Önemli gördüğüm ve daha geniş kitle tarafından okunmasını istediğim üç yazı:
-Prof. Dr. Suat Çağlayan, İntikam mı, Narsizim mi?
-Yaşar Geler, Yeni Kuşak Yazarlık ve Sorunları
-Ökkeş Bölükbaşı, Kahramanmaraş: Kelimelerle Kurulan Bir Şehir, Medeniyetle Yazılan Bir Destandır.!
Kemal Kılıçdaroğlu, nasıl olur da AKP’nin yardımıyla CHP’yi yıkmaya çalışır? Nasıl olur da, Tayyip Bey’in görevlendirdiği polisleri yanına alarak, bir zamanlar genel başkanlığını yaptığı CHP’nin kapılarını kırdırır ve binayı işgal edebilir?
Çoğunluğun inandığı gibi Kılıçdaroğlu, Türkiye için bir “proje” miydi?
Yoksa olayın psikolojik yönü mü daha ağır basıyor?
Bir üst aklın projesi olarak Kılıçdaroğlu’nun bir ihanet içinde olduğunu iddia edenlere saygı duyarak olaya bir de “Sağlıksız Psikoloji” açısından bakmak ve hangi duyguların onu böylesi bir duruma düşürdüğünü anlamaya çalışmak gerekir diye düşünüyorum.
1. Aşağılanmışlık Duygusu: Delegeler tarafından görevden uzaklaştırıldığı için etkisi kalmamış, hatta unutulmaya başlamış bir parti başkanı (lider demiyorum) büyük bir duygusal çöküntü içine girebilir. Hele de kendi yerine layık görmediği yeni başkan, kısa zamanda çok büyük bir performansla, gerçek bir lider olduğunu gösteriyorsa, ne yapacağını şaşırır. Psikiyatristlerin “Narsistik yaralanma” dedikleri bu durum, sağlıksız psikolojinin tipik bir örneğidir.
2. İntikam Psikolojisi: Delege tarafından dışlanarak adı anılmayan eski parti başkanının beyni, adalet ile intikamı birbirine karıştırabilir. Mantık silsilesini yitirmeye başladığı anda; “Benim gibi bir adama bu yapılır mı!” kırgınlığı önce öfkeye sonra da hesaplaşma kararlılığına döner. İşte o anda gözlerini bürüyen intikam duygusu onun mantığını alıp götürür.
Bir zamanlar Atatürk’ün oturduğu koltukta oturan Bay Kemal’in, Cumhuriyetin tüm etik değerlerini ayakları
altına alarak -Tayyip Bey’in çok işine yarayacak şekilde- CHP’nin yıkılmasını göze almasının nedeni bu olabilir mi?
3. Eyvah, Ben Yokken Daha Başarılı Oluyorlar! Bay Kemal, delege kendisini “gönderse” de, başarılı olduğunu zannederek; “Görsünler bakalım günlerini! Nasılsa bensiz başaramazlar!” diye düşünmüş olabilir. Ancak Özgür Özel partiye desteği birkaç ayda iki katına çıkarınca, Kemal Bey psikolojik çöküntü yaşamış olabilir. Depresyonda, ruhunda esen fırtınalar, intikam duygusunu körüklemiş olabilir.
Onun, CHP’ye karşı; “Ele geçiremezsem yıkılsın gitsin!” psikolojine sahip olması… Bunu yaparken de ömrünü doldurmuş AKP’yi kalp masajıyla yaşatmaya çalışması siyasetpsikolojisinde utandırıcı bir örnek olarak yer alacaktır.
Onunla hareket edenlerin ruh durumlarını anlatmaya bile gerek yok. Yitirdikleri siyasiitibarlarını geri kazanamayacaklarını onlar da biliyorlar. Ama bir bölümünün farklı pazarlıklar içinde olduğunu duymak bile üzüntü verici.
Prof. Dr. Suat Çağlayan
Ecevit Hükümetleri döneminde Kültür Bakanı
Kaynak: www.dokuzeylul.com/6.06.2026
YENİ KUŞAK YAZARLIK VE SORUNLARI
Yaşar GELER
Yazmak, yeni kuşak yazarlar için fiziki ve düşünsel bir eylemdir. Aslında herkes bir şeyler yazar hatta yazıyor da. Ta ki okul hayatımızla birlikte yazmaya başlarız. Kimi zorunluluktan kimi ilgiden bu yazma eylemini yaşam boyu sürdürür.
