<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>BRT | Haber Ajansı</title>
        <link>https://www.brt.com.tr/</link>
        <description>Brt</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>MAÇKA BAŞKA BİR SEVDA</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/macka-baska-bir-sevda-152</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/macka-baska-bir-sevda-152</guid>
                <description><![CDATA[MAÇKA BAŞKA BİR SEVDA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Helvetica,sans-serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt">Maçka Başka Bir Sevda</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Helvetica,sans-serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt">Turhan EYÜBOĞLU</span></span></span></span></p>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Helvetica,sans-serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt">Hep ba</span><span style="font-size:12.0pt">şkaları anlatmış seni, sen kendinden bahsedemediğin için! Evet, duyar gibiyim seni! 'Nasıl anlatayım kendimi?' diyorsun. Belki de 'Siz anlatın beni!' diyorsundur ben duymasam bile. 'Siz anlatın beni!' diyorsun, ben de kendimi anlattığımda aslında sizi anlatırım. 'Çünkü aynıyız biz bu dağların arasında! İçinde sıkışıp kalmış tarih ve insanlarız biz. Sanki bu dağları bizi buraya kapatmak için yapmışlar!' diyorsun. Dünyayı dağların arası kadar biliyorsun.</span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Helvetica,sans-serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt">Bizim küçük bir dünyamız vardı. Küçüktü, ama dostluk, sevgi, mutluluk dolu bir dünyaydı</span><span style="font-size:12.0pt">. Buras</span><span style="font-size:12.0pt">ı, Maçka İpekyolu üzerinde bulunan, kültü</span><span style="font-size:12.0pt">rel ge</span><span style="font-size:12.0pt">çmişi ve tarihi konumuyla Trabzon'un deniz dışında bulunan ilk ilçesi. 'Senden sonra hiç yaşamadım!' diyen, yani gelinlerin, çalışmak için gurbete gidenlerin, her nedenle olursa olsun Maçka'yı terkedenlerin sözü olur mektuplarda, şiirlerde, konuşmalarda, haykırışlarda! Küçük, sıradan bir dünyada yaşamak istemenin manevi ve geçmiş bağların getirdiği alışkanlıkla.</span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Helvetica,sans-serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt">'Yıllar geçti anlayamadım, hiçbir şeyde senin tadını alamadım!' dercesine baktığın özlemin doruk noktasına ulaştığı uzak yerlerden, anıların derinliğini hissettiğin o iki vadinin birleşir gibi nokta haline geldiği veya işaret eder gibi iki okun Maçka içinde birleştiği derenin noktalandığı yerde kendini hissedersin gözünü kapattığında. İşte o zaman 'Aradım, bulamadım. Bitsin bu çilem, dayanamadım!' dediğin son sözünden sonra gözyaşını dökersin Maçka için.</span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Helvetica,sans-serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt">'Sensizliğe alışamadım, daha ben mutlu olamadım!' diye geçirirsin içinden yalnız kaldığında veya bir kö</span><span style="font-size:12.0pt">y t</span><span style="font-size:12.0pt">ürküsü duyduğunda. Kemençenin içine işlediği efkar denilen zaman dilimine girdiğinde 'Bu hikaye burda bitmez!' diyeceksin yazın Maçka'ya geliş tarihini düşüneceksin. 'O yerlerde yaşamak,</span><span style="font-size:12.0pt"> her </span><span style="font-size:12.0pt">şeyi seninle paylaşmak istiyorum.' diye haykıracaksın. Belki çok önemli bir toplantı içinde yanındaki sesini duymasa bile. 'Ne zor böyle sensiz olmak!' diye içini geçireceksin bir an toplantını unutup kendini yaylada hissedeceksin. Birisinin uyarısı ile kendine geldiğinde ne düşündüğünü söyleyemeyeceksin.</span></span></span></span></h2>

<h2><img alt="" src="/images/files/macka_kemerkopru(2).JPG" style="height:277px; width:561px" /></h2>

<h2><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Helvetica,sans-serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt">Belki gelmediğin seneler o kadar uzun olmuş olacak ki 'Unuttum artık adını!' diyeceksin Maçka'ya. 'Dağların, köyün, yaylanın patika yollarında,</span><span style="font-size:12.0pt"> o </span><span style="font-size:12.0pt">çise şeklinde yağan yağmurda ı</span><span style="font-size:12.0pt">sland</span><span style="font-size:12.0pt">ığın günlerin aklına gelmeyecek!' diye düşüneceksin. Ta ki bir Maçka sözü, bir kemençe yakarışı, bir küçük dere ve bir ç</span><span style="font-size:12.0pt">am a</span><span style="font-size:12.0pt">ğacı görünceye kadar... İşte, onlar senin ş</span><span style="font-size:12.0pt">ifreni a</span><span style="font-size:12.0pt">çacak ve o hatırlamada zorluk çektiğin o yaşamı senin gözünün önü</span><span style="font-size:12.0pt">nden ge</span><span style="font-size:12.0pt">çirecek. İşte, o zaman bağıracaksın sessiz çığlığınla 'Aç içimdeki dağ çiçeğim!' diye. Sen Maçka'nın dağlarını düşündükçe 'Söyle bana hayat, bu bana reva mı?' diyeceksin.</span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Helvetica,sans-serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt">İnsan evde kimse olmayınca bir ses, bir arkadaş arıyor. Zaman değişir, dünya değişir, insanlar değişir. Hiç kimse bize bir ş</span><span style="font-size:12.0pt">ey sormaz</span><span style="font-size:12.0pt">, unutmuşlar gibi bizi. Bazen hayatımıza devam etmek iç</span><span style="font-size:12.0pt">in t</span><span style="font-size:12.0pt">üm geçmişimizi arkamıza bırakırız. Fazla hayal de kurulmaz gurbette. Biliriz ki kurulan her hayal hüzün olur ç</span><span style="font-size:12.0pt">arpar </span><span style="font-size:12.0pt">yüzümüze! Başkaları tarafından şekillenirken hayatımız, sesimiz çıkmaz; ama zorlanırız kendi hayalimize bakmada. Bunu başardığımızda çocukluğumun bayram sabahları gibi insan sevinir o Maçka hayallerine bakarken.</span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Helvetica,sans-serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt">İşte, insan böyle bağlanıyor Maçka'ya anlamadan! Genlerine böyle işliyor bu sevgi! Herkes çocukluğunun geçtiği yeri arar, belli bir zaman sonra. 'Ne olur duy artık sesimi! Bu ateşin kül olası yok!' diyeceksin çocukluk anılarına. Belki de inkar etmeye çalışacaksın gözünün önünde akan film şeridine; ancak şimdiden seni uyarayım, ne yaparsan yap işlemiştir o sevgi genlerine!</span></span></span></span></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Helvetica,sans-serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Not: Bildiğiniz üzere, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, devletin veya kamu tüzel kişilerinin, kamu yararı gerektiren durumlarda, özel mülkiyetteki taşınmazları</span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">n bedelini pe</span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">şin ödeyerek </span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">“</span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">rı</span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">za d</span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ışı” mülkiyetine geçirmesini düzenleyen hukuki süreçtir. Bir maden şirketinin kurbanı olmadan köyünün kıymetini bil. Sonra sahip çıkmanın nelere mal olduğunu televizyonlarda izliyorsunuz. Sonra demedi demeyin!</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 16:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Medeniyetler Bir Gecede Kurulmaz</title>
                <category>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/medeniyetler-bir-gecede-kurulmaz-151</link>
                <author>ibrahim@brt.com.tr (Prof. Dr. İbrahim Ortaş)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/medeniyetler-bir-gecede-kurulmaz-151</guid>
                <description><![CDATA[Medeniyetler Bir Gecede Kurulmaz]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Medeniyetler Bir Gecede Kurulmaz ve Bir Gecede de Yıkılmaz</strong></h2>

<h2><strong>Yıkılır Demek, Tarih Bilincinden Yoksun Olmak Demektir</strong></h2>

<h2>Prof. Dr. İbrahim Ortaş,&nbsp;&nbsp;</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><strong>Medeniyet Nedir?</strong></h2>

<h2>ABD başkanının İran için “koca bir medeniyet yok edilecek” ifadesiyle başlayan “medeniyetin bir gecede yok edilmesi mümkün mü?” sorusunu sordurtuyor. Arapça olan medeniyet kelimesi Medine’den, yani kentte oturanların yaşam biçimlerini ve düzeyini belirten bir sözcüktür.&nbsp;Medenileşmek, uygarlaşmak olarak da tanımlanır.</h2>

<h2>Server Tanilli, Uygarlık Tarihi adlı kitabında, uygarlık kavramının “gelişme yolunda hayli ilerlemiş, ideal ölçülere hayli yaklaşmış bir topluluk” olarak anlaşıldığını belirtiyor. Aynı zamanda “kültür” kavramını içerir. Amerikalı tarihçi&nbsp;<strong>Will Durant</strong>, “<em>İnsanlığın Kültür Tarihi</em>” başlıklı eserinde “<em>Kültür,</em>&nbsp;<em>yaratıcı eylemi elverişli kılan toplumsal</em>&nbsp;<em>düzendir</em>” der.</h2>

<h2>Medeniyetler (uygarlık), ekonomik üretim biçimleri (altyapı), hukuki ve siyasal kurumlar (üstyapı), kültürel değerler ve bilimsel gelişmelerin uzun bir zaman dilimi içerisinde etkileşimli olarak gelişmesiyle ortaya çıkmaktadır. Medeniyetler, yalnızca maddi unsurlardan değil, aynı zamanda kolektif hafıza, birikimli kültür ve ürettikleri yanında toplumsal iradesinden beslenmektedir.</h2>

<h2>Medeniyetlerin devamlılığını belirleyen temel unsur, toplumun zaman içinde kendi yapısından yaratığı altyapısının ve üstyapısının benimseme ve yeniden üretme kapasitesidir. Herhangi bir toplumun kültürel, sosyal, ekonomik, hukuki ve bilimsel birikimi, fiziksel altyapının tahrip edilmesi durumunda dahi yeniden inşa edilebilir. Bu nedenle, askeri müdahaleler medeniyetlerin sürekliliğini zayıflatabilir; ancak tek başına ortadan kaldırmaları mümkün değildir. En azından tarihsel gerçeklikle uyuşmamaktadır.</h2>

<h2>Medeniyet kavramının doğuşu ve batışı aynı zamanda konu bir medeniyet/uygarlık tarihidir. Ancak birkaç bin yıllık insanlığın kısa tarihinde birçok toplum dünyanın değişik bölgelerinde kendi ürettikleri değerlerle yaşamlarını sürdürmüşler ve günümüz kadar geldiler. Son birkaç bin yılık içinde beli başlı uygarlaşma aşamaları yaşandı;</h2>

<h2>Avcılık toplayıcılıktan yerleşik yaşama geçiş uygarlığı. Tarım yaparak doğal yaşamdan kültürel yaşama geçen uygarlık. İnsanlığın yazı ve bilgi toplama aşamasının yaşandığı Mısır ve Mezopotamya’daki uygarlıklar. Milattan önce evreni sorgulayarak açıklamaya çalışan akılcı sistemler dönem olarak tanımlanan&nbsp; felsefenin yapıldığı Yunan uygarlığı en eski medeniyetler arasında akla gelmektedir.</h2>

<h2>Mezopotamya’da feodalitenin etkisi altında gelişen İslam uygarlığı, Orta Çağ’ın durağan sürecinin ardından Rönesans ile başlayan modern çağın yaratığı uygarlık. İnsanlığın birikimli geçmişi içinde uygarlığın temel taşları olarak yapılan buluşlardan: ateş, yazı, takvim, tekerlek, barut, matbaa, Sanayi Devrimi ile başlayan buharlı gemi ile yeni dönüşüm. pusula, elektrik, radyo, telefon, TV, bilgisayar, uzay teknolojileri, biyoteknoloji, nanoteknoloji, WEB, e-posta, akıllı arayüzlü telefonlar ve yapay zekâ. &nbsp;</h2>

<h2><strong>Tarihsel Örnekler Üzerinden Değerlendirme</strong></h2>

<h2>Tarihsel süreç incelendiğinde, büyük medeniyetler bir anda tekil olaylarla kısa sürede ortaya çıkmamış. Medeniyetlerin çözülmesi de tarihsel süreklilik içerisinde kısa sürede bir gecede gerçekleşmektedir. Medeniyetlerin kısa vadeli askeri müdahalelerle bir anda ortadan kaldırılabileceği de hiç mümkün değildir.</h2>

<h2>Medeniyet ve uygarlıkların değişimi dünyada büyük dönüşümlerin yaşandığı zamanlar denk gelirse, değişim kolaylaşabilir. Örneğin, Roma İmparatorluğu'nun çöküşü, yüzyıllar süren ekonomik zayıflama, iç siyasi istikrarsızlık ve dış baskıların birleşimi sonucunda yıkılmıştır. Benzer şekilde, Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşü de uzun vadeli yapısal sorunların, küresel güç dengelerindeki değişimlerin ve I. Dünya Savaşı gibi büyük tarihsel kırılmaların etkisiyle ortaya çıkmıştır.</h2>

<h2>Bu örnekler, medeniyetlerin ortadan kalkmasının ani bir askeri ve güç uygulamasından ziyade, çok boyutlu ve uzun süreli dönüşümlerin sonucu olduğunu ortaya koymaktadır. Çağın konjonktürü belirler.</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><strong>Medeniyetlerin Sürekliliği ve Savaş Retoriği Jeopolitik Söylemlerin Sınırları</strong></h2>

<h2>ABD başkanı Donald Trump tarafından dile getirilen İran için “bir medeniyet yok olacak” yönünde ifade edilen açıklamanın yalnızca güncel jeopolitik gerilimlerin bir yansıması olarak değil, aynı zamanda siyasal retoriğin tarihsel ve sosyolojik gerçeklikle olan uyumsuzluğu olarak da görülüyor. Bu tür ifadeler, süper güç ABD’nin sahip olduğu askeri kapasitenin mutlak belirleyiciliği varsayımına dayanmaktadır. Ancak medeniyet olgusunun doğası gereği çok katmanlı ve uzun erimli yapısını göz ardı etmektedir. Sanırım önce medeniyetler nedir, nasıl olur, gelişir ve yıkılır bakmak gerekir.</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2>Birçok savaşta üstten bakan güç sahipleri başta ABD başkanının kullandığı sert söylemler, çoğu zaman doğrudan askeri eylemden ziyade psikolojik baskı ve caydırıcılık stratejilerinin bir parçası olarak ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda, söz konusu açıklamaların karşı tarafın iradesini zayıflatmaya yönelik bir stratejik iletişim aracı olduğu ileri sürülebilir. Ancak bu tür söylemlerin, özellikle nükleer silah kullanımı gibi insan aklının kabul edemeyeceği senaryoları çağrıştırması, küresel ölçekte tedirginlik yarattı ve uluslararası güvenlik algısını da zedelemekte olduğu vurgulandı. İşin içinde İsrail’in de İran’da ders verilmesi ve nükleer kapasitesinin yok edilmesi talepleri de dikkate alındığında, kaygıları iyice artırmaktadır.</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2>ABD ve İsrail’in İran’ın sivil altyapısının hedef alınması, uluslararası insancıl hukuk çerçevesinde ciddi tartışmalara konu olmaktadır. Birleşmiş Milletler ve ilgili uluslararası kuruluşlar savaşın hukuk normlarını ve sivillerin ve sivil altyapının korunmasını temel ilke olarak benimsemektedir. Bu nedenle, savaş sırasında toplumun temel ihtiyacı olan köprü, demiryolları, su kaynakları gibi altyapıya yönelik saldırıların hukuki meşruiyeti yoktur. Her somut olay özelinde ayrıca BM ve diğer insan hakları savunucuları tarafından değerlendirilmesi gereken durumlar vardır. Bu durum, savaşın yalnızca askeri değil, aynı zamanda hukuki, ahlaki ve etik boyutlarının da bulunduğunu açıkça göstermektedir.</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><strong>ABD’nin Savaş Teknolojisi ve Yıkım Kapasitesi Var, Ancak Nükleer Kullanabilir mi?</strong></h2>

<h2>Trump’ın tehdidiyle ABD’nin nükleer bomba kullanılarak ciddi bir soykırım yaşatacağı sorusu kaygılandırdı. Nükleer kullanımı insanlık için değil, diğer canlılar için de bir felaket olur. &nbsp;Günümüz teknolojik gelişmeleri, özellikle yüksek hassasiyetli silah sistemleri ve ileri düzey askeri kapasitesine sahip ABD ve İsrail, İran’ın belirli bölgelerdeki altyapısına ciddi fiziksel yıkımlar yaratma potansiyeline sahiptir. Diğer tarafta, bir tek İran değil, diğer bölge devletleri de bu saldırılardan etkilenecek. Nihayet, savaşın, dünyanın petrol akışının kesilmesiyle herkes zarar gördü. Bu kapsamda, İran’ın altyapısının ağır şekilde zarar görmesi mümkündür. Ancak fiziksel yıkım ile medeniyetin ortadan kalkması arasında doğrudan bir ilişki kurmak teorik ve pratik olarak mümkün olmadığı için yarın İran medeniyeti yıkılmayacaktır.</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2>Sonuç olarak: ABD başkanının mevcut zorda kaldığı durumda belirttiği siyasal söylemlerinde yer alan “bir medeniyetin kısa sürede yok edilebileceği” yönündeki ifadesi tarihsel ve sosyolojik gerçeklikle örtüşmemektedir. Medeniyetler, uzun vadeli ve çok katmanlı süreçlerin ürünü olup, yine benzer şekilde uzun süreli dönüşümler sonucunda zayıflamakta veya zamanla ortadan kalkmaktadırlar. Bu bağlamda, güncel jeopolitik gelişmeler değerlendirilirken, askeri kapasitenin sınırları ile medeniyet olgusunun derinliği arasındaki fark göz önünde bulundurulması gerekir. İran gibi birkaç bin yıllık kültürel altyapısı ve medeniyeti ABD’nin tek taraflı askeri teknolojik üstünlüğü ile yıkılamaz. İnsan toplumunun iradesi ve duruşu, sanırım dünyanın diğer mazlumlarına örnek olacak bir medeniyet dersi olacaktır.</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2>7 Nisan 2026, Adana</h2>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 13:10:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/05/prof-dr-ibrahim-ortas-1746957802.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>1 NİSAN ŞAKA YAPMA GÜNÜ MÜ?</title>
                <category>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/1-nisan-saka-yapma-gunu-mu-150</link>
                <author>ibrahim@brt.com.tr (Prof. Dr. İbrahim Ortaş)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/1-nisan-saka-yapma-gunu-mu-150</guid>
                <description><![CDATA[1 NİSAN ŞAKA YAPMA GÜNÜ MÜ?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>1 Nisan Yalnız Şaka Yapma Günü Mü?</strong></p>

<p><strong>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</strong></p>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2>Günaydın arkadaşlar, günaydın 1. Nisan. Hoş geldin “1 Nisan”. Gününüz aydınlık olsun, şaklarınız bol olsun. Şaka yapma günü. Hoş, sürprizleri içeren şakalarını yap. Ancak insanları şaklarınla çok da umutlandırma.</h2>

<h2>Baharın diriltici nefesinin hissedildiği 1 Nisan gününde, insanlık tarihinin birikimli kültürünü gölgeleyen savaşların sona erdiği, insanın insana karşı doğada karşılığı bulunmayan yalan, hile, aldatma ve kumpaslara başvurmadığı bir düzenin mümkün ve gerekli olduğunu hepimize, özellikle de yetkililere hatırlat.</h2>

<h2>Hakkın, hukukun ve adaletin yalnızca normatif metinlerde kalan soyut ilkeler olarak değil, yeryüzünde fiilen tecelli eden somut bir düzen olarak değil, zihne bir nakış inceliğiyle iyice işlenmelidir. Adaletin eşitlikten kopmadan, fakat emeği, liyakati ve katkıyı gözeterek tesis edilmesi gerektiği her aşamada vurgulanmalıdır.</h2>

<h2>Hangi yaşta ve cinste olursa olsun, her insanın aş, iş ve yeryüzünün sunduğu nimetlerden, kendi bireysel yetenek ve çabalama koşulları içerisinde, insana yaraşır bir biçimde yararlanmasının doğal ve devredilemez bir hak olduğu ifade edilmelidir. Bununla birlikte, bireyler arasında üstünlük kurma saikiyle değil; yetenek, zekâ, emek ve çabanın ortaya koyduğu değer ölçüsünde, birlikte bir arada ekolojik yaşam düzeni içinde dengeli ve hakkaniyetli bir paylaşımın esas olduğunu anlat.</h2>

<h2>Dileğimi Adana Seyhan Baraj Gölü'ne malaladım.&nbsp;</h2>

<h2>1 Nisan yalnızca bir şaka günü değil; aynı zamanda insanlığın daha adil, daha dürüst ve daha sahici bir dünyada yaşayacağımız yeni bir dünya düzeni arayışının başladığı bir gün olsun.</h2>

<h2>Bu dileğimi, hoş bir dilek; hatta bir ütopya ve "bir nisan şakası" gibi görebilirler. &nbsp;Öyle veya böyle, bu ütopya sahibi, bilgi, bilinç, sorumluluk sahibi insanlar elbette insanlık için sağlıklı bir çevrede adaletli ve demokratik bir yaşamı talep edeceklerdir. Ayrı-gayrı gözetmeksizin doğal çevreyi koruyan, adaleti ve liyakat esas alan daha iyi bir yaşamı istemek insana yakışan bir davranıştır. Sabahattin Ali’ye atfen &nbsp;"Herkese içindeki iyilik kadar iyi bir hayat dilerim" ifadesiyle herkes dilediği iyiliği ister.</h2>

<h2>Her türlü zorluğa ve ayrışmaya rağmen insanca bir yaşamın mümkün olacağını hep beraber sağlayabiliriz. Baharın o canlılığı ve güzelliği bizlere sağladığı coşku ve yenileme ile yaşamı yenileyebiliriz. O zaman ütopyamız gerçekleşsin diye mücadeleyi sürdürüyoruz. Tahterevallinin diğer ucunda da ben merkezli, hep bana, hep bana diyen, kaç bin kilometre öteden gelip başkasının evini başına yıkmaya çalışan kötüler olacak tabii. Tabii ki, herkese yaşam hakkını savunmak, “ yalnızca bana yaşam hakkı” diyenlerden daha anlamlı ve önemlidir. Her biri kendi dünyasında davranabilir; sonuçta hak kazanacaktır.</h2>

<p>1 Nisan 2026, Adana</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 14:36:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/05/prof-dr-ibrahim-ortas-1746957802.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YILDIZLARA BAKTIRDIM FALLARDA ÇIKMIYORSUN</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/yildizlara-baktirdim-fallarda-cikmiyorsun-149</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/yildizlara-baktirdim-fallarda-cikmiyorsun-149</guid>
                <description><![CDATA[YILDIZLARA BAKTIRDIM FALLARDA ÇIKMIYORSUN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">YILDIZLARA BAKTIRDIM FALLARDA ÇIKMIYORSUN</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Turhan EYÜBOĞLU</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Şarkının sözleri o kadar naif ve güzeldir ki incecik, sızım sızım dokunur insana! Aşkın gücünü anlatan şarkılardandır. Hani deprem gibi, çığ gibi, Maçka Deresi'nin seli gibi önüne ne katıyorsa götürüyor geçmiş zamanından. Herkesin söylemesi gereken eserlerden biridir. Hatta söz derinliği ve bestesiyle "Küçük yetmez! Bir de büyük aç </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">da i</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">çelim abi!" dedirtenlerdendir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bazen de e</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ğer siz yaşadığınız aşktan henüz aşkınız bitmeden uzaklaşan veya uzaklaştırı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">lan de</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ğilseniz bu şarkının ne demek istediğini anlarsınız! Ancak ne hissettirdiğini hiçbir zaman anlayamazsınız, diye düşünüyorum! Bilmem siz ne düşünürsünü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">z?</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bu şarkıda kelimeler öyle güzel yan yana gelmiştir ki şarkı bittikten sonra insan ayıp olur diye mi yoksa girdiği hayalden çıkamadığından mı ne konuşmaya utanıyor. Annem, Zekai Tunca</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">dan bu şarkıyı dinler:</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">"Benim beşinci oğlum! (Biz dört erkek kardeşiz) Çok güzel söylüyor!" diye de arkasından eklerdi. Benim acizane bir önerim olacak size. Bu şarkıyı bir kez de Fadıl Yoloğlu</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ndan dinlemenizdir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Gelelim şarkının hikayesine! Televizyon kanallarını geziyordum. Tesadü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">fen TRT M</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">üzik ,,kanalında Zekai Tunca</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">yı görünce o kanalda kaldım. Ne de olsa annemin beşinci oğluydu! O zamana kadar kendini görmediğim ancak ismini bildiğim şair Cemal Safi konuşuyor, bu şarkının hikayesini anlatıyordu. Birazdan size anlatacağım; ancak Cemal Safi</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">yi kısa bir tanıyalım. Bana göre mü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">thi</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ş bir şairdir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">stat 38 yaşından son</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ɾ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">a şiirlerini yazmaya başladı. Bu hepimizin kulağına küpe olsun. Şii</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ɾ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">le</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ɾ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ini ilk defa O</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ɾ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">han Gencebay besteledi. 1989 Yılında Zekai Tunca</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’ </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">nın bestelediğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">i "R</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">üyala</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ɾ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ım Olmasa", 1990 yılında Selçuk Tekay’ ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">n bestelemi</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ş olduğu "Vu</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ɾ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">gun"un g</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">fteka</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ɾ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ı ola</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ɾ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ak Hü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ɾɾ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">iyet Gazetesi</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">nin Altın Kelebek, Milliyet Gazetesi</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">nin Yılı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">n En Sevilen On </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Şa</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ɾ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">kısı bi</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ɾ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">incilik ödülle</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ɾ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ini aldı. </span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">1991 y</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ılında yine Zekai Tunca</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’ </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">nın bestelediğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">i "G</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">özüm Kesmiyo</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ɾ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">" </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">şa</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ɾ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">kısıyla Milliyet Gazetesi</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">‘</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">nin, 1991 yılında TRT</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">nin açmış olduğu ya</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ɾ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ışmada yine "İmkansı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">z" </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">şa</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ɾ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">kısıyla en iyi Tü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ɾ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">k Sanat Müziği ödülünü aldı.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Şairin bu güne kadar kırk tanesi Orhan Gencebay tarafından olmak üzere Zekai Tunca, Selçuk Tekay, Onur Akay ve Candan Erçetin gibi ünlü sanatçı ve besteciler tarafından yüz elli civarında şiiri bestelendi.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Cemal Safi, Türk Dil Kurumu tarafından, 2003 yılında yapılan Dil Bayramı'nda Türkçe'yi en etkin ve güzel kullanan şair olarak ödüllendirildi. 2004 yılında Mihai Eminescu adına düzenlenen Eminescu madalyasını aldı. Şiirleri İtalyanca'ya, Rumence'ye ve Arnavutça'ya çevrildi.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Zekai Tunca ve Cemal Safi her zaman buluştukları bir lokalde buluşmuş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">, sohbete ba</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">şlamışlardı. Uzun uzun sohbet ediyorlardı her keresinde. Birden Zekai Tunca</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">nın aklına bir şey gelmiş olacak ki konuşmasını bitirmeden Cemal Safi</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ye döndü.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">"Cemal abi bir sevgili tahayyül et; ancak rüyalarında görüyorsun! Böyle bir şiir olur mu?"</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">"</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Şimdi nereden aklına geldi?"</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">"Olur mu abi?"</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">"Olur Zekai!"</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">"Tamam abi, bunun üzerine çalış! Seni sonra ararım!" deyip sohbete bıraktığı yerden devam etti. Epeyce zaman geçmiş, arkadaşların ayrılma zamanı gelmişti. Vedalaşarak ayrıldılar. Aradan üç dört gü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">n ge</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">çtikten sonra Zekai Tunca Cemal Safi</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">yi telefonla arayarak:</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">"Cemal abi başladın mı ş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">iire?"</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">"Bitirdim!"</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">"Abi okur musun?"</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Yıldızlara baktırdım fallarda çıkmıyorsun</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Seni görmem imkansız rüyalarım olmasa</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Pencereden bakmıyor yollara çıkmıyorsun</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Seni görmem imkansız rüyalarım olmasa</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Yalvarırım mektup yaz beş dakika ayır da</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Su serp yanan bağrıma sağlığını duyur da</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Yaban g</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ülü gibisin dağda kırda bayırda</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Seni dermem imkânsız rüyalarım olmasa</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Seviyor özlüyorum seni can pahasına</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bir fırsat ver ne olursun beni bir daha sına</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bu aşkı söyleyemem senden bir başkasına</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Seni sormam imkânsız rüyalarım olmasa</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">"Hay Allah razı olsun Cemal abi! Bir yere kaybolma abi! Hemen geliyorum!" diyerek telefonu kapattı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">. O g</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ünden sonra iki gün çalışmayla bu güzel şarkı ortaya çıktı.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Cemal Safi</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">nin mekanı cennet olsun. Çok üretken bir insandı.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 11:46:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KİM NE DERSE DESİN SİHİRLİ GÜÇLERİ VARDI VOLKAN\&#039;IN!</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/kim-ne-derse-desin-sihirli-gucleri-vardi-volkanin-148</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/kim-ne-derse-desin-sihirli-gucleri-vardi-volkanin-148</guid>
                <description><![CDATA[KİM NE DERSE DESİN SİHİRLİ GÜÇLERİ VARDI VOLKAN\'IN!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kim ne derse desin sihirli güçleri vardı </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Volkan</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">’ı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">n!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;Turhan EYÜBOĞLU</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Tarih 31 Mart 2025&nbsp; Pazartesi… Türkiye</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ye kasvet çöktü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">! Ne</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">şelenmesi de kederlenmesi de bir bahaneye bakan Karadeniz'i sarıp sarmalamış çaresizlik! Bir efkarlandı mı insanlarını daraltan, yüreklerini sıkıştıran kent ne yazık ki ü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">lke </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">çapında olan rengini yitirdi. Bugün Trabzon'un yeri ve göğü, denizi ve dört bir yanı grinin tonlarından ibaret! Eksilmenin kahrı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">na gebe! </span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bugün, Karadeniz müziğinin can damarları kesildi. Binlerce notanın sahibi artık bu dünyayı terk ediyordu. Notalar neden bulunamadıklarını, neden karanlığın içinde kaldıklarını hiçbir zaman öğrenemeyeceklerdi. Hayal boşluğunun içinde gezip duracaklar, ancak müziğe bir türlü ulaşamayacaklardı. Çünkü Volkan Konak arkasındaki nota pelerinini bir şövalye edasıyla toplayarak gökkuşağının renklerine katıldı. </span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kim ne derse desin sihirli güçleri vardı </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Volkan</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">’ın! Memleket hasreti içindeysen, bir yakının ölmüşse, sevdiğinden ayrılmış veya çok yakının zor durumdaysa dinleyemezdin Volkan’ı; çünkü ortak olurdu acına! Memleket hasreti yüklerdi dinleyenin kalbine! Hemen bir şey yapmak için kendini bir ç</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">aba i</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">çinde bulurdu. Dinleyemeyeceğim dediğin şarkıyı yüzlerce kez dinlerken bulurdun kendini!</span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Volkan </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">şarkılarıyla girerdi insanların kalbine. Bütün hasretini, acını, sevincini yaşarken yanında olurdu insanların. Bir de bakmışsın ki memleketinde, sevdiğinin mezarının başında veya sevdiğin her neyse onun yanında bulurdun kendini. Onun şarkıları muhakkak her insanın bir anını canlandırır, bir espirisi dudaklarında bir gülümseme bırakırdı.</span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kim ne derse desin sihirli güçleri vardı </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Volkan</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">’ın! Onu izlerken istersin ki ekrandan çıksın bize gelsin, evde ne varsa koyalım masaya. Arkadaşlarımı, komşularımı çağırayım oraya. Burda yapalım programı; karşılıklı söyleyelim, içelim, gülelim, doya doya omuzlarımızda ağlayalım. Sevdiklerimizle olalım, kaybettiklerimizi analım, sevmediklerimize ağız dolu sayalım. Ekranda da seyretsen yanında gibi hissederdin Volkan’ı. </span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Her televizyon programında şarkıyı söylerken "Tüm Türkiye!" dediğinde tüm Türkiye</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">nin ona eşlik ettiğini biliyorum, buna eminim. Ama ben şunu iddia ediyorum: Şarkıyı seyirciye eşlik ettirmede yedi kıtada, bir dudakda olsa onu şarkıya eşlik ettirdiğine hiç şüphem yok!</span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kim ne derse desin sihirli güçleri vardı </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Volkan</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">’ı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">n! </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İnsanları, görmediği Karadeniz'e aşık ettirir, memleket hasreti çektirirdi. Öyle duygulu okur ki okuduğu şarkıları, türküleri anılar gelirdi gözünün önüne. Dokunursan kaybolur diye olduğun yerde donakalırdın. O hayalin içinde var olduğunu sanırdın. Boğazına bir yumruk Karadeniz heyelanı gibi akıp gelip yerleşir. Birden ne yapacağını şaşırırsın. Yutkunamazsın, yutkunsan geçmez. Hayalin içinde kalırsın.</span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bir anda gözyaşın gözün ucundan bir damla olarak doğar, sonra arkasında bir yol bırakarak şakağa doğru yuvarlanır, sonra bir dağın tepesinden aşağıya akarcasına, yanağına doğru hızlanır. İşte bu zaman içinde sen neyi hayal etmişsen onunla geçirdiğin hayatı tekrarlarsın. Bir mucize gibi bu kısacık süreye bir yaşamı sığdırırsın. Anlamadan istem dışı yutkunur, boğazına yerleşen yumruktan kurtulursun.</span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kim ne desin sihirli güçleri vardı </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Volkan</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">’ın! Ailede en yaşlısını </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">bile program</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ın başlangıcından sonuna kadar sandalyede gıkı çıkmadan oturttururdu. Hayranları kendisini seyredebilmeleri için 600 km günü birlik seyahat yapardı. Volkan ilk çıktığında kim bu dediklerini hatırlıyorum. İnsanlar onu bir şarkıcı olarak değerlendirmeye çalışıyordu içindeki Volkan’ı görmeden. Fatih Erkoç’la Yankılar programında izleyenler kim bu diyenlere büyük bir cevap olmuştu.</span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Karadeniz yöresi ve kültürü </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ile hi</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ç alakası olmayan insanları kendi türkülerini dinletebilmiş ve söyletebilmiştir. Sadece söyleyecek şarkısı olmadığını bir konuşmasında "Çevredeki insanlar böyle acı içinde, böyle mutsuz yaşarken mutlu olmayı bencillik olarak görüyorum." dediğinde insanlar söyleyecek sözü olduğunu da öğrendiler.</span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Tanrı’dan isteği olan </span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">“</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">sahnede ölmeyi” Tanrı’nın kabul etmesiyle hızlı başladığı hayatına hızlı bir şekilde sahneden ayrılarak son verdi.</span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Seninle gurur duyuyorum Şövalyem; mekanın cennet olsun.</span></span></span></span></h2>

<p><span style="color:#000000; font-family:Times New Roman,serif"><span style="font-size:16px">GÖRSEL:<strong> Volkan Konak, Alâettin Bahçekapılı, Subutay Hikmet ve Ersin Baykal </strong>(1980'lerde)</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 11:26:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BİLGİ, AYDIN ve TOPLUM ÜZERİNE İLBER ORTAYLI</title>
                <category>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/bilgi-aydin-ve-toplum-uzerine-ilber-ortayli-147</link>
                <author>ibrahim@brt.com.tr (Prof. Dr. İbrahim Ortaş)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/bilgi-aydin-ve-toplum-uzerine-ilber-ortayli-147</guid>
                <description><![CDATA[BİLGİ, AYDIN ve TOPLUM ÜZERİNE İLBER ORTAYLI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bilgi, Aydın ve Toplum Üzerine İlber Ortaylı’nın Entelektüel Birikimi ve Beklenen Aydın Tutum Üzerine</strong></p>

<p>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</p>

<p><em>Tartışmak insanı geliştirir, tek taraflılık körlükten kurtarır.</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Prof. Dr. İlber Ortaylı ile Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Asistan Yetiştirme Programı kapsamında düzenlenen cuma seminerleri sırasında tanışma fırsatı bulmuştum. Bu seminerlerin kendine özgü bir formatı vardı. Programlara zaman zaman diğer fakültelerden akademisyenler ve ilgili kişiler de katılırdı. Çoğunlukla konferanslara katılır, gelen saygın insanlarla tanışır, kısa süreliğine de olsa sohbet eder. Ben de İlber Ortaylı ile Çukurova Üniversitesi’nde düzenlenen bir seminer sonrasında tanıştım. Konferansın ardından üniversite içinde kısa bir gezi programı yapılmıştı. O dönemde Ziraat Fakültesi Gıda Bölümü bünyesinde faaliyet gösteren gıda şubesinde çeşitli bilimsel çalışmalar sonucunda üretilen ürünlerin satışı ve ikramı yapılmaktaydı. Burada farklı peynir çeşitleri, portakal şarabı, tam buğday ekmeği ve çeşitli gıda ürünleri bulunuyordu. Program kapsamında bu gıda şubesinin de ziyaret edilmesi planlanmıştı. O gün hocanın üniversite gezisi ekseninde gıda şubesindeki ürünlerin ikramı da programdaydı. Gıda şubesi ziyaretinde bulundum ve orada da konferanstaki üniversite bilim insanı konusu sohbetini devam ettirdik. Konferans sırasında Ortaylı, “Taşrada üniversite olmaz” diyerek üniversitelerin ancak belirli kültürel ve entelektüel birikimin bulunduğu merkezlerde kurulması gerektiğini ifade ediyordu. Ona göre üniversite öğretim üyeleri çoğunlukla aristokrat kültürel çevrelerden yetişmiş kişiler arasından çıkmalıydı. Üniversitelerin kurulacağı şehirlerin gelişmiş olması, öğrencilerin sinema, tiyatro, opera, tarih ve diğer kültürel faaliyetlerle zenginleşebileceği bir ortam sunması gerektiğini vurguluyordu. Bu bağlamda Türkiye’de gerçek anlamda üniversite ortamının ancak birkaç büyük şehirde oluşabileceğini dile getirmişti. Diğer akademisyenler farklı şehirlerdeki üniversiteler hakkında sorular yönelttiklerinde ise, birçok kentin üniversite hayatını besleyecek kültürel çeşitlilik ve zenginliğe sahip olmadığını ifade eden değerlendirmelerde bulunmuştu.</p>

<p>Daha sonra kendisiyle yaptığımız sohbet sırasında, bilgi üretiminin yalnızca ekonomik olarak varlıklı kişilerle sınırlı olup olmadığını sormuştum. Eğer gerekli imkânlar sağlanırsa, yetenekli, çalışkan insanlarda üniversitelerde bilim insanı olarak bilgi üretebileceğini, Türkiye’deki akademik kadronun çoğunun kırsaldan gelen kişiler olduğunu belirtirim. Sayın Ortaylı ise bilgi üretecek kişinin entelektüel birikim sahibi ve geçim kaygısı taşımaması gerektiğini ifade etmişti. Ona göre akademik yaşam daha çok seçkin bir kesimin sürdürebileceği bir uğraş olarak görülüyordu. Daha sonraki tartışmalarda toplumun geniş kesimini “cahil” olarak gören bu yaklaşım da çeşitli çevrelerde eleştirilmişti. Elbette toplumumuzun eğitim ve kültür düzeyi açısından bazı eksiklikleri olduğu inkâr edilemez. Ancak toplumun vicdanını temsil eden aydınların temel görevi, cehaleti ortadan kaldıracak girişimlerde bulunmak ve toplumun gelişimine katkı sağlamaktır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Tarım Tarihi Üzerine Bir Sohbet</strong></p>

<p>Gıda şubesi ziyaretinde kendisiyle farklı bir konuda daha sohbet etme fırsatım oldu. O dönemde Tarım Tarihi dersinin ziraat fakültelerinde okutulması yeni başlamıştı ve ben de bu konuya ilişkin materyal topluyordum. Bu nedenle farklı akademisyenlerin görüş ve önerilerini almaya çalışıyordum. Sayın Ortaylı’ya Tarım Tarihi dersinden bahsettiğimde oldukça memnun olmuştu. O sırada Topkapı Sarayı Müzesi Müdürlüğü görevini yürütüyordu. Bana Topkapı Sarayı’nda düzenledikleri seminerlere katılabileceğimi ve Tarım Tarihi üzerine bir sunum yapabileceğimi söylemişti. Ayrıca müzenin arşiv ve kaynaklarından yararlanabileceğimi ifade etmişti. Ancak daha sonra kendisinin bu görevden ayrıldığını hatırlıyorum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Kamuoyundaki Bilgi Paylaşımı ve Eleştiriler</strong></p>

<p>Sayın Ortaylı o yıllarda kamuoyunda bugünkü kadar tanınan bir isim değildi. Daha sonraki yıllarda özellikle Ankara’dan ayrılıp İstanbul’a, Galatasaray’a geçince çeşitli televizyon programlarına katılarak kendine özgü üslubuyla tarih, kültür ve toplum üzerine değerlendirmelerini nükteleriyle çoğu zaman şaka yoluyla, kimi zaman da “tiyoya” alan üslubuyla tarihi olayları anlattı. Akademik çevrelerde ilim insanı özelliğinden uzaklaşmış “popüler figür” olmuş eleştirisi yapıldı.</p>

<p>Farklı dillere olan ilgisi ve çok geniş bir entelektüel birikime sahip olması, günlük yazılarında ve kitaplarındaki günlük hayattaki bazı konuları tarzıyla örnekleyerek sunması kuşkusuz takdir edilmesi gereken bir özelliktir. Sahip olduğu bilgi, görgü ve akademik üretim bakımından da önemli bir entelektüel şahsiyeti.</p>

<p>Bununla birlikte, toplumun geniş kesimini “cahil” olarak nitelendiren kimilerince “üstten bakış” kaynaklı yaklaşım eleştirilere de zaman zaman konu olmuştur. Elbette toplumumuzun eğitim düzeyinin geliştirilmesi gereklidir; ancak bu noktada aydınların temel görevi toplumu küçümsemek değil, bilgi ve eğitim yoluyla toplumsal gelişime katkıda bulunmaktır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Aydınların Toplumsal Sorumluluk Almaları Gerekir Talebi</strong></p>

<p>Toplum içinde öne çıkan entelektüellerden yalnızca akademik bilgi üretmeleri değil, aynı zamanda çağın sorunları karşısında uyarıcı ve yol gösterici bir tutum sergilemeleri de beklenmektedir. Bu bağlamda entelektüellerin sahip oldukları bilgiyi hangi amaçla kullandıkları da toplumsal olarak sorgulanmaktadır. Bir toplumun içinden çıkan aydınların hak, adalet ve doğa gibi temel değerler konusunda açık bir tutum almaları önemlidir.</p>

