Emekli dernekleri ve sendikaları Türkiye genelinde eş zamanlı eylem yaptı, basın açıklaması düzenledi.
57 şehirde 86 farklı noktadaki eylemlerde emekliler seyyanen zam istedi. Anayasa Mahkemesine açılan davanın bir an önce sonuçlandırmasını talep etti.
Bir süre önce Türkiye genelindeki tüm emekli sivil toplum kuruluşları Emekli Sendikaları Platformu adı altında birleşmişti.
Emeklilerin sokağa çıktığı iller:
Adana, Afyon, Aksaray, Amasya, Ankara, Antalya, Ardahan, Artvin, Aydın, Balıkesir, Batman, Bilecik, Bolu, Bursa, Çanakkale, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Düzce, Edirne, Erzincan, Eskişehir, Antep, Giresun, Hakkari, Hatay, İstanbul, İzmir, Karabük, Kastamonu, Kayseri, Kırıkkale, Kırklareli, Kırşehir, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Mersin, Muğla, Nevşehir, Niğde, Ordu, Osmaniye, Rize, Sakarya, Samsun, Urfa, Sinop, Sivas, Tekirdağ, Trabzon, Uşak, Van, Yalova, Yozgat ve Zonguldak.
İstanbul’daki eylemin adliyesi Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi oldu. Burada konuşan DİSK’e bağlı Emekli-Sen MYK Üyesi Hikmet Yıldız, yüksek enflasyon karşısında emekli ve memur maaşlarının her geçen gün eridiğini söyledi. Yoksulluğun kalıcı hâle geldiğini belirtip “Saraylarda alınan kararlarla milyonların sofrasında zorunlu gıdalar azalıyor. Sofralardan her gün bir tabak eksiliyor” diye konuştu.
Yargı kararlarının uygulanmasına, hak arayan işçi ve sendikacılara yönelik baskılara ve seçilmiş belediyelere müdahalelere de tepki gösteren Yıldız, emeklilerin hak mücadelesini sürdüreceğini söyledi.
Sendikanın taleplerini sıralayan Yıldız, “Memurun ve emeklinin yıllardır biriken gelir kaybı telafi edilmelidir. Seyyanen zam derhal yapılmalıdır. Seyyanen zam bir lütuf değil, emeğin hakkıdır” dedi. İktidara “Emekliyi yoksulluğa mahkûm etmeyin” diye seslenen sendika yöneticisi, intibak yasasının da çıkarılmasını istedi.
Emeklilerin yalnızca geçim mücadelesi vermediğini belirten Yıldız, “Biz sadece ekmek mücadelesi vermiyoruz, demokrasi mücadelesi de veriyoruz. Hakkımızı alana kadar mücadeleye devam edeceğiz” diye konuştu.
“Emeklilerinin aylıklarına hiç bir ekleme yapılmadı"
Daha sonra Tüm Emeklilerin Sendikası’nın hazırladığı ve seyyanen zam sürecini anlatan basın açıklaması okundu. Şunlar keydedildi:
"2023 yılında yapılan kamuoyu yoklamalarında AKP iktidarı, yaklaşan milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde umduğunu bulamayacağını anlayınca, önemli vaatlerde bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 11 Mayıs 2023'te, seçimlere 3 gün kala, en düşük memur maaşını 22 bin lirayı bulacağını açıklarken, memur maaşlarındaki artışların memur emeklilerine de otomatik olarak yansıyacağını söyledi.
Aynı gün AKP Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu yapılacak düzenlemeye ilişkin, 'Bu düzenlemeden bütün emeklilerimiz de yararlanacak' açıklamasında bulundu.
Ancak seçimlerin ardından çıkarılan düzenlemede kamu görevlilerinin maaşlarına net 8077 TL seyyanen ödeme yapılırken, memur emeklilerinin aylıklarına hiç bir ekleme yapılmadı. Emeklilerin giderek toplumsal dengeleri değiştirmeye başladığı, kamu çalışanlarının iktidardan uzaklaştığı bir dönemde, AKP iktidarı, memurları yanına alıp, emeklilere de umut vererek, oy kayıplarını önlemeye çalıştı. Aradan geçen bunca zamana rağmen, emeklilere verilen vaatlere yönelik hiç bir adım atılmadı. Yaptığımız girişimlere hiç bir olumlu yanıt vermediler. Emekli sendikaları olarak, birçok örneğine tanık olduğumuz bu tarzın, emeklileri oyalama taktiği olduğu çok açıktı."
