İstanbul
01 Ocak, 2026, Perşembe
  • DOLAR
    41.14
  • EURO
    48.33
  • ALTIN
    4443.9
  • BIST
    11.372
  • BTC
    115944.00$

ERHAN BENER Biyografisi

ERHAN BENER
ISBN: 978-9944-237-86-4

Hikmet Erhan Bener, 19 Nisan 1929’da Lefkoşa’da doğdu. Babası Mustafa Reşit Bener, annesi Mediha Bener’dir. Erhan Bener’in Kıbrıs doğumlu olmasının sebebi, babasının bir süre Kıbrıs Türk Lisesi'nde öğretmen olduğu zaman Kıbrıs’ta yaşamış olmalarıdır. Annesi Mediha Hanım Fransız Sörler Okulu’nda okumuş, Fransızca bilen, Fransız ve Türk edebiyatını okuyan ve piyano çalabilen bir kadındı. Babası öğretmen M. Raşit Bener tasavvuf felsefesini tanımasının yanında Fen Fakültesi’ndeki eğitiminin ardından bu alanda doktora yapmış, hem I. Dünya Savaşı’nda hem de Millî Mücadele yıllarında cephede bulunmuş ve ilerleyen yıllarda askerî okullarda öğretmenlik görevini yürütmüş vatansever bir Türk aydınıydı. Bener’in amcası felsefeci Cemil Sena Ongun, kardeşi ise öykücü Orhan Vüs’at Bener idi.

İyi bir aile ortamında yetişen Erhan Bener, “Bizimkiler, annem de babam da, İkinci Meşrutiyet dönemi Türk aydınlanma hareketinin etkisinde yetişmiş insanlar. Babam Raşit Bener, gençliği boyunca, Tevfik Fikret’lerin, Namık Kemal’lerin, Ziya Paşa’ların, genel olarak Jön Türklerin, özgürlükçü, yenilikçi düşüncelerini benimsemiş.” (Andaç 2004: 11) cümleleriyle tanıttığı annesinin ve babasının yanında amcası Cemil Sena’dan da felsefi düşünüşün temel prensiplerini aldı. Sanatçının yetişmesinde önemli katkısı olan bir diğer kişi ağabeyi Vüs’at Bener oldu ve Erhan Bener “Çocukluğum boyunca ağabeyim benim için bir idoldü. İlkokul öncesinden annemle birlikte bana okuma yazmayı o öğretmişti. Okuma sevgisini özellikle onlardan aldım. Ağabeyim askerî lisede, daha sonra da Harbiye’de okuduğu için (savaş yılları), yılda ancak bir-iki kez, kısa sürelerle görebilirdim onu. Hep özlemini çekerdim. Daha sonra, onun Bergama ve Edremit’te subay olarak bulunduğu yıllarda, ağabey kardeş ilişkimiz yavaş yavaş düşünsel boyutlara ulaştı. Toplumcu düşünceye yaklaşımımı o ve arkadaşlarının yol göstericiliğine borçluyum. İlk romanlarımın en acımasız eleştirmeni o oldu. Onun ‘Yaşamasız’ başlıklı öyküleriyle başlayan yeni edebiyat anlayışı ile benim anlayışım farklılaşmaya başladıktan sonra, daha çok, dostluk ilişkimizle sürdü yakınlığımız diyebilirim.” (Andaç 2004: 12) cümleleriyle de Vüs’at Bener’in kendisi üzerindeki etkisini anlattı.

Bener, ilkokul ve ortaokul yıllarında babasının görev yerleri dolayısıyla Bursa, Sivas, Zile, Bolu, Bergama başta olmak üzere farklı yerlerde öğrenim gördü. Lise öğrenimine Balıkesir Lisesi’nde başladıysa da babasının görev yerinin değişmesi sebebiyle Kayseri Lisesi’nde okumaya devam etti.