İşte bu önemli eylemin en güzel yanı da “söz uçar, yazı kalır” derler ya o misal, düşündüklerimizin kâğıda aktarılmasıdır. Neden güzel dedim? Şunun için: okul görmüş, görmemiş, az okumuş çok okumuş, akademik kariyer yapmış ya da yapmamış sonuçta her insanın bir fikri vardır. Bu fikirler kişi için çok da değerlidir. Ancak, bu fikirleri paylaştığınız zaman daha çok değerli olur. Çünkü “bilgi paylaşıldıkça çoğalır”. O halde senin ne çok bildiğinin bir önemi yok. Önemli olan o bildiklerini topluma aktarabilmendir. Toplumun yararlanmadığı bilgi, bilgi değildir.
Hatta sadece anlatmak ta yetmez. Anlatılan ve dinlenen bilgilerin ancak yüzde onu kalır hafızalarda. Bir de bunu yazıya dönüştürürseniz yüz yıllar geçse de unutulmaz ve gelecek kuşaklara bir miras şeklinde aktarılmış olur. İşte tam da burada sözlü edebiyattan yazılı edebiyata geçişe vurgu yapmak istedim. Yazılı edebiyat çeşitli yazım şekillerinde karşımıza çıkar. Düz yazı, fikir yazıları, şiir, resim vb. türden yazılı kaynaklara dönüşür. İşte bu noktadan sonra fikirlerin tam olarak önemi ve değeri ortaya konulmuş olur.
Şimdi bir deneme, hikâye, roman veya şiir kitabının yazılmış olduğunu düşünün; bu eserler kuşaktan kuşağa aktarılabilir. Bu aktarım sayesinde de yeni kuşak geçmiş dönem fikirlerinden yararlanmış olurlar. Bu özellik sözlü edebiyatta da böyledir. Ancak, sözlü edebiyatta kalıp cümleler; atasözleri ve deyimler şeklinde kısa not yazıları gibi sürdürülebiliyor.
Şimdi kitaba dönüşen eserler ve bunların topluma tanıtımına gelelim. Bizler hala bin sekiz yüzlü, bin dokuz yüzlü yılların yazar ve şairlerin eserleriyle haşır neşir oluyoruz. Bunların elbette ki unutulmaması gerekir.
Ancak, bunlardan sonra yetişen binlerce yazar, şair ve ressam ne olacak?
Bu yeni kuşak yazar çizer takımının da bir yer edinmesi gerekmez mi?
Ne yazık ki günümüzde yeni kuşağın yazar çizer takımı pek ilgi görmüyor. Hatta yeni kuşak yazar çizerler bile birbirlerini önemsemiyor. Güya özel platformlar kuruluyor, dayanışma içinde olmak isteniyor gibi görünseler de aslında birbirlerini pek de sevmedikleri ve önemsemediklerini görebiliyoruz.
“Ben olayım başkasına ihtiyaç yok.”.
Ne yazık ki “Benden âlâ kral var mı?” misali bir yaklaşımın günümüzde etkili olduğuna tanıklık ediyoruz.
Bir de kimi ekonomik kimi de önemsememekten dolayı edebiyat konusunu ikinci hatta üçüncü sıralara itmiş, okumaktan uzaklaşmış bir toplumla iç içeyiz. Şimdi vatandaş bir kitap yazmış koymuş ortaya, işte günümüz koşulları gereği sosyal medya veya internet ortamlarından duyurusunu ve tanıtımını yapmaya çalışıyor.
*Sanal ortamdan binlerce alkış, beğeni ya da “okuru bol olsun” sözleri havalarda uçuşuyor.
*Bu dilekler güzel de hani yukarıda da dedik ya “söz uçar, yazı kalır” misali o okur kitlesi kim olacak?
*Sen de o tanıtım veya imza günleri etkinliklerine katılmazsan, arkadaşına, eşine, dostuna ya da edebiyat dünyasına bir eser kazandıran yazara destek vermezsen kim okuyacak da okuru bol olacak?
Okusan da okumasan da kitap alsan da almasan da en azından bu türden etkinliklere bir katıl, bu yazar, şair ya da çizeri bir dinle. Üstelik bunlar paralı ve masraflı işlerde değil. Sadece birkaç saatlik zaman ister. O edebiyatçıyı da motive eder.
