Fotoğraf sanatçısı, araştırmacı yazar ve belgesel yapımcısı Atilla Alp Bölükbaşı, yaklaşık yarım asra yayılan fotoğraf yolculuğunun son çalışmalarını "YANSI – Soyut Yansımalar" sergisinde bir araya getirdi. İstanbul Rahmi M. Koç Müzesi'nde sanatseverlerle buluşan sergi, fotoğraf ile soyut resim arasındaki sınırları suyun yüzeyinde oluşan yansımalar üzerinden araştırıyor.

Sergide dolaşırken eserlerin fotoğraf olduğunu bilmemize rağmen ilk anda soyut resimlere baktığımızı düşünmek mümkün.
Birbirinin içine geçen renkler, bozulan çizgiler ve kimi zaman fırça darbelerini andıran biçimler, aslında doğrudan gerçek hayattan alınmış görüntülerden oluşuyor. Bölükbaşı'nın yaptığı ise bu gerçekliği olduğu gibi kaydetmek yerine, suyun onu dönüştürdüğü anı yakalamak.
Bir teknenin, yapının, gökyüzünün ya da çevredeki renklerin su üzerindeki yansıması; ışığın açısı, rüzgâr ve suyun hareketiyle saniyeler içerisinde biçim değiştiriyor. Böylece tanıdığımız görüntüler parçalanarak soyut bir görsel dile dönüşüyor. Fotoğrafçının deklanşöre bastığı o kısa anın ardından su yeniden hareket ettiği için aynı görüntünün bir kez daha ortaya çıkması ise neredeyse mümkün olmuyor.

Suyla yıllara yayılan bir fotoğraf yolculuğu
YANSI, Bölükbaşı'nın suyla kurduğu ilişkinin ilk örneği değil. Sanatçının suya yönelik ilgisinin yıllar önce bir örümcek ağının üzerine dizilen su damlalarının oluşturduğu geometrik düzeni fark etmesiyle başladığı biliniyor. Bölükbaşı daha sonra Su Perisi çalışmalarında su damlalarının makro dünyasına yönelirken, Mavi Çığlık serisinde denizi, balıkçıları, tekneleri ve deniz yaşamını objektifine taşıdı.

YANSI'da ise suyun sanatçının fotoğrafındaki rolü değişiyor. Su artık yalnızca fotoğraflanan bir unsur değil, çevresindeki gerçekliği dönüştüren bir yüzeye dönüşüyor. Işık ve renk bu yüzey üzerinde yeniden biçimlenirken, ortaya gözün gündelik hayatta çoğu zaman fark edemeyeceği görüntüler çıkıyor.
Bu nedenle serginin en dikkat çekici taraflarından biri de fotoğraf ile resim arasında yarattığı görsel yanılsama. Eserlere ilk bakışta neyin fotoğraflandığını anlamaya çalışırken, bir süre sonra görüntünün kaynağından çok ortaya çıkan biçime odaklanıyoruz. Aynı fotoğrafın farklı izleyicilerde farklı çağrışımlar yaratabilmesi de serginin soyut anlatısını güçlendiriyor.

Gerçek bir an, soyut bir görüntü
1977 yılında başlayan fotoğraf yolculuğunda kentleri, insanları, doğayı, denizi ve kültürel belleği kayıt altına alan Bölükbaşı, YANSI ile bu kez çok daha kısa ömürlü bir gerçekliğin peşine düşüyor.
Sanatçı, suyun üzerinde oluşup birkaç saniye içinde değişen görüntüleri fotoğraf aracılığıyla kalıcı hâle getiriyor.
Sergideki eserlerin etkileyici renk ve biçimleri, ilk bakışta fotoğraf üzerinde oluşturulmuş soyut kompozisyonları çağrıştırsa da görüntülerin çıkış noktası doğanın kendisi.
Suyun hareketi çizgileri değiştirirken, ışık renkleri belirliyor; rüzgâr ve zaman ise görüntünün sürekli yeniden şekillenmesine neden oluyor. Bölükbaşı'nın fotoğrafı tam da bu değişkenlerin bir araya geldiği kısa anı kaydediyor.

Böylece YANSI, yalnızca su üzerindeki yansımaların estetik görüntülerinden oluşan bir fotoğraf sergisi olmaktan çıkıyor. Gerçekliğin bakılan yüzeye göre ne kadar değişebileceğini gösterirken, izleyiciye de gördüğü şeyin kendisini mi yoksa onun dönüşmüş hâlini mi algıladığını düşündürüyor.
Belki de serginin en güçlü yanı burada ortaya çıkıyor: Bölükbaşı'nın fotoğrafları doğrudan bir soru sormuyor ancak bize, baktığımız şeyin gerçekliğini neyin belirlediğini sorgulatıyor.

40 edisyon fotoğraf eserinden oluşan YANSI – Soyut Yansımalar, 15-30 Eylül tarihleri arasında İstanbul Rahmi M. Koç Müzesi'nde ziyaret edilebilecek. Sergi, İstanbul'un ardından 6-18 Ekim tarihleri arasında Ankara Rahmi M. Koç Müzesi'nde sanatseverlerle buluşacak.
Kaynak: T24/Ezgi Öykü Özgören





Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.