Nâzım Hikmet'in 124. yaşı etkinliklerle kutlanıyor
GÜNDEM15 Ocak 1902 tarihinde doğan ülkemizin dünyaca tanınan usta şairi Nâzım Hikmet Ran, 124. doğum yıldönümünde, yurdun çeşitli yerlerinde etkinliklerle anılıyor
Hem bıraktığı eserler hem de siyasi duruşuyla Türk ve dünya edebiyatına damga vuran, özgürlüğün ve umudun şairi Nâzım Hikmet 124 yaşında. 'Kuvayi Milliye', '835 Satır', 'Benerci Kendini Niçin Öldürdü?' ve 'Memleketimden İnsan Manzaraları'nın da aralarında bulunduğu çok sayıda unutulmaz eseri kaleme alan 'Mavi Gözlü Dev', için bugün yurdun çeşitli yerlerinde etkinlikler yapılacak.
Usta şair Nâzım Hikmet, doğum gününde Kadıköy Belediyesi Caddebostan Kültür Merkezi’nde düzenlenecek özel bir geceyle anılacak
Usta şair Nâzım Hikmet, doğumunun 124. yılında Kadıköy Belediyesi’nin ev sahipliğinde 15 Ocak Perşembe Saat 20.00’da Caddebostan Kültür Merkezi Büyük Salon’da düzenlenecek özel bir etkinlikle anılacak.
“Nâzım 124 Yaşında” başlığıyla gerçekleştirilecek etkinlikte; şiir, müzik, dans ve anlatı bir araya gelerek Nâzım Hikmet’in düşünsel ve sanatsal mirasına çok disiplinli bir bakış sunacak. Programın düzenleyiciliğini Rutkay Aziz, Tuba Yılmaz, Andaç Sayın, Hüseyin Demir ve Enes Sarı üstlenirken, gecenin sunuculuğunu tiyatro ve Sinema oyuncusu Ebru Saçar yapacak.
Etkinlik, Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağı ile Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Kurucularından, Yönetim kurulu Üyesi Zeynep Oral ile Vakıf Başkan Vekili Özcan Arca’nın açılış konuşmalarıyla başlayacak.
Program kapsamında şiir bölümü, usta oyuncular Vahide Perçin ve Altan Gördüm tarafından seslendirilecek. Dans performansında ise Mercan Selçuk Dans Topluluğu, Timur Selçuk’un Nazım Hikmet besteleri eşliğinde sahne alacak.
Müzik bölümünde “Tarık Akan’ın Çocukları” başlığıyla Özel Taş Koleji Müzik ve Korosu izleyiciyle buluşacak.
Gecenin öne çıkan anlarından biri, besteci ve piyanist Fazıl Say’ın sahne alacağı bölüm olacak. Say, Nâzım Hikmet’in şiirlerinden ilhamla hazırlanan özel bir performansla izleyiciyle buluşacak.
Türk şiirini dünyaya tanıtan, şiirleri elliden fazla dile çevrilen, sevdayı, özlemi, direnci, özgürlüğü ve memleket sevgisini şiirleriyle buluşturan, usta komünist şair Nâzım Hikmet, 124. doğum gününde sevenleri tarafından, bugün ülke genelinde saygı ile, sessiz sedasız anılacak.
ANKARA'DA NÂZIM HİKMET ÖZEL KONSERİ
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasi, Nâzım Hikmet'in 124. doğum yılı konserini 16 Ocak saat 20.00'de CSO Ziraat Bankası Ana Salon'da şef ve besteci Murat Cem Orhan yönetiminde verecek. Konserde orkestra ve Burak Onur Erdem yönetimindeki Devlet Çoksesli Korosu eşliğinde Nâzım Hikmet'ten esinlenen Murat Cem Orhan'ın bestesi Kuvayi Milliye'nin İnsan Manzaraları oratoryosu seslendirilecek. Konserin solistleri Evrim Özkaynak (soprano), Umut Kosman (bariton) ve anlatıcı Özgür Özaslan olacak.
ETKİNLİKLERLE YAŞATILACAK
Şiirleri elliden fazla dile çevrilmiş şair ve yazar Nâzım Hikmet, doğumunun 124. yılında yurdun çeşitli noktalarında her yıl olduğu gibi anılacak.
SELANİK'TE DOĞDU
15 Ocak 1902 tarihinde Selanik'te dünyaya gelen Nazım Hikmet, 3 Haziran 1963'te Moskova'da yaşamını yitirdi. Dedesi Mevlevi tarikatından Nâzım Paşa. Midhat Paşa'nın yakın arkadaşı. Babası Hikmet Bey, Mekteb-i Sultani (Galatasaray Lisesi) mezunu, Kalem-i Ecnebiye'ye bağlı bir memurdu.