Sonuç olarak; yeni kuşak yazar, çizerlere destek olun, motive edin, yanlarında durun. Destek derken bu işin en önemli yanı psikolojik destektir. Bu asla unutulmaya!
Yaşar GELER
Yazar
Kaynak: www.maltepeekspress.com/8.06.2026
Kahramanmaraş: Kelimelerle Kurulan Bir Şehir, Medeniyetle Yazılan Bir Destandır.!
Ökkeş BÖLÜKBAŞI
*- Bazı şehirler vardır; dağlarıyla, nehirleriyle, tarihi yapılarıyla anılır. Bazı şehirler ise yetiştirdiği insanlarla, fikirleriyle ve edebiyatıyla öne çıkar. Kahramanmaraş işte bu ikinci gruba giren, sadece taş ve topraktan değil; fikirden, şiirden, kelimeden ve medeniyet ruhundan inşa edilmiş şehirlerden biridir.
*- Kahramanmaraş'ın UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'na Türkiye'nin ilk ve tek *Edebiyat Şehri* olarak kabul edilmesi, sadece bir şehrin başarısı değil, aynı zamanda Türk kültürünün, Türk dilinin ve Anadolu irfanının uluslararası düzeyde tescillenmesidir.
*- Bir Şehrin Kimliği Sadece Binalarla Ölçülmez.!
*- Günümüzde şehirlerin büyüklüğü çoğu zaman nüfusları, sanayi bölgeleri veya ekonomik göstergeleriyle ölçülüyor. Oysa gerçek büyüklük, yetiştirdiği değerlerle ölçülür.
*- Kahramanmaraş denildiğinde akla sadece dondurma, biber veya tarihi mücadele gelmez.
Aynı zamanda bir kültür ve edebiyat merkezi gelir.
*- Bu şehir;
Şairler yetiştirmiştir,
Düşünürler yetiştirmiştir,
Yazarlar yetiştirmiştir,
Akademisyenler yetiştirmiştir,
*- Medeniyet tasavvuru ortaya koymuş fikir adamları yetiştirmiştir.
*- Bir şehrin asıl serveti fabrikaları değil, insanıdır. Kahramanmaraş da bu servetin en zengin örneklerinden biridir.
*Kelimelerin Başkenti*
*- Türk edebiyatına yön veren pek çok isim Kahramanmaraş'tan çıkmıştır.
*- Bu şehirde şiir sadece yazılmaz; yaşanır.
Sokaklarında kültür vardır, kahvehanelerinde edebiyat konuşulur, gençlerin hayallerinde kitaplar dolaşır.
*- Birçok şehir sanayi ile büyürken Kahramanmaraş fikirle büyümüştür.
*- UNESCO'nun verdiği bu unvan da aslında yıllardır süren bu kültürel birikimin uluslararası düzeyde kabul edilmesinden başka bir şey değildir.
Çünkü edebiyat sadece kitap yazmak değildir.
*- Edebiyat;
Bir milletin hafızasıdır.
Bir toplumun vicdanıdır.
Bir medeniyetin ruhudur.
*- Kahramanmaraş bu ruhu asırlardır yaşatmaktadır.
*UNESCO Kararı
Neden Önemli.?*
*- UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'na dahil olmak sıradan bir başarı değildir.
*- Bu ağ içerisinde yer alan şehirler;
Kültür üretiminde öncü kabul edilir,
Uluslararası projelerde yer alır,
Kültürel diplomasi faaliyetlerinde etkin rol oynar,
Dünya çapında tanıtım imkanları elde eder.
*- Kahramanmaraş'ın bu ağa girmesi, Türkiye'nin kültürel gücünün dünyaya açılması anlamına gelmektedir.
*- Bu karar aynı zamanda şu gerçeği de göstermektedir:
*- Bir millet sadece ekonomik gücüyle değil, kültürel üretimiyle de dünyada söz sahibi olabilir.
*- Depremin Ardından Yeniden Ayağa Kalkan Şehrimiz;
*- Yakın geçmişte büyük acılar yaşayan Kahramanmaraş, yaşadığı yıkımlara rağmen yeniden ayağa kalkma iradesini göstermiştir.
*- Bu nedenle UNESCO'nun verdiği unvan sadece kültürel bir ödül değil, aynı zamanda bir moral ve umut kaynağıdır.