<p>Tarih gibi toplumun geçmişindeki birçok olay ve olgunun olduğu gibi sebep-sonuç ilişkisi içinde anlatılması gibi, çoğu kişiyi de rahatsız edici hakikat yanları da vardır. Mustafa Kemal Atatürk'ün "Tarihi yazanlar tarihi yapanlara karşı saygılı olunmalı" ifadesiyle tarihin hakikati anlatımı önemli. Atatürk, tarih yazmanın ve tarih yapanların tarafsız ve doğru bir şekilde bilgileri aktarmaları gerektiğini belirtirken de konunun önemini ve nerelere kadar varılabileceğini de öngörmüş olmalıdır. Bu bağlamda tarih anlatımı toplumun memnun edilmesi için törpülemek, bazen sorunlu alanları görmemek tarih yazmak gerçekçiliği ile çelişebilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş yıllarında, Sanayi Devrimi'ni kaçırmış bir toplum olarak çağın ancak nitelikli eğitim yoluyla gelişip dönüşüp yakalanacağı düşünülüyordu. Ancak İkinci Dünya Savaşı sonrasında ve özellikle Soğuk Savaş döneminde yaşanan askeri müdahaleler ve demokratik kesintiler ülkenin eğitim ve bilim alanındaki gelişimini önemli ölçüde sekteye uğrattı. Türkiye'nin coğrafyasının ve tarihteki kültürel birikiminin sunduğu zenginlik eğitim yoluyla bilimsel gelişmişliği yakalayamamasının ötesinde, teknolojik gelişmişliğinin sağlanması aydınlar tarafından çok az kritik edildi. Sayın Ortaylı düzeyindeki entelektüel miras sahibi şahsiyetlerin bütünü analiz edilerek, bilimini ve bilgisini toplumun gelişimi yönünde daha iyi yönde tutum almaları bekleniyor. Başta YÖK yasası ile ülkenin bilgi üreten kurumlarının bürokratik devlet dairesi konumuna dönüştürülmesinin geleceğin gelişmesine zarar vereceğini belirterek, yetkililerine üniversitenin önemini anlatılabilirdi. Beklenen muasır medeniyetler düzeyine ve teknolojik gelişim dönüşümü beklentisi tam olarak gerçekleşmedi. Bu bağlamda aydınlarımızın çoğunun bu konularda çok da uyarıcı görevleri yapmadığı sıkça değişik kesimler tarafından belirtiliyor. İlber Ortaylı’ya da bu konuda çok sayıda eleştiri yapılmakta olduğunu aralıklarla basında, medyada okumaktayız.</p>

<p>Toplumsal gelişmelerde güç ilişkilerinin dinamiğini ve çağın gelişmesini doğru okuyup zamanında toplumu ve ilgililerin dikkatini ve gerekli uyarılarını yapması beklenirdi. Unutmayalım, entelektüel ve akademik birikim toplumsal sorun ve yaşanacak çelişkilerde eleştirel yaklaşımla ele alınmaz ve toplumun kültürel ve bilimsel bir zenginlik katmadığı zaman amacına kavuşmamış olur. Kişinin ürettiği ve edindiği bilgi ve becerinin kimden yana kullanacağı sorumluluğu bana göre tarihsel bağlamda kamuoyunu ilgilendirir. Çünkü her türlü gelişme toplumsal etkisinin yansıtmasıdır. Eski Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Faruk Erem der ki “Suç bireysel değil toplumsaldır. Bu bağlamda toplumun içinden çıkan aydın ve bilginler toplumsal sorumlulukları gereği iktidarlardan bağımsız olarak omuzlarındaki sorumluluğu yerine getirmelidir. Doğadan ve insandan yana duruş sergilemek aydın sorumluluğudur!</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Popüler Tarih Anlatımını Benimsedi</strong></p>

<p>Sayın Ortaylı, son dönemlerde iletişim çağının kanallarından TV ekranlarında ve köşe yazılarında değişik konuşmalarında ve yazılarında küçük dokunuşlarla toplumun belirli konularda bilgi sahibi olması konusunda uyarıcı mesajlar vermeye başardı. Gezmenin, dil bilmenin ve tarih okumanın önemi konuları yararlıydı. Gençlerin geleceklerini kurma konusunda öğütleri önemliydi. “İnsan Geleceğini Nasıl Kurar” isimli kitabı ile gençlere kendi potansiyellerini fark edip hayatlarını gerçekleştirmelerinin yollarını gösteren sohbetleri ilgi görüyordu. Kendi kişisel rahatlığı, anlatım becerisi, halktan biri olarak halkın içindeki rahat tavırları ile de çağrılan davetlere icap edip herkesle konuşabilmeyi başarması onu popülerleştirdi. Bu nedenle günümüzde Sayın Ortaylı’ya yönelik artan ilgi yanında, akademik çevrelerde “Tarih gibi karmaşık, hakikati işlemesi gereken konular basitleştirilemez”&nbsp;eleştiriler de görülmektedir. Önemli olan objektif analizler ekseninde ülkemizin entelektüellerinin topluma katkılarına bakmaktır. Söyleşiler ve kitapların okunması genç kuşaklar açısından önemli bir entelektüel birikim kazandırabilir. Sayın Ortaylı, bir yandan kendi kulvarında yaşamının son anına kadar çabalayan bir yaşam, diğer yandan, kendisinden beklenen toplumsal sorumluluk konusundaki eleştirel tutum eksiliği tartışılmaktadır. Tartışmak insanı geliştirir, tek taraflılık körlükten kurtarır. Ne diyelim, ruhu şad olsun.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>14 Mart 2026, Adana</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 22 Mar 2026 14:02:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/05/prof-dr-ibrahim-ortas-1746957802.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Savaşın Gölgesinde Nevruz ve Ramazan Bayramı</title>
                <category>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/savasin-golgesinde-nevruz-ve-ramazan-bayrami-146</link>
                <author>ibrahim@brt.com.tr (Prof. Dr. İbrahim Ortaş)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/savasin-golgesinde-nevruz-ve-ramazan-bayrami-146</guid>
                <description><![CDATA[Savaşın Gölgesinde Nevruz ve Ramazan Bayramı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Savaşın Gölgesinde Nevruz ve Ramazan Bayramı Kutlamalarının Kültürel Dayanışma, Etik Sorumluluk ve Birlikte Anlamlı Yaşam Arayışı</strong></p>

<h2>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</h2>

<h2>2026 yılının ilk çeyreğinde bayrama savaşın gölgesinde giriliyor. Ramazan ve 21 Mart Nevroz bayramı geliyor. İran ve Orta Asya ülkeleri için en önemli bayram Nevruz’dur . Savaş olmasaydı, bu yıl iki bayramın aynı ana denk gelmesi İran halkı için çok farklı kutlanacaktı. İranlılar Nevroz Bayramı'nda çok boyutlu hazırlık süreçleri ve kolektif kutlamalar gerçekleştirirler. Öğrencilik yıllarımda İranlı öğrenci arkadaşların heyecanlarını görünce bizim bayram hazırlıklarımız, onlarınkine kıyasla görece daha sınırlı kalmaktaydı.</h2>

<h2>Bu noktada Ramazan Bayramı ile Nevruz gibi bayramların toplumsal işlevi ayrı bir önem kazanmaktadır. Bayramlar, yalnızca dini ritüellerin icra edildiği zaman dilimleri değil, aynı zamanda insanların bir araya geldikleri, kolektif hafızayı güçlendiren, toplumsal dayanışmayı artıran ve bireyler arası empatiyi pekiştiren sosyo-kültürel mekanizmalardır. Özellikle Nevruz, İran toplumunda 21 Mart ile mevsimsel döngünün yenilenmesiyle birlikte uzun süreli hazırlıklar ve birlikte coşkulu kutlamalarla yapılmakta, bu tür kültürel pratiklerin toplumsal bütünleşme üzerindeki etkisini açıkça ortaya koymaktadır.</h2>

<h2><strong>Bayramlar Toplumsal Dayanışma, Yardımlaşma Barışmak İçin Önemli Günlerdir</strong></h2>

<h2>Her şeye rağmen, bayramların hepsi kendi içinde o toplumun kültürel ve inanç dünyasında önemli bir yeri bulunmaktadır. İnsanların bayramın sağladığı barışçıl olma, empati yaparak, karşılıklı yardımlaşma, dayanışma, ihtiyacı olanın ihtiyacını görme, aile ziyaretleri önemsenmeli. İnsanların/toplumların bu tür günlerde buluşmalarına ciddi ihtiyaç duyduğu açıktır.</h2>

<h2>Baharın gelişiyle birlikte Nevruz ve bayramların aynı döneme denk gelmesi, insanlığın ortak değerlerini hatırlamak ve yeniden üretmek için önemli bir imkân sunmaktadır. Öte yandan, bayramlar gibi kültürel ve dini pratikler, yalnızca sembolik değil, aynı zamanda toplumsal barışın yeniden inşasında işlevsel araçlar olarak değerlendirilmelidir.</h2>

<h2>Kendilerince inandıkları dinin gereklerini de ABD'nin İsrail Büyükelçisi üzerinden, kutsal toprakları alma hakları var diyerek haklılık kazandırılmaya çalışılıyor olması da dünya barışı için hiç iyi değil. Evangelist İnanç'a göre, “Armageddon savaşında Mesih gelecek ve dünyayı kötülüklerden koruyacak” şeklindeki açıklamalar yapan yetkililerin sorumluluğu daha fazladır. İşin garibi, dünyada bu tür kutsal toprak talebi, karşıdakileri yok etme, saldırma, öldürme gibi konulara ciddi ciddi inanan çok sayıda insan var olmasıdır. Bu tür söylemlerin ve uygulamaların inanca duyulan saygıyı da zayıflattığı görülmektedir. Savaşın yoğunlaştığı dönemlerin özellikle dini ve kültürel açıdan önemli günlerle çakışması, bu tartışmaları daha da derinleştirmektedir. Son dönemde İran ve Gazze başta olmak üzere Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler, ileri askeri teknolojilerin siviller üzerindeki etkisi ve savaşın insani boyutu bakımından ciddi ahlaki, etik ve hukuki tartışmaları gündeme getirmektedir. İnsanların güzellikler içinde bayrama hazırlanıp aileleri ve dostlarıyla bayramı yaşamaları gereken yerde, üzerlerine nereden atıldığı bilinmeyen ileri teknoloji ürünü füzelerin düşerek ölmeleri reva mı?</h2>

<h2>Bu bağlamda, savaşın yıkıcı etkilerine karşı empati, dayanışma ve insan onurunu merkeze alan bir yaklaşımın güçlendirilmesi, hem etik hem de toplumsal bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Doğanın işleyişiyle uyumsuz biçimde kendisini tek taraflı olarak küresel otorite olarak konumlandıran anlayış soruludur . İlgili devletlerin yönetim yapılarına yönelik müdahaleci yaklaşımlar. “Orayı-burayı alacağım, benimle anlaşmalıları gerekiyor; ben ne dersem o olur” kibirli üstenci ifadelerinin doğada ve toplumda karşılığı olmadığı gibi, böyle bir ilke, mantık, akıl ve ahlakta yok. İnsana yakışır da değildir. &nbsp;</h2>

<h2>Baharın gelişi, Nevroz ile bayramın aynı zamanda geldiği bu günlerde, savaşı çıkaranların anlamsız kararlarına rağmen, insan yakışır şekilde, ayrıştırmadan, ötekileştirmeden, rengine diline bakmadan, hatta diğer canlıları da kendimizden bilerek bayramı içten kutlayalım. Bütün renkli çiçekler ve güzellikler özellikle zalimlerin bombaları altında kalan çaresiz mazlumlar, yoksullar, gıdaya erişim sorunu olan, en alttaki insanlar için görünür hale gelsin. Haksız ve hukuksuz ve anlamı olmayan, rasyonel temelden yoksun savaşlar bitsin, barış ve kardeşlik içinde dünyanın nimetleri herkesin ihtiyacını karşılayacak şekilde sağlansın. Sonuç olarak, küresel düzeyde güç politikalarının belirleyici olduğu bir uluslararası sistemde, barışın sürdürülebilirliği yalnızca devletler arası dengelere değil, aynı zamanda toplumların kültürel, etik ve insani değerleri yeniden üretme kapasitesine de bağlıdır. Bu çerçevede bayramlar, yalnızca geçmişin bir geleneği değil, aynı zamanda geleceğe yönelik barış, dayanışma ve birlikte yaşama iradesinin sembolik ve pratik araçları olarak değerlendirilmelidir.</h2>

<h2>Haksız hukuksuz savaşlara HAYIR! Bayramımız kutlu olsun.</h2>

<p>19 Mart 2026, Adana</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 17:16:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/05/prof-dr-ibrahim-ortas-1746957802.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çanakkale Zaferini doğru anlamak ve anlatmak</title>
                <category>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/canakkale-zaferini-dogru-anlamak-ve-anlatmak-145</link>
                <author>ibrahim@brt.com.tr (Prof. Dr. İbrahim Ortaş)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/canakkale-zaferini-dogru-anlamak-ve-anlatmak-145</guid>
                <description><![CDATA[Çanakkale Zaferini doğru anlamak ve anlatmak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Başta Gazi Mustafa Kemal olmak üzere Çanakkale şehit ve gazilerimizi şükran ve minnetle anıyoruz. Bu arada o dönemin bütün tıbbiyeli ve askeri öğrencilerine de şükran borçluyuz. 1915 yılında Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane'ye kaydolan tıp, diş hekimliği öğrencilerin yanında İstanbul Erkek Lisesi ve diğer okullardaki çok sayıda gönüllü yurtsever genç Çanakkale cephesine yarıma gitmişlerdir.</p>

<p>Osmanlı döneminde çoğunluğu alaylı olan subay-askerlerin yerine eğitimli subay ve öğrencilerin katılımı ile İngiliz Emperyalizmine karşı strateji ve kararlıkla Türkiye'nin bağımsızlık yolunun açılmasına katkı koymuş oldular.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="/images/files/canakkale-ortas2.JPG" style="height:439px; width:720px" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Tarih Bilincini doğrudan Yerinden Kazandırmak Önemli</strong></p>

<p>Çoğunluğunun Çanakkale’de şehit düşen gençlerin dönemin seçkin eğitimli kişileriydiler. Şahsi görüşüm eğitimin %3-5 düzeyde olduğu bir dönemde dönemin yükseköğretimli gençleri ülkenin genetik materyali olarak ne yazık ki kaybedilmiştir. Anıları ve kazanımları yol gösterici olsun. Bu bağlamda tarihin doğru anlaşılması ve tarih bilincinin kazandırılması için bütün öğrencilerin lise eğitimin başlangıcında belirli bir program dayalı olarak Çanakkale’ye götürülerek, müzeleri gezdirilerek geçmişin nasıl yaratıldığının daha doğru anlaşılması sağlanmalıdır. Yaşamlarını kaybeden şehir ve gazilere bir kez daha minnet duyguları ile iyi ki yaşadınız. Ruhunuz şad olsun.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 12:08:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/05/prof-dr-ibrahim-ortas-1746957802.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SEN NE ZIRVALIYORSUN SÖYLER MİSİN?</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/sen-ne-zirvaliyorsun-soyler-misin-144</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/sen-ne-zirvaliyorsun-soyler-misin-144</guid>
                <description><![CDATA[SEN NE ZIRVALIYORSUN SÖYLER MİSİN?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Sen Ne Zırvalıyorsun Söyler misin?</span></span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,serif"><span style="color:#454545">Turhan EYÜBOĞLU</span></span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Düşünebiliyor musunuz İngilizler, Araplarla beraber olmuş seni arkandan vurmuşlar! Ermeni, Rus'la birleşmiş Doğu Anadolu'yu kana bulamış! Rum, Yunan'la; Yunan, İngiliz'le birleşmiş Batı Anadolu'yu ele geçirmiş! Fransız'lar Güneydoğu Anadolu'yu yol geçen hanı yapmış</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">!</span></span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ü</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">lkenin mahvolmadı</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">k, y</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ıkılmadık, yanmadık, kan dökülmedik, kül olmadık hiçbir yeri kalmamış</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">! </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ü</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">stelik ordun dağıtılmış, silahların toplatılmış! Elde ne İzmir, ne İstanbul kalmış</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">! </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">İstanbul'a bir İngiliz vali atanmış? Sen hala daha ne zırvalıyorsun, söyler misin? Tarihi çarpıtmaya senin o kuş beynin yeter mi?</span></span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Konuştuğunda mangalda kül bırakmıyorsun! Neymiş, bu millet bir gecede okumayı yazmayı bırakmışmış! Sen benden daha iyi biliyorsun Anadolu'nun yedi sekiz milyon nüfuslu en yoksul bölümünün, yüzde doksan yedisinin okuma yazma bilmediğ</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ini! Sen, sa</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">çmaladığın o zırvalara araştırmadan sahip çıkacak, aklını kiraya vermişleri ancak inandırırsı</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">n!</span></span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Onlar hala aklını kiraya vermeye devam ediyor. Ancak gelen gençliği onlar gibi sanıyorsan yanılıyorsun! Onların bilgiye ulaşması iki parmak hareketine bağlı olduğunu unutma!</span></span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">İnanın onca kitabı ve makale okuduktan sonra Mustafa Kemal Atatürk'ün Anadolu'nun yorgun, yoksul, bitkin, yapılan onca harpte ezilmiş halkını nasıl kurtarmış ve bir araya toplayıp millet yapmış diye şaşıp kalıyorum!</span></span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">"Yunan'ı nasıl denize döküp hizaya getirmiş</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">! </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">İngiliz'i yerleştiği İstanbul'dan nasıl çiviyi tahtadan söküp çıkarır gibi söküp atmış. Dünyanın sü</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">per g</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">üçleriyle aynı masaya nasıl eşit şartlarda oturmuş!" diye hâlâ düşündükçe şaşıp kalıyorum!</span></span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Yıl 2026 olmuş; hâlâ Nurcu, Menzilci ve bilmem neci tarikatların peşine çı</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">kar u</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ğruna bunca insan takılmışken, 1923 yıllında elifi görse mertek sanacak kadar alfabesiz olan, komşunun komşuyu boğazladığı iç savaşlardan, Anadolu'yu mezbahaya döndü</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ren d</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ış savaşlardan yeni çıkmış, yanmış yıkılmış Anadolu'nun halkından nasıl pırıl pırıl bir Cumhuriyet çıkarmış, inanın hala aklım almıyor!</span></span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Kurtuluş Savaşı'nı kazanmışken, gücü arkana almışken, ülkenin dört bir tarafında diktatörler varken, üstelik kendine halifelik teklif edilmişken hırsa ve güce kendini kaptırmadan "Tek güç, halkın oyudur!" deyip demokrasiyi istemesine, inanın hala aklım almıyor! Hele de şimdi bütün güçleri kendinde toplamak için çaba sarfeden idarecileri gördükçe onun o dönem yaptıklarını hala aklım almıyor!</span></span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Türkiye, 1923'te üç beyaza; una, beze, şekere muhtaçken, bir tane fabrikan yokken, mühendisin yokken, iş </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">adam</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ın yokken, tü</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ccar</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ın yokken, işçin yokken 1926-1946 arası yedi modelde toplam 212 uçak üretecek ve dünyaya satacak hale geleceksin! Dahası da Osmanlı'dan kalan borcu sonuna kadar ödeyeceksin; inanın hala aklım almıyor!</span></span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Yok olmanın kıyısından çıkıp var olmanın doruğuna nasıl tırmanılmış? Avrupa seni parçalamak için savaşırken onun saygınlığı nasıl kazanılmış</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">? Hi</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">çbir şeyimiz yokken neler yapılmış</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">! </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Şimdi ise her şeyimiz olduğu halde neler yapamıyoruz! Bunları bilmeyip ne zırvalıyorsun, söyler misin?</span></span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">O ku</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ş beyninle bir de kalkmış Mustafa Kemal Atatürk'ü eleştiriyorsun. Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyetin ilanından sonra on beş yıl yaşadı</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">. O on be</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ş yı</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">la s</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ığdırdıkları</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">na hen</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">üz dünyada yaklaşan bir ülke ve lider olmadı! Sen o kuş beyninle ne zırvalıyorsun?</span></span></span></span></span></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Kaynak: İ</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">lhan Sel</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">çuk</span></span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">un yazısından etkilenip gaza geldim.</span></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 15:27:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MUSTAFA DELİOĞLU\&#039;NU ANMAK</title>
                <category>Mustafa Balel</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/mustafa-delioglunu-anmak-143</link>
                <author>mustafa.balel@brt.com.tr (Mustafa Balel)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/mustafa-delioglunu-anmak-143</guid>
                <description><![CDATA[MUSTAFA DELİOĞLU\'NU ANMAK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">MUSTAFA D<span style="font-family:Calibri,sans-serif; font-size:12pt">ELİOĞLU’NU ANMAK</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">MUSTAFA BALEL</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<h2 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">İki gün önce bir rastlantı sonucu gördüğüm bir afiş beni bir anda elli küsür yıl gerilere götürdü. Gerçi aramızdan ayrıldığını on beş gün kadar önce duymuştum ama söylentidir canım, deyip geçmiştim. Bu arada beynimin bir yerine bir soru işareti kazımayı da unutmamıştım tabi. </span></span></span></h2>

<h2 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Gönül sevdiği biriyle ilgili kara haberleri ertelemeye fazlasıyla teşnedir. Gerçekle yüzleşmenin korkusu içinde bahaneler bularak uzattıkça uzatmanın yollarını arar hep. Ötelemeleri kişinin kendini ilgili gerçeğe hazırlama süreci yaratma çabası olarak görürüm ben. Bu böyle sürüp giderken bu söylentiye son noktayı koyan sevgili Doğan Gündüz yönetimindeki bir anma programını duyuran bir afiş oldu.</span></span></span></h2>

<h2 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">O&nbsp;&nbsp; zamana kadar kapağını yaptığı onlarca kitap elimden geçmiş olan Delioğlu ile birebir tanışmamız 1972’de Oda Yayınları’nda peş peşe çıkmaya başlayan çeviri kitaplarımın kapakları sayesinde oldu.</span></span></span></h2>

<h2 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Kahverengi, antrasit, acıyeşil, nadiren vişneçürüğü ve tütün renginin hâkim olduğu karamsar mujik resimleri her ne kadar içimi karartıyorsa da Rus klasiklerine cuk oturduğu için Oda’ya çevirdiğim kitapların kapak resminde Delioğlu’nun imzasının bulunmasını bir ayrıcalık olarak görüyor, “keşke Delioğlu’na yaptırsalar” diye can atıyordum. Öyle de oldu. </span></span></span></h2>

<h2 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Belleğim beni yanıltmıyorsa daha ilk kitapta ahbap olduk. Resimden, renklerden konuşmaya başladık. Böylece içimde uhde olarak kalan resim merakım bir karşılık bulmuş gibiydi ve güçlü bir mıknatıs Cağaloğlu’na her inişimde ayaklarımı sevgili Delioğlu’nun Nuri Osmaniye’deki atölyesine sürüklüyordu. Bir anda odanın boya kokusunu bastıran mis gibi kahve kokusu eşliğinde onun hayatı umursamaz ellerle fırçasını tuvale savururken araya zaman zaman “şuraya biraz turuncu katsam mı ki?” gibisinden kendi kendine konuşmalarını kattığı sohbetlerimizde yayıncılardan, yazarlardan, ressamlardan, daha çok da resimden söz ederdik. Resimden söz eden pek pek pek nadir dostlarında biri olduğumdan söz ederdi. </span></span></span></h2>

<h2 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Daha sonra çocuk kitaplarım çıkmaya başladığında “<strong>Nöbetçi Ayakkabıcı Dükkânı”</strong> adlı öykü kitabımın resimlemesini Delioğlu’nun yapacağını duyduğumda Oda Yayınları’na yaptığı iç karartıcı mujik resimlerine benzeyecek korkusu yaşadım. Kaşlarım çatıldı, yüzüm buruştu. Haksızlık etmişim meğer. Korktuğum gibi olmadı.&nbsp; Cıvıl cıvıl bir çalışma çıktı ortaya. Yıllar sonra kendisine de söyledim bunu ve öyle düşündüğüm için gecikmiş bir özür diledim. Bastık kahkahayı! </span></span></span></h2>

<h2 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Göğsünü kabartarak o günlerde resimlemekte olduğu bir çocuk kitabının hayat dolu rengarenk çalışmalarını gösterirken gözlerinde gördüğüm parıltıyı hiç unutmam. &nbsp;</span></span></span></h2>

<h2 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Yıllar süren bu atölye ziyaretlerim kapak ve illüstrasyon çalışmalarının yanında resme de ağırlık vermiş olan ressam dostuma yaptığı işi önemseyen, bir önceki gidişimden sonraki çalışmalarla da yakından ilgilenen, gerektiğinde eleştiren, bir fincan kahve ile yetinmesini bilen alçakgönüllü bir eleştirmen kazandırırken benim de kendi açımdan kazanımlarım oluyordu. Her türlü yapaylıktan uzak insan sıcaklığını saymasak bile en başta bir ressamın atölyesini en ince ayrıntılarına kadar görme, inceleme olanağı buluyordum. Başka hangi öyküye, hangi romana ne şekilde yansıyacak bilemiyorum ama “<strong>Ressamın Kedisi”</strong> adlı çocuk romanım işte bu gözlemlerim sonucu ortaya çıktı. 17 yıl boyunca bana arkadaşlık eden biricik kedim Arsız ile ressam dostumun atölyesini bir araya getirince... </span></span></span></h2>

<h2 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Ortaya koyduğum ürün bir çocuk kitabı olduğundan dostumun atölyenin öteki müdavimleri ve galericiler hakkındaki eleştirilerini yansıtamadım tabii. &nbsp;</span></span></span></h2>

<h2 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Onun, atölyesine sık sık damladıkları halde çalışmalarına en ufak bir ilgi duymayan, sanki bir ayakkabı tamircisi arkadaşlarını ziyarete gitmiş gibi içkisini içip dedikodularını yaptıktan sonra başını kaldırıp da şövalyedeki çalışmaya ya da duvara dayalı yeni bitmiş bir tabloya nezaketen bile olsa şöyle bir göz atma gereği duymadan çekip gidişlerine duyduğu ve yüzlerine vuramadığı gizli öfke bana <strong>Ressamın Kedisi</strong>’nin büyükler için bir versiyonunu yazdıracak belki de. </span></span></span></h2>

<h2 style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Işıklar içinde uyu sevgili Mustafa Delioğlu!</span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 11:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/01/mustafa-balel-1736508714.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kadının Görünmeyen Emeği ve Toplumsal Eşitlik Arayışı</title>
                <category>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/kadinin-gorunmeyen-emegi-ve-toplumsal-esitlik-arayisi-142</link>
                <author>ibrahim@brt.com.tr (Prof. Dr. İbrahim Ortaş)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/kadinin-gorunmeyen-emegi-ve-toplumsal-esitlik-arayisi-142</guid>
                <description><![CDATA[Kadının Görünmeyen Emeği ve Toplumsal Eşitlik Arayışı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>8 Mart Dünya Çalışan Emekçi Kadınlar Günüde, Kadının Görünmeyen Emeği ve Toplumsal Eşitlik Arayışı</h2>

<h2>Prof. Dr. İbrahim Ortaş,&nbsp;<a href="mailto:iortas@cu.edu.tr" target="_blank">iortas@cu.edu.tr</a></h2>

<p>&nbsp;</p>

<h2>Toplumların karşı karşıya kaldığı hemen her sorunun ekonomik krizler, gıda güvensizliği, yoksulluk, savaş ya da sosyal eşitsizlikler incelendiğinde, bu olumsuzluklardan en fazla etkilenen kesimlerin başında kadınların geldiği görülmektedir. Bu nedenle 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yalnızca sembolik bir kutlama günü değil; aynı zamanda kadınların emeğini, karşılaştıkları yapısal eşitsizlikleri ve emeklerinin görünmezliğini ve toplumsal adalet arayışını hatırlatan sembolik de olsa önemli bir farkındalık günüdür.</h2>

<h2>Kadınlar özellikle gıdaya erişim, yoksulluk ve bakım emeği açısından dezavantajlı grupların başında yer almaktadır. Birçok toplumda kadınlar, kendi ihtiyaçlarını geri plana iterek önce çocuklarının ve aile bireylerinin beslenmesini ve ihtiyaçlarını karşılamayı düşünmektedir. Birçok anne için çoğu zaman yemeden yediren, içmeden içiren kişi olarak görülür; fakat bu görünmez emek çoğu zaman yeterince fark edilmez. Fedakârlığın temsilidir kadın. Bu fedakârlık yalnızca ekonomik koşulların bir sonucu değildir; aynı zamanda toplumların kadınlara yüklediği fedakârlık rolünün de güçlü bir göstergesidir.</h2>

<h2>Toplumsal hayatta yaşanan en küçük bir sorunda bile sorumluluğun çoğu zaman kadınlara yüklenmesi ise dikkat çekici bir başka gerçektir. Aile içi sorunlardan sosyal problemlere kadar birçok durumda eleştirinin ve suçlamanın hedefi çoğu zaman kadın olmaktadır. Bu yaklaşım, tarihsel olarak kökleşmiş ataerkil toplumsal düzenin bir yansımasıdır.</h2>

<h2>Kadının toplum içindeki konumunun çoğu zaman geri planda bırakılması, onu adeta ikinci sınıf bir vatandaş gibi değerlendiren anlayışların varlığı, insan onuruna ve insan olma erdemiyle bağdaşmamaktadır. Oysa kadın yalnızca aile içinde değil, ekonomik üretimde, eğitimde, bilimde, siyasette ve kültürel yaşamda da toplumun gelişmesinde belirleyici rol üstlenmektedir.</h2>

<h2>Kadını toplumsal hayatta geri planda tutan, onun yaşam alanını sınırlayan, ona eksik ya da zayıf bir rol biçen erkek de aslında bir annenin dünyaya getirdiği çocuktur. Bir annenin karnında can bulan, onun emeği ve sevgisiyle büyüyen bireyin büyüdüğünde kadını ikinci planda görmesi toplumsal düşünce biçimlerimizin ne kadar sorgulanması gerektiğini gösteren çelişkilerin başında gelmektedir. Çoğu zaman kadının “namusunun korunması” gibi gerekçelerle yaşam alanının sınırlandırılması, aslında kadının özgürlüğünü ve toplumsal varlığını daraltan kültürel normlar ortaya çıkarabilmektedir. Kadınların çoğu zaman daha yüksek toplumsal beklentilere maruz kaldığı da bir gerçektir. Normalde çağdaş toplumlarda kadının korunması gereken bir varlık olarak değil, hakları ve sorumlulukları bakımından erkekle eşit bir birey olarak görülmesi beklenir. Kadının eğitim, çalışma hayatı, karar alma mekanizması ve ekonomik yaşamın her alanında güçlü bir biçimde yer alması, yalnızca kadınlar için değil, toplumun bütün kesimleri için de daha adil ve sürdürülebilir bir gelişmenin sağlanması gerekir. Unutmayalım ki kadınların güçlendiği bir toplum, aslında insanlığın da güçlendiği bir toplum olacaktır. Kadınların içinde olduğu her toplumda, savaşların ve kanın gözyaşlarının daha az yaşandığı bir dünya olacaktır.</h2>

<h2>Kadının özgür ve üretken bir birey olarak hayatın her alanında erkekler kadar haklara sahip olana kadar bu hak arama mücadelesi davam edecektir. Bu nedenle 8 Mart yalnızca bir kutlama değil; aynı zamanda kadının belirli alanlarda geride tutulmasının sorgulanması ve toplumsal eşitlik için sorumluluk alma günü olarak görülmelidir. Kadınların emeğinin görünür olduğu, fırsat eşitliğinin sağlandığı ve insan onurunun her birey için eşit şekilde korunduğu bir toplumun, daha güçlü ve daha adil bir geleceğin de teminatı olacağını unutmayalım.</h2>

<h2>Bu vesileyle tüm çalışan kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü içtenlikle kutlarım.</h2>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;08/03/2026, Adana</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 11:11:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/05/prof-dr-ibrahim-ortas-1746957802.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD-İsrail’in İran’a Saldırılarının Etkileri -1</title>
                <category>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/abd-israilin-irana-saldirilarinin-etkileri-1-141</link>
                <author>ibrahim@brt.com.tr (Prof. Dr. İbrahim Ortaş)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/abd-israilin-irana-saldirilarinin-etkileri-1-141</guid>
                <description><![CDATA[ABD-İsrail’in İran’a Saldırılarının Etkileri -1]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Bölgemizde Yaşanan ABD-İsrail Merkezli Haksız İran Savaşı Tartışması ve Olası Yaşanacak Sorunlar</strong></h2>

<h2><strong>ABD-İsrail’in İran’a Saldırılarının Etkileri -1</strong></h2>

<h2>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><strong>İnsanlığın Tarihi Gelişiminde Haklılığı Olmayan Savaşlar</strong></h2>

<h2>ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a karşı başlattığı saldırı devam etmektedir. ABD ve İsrail’in son yıllarda uluslararası hukuku göz ardı ederek ve kendi ülkelerinin meşru yasama organlarından dahi izin almadan başlattıkları bu savaşın uzaması, küresel ölçekte tedirginlikleri artırmaktadır. ABD ve İsrail ile İran arasında herhangi bir komşuluk ilişkisi bulunmaması ve meşru müdafaa kapsamında değerlendirilebilecek bir olayın yaşanmamış olması, bu savaşın gerekçesinin sorgulanmasına yol açmaktadır.&nbsp;<em>Senin yönetimini beğenmiyorum. Seni nükleer silah üretiyorsun. Senin varlığın İsrail için tehdit olduğunu</em>&nbsp;söyleyerek İran’a saldırıyorlar. ABD Başkanı Trump, CNN’e verdiği demeçte, “<em>İran ileride İsrail ve ABD ile iyi geçinmelidir</em>.&nbsp; Ayrıca, “İran’ın yeni yöneticisini ben belirlerim” diyor”. Dünyada Birleşmiş Milletler'e üye 200 devlet bulunuyor. Bu ülkelerin kendilerine özgü yönetim anlayışları vardır. Her ulusun kendi kaderini tayin etme hakkı diye bir kavram var. İnsanlık tarihinin son 10 bin küsur yıllık serüveninde insanlar doğanın sunduğu besin kaynakları, coğrafi uygunluk ve sonrasından yarattıkları eğitim olanakları ile farklılaştılar. Günümüzde dünya ülkelerinin bir grubu, özellikle Kuzeybatı ülkeleri, diğer bölgelerden eğitim, bilim ve teknolojik yönden farklılaştı. Bu ülkeler bugün dünyanın diğer bölgelerine baskı uyguluyorlar. Bu farklılıkların korunması için çıkarlarına göre birlikte davranmaktan da geride kalmıyorlar. En son 70 binden fazla insanın öldürüldüğü İsrail’in Gazze’ye saldırısı ABD’nin İsrail’i desteklemesi ve lojistik destek sunmasıyla çoğu kişinin tepkisine neden oldu. Şimdi de ABD-İsrail’in İran’a saldırısında da benzer durum görülüyor. Savaşın haksız, hukuksuz olduğu açık, ancak Avrupa ülkeleri savaşa karşı ses çıkarmıyor. Almanya Şansölyesi hemen ABD’ye Beyaz Saray’a giderek ABD’nin yanında olacağını belirterek İran’ın teslim olmasını istedi.&nbsp; Hele saldırının ilk günü Tahran’da kız çocuklarının okuduğu okulun tonlarca bomba ile bombalanması sonrası 140 kız çocuğu öldü; bir kınama bile gelişmiş ülkelerden ve vatandaşlarından gelmedi. İkiyüzlülük ve çıkarcılığın insanlığın önüne geçtiği yalan dünya. Komşuluk ilişkisi olmayan, sınırlarına tecavüzün olmadığı bu tek taraflı İran’a saldırısına yol açan ABD-İsrail saldırısı asgari düzeyde dünyanın vicdanlı kesimlerince kabul edilmemelidir.</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><strong>Batı Dünyası Savaşa Taraf oldu</strong></h2>

<h2>Ülkenize işgal oluşursa, savaşlar zorunludur. Haklı savaşlar haklılık ile insanlığın tutumunu sağlar ki, önemli bir gelişme olarak da tanınır. Ancak haksız savaşlar, Mustafa Kemal Atatürk'ün belirttiği "Savaş zorunlu ve hayati olmalıdır; millet hayatı tehlikeye girmedikçe savaş bir cinayettir" sözü bugün daha çok önem kazanmaktadır. Yurtta barış, dünyada barış ifadesi ayrıca barışçı iç ve dış politikasının temelini ve insancıl savaş ahlakını bir kez zihnimize kazınmaktadır. Vatan savunması uğruna verilen zaruri savaşların dışındaki ekonomik ve siyasi sistemlerin inanç farklılıklarını bahane ederek bu çağda savaş başlatmak kabul edilmez.&nbsp;</h2>

<h2>Aslında bu çağda herkesin eğitim aldığı bu dünyada, neden insanlar hâlen savaşlarla sorunların çözüleceğini bekliyor? Petrolün bölgede keşfi, İsrail’in son 70 yılda bölgede devşirme ile kurulması, haritaların başında cetvel ile değiştirilmesi ile başlayan, İsrail ve komşu devletlerin savaşları, İran-Irak savaşı, Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesi, Irak’ın işgali, Filistin-Gazze işgali ile devam eden kan gözyaşı hâlen devam ediyor.&nbsp;</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><strong>Savaşa Değil, Gıdaya Erişim Sorunu Yaşayanlara Yardım Edilmesi Daha Anlamlı Olurdu</strong></h2>

<h2>Uzun zamandır Batılıların bölgeyi birbirine karşı kışkırtması ve silahlandırmasıyla bölgenin petrol zenginliği hep Batı'ya aktarıldı. İran ile Irak arasında yaşanan silahlanma yarışı ve ardından gelen sekiz yıllık savaş, yaklaşık bir milyon insanın hayatını kaybetmesine yol açmıştır. Körfez ülkelerinin son yıllarda ABD tarafından zoraki silahlandırılması İran’a yapılan ABD-İsrail saldırısında işe yaramadığı bir kez daha anlaşılmış oldu.&nbsp;</h2>

<h2>Dünyada silahlanmaya harcanan harcamalar ve zorunluluğu olmayan savaşlarda kullanılan milyar dolar, acaba 1 milyar aç insan için gıda ihtiyacı için kullanılsaydı Allah katında daha yararlı olmaz mıydı? Dünyada yaşanan çatışmalar, savaşlar ve iç kargaşalar, yoksulluk, göçler, ciddi insan dramları ve sosyal sorunlar oluşturmuş görünüyor.&nbsp;</h2>

<h2>Son 8 gündür devam eden savaşın gidişatı, önümüzdeki dönemde bölgede ve dünyada ciddi kırılmaların ve dönüşümlerin olacağını hissettiriyor.</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><strong>Sonuçta özet olarak,</strong></h2>

<h2>Dünden bugüne insanlık tarihinde bitmez tükenmez anlamsız savaşlarda çok sayıda genç insan değişik nedenlerle savaşlara gönderildi. Günümüz ileri teknoloji çağında, uluslararası ilişkiler bağlamında hiçbir haklılığı olmayan son ABD-İsrail ve İran arasındaki savaş, uluslararası hukuk ve etik açıdan meşruiyetten uzak. Ne yazık ki BM ve savaşın tek taraflılığı tartışması bile yapılmamaktadır. Özellikle ileri teknolojinin sağladığı üstünlükle büyük güçlerin askeri müdahaleleri kendi hakkıymış gibi istemediği yönetimleri ve yöneticilerini ortadan kaldırması çağa yakışır değildir. Tam bir “haydutluk” ve “rajon kesiciliktir”. Diğer tarafta saldırıya uğrayan ülkelerin meşru müdafaası bile yine ellerindeki basın gücü ile bastırılmakta ve haber edilmemektedir. Haklılığı olmayan bu üstenci savaşçı ve ahlak ilkesine dayanmayan küresel sistemde çifte standartlar bulunduğu iddia edilmektedir.</h2>

<h2>Savaşların bölgesel çatışmaları derinleştirdiği, insan, mal ve değerlerin kayıplarına ve insani krizlere yol açtığı şimdiden görülmeye başlandı. Savaş için harcanan ekonomik kaynakların yoksulluk ve açlıkla mücadele gibi küresel sorunların çözümünde kullanılması sağlanmış olsaydı, hem daha insani olacaktı hem de kan ve gözyaşları yaşanmayacaktı.</h2>

<h2>Sonuç olarak, günümüz dünyasında bu tür akla, vicdana ve erdemliliğe uygun olmayan ilkel anlayışlara dayalı savaşlara karşı uluslararası toplumların yeniden örgütlenerek barış, insan hakları ve adalet ilkeleri doğrultusunda daha tutarlı bir tutum geliştirmesi kaçınılmazdır.</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2>7 Mart 2026, Adana</h2>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 08 Mar 2026 14:16:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/05/prof-dr-ibrahim-ortas-1746957802.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>NE YAPMAK İSTİYORUM BİLİYOR MUSUNUZ?</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/ne-yapmak-istiyorum-biliyor-musunuz-140</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/ne-yapmak-istiyorum-biliyor-musunuz-140</guid>
                <description><![CDATA[NE YAPMAK İSTİYORUM BİLİYOR MUSUNUZ?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ne Yapmak İstiyorum Biliyor musun?</span></span></span></span></span></p>