1950 yılında Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye Bölümü’nden mezun oldu. Mezuniyetini takip eden ilk yıllarda İstanbul’da müfettiş yardımcısı, Ankara’da Defterdarlık kontrol memurluğu, ardından da hesap uzmanı yardımcısı olarak çalıştı. 1954’te İstanbul’da başlayan askerlik görevini Niğde’de Motorlu Topçu Alayı’nda tamamladı. 1959’a kadar İstanbul’da hesap uzmanlığında bulundu. Bu dönemde görevi dolayısıyla Anadolu'da çeşitli illeri gezdi. Maliye Bakanlığı tarafından staj yapmak üzere Belçika'ya gönderildi. Stajını tamamladıktan sonra Ankara'da hazine genel müdür yardımcısı ve kambiyo genel müdür yardımcısı olarak çalıştı. Maliye üzerine kaleme aldığı eserleri bu dönemde yazdı. Bener, Paris Büyükelçiliği Maliye Müşavirliği'ne atandı (1963). Üç yıl sonra tekrar yurda döndüğünde Maliye Hazine Müşavirliği ve Kambiyo Kontrol Dairesi Başkanlığı yaptı. 1969'da ise Paris'te Türkiye Daimi Temsilcisi Yardımcılığı görevinde bulundu. 1975'te emekli oluşundan önce son olarak bakanlık danışmanlığı ve Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü görevlerini yerine getirdi. "1975'ten itibaren çeşitli bankalarda danışman ve serbest avukat olarak çalıştı. Özgür İnsan (1975-77), Sanat Rehberi (1982) ve Mülkiyeliler Birliği (1992-93) dergilerini yönetti. Türkiye Yazarlar Sendikası, Edebiyatçılar Derneği, Dil Derneği ve Mülkiyeliler Birliği üyesiydi " (Yalçın 2010: 207).

1957'de Neşecan Otyam ile evlenen Erhan Bener; matematik öğretmeni Yaprak Bener ve öykücü, romancı, çevirmen Yiğit Bener'in babasıdır (Özçelebi 2004).

Eserlerinin bir kısmı film ve dizi film olarak uyarlandı. Tuncer Baytok’un yönettiği Yalnızlar, dizi filme uyarlandı, TRT’de dokuz bölüm oynadı. Atıf Yılmaz Ölü Bir Deniz isimli romanı; Ümit Elçi Böcek isimli romanı sinemaya uyarladı. Böcek bu uyarlama ile 1995’te Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde en iyi film ödülünü kazandı Adana Altın Koza Film Festivali'nde ise en iyi ikinci film seçildi. Bahattin Özcan tarafından da "Aşk-ı Muhabbet Sevda" adlı öyküsü sinemaya uyarlandı.

Erhan Bener, eserleriyle çok sayıda ödül kazandı. Kedi ve Ölüm, 1962 Fransız-Türk Kültür Cemiyeti Büyük Roman Ödülü; Hızır Doktor, 1979 Muhsin Ertuğrul Tiyatro Yapıtı Ödülü; Aşk-ı Muhabbet Sevda, 1992 Yunus Nadi Öykü Ödülü; "Alabalık" ismini taşıyan öykü, 1992 Haldun Taner Öykü Ödülü; Günbatımı Öyküleri, 1996 Dil Derneği Ömer Asım Aksoy Öykü Ödülü; Hınzır Kız, 1996 Yunus Nadi Roman Ödülü; 1999 Edebiyatçılar Derneği Altın Madalya Onur Ödülü; İlişkiler, 2003 Orhan Kemal Roman Ödülü; 2003 Dünya Kardeşlik Mevlana Vakfı Ödülü; 2004 Düşler Öyküler Dergisi Onur Ödülü'nü kazandı.

Erhan Bener çocukluğundan başlayarak hem annesinin kendisine okuduğu eserler hem de kendi okuduğu eserlerle edebiyatla ve kitapla yakından ilgili olarak büyüdü. Kayseri’de lise öğrenimi gördüğü yıllarda Türk ve dünya edebiyatından eserler okudu, şiir ve öykü yazmaya başladı. İlk öyküsü “Küçük İstasyon” Cumhuriyet gazetesinde, ilk şiiri 1945'te Yedigün dergisinde yayımlandı. Şiirleri, öyküleri ve yazıları Kayseri Halkevi Dergisi-Erciyes, Seçilmiş Hikayeler, Dost, Varlık, Sanat Olayı, Adam Öykü, Türk Dili, Özgür İnsan, Düşler Öyküler, Biçem, Somut, Yazko Edebiyat, Milliyet Sanat, Gösteri, Adam Sanat gibi dergilerin yanı sıra Cumhuriyet, Akşam, Vatan, Ulus ve Milliyet gibi gazetelerde yayımlandı.