Annesi Celile Hanım, dilci, eğitimci Enver Paşa'nın kızı. İlkokuldan sonra arkadaşı Vâlâ Nurettin'le birlikte Mekteb-i Sultani'nin hazırlık sınıfına yazıldı. Ailesi parasal sıkıntıya düşünce ertesi yıl Nişantaşı Sultanisi'ne devam etti. Dedesi Nâzım Paşa'nın etkisiyle şiir yazmaya başladı. 1917'de Heybeliada Bahriye Mektebi'ne girdi. 1919'da mezun oldu, Hamidiye Kruvazörü'ne güverte subayı olarak atadı. Aynı yıl kış aylarında daha önce yakalandığı zatülcenp hastalığı tekrar etti. Sağlık kurulu raporuyla 1920'de askerlikten çıkarıldı. Bu sırada hececi şairler arasında genç bir ses olarak ünlendi. Bahriye Mektebi'nden öğretmeni olan Yahya Kemal Beyatlı'ya hayrandı. Yazdığı şiirleri gösterip eleştirilerini alıyordu. 1920'de Alemdar Gazetesi'nin düzenlediği yarışmada birincilik kazandı. Bu ödül ününü artırdı.
İŞGAL ALTINDA DİRENİŞ ŞİİRLERİ YAZDI
İstanbul'un işgal altında olduğu günlerde heyecanlı direniş şiirleri yazdı. 1921'de arkadaşı Vâlâ Nurettin ile birlikte Ankara'ya gitti. İstanbul gençliğini milli mücadeleye katılmaya çağıran bir şiir yazdılar. Şiir çok beğenilince Bolu'ya öğretmen olarak atandılar. Bolu'da kalpaklı bu iki genç tepki gördü. Peşlerine gizli polis takıldı. Nâzım ile Vâlâ Nurettin Moskova'ya gitmeye karar verdiler. Batum üzerinden Moskova'ya ulaşıp "Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi"ne kaydoldular. Nâzım burada "serbest şiirle" tanıştı. İlk serbest şiirlerini yazdı. Bunlardan bazıları 1923'te Yeni Hayat, Aydınlık gibi dergilerde yayınlandı.
İLK ŞİİR KİTABI BAKÜ'DE BASILDI
Üniversiteyi bitirince 1924'te sınırdan gizlice geçerek Türkiye'ye girdi. Aydınlık dergisinde çalışmaya başladı. İzlendiğini anlayınca İzmir'e geçti. 1925'te Şeyh Sait isyanı nedeniyle başlatılan soruşturmalar sırasında gıyabında 15 yıla mahkum edildi. Tekrar yurtdışına kaçtı. 1926'da çıkan aftan yararlandırılmadı. Gizli örgüt üyesi olmak suçlamasıyla 3 ay daha hapse mahkum edildi. 1928'de Bakü'de ilk şiir kitabı "Güneşi İçenlerin Türküsü" basıldı. Aynı yıl yine gizlice Türkiye'ye döndü. Yakalanıp Ankara'ya götürüldü. Kısa bir tutukluluğun ardından serbest kaldı.
İstanbul'da Zekeriya Sertel'in yayınladığı "Resimli Ay" dergisinin yazarları arasına katıldı. 1929'da "Putları Yıkıyoruz" başlığıyla bir yazı hazırlayıp Abdülhak Hamid Tarhan, Mehmet Emin Yurdakul gibi dönemin etkili şairlerine yönettiği saldırılar büyük ilgi gördü.
"1929'da "835 Satır", "Jokond ile Sİ-YA-U", ertesi yıl "Varan 3+1+1=1" kitapları yayınlandı. 1930'da "Salkımsöğüt" ile "Bahri Hazer" şiirlerini Columbia firmasının girişimiyle plağa okudu. Plak halktan büyük ilgi görünce hakkında şiir kitapları nedeniyle dava açıldı. 1932'de "Benerci Kendini Niçin Öldürdü" ile "Gece Gelen Telgraf" kitapları basıldı. 1932'de "Kafatası", 1933'te "Bir Ölü Evi" adlı oyunları İstanbul Şehir Tiyatrosu'nda sahnelendi.
ÖMRÜNÜN ÇOĞU YILI CEZAEVİNDE GEÇTİ
"Sevdalınız komünisttir, on yıldan beri hapistir, yatar Bursa kalesinde" diyen usta kalem, hayatının çoğu dönemini cezaevinde geçirdi...
1932'de bir bildiri nedeniyle başlatılan tutuklamalar sırasında gözaltına alındı. 1933'te Bursa Cezaevi'ne gönderildi. 5 yıl hapse mahkum oldu. Kısa bir süre tutuklu kalıp salıverildi. 1935'de Piraye Altınoğlu ile evlendi. Akşam gazetesinde "Orhan Selim" takma ismiyle fıkralar yazmaya başladı. Yine farklı isimlerle romanlar, oyunlar, operetler yazdı. 1935'te "Taranta Babu'ya Mektuplar" kitabı yayınlandı. "Unutulan Adam" oyunu şehir tiyatrolarında sahneye kondu. "Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedrettin Destanı" kitabı 1936'da yayınlandı.
