İstanbul
01 Ocak, 2026, Perşembe
  • DOLAR
    41.14
  • EURO
    48.33
  • ALTIN
    4443.9
  • BIST
    11.372
  • BTC
    115944.00$

YAVUZ GÖKMEN Biyografisi

YAVUZ GÖKMEN

Yavuz Gökmen kimdir?

 

 

1946 yılında Manisa'da doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 1970 yılında mezun oldu. TRT'de prodüktör ve film yönetmeni olarak basın-yayın yaşamına atılan Gökmen, 12 Mart 1971 muhtırasından sonra 5 arkadaşıyla birlikte işinden çıkarıldı. 1972 yılı başında İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından, siyasi suçlar isnadıyla tutuklanarak yargılandı. 2.5 yıl hapis yatan Gökmen, 1974 genel af yasasıyla, sabıkasız olarak cezaevinden çıktı. Gökmen daha sonra Günaydın, Hürriyet ve Milliyet gazetelerinde serbest muhabir olarak çalıştı. Hürriyet Ankara Bürosu Ekonomi Servis Şefliği görevini yaptı. Gökmen, 1988 yılında Günaydın Gazetesi Ankara Temsilcisi oldu. Bu sırada Ekonomik Bülten Gazetesi'nde başyazarlık yaptı ve Günaydın'da köşe yazdı. 1991 yılında Güneş Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni olan Yavuz Gökmen, bu gazetenin başyazarlığını da üstlendi. 1992 yılı mayıs ayında Hürriyet Grubu'na geri dönen Gökmen, TEMPO Dergisi'nde köşe yazıları yazdı ve Hürriyet'e haber, dizi yazı ve röportajlar verdi. Gökmen daha sonra Hürriyet'te köşe yazarı olarak çalışmaya başladı. Hürriyet'te siyaset ve spor konularında köşe yazıları yazan Gökmen'in ‘Özal Sendromu’, ‘Özal Yaşasaydı’ ve 'Karanlığın Son Çırpınışları' adlı üç kitabı yayınlandı. Fatma Hanım ile evli olan Gökmen, Altan, Yağız ve Müfit adlı üç çocuk babasıydı.

 

Artık, ‘Sarışın Güzel Kadın’ı yazamayacak

Yavuz Gökmen yazılarında, ‘‘aykırı-sıradışı’’ çıkışlarla da dikkat çekti. Her fırsatta, ‘‘Ben her zaman muhalefetteyim’’ hatırlatmasını yerleştirdi yazılarına. Demokrasi, başörtüsü ve özellikle Tansu Çiller hakkındaki yazılarıyla eleştiri oklarına hedef oldu. Basın terminolojisine Çiller'i, ‘‘Sarışın Güzel Kadın’’ kavramıyla taşıyan Gökmen, Hürriyet'teki röportajında, ‘‘Bir kadından hoşlanıyorsam, bir yönüyle mutlaka Marlyn Monroe'ye benziyor’’ dedi. Odasında karşısındaki irili ufaklı, renkli, siyah-beyaz M.M. posterlerine bakarak kurguladı bazen satırlarını... Özellikle genç yaşında hayata veda eden Marlyn'in, o klasikler arasına yerleşen posterini anlattı uzun uzun. ‘‘Uçucu şiiri seviyorum’’ diye yazdı. Bembeyaz etekleri havalandırma ızgarasında ‘Uçuşan’ Marlyn'e bakarak...

 

Şimdi ‘Melek Hanım’ın yanında

Yavuz Gökmen, çocukluğundan ve ilk gençliğinden bahsettiği nostaljik yazılarında sık sık annesi öldükten sonra kendisini büyüten ‘Melek Hanım’a yer verirdi. Onu 11 yaşına kadar ‘‘annesi’’ bilmişti. ‘Melek Hanım’ Gökmen'in yazılarında hep bir simge, bir iyilik timsaliydi. ‘‘Onun istemediklerini yapmadım. Okudum, şarkıcı olmadım’’ diyordu. Gökmen, okumak için Ankara Hukuk Fakültesi'ne geldiğinde, yüksek tansiyonu nedeniyle kendisini görmek için Ankara'ya gelemeyen ‘Melek anne’sine kaçmıştı her fırsatta. Şimdi hasret bitti. O artık ‘‘Melek Hanım’’ın yanında... Üç kızı 3 kitabı vardı...