<h1>Turhan Eyüboğlu</h1>

<h1><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Tuhaft</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ır, bu sabah çok erken kalktım! Her tarafımda kitap varken içimden bir türlü okumak gelmiyor. Oturduğum koltukta manzarayı seyretmek, doğan güneşin ağaçlara vuruşunu ve perdenin arkasından sızarak oturduğ</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">um koltu</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ğa doğru yavaşça yaklaşmasını izliyorum.</span></span></span></span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Güneşin aydınlatması artık yüzüme vurmuş, beni uykudaymışım gibi iç sessizliğime büründürmüştü. Artık manzarayı göremiyordum. Bir güç beni koltuktan havalandırarak gitmek istediğim yere götürüyordu.</span></span></span></span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Sizin için ne anlama geliyor bilmiyorum, ama benim için tarihi bir cinayet olarak gördüğüm Trabzon Ortahisar Belediye ve Kaymakamlık binasının yerinde MS 130 yılı</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">nday</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ım! Yani 1890 yıl önce orada olan Hadrian Limanının surlarının üstünde yürüyorum. Surların yanında bulunan kuleye tırmanıyorum. Kulenin üstünden uzaktan gelen gemileri görüyor, bayraklarını seçmeye çalışıyorum.</span></span></span></span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Şimdi ise bulutların arasından Maçka vadisine bakıyor, Zigana dağının eteklerine yaklaşıyorum. İncil'deki Vaftizci Yahya Peygambere adanmış olan ve yıllarca ilgilenmediğimiz ve yıkılmaya terk ettiğimiz MS 270 yılında yamaca kayalarla inşa edilen Vazelon Manastırına bakıyorum. O tarihteki yaşamı görüyor, yavaşça önü</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ne do</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ğru iniyorum. Manastırın kuzey bölümünde bulunan cennet cehennem ve kıyamet gününü gösteren freskler yeni yapılmış. Oradaki topluluk bu tefsiri hayranlıkla izliyor.</span></span></span></span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Artık Maçka Galyan vadisine doğru ilerliyor, bir kartalın bakışıyla o vadinin tüm güzelliklerini görüyorum. Asıl adının Peristera olan ancak biz Kuştul Manastırı diye adlandırdığımız manastırın 1904 yılında çıkan büyük yangından önceki halini hayranlıkla izliyorum; harika görünüyor. İnsanlar, ulaşımı zor olan manastırın tek kapısından içeri karı</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">nca y</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ürüyüşü gibi kıvrım kıvrım giriyorlar. Vadiye hakim olan bu manastırın bir benzeri daha var mı diye düşünüyorum!</span></span></span></span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Oturduğum yerde gözlerim kapalı ve güneşin yüzümü ısıttığını hissediyorum. Ancak bu yolculuktan kopmamak için gözlerimi açmıyorum. Kulağıma harika bir müzik geliyor. Salonda yeni yapılmış tahta koltukta oturuyorum. Salon tıka basa dolu. Etrafıma bakıyorum, şık giymiş kadın ve erkekler! Sahnede Trabzon Filarmoni Orkestrası yerini almış. Birden sessizlik oluşuyor, alkışlar arasında şef Andreas Hindas sahneye geliyor. Artık konser başlamıştı 1906 yılında yapılan ve 1958 yılında yıkılan Trabzon Opera binası</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">nda!</span></span></span></span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Oturduğum yerde güneşin yüzümü ısıtmasına rağmen tir tir titremeye başladım. "Trabzon'a bu kadar ihaneti nasıl yapmışız!" diye düşünüyorum. "Şehir kültürü, tarih kültürü, şehirde yaşayanların elbirliğiyle nasıl olur da yerle bir edilir!" diye titriyorum güneşin yüzümü ısıtmasına rağ</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">men!</span></span></span></span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Isınmak istiyorum; Trabzon'da Avni Aker'de olmak istiyorum o heyecanı yaşamak iç</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">in! </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Şenol'u, Turgay'ı,Kadir'i, Necati'yi, Cemil'i seyrederken rakip takımın bir devre boyu kalemize gelemeyiş</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ini, </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Şenol'un oyundan soğumaması iç</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">in alt</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ı pasın içinde sağa sola koşmasını tekrar görmek istiyorum!</span></span></span></span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Yavuz Selim sahasında idman yaptıktan sonra Faroz'a inip oradan denize girmek, kumda ayağımla çizdiğim çizgilerin dalganın gelmesiyle yok oluşunu seyretmek istiyorum! Denizde bulunan üç kayanın üstüne çıkarak arkadaşlarımın kayaların üstüne çıkmaması için onlarla yaptığım mücadeleyi istiyorum!</span></span></span></span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Annemle beraber Uzunkum'da bulunan gazinoya gidip iyi bir gü</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">n ge</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">çirmeyi, ertesi gün de Emperyal Gazinosunun ön balkonunda bana vuran rüzgarı yüzümde hissederek Ganita'da bulunan 'tombul kaya'ya bakarak ç</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ay i</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">çmek istiyorum!</span></span></span></span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Uzunkum'a gidip saatlerce kumda top oynadıktan sonra arkadaşlarımla denize girmek ve akşam güneşini Yoroz burnunda batırdıktan sonra ıslak mayo ile eve dönmek istiyorum!</span></span></span></span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ertesi gün küçük limanda bulunan 'paket kaya'dan Arafilboyu'ndaki arkadaşlarımla denize atlamak, kayalardan çıkardığımız midyeyi paslı bir tenekenin üstünde pişirmek istiyorum!</span></span></span></span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Arafilboyu'nda bulunan evimizden çıkıp Meydan'dan Trabzon Ticaret Lisesine giderken bindiğ</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">im elli alt</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ı chevrolet dolmuşa binmek, o parke yollarda ilerlerken hiç sarsılmadan tekrar gitmek istiyorum! Okulun bahçe kapısından okulun içine kadar olan yürüyüş yolundan ilerlemek istiyorum!</span></span></span></span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Maçka deresinde bulunan Meksila gölü, Mezbaha gölü</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">, Santral g</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ölü, Kazan gölünde yüzmek ama saatlerce yüzmek istiyorum! Meksila piknik alanında oturup dereye bakmak, tahta köprü</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">den ge</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">çerek yolun kenarında bulunan etçilerde et yemek istiyorum!</span></span></span></span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Yüzümde güneşin sıcaklığını hissetmeyince gözlerimi açtım. Bir bulut, güneşi saklamak istemiş olacak ki arkasına almış göstermemek için direniyor. Bana bakışından anlıyorum 'Sana güneşi göstermeyeceğim!' diye. İşte bu Trabzon şehri, ne çekmişse bu bulutlardan çekti!</span></span></span></span></span></h1>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 14:58:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TRABZON KARAYOLLARI BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ\&#039;NE KİM CEZA KESECEK?</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/trabzon-karayollari-bolge-mudurlugune-kim-ceza-kesecek-139</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/trabzon-karayollari-bolge-mudurlugune-kim-ceza-kesecek-139</guid>
                <description><![CDATA[TRABZON KARAYOLLARI BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ\'NE KİM CEZA KESECEK?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>TRABZON KARAYOLLARI BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ'NE KİM CEZA KESECEK?</p>

<h2>Turhan EYÜBOĞLU</h2>

<h2>Her gün Maçka’ya giderken veya dönerken geçtiğim Hekimoğlu Döküm Fabrikasının yanından veya kimine göre arkasından geçen 1360 metrelik Şehit Eren Bülbül Tünelinde hız sınırından dolayı son aylarda Maçka’ya gelen veya o yoldan dönen herkesin ceza yediğini günlük konuşmalardan öğrendim.&nbsp;</h2>

<h2><img alt="" src="/images/files/IMG-20260222-WA0010.jpg" style="height:1161px; width:1536px" /></h2>

<h2>Bu yol aynı zamanda Gümüşhane, Bayburt, Erzincan ve Erzurum’a giden yol olduğundan ordan gelen veya giden arabaların ne cezalar yediğini bilmiyorum. Ancak tahminime göre "Ceza yemeyen kalmamıştır!" diye düşünüyordum ki PTT de çalışan arkadaşın bana uzattığı ceza kağıdından ben de bu ceza furyasına yakalandığımı anladım. Trafik kurallarına titizlikle uymama rağmen ben de hız sınırını ihlal etmişim.</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2>İçimden "Sen bunu nasıl yaptın?" diye kendi kendime kızıyor, uyarılara nasıl uymadığımı veya niye uymadığımı saatlerce kafamda eleştirisini yapıyordum. Bu arada Trabzon Karayolları Bölge Müdürlüğüne toz kondurmuyor olacağım ki onların işini doğru yapmadıklarını hiç aklıma getirmiyorum.&nbsp;</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2>Öyle ya koskocaman Trabzon Karayolları Bölge Müdürlüğü&nbsp; yıllar önce açtığı, arasıra eksikleri yapmak için kapattığı tüneli sürücüleri tuzağa düşürmek için eksik bırakır mı? Tabii ki hayır! Böyle bir şey yapacaklarına ihtimal vermiyor, yine kendime kurallara uymam için telkinde bulunuyorum.&nbsp;</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2>Akşamı zor yaptım. O gün dönüşte "Hız limitini nasıl geçtim?" diye tüneli inceleyecektim. Maçka’dan yola çıktım. Artık Şehit Eren Bülbül Tüneline yaklaştım. Hız sınırını gösteren levhalar yok. İçimden "Tünelin girişine koymuşlardır!" diye geçirdim. Tünelin girişindeyim ve hız uyarıcı levhalar yok. "İçindedir!" diye içimden geçirdim. İçinden geçtiğim tünelin içinde tek bir hız sınırını gösteren ışıklı veya ışıksız bir levha yok. "Allah, Allah!" dedim ve yanımda oturana sordum: "Sen gördün mü?" diye? "Yok, görmedim!" dedi.</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2>Sabah erkenden kalktım Maçka’ya gitmek için. Şimdi tünelin Trabzon tarafındaki girişine yaklaştım ve baktım; hız sınırını gösteren levhalar yok. Tünelin girişindeyim, giriş ağzının üstünde elli metreye kadar geldiğinde fark edilmeyecek küçüklükte iki hız sınırı ışıklı levhasını çok dikkatli bakarak gördüm. Tünelin içindeyim ve 1360 metreyi geçtim; tek bir hız sınırını gösterir levha yok.&nbsp;</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2>Toz kondurmadığım Trabzon Karayolları Bölge Müdürlüğü hizmet ettiği sürücülere hız sınırını gösteren levhaları çok görmüş. Herhalde "Masraf olmasın!" diye&nbsp; tasarrufa gitmişler. Bunu fark eden trafik polisleri de bunu avantaja çevirerek bütçeye katkısı olsun diye ceza yağdırmışlar. Nasıl güzel değil mi?</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2>Trabzon Karayolları Bölge Müdürlüğü olarak "Siz görevinizi yapmış olsaydınız tünele yaklaşıldığında hız sınırı levhalarını bizim gözümüze soksaydınız, olmadı o levhaları tünel girişlerinde gözümüze soksaydınız veya tünel içinde bizi uyaracak şekilde gözümüze soksaydınız biz hız sınır ihlalini yapar mıydık? O cezalara maruz kalır mıydık?&nbsp;</h2>

<h2><img alt="" src="/images/files/IMG-20260222-WA0009.jpg" style="height:850px; width:1536px" /></h2>

<h2>Şimdi size soruyorum: "Siz tünelde hız sınırını gösteren levhaları ne yaptınız? Bunun için size ceza kesecek bir birim var mı? Biz cezamızı ödedik. Siz bu çok önemli eksiklikten dolayı cezanızı nasıl ödeyeceksin? Yoksa kim kime, dum duma değil mi?" Bu eksikliğiniz utanç verici! Ben sizin yerinize utandım; siz utanmayın!</h2>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 12:42:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ESKİDEN MAÇKA DAHA GÜZELDİ</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/eskiden-macka-daha-guzeldi-138</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/eskiden-macka-daha-guzeldi-138</guid>
                <description><![CDATA[ESKİDEN MAÇKA DAHA GÜZELDİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Eskiden Maçka Daha Güzeldi! </span></span></span></span></span></p>

<p>Turhan EYÜBOĞLU</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Kışları uzun, yaylaları karlı, dağları sisli, ormanları puslu, yolları dardı. Eskiden Maçka daha kibardı. İnsanı az, ormanları sık, bir çuval un ile yaşam geçirilirdi. Yaşam için gereksinim azdı. Yüzler güleç, insanlar yardımsever, okunan kitap sayısı çok, yazanı boldu. Deresi&nbsp; çağlayanlı, balığı canlı, hayvanı uysal, suyu bol, insanı toktu. Eskiden Maçka</span></span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">nın yangını yoktu. </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Yayladan önce mezereye çıkılır, hayvanlar yayla havasına alıştırılırdı. Ayı armudu toplanmaz, ayılar aç bırakılmazdı. Yaban hayvanları yok sayılmazdı. </span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Her </span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">şey zamanında yapılır, sıra atlanılmazdı. Kararlara uyulur, hiç kimse "Ben yaptım, oldu!" demezdi. Her şeyin açıklanılan bir mantığı, uyulan bir kuralı vardı</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">. Su e</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">şit paylaşılır, olan olmayana verirdi. Maçka</span></span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">nın havası çok, çok, çok temizdi. </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Denizi göreni az, hayal kuranı çoktu. Özlem ve istek sanatçı doğururdu. Resim yapanı, şiir ve kitap yazanı vardı. Engebeli yolları, güçlü kolları, hızlı koşanı, köyde okuyanı, hayvancılık yapanı</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">, orman</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ı koruyanı, türkü söyleyeni, kemençe çalanı</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">, bu</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ğday ekeni, kalay yapanı, pazar kuranı, sepet yapanı, semer satanı, boğ</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">a tutan</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ı, balta yapanı, nal çakanı, herkese saygı duyanı vardı. </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Hıra Alisi, Şeker Alisi, Beyaz Alisi vardı. Anlattıklarına doyum olmaz; anlattıkları dinleyenlere ders niteliğindeydi. Hayal kahramanları gibi yaşarlardı. Hepsi de doğaya aşıktı. Doğumları da ölümleri de doğada oldu. Yaylalar ağladı, köy bağırdı, Maçka gözyaşıyla sulandı. Doğadan geldiler, doğaya gittiler. Doğa anaydı, orman babaydı. Su hayat, toprak besin, taş yastıktı. Maçka</span></span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">da eskiden orman kesimi yasaktı. </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Ormanı koruyanlar canı malı gibi korurdular. Plansız kesimden korkardılar. Bir ağaç yanlış kesilse kolları kesildi sanırdılar. Orman babaydı ne isteseler alırdılar. Ormana saygı duyardılar. Şimdi ormanı korumakla görevliler ormanları kendi malları sandılar. Acımasızca canlarını aldılar. Ormanı korumakla yükümlü olanların anlattıklarına bakılırsa bizi de salak sandılar. Soruşturma olunca da yalana sarıldılar. </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Sümela</span></span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">nın güney tarafında derenin yüz metre üstünde Ayvavara diye bahçe vardı. Akşam ayı parlak, armudu ve elması kıtlaktı. Toplaması ortak, yenmesi mutlaktı. Kuzeyinde Mars ormanları</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">, orman</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ın içinde Ruslardan kalan mermi kovanları. O zamandan kalan yüzlerce anı</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">... Hepsi Mars orman</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ında dallarda, çamlarda, kayalıklarda, havada saklı. Ölenleri toprak altında farklı. </span></span></span></span></span></p>

<p><img alt="" src="/images/files/macka_kemerkopru(1).JPG" style="height:277px; width:561px" /></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Derelerinde Meksila gölü, Mezbaha gölü</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">, Santral g</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ölü, Kazan gölü içlerinde Maçka</span></span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">nın gönüllüleri... Hepsinde yüzme öğrenme telaşı... Burda yüzme öğrenemeyenlerin başlarında denize giremeyeceği belası...Trabzon’u görememe telaşı. Göle kayadan atlayan, yoldan atlayan, ağaçtan atlayan vardı. Bu göller her yaz bir festival havasındaydı. Dereler yüzme eğitim yuvasıydı. </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Trabzonlu her hafta sonu ya Köprübaşı ya da Meksila mesire alanında bulurdu kendini. Mangallar kurulur, etler serilir, Meksila piknik alanına dönüşürdü. Ceviz ağaçlarını</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">n alt</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ı insanlarla örülür, herkes bir şeyi bölüşür, gelenler şimdi olmadığı kadar gülüşürdü. Derenin içine masa kurulur, ortasına karpuz koyulurdu. Dereye atılan ekmeklerle balıklar doyurulurdu. Gelen Chevrolet arabalara bakılır, hayaller kurulurdu. </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Her </span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">çarşamba sinemada iki film olurdu. Ön sıralar yarış yaparcasına kapışılır, ön sırada yer bulamayanlar üzülerek arka sırada otururdu. Sinemada loca almak lüks sayılırdı. Lüks markalar bilinmez, herkesin giyimi aynı olurdu. Patlayan top atılmazdı. Patlayan top ortadan kesilerek alınan yeni top onun içine koyulurdu. Böylece top daha dayanıklı olurdu. Oynanan maçlar 'beşte haftayım onda biter' kuralına göre oynanırdı. </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Daha çok sayarım. Yazımı burda bırakayım. Ancak ne dersem diyeyim Maçka özeldi. Kı</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">sacas</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ı kardeşim eskiden Maçka daha güzeldi.</span></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Feb 2026 01:38:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>METALAŞMIŞ SEVGİLİLER GÜNÜ</title>
                <category>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/metalasmis-sevgililer-gunu-137</link>
                <author>ibrahim@brt.com.tr (Prof. Dr. İbrahim Ortaş)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/metalasmis-sevgililer-gunu-137</guid>
                <description><![CDATA[METALAŞMIŞ SEVGİLİLER GÜNÜ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tüketime ve Yılın Bir Gününe İndirgenmiş Metalaşmış Sevgililer Günü Kutlanmalı mı?</strong></p>

<p><strong>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Sevgi ve sevgili gibi gündelik dilde son derece sık kullanılan; ancak bu yoğun kullanım nedeniyle anlamı giderek aşındırılan ve içi boşaltılan kavramların, sözcüklerin kendisine takılmaksızın, hayatın her alanında içtenlikli karşılıklar bulmasını temenni ediyorum. Sevginin insanlar arasında samimi biçimde yerinde ve zamanında kullanılması-paylaşılması, bireylere mutluluk üretmesi ile kavramın gerçek değerini oluşturması sağlanabilir.</p>

<p>Günümüzde sevgi, sevgili ve aşk gibi insani ve süreklilik arz eden duyguların, yılın belirli bir gününe indirgenerek çoğunlukla tüketim pratikleriyle ilişkilendirilmesi, giderek daha fazla insanı rahatsız eden bir olgu hâline gelmiştir. Sürekliliği esas olan bir duygunun takvimsel bir güne sıkıştırılması; üstelik bunun metalaşma ve satın alma davranışlarıyla desteklenmesi, hem sevginin doğasıyla hem de ekolojik ve etik ilkelerle çelişir görünmektedir. Bu bağlamda, son yıllarda tüketime dayalı olarak üretilen yapay “Sevgililer Günü”nin bir temsile dönüştürülmesi, insanı sevgiden uzaklaştıran farkındalığı yaratmıştır. Bu farkındalığın oluşması ayrıca önemlidir.</p>

<p>Bu arada sevgi yalnız insanlar değil, diğer canlılarda da sevgiye ihtiyacı olduğunu unutmayalım. &nbsp;</p>

<p>Buna rağmen, tüm tüketim teşviklerine ve içeriği boşaltılmış retorik çabalara karşın, insanın sevgiyle yaşaması ve bu sevgiyi içtenlikle ifade etmesi son derece kıymetlidir ve yaşamın doğasıyla uyumludur. Dağıtılan sembolik nesneler, hediyeler ya da estetik biçimde sıralanmış sözler yerine; sahici, emek verilmiş ve sürekliliği olan bir sevginin tercih edilmesi, sevginin anlamını derinleştirir. Sevdiğine açıkça “seni seviyorum” diyebilmek ve bu duyguyu dürüstlükle ifade edebilmek başlı başına önemli bir değerdir. Bunun için takvimin bir günü beklemeye gerek yoktur. Yoksa sevginin anlamının büyüklüğüne yakışmayan bir şekilde beslenmediği için cılızlaşır.</p>

<p>Sevginin maddi ölçütlerle sınanmadan ve satın alma davranışlarıyla tanımlanmadan yaşanabilmesi, ancak bilinçli bir tutumla mümkündür. Aksi hâlde sevgi yalnızca biçimsel bir ritüele indirgenir. Bu noktada, Ataol Behramoğlu’nun da ifade ettiği gibi, “Aşk iki kişiliktir.” Sevginin özü, gösterişten ve takvim yapraklarından bağımsız olarak insan arasında kurulan samimi bağlamda anlam kazanır.</p>

<p>İçten sevginin gösterilmesi takvim yapraklarının bir gününün ötesinde ve gündelik yaşamın içinde yaşanması dileğiyle, sevginizin ve sevdiklerinizin daim olmasını isterim.</p>

<p>14 Ocak 2026, Adana</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 15 Feb 2026 10:32:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/05/prof-dr-ibrahim-ortas-1746957802.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ANILAR GÜZELDİR!</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/anilar-guzeldir-136</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/anilar-guzeldir-136</guid>
                <description><![CDATA[ANILAR GÜZELDİR!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Anılar Güzeldir!</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="color:#454545; font-family:Times New Roman, serif"><span style="font-size:16px">Turhan EYÜBOĞLU</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bozuk şeyleri gördükçe görmezlikten geliriz; hatta atacak zamanımız yoksa da onu bir yere sıkıştırı</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">p hapsederiz! Art</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ık gözünüzden düşmüş, eski değerini kaybetmiş, onunla olan bağını kesip atmışsındır. Ne de olsa cansız bir varlıktır senin gözünde</span></span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Boynunda asılan, maddi değeri olmayan, ancak okulda bir arkadaşının sana verdiği, onu takarken heyecandan tirtir titrediğin bir kolye mi? Yoksa saçının dağınıklığını o yumuşak elleriyle düzelten, ancak şimdi yanında olmayan, dünyanı</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">n en g</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ü</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">zel varl</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ığı annenin kullandığı tarak mı</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">? </span></span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Yoksa hani hafta sonları banyonuzda yanan bakır kazanın ısıttığı suyla yıkanırken kullandığını</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">z o i</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">şlemeli hamam tası mı? Ayakkabını giymende o çok sevdiğin babana da yardımcı olmuş bir ayakkabı ç</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ekece</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ği mi? Daha sayayım mı</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">?</span></span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Şimdiye kadar sizde yüzlerce hatırası olan, hayatı</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">n gitgel dalgas</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ına kapılmayıp evde oturduğun ve bolca zamanın olduğu bu günlerde neleri hatıralarıyla yok ettiğinizi bir düşünü</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">n!</span></span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Baban</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ı veya anneni ilk gözlükle gördüğünde neler düşündüğünüzü... İçinden geçenleri ve o ilk gördüğün anı gözlerini kapatarak bir düşünü</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">n! </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Şimdi size soruyorum o gözlü</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">k nerde?</span></span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Baban</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ız veya dedenizin kravatsız dışarı çıkmadığı dönemlerde uzaktan eve gelirken şal desenli kravatına hayranlıkla baktığın ve "Bir gün ben de takacağım!" dediğ</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">in o </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">çok sevdiğin kravat nerde?</span></span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Annenizin aynanın karşısında süslendikten sonra koluna taktığı -hani siz de çok sevmiştiniz- anneniz olmadığında koluna takıp evde gezdiğin, aynaya bakıp bakıp kendini büyük hissettiğ</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">in o g</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">üzel ç</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">anta nerde?</span></span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Hani eskilerde mutfakta bir tabak kırılsa herkesin üzüldüğü, hatta ağladığı; bir tül inceliğinde yapılmış </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">taba</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ğa baktığınızda içindeki yemekten çok bir sanat eseri gördüğünüz o eskilerden size kadar ulaşmış tabaklarını</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">z nerde?</span></span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Kısa ve küçük bir merasimle çekilen, herkesin şimdiki gibi yüz mimiklerini düzeltmeyle ilgili değ</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">il de </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">üstünü başını düzeltmeye çalıştığı o güzelim siyah beyaz fotoğraflarını</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">z nerde?</span></span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ya yıllardır duvarda asılan "Artık karardı, iyi göstermiyor!" dediğiniz varakları el yapımı olan ve büyük ihtimalle Rusya veya Avrupa'dan gelmiş duvar aynasını kaldırıp yerine şık bir ayna alıp astığınız o eski duvar aynanı</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">z nerde?</span></span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Hani annenizin evlendiğinde alınan mobilyalardan ne var elinizde? Yoksa eski deyip kırıp yaktınız mı? Bunlardan ne olur deyip sokağa mı attınız? Ya kullandığı halılar ne oldu? Kahve içtiği ve misafire sunduğu kahve fincanlarından bir tane de mi yok?</span></span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Dedenizden, babanızdan kalan ve o hiç önem vermediğiniz, bir köşeye attığınız taş plaklar nerede? Ya iğnesi kırık plak çalarlar...? Büyüklerimizin itinayla sakladığı plaklar nerede?</span></span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bir vakitler plakçılara verilen ve şarkı listeleri doğrultusunda kaydedilen kasetler... Hani liste dolduracak kadar bilginiz yoksa, ama ilginiz varsa dükkandaki hazır kasetlere göz atardınız ya ve hani üstünde&nbsp; "Karışık 1",&nbsp; "Karışık 2" filan yazardı. Hatırladınız mı? O kasetler nerede?</span></span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Hani hep bahç</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ede duran </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">çok sevdiği çiçek... Ya her yıl babanı</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">n budad</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ığı gül... Onların bahçede kullandığı malzemelerden bir tane de mi yok? Sizin de yıllarca anı biriktirdiğin o eski eve ait bir anahtar da mı yok ? Ya o anahtarları taşıyan, çocukken gördüğün ve eline alıp oynadığın anahtarlı</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">klar nerde?</span></span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ama inanıyorum ki annenizin veya babanızın cüzdanını saklıyorsundur! Çünkü onlar paralarına çok ö</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">zen g</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">österirlerdi. Tü</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">rk paras</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ına önem verirlerdi. O cüzdanlardan bir tanesi duruyor öyle değ</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">il mi?</span></span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Köyde dedenizin, annenizin, babanızın sette oturup dışarıya bakarken yaslandığı yastı</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">k nerde? Ya evin b</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">üyük anahtarı... Ya sigara küllüğü... Kapıda odun kırdığı balta nerde? Daha neler neler?</span></span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bilmiyorsunuz değ</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">il mi?</span></span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bence bozuk ve eski eşyalar üzüntü verici bir güzelliğe sahiptirler. Anıları içinde barındırırlar. Elinize alıp neresinden bakarsanız bakın, size o zamana ait bir anıyı </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">hat</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ırlatır. Yıllarca yaşadığı öyküler, zaferler, üzücü ve neşeli olaylar onlarla bütünleşmiştir.</span></span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Hiçbir şey yaşamamış onlarca şeyden daha romantiktir. Zorluklarla savaşmıştır. Bakmasını bilirseniz ona baktığınızda sizi zamanda yolculuğa götüren bir güce sahiptir. İnşallah bir duygu değişikliği sizde oluşturabilmişimdir!</span></span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bildiğiniz üzere bazı insanlar gözyaşlarını sever ve o duygularını hiç saklamazlar. Bazılarına da duygularını saklamak öğretilmiştir. Sizinki hangisidir bilmiyorum. Birinin hayatı sona erince, hayatın çok kısa olduğunu öğreniyoruz.</span></span></span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Anılar güzeldir!</span></span></span></span></span></h2>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 12:03:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DEPREM DEĞİL, YOZLAŞMA VE ÇÜRÜMÜŞLÜK ÖLDÜRÜR</title>
                <category>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/deprem-degil-yozlasma-ve-curumusluk-oldurur-135</link>
                <author>ibrahim@brt.com.tr (Prof. Dr. İbrahim Ortaş)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/deprem-degil-yozlasma-ve-curumusluk-oldurur-135</guid>
                <description><![CDATA[DEPREM DEĞİL, YOZLAŞMA VE ÇÜRÜMÜŞLÜK ÖLDÜRÜR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Deprem Değil, Yozlaşma ve Çürümüşlük Öldürür: 6 Şubat Depremi Sonrası Toplumsal Sorumluluk, Hafıza ve Etik İtirazlar</strong></p>

<p><strong>Prof. Dr. İbrahim Ortaş,&nbsp;</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<h2><strong>Depremin Öğretemediği ve Öğrenemediğimiz Değerler</strong></h2>

<h2>6 Şubat 2023’te 9 saat arayla iki şiddetli &nbsp;depremi yaşayanlar hiçbir zaman o uğultu ile başlayan sarsıntı, yıkım, ölüm ve yerle bir olan yaşamları unutamaz. Unutmamalı ve unutulmamalıdır. Depremin değil, &nbsp;işini olması gibi yapması gerekenlerin işini yapmadıkları gibi, kurallara uygun olmayan yer-zemin ve yapılanmanın gerektirdiği bilimsel yönteme ve gereklere uygun olmayan iş ve işler, rant, açgözlülük, rüşvet ve denetimsizlikler, yetersiz bilgi-bilinç ve liyakatsizlikler gibi olması gereken insan kaynaklı birçok olumsuzluğun bileşkesi neden olur. İnsanlık tarihinin hafızası depremin doğanın işleyişinin bir sonucu, ancak yaşananların kader değil, insanın gelişmişlik düzeyinin olması gibi gelişmediğinin bir göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Hep Japonya’da benzer büyüklükte bir depremde birkaç insan ölürken, bizler gibi ülkelerde binlerce insanın ölümünün nedenini sorgulamak ve nerede hata yapıldığını ve nasıl düzeltebileceğimizi konuşmak gerekir; hem de her alanda konuşmak gerekir. Yoksa yaşadığımız o içimize işlenmiş acıları unutulur, bir daha olacak doğa olayına yenik düşeriz. Bu bağlamda “Depremi unutmayalım, unutturmayalım”. Öncelikli talebimiz, uygarlık yolunda çağın eğitim olanaklarını bilimsel esaslara göre her yönüyle nitelikli donanıma sahip, insani değerleri çıkarlarının üzerinde tutan, doygun, yaşamı anlayan ve anladığı ölçüde diğer canlılarla bir arada yaşamayı amaçlayacak şekilde bir gelecek yaşayacak insanlar yetiştirmemiz gerekir.</h2>

<h2>Memleketim Pazarcık-Kahramanmaraş merkezli depremlerin 3. Yıldönümünde geriye doğru baktığımda, evet, her tarafta yıkılan binaların yerine yenileri yapılıyor, inşaatlar devam ediyor, ancak bir daha böyle doğal felaketlere bağlı acıların yaşanmaması için insanımızı bilinen insani ölçekte olması gereken erdem, etik/ahlaki değerler ile eğitiyor muyuz? Ne yazık ki depremin bu denli yıkıcı olmasına neden olan insan kaynaklı nedenler-sonuçlar ilişkisi hâlâ olduğu gibi duruyor. Tabii, insan dayalı bu beklentiler kısa sürede olmaz, ancak bu konuda bir irade ve çabanın her tarafta olması gerekir. Bireyler, toplum ve devlet katında bir iradesi, tutumu ve yönlendirme var mı? Maalesef hepimiz depremden sonra birkaç günde bildiğimiz alışkanlıklarımıza ve günlük kapışmaların çarkına yeniden dönerek kaldığımız yerden devam ediyoruz. Yanlışlara yok demeyi başaramadık.</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><strong>Yanlışlara İtiraz Etme Bilinci</strong></h2>

<h2>Depremden önce alınması gereken birçok önlem alınmamış, hazırlıklı bir durumun olmadığı görüldü. Daha önce Marmara Depremi'ni yaşamış bir ülke olarak bulunduğumuz coğrafyanın deprem kuşağında olduğu biliniyor. Geniş bir alanda şiddetli hasara yol açan depremde zamanında kurtarmaların yapılmadığı, AFAD’ın yetersiz kaldığı, Kızılay’ın herkesin gönlündeki o yardım ulaştırma beklentisi yerine “çadır sattığı” iddiası sonrası ciddi hayal kırıklıkları yaşandı. Ne yaparsam yanıma kar kalır, oluşan fırsatın “köşeyi dönerim” diyen çok sayıda kişinin yarımları amacına uygun dağıtılmadığı gibi bir dizi eleştiri yapıldı.</h2>

<h2>Diğer taraftan, gelir dağılımı bozulmuş, yozlaşmanın arttığı kuralsızlık ve randa dönük iş ve işlemlerin yaratığı tahribat bu dönemlerde daha çok anlaşılır oluyor. Depremde en çok yoksulların ve gelir dağılımının en altında kalan ve kaynaklara erişim şansı az olan insanlar etkiledi. Depremde yaşadığımız ağır bedelin altında yozlaşma ve bu yozlaşmanın bilerek-bilmeyerek kanıksandığı, gücün egemen olduğu yerlerde rantın yaratığı bu sonuçlar maalesef önlenememiş ve hâlen de önlenememektedir. Bu durum, insana yakışan ve kabul edilemeyecek şekilde yaşanan her afetten sonra bedel ödüyoruz.</h2>

<h2>Tam da günümüze uygun, Albert Camus diyor ki: “Yozlaşmanın kanıksandığı, gücün erdemi ezdiği ve zorbalığın bir iletişim dili haline geldiği bir çağda, bu dünyayı sevmemek zayıflık değil, bu düzene benzememekte ısrar eden bir ruhun bilinçli tavrıdır.</h2>

<h2>Bu gidişata ve düzene dur demek ve devam eden bu çürümüşlüğü “sevmemek” ifadesi, Camus’a göre bir zayıflık değil, bu düzene benzememekte ısrar eden özgür birey ruhunun bilinçli tavrıdır. İnsani değerleri ve bilinci olan herkesin bu yozlaşmaya ve çürümeye alışmayı değil, tersini reddederek birlikte yaşanabilir bir ortam yaratmayı savunmalıyız. Hâlen depremde kusuru bulunan birçok insanla aynı ortamda yaşıyoruz. O çürümüşlüğün aparatı olan da yakını kaybetti. Ancak hâlâ para ve onun zorbalığının nelere mal olduğunun ya farkında değil, ya da çürümüşlüğü bile isteye sürdürüyordur. Normalde Camus'un belirttiği gibi insan olarak bu kadar yanlışı ve haksızlıkları yapacak kadar vicdansız değiliz. En azından depremin ilk birkaç gününde herkes kim oluğuna bakılmaksızın canhıraş bir tutumla taşı toprağı tırnaklarıyla kazıdılar.</h2>

<h2>Bu gelişmelerin toplam sonuçlarından benim gördüğüm/çıkardığım kadarıyla toplum olarak ortalama bilgimiz, bilincimiz, farkındalığımız, kendimizi küçük çıkarlardan arındıracak düzeye henüz gelmediğini gösteriyor. Yoksa bu kadar yanlış işlem ve faaliyetler başka bir ülkeden gelmedi.</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><strong>Gelir Dağılımı Bozukluğu, Felaketlerden En Çok Olanağı Olmayanları Etkiliyor</strong></h2>

<h2>Bu rant ve para düzeni yaratığı birikimli sonuçlar bugün dünyanın her tarafında yaşamı sürdürülemez hale getirmiştir. Çünkü paranın gücü ve zorbalığa dayalı çürüme yarın bir deprem olursa aynı durumu yaratacaktır. Tabii ki paranın gücünün yarattığı kanıksanma düzeni insanı değerleri ihmal etmemeliydi. Para ihtiyaçları karşılamak için insan tarafından oluşturulmuştu. Bugün para ve onun hakimiyeti insanı esir almış. Ancak bugün dünyanın %1’lik nüfusunun dünya gelirlerinin %60 kadarını kontrol ettiği bir dünya nasıl kabullenilir? Maalesef günümüzde değerlerin yerini para ve hem de kolay yoldan elde edilen paranın gücü egemen olmuş. Haklı olmak, ilkeli olmak, değer olmaktan çıkmış güçlülerin ve zorbaların gücü dünyaya sarmış görülüyor.</h2>

<h2>Yaratılan bozuk düzende yaşam koşulları kötüleşmiş, gelirleri azalmış, birçok şeye erişim olanağı olmayanların depremde, pandemide en çok can veren, evleri yıkılanlar olduğu gerçeğinin de kader olmadığı ortada. &nbsp;</h2>

<h2>İlkelerin bozulduğu, kuralların işletilmediği, birlikte dayanışma ve imecenin kaybolduğu ortamlardaki zorbalığın ve çürümüşlüğün neden olduğu deprem ve benzeri afetler sonrasındaki yıkımların temel nedenine karşı durmak salt bir tepki değil, ahlaki bir itiraz olmalı. Bu itirazın bilinç ve bilgi ile cesurca savunulması gerekir. Camus bu ifadesiyle insanlığın tarihsel olarak biriktirdiği kümülatif birikimlerin ve ayrışmanın yaratığı yozlaşmanın kanıksanması ile zorbalığın erdemi ezmesine müsaade edilmesi gerekir. Bu da erdem sahibi, ahlak ve vicdan sahibi insanlar tarafından karşı çıkılmalı. &nbsp;</h2>

<h2>İnsan olarak maruz kaldığımız çok sayıda olayların ağır sonuçlarının nedenleri ortadan kaldırılmadan, insanın yanlışları fark ederek yurttaş olarak medenileşmenin gereği olarak çürümeyi ve kötülüğü reddetmesi insan olmanın, aydınlanmanın ve uygarlaşmanın bir sonucu olacaktır. Buna karşı durmak, bu düzene benzememek için insanî değerlerimizi ve özgürlüğümüzü koruyan tavrımızdan ısrar etmeliyiz. Yaşanan olaylardan sonra; ben merkezlilik değil, biz bilinci gelişmiş, başka canlıların da bu dünyada yaşama hakkı olduğu bilgisi olan, kendini ve ilerini yöneten, gerektiği gibi amaca uygun yapan anlayış sahibi insanlar yetiştirmeliyiz.</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><strong>Doğanın Hafızası Acıları Unutturmuyor</strong></h2>

<h2>Yaşar Kemal ise bu konuda “taşın toprağın hafızası vardır” der. Evet, insan unutsa bile, depremin izlerinin olduğu sokaklarda, evlerde o acıların izleri hafızalardaki yerini travma düzeyinde koruyor. Çoğu zaman, o insanlar ölmeyebilirlerdi; bu bina böyle yıkılmamalıydı dediğimiz durumlar içimizi yakarak söyletiyor. Zihinlerde çıkmayan o gece ve günün korkunç gürültü-görüntülü ortamında “kurtarın” diye bağrışan seslerin insanın kulağının zarını patlattığı depremin üçüncü yılında bitmeyen acılar yeniden bir daha aynısı yaşanmasın diye unutmayalım. Şuuru olan ve sorumluluk sahibi kişiler için yalnız kendi acılarımızı değil, başkalarının da acılarını hissediyor ve unutmuyor olması gerekir. Depremin insan kaynaklı ihmal ve yanlışlarının etkisini ve bedelini unutmayalım.</h2>

<p>6 Şubat 2026, Adana</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 06 Feb 2026 20:09:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/05/prof-dr-ibrahim-ortas-1746957802.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ACINIZ ACIMIZ,YASINIZ YASIMIZ...</title>
                <category>Ali Kılıç</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/aciniz-acimizyasiniz-yasimiz-134</link>
                <author>alikilic@brt.com.tr (Ali Kılıç)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/aciniz-acimizyasiniz-yasimiz-134</guid>
                <description><![CDATA[ACINIZ ACIMIZ,YASINIZ YASIMIZ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ACINIZ ACIMIZ,YASINIZ YASIMIZ...</p>

<p>Ali KILIÇ</p>

<h2>Bugün Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depreminin yıldönümü. Depremde hayatlarını kaybedenleri rahmetle anıyorum.Allah'ım bizlere başka büyük depremler yaşatmasın. Ancak şunu da unutmayalım. deprem Öldürmez bina öldürür. binalarımızı Depreme dayanıklı şekilde yapacağız. önlemimizi Alacağız Sonra Allah'a bırakacağız. meslek hayatım boyunca çok sayıda deprem yaşadım deprem bölgesinde bulundum çok acılar gördüm çok cenazelere rastladım. ilk depremim 1983 yılında Erzurum'a tayin olduğunda yaşamıştım. deprem olduğunun Sabahı köprüköy'e gitmiştim.Kerbic evlerin cogi yikilmisti insanlar caresiz aci içindeydiler. Daha sonra bütün deprem bölgesine dolasıp olayları acıları yaşayıp fotoğraflamıştım. 1992 yılında Erzincan'da meydana gelen depremde de bir ay&nbsp; kalmıştım. fotoğrafı Erzincan'da çekmiştim. Sağlık Meslek Lisesinin yurdunda kalan kız öğrencilerden enkaz altında kalan bir öğrencimizdi. AFAD görevlisi kızın bu durumuna dayanamayıp ağlamıştı. Tabii benim de gözümden yaş gelmişti.</h2>

<h2>&nbsp;daha sonra 92 İstanbul depremini yaşamıştım olay Sabahı deprem bölgesine gitmiştim yolda giderken bütün binalar enkaz altındaydı.ACINIZ ACIMIZ,YASINIZ YASIMIZ...</h2>

<h2>Bugün Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depreminin yıldönümü. Depremde hayatlarını kaybedenleri rahmetle anıyorum.Allah'ım bizlere başka büyük depremler yaşatmasın. Ancak şunu da unutmayalım. deprem Öldürmez bina öldürür. binalarımızı Depreme dayanıklı şekilde yapacağız. önlemimizi Alacağız Sonra Allah'a bırakacağız. meslek hayatım boyunca çok sayıda deprem yaşadım deprem bölgesinde bulundum çok acılar gördüm çok cenazelere rastladım. ilk depremim 1983 yılında Erzurum'a tayin olduğunda yaşamıştım. deprem olduğunun Sabahı köprüköy'e gitmiştim.Kerbic evlerin cogi yikilmisti insanlar caresiz aci içindeydiler. Daha sonra bütün deprem bölgesine dolasıp olayları acıları yaşayıp fotoğraflamıştım. 1992 yılında Erzincan'da meydana gelen depremde de bir ay&nbsp; kalmıştım. fotoğrafı Erzincan'da çekmiştim. Sağlık Meslek Lisesinin yurdunda kalan kız öğrencilerden enkaz altında kalan bir öğrencimizdi. AFAD görevlisi kızın bu durumuna dayanamayıp ağlamıştı. Tabii benim de gözümden yaş gelmişti.</h2>

<h2>&nbsp;daha sonra 92 İstanbul depremini yaşamıştım olay Sabahı deprem bölgesine gitmiştim yolda giderken bütün binalar enkaz altındaydı.ACINIZ ACIMIZ,YASINIZ YASIMIZ...</h2>

<h2>Bugün Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depreminin yıldönümü. Depremde hayatlarını kaybedenleri rahmetle anıyorum.Allah'ım bizlere başka büyük depremler yaşatmasın. Ancak şunu da unutmayalım. deprem Öldürmez bina öldürür. binalarımızı Depreme dayanıklı şekilde yapacağız. önlemimizi Alacağız Sonra Allah'a bırakacağız. meslek hayatım boyunca çok sayıda deprem yaşadım deprem bölgesinde bulundum çok acılar gördüm çok cenazelere rastladım. ilk depremim 1983 yılında Erzurum'a tayin olduğunda yaşamıştım. deprem olduğunun Sabahı köprüköy'e gitmiştim.Kerbic evlerin cogi yikilmisti insanlar caresiz aci içindeydiler. Daha sonra bütün deprem bölgesine dolasıp olayları acıları yaşayıp fotoğraflamıştım. 1992 yılında Erzincan'da meydana gelen depremde de bir ay&nbsp; kalmıştım. fotoğrafı Erzincan'da çekmiştim. Sağlık Meslek Lisesinin yurdunda kalan kız öğrencilerden enkaz altında kalan bir öğrencimizdi. AFAD görevlisi kızın bu durumuna dayanamayıp ağlamıştı. Tabii benim de gözümden yaş gelmişti.</h2>

<h2>&nbsp;daha sonra 92 İstanbul depremini yaşamıştım olay Sabahı deprem bölgesine gitmiştim yolda giderken bütün binalar enkaz altındaydı.ACINIZ ACIMIZ,YASINIZ YASIMIZ...</h2>

<h2>Bugün Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depreminin yıldönümü. Depremde hayatlarını kaybedenleri rahmetle anıyorum.Allah'ım bizlere başka büyük depremler yaşatmasın. Ancak şunu da unutmayalım. deprem Öldürmez bina öldürür. binalarımızı Depreme dayanıklı şekilde yapacağız. önlemimizi Alacağız Sonra Allah'a bırakacağız. meslek hayatım boyunca çok sayıda deprem yaşadım deprem bölgesinde bulundum çok acılar gördüm çok cenazelere rastladım. ilk depremim 1983 yılında Erzurum'a tayin olduğunda yaşamıştım. deprem olduğunun Sabahı köprüköy'e gitmiştim.Kerbic evlerin cogi yikilmisti insanlar caresiz aci içindeydiler. Daha sonra bütün deprem bölgesine dolasıp olayları acıları yaşayıp fotoğraflamıştım. 1992 yılında Erzincan'da meydana gelen depremde de bir ay&nbsp; kalmıştım. fotoğrafı Erzincan'da çekmiştim. Sağlık Meslek Lisesinin yurdunda kalan kız öğrencilerden enkaz altında kalan bir öğrencimizdi. AFAD görevlisi kızın bu durumuna dayanamayıp ağlamıştı. Tabii benim de gözümden yaş gelmişti.</h2>

<h2>&nbsp;daha sonra 92 İstanbul depremini yaşamıştım olay Sabahı deprem bölgesine gitmiştim yolda giderken bütün binalar enkaz altındaydı.ACINIZ ACIMIZ,YASINIZ YASIMIZ...</h2>

<h2>Bugün Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depreminin yıldönümü. Depremde hayatlarını kaybedenleri rahmetle anıyorum.Allah'ım bizlere başka büyük depremler yaşatmasın. Ancak şunu da unutmayalım. deprem Öldürmez bina öldürür. binalarımızı Depreme dayanıklı şekilde yapacağız. önlemimizi Alacağız Sonra Allah'a bırakacağız. meslek hayatım boyunca çok sayıda deprem yaşadım deprem bölgesinde bulundum çok acılar gördüm çok cenazelere rastladım. ilk depremim 1983 yılında Erzurum'a tayin olduğunda yaşamıştım. deprem olduğunun Sabahı köprüköy'e gitmiştim.Kerbic evlerin cogi yikilmisti insanlar caresiz aci içindeydiler. Daha sonra bütün deprem bölgesine dolasıp olayları acıları yaşayıp fotoğraflamıştım. 1992 yılında Erzincan'da meydana gelen depremde de bir ay&nbsp; kalmıştım. fotoğrafı Erzincan'da çekmiştim. Sağlık Meslek Lisesinin yurdunda kalan kız öğrencilerden enkaz altında kalan bir öğrencimizdi. AFAD görevlisi kızın bu durumuna dayanamayıp ağlamıştı. Tabii benim de gözümden yaş gelmişti.</h2>