*- Şehirler bazen binalarını kaybedebilir.
*- Ancak kültürünü, hafızasını ve ruhunu kaybetmediği sürece yeniden ayağa kalkabilir.
*- Kahramanmaraş bunu bütün dünyaya göstermiştir.
*- Kültür, Bir Milletin Yumuşak Gücüdür
*- Günümüzde ülkeler sadece askerî ve ekonomik güçleriyle yarışmıyor.
*- Kültür, sanat, edebiyat ve bilim de devletlerin etkisini belirleyen unsurlar haline geldi.
*- Bir şiir bazen bir ordunun yapamadığını yapabilir.
Bir kitap bazen sınırları aşabilir.
Bir fikir bazen yüzyıllar boyunca yaşayabilir.
*- Kahramanmaraş'ın UNESCO Edebiyat Şehri olması,
*- Türkiye'nin kültürel diplomasisine önemli katkılar sağlayacaktır.
*- Bu unvan doğru değerlendirilirse şehir;
Uluslararası kitap fuarlarına ev sahipliği yapabilir,
Dünya şairlerini ağırlayabilir,
Kültür turizminin merkezi haline gelebilir,
*- Türkçe'nin ve Türk edebiyatının dünyaya açılan kapılarından biri olabilir.
*Geleceğe Yazılan Bir Miras*
*- Bugün Kahramanmaraş'ın aldığı bu unvan sadece bugünün başarısı değildir.
*- Bu karar, gelecek nesillere bırakılan bir kültür mirasıdır.
Şehirler yollarıyla, köprüleriyle ve binalarıyla büyürler.
*- Fakat onları ölümsüz yapan şey; ürettikleri fikirler, yetiştirdikleri insanlar ve bıraktıkları medeniyet izleridir.
*- Kahramanmaraş bugün UNESCO'nun tesciliyle dünyaya şunu söylemektedir:
*- Biz sadece bir şehir değiliz; kelimelerle kurulan, şiirle büyüyen ve medeniyetle yaşayan bir kültür başkentiyiz.!
*- Ve belki de bu yüzden Kahramanmaraş'ın hikâyesi, bir şehrin değil; Anadolu'nun Kahramanmaraş: Kelimelerle Kurulan Bir Şehir, Medeniyetle Yazılan Bir Destan
*- Bazı şehirler vardır; dağlarıyla, nehirleriyle, tarihi yapılarıyla anılır. Bazı şehirler ise yetiştirdiği insanlarla, fikirleriyle ve edebiyatıyla öne çıkar. Kahramanmaraş işte bu ikinci gruba giren, sadece taş ve topraktan değil; fikirden, şiirden, kelimeden ve medeniyet ruhundan inşa edilmiş şehirlerden biridir.
*- Kahramanmaraş'ın UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'na Türkiye'nin ilk ve tek *Edebiyat Şehri* olarak kabul edilmesi, sadece bir şehrin başarısı değil, aynı zamanda Türk kültürünün, Türk dilinin ve Anadolu irfanının uluslararası düzeyde tescillenmesidir.
*- Bir Şehrin Kimliği Sadece Binalarla Ölçülmez.
*- Günümüzde şehirlerin büyüklüğü çoğu zaman nüfusları, sanayi bölgeleri veya ekonomik göstergeleriyle ölçülüyor. Oysa gerçek büyüklük, yetiştirdiği değerlerle ölçülür.
*- Kahramanmaraş denildiğinde akla sadece dondurma, biber veya tarihi mücadele gelmez. Aynı zamanda bir kültür ve edebiyat merkezi gelir.
*- Bu şehir;
Şairler yetiştirmiştir,
Düşünürler yetiştirmiştir,
Yazarlar yetiştirmiştir,
Akademisyenler yetiştirmiştir,
*- Medeniyet tasavvuru ortaya koymuş fikir adamları yetiştirmiştir.
*- Bir şehrin asıl serveti fabrikaları değil, insanıdır.
*- Kahramanmaraş da bu servetin en zengin örneklerinden biridir.
*KAHRAMANMARAŞ*
*Kelimelerin Başkenti*
*- Türk edebiyatına yön veren pek çok isim Kahramanmaraş'tan çıkmıştır.
*Bu şehirde şiir sadece yazılmaz; yaşanır.*
*- Sokaklarında kültür vardır, kahvehanelerinde edebiyat konuşulur, gençlerin hayallerinde kitaplar dolaşır.