Bener'i etkileyen yapıtlar da yazarlar da çeşitlilik gösterir. Okuma dünyasında öncelikle Fransız romancılar yer aldı. Ardından Rus edebiyatı ve Alman edebiyatı onun okuma dünyasını doldurdu. Erhan Bener’in okumaya ve yazmaya ilgisi çocukluktan itibaren başlamış ve gelişim göstermiştir. Bu gelişimde onun meslek hayatı da büyük bir rol oynamış, meslek hayatında yaşadıkları ve mesleki bilgisi onun yazarlığını beslemiştir. Bener’in ifadesiyle; “Bürokrasinin romancılığım açısından önemi şu: Bir kere büyük bir gözlem olanağı bulmuş oldum. Türkler, Osmanlı’dan beri devlet sultası altında kalmış bir halk. Giderek koyulaşan bürokrasi çarkı içerisinde ezilmiş. Bu memleketin insanını yazmak iddiasında olan birinin bunu bilmesi gerek. Hiç unutmam, Orhan Kemal’in hangi romanıydı, Bereketli Topraklar’da mı, yoksa Murtaza’da mı? Adana’da bir çırçır fabrikasına maliye müfettişleri gelir ve muhasebeciye getir bakalım şu işçi bordrolarını derler. Orhan Kemal bürokrasiyi bilmiyor. Maliye müfettişi bordro istemez. İsterse çalışma müfettişi ister… Orhan Kemal o kadar biliyor bürokrasiyi. Daha birçoklarında var buna benzer şeyler. Bürokrasi olgusunu bilmek çok önemli. Babamla çok gezdik Anadolu’da ama nispeten çocukluk çağlarımdı o zamanlar. Hesap uzmanı iken taşra burjuvazisini tanıma olanağı buldum. Hazineye geçtikten sonra, yine bürokratik görevlerim nedeniyle bu defa da yurt dışını tanıma fırsatı buldum. Yine hazinedeki işim dolayısıyla uluslararası finans çevrelerinin toplantılarına katıldım, en yüksek seviyede mali konuların konuşulduğu yerlere girip çıktım. Amerika’dan Hindistan’a kadar, gezip görmediğim yer kalmadı… Velhasıl bir sürü ilginç olay yaşadım… Bu gözlem ve deneyimler benim, romancı olarak yetişme evrem için bulunmaz bir kaynak oluşturuyordu. Görebiliyorsunuz, pek çok kişinin el yordamıyla anlamaya çalıştığı gerçekleri birinci elden tanık olarak anlıyor, çözümlüyorsunuz. Görmeden, tanık olmadan, salt düş ve mantık gücüyle bunları bilmeniz, anlamanız mümkün değil”dir (Andaç 2004: 52-53).

İlk dönem romanları olan Acemiler, Yalnızlar, Loş Ayna, Kedi ve Ölüm, Baharla Gelen içeriğinde toplumsal eleştiriyi barındıran romanlardır. Yazarın topluma yönelttiği eleştiriye, eserlerinin çoğunda bireyin ruh dünyasına dönük çözümlemeleri de eşlik etmektedir. Bu bağlamda Bener'in toplumsal eleştiri ile kişinin bireysel sorunlarını birleştirdiği görülür. “Esas olarak, bireyi ele aldığım için, romanlarımda psikolojik çözümlemelere, bireyin psikolojisine, davranışlarının ardında yatan nedenlerin, evriminin, derinlemesine incelemesine geniş yer vermekteyim. Roman kahramanlarımı, büründükleri sosyal rollerin ve kalıplaşmış davranışların zırhından soyarak onların bilinçaltlarına kadar inip, özlemleri, düş kırıklıkları, trajedileri, arzu ve tutkuları, dürtüleri ve çelişkileriyle çıplak olarak insanı, bireyi okurlarımın karşısına çıkarmaya çalışmaktayım. Ancak burada söz konusu olan, toplumdan ve çağından kopuk soyut birer birey değil, aksine, gözlemlerime dayanan yaşamın içinden çıkmış bireyler söz konusudur” (Bener 2000: 79-80). Onun eserlerinde görülen hakim temaların başında ise yalnızlık gelir.