<h2>&nbsp;daha sonra 92 İstanbul depremini yaşamıştım olay Sabahı deprem bölgesine gitmiştim yolda giderken bütün binalar enkaz altındaydı.ACINIZ ACIMIZ,YASINIZ YASIMIZ...</h2>

<h2>Bugün Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depreminin yıldönümü. Depremde hayatlarını kaybedenleri rahmetle anıyorum.Allah'ım bizlere başka büyük depremler yaşatmasın. Ancak şunu da unutmayalım. deprem Öldürmez bina öldürür. binalarımızı Depreme dayanıklı şekilde yapacağız. önlemimizi Alacağız Sonra Allah'a bırakacağız. meslek hayatım boyunca çok sayıda deprem yaşadım deprem bölgesinde bulundum çok acılar gördüm çok cenazelere rastladım. ilk depremim 1983 yılında Erzurum'a tayin olduğunda yaşamıştım. deprem olduğunun Sabahı köprüköy'e gitmiştim.Kerbic evlerin cogi yikilmisti insanlar caresiz aci içindeydiler. Daha sonra bütün deprem bölgesine dolasıp olayları acıları yaşayıp fotoğraflamıştım. 1992 yılında Erzincan'da meydana gelen depremde de bir ay&nbsp; kalmıştım. fotoğrafı Erzincan'da çekmiştim. Sağlık Meslek Lisesinin yurdunda kalan kız öğrencilerden enkaz altında kalan bir öğrencimizdi. AFAD görevlisi kızın bu durumuna dayanamayıp ağlamıştı. Tabii benim de gözümden yaş gelmişti.</h2>

<h2>&nbsp;daha sonra 92 İstanbul depremini yaşamıştım olay Sabahı deprem bölgesine gitmiştim yolda giderken bütün binalar enkaz altındaydı.</h2>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 06 Feb 2026 20:03:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/01/ali-kilic-1738068747.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TRABZONSPOR BANA YABANCILAŞIYOR</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/trabzonspor-bana-yabancilasiyor-133</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/trabzonspor-bana-yabancilasiyor-133</guid>
                <description><![CDATA[TRABZONSPOR BANA YABANCILAŞIYOR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Helvetica,sans-serif"><span style="color:black">Trabzonspor bana yabancılaşıyor!</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Helvetica,sans-serif"><span style="color:black">Turhan EYÜBOĞLU</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<h2><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Helvetica,sans-serif"><span style="color:black">Trabzonspor üzerine konuşmanın zor tarafı Trabzonlu herkesin Trabzonspor hakkında bir düşüncesi olmasıdır.&nbsp; Ne yazık ki Trabzon'da yaşayıp Trabzon'u tanımayan, Trabzonspor'u tutup Trabzonspor'un geçmişini anlamayan bir neslin yetişmesi ve yöneticilerin kendilerini inkar etmeleri&nbsp; beni Trabzospor'a yabancılaştırdı. </span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Helvetica,sans-serif"><span style="color:black">Yönetici olmadan önceki düşüncesiyle sana umut veren, konuştuğunda 'Ha, işte şimdi kendimize döneceğiz ve ayağa kalkacağız!' diye düşündüğün insanın, yönetici olduktan sonraki düşüncesinin yüz seksen derece dönen ve kendini inkar eden dönek yöneticiler yüzünden Trabzonspor'a yabancılaştım.</span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Helvetica,sans-serif"><span style="color:black">Bir önceki başkanı eleştirip 'Bu kadar borç yapılır mı? Ne gereksiz harcamalar yapmışlar! Biz bu gidişe dur demek ve altyapıya önem vermek için geliyoruz!' diyerek taraftarlar tarafından alkışlanan sanki o sözleri dememiş gibi eleştirdiği başkanın iki katından daha fazla kulübü borçlandırdıktan sonra alkışlayanların tek bir eleştiri getirmemesi yüzünden Trabzonspor'a yabancılaştım.</span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Helvetica,sans-serif"><span style="color:black">Elbirliği ile altyapının temel taşları ile uğraşan, altyapının hafıza birikimini hiç düşünmeden yok edip bir şey olmamış gibi davranan, üstüne sorumluluk almayan, beş kategoride Türkiye şampiyonu olmuş bir altyapı için 'Altyapıdan futbolcu yetişmiyor!' diyecek kadar cahilce konuşan, ancak zora geldiğinde altyapıdan oyuncuyu oynattığında 'Bu bizim değerimiz!' diyecek kadar zihin yoksunu insanlar yüzünden Trabzonspor'a yabancılaştım.</span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Helvetica,sans-serif"><span style="color:black">Mehmet Ekici olayı gerçekleşmeseydi altyapıda olan Yusuf Yazıcı'dan kaç kişinin haberi olacaktı? Alt yapıdan birilerinin A takımda oynaması için Mehmet Ekici&nbsp; olayının gerçekleşmesini bekleyen zihniyet yüzünden Trabzonspor'a yabancılaştım. Bunun gibi size çok örnekler verebilirim. Hadi bir kaç tanede siz yazın.</span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Helvetica,sans-serif"><span style="color:black">'Altyapıdan futbolcu yetişmiyor!' deyip ahkam kesenler ilk onbirde çıkan altyapı sporcusuna kindarlık derecesinde saldırırken bilmem kaç milyon avro alan sporcuya bir baba şefkatiyle yaklaşması yüzünden Trabzonspor'a yabancılaştım.</span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Helvetica,sans-serif"><span style="color:black">Trabzonspor'un genleri ile oynayan, medarı iftiharımız olan altyapıyı giderken bütün tazminatını alıp gidecek birinin söylemiyle değiştirebilecek kadar Trabzonspor'un birikimini yok edecek kararı, bakkaldan sakız alır gibi karar veren karar vericilerin (Ben bunları Trabzonspor'a ihanet edenler diye yorumluyorum.) yüzünden Trabzonspor'a yabancılaştım.</span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Helvetica,sans-serif"><span style="color:black">Bir yönetime oy verdikten sonra yaptığı yanlışları söyleyemeyecek kadar çıkar düşkünü olanlar, menfaatlerini koruma adına yanlışları bildiği halde o yanlışları canla başla savunmaya kalkan çağın hastalığına yakalanmış rahatsızlar yüzünden Trabzonspor'a yabancılaştım.</span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Helvetica,sans-serif"><span style="color:black">Türkiye Futbol Federasyonunun bana göre Türkiye futbolunu öldürmek adına aldığı ondört yabancıyı oynatmak kararını ayetmiş gibi uygulamaya kalkan Trabzonspor'un gerçeğini hiçe sayan, 'Yarışın içinde olmalıyız; ön sırada savaşmalıyız!' hikayesiyle insanları uyutmaya kalkan düşüncenin, bu düşünceye prim veren insanların yüzünden Trabzonspor'a yabancılaştım.</span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Helvetica,sans-serif"><span style="color:black">Önceden her mahalleden bir futbolcu Trabzonspor'da top oynadığından mahalleler stada akar, futbolcusuna destek sağlardı. Mahallem Arafilboyu'ndan Cemil'in, Bekir'in, Çarşıbaşı'ndan Hüseyin'in, Faroz'dan Ali Kemal'in, Osman'ın, Akçaabat'tan Kadir'in, Hamdi'nin, Sotka'dan Necati'nin, Erdoğdu'dan Kemal'in, Arsin'den Hami'nin ve daha sayamadığım bir sürü Trabzonlu futbolcuyu destek için stat dolardı. Yani şehir iç içe yaşardı. İç içe yaşanan bir durumdan şimdi gol olduğunda birbirine sarılan iki futbolcunun bırakın mahalleden, şehirden, ülkeden, kıtamıza bile ait olmadığını gördükçe Trabzonspor'a yabancılaştım. </span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Helvetica,sans-serif"><span style="color:black">Hiçbir şehirde başka bir örneği olmayan, bana göre Türkiye futboluna damgalarını vurmuş benim için iftihar kaynağı olan Ahmet Suat'ı, Özkan Sümer'i, Şenol Güneş'i, Sadi Tekelioğlu'nu, Mustafa Reşit Akçay'ı futbol üzerine acımasız ve ukalaca eleştiren, ancak yan yana gelindiğinde konuşma yeteneklerini kaybeden, onlar konuştuğunda içinden hiçbir şey bilmediğini geçirip daha sonra çok biliyormuş gibi konuşan, çok bilmiş taraftarlar yüzünden Trabzonspor'a yabancılaştım.</span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Helvetica,sans-serif"><span style="color:black">Önceden Trabzonspor'un bütçesi yeterli olmadığında katkıyı idareciler sağlardı. Yani idareci cebinden para verir, transfer yaparlardı. İdareciler cebinden para çıkmasın diye altyapıda kendini gösteren futbolcuları hemen A takıma alırlardı. Bunların örneklerini burada saymayayım; biraz düşünürseniz bulursun. Bu durumu değiştiren tüzükler yüzünden Trabzonspor'a yabancılaştım.</span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Helvetica,sans-serif"><span style="color:black">Hak arayışı için yürüyenlerin çoğunun hakkımız olan kupayı kimin vermediğini bilmiyormuş gibi davranarak üç maymunu oynaması yüzünden Trabzonspor'a yabancılaştım.</span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Helvetica,sans-serif"><span style="color:black">Trabzonspor siyaset üstü olduğu dönemlerden, siyasilerin oyuncağı, yönetenlerin siyasilere kul köle olması, en acısı da siyasetçilerden daha fazla siyasete girmeleri yüzünden Trabzonspor'a yabancılaştım. </span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Helvetica,sans-serif"><span style="color:black">Şimdi belki de 'Yahu kardeşim ne kadar da söyledin! Biz şampiyon olalım da nasıl olursa olsun!' diyorsun. İşte kardeşim, sen Trabzon'u da Trabzonspor'u da tanımamışsın. Onun için ben senin tuttuğun Trabzonspor'a yabancılaştım.Böyle bir Trabzonspor'un şampiyonluğu hiçbir zaman benim nezdimde şehrin şampiyonluğu olmayacaktır.</span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Helvetica,sans-serif"><span style="color:black">Sen Trabzonspor'un şampiyonluğunu sadece ligde alınmış bir şampiyonluk olarak gördüğün için ben sana ve senin düşündüğün Trabzonspor'a yabancılaştım. Sen, istiklal marşı okunurken tek bir Trabzonsporlu futbolcunun dudağını dahi oynatmadığı takıma bakadururken ben bir çocuğun saf haliyle benim Trabzonsporum’u bekleyeceğim.</span></span></span></h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Helvetica,sans-serif"><span style="color:black">Bir gün yönetici olduğunda düşüncesinden vazgeçmeyecek, çıkarları uğruna siyasilerin emri altına girmeyecek, şehrin yetiştirdiği hocasıyla sahada olan, kendi yetiştirdiği, kadrosunda altyapısından en az dört beş futbolcu bulunan, yabancının az, yerlinin çok olduğu o takımı sahada göreceğim günleri bekleyeceğim. İşte benim şampiyonluğum bu olacak.</span></span></span></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Feb 2026 12:31:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DÜNYADA YAŞANAN SAVAŞ SORUNLARI, TARIM TARİHİ BİLİNCİ</title>
                <category>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/dunyada-yasanan-savas-sorunlari-tarim-tarihi-bilinci-132</link>
                <author>ibrahim@brt.com.tr (Prof. Dr. İbrahim Ortaş)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/dunyada-yasanan-savas-sorunlari-tarim-tarihi-bilinci-132</guid>
                <description><![CDATA[DÜNYADA YAŞANAN SAVAŞ SORUNLARI, TARIM TARİHİ BİLİNCİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Dünyada Yaşanan Savaş Sorunların Anlaşılmasında ve Tarım Tarihi Bilincinin Gelişmesinde Tüfek Mikrop ve Çelik Kitabının Önemi</strong></h2>

<h1>Prof. Dr. İbrahim Ortaş,</h1>

<p>&nbsp;</p>

<h2>İnsanlık tarihinin birkaç bin yıllık geçmişinin ötesinde çok fazla bilgi sahibi değiliz. Göbekli tepe ve Karahan tepe verileri Dünya üzerinde insan tarafından yaklaşık 13.000 yıl kadar önce nedenini henüz tam bilemediğimiz nedenlerle bir araya geldikleri ve mesajlarını taşların şekilleri üzerlerindeki kazdıkları resimler ile verdikleri görülüyor. Ancak T şeklindeki taşlar ve üzerlerindeki figürlerin ve kabartmaların yapılması geçmişin daha da geriye doğru gittiğini gösteriyor.</h2>

<h2>İnsanlığın geçirdiği kısa süresince bilgi aktarımı teknikleri olmadığı için geçmişe dair çok az bilgi sahibiyiz. Özellikle de insanın insan olması süreci ve tarihi yolculuk nerde, nasıl başladı ve nasıl şekillenerek buraya gelindi? Yaşadığımız Anadolu ve Orta Doğu coğrafyasının bu yolculuktaki coğrafi ve ekolojik önemi insanlığın çağlaması ve kendini anlamlı yaşamlar kurmasına ne denli ortam hazırladı? İnsanın canlılar tanıması, ıslah ve evcilleştirme ilerlemeleri nasıl başladığı konusunda eldeki tek bilgi kazılardan çıkan eserler ve eskiden kalan materyallerin analiz verileri.</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2>Son birkaç bin yıllık insanlık tarihi başta Sümerler, Çinliler ve Yunanlıların kurdukları devletler, savaşlar, 1500’li yılarda başlayan keşifler, sanayi devrimi icatlar ve yeniliklerle başlayan ve bugün hızla gelişen canlıların ve cansızların kodlarının deşifre olması ile robotlaşan ileri teknoloji ve iletim çağı olaylarının yaşandığı tarih ile doludur. İnsanın insan olması ile başlayan toplumsal sözleşmelerin doğurduğu değişik inanç, görüş ve ideolojiler geliştikçe içinde çıkılmaz bir dizi çatışma alanları oluştu. Zaman içinde kabile ortamından, kent devletlerine ve imparatorluklar kurulup yıkılırken, her defasından farklı bir yaşam seyri oluşmaya başladı. Son dönemlerde yaşananların izlerinin geçmişten geliyor olması doğal olarak beklenmelidir.&nbsp;&nbsp;</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2>Ziraat Fakültelerinden okutulan Tarım tarihi dersinin ilk birkaç haftasını insanlığın tarım yapması konularına ayırıyorum. İnsanın geçmişi hemen herkesi ilgilendiriyor, öğrencilere bu konularda yazılmış birkaç kaynak kitap öneriyorum. İnsanlığın geçmişten günümüze geçirdiği süreçler konusunda son yıllarda bilimsel bulguların ışığında birkaç kitap yayınlandı. Bozkurt Güvenç’in Kültür, Darvin’in “Türlerin Kökeni”, Yuval Noah Harari’nin “Home Sapien” ve Amerikalı kuş bilimci, fizyolog ve tarihçi Jared Diamond’un "Tüfek, Mikrop ve Çelik” kitabı.&nbsp; Tarih konusunda yazılan birçok kitap içinde Diamond tarafından yazılan biyoloji, coğrafya ve tarih ekseninde konuları ele alan Tüfek-Mikrop Çelik kitabı geliyor. Yazar birçok bilim insanlarından farklı olarak dünyanın geçmişte yaşadığı sosyal sorunları ciddi bir araştırma ve açlık dille rahatlıkla anlatmasını başardı. Sanırım yazarın başarısı ilk defa biyoloji, coğrafya ve tarih bilimlerin temel alanlarını bilen birinin konuları ilişkilendirerek anlaşılır kılmasıdır.&nbsp; Dünyanın şimdiki teknolojik tarihinin keşifler ile başlayan ve sonrasında tüfek, çelik ve mikropların lehlerine ne denli büyük kazanım sağladığı akıcı bir dil ile anlatılmış ve nefes kesici bir merakla okunur bir kitaptan öteye karmaşıklıklar içinden görünen bir dünya fotoğraf çıkarmaktadır.</h2>

<h2>Diameon’un sıklıkla sorduğu “<em>neden bu coğrafyada atlar evcilleştirilebilirken Afrika'da zebralar neden evcilleştirilemedi?</em>” Burada dünyamızın üzerinde canlı varlıkların bulunduğu ortamın ve nünün dikey ve yatay boyutlarının önemini sorgulanmaktadır. Amerika kıtası keşfedildiğinde orada da bir yaşamın olması sonrası neden Amerikalılar Avrupa'yı keyfedemedi de Avrupalılar Amerika’yı keşfetti? Hata bazı toplumlar zenginken diğerleri neden fakir, hata bazıları halen çıplak iken, bazıları araç gereç geliştirdiler? Hatta insan gözünün göremediği gezegenlere uçuşlar yamaktadırlar.</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2>Prof. Diamond konuya Papan Yeni Gine’de başlayarak insanlığın geçmişinin peşine düşerek konuyu birkaç alanda farklı bir anlatımla bilimsel bilgileri ilişkilendirmiştir. Ve tüm hikâye bundan 13.000 yıl önce Orta Doğu'da yaşayan bir insanın bir buğday tanesini toprağa ekmesiyle başladığını speküle ederek geçmişimize başladık. Bilimsel araştırma metotlar kullanılarak insanların yer yüzeyinde ne zaman yaşamı kendi kontrolüne alarak farklılaştığı sorusunun cevabını arıyor. Arkeolojik kazılar ve yer yüzeyindeki bazı yapıtlar üzerinden yapılan karbon izotlarının yarılanma süreci dikkate alınarak belirlenmeye çalışıyor. Bu bağlamda şu anda eldeki tek en yaşlı yapı, Göbekli Tepe, Karahan Tepe kazılarındaki yapıtlar. Buralardan yansıyan şekil ve figürler, kalıntılardaki materyallerin ileri biyokimyasal ve moleküler analizlerden ne yenilmiş, ne içilmiş ve arkeometri analizler ile insanların kullandığı malzemenin nerden sağaldığı anlaşılmaya çalışılmaktadır. Bu konuların insanın ilgisi çektiği için her bulgu özelliklede entelektüel kesimde ciddi dikkatler çekilmektedir.</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><strong>Dünün Çözümleri Bugünün Kan ve Göz Yaşını Oluşturuyor</strong></h2>

<h2>"Tüfek, Mikrop ve Çelik” olarak adlandırılan kitabın öyküsü ve tarihin yönlendiricisi olarak elinde tüfeği olan çeliği kullanan ve mikrop yayan insanların dönüştürdüğü dünyamızın nasıl farklılaştığı ve bugün ki teknolojik olarak gelişmiş devletlerin Amerika, Afrika ve Asya’nın birçok bölgelerini eline geçtiğini birçok açıdan sorgulamaktadır. Kitap aynı zamanda toplumların oluşması ile başlayan sosyalleşme ve toplumsal sözleşmeler sonrası, doğal dinler, semavi dinlerin, hukuk ve devletlerin nasıl geliştiği kurulduğu sorgulanarak irdelenmektedir. Kitaptaki mikropların ise Amerika kıtasındaki insanlara çiçek mikrobunu bulaştırarak on binlerce Amerikalı yerlinin ölümüne neden olduğunu belirtiyor. En önemlisi de; elinde tüfeği olan İspanyol askerlerin elinde silahı olamayanları nasıl öldürerek yok etiğini, kalanların ise dillerini ve inançlarını baskı ile değiştirdiğidir.</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><strong>Geçmişten Ders Alınmış Görülüyor</strong></h2>

<h2>Son günlerde dünyada ve bölgemizde yaşanan ABD merkezli güç eksenli müdahaleler ve “kişinin kendi ahlakı ve aklına” dayalı keyfi tutumlar beraberinden hesaplanamayacak kadar sorun üretildiği görülmektedir. Bugünlerde Dünyayı elindeki güç ile yeniden şekillendirenlerin dünün cetvele sınırlarını çizenler olmasın mı? Bugün halen Güney Amerika’nın İspanyolca ve Portekizce, Afrika’nın güneyinde İngilizce, kuzeyde Fransızca resmi dillerinin kullanıyor olması geçmişte elinde tüfekleri olanların naif toplumları nasıl zorla kendi kültürleri altında şekillendirdiklerini en iyi anlatan durumdur.&nbsp;&nbsp;&nbsp;</h2>

<h2>Başucu kitabım olarak herkese okumasını önerdiğim “Tüfek Mikrop Çelik” kitabından öğrendiklerim sanki dünün yaşanmış acılı hikayelerinin modern hali gibi geliyor bana. Kitapta tüfek ve çeliğe sahip olanlar ve olmayanların bugün ki dünyanın şekillenmesinde rol aldıklarını anlatıyor.</h2>

<h2>Tarih perspektifinden bakınca dün elinde tüfeği, çeliği olanların şekillendirdiği dünya haritasının sınırları bugün birçok toplumu karşı kaşıya getirmiş ve insanlar birbirleri tanımadan boğazlamaya kalkıyorlar. Hem de karşıdaki diye tanımadığı hem cinsini ulvi değerler ve vatan adına yapmaktadır. İçinde yaşadığımız teknoloji çağında adeta insan olmanın erdemlerinden geriye doğru gidiyormuş gibi durmalar korkutucu boyuta gelişiyor gibi.&nbsp;&nbsp;</h2>

<h2>Dün yaşanan keşifler, arkasında kıtaların kendilerine adeta bağışlanmış toprak görenler, yerel halkları insandan saymayan, köleliği kutsayanların bıraktığı tortu sanki bugün yeniden Güney Amerika’da, Afrika’da, Asya’da ve bölgemizde yeniden yaşanıyor gibi geldi bana.</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2>Jared Diamond’nın öğrettikleri doğa ve tarih arasındaki ilişkiyi Nature dergisinin haklı olarak belirtiği gibi "İnanılmaz derecede kapsamlı bir kitap”. Kitap tarih, biyoloji, ekoloji ve coğrafyayı bir arada düşünerek dünyanın geçmiş tarihini başarılı bir şekilde anlatıyor. İnsanlık tarihinin nasıl geliştiğini merak edenlerin ilgisini üzerine çeken kitap konuları iç içe bütünlüklü olarak işlemiş. Her yerde söylerim şu ana kadar yazılmış insanlık tarihi ve yaşanmışlıkların ötesinden farklılaşan dünya gelişimini hakkında en gerçekçi anlatıma sahip bir kitaptır. Yuval Noah Harari gibi genel dünya tarihi analizi yapan tarihçiler kitabı çok yönlü analiz ettiler. Harari diyor ki; "Büyük soruların ve büyük cevapların kitabı." Bana göre de halen bilmediğimiz birçok soruların cevaplarının ipuçları Burada okunuyor. Microsoft’un sahibi ve kurucusu Bill Gates ise; "kitap büyüleyici ve insanlık tarihini anlamak için bir temel oluşturuyor." Diyor.</h2>

<h2>Washington Times gazetesi Tüfek, Mikrop ve Çelik kitap hakkında özelde de Diamond hakkında diyor ki; “teknolojiye olan hâkimiyetini geniş bir tarihsel kapsamla birleştiriyor” ve ekliyor "İnsanlık tarihi araştırmalarında ciddi ve çığır açıcı kitaplar ancak her nesilde bir geliyor”</h2>

<h2>"Kitap insanlığın son on üç bin yıllık kısa tarihinde farklı kıtalardaki farklı toplumların farklı gelişmelerini değişik bilimsel bilgiler ışığında bilimsel bir yaklaşımla ikna edici şekilde açıklamamış.&nbsp; Kitapta gelişmenin mortunun ırklarda değil, daha çok coğrafyanın etkisini işleyerek açıklamaya çalışıyor. Stanford Üniversitesi ’inden Paul R. Ehrlich, “kitabın ilk iki sayfayı okuduktan sonra kitabı elinizden bırakamayacaksınız." diyor</h2>

<h2>Kitap öncelikle her üniversite öğrencisinin ve diğer ilgi duyanların okumasını öneriyorum. Olanağım olsa üniversiteyi kayıt yapan her öğrenciye bu kitabı hediye eder öğrencilerin tarih, coğrafya ve biyoloji bilgisi gelişir ve bütünlüklü bir farkındalık yaratılır. Her entelektüelin özelde de insanın geçmişine dair tarihi merakı olan herkesin okumasını özellikle öneririm. Tarihi bilinci olmadan olup bitenler ne yazık ki anlaşılmıyor!</h2>

<table border="0" cellpadding="0" style="width:0px">
	<tbody>
		<tr>
			<td>
			<p>&nbsp;</p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>
			<p>&nbsp;</p>
			</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 31 Jan 2026 22:24:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/05/prof-dr-ibrahim-ortas-1746957802.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğanın Beyaz Örtüsü Karın Güzel Yüzü ve Sürdürülebilirlik Açısında Ekolojik Önemi</title>
                <category>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/doganin-beyaz-ortusu-karin-guzel-yuzu-ve-surdurulebilirlik-acisinda-ekolojik-onemi-131</link>
                <author>ibrahim@brt.com.tr (Prof. Dr. İbrahim Ortaş)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/doganin-beyaz-ortusu-karin-guzel-yuzu-ve-surdurulebilirlik-acisinda-ekolojik-onemi-131</guid>
                <description><![CDATA[Doğanın Beyaz Örtüsü Karın Güzel Yüzü ve Sürdürülebilirlik Açısında Ekolojik Önemi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h1><strong>Doğanın Beyaz Örtüsü Karın Güzel Yüzü ve Sürdürülebilirlik Açısında Ekolojik Önemi</strong></h1>

<h1>Prof. Dr. İbrahim Ortaş&nbsp;</h1>

<h2>Uzun zamandır iklim değişimleri ve buna bağlı olarak küresel ısınma kaygıları çoğu zaman yağışların azalması, karların eksisi gibi metrelerce yükseklikte ve geniş alanları kaplamaması ileride su kaynaklarının azalacağı konuşulmaktadır. Ancak son Ocak ayının ortasından itibaren kışın kış olduğu günleri yıllardan sonra yeniden yaşamaktan, doğa ve sürdürülebilirlik açısından soğukları ve kar yağışlarından mutluluk duydum. Milyarlarca yılık doğanın işleyişinde en küçük bir değişim veya aksama beklenmedik gelişmelere neden olduğu, tarihsel süreç içerisinde defalarca deneyimlenmiş bir doğa olgusudur. Son yıllarda iklimde yaşanan salınımlar (büyük resmi halen görmemekle birlikte) bunların bir sonucu olmalı. Uzun yıllar sonra başta Doğu Anadolu, İç Anadolu ve aradeniz–Marmara ekseninde beklenenden daha fazla kar yağışı bir anda şaşkınlık yaratacak şekilde “neden bu kadar kar yağışı ve soğuklar oldu” gibi ifadeler konuşulmaya başlandı. Bu denli beklenmeyen kar yağışı ve soğuklar bazı bölgelerde doğanın işleyişine uygun olsa da beraberinde ulaşımda yaşanan sorunlar, aksamalar bazı yerlerde işlerin aksaması kaygılara a yol açmaktadır. Doğal denge bozuldu; kış artık yaşanmıyor diye düşünürken, çocukluk ve ilk gençlik yıllarımızdakine benzer bir görünümle sürpriz yapıp soğuklardan çok bembeyaz ve güzel yüzünü gösteriverdi. Başta çocuklar, suyun donarak kristalleşmiş pamuk gibi görünümü ile oynamak, kara şekil vererek, kardan adam yapmak, yapılan kar adamını kültürüne göre süslemek insanın yaratıcılığı ve duygu dünyasını da zenginleştirmektedir. &nbsp;&nbsp;</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2>Kar Beklenenden Daha Çok Ekolojik Hizmet Sunmakadır</h2>

<h2>Kar yağışının bazı bölgelerde beklenenin üzerinde yağması çocuklar dışında bazıları tarafından kardan şikâyet edenler olmaktadır. Yaşamları iş-para ekseninde dönen, her şeyi satın alarak geçimlerini sürdürenler için kar günlük işleyişin hızını frenlemesi bakımından sorun olabilir. Ancak karın toprakta su tutulması başta olmak üzere, geleceğin su rezervleri bakımından öneminin hesaplanmayacak kadar yararı oluğu unutulmamalı. Doğal dengenin sağlanmasında bazı sözüm ona “zararlı gördüğümüz” canlıların kontrollü çoğalması, ekolojik soğuklama gereksinimi duyan bitkilerin gelişimi açısından kar yağışını bir bereket olarak değerlendirelim. Karın bazı bölgelerde uzun süre kalması, yazları su sorunun yaşayan alanlarda insan ve diğer canlıların su ihtiyacını giderdiği için büyük bir ekosistem hizmeti sunmaktadır. Karın içinde gıdaların bozulması için saklanması ve değişik tatlıları (başta dondurma) ve içeceklerin yapımında kullanılması halen başvurulan önemli bir kaynaktır. Birçok bakımdan kardan şikâyet etmek değil, karın sunduğu imkânlardan yararlanmak ve karla bitlikte yaşamanın önemini düşünerek zorluklar ile baş edileceğini düşünelim.</h2>

<h2>İklim krizine ilişkin tartışmalarda çoğu zaman derinlemesine analizlerden uzak, yüzeysel ve felaket merkezli yaklaşımlar ön plana çıkmaktadır. İklim değişimlerini küçümsemeden, konuyu anlamak olası risklere karşı önlemleri almayı benimsemek daha yarlı olacaktır. Bunlarla birlikte, kar yağışı gibi diğer yağışlara göre görece benimsenen iklim olayının gelecekteki su kaynakları, bitkisel yaşamın döngüsünü sağlaması ve bazı canlılar için ekolojik soğukluğun önemini düşündürecek olan "büyük resmi" görmeye çalışırsak geleceğe kendimizi hazırladığımız gibi karın keyfini de çıkarmış oluruz.</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2><strong>Kışın ve Karın Görünen Güzel Tarafı</strong></h2>

<h2>Bu bağlamda karın yağdığı, yer yüzeyinin beyaz bürünmesi evlerin küçücük pencerelerinde karın lapa lapa yağışını coşku ile izlediğim çocukluk yıllarımız yeniden zihinlerde yeşermeye başladı. Hem de üzerimizde ciddi anlamda kalın elbiselerin olmadığı, lastik ayakkabılar (cızlavet) ile saatlerce karda boğuştuğumuz çocukluk yılarının anlıları hafızamızdı tazeliğini koruyor. Koyun, keçi ve ineklere su içirmek için karın içinde yol açarak hayvanları suya ulaştırdığımız koşulların sınırlı oluğu o köy günlerinde sorunlar ile nasıl başardıysak bugün de başarırız.</h2>

<h2>Bu bağlamda karı yağışını sadece meteorolojik değil, aynı zamanda felsefi, çevresel boyuta kültürel bir bilinç yaratmasının da çağrışımı ile daha rahat gelişmeleri yaşarız. Doğanın bu olgusunu şikâyet ederek değil, oluğu gibi doğanın sürdürülebilirliği içinde önemsenmesi gereken bir durum olarak görelim. Doğanın birbirini tamamlayan mevsimlerinin her bir güzelliğini önemseyerek, kışın karlı günlerini de karın güzellikleri ile ilgili etkinlikler içinde yaşanması gereken bir doğa olgusu olarak değerlendirelim.</h2>

<p>24 Ocak 2026, Adana</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 27 Jan 2026 11:23:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/05/prof-dr-ibrahim-ortas-1746957802.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SÜLEYMAN RESTAURANT</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/suleyman-restaurant-130</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/suleyman-restaurant-130</guid>
                <description><![CDATA[SÜLEYMAN RESTAURANT]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h1><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">SÜLEYMAN RESTAURANT</span></span></h1>

<h1><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Turhan EYÜBOĞLU</span></span></h1>

<h1><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hani insanın aklına bir şey takılır, hep onu düşünürsün ya işte öyle bir şey! Unutmaya çalışıyorum; hatta kendi kendime 'Bak oğlum, yanlış haberdir; unut gitsin.' diyorum! Ama nafile unutamıyorum! O akşam sabaha kadar bu işle uğraştım. Rüyamda Süleyman Restaurant'ta kendimi görüyorum. 'Hayırdır inşallah, Süleyman abi mi rahatsız?' diye geçiriyorum içimden, kapanacağını hiç düşünmeden!</span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Süleyman Restaurant'ta çok anılarım olmuştur. Benim gibi pek çok Trabzonlu'nun anısı vardır orada. Bazı arkadaşlarımın çok önce söyledikleri geliyor aklıma, gülüyorum; eski zamana dalıp gidiyorum. Sözcükler kulağıma geliyor ve bir an kendimi o zaman diliminde buluyorum. Bir arkadaşım:&nbsp; 'Trabzon'un fazla önem atfedilmiş, kent düzeyinde en pahalı lokantası; futbolcular ve ağır ağabeylerin uğrak yeri.' demişti. </span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Başka bir arkadaşım 'Yıkılmak üzere terkedilmiş, belki de Ortadoğu ve Balkanların en büyük yüzme havuzunun yanında, güzel bir plajın gerisinde anneannenizin yazlık evinin bahçesi görünümündeki bir bahçenin içinde bir lokanta.' diye söylemişti.</span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Başka bir arkadaşım, 'Nerede ise haftanın tüm günleri Trabzonlu doktorlar tarafından doldurulan, üst katında eğitim çalışmaları ya da seminer yapılabilen artık garsonlar dahil herkesin birbirini tanıdığı, yemekleri ve fasılı iyi sayılabilecek mekan. Havuza gelince bakımı yapılıyormuş, yakında açılacakmış. Bekliyoruz bakalım, yaz gele hayrola!' demişti.</span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir başka arkadaşım, 'Havuzla arasında bulunan tel çiti kaldırıp havuz başına taşabilse çok daha güzel olabilecek bir mekan. Öğrenciler tarafından üniversiteye ve yurtlara yakın olup etrafında müzikten rahatsız olacak kimse olmadığından genelde mezuniyet yemeği gibi aktiviteler için tercih edilir.' demişti.</span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Diğer bir arkadaşım ise 'Mekanında kimseye rahatsızlık verilmemesi için gerektiğinde adam dövdüğünü içtenlikle ve alabildiğine Trabzonlulukla söyleyen, hem kabadayı hem kalender görünümlü, bir o kadar eğlenceli, caz düşkünü olduğunu belirten ve odasında piyanosu bulunan bir işletmeciye sahip, sahibinin adını taşıyan mekan. Trabzon'da içki içilebilen az sayıda deniz kenarı mekanlardan biri.'</span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Benim için Süleyman Abi; babayiğit, düşküne yardım eden, yaptığı işin hakkını veren, yeniliklere açık, tarzını koruyan ve mekanlarına tarz getiren, mekanında bulunan müşterisinin huzuru için yapamayacağı olmayan, kendi mesleki alanında bir devrimci. Babamın deyişiyle 'Aslan çocuk!'</span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Süleyman Restaurant'ın marka olmasının nedeni de bu saydıklarımdır! Bir anda eskilere gittim ve yaşamımıza ne kadar girmiş ki onu unutamıyoruz! Ha, unutmadan söyleyeyim, bütün bürokratların veda gecesinin yapıldığı yerdi. Bu anlattıklarım Süleyman Restaurant'ın eski yeri ile ilgiliydi. AVM'deki yeri farklıydı. Dediğim gibi O, bu meslekte bir devrimciydi. Eski yerini anlattım; bari AVM yerini de anlatayım.</span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">1989 yılından günümüze kadar Trabzon’da hizmet veren ve alanında bölgenin vazgeçilmezleri arasına giren Süleyman Restaurant &amp; Bar; 120 kişilik kapalı bar, 100 kişilik VIP, 150 kişilik restaurant ve 500 kişilik bahçesi ile Forum AVM Trabzon'daki konseptinde faaliyetlerini sürdürmekte idi. Konseptinde; iş toplantıları, yemek, nişan, düğün organizasyonları ayrıcalıklı bir hizmetle sunulmakta idi.</span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bölge insanının vazgeçilmezleri arasına giren Süleyman Restaurant &amp; Bar; yöremize mal olmuş yemek çeşitlerinin yanı sıra, dünya mutfaklarına ait yemek çeşitlerini birinci sınıf işçilikle misafirlerinin zevkine sunmakta idi. Ayrıca mevsiminde temin edilebilen tüm balık çeşitleri de restaurantta bulunmakta idi. Hafta sonları Süleyman Bar kısmında canlı performans ve DJ eşliğinde müzik yapılmakta olup parti organizasyonları da gerçekleştirmekteydi.</span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Trabzon'da çok ama çok uzun zaman hizmet vermesini arzuladığım, Trabzon'un önemli markalarından birisi olan Süleyman Restaurant"ı Trabzon'u yönetenler ve bizler bu tarihi markayı da yok ettik. Sayemizde tarihi şehirde tarihi değeri olan hiçbir marka zamanla kalmayacak. Kendimizle gurur duyabiliriz!</span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Senin mekanlarında çok güzel günler geçirdik. Çok kutlamalar yaptık. O günleri çok özlüyorum. Mekanın cennet olsun Süleyman Abi!</span></span></h1>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 26 Jan 2026 10:45:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABLA CANDIR</title>
                <category>Ali Kılıç</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/abla-candir-129</link>
                <author>alikilic@brt.com.tr (Ali Kılıç)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/abla-candir-129</guid>
                <description><![CDATA[ABLA CANDIR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>ABLA CANDIR...</h2>

<h2>Ali KILIÇ</h2>

<h2>Arşivimde bu fotoğrafa rastladım. Yıllar önce Erzurum'da çalıştığım dönemlerde&nbsp; bir dağ köyünde çekmişim. Abla kardeşini sırtına almış; kar, kış, soğuk demeden sırtında taşıyor. Şimdi kim bilir neredeler? Sırtında taşıdığı kardeşjiablasına nasıl davranıyordur, iyiliklerini biliyor mudur? Her şeye rağmen kardeş candır.</h2>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 22 Jan 2026 12:14:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/01/ali-kilic-1738068747.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GÖRMEDİM SENİN GİBİSİNİ</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/gormedim-senin-gibisini-128</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/gormedim-senin-gibisini-128</guid>
                <description><![CDATA[GÖRMEDİM SENİN GİBİSİNİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Görmedim Senin Gibisini </span></span></span></span></span></p>

<h2>Turhan EYÜBOĞLU</h2>

<h1><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Bazen d</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">üşünüyorum acaba Türkiye'de saygı kaldı mı</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">? Sayg</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ı duyulacak meslek kaldı mı? Bu kadar ötekileştirmenin, nefretin olduğu bir coğrafyada saygı ile mesleği yan yana getirmek bile çok zor artık. Kıymeti bilinmesi gereken hiçbir şeyin kıymetinin bilinmediği bir noktaya geldik ne yazık ki! </span></span></span></span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Muhakkak mesleğin bir saygınlığı vardır; ancak ben hakkımı mesleğe değil de insana saygı yönünde kullanmak istiyorum. Doğrudur yanlıştır, bir şey diyemeyeceğim; ancak mesleğe saygı, sonunda kula kulluk yapmaya varıyor. Ben yaşadığım dönemde bunu gözlemledim. Siz ne düşünüyorsunuz bilmiyorum! </span></span></span></span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Yıllarca kula kulluk etmiş, güçlünün karşısı</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">nda el pen</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ç</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">e divan durmu</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ş, bunun karşılığında menfaatlenmiş, güçlünün adalet anlayışından faydalanmış, insanların ahlaktan söz etmesi vicdandan bahsetmesini dinleyerek geçirdiğimiz bu ömrümüzü bazen hiçe sayıyorum. Ben utanıyorum; ama onda bir damla utanç olmadığına şahit oluyorum. </span></span></span></span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Hepimiz biliriz; büyüklerimiz "Saygı satın alınmaz, kazanılır!" derlerdi. Şimdiki zamana baktığımda bu düşüncenin nasıl çürütüldüğüne ne yazık ki yaşamımızda şahit olma şanssızlığına şahit oluyoruz. Çok üzücü</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">! </span></span></span></span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Eskiden bu toplumda bilgiye, eğitimli insana saygı duyulur, cahillikten utanılırdı. Cahil kalmamak için ç</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">aba g</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">österirdi insanlar. Ne zaman ki cahillik yüceltilmeye başlandı, işte o zaman bilgi ve eğitimli insan aşağılanır oldu. Şimdilerde hiçbir mesleğe saygı duyulmadığı gibi bilgili insanın da saygınlığı kalmadı. İzlediğim televizyon programlarında ona şahit oluyorum. </span></span></span></span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Aslında size anlatmak istediğim konu bu değildi; ancak herhalde iç</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">imi </span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">şişiren bu konuyu paylaşma ihtiyacı duydum. Gelelim asıl konumuza. Saygınlık nasıl kazanılı</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">r? </span></span></span></span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">"</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Çankaya</span></span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">da yeni bir ilkokul açıldığını haber alan Atatürk, hemen ziyarete gider. Sınıfa girdiğinde, öğretmen tahta başında ders anlatmaktadır. Atatürk girer girmez derse ara veren öğretmen, sınıfı ayağa kaldırarak karşılar onu. Atatürk çocuklara oturmalarını işaret ettikten sonra, öğretmen tahtaya dönüp dersini anlatmaya devam eder. </span></span></span></span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Beş on dakika dersi dinledikten sonra Atatürk sınıftan ayrılmak için ayağa kalkınca, öğretmen yine çocukları ayağa kaldırarak Atatürk’ü uğurlar ve dersini kaldığı yerden anlatmayı sürdürür. Öğretmenin Atatürk’ü okul dışına kadar uğurlamaması dikkat çeker ve herkeste bir düş kırıklığı yaratır. </span></span></span></span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Suratların asıldığını gö</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ren Atat</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ü</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">rk "G</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ördünüz mü öğretmen cumhurbaşkanına bile önem vermedi!” der. Yanındakilerin hemen başlarını salladığını görünce, konuşmayı şöyle sürdürür: </span></span></span></span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">“İlköğretim vatanın en hayırlı unsurudur. Onlar vatan çocuklarıyla o kadar haşır neşir olmuşlar ki adeta çocuklaşmışlardır. Onlar için en sevgili olan, öğrencileridir. Bu öğretmen eğer dersini bırakıp bizimle ilgilenmeye kalksaydı ve çıkarken beni merdivenlere kadar geçirseydi, öğrencileri nazarında küçülür, belki itibar kaybederdi. Öğrenci için en saygıdeğer insan, öğretmendir.” </span></span></span></span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Şimdi bu olayı bu zamana uyarlayın ve hayal edin o öğretmeni. Kimse Mustafa Kemal Atatürk</span></span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">le kendini karşılaştırmasın. Onun gibisi bir daha dünyaya gelmez! Ne mutlu Türk’üm diyene! </span></span></span></span></span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<h1><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Turhan Eyüboğlu/Maçka</span></span></span></span></span></h1>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Kaynak: Süleyman Bulut</span></span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">un "Büyük Atatürk'ten Küçük Öyküler"</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Asaf </span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">İlbay, </span></span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">“</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Atatürk’ün Hususi Hayatı” Tan gazetesi, 19 Temmuz 1949</span></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 19 Jan 2026 17:58:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TARIMSAL ÖĞRETİMİN 180. YILINDA</title>
                <category>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/tarimsal-ogretimin-180-yilinda-127</link>
                <author>ibrahim@brt.com.tr (Prof. Dr. İbrahim Ortaş)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/tarimsal-ogretimin-180-yilinda-127</guid>
                <description><![CDATA[TARIMSAL ÖĞRETİMİN 180. YILINDA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tarımsal Öğretimin 180. Yılında,&nbsp;</strong><strong>Tarım-Toprakta Yaşanan Yapısal Sorunlar Sürdürülebilir Yaşamı ve Gıda Güvencesini Tehdit Etmektedir</strong></p>