*- Birçok şehir sanayi ile büyürken Kahramanmaraş fikirle büyümüştür.
*- UNESCO'nun verdiği bu unvan da aslında yıllardır süren bu kültürel birikimin uluslararası düzeyde kabul edilmesinden başka bir şey değildir.
*- Çünkü edebiyat sadece kitap yazmak değildir.
*- Edebiyat;
Bir milletin hafızasıdır.
Bir toplumun vicdanıdır.
Bir medeniyetin ruhudur.
*- Kahramanmaraş bu ruhu asırlardır yaşatmaktadır.
*UNESCO Kararı
Neden Önemli.?*
*- UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'na dahil olmak sıradan bir başarı değildir.
*-Bu ağ içerisinde yer alan şehirler;
*- Kültür üretiminde öncü kabul edilir,
*- Uluslararası projelerde yer alır,
*- Kültürel diplomasi faaliyetlerinde etkin rol oynar,
*- Dünya çapında tanıtım imkanları elde eder.
*- Kahramanmaraş'ın bu ağa girmesi, Türkiye'nin kültürel gücünün dünyaya açılması anlamına gelmektedir.
*- Bu karar aynı zamanda şu gerçeği de göstermektedir:
*- Bir millet sadece ekonomik gücüyle değil, kültürel üretimiyle de dünyada söz sahibi olabilir.
*- Depremin Ardından Yeniden Ayağa Kalkan Şehrimiz;
*- Yakın geçmişte büyük acılar yaşayan Kahramanmaraş, yaşadığı yıkımlara rağmen yeniden ayağa kalkma iradesini göstermiştir.
*- Bu nedenle UNESCO'nun verdiği unvan sadece kültürel bir ödül değil, aynı zamanda bir moral ve umut kaynağıdır.
*- Şehirler bazen binalarını kaybedebilir.
*- Ancak kültürünü, hafızasını ve ruhunu kaybetmediği sürece yeniden ayağa kalkabilir.
*- Kahramanmaraş bunu bütün dünyaya göstermiştir.
*- Kültür, Bir Milletin Yumuşak Gücüdür
*- Günümüzde ülkeler sadece askerî ve ekonomik güçleriyle yarışmıyor.
*- Kültür, sanat, edebiyat ve bilim de devletlerin etkisini belirleyen unsurlar haline geldi.
*- Bir şiir bazen bir ordunun yapamadığını yapabilir.
*- Bir kitap bazen sınırları aşabilir.
*- Bir fikir bazen yüzyıllar boyunca yaşayabilir.
*- Kahramanmaraş'ın UNESCO Edebiyat Şehri olması, Türkiye'nin kültürel diplomasisine önemli katkılar sağlayacaktır.
*- Bu unvan doğru değerlendirilirse şehir;
*- Uluslararası kitap fuarlarına ev sahipliği yapabilir,
*- Dünya şairlerini ağırlayabilir,
*- Kültür turizminin merkezi haline gelebilir,
*- Türkçe'nin ve Türk edebiyatının dünyaya açılan kapılarından biri olabilir.
*- Geleceğe Yazılan Bir Miras.!
*- Bugün Kahramanmaraş'ın aldığı bu unvan sadece bugünün başarısı değildir.
*- Bu karar, gelecek nesillere bırakılan bir kültür mirasıdır.
*- Şehirler yollarıyla, köprüleriyle ve binalarıyla büyürler.
*- Fakat onları ölümsüz yapan şey; ürettikleri fikirler, yetiştirdikleri insanlar ve bıraktıkları medeniyet izleridir.
*- Kahramanmaraş bugün UNESCO'nun tesciliyle dünyaya şunu söylemektedir:
*- "Biz sadece bir şehir değiliz; kelimelerle kurulan, şiirle büyüyen ve medeniyetle yaşayan bir kültür başkentiyiz."
*- Ve belki de bu yüzden Kahramanmaraş'ın hikâyesi, bir şehrin değil; Anadolu'nun gönlünden dünyaya uzanan büyük bir medeniyet yürüyüşünün hikâyesidir.
Gönülden dünyaya uzanan büyük bir medeniyet yürüyüşünün hikâyesidir.
Ökkeş BÖLÜKBAŞI
TrabMarDer
Trabzon Kahramanmaraş Kardeşlik Köprüsü Derneği Başkanı
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.