1938'de Harp Okulu öğrencilerini isyana teşvik suçlamasıyla bir kez daha tutuklandı. Ankara Cezaevi'ne kondu. 15 yıl hapse mahkum edildi. İstanbul Cezaevi'ne getirildi. Askeri Mahkeme'de de ayrıca yargılanıp bir 20 yıl hapse daha mahkum oldu. 1940'ta önce Çankırı ve sonra Bursa Cezaevi'de kondu.
10 yılı aşkın cezaevlerinde kaldı. Yayınlatamamasına rağmen sürekli yazdı. Serbest bırakılması için başlatılan çabalar sonuç vermedi. 1950'de açlık grevine başladı. Sağlık durumu iyi olmadığı için İstanbul'da Cerrahpaşa Hastanesi'ne kaldırıldı. 1950'de yürürlüğe giren af yasasıyla tekrar özgürlüğüne kavuştu. Piraye Hanım'dan ayrılıp cezaevinde sürekli ziyaretine gelen dayısının kızı Münevver Andaç ile evlendi. Doğan oğullarına Mehmed adını verdiler. Sürekli izlendiğini anlayınca tekrar yurtdışına gitmeye karar verdi. 1951'de Karadeniz yoluyla Bulgaristan ve Romanya üzerinden Moskova'ya gitti.
25 Temmuz 1951'de Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarıldı. Yurtdışında birçok uluslararası kongreye katıldı. Kitapları birçok dile çevrildi. 1959'da kendisinden 30 yaş küçük olan Rus Vera Tulyakova ile evlendi.
İLK ŞİİRLERİNİ HECE VEZNİYLE YAZDI
İlk şiirlerini hece vezniyle yazdı. Ama içerik bakımından diğer hececi şairlerden uzaktı. Toplumsal içerikli bir şiir kurdu. Moskova'daki yıllarında özellikle geleçekçiliğin önemli isimlerinden Mayakovski'nin etkisiyle hece veznini bırakıp serbest şiire yöneldi.
KİTAPLARI TÜRKİYE'DE BİR SÜRE YAYINLANAMADI
"835 Satır" kitabı yayınlandığında büyük şaşkınlık yarattı. Ama Ahmet Haşim, Yakub Kadri gibi şairler ondan övgüyle sözetti. Kendisini izleyen genç şairler de serbest şiire yöneldi. 1936'ya kadar yayınlanan kitaplarıyla Cumhuriyet dönemi şiirinin değerlerini kökünden sarstı. "Şeyh Bedrettin Destanı"nda ise şiirini tam anlamıyla bir ulusal bireşime ulaştırdı. Divan ve halk şiiri söyleyişlerini, çağdaş bir şiir anlayışı içinde eritti.
En önemli eserlerinden "Memleketimden İnsan Manzaraları"nı 1941'de cezaevinde yazmaya başladı. 2'nci Meşruriyet'ten 2'nci Dünya Savaşı'na kadar uzanan geniş bir zaman diliminin öyküsünü bu eserinde destanlaştırdı. Düzyazı, şiir, senaryo tekniklerinin iç içe kullanıldığı bu eser, yeni bir türün habercisi oldu. Şiir kitapları 1938'den 1965'e kadar Türkiye'de basılamadı. Ancak, ölümünden iki yıl sonra 1965'ten itibaren yayınlanabildi.
ÖLÜMÜ
3 Haziran 1963 sabahı saat 06.30'da gazetesini almak üzere ikinci kattaki dairesinden apartman kapısına yürüdüğü ve gazetesine uzandığı anda geçirdiği kalp krizi sonucunda yaşamını yitirdi. Ölümü üzerine Sovyet Yazarlar Birliği salonunda yapılan törene yerli yabancı yüzlerce sanatçı iştirak etti ve tören siyah beyaz olarak kaydedildi. Ünlü Novodeviçi Mezarlığı'na gömüldü. Mezar taşı siyah bir granitten yapıldı, meşhur şiirlerinden biri olan rüzgâra karşı yürüyen adam figürü taş üzerinde ebedileştirildi.
Son iki renkli görsel-Alâettin Bahçekapılı Arşivi (2013 Moskova'daki ölüm yıldömünü töreninde Alâettin Bahçekapılı, Ahmet Özer, Aslan Kavlak, Ruhi Türkyılmaz, Ümit Dönmezbahçekapılı Tarı vb Nâzım sevdalıları)
Alâettin Bahçekapılı'nın büyük ozan Nâzım'ın aramızdan ayrılışının 60. yıldönümünde ulusal ve uluslararası 30 yazarın özel olarak yazdığı mektuplardan oluşturduğu kitap da, büyük ozana yaş günü armağanımız olsun…
İlginizi Çekebilir