<h2><strong>Prof. Dr. İbrahim Ortaş,</strong></h2>

<p>&nbsp;</p>

<h2>Türkiye’nin bir bölgesinde yaşanan tarım toprakları ve su kaynaklarının yönetilememesi sorunlarının benzeri hatta daha çoğu Çukurova'da yaşandı yaşanıyor. Osmaniye’den-Mersin Erdemliye kadar Ovanın doğu batı yakasından yaklaşık 200 km’lik yolların sağı solu tamamen tarım toprakları tarımdan koparılarak amacın dışına çıkarılmıştır. Zaman zaman, Adana-Mersin, Adana-Karataş yönünde ilerlediğinizde başta mülk sahibi kişilerin "toprak benim istediğim şekilde kullanırım" algısı ile tarım topraklarının üzerinden yerleşim yerleri, işletmeler ve diğer yapılanmaları görünce üzülüyoruz. Konuyu doğrudan çalışanlar, tarım-toprak alanında eğitim alan ve bu eğitimi veren kişiler için olgunun gelişimi son derece üzücü. Kıt kaynak, toprak, su konusu dikkate alınmadığı gibi, bölgenin ekolojisine uyumu bilinmeden sera koşularında egzotik bitkilerin yetiştirilmesi ilerde su temini yanında pazar sorunu da gündeme getirmektedir. Toprak ve su talebine dayalı ülkenin ihtiyacı olan ürün planlanması gıda güvencesi, iklim değişimlerine uyumlu bitkisel üretim uygulamaları akla bile gelmiyor. Suyun kıtlaştığı günümüzde, çok su tüketen bitkileri değil, ekolojiye uygun su varlığını dikkate alan havza bazlı üretimin dikkate alınması beklenir. Son yıllarda Çukurova’yı besleyen üç nehir üzerlerinde barajlar var olmasına rağmen düzensiz göçün yaratığı yoğun nüfus nedeniyle sonbaharda ekilen bitkilere su verilememektedir. Diğer taraftan Adana’nın batı yakasında ağırlıklı olarak bugün Çukurova Belediyesi’nin nüfus ve yapılaşma bakımından genişlediği alan 40 yıl kadar önce bağ-bahçe alanı ve mesire yerleriydi. Öğrencilik yıllarımızda DSI tarafından planlanan yeraltı basınçlı sulama sistemi tamamlanarak hizmete açılmıştı. Hocalarımız bu yatırımı gururla anlatırlardı. Belediyenin kentin geleceğini kuzey batı Adana’ya kaydırması ve aldığı bir karar ile bölge hızla yerleşime açıldı. Tarım toprakları amaç dışına çıkarıldı. Hepimizin ödediği vergilere ile yapılan ileri sulama alt yapısı binaların yükselmesiyle tarımsal alanlar hızla ortadan kalktı. Şimdilerde alanın her tarafı kutu-kutu binalar ile örülmüş. Rant o kadar önemsenmiş ki, birkaç sembolik park dışında yeşil alan bile bırakılmamış. Bazen Tarım Bakanlığı yetkilileri Çukurova Ovasında yaşanan amaç dışı gelişmelerden haberdar mı? sordurtuyor. Binlerce yılık tarım kültürü bugün ne yazık ki üzülerek belirtelim ki “para kazanmanın egemenliğine” yenik düşmüş görülüyor.</h2>

<h2>Ancak unutmayalım, tarım-toprak kullanımında ekolojik dayanak bulamayan her girişim ileride daha büyük yanlışa yol açmaktadır. Özellikle toprak gibi uzun zamanda gelişen varlığın yalnız gıda üretimi için değil, iklim değişimine karşı karbonu bünyesinde tutarak dünyanın dengesini sağlayan yegâne depo niteliğindedir. Ne yazık ki ne eğitim sistemimiz nede basın ve kamusal aydınlatma organlarının gündeminde olmadığı için toplumun geniş kesimleri tarafından gelişmelere fark edilmeyebilmektedir.&nbsp;</h2>

<h2>Küresel düzeyde yaşanan iklim değişimlerinden en çok etkilenen bölge olarak önümüzdeki dönemde yaşanacak riskleri belirtmek durumundayız. Mevcut durumda yürütücüsü ve aratıcısı olduğum Avrupa Birliği Sharing-MeD ve SUS-SOIL projeleri ile Akdeniz topraklarının bozulan yapılarının yenden sağlığına kavuşması konusunda değişik tarımsal faaliyetleri toplum, çiftçi, kamu ve kullanıcı nezdinde farkındalık yaratma konusunu işlemeye çalışıyoruz. 10 farklı alanda projeler yürütüyoruz. Mevcut tarımsal uygulamaların tarım topraklarını bir tarafta tarım dışına çıkarırken, diğer taraftan yüksek girdiler ile toprak bozulması ve kalite ve sağlığın giderek azaldığı görülüyor. Ekoloji bakışı ile önceliği doğanın sürdürülebilirliğine vererek toprağın ve suyun korunmasını öncelikle gıda güvencesini sağlamak istiyoruz. Ancak ne yazık ki çiftçinin, petrol enerjisi temeli tarımsal üretimde ekonomik beklentinin öne çıkması ile anlatılanlarımızı anlasalar bile mevcut uygulamalardan vazgeçme şansı görülmüyor. Yaratılmış olan durum, çiftçinin önce toprağı düşünmesinden önce yüksek verim ve çok kazanmak gelmektedir. Kurumlar, durumdan vazife çıkarıp sorumluluk alarak çiftçiye destek çıkarak toprağın beslenerek geliştirilmesi sağlanamamaktadır. Sahada gördüklerimiz ve analiz etiğimiz toprakların sonuçları; yazık oluyor doğaya ve tüm canlılığın geleceğine. Olan geleceğimizin gıda güvencesine ve toprağın sağlığına, diğer canlıların sürdürülebilirliğine olmaktadır.</h2>

<h2>İnsanlığın gıda geleceğinin tek güvencesi olan toprakların hoyratça kullanılıyor olması hepimizin başta eğitimli ve farkındalığı yüksek olanların konuya dikkat çekmesi gerekiyor. Tarım eğitimcileri olarak sorumluluğumuzu hatırlamakta yarar var.</h2>

<h2>Tarımsal öğretimin 180. yıl döneminde yeniden 1970’li yıllarda Ziraat Fakültesinin bölge tarımına sunduğu yeni tarım teknikleri ve yetiştirdiği ziraat mühendisleri ile önemli katkıda bulundu. Ancak son yılarda yaşanan gelişmeler doğal olarak konunun eğitimini yapan Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi mensupları olarak bizlerde kaygılandırıyor.</h2>

<h2>Tarım eğitiminin her yıl dönümleri Fakültelerimiz ve Meslek Odalarımız birlikte düzenlenmektedir. Etkinliklerde konuları değişik şekillerde gündem getirmektedirler. Tarım-toprak-su ve iklim eksenli bütünlüklü sorunların yetkililer tarafından dikkate alınması sürülebilir yaşam açısından hayati öneme sahip oluğunu bir kez daha 180’nci yıl dönümünde hatırlatmak gerekir.&nbsp;</h2>

<h2>Sonuç olarak: Tarihsel olarak Dünyanın üçüncü ülkemizin en verimli üretim havzalarından biri olan Çukurova’nın tarım topraklarının amaç dışı kullanımıyla hızla nitelik kaybetmektedir. Çukurova topraklarının nitelik kaybı ve arazinin bozulması yalnızca bölgesel kalkınmayı değil, ülkenin gıda güvencesini ve ekosistem sağlığını tehdit eden kritik bir sorun olup, toprağın, suyun ve tarımsal üretimin bilimsel temelli politikalarla korunması artık ertelenemez bir zorunluluk arz etmektedir. Tarımsal eğitim 180 yıl dönümü kutlu olsun.</h2>

<p>&nbsp;</p>

<p>11 Ocak 2026, Adana</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 12 Jan 2026 12:19:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/05/prof-dr-ibrahim-ortas-1746957802.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HAYATINI ELİNDEN ALMAYIN!</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/hayatini-elinden-almayin-126</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/hayatini-elinden-almayin-126</guid>
                <description><![CDATA[HAYATINI ELİNDEN ALMAYIN!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h1>Hayatını Elinden Almayın!</h1>

<h2><strong>Turhan EYÜBOĞLU</strong></h2>

<h2>Bu kadar hukuksuzluk yüzünden inanın insan aklını yitirir, döner deliye. "Bu kadar haksızlık olur mu?" diye. İki pırıl pırıl yüz... İkisinin de alın yazısını görürüz. İftira, işkence, eziyet dünya yüzünde görülmemiş meziyet. Ne bekliyordunuz Trabzonlu'dan? Satarak mı çıksın mapushaneden? Daha çok beklersiniz geleceği olan insanların geleceklerini satmalarını. Onursuz bir yaşama gelecekte bakmalarını...</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2>Ne yaptıklarını söyleyemiyorsun, iddianameye suç yazamadığın için okunamayacak duruma getiriyorsun. Suç arayıp bulamıyorsun. İçerde tutmayı hukuk sayıyorsun. :Biz hukuk devletiyiz!" deyip avunuyorsun. Tutuksuz yargılayamıyor, mahkemeyi canlı veremiyorsun.</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2>Suç olmayınca suçlu gibi göstermek ne yazık ki Türkiye’de güç oldu. Gücün adaletinin getirdiği eziyetler Türkiye’yi kapladı ve her an herkesi içine alabilir. Artık günümüzde hukuk kuralları, hukukçular tarafından yok sayılıyor.&nbsp;</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2>Bir insanın suçlu mu suçsuz mu olduğunu anlamak güç. Çünkü suçlu da içerde suçsuz da. Günümüzde suçlu, suçsuzdan daha önce çıkabiliyor hapisten. Geldiğimiz nokta bu. Ne garip değil mi?&nbsp;</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2>Haksız, hukuksuz, adaletsiz bir şekilde anneler ağlatılmaz! Annelere rağmen işkence yapılmaz! Annelerin ağlamasından zevk alınmaz! Annenin feryadını duymamak için kulak kapatılmaz! Ağlayan anneyi görmezlikten gelinmez! Ağlayan bir anne gördüğünde vicdanın sızlamıyor ve merhamet seni terk ediyorsa sen bir insan olamazsın!</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2>O, gerçek mücadelenin hayat olduğunu ispatlamış ve mücadelenin en zorlarını başarmış bir kahramandır! O, mücadelenin insan yaşamında en son adımını görüp yoluna devam edenlerdendir! Ne ailesinin, ne partisinin, ne yol arkadaşlarının başını öne eğecek hiçbir sürecin içinde olmadı. Başı daima dik olarak hayatına devam edecektir.&nbsp;</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2>Hayatını elinden almayın! Bu kötülüğü ona yapmayın!</h2>

<p><img alt="" src="/images/files/mehmet_calik.webp" style="height:375px; width:660px" /></p>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2>Karabiber</h2>

<h2>İzmir'de bir ağaç gördüm&nbsp;</h2>

<h2>Adı karabiberdi karabiber&nbsp;</h2>

<h2>Yaprağının ucunu ısırdım&nbsp;</h2>

<h2>Tadı karabiberdi karabiber.&nbsp;</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2>Bir yaşıma daha girdim&nbsp;</h2>

<h2>Biber dediğin tuzluğa yaraşır&nbsp;</h2>

<h2>Fidesi olur, fidan olur&nbsp;</h2>

<h2>Bir çınar boyunda karabiber&nbsp;</h2>

<h2>İnsanın başı döner&nbsp;</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2>Çiçek mi meyva mı tohum mu nedir&nbsp;</h2>

<h2>Nar tanesi gibi pırıl pırıl&nbsp;</h2>

<h2>Çingen pembesinden sıcak&nbsp;</h2>

<h2>Karabiber ağaçlar dolusu&nbsp;</h2>

<h2>Karabiber sebil&nbsp;</h2>

<h2>Karabiber salkım saçak&nbsp;</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2>İzmir'de bir ağaç gördüm&nbsp;</h2>

<h2>Adı karabiberdi&nbsp;</h2>

<h2>Ya karabiber türküsü Allahım&nbsp;</h2>

<h2>Necati Cumalı söylerdi&nbsp;</h2>

<h2>Soba borusu gibi bir sesi vardı&nbsp;</h2>

<h2>Karabiberim, derdi karabiberim&nbsp;</h2>

<h2>Candarmalar geliyor kalk gidelim&nbsp;</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2>İzmir'de bir ağaç gördüm&nbsp;</h2>

<h2>Adı karabiberdi&nbsp;</h2>

<h2>Benim, avuç içi kadar saksılarda&nbsp;</h2>

<h2>Asma kütükleri, yeşerten anam&nbsp;</h2>

<h2>Bu ağacı görse sevincinden ağlardı&nbsp;</h2>

<h2>&nbsp;</h2>

<h2>İzmir'de bir ağaç gördüm&nbsp;</h2>

<h2>Adı karabiberdi&nbsp;</h2>

<h2>Dalını, meyvasını, gölgesini&nbsp;</h2>

<h2>Getirdi masamıza serdi&nbsp;</h2>

<h2>Yapraklarını görsen bayılırsın&nbsp;</h2>

<h2>Bir yazma oyası kadar ince&nbsp;</h2>

<h2>Söğüt dallarından narin&nbsp;</h2>

<h2>Saçlarının arasında dolaştığını duyarsın&nbsp;</h2>

<h2>İncecik biberli ellerin</h2>

<p>&nbsp;</p>

<h2><strong>Bedri Rahmi Eyüboğlu</strong></h2>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 12 Jan 2026 12:09:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BUGÜN 10 OCAK ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ</title>
                <category>Ali Kılıç</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/bugun-10-ocak-calisan-gazeteciler-gunu-125</link>
                <author>alikilic@brt.com.tr (Ali Kılıç)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/bugun-10-ocak-calisan-gazeteciler-gunu-125</guid>
                <description><![CDATA[BUGÜN 10 OCAK ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bugün 10 Ocak&nbsp; ÇALIŞAN&nbsp; &nbsp;Gazeteciler Günü, Türkiye’de gazeteciliğin önemini vurgulayan ve gazetecilerin yaşadığı zorluklara dikkat çeken bir gün. 10 Ocak 1961’de gazetecilere bazı haklar tanınmış ve bu tarihten itibaren de her yıl kutlanmaya başlanmıştir.</p>

<p>&nbsp;Bir zamanlar ben de aktif şekilde gazetecilik yapıyordum. Mesleğimize aşıktık. Gecemiz gündüzümüz haber düşünmekte geçerdi. iyi bir haber fotoğraf yakaladığımız zaman çok mutlu olurduk. Hele bir de bu başarımız ödüllendirildiğinde değmeyin keyfimize. Gazeteciliği Mesleğimizi bir grubun çıkarı için değil halkın çıkarı için yapardık. kamu görevi yapar, kamunun yararını gözetirdik. Mesleğimizi onurlu şekilde yapan tüm meslektaşlarımi kutluyorum. sağlıklı mutlu başarılı nice meslek hayatı diliyorum. aramızdan ayrılan meslektaşlarımız da saygı ve rahmet tanıyorum</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 10 Jan 2026 14:46:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/01/ali-kilic-1738068747.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GÜZELİM ŞEHİR TRABZON! 2</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/guzelim-sehir-trabzon-2-124</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/guzelim-sehir-trabzon-2-124</guid>
                <description><![CDATA[GÜZELİM ŞEHİR TRABZON! 2]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Güzelim Şehir Trabzon! 2</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Turhan EYÜBOĞLU</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Size bu hafta anlatacağım konuyu geçen hafta yazımda belirtmiştim. Bu konuda o kadar doluyum ki konuya başlamadan bir iki paragraf yazmasam rahat edemeyeceğ</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">im!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Trabzonlular, Trabzon şehri kurulalı beri Trabzon'un sevdiğ</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">i her </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">şeye ihanet etti. Tarihten beri bizim gibi düşünenler bu ihanet karşısında ne yaptı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">? S</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">öyleyeyim, sadece seyretti o kadar! Sadece bu dönemi kastetmiyorum; her dö</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">nem Trabzon</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">un sevdiğ</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">i her </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">şeye ihanet ettik. Onlarca yıl bu böyle devam etti. Artı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">k an</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ılarını beyninde yaşasan da anıyı </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">hat</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ırlatacak tüm işaretleri yok ettik. </span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu düşüncede olmamın nedeni tarihi Paris'ten, Roma'dan, Barcelona'dan, Prag'dan daha eski olan bu kadim şehrin kalbine, hiç acımadan defalarca bıçağı saplamamız oldu. Daha da ilginci bu saplanan bıçakların ne kadar yanlış olduğunu konuşanlar bıçak eline geçtiğinde intikam alı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">rcas</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ına saplamaya her dönem devam etti. Bu şehirde ne tarihi eser ne silü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">et ne de </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">çocukluk anısı bıraktık.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Trabzon </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">şehrinin yetmiş seksen yıl önceki fotoğraflarına bir bakı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">n! E</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ğer bu şehir tahrip edilmeden korunabilseydi bugün dünyada herkesin görmek için yarıştığı bir şehir olacağını çok rahat göreceksiniz. Tabii görmek istiyorsanı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">z!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Şimdiki Trabzon'a baktığımızda yapılaşmasını hiç gündeme dahi getirmiyorum; çünkü bende utanma duygusu hâlâ devam ediyor. Şehri terk etmek için fırsat kollayanlar, tek tipleştirilmeye devam etme ısrarı, hayali vaatler ve yalanlara boğulmuş sıradan bir kent durumunda!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Neyse burda bırakayım. Asıl konumuza geleyim. Gezginlerin Trabzon kentini anlattıkları eski yazılar, kente ait eski resim ve tasvirler incelendiğinde, kentin denizle bütünleşmiş, yeşili bol olan alanlar olduğu ve yapılaşmanın kıyının gerisindeki tepelerde oluştuğu anlatılmıştır.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">1937 yılında Fransız şehir plancısı </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Jacques H. Lamber, Trabzon</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">un doğal ve kültürel kimliğinin, bu kimlikle güçlenen güzelliklerinin zamanla yok olmaması için bir kent planı hazırlamış. Adam bizim bu kente yapacaklarımızı o tarihte görmüş veya yapamayacaklarımızı görmüş de diyebiliriz.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;Lamber</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">in plana göre; </span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">“</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kentin 60.000 nüfuslu yapılmasını </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">(Kent 1935 y</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ılında 32.232 nüfusa sahipti.) şehrin batısında yeni bir kent kurulmasını, eski var olan kentin sağlıklı bir yaşantıya kavuşturulması için denize dik yeşil kanallar düzenlenmesini, halkın denizle ilişkisini sağ</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">lay</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ıcı manzara noktaları ve teraslar yapılmasını, imar planına uygulama programının yapılmasını, hepsinden önemlisi Türk elemanlardan oluşan bir belediye plan bürosunun kurulmasını” önermiştir. </span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Nasıl? 1935 tarihinde bu insan bize bir yol göstermiş ve daha da ilginci "Siz bunu Türk elemanlarla yapı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">n! Eski </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">şehre dokunmayın, kale içini muhafaza edin ve değerleri ortaya çıkarın ki dünya buraya akar ve dünya şehri olursunuz!" demiş. Daha ne desin?</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Lamber, Trabzon</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">un var olan güzelliklerinin ileride yok olması olasılığına karşı, kentlinin endişelerini de dikkate alarak bir seri uygulamayı içeren bir kent düzenleme programı yapmış ve bu programı ana hatları ile beş maddeye ayırmıştır. Maddeler arası</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">nda en </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">önemlisi 5.maddedir! Serbest alanlar, parklar, görüntü noktaları, mahalle kültür merkezleri kurmak ve arkeolojik alanları korumaktır. Evet bunları 1935'te söylüyor ve planlıyor.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Arkeolojik alanları korumak diyor. Biz ne yaptı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">k? Trabzon Antik liman</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ın üstüne yani tarihin kalbine Trabzon Ticaret Odası ve Borsa binasını diktik. Sanki Trabzon</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">da yer yok gibi. Halbuki o limanı ve çevresini ortaya çıkarıp denizle buluşturup bütün dünyanın gelip göreceği bir yer haline getireceğimize 2000 yıllı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">k liman</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ı yok ettik. Nasıl, gü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">zel mi? </span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 12:19:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>2026\&#039;DAN BEKLENTİLER</title>
                <category>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/2026dan-beklentiler-123</link>
                <author>ibrahim@brt.com.tr (Prof. Dr. İbrahim Ortaş)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/2026dan-beklentiler-123</guid>
                <description><![CDATA[2026\'DAN BEKLENTİLER]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>2025 Yılının Ağır Toplumsal Sorunlarının Yaşanmayacağı2026 Yılı Beklentileri</strong></h2>

<p><span style="font-size:19.5px">Prof. Dr. İbrahim Ortaş</span></p>

<p>&nbsp;
<h2>&nbsp;</h2>
</p>

<h2>Yaşamım boyunca tanıklık ettiğim yıllar arasında özellikle 2025 yılı dünya yaşayan 8.2 milyar insanın çoğunluğu için ciddi gelir dağılımının iyice bozulduğu sorunu, gıdaya erişi sorunu, sağlık ve adalete sosyal-devlet anlayışının sağlanmadığı bir yıl oldu. 2025, yaşamın her alanında başta bölgemizde yaşanan çatışmalar ve savaşlar olmak üzere, yoğun biçimde yalanın, yanlışın, haksızlığın ve ayrımcılığın dünya çapında hüküm sürdüğü dünyada derin endişe ve tahribat yaratan gelişmelerin adeta bir rüzgâr gibi geçip her şeyi toz dumana kattığı bir dönem olarak hafızalarda yer etmiştir. Bölgesel savaşlar başta Filistin’de on binlerce öldürüldü, milyonlarca insanın evinin başına yıkıldı, çaresiz bırakılmış hali vicdanları yaraladı. &nbsp;&nbsp;</h2>

<h2>Gelinen aç gözlülük, yalan yanlış, bilerek yapılan manipülatif durumlar her tülü&nbsp; değeri yıkmış ve ortada ne saygı, ne sevgi, ne değer, ne güve ne de inanç kalmış. İçeride dışarıda varsa yoksa para ve makam mevki düşkünlüğü. Ülkelerin birbirlerine karşı uyguladıkları baskılar, insanın insan uyguladığı haksız hukuksuz eziyetlerin hepsi çağımız yakışmıyor. Mevlana’nın “Nice insan gördüm üzerinde elbise yok, nice elbise gördüm içinde insan yok” sözü şimdi her alanda yaşanıyor. En çok da alttakilerin değer verdiği siyaseten medyaya, eğitimden inanca, üretimden ticarete hemen her alan örselendi. En son keyiflendikleri sporda yaşanan şike ve bahisler ile hayal kırklığına uğradılar. Gıdada yaşanan taklitçilik, sahtecilik, sağlıksız ve fahiş fiyatlı gıdaların sunumu toplum sağlığını bozmuş ve ciddi güvensizlik yaratmıştır. &nbsp;</h2>

<h2>Bu nedenle, yeni yılın benzer acıların ve adaletsizliklerin yeniden yaşandığı bir yıl olmamasını umut ediyorum. Tüm bu zorluklara rağmen; savaşlara ve ayrımcılığa karşı direnç gösteren insanların tutumu, adalet arayışını sürdürmeleri, haklının yanında durma iradesi, yoksulluğa karşı verdikleri mücadele ve gıda güvencesini savunan kararlı yaklaşımları takdirle selamlıyorum. Geleceğin; şans oyunlarına, piyango biletlerine ya da rastlantılara değil, bilgi, bilin. Farkındalık içinde yeteneklerin ürettiği emeğin ve alın terine dayalı olarak inşa edilmesi gerektiğine inanıyorum. Az çalışıp çok kazananların günümüzde genel çoğunlukta ayrıştığı, benciliğin, kibrin, üstenci bakışın hâkim oluğu tutum insan yakışmayan bir tutum olmadığını düşünüyorum. Yaşamını çalışarak, emek vererek ve üreterek sürdüren insanların varlığı, umut ve örnek vericidir.</h2>

<h2>Sorun çok karmaşıklaştı, bireylerin olup bitenleri bütünlük kavraması zorlaştı ve çok kutlu kamplaşmalar oluşmaya başladı. Maalesef güven azaldığı için insanlarda sorunların çözüleceğine olan inanç azalmış, güven duygusu azalmıştır. Artık her şeyin çıkar için yapıldığı ve hiçbir iş hakkı ile yapılmadığı algısı toplumun geniş bir kesiminde yaygın görüşe dönüşmüştür. Toplum katında saygınlığı olan siyasetin, siyaset yapanın bilgi, beceri, zekâsı ölçüsünde kendini gerçekleştirmiş ekonomik eğitim ve sosyal olarak doygun kişilerin salt hizmet için yapılmadığı kamuoyuna yansımış durumda. Bütün çağın içinde bulunduğu koşuların hızla tükettiği değerler alttaki insanların içten gelen duygularını çok örseledi.</h2>

<h2>Kolay formülü olmayan çözüm için önce tepeden başlamak gerekir diyeceğim, ancak tepeyi belirleyen taban oluğu için en alttan başlamak gerekiyor. Önce iyi insan tanımlamamız ve ona uygun tek kalem değil birbirine benzeye değil, her biri değerleri olan ve kendisi olan ancak insanlar yetiştirmeliyiz. Öncelikle küçük çıkarı için her tülü boyaya bürünen, yalan söyleyen, başkasına zarar verecek düzeyde faaliyetlerin içinde bulunan, hırsızlık yapan, kalpazanlık sergileyenler yerine, yeteneği, zekâsı ve bilgisi oranında çalışan, üreten, çevresi ile&nbsp; empati yapabilen doğa ile barışık mütevazi insanları nitelikli bilimsel eksenli eğitim ile eğitmeliyiz. İnsan içindeki aşırı ben merkezliliğini ve/ya aç gözlülüğünü kontrol ettiği, kendini eğiterek kendi kendine yeterli durma geldiğinde ve insanın kendi kurdu olmadığı durum-ortamlarda sanırım daha güvenle ve bir arada yaşamı sağlarız.</h2>

<h2>Adaletin, hakkın ve hukukun herkes için eşit biçimde uygulandığı; hiçbir bireyin gıdaya erişim sorunu yaşamadığı; yolsuzluk, haksızlık ve ayrımcılığın ortadan kaldırıldığı; insanın yalnızca bir araç olarak değil, başlı başına bir değer olarak kabul edildiği, herkesin kendi yetenek, çaba ve zekâlarının katkıları ile hak ettikleri değeri görmesini isterim. Yeni yılın insan ve doğa ile uyumlu bir duygudaşlık anlayışının benimsendiği, erdemin ve vicdanın yeniden hatırlandığı bir yıl olmasını içtenlikle temenni ediyorum.</h2>

<h2>Ancak temenni ifadesini bir “dilek” olarak sunmak istemiyorum. Zira salt dileklerin istemekten öteye geçmediği ve yeterli olmadığı zaman içinde yaşayarak tecrübe edilmiştir. Geçtiğimiz yıla girerken, iyi niyetle yapılan sayısız dileklere rağmen, belirtiğim gibi arzu etmediğimiz pek çok arzu etmediğimiz ve aklımıza gelmeyen olay(lar) yaşandı. Artık dilek dilemenin ötesine geçmek zorundayız. İnsan olmanın ulvi anlamı ile, birlikte yaşama omuz verip birlikte eskimek ve birlikte yenilenmek yakışır bizlere. Arzu etiğimiz bir dünyada yaşamak için 2026 yılında bireysel ve toplumsal düzeyde sorumluluk almalı; herkesin kendi yeteneğine göre çalışmalı, üretmeli ve ortak bir iradeyle çaba göstermeliyiz.</h2>

<h2>31 Aralık 2025, Adana</h2>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 02 Jan 2026 13:50:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/05/prof-dr-ibrahim-ortas-1746957802.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GÜZELİM ŞEHİR TRABZON!</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/guzelim-sehir-trabzon-122</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/guzelim-sehir-trabzon-122</guid>
                <description><![CDATA[GÜZELİM ŞEHİR TRABZON!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Turhan EYÜBOĞLU</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Artık bu şehirde çocukluğuna gitmek, o anıları tekrar yaşamak, gördüğün bir şeyden hayaller kurmak imkansız oldu. Bir düşünün ne çocukluğundaki mahalle kaldı ne de anılar biriktirdiğin yaşamdan eser! Yetmiş yılda şehri tanınmaz bir hale getirdik. Tarihi şehri geliştirip tarihi ortaya çıkaracağımıza tarihi yok ederek şehri tanınmaz bir hale soktuk.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">4000 yıllık muhteşem tarihi geçmişiyle Roma ve Bizans dönemlerini yaşayan, Fatih Sultan Mehmet’in fethettiği, Yavuz Sultan Selim'in valilik yaptığı, Kanuni Sultan Süleyman’ın doğduğu, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün üç kez ziyaret ettiği şehrimizde onlardan kalanlara bakarsanız bu şehri nasıl yok ettiğimizi daha iyi&nbsp; anlarsınız!</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kültür farklı bir şey, olmayınca da olmuyor. Ne yaparsan yap Trabzon Şehri tarihi boyunca geliştirdiği, nesillere aktardığı tarih bilgisini, değerlerini, inançlarını, geleneklerini, sanatını, dilini, yaşamını, kültürünü ve tarihi yapılarını korumada ne yazık ki başarılı olamadı. Sanki her gelen "Benden önce bu şehir yoktu; ben bir şeyler yapayım hevesiyle asıl mücevherleri yok edip ucube yapılar yapma cahilliğini ortaya koydu."</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Nasıl mı? Çok ilginçtir ki şehri, yönetenler vasıtasıyla bu hale getirdik. Hani seçip şehrimizi yönetsinler ve korusunlar diye başa getirdiklerimizin hemen hemen hepsi bu şehri tanınmaz hale getirdi. Bizim göz bebeğimiz olan Türkiye futboluna baş kaldıran "İnsanlara yapamayacağız demeyin, başarırsınız yeter ki kendinize güvenin!" aşısını Türkiye’ye yapan Trabzonspor’un tarihini bile bir yeni yapı uğruna toprağa gömdük. Anadolu'da başarının emen taşı olan Avni Aker Stadını ve anılarını yerle bir ettik. Anıları ve tarihiyle yenileme yerine yok etmeyi seçtik.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Neyse ben bunu size anlatmayacaktım. Asıl Trabzon’un eski güzelliğini konumunu, görünüşünü, yapılanmasını, şehir ağaç yapısını ve yeşilliğini anlatan anlatımlar sunacaktım. Bakın geçmiş tarihte ne güzel anlatılmış Trabzon. İşte bu yapıyı koruyup geliştiremedik.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">1869’da Trabzon’a gelen Théophile Deyrolle "Trabzon’dan Erzurum’a Seyahat" adlı yapıtında kentin görünüşünü şöyle anlatır: "Trabzon, deniz kenarı üzerine amfiteatr şeklinde kurulmuştur. Denizden görünüşü çok güzeldir. Deniz kenarında parlak renkleri ile pitoresk evler sıralanır. Arkalarında portakal ve zeytin ağaçları arasında yarı saklanmış diğer yapılar görünür. Yer yer, yeşillikler arasından zarif mermer sütunlara benzeyen minareler yükselir. Gülen ve iç açan bu tablo ile eski Trabzon Kalesi harabelerinin haşin çizgisini bir tezat vücuda getirir.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">1950 yılının ekim ayında, eğitimci–yazar Kazım Nami Duru, vapurla gelip gezdiği Trabzon için şu satırları yazar: "Güzel Trabzon’un birbirine paralel caddeleri, uzun uzun gider; yeşil nar ağaçlı bahçelerle süslü, seller üzerine atılmış köprülerden geçerken durup o güzelim vadileri dakikalarca seyretmekten öyle mest olur ki insan..."</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Behçet Kemal Çağlar ise aynı konuda şunları yazar: "Trabzon yeşilliğe boğulayazmış bir şehir. Derelerin içinde yeşillikten nefes alamayacağını anlayan evlerden bir kısmı yamaçlara, sırtlara kendilerini dar atmış gibiler… Yörüğe dağı ne ise, Trabzonlu’ya da dalgası odur."</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bazı çok akıllılar "Sen şehrin gelişmesini istemiyor musun?" diye akıllarından geçirebilirler. Bir hafta sonraki yazımda bu şehir nasıl korunur ve nasıl yapılanırı 1935 tarihinde Fransız Şehir plancı nasıl anlatmış onu aktaracağım. </span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bizi idare edenlerin en büyük hatası gelişmeyi eskisi yıkılarak yapılır körlüğüne kapılması ve "Seçilmişsem ben her şeyi bilirim!" egosuna mahkûm olmalarıdır.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Dec 2025 11:28:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YİNE GELDİ 22 ARALIK!</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/yine-geldi-22-aralik-121</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/yine-geldi-22-aralik-121</guid>
                <description><![CDATA[YİNE GELDİ 22 ARALIK!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yine Geldi 22 Aralık </span></span></span></span></p>

<p>Turhan EYÜBOĞLU</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu soğuk tarih iç</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ine ne </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ölümler sığdırdı! 111 yıl ö</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">nce Sar</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ıkamış'ta binlerce ölümü kucakladı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">! Be</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ş yıl önce aynı soğuk gün Trabzonspor'un her alanında görev yapmış, bana gö</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">re son Trabzonsporlu </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Özkan Sümer'i kucakladı. Bundan sonra Trabzonspor'da bu kadar görevi yapabilecek bir insan çı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">kar m</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ı bilmiyorum!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Tarih 22 Aralık 2020 Salı... Trabzon'a kasvet çöktü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">! Ne</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">şelenmesi de kederlenmesi de bir bahaneye bakan kenti sarıp sarmalamış çaresizlik! Bir efkarlandı mı insanlarını daraltan, yüreklerini sıkıştıran kent ne yazık ki ü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">lke </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">çapında olan rengini yitirdi. Bugün Trabzon'un yeri ve göğü, denizi ve dört bir yanı grinin tonlarından ibaret! Eksilmenin kahrı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">na gebe! </span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yaşadığı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">m kasaba Ma</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">çka'da yıllar önce bugün Sarıkamış'ta kar'ı kefen etmiş, soğuğa gülümseyerek gidenlerin çaresizliği var. Albayrağ</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">a sar</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ılmış tabutuna bakıyorum Bedri Rahmi'nin şiiri aklıma geliyor.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Türküler bitti</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Halay durdu</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Horonlar durdu</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Hüzün geldi baş köşeye kuruldu</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yoruldu yüreğim yoruldu</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Evet, bu futbol devrimcisinin hakikaten yüreği yoruldu! Bu ülke ne tam anlamıyla onu anlayabildi ne de biz onu tam anlamıyla anlatabildik! Gözüm takılmış bir kere albayrağ</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">a sar</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ılmış </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">tabuta!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ten yıpranır elden gider</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Üstüne kilit vururum</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kul köle kurban olurum</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Can çekişir elden gider</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İki gözüm iki çeşme</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Düş</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">erim can</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ın peşine</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yar tükenir elden gider</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Artık bu şiirden sonra sanki süper bir güç belirdi gözlerimde. Tabutun içini görüyorum. Hayatı fazla yaşamış olanların, takvim yaşını aşan gülümseyişi belirdi yüzünde. Gülümsemesinde bile bir disiplin vardı hocamı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">n. "Eee Turhan, do</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ğduğumuzu biliyorsak öleceğimizi de bilmeliyiz!" der gibi bakıyordu bana!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">O futbolla ilgili yükümlülüğü olsun olmasın, futbol uğruna her şeyi yapmaya kendini mecbur hisseden bir futbol elçisiydi! O kadar ç</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ok an</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ım var ki inanıyorum onu tanıyanların da ç</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ok an</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ıları vardır. Ancak ne kadar anılarımızı anlatsak da eksik kalacağını biliyorum.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Onun bir ressam edasıyla yaptığı eserleri bütün dünyada sergileniyor. Eserlerine verdiğ</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">i eme</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ği ancak eserleri ve bir de Tanrı bilirdi. Başkalarının bilmesine de ihtiyacı yoktu. Öyle zamanlardan geçti ki hani 'Sabır taşı olsa çatlar!' derler ya iş</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">te o sab</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ır taşından daha sert çıktı, çatlamadı. Duruşundan hiçbir şey kaybetmediği gibi zaman onun duruşu karşısında ancak selam durabildi.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ona 'Bir futbol adamıydı!' diyenlerin onu tanımadıklarını hemen anlardım. Çünkü o sadece bir futbol adamı değildi. Bana göre o bir felsefeciydi, mimardı, siyasetçiydi, doğacıydı, yorumcuydu, öğretmendi, sanatçıydı, toplumbilimciydi, cahil savardı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">, en </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">önemlisi de o Trabzon'un ta kendisiydi!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Biliyor musunuz hangi konu olursa olsun onu sana büyük sırrını paylaşır gibi, en leziz meyveyi tane tane yedirir gibi anlatırdı.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu zaman diliminde o kadar ilkleri var ki 'Hangisini anlatsam!' diye düşünürken aklıma bir cesaret örneği geldi.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Özkan abi, Trabzonspor'daki görevinden ayrılırken, halka açık bir toplantı düzenleme kararı aldı. <u>19 Mayıs</u> Spor Salonu'ndaki toplantıda isteyen istediği soruyu soracak, Hoca da yanıtlayacaktı. Salon tıklım tıklımdı. Bu toplantı aslında büyük riskler taşıyordu; ama Özkan Sümer bunu göze alarak çıktı halkın karşısına şimdi alışık olmadığımız şekilde yanında koruma olmadan!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Söze başlamıştı ki salondan 'Yuuuuh!' sesleri yükseldi. Bu birkaç kez devam edince Hoca birkaç saniye durakladıktan sonra sert bir sesle salonda olanların gözünün içine bakarak "Yuh fikirsizliktir, bilgisizliktir, cehalettir. Bilgin varsa, fikrin varsa, sor yanıtlayalım. Tatmin olmazsan bir daha sor, yine yanıtlayayım. Burada hesap sormaya değil, hesap vermeye geldim. Fikri olan hesap sorsun!" diye yüksek sesle bağırdığında salonda çıt çıkmıyordu.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sanırım beş saat süren bu soru-yanıtlı toplantının ardından, Özkan Sümer bir kahraman edasıyla salondan ayrılırken, omuzlara alınmış, daha önce 'Yuuuh!' diye bağıranlar ise "En büyük Sümer, başka büyük yok!" tezahüratlarıyla <u>19 Mayıs</u> Spor Salonu'nu inletiyordu.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu insanı bir futbol insanı diye sını</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">rland</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ıran varsa ancak kendini kandırı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">r! </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Özkan Sümer, büyük bir konuşma ve ikna etme ustasıydı.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Taziye mesajlarında bile ne kadar dik durduğunu, boyunduruk altına alınamayacağını bir kez daha bize gö</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">sterdi</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ğin ve bizi de öyle yetiştirdiğin için sana teşekkür ederim. Yolun açık olsun öğretmenim!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Seni asla unutmayacağı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">m!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Dec 2025 07:03:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AH TRABZON NASIL BU KADAR VEFASIZ OLDUN!</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/ah-trabzon-nasil-bu-kadar-vefasiz-oldun-120</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/ah-trabzon-nasil-bu-kadar-vefasiz-oldun-120</guid>
                <description><![CDATA[AH TRABZON NASIL BU KADAR VEFASIZ OLDUN!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ah Trabzon Nasıl Bu Kadar Vefasız Oldun</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Turhan EYÜBOĞLU</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Dünya çapındaki nice ressam, şair, yazar ve sanatçımızı görmezlikten gelme gayretin ve yöneticilerin şehrin tarihini hiçe sayma ısrarının nedeni nedir Trabzon?</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Hiçbir şehre nasip olmayan dünyaca ünlü ressamların olmasına rağmen bunların birkaç tablosunu alıp Trabzon'a getirmek ve halkın görmesini sağlamak hiç mi aklına gelmedi Trabzon? Dünyaca ünlü Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun bir tek tablosunun bu şehirde bulunmaması seni hiç üzmüyor mu Trabzon?&nbsp; </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Nasıl bu kadar nankör ve duyarsız olma kılığına girebildin? Bunu nasıl içine sindirip ilerideki zaman diliminde yaşayan insanlara anlatma becerisini sağlayacağını düşündün Trabzon? Tarih bunları yazdıkça hep yaşadığın zaman diliminde mi kalacağını düşündü</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">n? Nas</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ıl bu kadar zengin sanatçı kitlesine sahipken hiç sanatçın yokmuş gibi davranma yeteneğine sahip oldun Trabzon?</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">'Kara Afrika'ya hayat veren Türk!' olarak dünya literatürüne geçen ve Türk bayrağını Afrikalılara sevdiren ve ona 'Cumhurbaşkanı ol!' dedirttirecek kadar sevilen 1976-1984 WHO Çiçek Hastalığı Endikasyon nişanı alan Celalettin Algan'ın yılda bir defa hayatını ve dünyadaki yerini anmak için toplantı yapacak tek bir girişim yapmayışın, adını bir yere vermeyişin sana yakıştı mı </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Trabzon?</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Sümela Manastırı'ndan çok çok daha eski, Moloz'da bulunan Hadrian Limanı'nın (MS 130) ortaya çıkarılması iç</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">in hi</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">çbir çaba sarf edilmeyen, hatta mümkün olsa kayıtlardan silinerek ortadan kaldırılmaya çalışma hırsın nedendir Trabzon? Üstelik bu tarihi kollamakla yükümlü olan insanlar tarafından inşaat yaptırı</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">p hi</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">çbir şey olmamış gibi davranma yetisine nasıl sahip oldun Trabzon?</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Kadınlar Pazarı diye adlandırılan yerde antik şehrin kalıntıları çıkı</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">nca in</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ş</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">aat</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ı durdurup arkeoloji kazılarına başlamak için buraya arkeologları çağıracağına, tarihi yok sayışın, üstüne yaptığın binanın milyon katı daha değerli tarihi görmezlikten gelmen sana ne kazandıracak Trabzon?</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Balık pazarının yıkımı sonrası yapılan döner kavşağın inş</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">aat</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ı sırasında bir inci tanesi gibi ortaya çı</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">kan Roma K</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">öprüsü'nü kimse görmesin diye alelacele toprak döküp üstüne asfalttan istiridye kabuğu örmen sana yakıştı mı </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Trabzon?</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Paris'ten, Roma'dan, Barcelona'dan, Prag'dan daha eski olan bu kadim şehrin kalbine, aç bir insanın tabakta bulunan tavuğa sapladığı çatal gibi Boztepe'ye saplanan betona itiraz etmeyiş</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">in, o g</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">üzelim silüeti yerle bir etmene değ</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">di mi Trabzon?</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ah Trabzon, bize sunulan bu turizm mucizesi karşısında sen ne yapıyorsun biliyor musun? Deve kuşu taklidi yapıyorsun! Antik şehir kotlarını kanıtlayacak, dünyanın her tarafından turist akacak mucizevi kalıntıları canla başla, ısrarla doldurma ç</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">abas</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ında olduğun Gülcemal dolgusuna gecenin bilmem kaçında dökerek üstünü kapatmanı içine nasıl sindirdir Trabzon?</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bir akvaryum hevesine antik tünelleri kapatmadınız mı</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">? </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">İnanın aklıma geldikçe insanın deliresi geliyor! Sana bir şey olmuyor mu Trabzon? Bu şehrin belediye başkanı, Arnavut kaldırımlarını söküp denize dolgu yaptı! Bir başka belediye başkanı Meydan Parkı'nda bulunan, şehrimizi dünyaya tanıtan insanların heykellerini söküp depolara attı. Başka bir belediye başkanı antik limanın üstüne Ticaret Odası'nın binasını dikti. Başka bir belediye başkanı Taksim Alanı'nda bulunan Opera Binası'nı yol genişlemesi yapıyorum diye yıktı</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">!</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Kemerkaya Mahallesi'nde bulunan St.Gregoire Katedrali ve Gürcistan kralı Solomon'un mezarının yıkılmasından geçmiş dönemlerdeki belediye başkanlarının sorumlu olması da Trabzon tarihine karşı bir sorumsuzluktur!</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ben bu yaşıma kadar radikal kararlar alan, şehrin tarihini ortaya çıkaran bir belediye başkanı veya idareci hatırlamıyorum! Hatırladığım tek şey estetik duygusundan ve ölçütünden yoksun çarpık bir yapılaşma ve var gücüyle tarihi yapıları yok etmeyi gördü</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">m!</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Açıkça yazıyorum! Trabzon şehrine karşı suç işlemeyen bir belediye başkanı veya idareci bulmak çok zordur! Tabii ararsanız bulursunuz; ancak sayısı çok azdır! Burada herhangi bir parti ayrımı da yapmıyorum! </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bu şehirde yüz yıl geri gittiğimizde kendimizi yüz yıl ileride buluyoruz. Neden biliyor musunuz? Çünkü bu şehri yüz yılda yerle bir ettik ondan! Ne tarihini koruyabildik ne de kültürünü</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">!</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Sunay Akın iletide dediği gibi 'Bu kültür ve estetiğin temsilcisi olabilecek birikime sahip bir yönetici ne yazık ki yok Trabzon'da!' Bu özelliklere sahip bir yönetici yetiştiremediğine hiç üzülmüyor musun Trabzon?</span></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 15 Dec 2025 12:37:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>PALANDÖKEN\&#039;DEN ANILAR</title>
                <category>Ali Kılıç</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/palandokenden-anilar-119</link>
                <author>alikilic@brt.com.tr (Ali Kılıç)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/palandokenden-anilar-119</guid>
                <description><![CDATA[PALANDÖKEN\'DEN ANILAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ANILAR...PALANDÖKEN KONAKLI KAYAK MERKEZI.</p>

