTU?

Dünkü duruşma gününde  Ongun’un avukatı Rahşan Sertkaya Daniş, savunmasını sürdürürken mahkeme başkanı araya girerek duruşma gününü sonlandırmak istemişti.

Mahkeme başkanı, Ongun’un avukat savunmaları için Perşembe öğlen saatine kadar süre tanındığını belirtirken daha sonra İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz’ın savunmasını alacaklarını belirtmişti.

Avukat Daniş, mahkeme başkanına tepki gösterirken “Burada 1 eylemli kişileri saatlerce dinlediniz. Biz 64 eylemden yargılanıyoruz, lütfen savunma hakkımızı kısıtlamayın” diye konuşurken mahkeme başkanı, savunmanın kısa tutulması yönündeki ısrarını yinelemişti. Avukatlar ve Ekrem İmamoğlu da karara tepki gösterirken mahkeme başkanı tartışmalar sürerken duruşma gününü sonlandırmıştı.

Kaynak: Cumhuriyet

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER