CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu İBB davasının duruşması 26. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No'lu salonda, devam ediyor.
Beyoğlu Belediyesi'ne ilişkin aralarında görevden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de olduğu, 3'ü tutuklu 7 kişi hakkındaki dosyanın bu davayla birleştirilmesi kararı sonrasında, davadaki sanık sayısı, 92'si tutuklu 414'e çıkmıştı.
Duruşmaya İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu tutuklu sanıklar katıldı.
Bugünkü duruşmayı CHP'li yetkililerin yanında DEM Parti Milletvekili Cengiz Çiçek ve DEM Parti İstanbul İl Eş Başkanı Çınar Altan da takip ediyor.
PEHLİVAN'DAN BELGELİ SAVUNMA
Tutuklu avukat Mehmet Pehlivan savunmasında bir belgeyi mahkeme salonuna yansıttı.
Belgede, İBB davasında etkin pişmanlıktan faydalanıp tahliye olanların ifade verme ve tahliye edilme tarihleri yer aldı.

16:10 I DURUŞMAYA İKİNCİ ARA
İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan’ın savunması devam ederken duruşmaya bir ara daha verildi.
Mahkeme başkanı, Pehlivan’ın savunması tamamlandıktan sonra duruşmanın bitirileceğini ve 23 Nisan tatili sebebiyle Pazartesi kaldığı yerden devam edileceğini söyledi.
14:35 I SİYASETTE YARGI YOLUYLA RAKİBİNİ TASFİYE ETMENİN TARİHİ
Savunmasında, siyasette yargı yoluyla rakibini tasfiye etmenin tarihini anlatan Pehlivan, şu ifadeleri kullandı:
"Siyasi hasmın yargı yoluyla tasfiye edilmesinin filizlenmesi Antik Yunan'da olmuştur. Sanılanın ve bilindiğinin aksine Sokrates'in yargılanması ve idamı bir ifade özgürlüğü hikayesi değildir. Öyle anlatılsa da gerçek öyle değildir. Atinalılar tarafından Sokrates, Sparta yanlısı muhalif çoğunluğun akıl hocası olması nedeniyle siyasi hasım olarak bellenmiştir. Atinalılar, siyasi hasım gördükleri Sokrates'e karşı saikinin hemencecik belli olduğu bir dava kurguladılar ve bu davada onu gençlerin ahlakını bozmak ve resmi tanrıları reddetmekle suçladılar. Bu dava siyasi hasmın yargı yoluyla tasfiye edilmesinin bilinen ilk örneğidir.
Biraz zamanı saralım ve Orta Çağ Avrupa’sına gelelim. Orta Çağ Avrupa’sındaki okuryazarlık oranındaki artışın ve fikirlerin yayılmasının ardından kilise tarafından herkes sapkın ilan edildi. Ardından Haçlı Seferleri başladı ama şiddetle iktidarını devam ettiremeyeceğini anlayan kilise, Engizisyon mahkemelerini kurdu. Böylece yargı yoluyla iktidarı pekiştirmenin kurumsallaşmış bir halini yarattı.
Bir suçlayıcıya gerek olmaksızın söylenti üzerine Engizisyon mahkemeleri harekete geçirilirdi. Tek bir söylenti. 12. yüzyıl, 21. yüzyıldayız. 19 Mart yargı darbesinin bir söylentiyle başladığı benim değil, mahkemeniz kayıtlarında ortada. Yani bugünü Engizisyon’dan ayıran hiçbir şey yok aslında. Muhaliflerin, yani suçlama da yine aynı şekilde, muhalifler o dönem, 12. yüzyılda sapkınlıkla suçlanıyorlardı. Tıpkı bizleri suçladıkları örgüt suçlaması gibi.
Engizisyon, hedefi yok etmek için gereken delili kendi içinde üreten bir mekanizmadır. Bu mekanizma öyle kusursuz işleyecektir ki her iktidar, bu canavardan bir tane isteyecektir. Öyle de oldu. Tarih boyunca her iktidar bu canavardan bir tane istedi. Canavar, sadece zamanın şartlarına göre modernize edildi.”
LULA VE İMAMOĞLU BENZERLİĞİ
İmamoğlu’na karşı 19 Mart’ta başlatılan süreci, Brezilya’da İşçi Partisi lideri Lula da Silva’nın mahkumiyet sürecine benzeten ve Brezilya örneğiyle benzerlikler kuran Pehlivan, şöyle devam etti:
“Bu amaca hizmet eden son ve güncel örnek, ABD tarafından dünyaya ihraç edilen lawfare'dir. Siyasi muhaliflerini yargı yoluyla yok etmek isteyen her iktidar lawfare (yargı silahı) yöntemini ithal etti. Lawfare'in temel yapısını medya-yargı-siyaset üçgeni oluşturur. Bu üçlü yapı eşgüdümle hareket ederek siyasi hasmı yok etmek amacındadır. Bunun en yakın örneği Brezilya’da, İşçi Partisi lideri olarak Araba Yıkama Operasyonu’yla suçlanan Lula da Silva’dır.
Lula’ya da mensubu olduğu Brezilya İşçi Partisi’ni ele geçirme suçlaması yöneltildi. Tıpkı Selim İmamoğlu’na olduğu gibi Lula’nın oğluna ise Lula’nın kurduğu şirkete yatırdığı para suçlama konusu yapıldı. Lula’nın avukatı da itirafçının birine baskı yaptığı iddiasıyla — aynı benim gibi - tutuklandı. Ancak Lula’nın diplomasını iptal etmemişler. Brezilya’da başkanlık için diploma gerekli değilmiş ama iptal edenler de var tabii. Putin, en yakın rakibi Navalny’nin diplomasını iptal ettiler
Lula’ya karşı operasyonları başlatayan yargıç Sérgio Moro da basına operasyonlar için ‘yüzyılın en büyük yolsuzluk soruşturması’derken Lula’nın operasyon sebebiyle katılamadığı seçimleri Bolsonaro kazandı. Bolsonaro ilk iş olarak Lula'yı mahkûm eden yargıç Moro'yu Adalet Bakanı olarak atadı.
(Brezilya basınında Lula’yı eleştiren bir ahtapot karikatürünü göstererek) Lula’ya ahtapot da dediler. Bunun bizim yaşadığımız süreçle benzerlik diyemeyeceğim, tıpa tıp aynılığını görmemek mümkün mü?”
14:15 I MEHMET PEHLİVAN’IN İLK SÖZLERİ
Kürsüde ilk olarak “Tüm tutsak avukatları selamlıyorum” diyen Pehlivan, 6 bölümden oluşacağını belirttiği savunmasına şu sözlerle başladı:
“10 aydır burada kapatılmış vaziyetteyiz. Bizim durumumuza tutuklama denemez. O nedenle kapatılmış kelimesini özellikle kullanıyorum. Hapishaneye kapatılmış olmak vebu kapatılmanın ne kadar süreceğinin size bağlı olmaması, kuyruğu dik tuttuğumuz için kolay görünebilir. Bu kuyruğu dik tutmaktan, dik durmaktan vazgeçmeye niyetimiz yok. Kapatılmayı, yaşamadan anlayamazsınız. Hukuk uygulayıcılarının mesleğin başında böyle bir staj deneyimi yaşamaları bana hiç de mantıksız gelmiyor.
İşimi iyi yaptım, iyi yaptığım için hedef gösterileceğimi de biliyordum. Bu öngörüyle müvekkilimi temsil etmek, benim için bilinçli bir tercihti. Bu çabamın karşılığı kapatılmam ve özel vasıflı örgüt üyesi olarak ilan edilmem oldu.
Bazı davalar vardır ki o davalarda delile ihtiyaç yoktur, sadece bahane gerekir. Benimle birlikte bu salonda bulunanların kapatılmasının sebebini milyonlar biliyor. Kapatılmamız için de bahane gerekiyor. Benim payıma da Adem Soytekin’in bahaneleri düştü. Kapatılmam için daha kaliteli bir bahane gerekirdi.”

“SAVCI, SOYTEKİN’İN YALAN SÖYLEDİĞİNİ BİLİYORDU”
“Adem Soytekin ifadesinde, 7 Mart’ta yaptığımız bir toplantıda telefonda iş insanı Ali Nuhoğlu’yla konuştuktan sonra Nuhoğlu’nun şirketine tedbir kararı konulduğunu söylediğimi aktarmış. Oysa tedbir kararı 25 Mart’ta getirildi. Yani Adem Soytekin’in ifadesini alan savcı, Adem Soytekin’i dinlerken yalan söylediğini biliyordu. Yine de bu bahaneyi kabul etti.”
13:50 | PEHLİVAN 130 SAYFALIK SAVUNMA YAPACAK
Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan’ın 130 sayfalık bir savunma yapacağı öğrenildi.
Pehlivan’ın, hakkındaki iddiaların yanı sıra dosyada yer alan 143 eyleme ilişkin genel ve uzun bir savunma yapması bekleniyor.
Pehlivan kürsüye gelerek savunmasına başladı.
12:45 | İMAMOĞLU’NDAN NAZIM HİKMET’Lİ 23 NİSAN MESAJI
İBB davasına verilen arada Ekrem İmamoğlu, salondan götürülürken yarın kutlanacak 23 Nisan için mesaj verdi.
İmamoğlu, salondan çıkarken izleyicilere şunları söyledi:
(Tutuklu koruması Çağlar Türkmen’in 11 yaşındaki oğlu Ediz’i kastederek) “Çocuğumuz burada ve o çocuğumuz, bugün aslında anlamlı bir günde burada. Yarın 23 Nisan. Aslında arkadaşlarımla paylaşmıştım ama ben bu memleketin çocuklarına çok güveniyorum, çok inanıyorum. Yürekleri başka. Ama çocukların feryadı var. Çocuklar üzgün. Çocuklar feryat ediyorlar, çünkü canları yanıyor. Eşit değiller. Özgür değiller. Gelecekten en fazla onlar hissederek, şüphe duyarak hareket ediyorlar. Bakın az önce not verdim. 11 yaşında, 1913’te Nazım ne demiş biliyor musunuz? Bu çok bilinmez bir şiiri.
Feryad-ı Vatan: Sisli bir sabahtı henüz / etrafı bürümüş bir duman / uzaktan geldi bir ses ah aman aman / sen bu feryad-ı vatanı dinle işit / dinle de vicdanına öyle hükmet / vatanın parçalanmış bağrı / bekliyor senden ümit.
Bunu, 11 yaşında Nazım söylemiş, 11 yaşında. Balkan Savaşı'ndan hemen sonra. Darmadağınık. İnsanlar kopmuş. Üzgün. Başları öne eğik. Çocuklar bunu hissediyor. Ben de çocukları hissediyorum. Çocuklardan çok şey öğreniyorum. Çocukların vicdanına güveniyorum. Çocukların başını öne eğdiren, geleceğe umutla bakmasını engelleyen, çocukların geleceğe hayalleriyle, hayal kurarak koşmasını engelleyen zihniyete karşı mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğiz.
Cumhuriyet, onun için kuruldu. Ben, öksüz ve yetim çocuklarla ilkokulu okudum. Çocuk Esirgeme Kurumu'nun kimsesiz çocuklarıyla aynı sıralarda hayata başladım. Beş yıl okudum. Hala o sıralarda edindiğim terbiyeyle yaşıyorum. Allah da beni o terbiyeden ayırmasın. Herkes onun için, eşit bakan Cumhuriyet’i bertaraf etmeye çalışan, çocukları okulda aç bırakan akla karşı, o zihniyete karşı mücadelenin yeri ,şu an burasıdır. Burası öylesine bir mahkeme değildir. Çocuklarımızın geleceği için mücadelenin mahkemesidir. Onun için burayı ve buradaki çocuklarımız için mücadeleyi takip edin. İşte Ediz, onun için bugün burada. Babasının hasretiyle burada. O çocuklarımızın her birinin alnından öpüyorum. Onlara çok güveniyorum. Geleceğimizin teminatı çocuklarımız için çalışmaya devam edeceğiz. 23 Nisan'ımız kutlu olsun.”
12:30 | İLK ARA VERİLDİ
İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu’nun avukatı Kaan Karcılıoğlu, Karaoğlu hakkındaki 13 eylemin tamamıyla ilgili daha önce hiç ifadesinin alınmadığını, bu iddiaları bir bütün olarak ilk kez iddianame çıktıktan sonra öğrendiğini aktararak bunun savunma hakkını ihlal ettiğini dikkat çekti.
Yaz aylarında etkin pişmanlıktan faydalanmak için girişimlerde bulunan ve dört etkin pişmanlık ifadesi verdikten sonra eylül ayında tahliye edilen İBB Harita Mühendisi Yakup Öner’le ilgili de konuşan Karcılıoğlu, “İddianamedeki 13 eylemin 11'inde müvekkilim, çeşitli talepleri Yakup Öner'e yönlendirmekle suçlanmış. Ancak Öner’in de süreçte yer aldığı bu eylemlerin üçünde Öner'in ne şüpheli ne de sanık olarak dosyada yer almadığı görülüyor” diye konuştu.
Karcılıoğlu’nun savunmasını tamamlamasının ardından duruşmaya ara verildi.
11:00 | DURUŞMA BAŞLADI
Dava, İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu’nun avukatı Kaan Karcılıoğlu’nun dün yarım kalan savunmasıyla devam ediyor.
Karaoğlu'nun savunmasının tamamlanmasıyla sıra, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan’a gelecek. Pehlivan’a destek olmak için çok sayıda avukat da bugün Silivri'de.
NE OLMUŞTU?
Davanın dün görülen 25'inci celsesinde İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu savunma yapmıştı.
Celsede İmamoğlu'nun, "Bu davanın tek bir amacı vardır; siyasi bir davadır. Kendileri yazmıştır iddianameye siyasi olduğunu. Sayın Cumhurbaşkanı'nın "Ahtapotun kolları" diye ilan ettiği davanın başlangıç cümlesidir "Ahtapotun kolları". Bu iddianamede ve bunun gibi daha benzeşen çok cümleler vardır. 2019 öncesine de elini değdirmeyen, "cıs" yapan bir İddia Makamı vardır. Bu iddiayı hazırlayan Başsavcı da şu an Adalet Bakanı'dır. Nokta. Teşekkür ederim" sözleri dikkat çekmişti.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.