<p>Ali KILIÇ</p>

<p>Sabah Erzurum Radyosu'nda gazeteci&nbsp; meslektaşım Levent Akpınar'ın kış turizmi ile ilgili röportajını dinledim. Anılarım aklıma geldi</p>

<p>&nbsp;83-93 yılları Erzurum'da Anadolu Ajansı'nda görev yaptım. Bu dönemde her hafta sonu arkadaşım Deniz ile&nbsp; Palandöken'e kayağa çıkardik.O&nbsp; yıllarda aşırı derecede Palandöken Kayak Merkezinde kar olurdu. Telesiyeje bindiğimizde yüksek kar yığınlarının arasından geçerek dağa çıkardık. şimdilerde suni kar yapıldığını okuyorum. Kar yağışı azalmış. Allah'tan dün kar yağışı başlamış biraz da olsa Palandöken Dağında kar kalınlığı artmış. Erzurum'da çalıştığım dönemde valimiz sayın Recep Birsin Özen şehirde ekonomik sosyal kültürel&nbsp; gelişmeleri sağlamak amacıyla&nbsp; komisyonlar oluşturmustu. Bunlardan biri de "kış turizmi geliştirme komisyonu"ydu. Bu komisyonda ben de görev almıştım. Turizm müdürü Tuncer Bey, Şenol Mızrak&nbsp; Devlet Su İşleri Müdürü Erdoğan Cimilli ile Beden terbiyesi gençlik spor müdürü Nihat Gezder görev almıştık.Yapılan çalışmalarda öncelikle mevcut Palandöken dagi geliştirilecekti, Akabinde de Konaklı bölgesine yeni tesisler kayak merkezi yapılması düşünülüyordu.</p>

<p>Fotoğraf O günlerden. Komisyonla beraber Konaklı'ya Atlı kizakla&nbsp; gidip orada incelemelerde bulunmuştuk. Fotoğraflar çekip dağın yapısını kayak merkezine uygun olup olmadığını tespit etmiş ve rapor olarak sunmustuk. Bugünkü Konaklı bölgesinin ilk temeli o komisyon sayesinde atılmıştı. Nihat abiye Erdoğan beye&nbsp; Allah'tan rahmet diliyorum. Erzurum için çok çalıştılar. Sağ olanlara Allah'tan dağlıklı uzun ömür diliyorum. Mutlu pazarlar</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 14 Dec 2025 15:20:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/01/ali-kilic-1738068747.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SAĞLIKLI BİR KENT İÇİN SAĞLIKLI TOPRAKLAR</title>
                <category>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/saglikli-bir-kent-icin-saglikli-topraklar-118</link>
                <author>ibrahim@brt.com.tr (Prof. Dr. İbrahim Ortaş)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/saglikli-bir-kent-icin-saglikli-topraklar-118</guid>
                <description><![CDATA[SAĞLIKLI BİR KENT İÇİN SAĞLIKLI TOPRAKLAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>5 Aralık Dünya Toprak Günü Ekseninde “Sağlıklı Kentler İçin Sağlıklı Topraklar” ve Kentlerin Yeniden Yaşanılır Duruma Getirilmesi</strong></p>

<p>Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ</p>

<p><strong>5 Aralık Dünya Toprak Gününün Anlam ve Önemi ve 2025 Yılı Teması</strong></p>

<p>Son yüzyılda nüfus artışı, yoğun kentleşme, çevre kirliliği ve küresel iklim değişikliği toprak ve su varlıklarını tehdit etmiş; gıda güvenliği ve ekolojik istikrar üzerinde baskı oluşturmuştur. Ekosistemin bu şekilde bozulması göç hareketlerini artırarak yeni sosyal sorunlara yol açmış, böylece insan–toprak ilişkisinin yeniden kavramsallaştırılması gerekliliği belirginleşmiştir. “Toprak ve su yoksa yaşam yoktur” anlayışı artık bilimsel ve toplumsal bir gerçeklik olarak kabul görmektedir. Toprak yalnızca ekolojik bir varlık değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel aidiyetin de belirleyicisidir. Antropolojik çalışmalar, fiziksel mekân, kültür ve kimlik arasında güçlü bir bağ olduğunu göstermektedir. Yoğun kentleşme ve çevresel bozulma, bireylerin yaşadıkları yerle kurdukları bu bağı zayıflatmakta; göç, mekânsal kopuş ve sosyal uyumsuzluk gibi sonuçlar doğurmaktadır.</p>

<p>Toprağın ekosistem ve toplum sağlığı açısından taşıdığı yaşamsal rolün geç anlaşılması, günümüzde karşı karşıya kalınan pek çok çevresel sorunun temelini oluşturmaktadır. Artan dünya nüfusu, gıda talebindeki yükseliş ve kentleşmenin hız kazanması, toprakların aşırı kullanımı, amaç dışı tahsisi ve mühürlenmesi gibi süreçleri hızlandırmıştır. Toprak örtüsünün ortadan kaldırıldığı her durumda ekosistem hizmetleri kesintiye uğramakta; bu durum, özellikle büyük kentlerde, beklenen ilerleme yerine çok boyutlu ekolojik ve toplumsal sorunları beraberinde getirmektedir.</p>

<p>Son yıllarda BM, FAO ve AB’nin iklim değişikliği eksenli yaklaşımları, toprağın sürdürülebilirliğinin ne denli kritik bir unsur olduğunu daha belirgin hâle getirmiştir. 2025 yılı teması olan “Sağlıklı Kentler İçin Sağlıklı Topraklar” çerçevesinde, kent–toprak ilişkisi ekosistem hizmetleri, sürdürülebilir arazi yönetimi, gıda güvenliği ve toplum sağlığı bağlamlarında kapsamlı biçimde ele alınmaktadır. Ayrıca kentleşmenin toprak sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri, çiftçilerin bireysel ve kolektif düzeyde uygulayabileceği iyileştirici yöntemler ve bu uygulamaların kentlerin sürdürülebilirliğine katkıları tartışılmaktadır. Bu özel günün temel amacı, toprak kaynaklarının çok yönlü işlevlerine dikkat çekmek ve toplumları toprak koruma bilinciyle bütünleştirmektir.</p>

<p>Dünya Toprak Günü’nün temel amacı, insanları toprakla yeniden buluşturmak ve insan yaşamı için kritik önem taşıyan toprak varlığının çok yönlü değerini küresel ölçekte görünür kılmaktır. Dünya Toprak Günü, ilk kez 2002 yılında Bangkok’ta gerçekleştirilen Uluslararası Toprak Bilimi Kongresi’nde Tayland Kralı&nbsp;<strong>Bhumibol Adulyadej</strong>&nbsp;tarafından önerilmiş; 5 Aralık tarihi ise kralın doğum günü olması nedeniyle Tayland Hükümeti’nin talebi üzerine, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 2013 yılındaki 68. oturumunda resmen ilan edilmiştir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Toprak ve Kent İlişkisi: Neden Kritik?</strong></p>

<p>Kentlerde yaşayan nüfusun dünya genelinde %80’i aştığı düşünüldüğünde, şehirlerin sağlığı ile toprak arasındaki ilişki ilk bakışta görünmez olsa da oldukça derindir. Örneğin, yoğun şekilde betonlaşmış kentlerde yağış sonrası yüzey akışı artmakta; yağmur sularının toprağa sızamaması sel riskini büyütmekte ve doğal su döngüsünü sekteye uğratmaktadır. Çarpıcı bir örnek olarak İzmir Foça’da son aylarda yaşanan ani yağışlarda derelerin beton sebebiyle denize ulaşamaması, toprak–kent ilişkisini somut biçimde gözler önüne sermiştir.</p>

<p>Toprak, ekosistemin temel bileşeni olup tüm canlı formlarının yaşamını doğrudan şekillendirir. Dünya gıdasının %95’inden fazlası topraktan sağlanmakta; bitkiler için gerekli 18 temel elementin 15’i doğrudan toprak kökenli olmaktadır. Buna karşın insan faaliyetleri nedeniyle bozulmuş topraklarda besin yoğunluğu azaldığından, “gizli açlık” olarak adlandırılan mikro besin yetersizlikleri giderek artmaktadır. Günümüzde yaklaşık 2 milyar insan bu durumdan etkilenmektedir.</p>

<p>İnsan yaşamının sürdürülmesinde kilit bir kaynak olan toprak, gıdanın %95’inden fazlasının üretildiği bir yaşam ortamıdır. Bununla birlikte modern toplumlarda toprağın değeri çoğu zaman yalnızca tarımsal faaliyetlerle ilişkilendirilmekte; özellikle kentlerde toprak, yapılaşmanın altında kaybolan ve ekosistem hizmetleri bakımından ihmal edilen bir unsur hâline gelmektedir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Kentsel Topraklarda Kirlilik ve Ekolojik Bozulmalar</strong></p>

<p>Endüstriyel atıklar, yakıt sızıntıları, ağır metaller, pestisitler ve evsel atıklar kentsel toprakların kimyasal ve biyolojik kalitesini bozmaktadır. Toprağın sıkışması, organik madde kaybı ve mikrobiyal çeşitliliğin azalması, toprak fonksiyonlarının zayıflamasına yol açmaktadır. Bu süreç, hem ekosistem hem de halk sağlığı açısından ciddi riskler barındırmaktadır. Küresel ölçekte artan nüfus, yoğun kentleşme, endüstriyel faaliyetler ve iklim değişikliği, toprak bozunumu ve toprak kalitesindeki düşüşü derinleştirmektedir. Bugün dünya topraklarının yaklaşık %33’ü bozulmuş durumdadır ve bu durum Avrupa ekonomisine yılda yaklaşık 55 milyar Euro maliyet yüklemektedir. Oysa sürdürülebilir toprak yönetimi, erozyonun azaltılması, suyun toprakta tutulması, karbon sekestrasyonu ve biyoçeşitliliğin korunması yoluyla hem ekosisteme hem de kentlerin dayanıklılığına büyük katkı sağlamaktadır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Kentlerde Toprak Varlıklarının Kaybı ve Sonuçları</strong></p>

<p>Modern kentlerin temel sorunu, geniş alanların beton ve asfalt ile kaplanarak toprağın mühürlenmesidir. Toprak yüzeyinin kapatılması; sel, aşırı ısınma, hava kirliliği, su krizi ve ekolojik bozulma gibi riskleri artırarak kentleri yaşanamaz hâle getirmektedir. Yeşil alanların azalmasıyla birlikte:</p>

<p>Toprak organik madde içeriği düşmekte,</p>

<p>Karbon döngüsü bozulmakta,</p>

<p>Sıcaklık farkları artmakta (ısı adası etkisi),</p>

<p>Yeraltı suyu seviyeleri gerilemekte,</p>

<p>Biyoçeşitlilik kaybı hızlanmaktadır.</p>

<p>Bu koşullar toplum sağlığını doğrudan etkilemekte; ruh sağlığı problemlerinden kronik hastalıklara kadar birçok sonuç ortaya çıkarmaktadır. Bu nedenle FAO’nun 2025 teması, kentsel peyzajlarda toprak sağlığının yeniden değerlendirilmesine odaklanarak, daha yaşanabilir ve dirençli şehirler oluşturma çağrısı niteliği taşımaktadır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Şehirlerin Topraklarını Korumak Ne Yapılmalı?</strong></p>

<p>Yeşil alanların artırılması ve bütüncül bir biyoçeşitlilik yaklaşımının benimsenmesi,</p>

<p>Geçirimli yüzeylerin artırılması (çimlendirilmiş yollar, geçirgen zemin uygulamaları),</p>

<p>Yağmur bahçeleri ve küçük su tutma alanlarının oluşturulması,</p>

<p>Organik atıklardan kompost üretimiyle toprak kalitesinin yükseltilmesi,</p>

<p>Hafriyat atıklarının düzenli depolanması ve yeşil alanlara zarar vermesinin önlenmesi,</p>

<p>Ekolojik ilkelere uygun, yatay mimari ağırlıklı kentleşme modellerinin benimsenmesi.</p>

<p>Bu uygulamalar, kentsel ısı adası etkisini azaltmakta, sel riskini düşürmekte ve kentlerde daha yaşanabilir bir çevre oluşturmaktadır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Tarım Alanlarında Toprağın Korunması İçin Uygulamalar</strong></p>

<p>Ekim nöbeti,</p>

<p>Anız yakmaktan kaçınma,</p>

<p>Eğimli arazide kontur sürümü,</p>

<p>Malçlama,</p>

<p>Azaltılmış toprak işleme,</p>

<p>Organik gübre kullanımı (kompost, biyoçar, hayvan gübresi vb.),</p>

<p>Ağaçlandırma ve rüzgâr perdeleri.</p>

<p>Bu yöntemler, erozyonu azaltmakta, karbon depolama kapasitesini artırmakta ve toprak ekosistemini güçlendirmektedir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Kentsel Alanlarda Toprak Sağlığını Bozan Başlıca Antropnejik Faktörler</strong></p>

<p>Aşırı yapılaşma ve toprak mühürlenmesi,</p>

<p>Endüstriyel ve kimyasal atık kaynaklı toprak kirliliği,</p>

<p>Araç ve makine baskısıyla toprak sıkışması,</p>

<p>Yeşil alanların ranta yenik düşmesi,</p>

<p>Zararlı atık yönetimindeki eksiklikler,</p>

<p>Hava kirliliğinin yağış ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkileri.</p>

<p>Bu etkenler; biyoçeşitlilik kaybı, sel riskinin artması, ısı adası etkisi, kentsel estetiğin bozulması, hava–su kalitesinin düşmesi ve iklim değişikliğine karşı direncin zayıflaması gibi çok boyutlu sonuçlar doğurmaktadır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Toprak Kalitesini Artırmak İçin Çiftçilerin Rolü</strong></p>

<p><strong>1. Bireysel Uygulamaların Etkisi</strong></p>

<p>Ekim nöbeti ve örtü bitkileri ile toprak yorgunluğunun giderilmesi,</p>

<p>Organik madde artırımı (kompost, yeşil gübreleme, biyoçar),</p>

<p>Azaltılmış toprak işleme,</p>

<p>Örtü bitkileri ve organik tarım uygulamaları,</p>

<p>Etkin su yönetimi (damla sulama, yağmur hasadı),</p>

<p>Biyolojik zararlı yönetimi ile kimyasal kullanımının azaltılması.</p>

<p>Bu uygulamalar, kentlerin su ve gıda güvenliğine, iklim dayanıklılığına ve ekolojik sürdürülebilirliğine doğrudan katkı sağlar.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>2. Kolektif Uygulamaların Etkisi&nbsp;</strong></p>

<p>Kooperatifler aracılığıyla ortak girdi yönetimi ve bilgi paylaşımı,</p>

<p>Ortak su kaynakları yönetimi,</p>

<p>Bölgesel toprak izleme ve arazi planlaması,</p>

<p>Yerel tohum ağlarının korunması ve çeşitliliğin sürdürülmesi.</p>

<p>Bu kolektif modeller, ekonomik dayanıklılığı artırmakta, yerel gıda sistemlerini güçlendirmekte ve kentlerin dışa bağımlılığını azaltmaktadır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Sonuç Olarak:</strong></p>

<p>Toprak, kentlerin ve kırsal alanların sürdürülebilirliği için merkezi bir bileşendir. Kentsel toprakların bozulması; biyoçeşitliliğin kaybı, hava ve su kalitesinin düşmesi, sel ve sıcaklık artışı gibi riskleri büyütürken; sağlıklı topraklar suyu tutan, havayı temizleyen, karbon depolayan ve yaşamı taşıyan doğal altyapıyı oluşturur. Bu nedenle kentlerin geleceği, sürdürülebilir toprak yönetimiyle doğrudan bağlantılıdır. Bu bağlamda kentlerin toplum sağlığını korumak için toprakların ortama uygun bitkiler ile yeşillendirilmesi öncelikli sağlanması gerekir. Kent topraklarının yerinde korunması ile sağlıklı su döngüsünün iyileştirilmesi, temiz hava, ekosistem bütünlüğü, biyoçeşitlilik, iklim dirençli kentlerin yaratılması toplumsal refah açısından vazgeçilmezdir. Doğru yönetilen kent toprakları hem kırsalın sürdürülebilirliğini güvence altına alınması, hem de kentlerin geleceğini şekillendirilmesi bakımından önemli. Bu nedenle, kamu yönetimleri, çiftçiler, yerel topluluklar ve bireyler arasında güçlü bir iş birliği, toprağın korunması ve gelecek nesiller için yaşanabilir kentlerin inşası açısından stratejik bir zorunluluktur.</p>

<p>Sonuç olarak kentlerin yeniden planlanması ve planlandırılması gerekir. Bunun için nüfusların kırsalda tutulması, dikey değil yatay gelişim ve daha fazla yeşil alanın yaratılması toplum sağlığı için zorunludur.&nbsp;</p>

<table border="0" cellpadding="0" style="width:0px">
	<tbody>
		<tr>
			<td>
			<p><strong>Prof. Dr. İBRAHİM ORTAŞ</strong></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>
			<p><em>Çukurova Üniversitesi/ Ziraat Fakültesi / Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü. Adana</em></p>

			<p><em><a href="mailto:iortas@cu.edu.tr;ibrahimortas@gmail.com" target="_blank">iortas@cu.edu.tr;ibrahimortas@gmail.com</a></em></p>
			</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 13 Dec 2025 16:29:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/05/prof-dr-ibrahim-ortas-1746957802.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İŞTE DİNKONUN AHIRI</title>
                <category>Ali Kılıç</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/iste-dinkonun-ahiri-117</link>
                <author>alikilic@brt.com.tr (Ali Kılıç)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/iste-dinkonun-ahiri-117</guid>
                <description><![CDATA[İŞTE DİNKONUN AHIRI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İŞTE DİNGONUN AHIRI...</p>

<p>Ali KILIÇ</p>

<p>Atlı Tramvaylar zamanında, tramvaylar 2 atla çekilirken&nbsp; dik Şişhane yokuşunu çıkabilmek için&nbsp;</p>

<p>Azapkapı'dan takviye at alarak yokuşu çıkabilirlermiş.</p>

<p><img alt="" src="/images/files/IMG-20251213-WA0011.jpg" style="height:402px; width:600px" /></p>

<p>Tramvay bu haliyle Taksim e kadar gelir, burada çıkartılan atlar, Taksim alanının İstıklal caddesının gırısınde</p>

<p>&nbsp;fransız konsolosluğunun&nbsp; orda bulunan (bugun tranvayların park ettıgı garaj)&nbsp;</p>

<p>&nbsp;ahırda bir süre dinlendirildikten sonra tramvaya bağlanmadan boş olarak&nbsp;</p>

<p>Azapkapı ya götürülürlermiş.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Taksim deki bu ahırı Dingo adlı bir Rum vatandaş işletirmiş. Gün boyu bir sürü atın girip çıkmasından dolayı</p>

<p>&nbsp;dilimizdeki ''Burası Dingo' nun ahırı mı giren çıkan belli değil '' sözünün buradan geldiği söylenir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 13 Dec 2025 15:50:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/01/ali-kilic-1738068747.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÇALDIRAN SAVAŞINDA İKİ TÜRK KARŞI KARŞIYA</title>
                <category>Ali Kılıç</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/caldiran-savasinda-iki-turk-karsi-karsiya-115</link>
                <author>alikilic@brt.com.tr (Ali Kılıç)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/caldiran-savasinda-iki-turk-karsi-karsiya-115</guid>
                <description><![CDATA[ÇALDIRAN SAVAŞINDA İKİ TÜRK KARŞI KARŞIYA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ÇALDIRAN SAVAŞI</p>

<p>Ali KILIÇ</p>

<p>İki Türk devleti Osmanlı İmparatorluğu İran Safevi Devleti. Iki Türk hükümdar Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail. Pür Sultan Abdal diyor ki Açılın Kapılar Şaha Gidelim Gülistan aptalın Şah dedi Şah İsmail Anadolu'daki Türkmenler Şah ismailak katılıyorlar Doğu Anadolu'da Safevi Devleti güçlenmeye başlıyor bunun üzerine Yavuz Sultan Selim bunu önlemek için Şah İsmail'e savaş açıyor 2 ordu Çaldıran'da karşı karşıya geliyor savaş sonucunda Şah İsmail kaybederek savaş alanından kaçıyor. Savaşı Yavuz Sultan Selim kazanıyor Çaldıran içimizde bir sızı Çaldıran'da ölen de Türk öldüren de Türk Akan Türk kanıydı benim asıl anlatmak istediğim iki hükümdarın da ortak bir yönünün olması gerek Yavuz Sultan Selim gerek Şah İsmail şiiri seviyorlar hatta şiir yazıyorlar bunlardan iki örnek vermek istiyorum Yavuz Sultan Selim'in şiiri şöyle:</p>

<p>Sanma şâhım / herkesi sen / sâdıkâne / yâr olurHerkesi sen / dost mu sandın / belki ol / ağyâr olur</p>

<p>Sâdıkâne / belki ol / bu âlemde / dildâr olur</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yâr olur / ağyâr olur / dildâr olur / serdâr olur.</p>

<p>Şah İsmail'in şiiri de şöyle;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>"Gelin canlar bir olalım, iri olalım, diri olalım,</p>

<p>Kızıl elma yolunda erenler, bir olalım, bir olalım.</p>

<p>Birlikten kuvvet doğar, aşk ile yanarız,</p>

<p>Birlikte ağlar, birlikte güleriz, bir olalım, bir olalım."</p>

<p>Her iki hükümdar da rahmetle anıyorum Ruhları şad olsun</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 10 Dec 2025 11:53:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/01/ali-kilic-1738068747.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ZEYTİN GÖZLÜM</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/zeytin-gozlum-114</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/zeytin-gozlum-114</guid>
                <description><![CDATA[ZEYTİN GÖZLÜM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ZEYTİN GÖZLÜM</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Turhan EYÜBOĞLU</span></span></span></span></span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Bir sabah bakacaksın ki bir tanem; ben yokum!</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Sabah dalgın bir şekilde kontrolden geçerek uçağa bindim. Kafamda bölge müdürleri toplantısında yapacağım sunum var. 'Daha anlaşılır biçimde sunumu nasıl yapabilirim?' diye aklımdan geçiriyorum. Gözüm, koltuk arkasındaki kitapların bulunduğu bölümdeki bir kağıda takıldı. Uzanarak kağıdı aldım. Kağıt katlanmıştı; yavaşça açtım ve yazıyı okumaya başladım. </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">'Bir sabah bakacaksın ki bir tanem ben yokum! Dünyayı sana bırakıyorum! Söz aldım saatlerden bir tanem, sana koşacaklar! Söz aldım gecelerden, seni uyutacaklar! Şarkılardan söz aldı</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">m, hat</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ırlatacaklar! Gözlerimdeki son yağmurlar pencerende beni anlatacaklar sana bir bir! İleride belki bir gün buğday misali düştüğüm yerde, belki bir dikenin dibindeyimdir çaresiz, kim bilir nerelerde! Bir sabah bakacaksın ki bir tanem ben yokum! Dünyayı sana bırakıyorum! Elveda!' </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">'Eyvah, dedim bu yazıyı yazan bu dünyadan ayrılıyor.' Bir an durdum! Ben neyi kafama takmışım; o ise yaşamamayı seçiyor! </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Ta ki uçak inene kadar bu yazı beni meşgul etti. 'Uçak havaalanına iniyor.' anonsundan sonra yazının etkisinden kurtuldum. Sonra çok zaman geçti. Ben emekli oldum; yazmaya başladım ve 'Bu yazıyı kim yazmış olabilir?' diye araştırmaya başladım. </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">'Annemim Şarkıları' adlı kitabı yazmaya karar verdiğimde bu size bahsettiğim yazının hikayesini de buldum. </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Şöyle bir düşünün; bir çocuğunuz var ve üzerine titriyorsunuz. İmkanınız var ve onu yurtdışında okutmak için Avrupa'ya gönderiyorsunuz. Avrupa</span></span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ya giden oğlunuzun, hasretinin bir an önce bitmesini, oğlunuzun dönmesini&nbsp; beklerken hasretin yanına hayal kırıklığının da eklenmesiyle, derinden sarsılıyorsunuz! Oğlunuz okulu bitirir; ama yurda dönmez. Ana yüreği buna dayanamıyor ve oğluna da fazla bir şey diyemiyor. Ancak bir şekilde de içini rahatlatması lazım. Şair ana, eline kağıdı kalemi alır ve yüreği burkularak oğlu için bir şiir yazar:&nbsp;&nbsp; </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Zeytin gözlüm sana meylim nedendir?</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Bu sevmenin kabahati kimdedir?</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Gül olmuşsun dikenlerin bendedir.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Zeytin gözlüm uzaklarda işin ne</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Şarkıları düşürürü</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">m pe</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ş</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ine? </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Zeytin gözlüm özlem ektim yollara.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Rast gelirsen halimi sor onlara.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Gül kurusu akşamlar senden yana.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Zeytin gözlüm uzaklarda işin ne</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Şarkıları düşürürü</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">m pe</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ş</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ine? </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">İnanıyorum ki hepimiz bu şarkıyı duyduğumuz da bir sevgiliye hitap ettiğini sanırdık. Oysa ardında yürek burkan, göz yaşı döktüren bir hikaye olduğunu anlamış olduk. </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Bu kadar güzel mi sitem edilir? Sitem ettikten sonra bu kadar güzel mi tehdit edilir? 'Şarkıları düşürürü</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">m pe</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">şine' gibi enteresan bir tehdidi barındıran bu şarkı, böylesine masum ama etkili bir tehdidi duyunca gülümsemeden de edemiyor insan! </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">İşte bu anne Hüceste Aksavrın'dır. İyi bir ailede yetişmiş</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">, y</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">üz akı kadınlarımızdan biridir. Edebiyata meraklıdır. Duygularını mısralara dökmeyi seven biridir. Oğlunun yurda dönmemesinden sonra eşini de kaybeder. Bir süre sonra yalnız kalır ve hayatını bakımevinde geçirmeye başlar. Zaman durmaz, akar. 87 yaşına gelince de bakımevinde vefat eder. </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Hasreti hala içinde besleyen Hüceste Hanı</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">m, o y</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ürekte ümidi de beslemektedir. Mehmet'in hiç olmazsa cenazesine geleceğini umar. 'Bunu cenazemde Mehmet'e verin!' diye de bir mektup verir. İşte arkadaşlar uçakta bulduğum o yazı oğluna yazdığı mektuptu. Birinin dikkatini çekmiş olacak ki kağıda dökmüş ve uçakta unutmuş. </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Selahattin İçli bu mektubu ölümsüzleştirmek ister ve besteler. Lütfen bu besteyi 'Bir sabah bakacaksın ki bir tanem; ben yokum!' diye İnci Ç</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ay</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ırlı'dan veya Ahmet Özhan’dan YuoTube'ta dinleyin. </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Kaynak: Sami Dayangaç</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Turhan Eyüboğlu </span></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Dec 2025 08:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MAÇKA\&#039;NIN YEDİVEREN GÜLLERİ</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/mackanin-yediveren-gulleri-113</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/mackanin-yediveren-gulleri-113</guid>
                <description><![CDATA[MAÇKA\'NIN YEDİVEREN GÜLLERİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">1943 yılında Mataracı'da doğdu. Maçkalıların milli mesleği olan yorgancılı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">kla zanaata ba</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">şladı. İstanbul radyosunda yıllarca programlar yaptı. Dört plak ve altı kaset çıkardı. Dile kolay, iki yüze yakın güfte yazdı. Dost meclislerinde türkü söylemeye hala devam ediyor. Otantik müziğin son temsilcilerinden biri olan bu Maçkalı üstadı tanıdınız mı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">?</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Aşık olmak zor iştir; o ise olaylara kolayca aşık olur! Aşık olmaktan öte, gelip geçici duygulara geniş anlamlar yükleyip bağımlı kılar insanları! Duyguları en uçlarda yaşar; mutluluğun da hüznün de hakkını vererek! Onda aşık olmak, iki insanın birbirine duygusal açıdan yaklaşması değildir! O, haksızlıkların ve kahramanlıkların yarattığı olaylara aşık olur ve dillendirir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Daha sekiz yaşındayken evlerine gelip ocak başında tek oğlunun vurulmasını içi kanayarak anlatan annenin acısına şahit olmuş ve onun yaşadıklarını o küçük kafasında ancak büyük duygu denizinde yoğurarak şekillendirip mısralara dökmüş </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">"</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">İsmail</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">im Destanı" ile birlikte!</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Tenha tenha yerlere pusilari kurdiler</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Benim bitek oğlumu kalleşlikle vurdiler</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Tenha tenha yerlere pusuları kim kurdi</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Benim bitek oğlumu arkadaşları vurdi</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bu dörtlük olayın anlatımından sonra o destanda okunur. Bu üstadı şimdi tanıyabildiniz mi?</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bu üstat, "Erkek dediğin ağlamaz!" döneminde yazdığı destanlarla cinsiyet ayrımı yapmadan hüngür hüngür ağlamanın verdiği rahatlığı yaşatabilen bir halk ozanıdır bana göre. "Yaşayabilen, duyguyu hissedendir!" deyip gözyaşlarını içine akıtan, istese de ağlayamayan insanları ağlatan bir ozandı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">r o!</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">30 Ekim 1961 tarihinde, Almanya'nın Bonn kentinde, Türkiye ile Almanya arasında "İşgücü Alımı Anlaşması" imzalanmasından sonra köyünden Almanya'ya giden insanların karılarını </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">kocas</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ız, çocuklarını babasız bırakmasına ve ailelerini yok saymasına bir halk ozanı olarak kayıtsız kalamazdı! Bu olayı </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">"Babam Destan</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ı (Almanya Destanı)" diye dile getirdi.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">"Kandıramazdum oni ben hayde diye diye</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ne mutli gözlerime babamız döndü köye</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ey gidi üstat sular gibi akmassun</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bir anasız babasız komşularım kalmasın" deyip Karadeniz'de pek çok ailenin babasız kaldığı </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ve ac</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ı çektiği dönemi tarih kitapları gibi kayda almıştır. </span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">İnsanlar içlerinde bir sürü duygu taşır. Zaman zaman onları yarım ağız dillendirseler de hepsi onların duygularıdır. Bu otantik müziğin son temsilcisi herhangi bir olay karşısında ona uygun duyguyu o yumak içerisinden seçip destan haline getirir. Herkesin içinde duran derdi, dert ederek dillendirir. Şimdi bu üstadı tanıdınız mı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">?</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Kurtuluş Savaşı'ndan sonra ilk savaşımız, Kıbrıs Harekatı 20 Temmuz 1974'te gerçekleşir. Bütün Avrupa ülkelerinin ve Amerika'nın karşı çıkmasına rağmen soydaşlarımızı kurtarmak ve Ada'ya barış getirmek için o zamanki hükümet, bütün riskleri göze alarak dünyaya kafa tutar gibi bu harekata girişir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Yaşayan son efsane buna kayıtsız kalamazdı. Kıbrıs Destanı'nı yazar ve okur. Şimdi size bu destandan bir dörtlük aktarayım:</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Açtı yeşil yapraklar, açtı nasıl öleyim</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Yavru vatan Kıbrıs'a birkaç türki diyeyim</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Dinleyin arkadaşlar gelemez olduk size</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Yari gece varidi alarmlar çaldi bize</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">stat, y</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">örenin kültürünü insanlara aktarmada ustaca yazdığı ve okuduğu destanlar sayesinde olayların vahametini veya gururunu bize yaşattı. İşte bu değerli sanatçımızı yöresel kültüre verdiği hizmet özel yapıyor! Siz "Türkü dinledim!" diye düşünürken o yaşanmışlıkları bir film şeridi gibi sizlerin gözleri önüne getiriyor. Şimdi tanıyabildiniz mi bu halk ozanını</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">?</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Yıl 1976... Sonsuz gibi gelen maçın dakikaları bitmiyor. Saniyeler sanki zaman ilerlemesin diye durmuş, bir türlü ilerlemiyor. Huzursuzca kıpırdayan binlerce insan "Şampiyonluk geliyor mu? Hayaller gerçek oluyor mu?" diye düşünürken bir Anadolu şehri futbolda şampiyonluk kupasını alıyor! Hele de bu şehir, o üstadın şehriyse ona duyarsız kalabilir mi? Tabii ki hayır! Hemen "Trabzonspor Destanı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">"n</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ı yazıyor. </span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Çalın kemençeleri meydana oynayalım</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Trabzonsporumun kadrosuna bakalım</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Kan ter i</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">çinde kaldık seyircinle memnun ol</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Candan kutlarım seni file bekçisi Şenol</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Çevreye ve yöreye bu kadar hassas olan bir insanın en sevdiği varlık olan annesinin ölümünden sonra yazdığı ve okuduğu türküden de size bir dörtlük aktarayım:</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ölsem de unutamam, ben annemim adını</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Annem </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ömrüme doydum, alamadım tadını</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Yılmadın usanmadın gene bizle uğraştın </span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Hem yaylada hem köyde, hep sırtında dolaştım</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Şimdi tanıyabildiniz mi Maç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ka otantik m</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">üziğinin son temsilcisini!</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bakın üstat hayatın gerçeği olan ölümü </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">"</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ölüm Destanı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">" ad</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ını verdiği türküyle bizlere nası</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">l hat</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ırlatıyor.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bir gün hastalanırsın düşersin yataklara</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ölünce su dökerler kuruyan dudaklara</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ne yaptın bunca sene geldin yetmiş yaşına</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ezrail gelir konar yastığının başına</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Her ne kadar yaşarsak ömrümüz biter, biter</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ezrail hiç tanımaz alı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">r can</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ını gider.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Onun yazdığı ve söylediği destanlar kısa süreliğine de olsa kendinizi o olayların içinde ve size aitmiş gibi hissetmesinizi sağlar. O olaylar hele de size yakın olaylarsa veya başınızdan geçmişse gözyaşınızı tutamazsınız. Size anlatmak istediğim üstat <strong><em>Kara Haydar Eyüboğlu</em></strong>'dur! Ne kadar yazarsam yazayım onu size tam olarak aktaramam!</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Maçka'nın değerlerine verdiği öneme bakıyorum da yetkililerin hangi dünyada yaşadığını bir türlü anlayamıyorum! Bu değerlerimizi onurlandırmak bu kadar zor mu? Yılda bir kere onları anmak, hikayelerini dinlemek ve halka tanıtmak bu kadar zor mu?</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">"</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">İki yüz kelimeyi saymaya baş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">lay</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ın!" deseler bize inanın ben yüz kelime söylemede zorlanırım. Bu otantik müziğin üstadı iki yüz güfte yazmış. İki yüz sözcüğü Maçka'yı yönetenler için sayı olabilir ama ...</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Neyse; kime, ne anlatıyorum?</span></span></span></span></span></span></p>

<p><img alt="" src="/images/files/karahaydar-sonnur.jpg" style="height:1200px; width:1600px" /></p>

<p><span style="color:#454545; font-family:Times New Roman, serif"><span style="font-size:16px">Görseller: THM Araştırmacısı Sonnur Bahçekapılı</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Dec 2025 11:07:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuklar Bile Ekonominin Farkında!</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/cocuklar-bile-ekonominin-farkinda-112</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/cocuklar-bile-ekonominin-farkinda-112</guid>
                <description><![CDATA[Çocuklar Bile Ekonominin Farkında!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Turhan Eyüboğlu</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Maçka Merkez Camisinin önünde küçük çocuklar arasıra top oynarlar, ben de denk gelince seyrederim. Güneşin bulutun arkasından çıkmasıyla her yerin parladığı bir gündü. Çocukları seyrederken yerde bir parıltının farkına vardım, yaklaştığımda bir Türk lirası olduğunu anladım. Toprak henüz içine çekip görünmez hale getirmeden değerini güneş anlamış olacak ki onu parlatarak bize gösterdi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Top oynayan çocuklara “Çocuklar bakın yerde bir para var, alın bakkaldan bir şeyler alırsınız!” diye seslendin. Çocuklardan biri “Amca o bir lira bakkaldan hiçbir şey almaz!” deyince anladım parayı benden önce gördüklerini. Şunu anlamalıydım! Bunlar bizim çocukluğumuzu yaşamıyorlar! Biz eskiden yerde beş kuruş da&nbsp; bulsak ne alıp almadığına bakmaz "Para buldum!" deyip&nbsp; sevinerek hemen alırdık. Onunla da kalmaz, herkese "Para buldum!" diye de duyururduk.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Koskocaman ülkenin para birimi olan bir Türk lirasını yerlerde ve onu koruyacak olanlar başka alemlerde... Türk lirasının değeri o kadar düşürülmüş ki çocuklar bile değerinin düşük olduğunu anlamışlar. Onun içindir ki yerden alma zahmetini göstermediler. Çünkü eğer Atatürk’ü yok sayarsan ve gelecek nesile bunu anlatmamada ısrar edersek değerlerimizi daha çok kaybettiğimizde gelecek nesil böyle duyarsız kalır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bir bakarsın bayrak gitmiş! Bir bakarsın ülke toprağı gitmiş! Bir bakarsın ki seni yönetenler sana yabancı olmuş, tanımadığın insanlar tarafından yönetilir hale gelirmişsin! Gerçi şimdiki durum da bundan çok farklı değil. Türkiye’nin para biriminin yerlerde olmasını istemediğim için ve de Atatürk'ün yerde kalmasına gönlüm razı gelmediği için yerden alıp temizleyip cebime koydum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Türkiye’de ekonomik krizin büyüklüğünün ya kimse farkında değil ya da krizin büyüklüğü artık kimsenin umrunda değil! Emekli artık ne dese faydası yok! İşçinin haykıracak sendikası, işçinin elinden çıkmış! İktidar siyasetçilerinin fikir sunacak veya durum tespiti yapacak cesareti kalmamış! Konuşsa bir türlü konuşmasa bir türlü hale gelmiş. Kısacası herkes her şeyin farkında; ancak muhalefet dışında konuşacak kimse kalmamış.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Sokak röportajında kız çocuğu diyor ki "Üzerimdeki hiçbir şey bana ait değil!" Krizin ne durumda olduğunu gösterir bundan açıklayıcı bir söz olur mu inanın bilmiyorum! Düşünebiliyor musunuz 2020 yılında bir kilo kıyma 60₺, 2025 yılında bir kilo kıyma 700₺! 2020 yılında bir ekmek 1,5₺, 2025 yılında bir ekmek 15₺! Bu nasıl bir artıştır anlaşılır gibi değil! Daha da ilginci bu ülkede devalüasyon olmadı öyle mi?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Devalüasyon ya da değer düşürümü, sabit kur sistemlerinde ödemeler dengesi açık veren ülkenin ulusal parasının dış satın alma gücünün, hükümetçe alınan bir kararla düşürülmesidir. Başka bir deyişle devalüasyon, bir devletin resmi para biriminin diğer ülke dövizleri karşısında değer kaybettirilmesidir.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>2020 yılında bir dolar 6,65₺, 2025 yılında bir dolar 41₺'nin üzerinde! Şu duruma bakıldığında bile diğer ülke dövizleri karşısında Türk lirası daha ne kadar değer kaybedecek ki devalüasyon olduğunu bu ülkeye yönetenler kabul etsin? Bu millet buna inandı öyle mi? Evet, maaş artışına bakıldığında bu ülkede devalüasyon olmadığını anlıyoruz. Ancak alınan maaşla yapılan harcama sonucunu ne yapacağız?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Dünya genelinde en değersiz ikinci para birimine sahip olduk. Türk lirasını koruma kanunu yerle bir olunca Türk lirası yerden kalkmaz oldu. Bu ayıp hepimize yeter!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 24 Nov 2025 20:26:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Maddi Zenginlik Değil, Duygusal İç Zenginlik Arayışı</title>
                <category>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/maddi-zenginlik-degil-duygusal-ic-zenginlik-arayisi-111</link>
                <author>ibrahim@brt.com.tr (Prof. Dr. İbrahim Ortaş)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/maddi-zenginlik-degil-duygusal-ic-zenginlik-arayisi-111</guid>
                <description><![CDATA[Maddi Zenginlik Değil, Duygusal İç Zenginlik Arayışı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İnsanlık tarihli bir şekilde insanın insandan ayrışarak varsıl olan ile varsıl olmayanın sahip olup üretim araçları ile açıklanmaktadır. İktisat tanımı ile ihtiyaçtan fazlası “Zenginlik”, “Fakirlik” ise ihtiyacının karşılayamam olarak tanımlanabilir. Zenginlik iktisadi anlamda ne kadar kazandığı ile ilgili değil, ne kadar fazlasına sahip oluğudur. İnsanların zaman içinde elinde tutuğu toprak ve materyalle ayrışması ile açılan makasın günümüze doğu hızla ayrışma hızla artmaya başladı. İnsanı varlıklısı zengin olarak tanımlandı. Sihirli zenginlik kelimesi çoğunlukla para sahibi olarak tanımlanır Aynı zamanda insanlık zenginliğin mali mülkü ile değil duygusal zenginlik ile tanımlanmıştır. İnsanlığın tarihsel külliyeti çoğunlukla insanın duygusal zenginliği daha çok önemsenmiştir. Günümüzdeki farklılaşmanın her alan; beslenmeden, teknolojiden, hukuk ve siyasi sistemlere kadarki bütün süreçlerde yaşama dair ihtiyaçların karşılanması ve karşılanamaması eksenine dayanmaktadır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>James Clear’e göre 4 çeşit zenginlik varmış. Parasal olarak varsıl zengin olmak, sosyal veya statü zenginliği, zaman zengini (zamanı kendine ayırabilme özgürlüğü) ve fiziki olarak sağlık zenginliğiymiş.&nbsp; İnsanlığın en zor tecrübesi para ve statünün bütün dünyada insani değerleri maalesef bozuyor olmasıdır. İnsanı insanlıktan adeta çıkarıyor. Hele hele siyasetin yaşadığı kıran kırana iktidar ve statü kapma yarışı, birçok insanı artık bıktırmışa benziyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Karın Tokluğu Değil, Gönül Tokluğu ve Manevi Zenginlik Önemsenmeli</strong></p>