Feridun Andaç, Erhan Bener'in romancılığını üç döneme ayırır: “Romancılığınızda belirgin üç dönem var: 1. 1952-1966, 2. 1980-1988, 3. 1990-1999. İlkinde bireyin iç dünyası, açmazları, daha çok kendisi ve ilişkileri ön plandadır. İkincisinde, romanlarınızdaki psikolojik öge toplumsal değişimin yansılarıyla iç içe işlenerek öne çıkar. Bireyin konumu, ilişkilerindeki açmazlar sorgulanırken, toplumsal çalkantının izleri yansıları dile getirilir... Son dönemde, iyiden iyiye, birey-toplum çatışması, değişim ve çözülmenin yansıdığı hayatlar, romancılığınızın nirengi noktasını oluşturdu. Ama psikolojik öge hep süregeldi. Giderek de daha farklı bir boyut aldığını (özellikle Köleler ve Tutkular’da) gözlüyoruz.” (2004: 80).

Erhan Bener'in kaleme aldığı tüm eserlerde görülen ortak bir taraf bulunmaktadır. Bu da zaman zaman eserlerinin kendi hayatından izleri taşımasıdır. Eserlerinde hayatına dair izler barındıran parçaların yanında anılarını anlattığı beş kitaptan oluşan anı-öykü türünde olan eseri Bürokratlar ve bir de 2003'te yayımlanan Arabalarım'dır. Şahmeran Öyküsü ve Burcu Öğretmenin Öyküleri isimli çocuk kitaplarını yazarken mitolojiden ve efsanelerden faydalanmayı seçen yazar, bu eserlerinde Anadolu topraklarında anlatılan Şahmeran'ı ve Yunan, Hint mitolojisi ile İslami anlatıları kullanmıştır.

İlk ve tek şiir kitabı olan ve erken dönem eserlerinin başında sayılabilecek olan Sesler'deki şiirlerinde aruz ölçüsünün yanında klasik Türk edebiyatı nazım biçimlerini de kullanmıştır. Bu kitaptaki şiirlerinde Ahmet Haşim ve Yahya Kemal etkisinden söz etmek mümkündür. İlk şiirlerindeki sanatlı söyleyişi, aruz ölçüsünü, mahlas kullanımını ilerleyen yıllarda zaman zaman dergilerde yayımlanan şiirlerinde görmek mümkün değildir. Şiir anlayışı yıllar içinde değişime uğrar (Özçelebi 2004: 446).

Erhan Bener'in Hızır Doktor, Bürokratlar ve Şahmeran isimli sahnelenen oyunlarında işlenen konuları ise bürokrasi, yönetimin gücü, aşk ve cinsellik oluşturmaktadır. Öykülerinde de tıpkı romanlarında olduğu gibi temelde insan/birey yer almaktadır. Çoğunlukla aşk teması etrafında örülen bu eserlerde birey-toplum çatışması ağır basmaktadır.

Kaynakça

Andaç, Feridun (2004). Erhan Bener’in Dünyasına Yolculuk. İstanbul: Dünya Yayıncılık.

Bener, Erhan (2000). “Roman Anlayışım ve Romanın Geleceği Üzerine”. Dil Dergisi. S. 90. s. 78-81.

Dirican, Senim (2011). Hikmet Erhan Bener'in Hayatı ve Romanları. Yüksek Lisans Tezi. Ankara: Gazi Üniversitesi.

Ergün, Nurtaç (2011). “Ölü Bir Deniz Romanına Psikanalitik Bir Yaklaşım”. Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi. S. 14. s. 119-135.

Etem, Behiye (2008). Hikmet Erhan Bener'in Romanlarında Toplumsal Konular. Yüksek Lisans Tezi. Sivas: Cumhuriyet Üniversitesi.

Özçelebi, Betül (2004). Erhan Bener Hayatı, Sanatı ve Eserleri. Doktora Tezi. Ankara: Ankara Üniversitesi.

Özel, Sevgi (1995). “Erhan Bener’le Söyleşi”. Varlık Dergisi. S. 62. s. 1051

Özel, Sevgi (2005). “Erhan Bener’le 'Sıradışı' Bir Söyleşi”. Çağdaş Türk Dili. S. 203.

Yalçın, Murat (Ed.) (2010). "Erhan Bener". Tanzimat'tan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi. C. 1. İstanbul: YKY. s. 207-208.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DR. NURTAÇ ERGÜN ATBAŞI