Çıkarılan yasada emeklilerin dışarıda tutulmasının 4688 sayılı kanuna ve anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunun vurgulandığı açıklamada şu görüşlere yer verildi:
"İktidar, yasanın arkasında dolanmış, meseleyi bir oldu bittiye getirmiş, adeta hile yapmıştır. Aklımıza şu soru gelmiyor değildir! Siyasi iktidar seyyanen zam emeklilere de verilecek diye açıklama yapıp, sonra caymasının nedeni o tutarları seçimlerde kullanmayı tasarlamış olabilir mi?
Bu soruya tatmin edici bir yanıt almış değiliz.
“İktidar yoksuldan yana değil”
Açıklama şöyle devam etti:
“Ayrıca memur emeklileri dışında kalan emeklilerin ezici bir çoğunluğu, dip aylık çeperinde aylık alan SGK, Bağ-Kur emeklilerine, dul ve yetim aylığı alanlara yönelik hiç bir açıklama yapılmamıştır. Oysa sorunun çözümü; emekliler arasında ayrımcılığı değil, eşitliği temel alan bir düzenlemeyle, emekli aylıklarının insanca yaşam koşullarına yükseltilmesinden geçer. Bugün 25 bin 100 lirayı bulan seyanen zam bu kapsamda değerlendirilmeli ve bütün emeklilere verilmelidir. Tekrar hatırlatmak istiyoruz. Çok sayıda girişimlerimiz, hak arama eylemlerimiz olmasına karşın, iktidar tarafından herhangi olumlu bir adım atılmamaya devam ediliyor. İktidar sesimizi duymalıdır.
Ne Cumhurbaşkanı, ne de bakanlıklar, ne de TBMM'de çoğunluğa sahip iktidar partisi ve ortakları sözünü tutmadı. Memur emeklileri için kulislerde 2024 yılı işaret edildiği lafları dolaştırıldı. Bu söylentiyi yayanlar, aslında seçimlerde oy kaygısıyla umut yaratmaya çalışıyorlardı. Beklenildiği gibi hiç bir adım atılmadı. Komik bir şekilde tatil yapacak emeklilerin kredi yurtlar kurumunda konaklayabileceklerini açıkladılar! Emeklinin tatil yapacak halleri mi vardır! Tok acın halinde ne anlar ki!
İktidar memur emeklilerine verilen sözü tutmadığı gibi, memur emeklisi dışında kalan emeklileri telafuz dahi etmediler. Ülke de adaletin, hukukun siyasal tercihlere göre biçimlendiğini biliyoruz. Yine de haksızlığın giderilmesi için bir umutla yargıya gidildi. Beklendiği gibi açılan davalar bir bir red edildi. Dava Anayasa Mahkemesi'ne kadar taşındı. Sürecin ilk mahkemelerde emeklilerin lehine sonuçlanmamasını siyasi karar olarak değerlendiriyoruz. İktidarın tercihi emekten yana değildir. Emeklilerden yana değildir. İktidar yoksuldan yana değildir
soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.
Sayfa yol
Emekliyi açlık sınırına kim, nasıl itti?

Yıllardır açlık sınırının altına mahkum edilen emekliler bugün 81 ilde sokağa çıktı.
Tek talepleri onları enflasyondan bir nebze olsun koruyacak seyyanen zamdı.
Kamu emekçilerine verilen seyyanen zammın emeklilere yansıtılmaması için 2023'te Anayasa Mahkemesi'ne yapılan bir başvurunun "kabul edilebilir" bulunması emeklileri heyecanlandırmıştı.
Kararın da olumlu çıkması için Ankara'daki buluşmanın adresi Anayasa Mahkemesi olarak belirlendi.
Saat 15.00'teki buluşmaya dakikalar kala, elinde "Para değil, onur için" yazılı döviz bulunan bir emekli yanında getirdiği silahını başına dayadı ve ateşledi.
Akıllarda aynı soru vardı: Emeklileri canına kıymaya teşebbüs edecek noktaya nasıl gelinmişti? Yıllarca çalışıp emekliliğe hak kazanan insanları "Geçinemiyoruz" diyerek sokağa çıkmak zorunda bırakacak bu vahşi tablo nasıl oluşmuştu?
AKP'nin emekliye reva gördüğü: 3 bin 552 TL
İşçi emeklisine Ağustos ayında sadece resmi enflasyon kadar, yani yüzde 17 zam yapıldı.
İktidar inisiyatif kullanmadı. Ne refah payı ne iyileştirme verildi. Bir kuruş bile seyyanen zam eklemedi.
Böylece en düşük emekli aylığı 20 bin liradan 23 bin 552 liraya çıkarıldı.
Toplamda 4,5 milyon kamu emekçisi ve 3,5 milyon kamu emeklisi yine enflasyonun gerisinde bırakıldı.