<p>Bizler gibi eğitim yolu ile gelişerek toplumu aydınlatmayı ve bu yol ile muasır medeniyetler düzeyine geçmeyi düşüne cumhuriyetin öngördüğü kişiler olarak çok farklı aydın, düşünürlerin görüş ve paylaşımlarını önemsiyorum. Arda bir kendi bakış açımla not da alıyorum. Cumhuriyetin 104 yılık geçmişindeki dalgalanmalara bakınca eğitimin toplum üzerindeki etkisinin hissedildiği dönemler ile serbest piyasa ekonomisi, siyasetin bencil ve yok sayan süreci biline tarihi tekerrürlerdir. Ancak özde insanın gelişmesi, özünü yoklaması ve belirli bir eşiği geçerek kendi geçekleşmesi sürecini toplum olarak yakalayamadık. Ozan Dertli Divaninin; Cahiller kendini aklar, kâmiller özünü yoklar, durumuna maalesef toplumu getiremedik. Bizlerin yeniden toplumu eğiterek doğadan yana ekolojik bir bilince eriştirmemiz ve insan olarak birbirimize karşı sorumluluklarımızın bilincine varmamız gerekiyor. Eğitimin niteliğini kamu eksenli ve doğa ve toplum yararına etki edecek bilimsel bir norma getiremesek toplumun gelişimini sağlayamayız. Dünyanın son birkaç yüz yılık tarihi bize bunu gösteriyor. İnsan bugün birbirine bile isteye tabiri caiz ise “kazık” atıyor. Baskı ile görüşlerini ve tercihlerini değiştiriyor. Silah ve iktidar gücü ile evine, bahçesine, malına ve mülküne el koyuyor. Bir tarafta dün İngiliz kraliyetinin Trupm onuruna verdiği yemekteki dünyanın en zenginleri, diğer tarafta 1 miyarı aşan açlık sınırda yaşam mücadelesi veren insan.&nbsp;</p>

<p>Bu anlamda önce biraz daha kendimiz ve toplumu geliştirmeyi merkeze alsan daha yaralı olacak. Siyasetin hiçbir görüşe ve kurumsal özgür düşünceye yer vermeyen kısır çekişmesi toplumu ve bizleri de rüzgârlarına katı götürüyor. Her akşam hiçbir ciddi bilgi üretmeyen ancak günlük haberleri evirip çevirip “kim haklı kim haksız” cenderesine bizleri de çekmiş görülüyor. Bu cendereden ve kısır çekişme kazanından aydınların çıkması ve yeni bir pencere açması gerekir diye düşünüyorum</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Eğitim Kişiyi Duygusal Olarak İç Zenginliğe Hazırlar mi?</strong></p>

<p>İnsanlığın eğitim tarihi çok kısa ve bizlerin eğitmenliği önemli. Ortalama eğiminden çok nitelikli bilgisi, bilinci ve farkındalığı gelişmiş çevresini ve birbirini anlamış, bu dünya öteki dünya tartışmasından çok bitlikte yaşamı nasıl anlamlı kılarım-ı daha çok işlememiz gerekiyor diye düşünüyorum. Bugün model eğitim olarak önerilen Finlandiya ve diğer İskandinav ülkeleri yanında, Küba, Japonya ve Çin’de kamu ağırlıklı eğitim en üstte tutulur. Eğimin kalitesinden taviz verilmez. Özel eğitim, paralı kurs eğitimi gibi kurumları göremezsiniz. Bir ülkenin gelecekteki yetişkin bireyleri ancak bütünlüklü bir yapı ile sağlanır. Tek tek bireylere iş kapısı sağlamak içinde değil, değerleri olan, birlikte iş tutmayı öğrenmiş, doğaya saygısı gelişmiş bir toplum için kamucu eğitimi yeniden düşünmek gerekir.</p>

<p>Sade ve bilinçle hareket eden sağlığını önemseyen, enerjisini ve zenginlik kaynağı zamanını toprak-su-bitki- insan ve diğer canlılar ile barışık yaşamak için onları anlamayı çalışarak insanlık yararına bilgi üretmeyi tercih ederim. İçinde yaşadığı toplumla bir arada kimsenin kimseyi baskılamadığı, kimsenin hakkını hukukunun gasp etmediği, yaşamının örselemediği bir ortamda sağlıklı ve zaman zengini olmak için çalışmayı daha çok tercih ederim. Küçük maddi, manevi çıkar için bile isteye bir başkasının yaşamına müdahaleyi insanın zekâsına ve düşünce kapasitesine yakıştırmadım, yakıştırmam. Paranın, malın zenginliği yerine insanın insanla dostluk içinde erdemli yolda iç zenginlik sahibi olmak herhalde en büyük zenginliktir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İç zenginlik sahibi olma duygusu insanın yaşadığı tarihsel süreçte hep işlenmiştir. Ne yazık ki akıl sahibi, öğrenen ve analiz yapan inşaların çıkarına yenik düşmeden doğa ile uyumlu bir yaşam seçmesi he olmuştur. Ancak, bunun tersinden hep ban diyenlerde olmuştur. Bencillik, sofradan daha fazla kapma insanları, toplumları ve ülkeleri karşı karşıya getirdi.&nbsp; İnsanlık tarihinde MÖ 2500- yıllarında yaşamış Mısırlı şair Anhui’nin Talat Halman tarafından çevrilen “bozuk düzen” şiirinde anlaşılan dünden-bugüne, bozuk düzen gelişerek devam ediyor.</p>

<p>Şair Ankhu'nın</p>

<p>Memleket baştan başa tedirgin,</p>

<p>Ama ağzını açıp tek kelime söyleyen yok.</p>

<p>Masum insan kalmadı artık,</p>

<p>Herkesin işi gücü fesat.</p>

<p>Ama düzeltmek için çabaya girişmiyoruz.</p>

<p>Dün neyse bugün de o…</p>

<p>Miskinlik sinmiş insanların yüzüne,</p>

<p>Anlayıp kızanlar bile dilini tutuyor.</p>

<p>Yaman bir acıyla kıvranıyorum durmadan:</p>

<p>Yoksullar zengin karşısında güçsüz…</p>

<p>Ne acıklı bunu görüp de haykırmamak.</p>

<p>Ama anlamayanlara dil dökmek daha acı.</p>

<p>Anlaşılan insanoğlu binlerce yıldır birlikte daha yaşanabilir bir dünya kurmanın mücadelesini veriyor. Zulme, adaletsizliğe, haksızlığa hukuksuzluğa karşı susmamak, herkes gözünü kapatıp dilini tutsa bile gerçekleri haykırmak gerekiyor. Şair Ankhu'nun belirtiği gibi ne yazık ki çıkar ilişkileri ve sindirilmiş çoğu zaman dilleri lallaştırmaktadır.&nbsp;&nbsp; &nbsp;</p>

<p>İnsanın insana yaptığı yanlışlar artıyor. İyilik yapma duygusu gittikçe azalıyor. İnsan ait değerlerin kapitalizmin vahşi canavarının dişleri arasında ezilmesinin önüne geçmek için daha fazla dayanışmacı, birlikte doğayı koruyarak bir arada yaşamı gerçekleştirmemiz gerekir. Diren iyilik! Diren insanlık! demek geliyor içimde.</p>

<p>Eninde sonunda insanlık, insanca olmayan koşulları kabullenmeyecek ve İyilik kazanacaktır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>21 Kasım 2025, Adana</p>

<p>Görsel: Alâettin Bahçekapılı/Şile-2025</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 22 Nov 2025 12:34:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/05/prof-dr-ibrahim-ortas-1746957802.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DÜNYA ÇOCUK HAKLARI GÜNÜ</title>
                <category>Ali Kılıç</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/dunya-cocuk-haklari-gunu-110</link>
                <author>alikilic@brt.com.tr (Ali Kılıç)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/dunya-cocuk-haklari-gunu-110</guid>
                <description><![CDATA[DÜNYA ÇOCUK HAKLARI GÜNÜ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bugün Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Günü. Dünyamız bunca gelişme yaşamasına rağmen&nbsp; maalesef çocuklarımız savaşlarda öldürülüyor. çocuklarımız sıcak yataklarında uyuması gerekirken fotoğraftaki gibi Kağıt toplama aracında oluyor,sokaklarda dileniyor. sonuçta çocuklarımızın çocuklarını yaşayacağı, sıcak yayaklaronda misil misol uyudigu&nbsp; &nbsp;bir dünya diliyorum. Cocuklatonda haklari&nbsp; unutmayalım. onları sevelim koruyalım. Fotoğrafı Kadıköy Erenköy'de çekmiştim.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 20 Nov 2025 11:56:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/01/ali-kilic-1738068747.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TOPLU İĞNE</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/toplu-igne-109</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/toplu-igne-109</guid>
                <description><![CDATA[TOPLU İĞNE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Toplu İğne</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Turhan EYÜBOĞLU</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Anneannemin odasında kadife yarım bir topun üstünde onlarca toplu iğne gördüğümde ne olduğunu anlamamıştım. Uzanıp tutmak istedim. Gıcırdama sesinden kapının açıldığını anladım. "Burda ne yapıyorsun?" diye teyzemin seslenmesinden ötürü elim o kadife topa gitmeden havada kalmıştı. Benim gözüm hâlâ toplu iğne topundaydı. </span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">“</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Oğlum, duymadın mı beni? Burda ne yapıyorsun?” deyince iş</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">aret parma</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ğımla toplu iğne topunu gösterdim. </span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">"Bunun için mi burdasın?" dedi. Ben hâlâ toplu iğnelere bakıyordum. Uzanıp toplu iğne topunu aldı ve "Hadi yanıma gel!" dedi. Bir iki adım atarak teyzemin yanındaki koltuğa oturdum. "Bak oğlum, bu toplu iğneleri burdan çıkararak şu yanda gördüğün kesilen kumaşları birleştirmek için kullanıyoruz!" dedi.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Küçük, yuvarlak, üstünde şimdi hatırlamadığım kabartma bir resim olan gümüş renkte kutuyu Singer marka dikiş makinesinin üstünden alarak "Bak bu kutunun içinde olanlar Fransız toplu iğnesi!" dedi. Kutuyu yavaşça açtı ve içinden çıkardığı bir toplu iğneyi avucumu açarak elime koydu. Top gibi olan başına dikkatle baktığımda yuvarlak olmadığını fark ettim. Yuvarlak başı armuda benziyordu. "Bak uzun zamandır bu toplu iğneleri kullandık; ancak şimdi kullanmıyoruz!" dedi.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Başımı kaldırdı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">m "Neden </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">şimdi kullanmıyorsunuz?" diyerek yüzüne baktım. Hafif gururlu bir gülüşü yüzünde hissettim. Ayağa kalktı, bir iki adım atarak kendilerine elbise yapmak için kesilen kumaşların üstünde durduğu masada bulunan çekmeceyi çekti ve içinden bir kutu alarak yanı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ma do</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ğru yürüdü. Kutunun üstünde bir at resmi vardı. Kutunun içinden çıkardığı bir toplu iğneyi diğer elimin avucuna koydu. Bu toplu iğnenin yuvarlak kısmı tam olarak top gibiydi ve boyu Fransız toplu iğnesinden biraz daha uzundu.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">"Bu farklı diğerinden teyze!" dedim. "Bu Türk malı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">! Art</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ık uzun bir süredir bunu kullanıyoruz. </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">stelik Fransız toplu iğnesinden daha kullanışlı!" dedi.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">"Bak oğlum, Türkiye'nin ilk toplu iğne fabrikası 1951 yılından faaliyete geçti. İşte o tarihten beri Türk malı olan bu toplu iğneleri kullanıyoruz." Teyzemin yüzündeki gurur hâlâ gözümün önünden gitmiyor. Teyzem o tarihlerde gerçekleşen toplu iğne üretimini Türk sanayindeki gelişmenin sembolü olarak görmüş olacak ki yüzündeki gülüşü gurur doluydu.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">stlerinde palto, ayaklarında ayakkabı olmayanların bencilce değil, hiç tanımadıklarının yarınları iç</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">in hesaps</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ız ve en değerli canlarıyla mücadele edip hediye ettikleri en kutsal toplumsal armağan olan Türkiye Cumhuriyeti"ni yoktan var ettiler! Siz, varlık içinde yok edemezsiniz!</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 17 Nov 2025 12:07:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İŞTE GELDİ 10 KASIM</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/iste-geldi-10-kasim-108</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/iste-geldi-10-kasim-108</guid>
                <description><![CDATA[İŞTE GELDİ 10 KASIM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">İşte Geldi 10 Kasım</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Turhan EYÜBOĞLU</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bana gö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">re d</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ünyada eşi benzeri olmayan bir saate sahiptir on kasım günü! Bir düşünü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">n! D</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ünyanın hangi yerinde, hangi ülkesinde, hangi insanı, hangi devlet adamını, hangi liderini kendiliğinden, zorunluluğu olmadan, yalnızca kendi içinden geldiği için, belli bir saatte elinde ne iş varsa, ne yapıyorsa bırakıp saygı duruşunda bulunur! Bir düşünü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">n!</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Biliyorum Atatürk sevgisini anlamayanlar, yaşamayanlar ve bu ritüele uymamak için bahaneler üretenler, görmemezlikten gelenler, Türkiye Cumhuriyeti'ni inkar edenler, "Ne mutlu Türk'üm!' diyemeyenler, beyinlerini her dönem bir tarikata kiraya verenler şunu iyi bilsinler dünya durmadıkça, her 10 kasımda duran trafiği, aynı anda arabasından inip saygı duruşunda bulunan insan grubuna, ayakkabı boyatırken oturduğu yerden ayağa kalkan çocuğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">a, in</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">şaatta sıva yaparken malasını bırakı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">p y</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">üzünü bayrağa dö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">nen i</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">şçiye, o gün tüm vakit namazlarında Atatürk'e dua eden vatandaşlık bilincine erişmiş insanlar olacaktı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">r!</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Zaman ilerledikçe, dünyayı izleme fırsatı arttıkça, soru sordukça, sorgulamak için insanlar beyinlerini kullandıkça </span></span></span><span style="color:#007aff"><u><span style="color:black"><a href="x-apple-data-detectors://embedded-result/1082"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="color:black">10 Kas<span style="color:black">ı<span style="color:black">m</span></span></span></span></span></span></a></span></u></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">'ı hissederek yaşayan insanların sayısının çok ama çok fazla olacağına inanıyorum. Yeter ki Atatürk'ü tanımak için okuyalım, yapmak istediklerini özgür beyinle düşünelim!</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bir arkadaşım </span></span></span><span style="color:#007aff"><u><span style="color:black"><a href="x-apple-data-detectors://embedded-result/1276"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="color:black">10 Kas<span style="color:black">ı<span style="color:black">m</span></span></span></span></span></span></a></span></u></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545"> gününü bakın nasıl anlatıyor: </span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">"T</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ürk halkının bağımsız, özgür, onurlu bir ulus olarak yaşaması için mücadele etmiş, emperyalizme tarihinin en büyük dersini vermiş, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu büyük devrimci Mustafa Kemal Atatürk'ün, onun devrimine ihanet etmiş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">, miras</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ına sahip çıkamamış, onun mücadele ile kanla aldıklarını pazarlıkla vermiş torunları tarafından şeklen anıldığı gündü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">r!"</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Şimdiki yönetimlerin şeklen andığını görmemek için kör olmak gerekir ki ben ve benim gibiler bu konuda hiç kör olmadı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">k!</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bu günün anlamını sorduğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">um ba</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">şka bir arkadaşım bakın nasıl ifade etti: </span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">"Romantik bir mecburiyet anı değildir bunu hisseden için. Atatürk'ün ölümünü anıştan da ziyade, bir toplumun aynı anda tek yürek oluşudur. Aynı anda saygısını, sevgisini paylaşışıdır. Bu topluluğa bakınca 'Bu birliği nasıl bir insan yaratabilirdi?' diye gelir aklıma ve Ata'm için dolar gözlerim. Benzeri yoktur. Ne dünyada, ne 365 günün başka bir gününde! Romantik, gereksiz bir ritüel değildir. Bunu unutmayalım."</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bazen d</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">üşünmeden edemiyorum. Atatürk'ün Türk insanına güvendiği kadar, Türk insanı kendine güveniyor mu? Nasıl zorlandığımızda ona sarılıyoruz bir düşünü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">n! </span></span></span><span style="color:#007aff"><u><span style="color:black"><a href="x-apple-data-detectors://embedded-result/2454"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="color:black">15 Temmuz</span></span></span></span></a></span></u></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">'da Atatürk'ün dev posterlerinin asılmadığı yer kalmış mıydı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">? Hi</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ç görmediğimiz yerlerde devasa posterlerin asıldığına şahit olduk. </span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="color:#007aff"><u><span style="color:black"><a href="x-apple-data-detectors://embedded-result/2596"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="color:black">10 Kas<span style="color:black">ı<span style="color:black">m</span></span></span></span></span></span></a></span></u></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">, bu memleketin en büyük evladının sonsuzluğa göçüp bizleri de ışığından sonsuza kadar yoksun bıraktığı gündü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">r!</span></span></span> </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">gidiyor, rast gelmez bir daha tarih eşine; </span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">gidiyor, onyedi milyon kişi takmış peşine</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">gidiyor, sonsuz olan kudreti sığmaz akla </span></span></span><br />
<span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">gidiyor, göğsünü çepeçevre saran bayrakla </span></span></span><br />
<span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">gidiyor, izleri üstünde birikmiş yaşlar; </span></span></span><br />
<span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">gidiyor, yerde kılıçlarla eğilmiş başlar. </span></span></span><br />
<span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">gidiyor, harbin o korkulu aslan yelesi </span></span></span><br />
<span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">gidiyor, sulhün ufuklarda yanan meş'alesi.. </span></span></span><br />
<span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">yine bir devr açacakmış gibi en başta o var </span></span></span><br />
<span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">hıçkıran seste o var, sesiz akan yaşta o var </span></span></span><br />
<span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">siliyor, ruhunun ülviği fani etini, </span></span></span><br />
<span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">iziyor ufka batan bir güneşin heybetini </span></span></span><br />
<span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">büyüyor, gökten inip toprağa yaklaştıkça; </span></span></span><br />
<span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">büyüyor, gitgide gözlerden uzaklaştıkça. </span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Orhan Seyfi Orhun </span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ne mutlu Türk’üm diyene!</span></span></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 10 Nov 2025 13:27:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ATATÜRK\&#039;Ü AN(LA)MAK GEREK!</title>
                <category>Alâettin Bahçekapılı</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/ataturku-anlamak-gerek-107</link>
                <author>brtreklam@gmail.com (Alâettin Bahçekapılı)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/ataturku-anlamak-gerek-107</guid>
                <description><![CDATA[ATATÜRK\'Ü AN(LA)MAK GEREK!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ATATÜRK'Ü AN(LA)MAK GEREK!</p>

<p>Alâettin BAHÇEKAPILI</p>

<p>Merhaba!</p>

<p>Hoş geldiniz!</p>

<p>Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, katıldığı son kurultay olan CHP’nin 4. Kurultayında, 1935’te şöyle der:</p>

<p><em>“Uçurum kenarında yıkık bir ülke... türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar... yıllarca süren savaş.., ondan sonra, içerde ve dışarda saygı ile tanınan yeni vatan, yeni sosyete, yeni devlet! Ve bunları başarmak için arasız, devrimler... İşte, Türk genel devriminin bir kısa diyemi...</em></p>

<p><em>Bayanlar, Baylar;</em></p>

<p><em>Geçen Kurultaydan bugüne kadar, kültürel ve sosyal alanda başardığımız işler, Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal çehresini, kesin çizgileriyle, ortaya çıkarmıştır. Yeni harfleri, ulusal tarihi, öz dili, ar, ilimsel müzik ve teknik kurumları ile, kadını erkeği her hakta eşit, modern Türk sosyetesi bu son yılların eseridir. </em></p>

<p><em>Türk ulusu ancak varlığını derin ve sağlam kültür sınırları ile çevreledikten sonradır ki, onun yüksek kapasitesi ve erdemi, uluslararasında tanılır. Türk ulusuna doğunsal rengini veren bu devrimlerden her biri, çok geniş tarihsel devirlerin öğünebileceği büyük işlerden sayılsa yeridir. Bütün bu işler, Partimizin programını, özenle göz önünde tutarak başarılabilmiştir.</em></p>

<p><em>Tüzel, sağlık, sosyal, finans, ekonomi ve bayındırlık işlerimizde, hiç durmadan aldığımız yeni tedbirlerin eyi ve yerinde olduğuna kani bulunuyoruz.</em></p>

<p><em>Akdeniz’i Karadeniz’e demirle bağladık. Anadolu’da özel şirketler elindeki bütün yolları satın aldık; İstanbul ve İzmir’de liman ve rıhtım işleri devlet eline geçti; Diyarbekir kapısındayız. Antalya’ya, Erzurum’a, kömür yurduna durmadan gidiyoruz. (…) </em></p>

<p><em>(…) Cumhuriyetin dış siyasada özenle güttüğü amaç arsıulusal barışı korumak ve güven içinde yaşamaktır. Komşularımızla dostluk ve eyi geçinme yolunda her gün biraz daha ilerlemekteyiz.”</em></p>

<p><em>(…) Yakın komşularımızla ve uzak devletlerle olan ilgilerimiz, genel olarak, normal ve dostçadır. Arsıulusal ilgilerin gerektirdiği bütün değetleri ve konuşmaları kıvançla kolaylaştırıyoruz.</em></p>

<p><em>Türkiye Cumhuriyeti arsıulusal ailenin, ancak faydalı, çalışkan ve iyi geçimli bir unsuru olmak amacındadır. Uluslar sosyetesinde ciddi barış ve elbirliği isteğiyle çalışıyoruz.”</em></p>

<p>Atatürk konuşmasının devamında Sovyetler Birliği, Afganistan, İran ile kurulan dostane ilişkilerin öneminden, <em>“Balkanların, karışma ve karıştırma konusu olmaktan çıkması için</em>” dört ülke ile kurulan Balkan Paktı’nın taşıdığı değerden, bunun, -II. Dünya Savaşı öncesinde- “<em>Avrupa barışının başlıca temel taşlarından biri”</em> olacağından söz eder.</p>

<p>İçinden geçmekte olduğumuz süreçte, ders ve örnek alınacak düşünceler, öngörüler bunlar. Tabii ders almak isteyene..</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Hoş bulduk.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Alâettin BAHÇEKAPILI</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 10 Nov 2025 11:39:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/01/alaettin-bahcekapili-1736590776.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>\&#039;EKONOMİYİ BATIRANLAR DÖNÜP ATATÜRK DÖNEMİNE BAKSIN, UTANSIN!\&#039;</title>
                <category>Alâettin Bahçekapılı</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/ekonomiyi-batiranlar-donup-ataturk-donemine-baksin-utansin-106</link>
                <author>brtreklam@gmail.com (Alâettin Bahçekapılı)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/ekonomiyi-batiranlar-donup-ataturk-donemine-baksin-utansin-106</guid>
                <description><![CDATA[\'EKONOMİYİ BATIRANLAR DÖNÜP ATATÜRK DÖNEMİNE BAKSIN, UTANSIN!\']]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>'EKONOMİYİ BATIRANLAR DÖNÜP ATATÜRK DÖNEMİNE BAKSIN, UTANSIN!'</p>

<p><strong>Alâettin Bahçekapılı </strong></p>

<p>Arşivimi karıştırırken, 1996'da yayımladığım bir yazı geçti elime... O zaman 27 yıl çalıştığım TRT'den iki yıl önce emekli olmuş, aile şirketi BRT Reklam'ın yayın organı <strong>www.evkultur.com</strong> sosyal medya dergisini yönetiyordum... "Bahçekapılı'nın Seçtikleri" başlığı altında <strong>Milliyet</strong> gazetesinden bir yazıyı paylaşmışım. Arşive aktarırken ne yazık ki, yazının imza sahibini yitirmişim. Ama yazının biçemine ve içeriğine dayanarak <strong>Güngör Uras</strong>'ın kaleminden çıktığını söyleyebilirim.</p>

<p>Aslında, benim de İÜ Hukuk Fakültesi'nde hocalığımı yapan Prof. Dr. <strong>Feridun Ergin</strong>'den aktarılan bilgiler günümüzdeki iktidar sahiplerine ders niteliğindedir. "Düne bak bugünü anla!" başlıklı yazı da... Fazla söze de gerek bırakmamaktadır.</p>

<p>İşte o yazı:</p>

<p>"<strong>Düne bak bugünü anla!</strong></p>

<p>Sürekli zam görmeye alışmış okurlarımı şaşırtacak bir yazı yazacağım bugün... Elli altmış yıldan bu yana "zam" derdinden kendimizi kurtaramadık. Hiçbir şey yerinde durmuyor, ekmekten ete, peynire, zeytine kadar. Türk lirasının değeri gün gün aşağılara iniyor. Yabancı paralar kat kat yükseliyor. Enflasyon adı verilen olay bu işte! Elinizdeki paranın bir yıl sonra, hatta bir-iki ay sonra yarı yarıya eksilmesi!..</p>

<p>Cumhuriyet tarihinde yalnız bir dönem var, bir on beş, haydi haydi yirmi yıl, yurttaşlar zam görmek şöyle dursun, parasının bir yıl önceye oranla değer kazandığını görmüştü! Hangi yıllar mı? 1923'ten 1938'e, biraz da 40'lara...</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Prof. Feridun Ergin bu konudaki incelemesinde şöyle yazmıştı:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>'Türkiye'de fiyatlar 1923-38 arasında yüzde 17 ucuzlamıştır. Türk lirası 1931'den sonra dolar, sterlin, frank, florin ve diğer serbest dövizler karşısında değer kazanmıştır. 1923'te kişi başına gayri safi hasıla ABD'de 695 dolardı, Türkiye'de ise 83 lira 84 kuruştu. ABD'de de kişi başına düşen gelir memleketimizdekinin 12 katını aşıyordu. Ama 1939'da dolar 126 kuruşa düşmüş ve kişi başına gayri safi milli hasıla 118 lira 78 kuruşa yükselmiş bulunuyordu. Bu miktarın döviz karşılığı 94 dolar 27 sent idi. ABD'de kişi başına gayri safi milli hasıla 700 dolar tuttuğunda fark 7'de bire inmişti. Sağlam paralı ve denk bütçeli bir ülke olan Türkiye 1930'dan sonra mesafeyi azımsanmayacak ölçüde kapatmayı başarmıştı.'</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bugün Türkiye'de kişi başına düşen milli hasıla ile ABD'de kişi başına düşen milli hasılayı bir karşılaştırdınız mı, aradaki farkın dev büyüklüğe yükseldiğini görürsünüz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>1934'te dışsatım 92 milyon liradır, dışalım ise 86 milyon lira. 1935'te dışsatım 92 milyon oysa içalım 88 milyon. 1937'de dışsatım 138 milyon, dışalım ise 114 milyon... Her şey açık değil mi? Dışarıya sattığımız malın değeri yurda soktuğumuz malların değerinden daha yüksek!</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ya gereksinim maddeleri? 1927'de ekmeğin kilosu 15 kuruş, pirinç, makarna 42, patates 12, kurufasülye 39, kahve 171, yumurta 6, koyun eti 90 kuruş... Aradan on yıl geçmiş bu maddelerin fiyatlarında hiçbir artış yok, tersine ucuzlama var! Ekmek 10 kuruş, pirinç, makarna 28, patates 12, kahve 148, kurufasülye 19, yumurta 2, koyun eti 47... On beş yıllık Atatürk döneminde yurttaş zam diye bir olay yaşamıyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Gelelim döviz kurlarına... 1930'da sterlin 732 kuruş iken 1934'de 637 kuruşa inmiş... Dolar 212 kuruştan 126 kuruşa, Fransız frangı 1930'da 8 kuruş iken 1938'de üçbuçuk kuruş olmuş. İsviçre frangı 41'den 29 kuruşa düşmüş...</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Düş gibi bir şey! İnsan inanamıyor! Ama sağlam devlet politikasının sonuçları bunlar. Denk bütçe, kararlı tutum, halktan yana bir davranış... KİT'ler de zaten halka yarar sağlamak için kurulmamış mıydı? Sümerbank başta!.. KİT'lerin amacı kâr sağlamak değil, yurttaşlara ucuz mal üretmekti, ucuz ayakkabı, ucuz kumaş, ucuz giysi!</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bir özdeyiş vardı çocukluğumda, her ulusal bayramda asarlardı: "Düne bak, bugünü daha iyi anlarsın". Bu özdeyişi bugünlerde kullanmalı! 1930'lara bak, Atatürk'ün, İnönü'nün Türkiye'sinin saygınlığına, önemine, sağlamlığına bak, son elli yılda nereden nereye gerilediğimizi anla!</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Birtakım gerçekleri unutmamak gerek. Sürekli hatırlamak, yanılgılar içindekileri uyarmak gerekiyor... Dünün de bugünün de daha iyi yorumlanmasını sağlamak..."</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Milliyet - 12.06.1996 – <a href="http://www.evkultur.com/Bah%C3%A7ekap%C4%B1l%C4%B1'n%C4%B1n" rel=" noopener" target="_blank">www.evkultur.com/Bahçekapılı’nın</a> Seçtikleri</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 10 Nov 2025 11:35:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/01/alaettin-bahcekapili-1736590776.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ATATÜRK ARAMIZDA OLMASA DA VARLIĞI VE AĞIRLIĞI HÂLÂ DEVAM EDİYOR</title>
                <category>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/ataturk-aramizda-olmasa-da-varligi-ve-agirligi-hala-devam-ediyor-105</link>
                <author>ibrahim@brt.com.tr (Prof. Dr. İbrahim Ortaş)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/ataturk-aramizda-olmasa-da-varligi-ve-agirligi-hala-devam-ediyor-105</guid>
                <description><![CDATA[ATATÜRK ARAMIZDA OLMASA DA VARLIĞI VE AĞIRLIĞI HÂLÂ DEVAM EDİYOR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Atatürk aramızda olmasa da varlığı ve ağırlığı hâlâ devam ediyor</strong></p>

<p>Prof. Dr. İbrahim Ortaş yazısı...</p>

<p><img alt="" src="/images/files/ibrahimortas.JPG" style="height:208px; width:272px" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Futbolun artık başlangıçta demiryolu işçilerinin öğlen molasında hoş zaman geçirdikleri futbol olmadığını biliyoruz. Ancak futbolun hoş zaman geçirilen bir spor oyunu olmanın ötesinde her şey olduğunu yaşanan gelişmelerden izleyerek analiz edebiliyoruz.</p>

<p>Eski adı ile Cumhuriyet kupası, yeni adı ile süper kupanın 29 Aralık tarihinde iki yerel İstanbul takımının Türkiye’de oynamaları gereken maçının Türkiye dışında ve üstelik futbola çok uzak bildiğimiz Sudi Arabistan’da oynanmasını duyduğumda çok anlam vermemiştim. Takım tutmadan sporu önemseyen bir yurttaş olarak ülkemizin siyasallaşan her olgusunun bir sonucu olarak gördüm. Ancak akşam bazı haber kanalları süreci hiç görmezken bazı kanalların süreci an be an izledikleri konuşuluyordu. Sonunda anladık ki, maç, maç olmanın ötesine geçmiş ve iki ülkenin geçmişi, temel yönetim anlayışı, ülkelerin bölgede enerji temelli güç olma durumu gibi birkaç konu masada spor üzerinden çekişme konusu olmuş.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Atatürk Sonsuzluğa Geçmiş//karışmış Olsa da, Halen Geçmişin ve Geleceğin Sorunlarının Çözümünde Masada ve Birleştirici Güç Olduğunu Gösteriyor.&nbsp;</p>

<p>29 Aralık 2023 gecesi, futbolun futbol olmanın ve üzerine yüklenen misyonun ötesinde, tarih içinde yaşanmış birçok hesapların, iç ve dış politikanın merkezine oturtulduğu görüldü. Akşam ilerleyen saatlerde maç konusunda, &nbsp;masada ve sokakta iki ülke arasındaki uluslararası düzeyde krizin ötesinde, ülkelerin yönetim anlayışı ve toplumsal değerleri konuşuluyormuş. Her ülkenin kendi kültürel ve yaşam değerlerine küçümsenmeden saygı duyulması temel ilke edinilmelidir. Bu düşünce ekseninde ülkemizin ortak paydası olan Cumhuriyetin kurucu lideri ve bilge/deha insanı Mustafa Kemal Atatürk’ün düşünsel varlığı bazıları tarafından sorun olarak görülmüş. Yakın geçmişte, Osmanlı döneminde, Arap yarımadasında yaşanan savaşların bir yansıması olabileceği hissi ile Mustafa Kemalin ismi üzerinden mesajlar verilmeye mi? çalışılıyor anlayamadım. Ancak bir sorunun olduğu görülüyor!</p>

<p>Tarihi süreçte o günün koşullarında yaşanan savaşlar sonrası Türkiye’nin benimsediği cumhuriyet gibi, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu sistemi pek çok Ortadoğu ülkesinin çok da benimsemediği biliniyor/hissediliyor. Yoksa Atatürk’ün fotoğrafının bulunduğu tişört ve Atatürk’ün dünyada benimsenen “yurtta barış ve dünyada barış” veciz ifadesi neden sorun olsun. Anlaşılan Mustafa Kemal’in kurduğu devletin kültür, sanat, eğitim ve ülkesel tutumu dolaylı olarak konu/sıkıntı edilmiş olmalı.</p>

<p>Dün gece bir kez daha anladık ki bilgi ve görgüye dayalı stratejik liderlik çok önemliymiş. Büyük insanlar, artık yaşamıyor olsalar da, &nbsp;bilgi ve tutumları ve başarıları ile hep yanımızda, hep içimizdeler ve ruhları halen yaşıyormuş. Tam da bu durumda Atatürk’ün&nbsp; "Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir." Ve "Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır" ifadeleri ile aramızda olmasa bile düşünceleri ve tavrı ile sorun çözmeye ve birleştirici olmaya devam ediyor. &nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Her Şeyin Para Olmadığı Gösterilmiş Oldu</p>

<p>Dün akşam bana göre siyasi ve tarihi çekişmelerin ötesinde, yine cumhuriyetin temel kazanımı olan eğitim sistemimin kazandırdığı değerler paraya yenik düşürülmedi. Maç krizi, Suudi Arabistan’ın son yıllarda bol para ödeyerek ülkelerinin kültüründe çok da yeri olmayan futbol cenneti yaratma projeleri de, ülkenin ortak kurucu lideri ve değerleri konusunda taviz vermeyen 2 takımımızdan herkese ciddi bir ders almış oldu. Ülkenin iki köklü takımı maçı para için oynamadıklarını ve değerlerinden taviz vermeyeceklerini gösterdiler. Umarım 29 Aralık 2023 gecesindeki birçok dersi içeren tavır/tepkinin ülkemizin insanlarına kazandırdığı ve sahip oluğumuz akıl ve bilim ilişkisi ile ne denli yararlı olduğu herkes tarafından anlaşılır. Bu maçın uluslararası spor ve diğer diplomatik alanlarda ne tür sonuçlar getireceğini de ilerde göreceğiz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Futbol Sporun Ötesinde Her Şey Olduğunu Biliyoruz.</p>

<p>Yetersiz Beden eğitimi derslerinin başta çocuklar olmak üzere, insan ruh sağlığı açısından sorunlu olduğunu sık sık işlerim. Spor yerine öğrencileri test çözmeye yönlendirmenin sakıncalarını eğitimciler gerekçeleri ile işliyorlar. Kitle spor dahil, amatörce sporun yapılmasının çok daha yararlı olduğunu savunurum. Ancak sporun yalnız spor kalmaması ve çok sık eleştirdiğimiz holdingleşmesi ve pek çok ülkede gözlenen mafyatik yapılanması çoğu insanı spordan soğutuyor. Hele birde son dönemde yaşanan şiddet olayları futbol konusu tek başına toplumun keyif ile izleyeceği tek spor olmaması konusu tartışılmalı.</p>

<p>İnsanların tek sevinç kaynağı sor olmamalı, sanat ve felsefi nitelikli etkinliklerin öncelikle desteklenmesini, toplumun entellektüel gelişimi ve mutluluk kaynaklarının yaşamın bütünlüğü içinde olmasını savunuruz. O zaman 29 Aralık’ta yaşanan sürecin arka planı daha iyi anlaşılır, öngörüler daha sağlıklı yapılır diye düşünüyorum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yeni Yılınız Kutlu Olsun</p>

<p>Sporun yalnızca spor olarak insan beden ve ruh sağlığı için önemli bir etkinlik olarak keyifli zaman geçirmek için bir oyunun ötesine taşınmamasını şahsen dilerim. Bu vesileyle, insanların, toplumların ve ülkelerin birbirlerinin değerlerini olduğu gibi kabul ettiği, diğer canlıların varlıklarını da dikkate alarak kimsenin kimseyi düşman olarak görmediği, insana yakışır bilgi ve bilinç ekseninde sağlıklı bir yaşam için mutluluğu, kıvancı, bereketi ve huzuru paylaşarak yaşadıkları yeni bir yıl dileriz. Yaşamın içinde acıyı, tasayı ve kederi paylaşarak azaltacağımız, bilgiyi, düşünceyi, sevgiyi ve mutluluğu paylaşarak çoğaltacağımız, yaşamı dolu dolu yaşayacağımız mutlu bir yıl dileriz ...</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>30 Aralık 2023, Adana</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 10 Nov 2025 11:29:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/05/prof-dr-ibrahim-ortas-1746957802.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HEM KOMÜNİST HEM DE MÜSLÜMAN...</title>
                <category>Ali Kılıç</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/hem-komunist-hem-de-musluman-104</link>
                <author>alikilic@brt.com.tr (Ali Kılıç)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/hem-komunist-hem-de-musluman-104</guid>
                <description><![CDATA[HEM KOMÜNİST HEM DE MÜSLÜMAN...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>HEM KOMÜNİST HEM DE MÜSLÜMAN...</p>

<p>Ali KILIÇ</p>

<p>Fotoğrafı New York'ta bulduğum yıllarda çekmiştim. New York hem lüks hayatın olduğu, bunun yanında da evsiz insanların yaşadığı çelişkilerle dolu bir şehir. Bugün 1 milyon 800.000 kişi devletten aldığı yardımla yaşamlarını sürdürüyor New York'ta.</p>

<p>Son yapılan belediye başkanlığı seçimlerinde Ugandalı göçmen bir ailenin çocuğu olan, Müslüman ve aynı zamanda da Sosyalist olduğunu söyleyen Zohran Mamdani belediye baskanı pldu.</p>

<p>Mamdani burjuvaların desteklediği adayları geride bırakmayı başardı.</p>

<p>Uganda denilince bizim aklımıza diktatör İdi Amin geliyordu.Mandami bunu yıktı. Artik Uganda adını duyunca haksızlığa karşı çıkan, sermayenin yanında değil, ezilen halkların yanında saf tutan Müslüman-Sosyalist lider Mandami geliyor.</p>

<p>Konuyla ilgili yapay zekâya sorduğunda şu cevabı verdi:</p>

<p>"Aslında tarih boyunca bazı Müslüman düşünürler ve topluluklar, sosyal adaleti ve ekonomik eşitliği İslam’ın değerleriyle uyumlu bir şekilde yorumlamışlar. Örneğin, İslam’ın adalet, yardımlaşma ve paylaşma gibi ilkeleri, sosyalist fikirlerle belli noktalarda örtüşebiliyor. Bu yüzden, evet, Müslüman sosyalistler var ve bu iki düşünceyi uyumlu hale getiren yaklaşımlar da mevcut."</p>

<p>Lise çağlarında ülkelerin konsolosluklarına mektup göndererek ülkelerini tanıtan&nbsp; broşürler göndermelerini istemiştim. Bunlardan biri de Libya konsolosluğuydu. Libya Konsolosluğu&nbsp; ülkesini tanıtan broşürler göndermişti.</p>

<p>&nbsp;Bunların içinde Yeşil Kitap da vardı.</p>

<p>Muammer Kaddafi ,özellikle Libya’da iktidarda olduğu dönemde, kendi versiyonunu oluşturduğu Yeşil Kitap'ta sosyalist ve İslamî unsurları bir araya getirmeye çalışmıştı. Kendi siyasetini hem pan-Arap milliyetçiliği, hem de sosyalist ilkelerle harmanlamıştı. Dolayısıyla, Kaddafi,&nbsp; sosyalist ve İslami öğeleri birleştirmeye çalışan bir liderdi.</p>

<p>New York'un yeni belediye başkanı Mamdani'yi kutluyorum, başarılı olmasını diliyorum. Yaptığı çalışmalarla tüm dünya liderlerine&nbsp; örnek olmasını diliyorum.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 09 Nov 2025 13:42:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/01/ali-kilic-1738068747.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>5. Uluslararası Tarım ve Gıda Etiği Kongresi Üzerine İzlenimler</title>
                <category>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/5-uluslararasi-tarim-ve-gida-etigi-kongresi-uzerine-izlenimler-103</link>
                <author>ibrahim@brt.com.tr (Prof. Dr. İbrahim Ortaş)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/5-uluslararasi-tarim-ve-gida-etigi-kongresi-uzerine-izlenimler-103</guid>
                <description><![CDATA[5. Uluslararası Tarım ve Gıda Etiği Kongresi Üzerine İzlenimler]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>5. Uluslararası Tarım ve Gıda Etiği Kongresi Üzerine İzlenimler</strong></p>