Üstelik bu zam oranları, çarşı-pazardaki gerçek fiyat hareketlerinin çok gerisinde kalan TÜİK verilerine göre belirlendi.
Gelinen noktada emekli aylığı market-manav alışverişine dahi
Kamu emeklilerinin durumu daha vahim. Onlar için resmi enflasyonu görmek bile imkansız hale getirilmiş durumda.
Toplu sözleşme hükümleri nedeniyle altı aylık zam, geçmiş zammın mahsubu esasına dayandığı için kamu emeklilerinin aleyhine işliyor. Bu nedenle kamu emeklileri resmi enflasyonun 4,25 puan altında kaldı, sadece yüzde 13,52 zam aldı.
Çalışmak zorunda kalan emekli sayısı 3'e katlandı
En düşük emekli aylığı alanların sayısı 2019'da emeklilerin yüzde 7'siyken 2026'da yüzde 31'e çıkarak yaklaşık 5,1 milyon kişiye yükseldi.
Bugün her üç emekliden biri taban maaş ile geçinmeye çalışıyor.
Son 6 yılda çalışan emekli sayısı neredeyse üç katına çıktı. Türkiye'deki 17 milyon emeklinin yaklaşık 8,5 milyonunun kayıtlı veya kayıt dışı bir şekilde çalışmaya devam ettiği tahmin ediliyor.
Emeklilerin yüzde 62,2'si çalışmadan temel ihtiyaçlarını karşılayamayacağını, yüzde 89'u ise emekliyken çalışma nedeninin ekonomik zorluklar olduğunu söylüyor.
Bu geçim derdinin görünmeyen yüzü doğrudan "iş cinayetleri" istatistiklerinde saklı.
İSİG Meclisi verilerine göre 2026'nın ilk 8 ayında en az 108 emekli ve 65 yaş üstü işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.
Bahaneleri hazır: 'Savaş var', 'kaynak yok'...
AKP’ye göre bu bile fazla. Nitekim emeklinin alım gücünü biraz olsun artırabilecek bir fırsatlar sessizlikle geçiştirildi.
Hazine ve Maliye Bakanlığı da emekli aylıklarına iyileştirme yapılması ihtimaline “dedikodu” demiş ve bir kuruş dahi ek zam verilmeyeceğini duyurmuştu.
Emekli zamlarının görüşüldüğü Meclis komisyonunda konuşan AKP’li Yaşar Kırkpınar neden daha fazla zam yapılmadığını şöyle açıklamıştı:
"Tabii ki bizler de emeklilerimizin bu artıştan daha fazla artışlarla refah seviyelerini yükseltilmesini istiyoruz, arzu ediyoruz ama buradaki gerek bölgenin gerekse dünyanın gerekse ülkemizin ekonomik şartları ve koşulları göz önünde bulundurularak bu değerlendirmeyi yaptık."
Emekliye asgari ücret için patronlardan 1 aylık vergi yeter
"Savaş" ve "kaynak yok" bahanesine sarılan AKP, 4 yıldır düşmeyen kronik enflasyonu görmezden gelmeye devam ediyor.
Peki, AKP’yi bunca bahane ve çarpıtmaya iten ne? Yani en düşük emekli aylığını asgari ücrete eşitlemek için kaç para lazım?
En düşük emekli aylığını alan kişi sayısı 5 milyon. En düşük aylığı almayan ama asgari ücretin altında kalan emekli sayısının da 5 milyon olduğu tahmin ediliyor.
Bu 10 milyon emeklinin aylığını 6 ay boyunca asgari ücrete eşitlemenin bütçeye yükü 270 milyar lira.
Emekliye yapılmayan zam, hükümetin bu yılki bütçe giderlerinin yüzde 1,4’üne denk düşüyor. Bu da gösteriyor ki emekliye ek zam yapmak hükümeti krize sokmuyor.
İktidarın daha yılın başında patronlardan almaktan vazgeçtiği vergi tutarı en az 3,2 trilyon lira. Yani AKP patronlardan sadece 1 aylığına vergi almaya karar verirse, buradan elde ettiği kaynakla emeklilere ek zam yapabilir.
Özetle, ortada iddia edildiği gibi ekonomik bir zorunluluk yok, açıkça sınıfsal bir saldırı var.
Kaynaklar, emeklinin mutfağına girmek yerine sermayenin büyümesine ve bütçe disiplini adı altında kemer sıkma politikalarına kurban ediliyor. Emekliyi açlık sınırının altında yaşamaya mahkum eden "kaynak yok" masalı, bizzat iktidarın kendi verileriyle çökmüş bulunuyor.
Kaynak: SolHaber
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.