<p>Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>TARGET ile Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nin ortaklaşa düzenlediği 5. Uluslararası Tarım ve Gıda Etiği Kongresi, Antalya’da gerçekleştirilmiştir. Değişik ülkelerden gelen konu uzmanları ile ülkemizden çok sayıda akademisyenin katıldığı kongre büyük ilgi görmüştür. Yaklaşık 150 kayıtlı katılımcının yer aldığı salonda, bilim insanlarının bir araya gelmenin ve tanışmanın verdiği mutluluk yüzlerinden okunmaktaydı. Benim de katıldığım kongrelerde yeni simalarla tanışmaktan ve tanıdıklarla yeniden buluşmaktan her zaman büyük mutluluk duymaktayım.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu yılki kongrenin teması “Teknoloji ve Tarım-Gıda Etiği” olarak belirlenmişti. Açılış konuşmasında Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Erkan, gıda hakkının bir insan hakkı olarak ele alınmaması hâlinde gıda güvencesi açısından önemli eksiklikler yaşanacağını vurguladı. Üniversite ve fakülte olarak tarım gıda etiği konusuna verdikleri önemi dile getiren Prof. Erkan’ın bu yaklaşımını oldukça anlamlı buldum. Uygulamalı biyoloji bilimleri kadar sosyal bilimlerin de teknolojinin yarattığı etik sorunlara duyarlı olması gerektiğini ifade eden bu tutum, kongrenin bilimsel atmosferine derinlik kazandırmıştır. Akdeniz üniversitesinin konuyu geniş bir katılımla sahiplenmesi ayrıca önemli ve ileride önemi daha çok anlaşılacaktır. Bütün uygulamalı biyoloji bilimi hata sosyal bilimlerin günümüz teknolojisinin yaratığı etik değerlere önem vermesi bakımından Sayın Prof. Erkal dekanın tutumunu önemsedim.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kongrenin uluslararası boyutu ayrıca dikkat çekiciydi. İleri teknoloji kullanan ülkelerden gelen bilim insanlarının ekoloji–etik ilişkisine dair yaklaşımları önemli bir tartışma zemini oluşturdu. TARGET Başkanı Prof. Dr. Cemal Taluğ’nun liderliği ve kapsayıcı tutumu sayesinde kongrelerin niteliği ve gıda etiğine olan ilgi ve farkındalık yıllar içinde sürekli artmıştır. Prof. Taluğ, tarım-gıda etiği çalışmalarına 1995 yılında başladıklarını belirterek, doğaya saygılı bir yaklaşımla güvenli gıdanın sorgulanmasının önemine vurgu yapmıştır. Son yıllarda artan teknolojik gelişmeler ile oluşan çevresel ve sağlık sorunları çoğunlukla da gıda ürünlerinin sağlıksız koşuları ve arzında yaşanan devasa sorunlar konusundaki farkındalık ve duyarlılık konusunda toplumun ve özellikle de kamunun dikkatini çekmek bakımından kongrenin önemi daha iyi anlaşılıyor. Ulaşım ve iletişim teknolojileri çağından artan ithal gıdalar, petrole dayalı üretim ilişkileri sonucu yüksek fiyat farklılıkları, ülkelerin yaşadığı sürekli ekonomik krizlerin gıda ve etik krizlere ile devam etiğini görülmektedir. Geniş kesimlerin sürekli ekonomik krizler içinde gıdaya erişmesi ve beraberinde gıda hakkı erişimi durumunu gündeme getirdiği görülmektedir. Ekonomi, gıda ve etik krizlerin yaratığı sosyal sorunların katlanarak gelişmesi kongrenin ana temasını ayrıca önemli kılmaktadır.</p>

<p><img alt="" src="/images/files/kongre_toplu-1024x628.jpg" style="height:628px; width:1024px" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kongreye felsefi derinlik katan bir diğer sunum, Prof. Dr. Neyyire Yasemin Yalım tarafından yapılmıştır. Yalım Hoca, “Yapay Zekâ ve Etik” başlıklı konuşmasında “Quo Vadimus?” (Nereye gidiyoruz?) sorusuyla başlamış ve yapay zekâ sistemlerinin yalnızca yüklenen bilgi kadar doğru yanıtlar verebildiğini ifade etmiştir. Yanlış veya eksik bilgiyle beslenen sistemlerin hatalı sonuçlar üreteceğini, bu nedenle etik sorumluluğun makinede değil, onu yönlendiren insanda aranması gerektiğini belirtmiştir. Adalet, dürüstlük, özerklik ve ihtiyatlılık gibi temel etik ilkelerin korunması gerektiğini vurgulayan Yalım, yapay zekânın erişim, kullanım ve ekonomik güç farklılıkları üzerinden yeni adaletsizlik biçimleri yaratabileceğine dikkat çekmiştir.</p>

<p>İnsanların erişiminin çoğunluk tarafından sağlanmıyor, kimi ileride kimi çok geride kalıyorsa orada adaletten bahsedebilir mi? var olan yasaların herkese aynı şekilde uygulanmıyorsa sorun var demektir. YZ bugünkü uygulaması ile herkese erişim ve kullanma olanağı sağlıyor ancak satın alma ve yapay zekâ teknolojisine sahip ülkelerin YZ’dan yararlanması farklılık yaratıyorsa da adalet sağlanamaz. YZ üzerinden verilerde ve üretimde manipülasyon yaratılıyorsa dürüstlükten bahsedilemez. Tutarlılık ve konuyu anlamdan teknolojinin kullanılması başka sorunlarda yaratabilir. Başta biyoteknolojik ürünler, GDO ve yapay zekânın ne getirip ne götürdüğünün iyi anlaşılmadan ihtiyatlı olunması önemli Biraz da tutarlılık gerekir. Hepsinden önemlisi tutarlı olup tutum sahibi olmak gerekir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kongrede ayrıca Ziraat Fakültesi öğrencilerinin şekerli ve karbonhidratlı gıdaların tüketimi üzerine yaptığı anket çalışması sunulmuştur. Bu çalışma, öğrencilerin konu hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığını ve zararlı olduğunu bilmelerine rağmen bu gıdaları tüketmeye devam ettiklerini ortaya koymuştur. Bu sonuç, gençlerin etik farkındalık ve tutarlılık konusunda daha fazla eğitime ihtiyaç duyduklarını göstermektedir. Karbon ayak izi ve sürdürülebilir tarım konularında etik bilincin geliştirilmesi gerektiği de vurgulanmıştır.</p>

<p>Bahçe Bitkileri Bölümü’nden Prof. Dr. Rami Türk, 2030’lu yıllarda bitki-toprak-iklim ilişkisine dayalı planlamaların önem kazanacağını; dikim, ilaçlama, gübreleme, budama ve hasat süreçlerinde yapay zekâ ve dronlardan yararlanılabileceğini, ancak etik boyutun asla göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtmiştir.</p>

<p>Hollanda’dan Prof. Franck Meijboom ise “On the Need and Risks of a Technology Focus in the Ethics of Agriculture and Food” başlıklı sunumunda, hayvansal üretimde teknolojik uygulamaların hayvan refahı açısından hem fırsat hem de risk oluşturduğunu vurgulamıştır. Bu bağlamda hayvanların doğalarından koparılarak kontrolü kapalı koşullarda, yapay ışık altında suni yemler ile beslenmesi ve ürün vermeye zorlanması gibi bir sizi etik sorun az işlendi görülüyor.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kongrede “Teknolojik Gelişmeler ve Tarım-Gıda Etiği” başlıklı tebliğimi ile insanlık tarihini tarım, teknoloji ve ekonomi tarihi ekseninde değerlendirerek; tarım, sanayi ve dijital çağın doğa üzerindeki etkilerini bütüncül bir analizle karşılaştırarak inceledim. Teknolojinin yaşamımıza katığı olumlu etkiler kadar, teknolojin gereksinim duyduğu enerji için yer altı kömür-petrol kaynaklarının yakılması ile atmosfere salın sera gazları sonucu artan çevre kirliliği, iklim değişiklikleri, toprak kalitesindeki bozulmalar yaşandığını. Teknolojinin birey ve toplumlar arasında yaratığı dengesiz gelişmelerin gıdaya erişimdeki eşitsizliklerini giderek arttığını belirttim. Günümüzde dünyanın yarısının yetersiz ve sağlıksız gıda ve su tüketimi ile sağlık sorunu yaşadığını belirtim. Sonuç olarak ekonomik gelirleri ayrışan toplumların az gelişmiş toplumlarda yoksular ve olanağı/geliri yetersi olanların gıdaya erişim sorunu yaşamaktadırlar. Yapay zekâ tarımda kolaylıklar yaratmasına rağmen, bir dizi belirsizlik etik sorunlar oluşturduğu tarihsel süreç içindeki gelişmeler ile işledim. Özellikle düşük gelirli toplumlarda yoksulların, kadınların ve çocukların yeterli gıdaya ulaşmakta zorlandıklarını; yapay zekânın tarımsal üretimde kolaylıklar sağlamasına rağmen yeni etik belirsizlikler de doğurduğunu ifade ettim.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kongrenin ilk gününde gerçekleştirdiğim sunumun ardından, ertesi günkü “Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği” dersim nedeniyle öğrencilerime karşı etik sorumluluğumu yerine getirmek için diğer önemsediğim bilim insanlarının sunumlarını dinleyemeden erken ayrılmak durumunda kaldım. Son oturumları izleyememiş olsam da, sunum metinlerini okuyarak gelişmeleri takip etmeye devam edeceğim. Kongrenin yüksek akademik düzeyi, katılımcıların heyecanı ve öğrencilerin özverili katkıları bana büyük bir memnuniyet vermiştir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Sonuç olarak;</strong>&nbsp;Akdeniz Üniversitesi ve TARGET iş birliğiyle gerçekleştirilen 5. Uluslararası Tarım ve Gıda Etiği Kongresi, teknolojik ilerlemeler karşısında etik bilincin güçlendirilmesi gerekliliğini bir kez daha ortaya koymuştur. Teknolojinin gelişmesi ve artan gıda talebi berberinden sektörde ciddi etik ihlallerin yaşanmasına neden olmuştur. Başta gıda sektöründe yaşanan yaygın taklit, tağşiş ve sağlıksız gıda üretimi ve sunumu toplum ve diğer canlıların sağlığını olumsuz&nbsp; yönde etkilemiştir. Birçok hastalığın sağlıksız, dengesiz ve kalitesizliğinden kaynaklandığı artık bilinmektedir. Yapay zekâ, biyoteknoloji ve tarımda dijital dönüşümün sunduğu olanakların yanında doğurduğu etik risklerin de derinlemesine tartışıldığı bu etkinlik, sürdürülebilir ve adil bir gıda sistemine yönelik farkındalığın gelişmesine önemli katkı sağlayacaktır. Dijital çağın ürettiği YZ, robot ve diğer enstrüman ve ekipler etik ilke ve tutumların daha çok denetim ve kontrol altında tutulmasını zorunlu kılmaktadır. Yapay zekâ konusundaki etik ihlaller konusunda yasal düzenlemeler yanında insan makine ilişkisinin netleştirerek insanın makinenin etkisine bırakılmamalı.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 25 Ekim 2025, Adana</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 02 Nov 2025 12:16:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/05/prof-dr-ibrahim-ortas-1746957802.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İklim değişimlerinin Akdeniz Bölgesinde Toprak Yapısı ve Verimliliği Üzerine Etkileri Çalışmaları</title>
                <category>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/iklim-degisimlerinin-akdeniz-bolgesinde-toprak-yapisi-ve-verimliligi-uzerine-etkileri-calismalari-102</link>
                <author>ibrahim@brt.com.tr (Prof. Dr. İbrahim Ortaş)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/iklim-degisimlerinin-akdeniz-bolgesinde-toprak-yapisi-ve-verimliligi-uzerine-etkileri-calismalari-102</guid>
                <description><![CDATA[İklim değişimlerinin Akdeniz Bölgesinde Toprak Yapısı ve Verimliliği Üzerine Etkileri Çalışmaları]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İklim değişimlerinin Akdeniz Bölgesinde Toprak Yapısı ve Verimliliği Üzerine Etkileri Çalışmaları</strong></p>

<p>Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>İklim Değişimleri ve Toprak Sağlığı İlişkisi</strong></p>

<p>İklim değişimlerinin en yaygın yaşandığı bölge olarak Akdeniz çanağı gösterilmektedir doğal gelişmelerin ötesinden insan faaliyetlerinden kaynaklanan toprak-bitki yönetimleri sonucu &nbsp;toprak bitki sağlığındaki bozulmalar, yağışların azalması, toprağın erozyona uğraması sonucu ciddi çevresel sorunlar yanında verim düşüklüğü ve sonuç olarak gıdaya erişemem sorunları ilişkiler içinde yaşanmaktadır. Akdeniz Kurak Alanlarının İklim Değişimleri ve Toprak Bozulması Sonucu Toprak Sağlığının yeniden geriye kazandırılması ve iklim değişimlerine karşın tarımsal dayanıklılığın sağlanması konusunda ne tür çalışmalar yapılabilir, uluslararası araştırma kurumları ne yapıyor ve biz ne yapıyoruz soruları çok sık soruluyor. Konu her yönü ile AB, FAO, BM ve ülkelerin Araştırma birimleri tarafından kapsamlı olarak çalışılmaktadır. Bu bağlamda tarafımızdan yapılan çalışmalar ve olası sorulara verilecek cevaplar.</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>

<p><strong>1. Akdeniz Bölgesi Topraklarının Yapısı Neden Bozulmaktadır. Buna Etki Eden Faktörler</strong></p>

<p>Akdeniz ekosistemi ılıman iklim yapısı nedeniyle birçok bitki çeşidi uygun toprak yapısı ile buluşunca insan ve diğer canlılar için bol bereketli ve kaliteli gıda sağladı. Akdeniz havzasının tarih boyunca yoğun tarımsal faaliyetleri, artan nüfus ile başlayan yerleşim baskısı ve iklimsel stres altında kalmış bir bölgedir. İklim değişimi ile toprakta azalan nem nedeni ile toprak yapısının bozulması zaman içinde sürdürülebilirliğini sınırlamış durumdadır. AB topraklarının %60’ı sağlığı bozulmuş durumdadır. Toprakta bozulmasına neden olan üç ana faktör öne çıkmaktadır:</p>

<p><strong>İklimsel Faktörler</strong>:</p>

<p>Akdeniz ikliminin belirgin özelliği olan uzun yaz kuraklıkları ve ani, şiddetli yağışlar toprakta erozyonu artırmakta, organik madde kaybına ve yüzey kabuklaşmasına neden olmaktadır. Artan iklim değişimleri ile birçok bölgede yıllık 100-150 mm yağışın azaldığı MGM tarafından rapor edilmiştir. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 1 Ekim 2024–30 Eylül 2025 verilerini kapsayan raporuna göre, ülke genelinde toplam 422,5 milimetre yağış kaydedildi. Bu değer, uzun yıllar ortalaması olan 573,4 milimetrenin %26, geçen yılın aynı dönemi olan 597 milimetrenin ise %29 altında gerçekleşti. Akdeniz Bölgesi'nde normaline göre yüzde 31, 2024 su yılı yağışına göre yüzde 26 azalma kaydedildi</p>

<p><strong>Antropojenik Etkenler:</strong></p>

<p>Yoğun tarım, mono kültür uygulamaları, kimyasal gübre ve pestisit kullanımı, derin toprak işleme, aşırı otlatma ve yanlış sulama teknikleri toprak biyotasını zayıflatmakta ve toprak yapısının agregatlaşma kapasitesini düşürmektedir.</p>

<p><strong>Arazi Kullanım Değişimleri</strong>:</p>

<p>Tarım alanlarının plansız kentleşmeye, sanayiye veya turistik kullanıma açılması, yoğun toprak işleme ve diğer girdiler ile yapılan toprak yönetimi doğal bitki örtüsünün kaybı ile toprak rejimini bozmakta; karbon döngüsü ve su tutma kapasitesini zayıflatmaktadır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>2. “Akdeniz Kurak Alanlarının İklim Değişimleri ve Toprak Bozulması Sonucu Bozulan Toprak Sağlığının ve Tarımsal Dayanıklılığın Sağlanması” Konusunda Yürütülen Projelerin Amaçları Nedir? Ve Karar Süreçleri Nasıl Alınıyor</strong></p>

<p>Birbirini destekler nitelikteki iki proje ile SUS-SOIL (Sustainable Soil Management in Mediterranean Drylands) ve SHarinG-MeD (Soil Health and Resilience in Mediterranean Drylands) çerçevesinde bölgedeki toprakların farklı ana materyallerin ve bitki türleri altında gelişimi ve erozyona dayanıklılığını belirlenmesi. Bozulan yapıların yeniden doğal yapısına kazandırmak için yeni projeler üretmeye çalışılmaktadır.</p>

<p>Projeye karar verilmesindeki temel isteklendirme, Akdeniz havzasında giderek artan toprak verimliliği kaybı, organik karbon azalması ve kuraklık direncinin zayıflaması gibi ortak sorunlara bölgesel bir çözüm üretme arzusudur.</p>

<p>Projelerden SHarinG-MeD Avrupa Birliği’nin PRIMA (Partnership for Research and Innovation in the Mediterranean Area) ve SUS-SOIL ise HORİZAON programları tarafından desteklenmekte olup;</p>

<p>İspanya, İtalya, Fransa, Yunanistan, Portekiz, Slovenya, Türkiye, Fas ve Tunus gibi ülkelerden akademik kurumlar ve araştırma enstitüleri katılım ile sağlamaktadır.</p>

<p>Türkiye’de yürütülen koordinasyon ise Çukurova Üniversitesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Anabilim Dalı bünyesinde sürdürülmektedir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>3. Proje Kapsamında Uygulanan Çalışma Yöntemi</strong></p>

<p>Çalışmalar, aynı ana materyal üzerinde gelişmiş farklı toprak tiplerinin karşılaştırmalı analizi esasına dayanmaktadır. Örnekleme alanları; farklı toprak kullanımları (tarım, orman, mera, nadas) ve farklı iklimsel kuşakları temsil edecek şekilde seçilmektedir.</p>

<p>Türkiye genelinde, özellikle Ege, Akdeniz, İç Anadolu ve Güneydoğu bölgelerinden toprak örnekleri alındı. Başta Çukurova’nın Adana, Mersin, Osmaniye illeri yanında Muğla, Aydın, Manisa, Bursa, Eskişehir, Yozgat, Nevşehir, Kayseri, Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Gaziantep ve Antakya gibi yörelerinden örnekler alındı ve alınmaktadır.</p>

<p>Toprak örnekleri, Çukurova Üniversitesi Toprak Bilimi Laboratuvarları tarafından analize hazır hale getirildikten sonra analizlerin yapılabilirlik durumuna göre, İtalya’daki PISA üniversitesi, Barselona Üniversitesi ve Fas’taki üniversite laboratuvarlarında fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik analizlere tabi tutulacaktır ve SUS-SOIL projesi için alınan topraklar Çukurova Üniversitesi, Rizosfer laboratuvarı tarafından yapılacaktır.</p>

<p>Bu analizlerde özellikle organik karbon içeriği, mikrobiyal biyokütle, toprak enzim aktiviteleri, agregat stabilitesi ve su tutma kapasitesi gibi göstergeler izlenmektedir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>4. İncelemelerde Görev Alan Uzmanlık Alanları Nelerdir</strong></p>

<p>Projede çok disiplinli bir ekip görev yapmaktadır:</p>

<ul>
	<li>Toprak Bilimi ve Ekoloji alanında uzman akademisyenler,</li>
	<li>Jeoloji, klimatoloji, mikrobiyoloji ve bitki besleme araştırmacıları,</li>
	<li>Ayrıca saha uygulamalarında ziraat mühendisleri ve lisansüstü araştırmacılar aktif görev almaktadır.</li>
	<li>İstatistik ve veri analizi çalışması yapan uzananlardan oluşmaktadır.</li>
</ul>

<p>Her ülke kendi bölgesel koordinasyon ekibiyle veri toplamakta, bulgular daha sonra ortak veri tabanında birleştirilmektedir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>5. Araştırma Bulguların Nasıl Değerlendirilecektir.</strong></p>

<p>Proje sonunda elde edilen veriler, fiziksel, kimyasal ve biyolojik analizlerine bağlı olarak toprak sağlığı indeksi (Soil Health Index), toprak kalitesi ve arazi kullanımı üzerinden değerlendirilecektir. Bu kapsamda, farklı arazi kullanımlarının ve yönetim biçimlerinin toprak biyolojik fonksiyonlarına etkisi karşılaştırılmakta; sürdürülebilir toprak yönetimi (Sustainable Land Management) için politika önerileri geliştirilmektedir.</p>

<p>Elde edilen bulgular, hem akademik yayınlar hem de çiftçi eğitim programları ve politika raporları aracılığıyla paydaşlara aktarılacaktır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>6. Bozulan Toprak Sağlığının Yeniden Kazanılması Mümkün mü?</strong></p>

<p>Evet, ancak bu uzun vadeli, çok boyutlu ve toprağın doğal yapısının anlaşılarak yeniden geçmişe dönerek toprağın organik madde içeriğini artırarak mikrobiyata faaliyetlerinin artırılması gerekir. Bu süreçte toprağın bozulması hızlı olabilir ancak yeniden geriye dönüştürmesi uzun ve sabır gerektiren bir süreç olacaktır.</p>

<p>Bozulan toprakların yeniden kazanılması için şu yaklaşımlar öne çıkmaktadır:</p>

<p><strong>Ekolojik Yönetim, Organik Madde Takviyesi</strong>: Kompost, yeşil gübre ve bitki artıklarının toprağa kazandırılması, mikrobiyal yaşamı ve su tutma kapasitesini artırır.</p>

<p><strong>Erozyon kontrolü:</strong>&nbsp;Teraslama, şeritvari ekim ve bitki örtüsü restorasyonu yoluyla yüzey akışının kontrolü.</p>

<p><strong>Dengeli gübreleme ve mikrobiyal destek</strong>: Kimyasal girdi bağımlılığının azaltılması, mikrobiyal gübre ve mikoriza uygulamalarının artırılması.</p>

<p>Sürdürülebilir sulama: Tuzluluk riskine karşı damla sulama ve yağmurlama sistemlerinin akılcı kullanımı.</p>

<p><strong>Arazi dinlendirme ve rotasyon</strong>: Toprak biyotasına toparlanma imkânı tanımak.</p>

<p>Toprakların yenide regenaratif ekolojik yaklaşımı bütüncül bir toprak-bitki ve ekolojik yöntemle sağlanacaktır. Ekolojik yönetimle toprak ekosisteminin fonksiyonel kapasitesi zamanla geri kazanılabilecek, tarımsal dayanıklılık (agroresilience) yeniden tesis edilebilmesi ancak üreticilerinde üretimin planlı yönetilmesini kabul edilmesi zorunlu kılmaktadır. &nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Sonuç olarak t</strong>oprak canlı bir ekosistemdir. Canlı ekosistemin diğer canlılar gibi canlığının korunması için beslenmesi, dinlenmesi ve bakıma ihtiyacı bulunmaktadır. Tarım yapmaya başlamış olmakla ile doğaya yapılan müdahale, sonrasında sanayi devrimi ve özellikle de geçen yüzyılda ileri teknolojinin geliştirilmesi ve tarımda yaygın kullanılması ile toprak üzerindeki baskı artı. Artan nüfusun gıda gereksinimi, yerleşim yerleri talebi, enerji ihtiyacı ve diğer ilişkili alanlar doğrudan ve dolaylı olarak en fazla zararı toprağa vermiş oldu. Bilim insanları olarak konuyu çok geç fark ettik. Yoğun üretime dayalı girdilere bağlı olarak toprağı kısa sürede bozunuma uğratmıştır. Yaşan süreçte canlı ekosistemi zayıflamış, doğal denge buzulmuş, doğal dengeyi sağlayan canlı çeşitliliği yerini belirli sayıda görece kimyalara daha dayanıklı toprak canlıları ile yapının dahada bozulduğu görülmektedir. Bu anlayış, artık klasik tarım paradigmasının ötesine geçmiş, topraklar biyolojik üretim kapasitelerinin önemli ölçüde kaybetmiş, verimsizleşmiş, sağlığı bozulmuştur. Akdeniz havzasında yürütülen SHarinG-MeD &nbsp;ve SUS-SOIL projeleri ile sadece bilimsel veri üretmeyi değil, aynı zamanda toprak etiğini ve sürdürülebilir yaşam kültürünü yeniden gündeme getirmeyi amaçlamaktadır. Canlı sağlığını doğrudan toplum sağlığı olarak görerek bilimsel araştırmalarımızı çok yönlü olarak yapmaktayız. Bu arada çiftçiler ve toplum kesimleri ile toprağın sağlığımız için önemi konusunda farkındalık çalışmaları geliştiriyoruz. Herkesi bu vesileyle bir kez daha toprağa ekolojin büyük penceresinden canlı varlık olarak bakmaya davet ediyoruz. &nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 02 Nov 2025 12:12:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/05/prof-dr-ibrahim-ortas-1746957802.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhuriyetin Anlaşılması Tarih Bilinciyle Mümkündür</title>
                <category>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/cumhuriyetin-anlasilmasi-tarih-bilinciyle-mumkundur-101</link>
                <author>ibrahim@brt.com.tr (Prof. Dr. İbrahim Ortaş)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/cumhuriyetin-anlasilmasi-tarih-bilinciyle-mumkundur-101</guid>
                <description><![CDATA[Cumhuriyetin Anlaşılması Tarih Bilinciyle Mümkündür]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ</p>

<p>&nbsp;
<p>&nbsp;</p>
</p>

<p><strong>Cumhuriyetin Anlamı ve Önemi Nedir?</strong></p>

<p>Ülkemiz tarihi boyunca birçok önemli gelişme ve başarıya sahne olmuştur. Ancak en büyük başarı ve dönüşüm, geçen yüzyılın savaşlar arifesinde hayata geçirilen ve “Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.” ifadesiyle somutlaşan Cumhuriyet yönetimidir. Birinci Dünya Savaşı sürecinde imparatorlukların ulus devletlerine dönüştüğü bir dönemde, çağının ilerisinde toplumun kendi iradesini demokratik anlayışla tesis etmesine olanak sağlamıştır.</p>

<p>Cumhuriyetin temel ilkesi, yurttaşların kendi iradeleriyle yönetimlerini ve yöneticilerini belirleme hakkını gerçekleştirmiş olmalarıdır. Cumhuriyet, halk egemenliğini, yasalar karşısında eşit yurttaşlığı, kamu kaynaklarının toplumun ortak malı olarak görülmesini ve kamu kaynaklarından herkesin eşit biçimde yararlanmasını yasal hale getirmiştir. &nbsp;Cumhuriyet, “kimsesizlerin kimsesi” olarak bireylerin yetenekleri ölçüsünde okuyarak, çalışarak ve üreterek gelişimini sağlamasına olanak tanıyan bir düzen kurmuştur. Hepimiz bu sayesinde köylerimizden çıkıp dünya vatandaşı oluk. &nbsp;&nbsp;</p>

<p>Egemenliğin tek kişide toplandığı, yönetimin babadan oğula geçtiği bir sistemde bireylerin özgür iradesini ortaya koyması mümkün değilken, Cumhuriyet yönetiminde “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkesiyle demokrasinin temelleri atılmış, bireyin özgürlüğü ve toplumsal eşitliği güvence altına almıştır. Cumhuriyet’in kurulmasıyla birlikte Anadolu’da kulluktan yurttaşlığa geçiş yolu açılmış; kadınlar erkeklerle kanun önünde eşit haklara kavuşmuş, seçme ve seçilme hakkı tanınmış, eğitim hakkı güvence altına alınmıştır.</p>

<p>Cumhuriyetin sunduğu bu eşitlik ortamı, bireylerin kendi giyimini, düşüncesini ve yaşam biçimini özgürce belirleyebilmesine, kadının toplum hayatına aktif biçimde katılmasına zemin hazırlamıştır. Eğitim yoluyla kalkınmayı ve sanayileşmeyi gerçekleştiren Cumhuriyet’in bu başarıları doğaldır ki kolay elde edilmemiştir. Cumhuriyet kurulurken de bugünde halen zorluklar yaşanıyor. Toplumun bireylerinin eğitim kurumlarında özgür koşullar sağlandığı zaman bir arada dayanışma içinde sorunlara çözüm ürettiği görülmektedir. &nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Cumhuriyet Fikrini Geç Kavradık ve Geç Anladık</strong></p>

<p>Cumhuriyetimizin 80. yılı kutlamaları kapsamında Adana Ticaret Odası’nın düzenlediği “Adana Tarımının Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı panel için hazırlık yaparken Cumhuriyetin yaptıklarını ve hedeflerini geniş tanımlı olarak kavradım. Daha önce yüzeysel olan bilgimin artması ile Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına duyduğum hayranlık daha da derinleşti. Cumhuriyeti anlamak için tarih bilgisinin ne kadar önemli olduğunu o süreçte daha iyi kavradım. Tarihi bilmenin önemini her aşamada vurgulanması gerekiyor.</p>

<p>Cumhuriyet’in kuruluş döneminde yokluk içinde yeniden bir ülke yaratma çabası, II. Dünya Savaşı’na kadar milli irade çerçevesinde sürdürüldü. Ancak bu dönemden sonra niceliksel büyüme devam etse de, yüksek borçlanmaya dayalı dışa bağımlılığın arttığı ve niteliksel bir gerilemenin başladığı görülmektedir.</p>

<p>1946’ya kadar eğitim birliği, Köy Enstitüleri, üniversite özerkliği, toprak reformu, ormanların millileştirilmesi ve ulusal sanayileşme gibi alanlarda kaydedilen ilerlemeler maalesef sürdürülememiştir. Köy Enstitülerinin kapatılmasıyla başlayan eğitimdeki dejenerasyon, bugün ülkemizin bilim ve teknoloji alanındaki dışa bağımlılığının temelini oluşturmuştur.</p>

<p>Cumhuriyet fikrinin gelişmesi, eğitim ve üniversite olmadan mümkün değildir. 1933 Üniversite Reformu ile dönemin ünlü Alman bilim insanlarının Türkiye’de akademik hayata katılması sağlanmış, 1946’da özerk üniversite yasası yürürlüğe girmiştir. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türk Gençliğine Hitabesi” bu bilinçle kaleme alınmış, Cumhuriyetin korunması görevini gençliğe emanet etmiştir.</p>

<p>Cumhuriyet kuşağı gerçekten sorumlu bir toplumdu. Hem de çoğu bugünkü gibi birkaç dil bilen, dünyanın bilmem nerelerde mezun olmuş değil, tam tersine eğitimsiz ancak ülkesinin bağımsızlığına düşkün, hayalleri ve idealleri olan insanlardı. Cumhuriyetin ilk yılarından itibaren her gün artan ülkenin dört bir yanındaki gelişmişlik onları daha çok çalışmaya teşvik ediyordu. Ülkemizin o dönemdeki gençliği çok idealistiydiler. Herkes birlikte ülkeyi kalındırmak için coştu. Aslında bu duygu büyük dönüşümleri geçiren ülke ve toplumların yeni inşa süresinde bağımsızlığını kazananların çoğunda benzer şekilde gerçekleşti. Örnek olarak Almanya İkinci dünya savaşından yenik çıktıktan sonrada ülkenin yeniden kalkındırılması için ülke çağında bir seferberlik başlamış ve bugün ki gelişmişliğe erişmiş. Ancak aynı kişi başı milli gelire sahip çoğu petrol zengini ülkeleri; demokrasi, kadın erken eşitliği, seçme ve seçilme, insan hakları, kendi iradelerini kullanarak kendi yönetimlerini geliştiremediler. &nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Büyük Değerler, Tarihi Koşullar ve Bilginin Bütünlüğüyle Doğar</strong></p>

<p>“Büyük beyinler olaylarla, küçük beyinler kişilerle uğraşır.” sözünün ifade edildiği gibi, ülkemizin öncüleri kişisel çıkarlar yerine kurumsal ilerlemeye odaklanmışlardır. Prof. Dr. Mahir Aydın’ın ifadesiyle, “Mustafa Kemal gibi dâhiler yüzyılda bir gelir.” Atatürk’ün de arzuladığı, onun kurduğu Cumhuriyet değerlerinin yaşatılmasıdır. Gösterdikleri akıl ve bilimin egemen olduğu aydınlanma yolunda bir toplum yaratmak için çalışmayı benimsemek Mustafa Kemalinde isteğiydi.</p>

<p>Atatürk’ün liderliği, kurtuluş savaşının zorlu dönemde farklı düşünceleri harmanlayarak ortak bir hedefe yönlendirme yeteneğinde yatar. O dönemdeki kendisine yönetilen “sofra toplantıları” eleştirileri aslında birer fikir forumu niteliğinde olduğu ve alınan kararların istişareyle belirleniyor ve kararlılıkla uygulanıyordu diyor Emre Kongar/Devrim Tarihi ve Toplumbilim Açısından Atatürk. s: 170. Remzi Kitabevi.</p>

<p>Prof. Dr. Halil İnalcık’ın vurguladığı üzere, Atatürk tıpkı 1789 Fransız Devrimi önderleri gibi bir “Aydınlanmacıydı. Kısa sürede halife-sultan egemenliğinden millet egemenliğine geçişi sağlamış, pozitif akılcılığı toplumsal yaşamın merkezine yerleştirmiştir.</p>

<p>Ancak Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana geçen 100 yılda, hedeflenen çağdaş uygarlık seviyesine tam anlamıyla ulaşılamamıştır. II. Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş dönemlerinde dış baskılar, Cumhuriyet’in eğitim, ekonomi ve hukuk sistemlerini olumsuz etkilemiştir. Yine de, Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının bağımsızlık ruhu olmasaydı, bugün özgür bir yurttaşlık bilincinden söz edilemezdi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Cumhuriyeti Kuranlar Liyakatliydi</strong></p>

<p>Cumhuriyeti kuran kadroların başarısının ardında, güçlü bir örgütlenme bilinci, derin bir vatan sevgisi ve yüksek bir liyakat anlayışı vardır. Atatürk ve arkadaşları hiçbir maddi çıkar gözetmeden, yalnızca halkın mutluluğunu ve ülkenin bağımsızlığını hedeflemişlerdir. “Ben” değil “biz” merkezli bir anlayışla hareket etmişlerdir.</p>

<p>Bugün geriye doğru bakınca, eğer o gün o kadrolar kişisel çıkar peşinde olsalardı, birlikte cumhuriyet fikrinin kurulması ve kurumsallaşması bozulur, Cumhuriyet projesi hayata geçirilemezdi. İdealist, kendinden veren, birey ve toplum olmanın ve birlikte yaşamanın önemini kavramış geniş ufuklu bilinç sahibi insanların çağın gereklerine uygun şekilde düşünmesi ve üretmesiyle Cumhuriyet kurulmuş ve kalıcılığı mümkün olmuştur.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Cumhuriyetin Önemini Kendi Hayatımda Görüyorum</strong></p>

<p>Geçimlik düzeyde, hayvancılıkla uğraşan göçebe bir ailenin çocuğu olarak, köy öğretmenlerinin yönlendirmesiyle eğitim hayatına başladım. Bugün, ülkemin saygın bir üniversitesinde öğretim üyesi olarak görev yapıyorsam, bu Cumhuriyet’in bana sunduğu fırsatlar sayesindedir. Cumhuriyetin 102. yılında, yurttaş olmanın bilincine erişmiş bir birey olarak, ülkemin sağladığı eğitim olanaklarının değerini idrak ediyor ve topluma karşı sorumluluklarımı yerine getirmeye gayret ediyorum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Sonuç olarak,&nbsp;</strong>Cumhuriyet, sadece bir yönetim biçimi değil; özgürlüğün, eşitliğin ve aklın rehberliğinde aydınlanmacı bireyin özgürlüğü ve iradesine dayalı halk egemenliğinin hakim oluğu toplumsal yaşamın yeniden inşa edildiği bir toplumsal sözleşmedir. Yurttaş olma, demokratik değerler, seküler yaşam biçimini benimsemek ancak nitelikli eğitim ile aydınlanma ile sağlanabilirdi. Bununda ancak Cumhuriyetin toplumcu-kamucu anlayışına sahip kurum ve organları ile sağlanabilirdi. Atatürk’ün ifadesiyle, “Cumhuriyet fazilettir”, kimsesizlerin sahibidir. Bu fazileti yaşatmak, her yurttaşın tarihin, kültürüm ve geleceği olan sorumluluğu ile sağlanır. Cumhuriyeti anlamak, korumak ve geliştirmek, ancak tarih bilinciyle mümkün olmaktadır.</p>

<p>Gösterdikleri yolda, akıl ve bilimin egemen olduğu aydınlanmış, sorumluluk sahibi bir toplum olma yolunda çalışmaya devam ederek fazilet sahibi oluruz. İyi ki 102 yıl önce Cumhuriyet kuruldu. İyi ki yurttaş olmanın, özgür iradeye sahip olmanın bilincini kazandık. Eğitim yoluyla kendimizi gerçekleştirme imkânı bulduk. Gurur duyuyor, bu büyük eserin mimarlarına minnettarım.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>29 Ekim 2025, Adana</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Oct 2025 17:49:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/05/prof-dr-ibrahim-ortas-1746957802.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Maçka Otantik Karadeniz Müziğinin Son Temsilcilerinden SAFFET GENÇ</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/macka-otantik-karadeniz-muziginin-son-temsilcilerinden-saffet-genc-100</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/macka-otantik-karadeniz-muziginin-son-temsilcilerinden-saffet-genc-100</guid>
                <description><![CDATA[Maçka Otantik Karadeniz Müziğinin Son Temsilcilerinden SAFFET GENÇ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#454545; font-family:Times New Roman, serif"><span style="font-size:16px">Turhan EYÜBOĞLU</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Hayatı çok çileli geçti. İkibuçuk yaşında annesini kaybetti. Konuşmaya başladığında "Anne!" kelimesini kullanamadı. İçine öyle işlemişti ki annesizlik, evlendiğinde karısının annesine "Anne!" diyemedi. Onun için "Anne!" kelimesi telaffuzu zor bir kelime haline gelmişti. Çocukken annesiz kalmanı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">n hat</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ırasıydı ona "Anne!" kelimesi!</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Anne sesini duyduğunda hala yüreği burkulur, gözü dolar, boğazı düğümlenir "Bende bir resmi dahi yok!" derken koca çınarın. Bir an çocukluğuna gider, Soldoy</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">u gezer, yaylaya çıkar; ancak orada da bulamaz annesini ve hatırasını.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Dağlara bakarak "Memleketimizin geçimi zor. Dağlarda çok bir şey yetişmez; ancak inek bakılırdı!" deyip dalardı hayallerine. Çocuk yaşta, ikinci sınıfta "Okuması çok iyi!" diye öğretmeni onu dördüncü sınıfa geçirmişti. Ancak Maçka</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">nın gurbeti bitmez; onu da götürdüler İstanbul</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">a kardeşlerinin yanı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">na! </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">İstanbul</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">da okulda onunla alay edilmesine dayanamayıp okulu bırakmak zorunda kaldı.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Maçkalının ata mesleğidir yorgancılık! O da kardeşleri gibi yorgancılığa başladı. Kırmızıyı sarı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">, sar</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ıyı kırmızının yerine dikmeye baş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">lay</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ınca anlamıştı renk körü olduğunu. İşte o zaman yorgancılığın iğneyle toprak kazmak olduğu aklına gelmiş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ti!</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bir yerlere atılmış, yarısı kırık ve bir teli eksik kemençeyi buldu geleceği için. Onda öğrendi kemençe çalmayı. Üç </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">telli </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">çalmaya ise bir yıl sonra eksik teli alarak başladı kemençeye. Çaldığı kemençe hiçbir kemençeye benzemez kendi içini döktüğü iç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">in!</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">stat, "Ç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ile </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">çekmeyen kolay kolay türkü yapamaz!" der ve arkasından "Türk Halk Müziği baldır; ancak otantik Karadeniz müziği ise Anzer balıdır!" diye arkasına ekler.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Yalan dünya yalan dünya nasıl kandım nasıl kandım</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Çalar oynar hep gezerdim ben dünyayı böyle sandım</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Tutunduğum dallar koptu, rüzgar esti savruldum</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Aşık olmak kolay mıdır hamur gibi yoğruldum.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Yalan dünya yalan dünya bir mum gibi eriyorum</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Söylenecek çok söz var ama kestirmeden gidiyorum</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ne kadar doğru demiş üstat! Hala daha söyleyecek çok sözümüz var; ama ne yazık ki kestirmeden gidiyoruz!</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Elinden geldiği kadarıyla Maçka'nın dağına taşına yapmadığı türkü kalmadı. O, türkü yazmaz, türkü onun kalbinde oluşur ve ağzından çıkar. O, duygularına göre çalar. Onun iç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">in "</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">İnsan içini başkasına veremez! Bu içten çalınır, duyguyla çalınır, bu öğretilmez öğrenilir!" der.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">İlk plağını "Ben dertli doğdum uşaklar." diye piyasaya çıkardı. Türkülerini okuduğunda eğer gözünüzü kapatırsanız bir film izler gibi olursunuz. Münir Özkul, onun söylediği türkülerde ağlardı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">!</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">stadın dediği gibi "Sanatçı halkın gözü kulağıdır. Gördüğü haksızlıklar karşısında duyarsız kalıyorsa o sanatçı değildir! Biz haksızlık karşısında muhakkak bir türkü yaparı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">z!"</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bakın hâlâ daha geçerli olan ve ne kadar güzel bir anlatımla bu günleri anlatıyor.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Dinleyin arkadaşlar birkaç tane diyeyim</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bir daha reyimi şaştım kime vereyim</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Böyle olacağını ben nereden bileyim</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bu kadar zam olur mu ben nasıl geçineyim</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bırakın gemi yürüsün düşmen birbirine</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bir ayda iki defa zam geldi zam üstüne</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">E zam yapan arkadaş sana diyirim sana</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Her </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">şeyi al ama gururumla oynama</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Her ay zam yapayusun bu sığar mi kanuna</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bir daha zam yaparsan vay olsun haluma</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Kabahat bilmem kimde kabahat hepimizde</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Fakiri hakir görmek var midur dinimizde</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ah ağzım ağzım sen hiç et yemedun mi</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Aklını verirken bunu düşunmedun mi</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bu işi arkadaşlar düşündüm kara kara</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bu çalışmaz kafamı vurayım mi taşlara</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Vur u</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">şağım,uşağım tencerenin dibine</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Kimden darılacağum ettim kendi kendime</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ne yana dö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">nersen d</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ön kazık yine fakire</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">İşte sanatçı bunları söylemez ve anlatmazsa sanatçı olmaz! Yazdığın hâlâ geçerli, büyüksün üstat! Ellerinden öperim. Maçka, senin gibi müzisyenini, edebiyatçısını, ressamını, şairini öğretecek hale geldiğinde Maçka olacak!</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Maçka'yı yönetenler inşallah bu sanatçılarını senede bir kere anmak ve anlamak iç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">in hat</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ırlar!</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Kaynak: Saffet Genç,&nbsp; Bir de Bana Sor, 125. Bölüm</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Görsel Kaynak: Maçka TV'den&nbsp;</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 26 Oct 2025 14:57:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bugün de açız diyordu peder</title>
                <category>Ali Kılıç</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/bugun-de-aciz-diyordu-peder-99</link>
                <author>alikilic@brt.com.tr (Ali Kılıç)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/bugun-de-aciz-diyordu-peder-99</guid>
                <description><![CDATA[Bugün de açız diyordu peder]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bugün açız yine evlatlarım, diyordu peder,<br />
Bugün açız yine; lâkin yarın, ümid ederim,<br />
Sular biraz daha sakinleşir... Ne çare, kader!<br />
- Hayır, sular ne kadar coşkun olsa ben giderim<br />
Diyordu oğlu, yarın sen biraz ninemle otur;<br />
Zavallıcık yine kaç gündür işte hasta...<br />
- Olur;<br />
Biraz da sen çalış oğlum, biraz da sen çabala;<br />
Ninen baban, iki miskin, biz artık ölmeliyiz...<br />
Cocuk düşündü şikayetli bir nazarla: - Ya biz,<br />
Ya ben nasıl yaşarım siz ölürseniz?<br />
Hâlâ<br />
Dışarda gürleyerek kükremiş bir ordu gibi<br />
Döverdi sahili binlerce dalgalar asabi.<br />
- Yarın sen ağları gün doğmadan hazırlarsın;<br />
Sakın yedek biraz ip, mantar almadan gitme...<br />
Açınca yelkeni hiç bakma, oynasın varsın;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 18 Oct 2025 14:15:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/01/ali-kilic-1738068747.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünya Gıda Gününde, Gıdaya Erişim Sorunu ve Küresel Yoksulluk Gerçeği</title>
                <category>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/dunya-gida-gununde-gidaya-erisim-sorunu-ve-kuresel-yoksulluk-gercegi-98</link>
                <author>ibrahim@brt.com.tr (Prof. Dr. İbrahim Ortaş)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/dunya-gida-gununde-gidaya-erisim-sorunu-ve-kuresel-yoksulluk-gercegi-98</guid>
                <description><![CDATA[Dünya Gıda Gününde, Gıdaya Erişim Sorunu ve Küresel Yoksulluk Gerçeği]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünya Gıda Gününde, Gıdaya Erişim Sorunu ve Küresel Yoksulluk Gerçeği</strong></p>

<p>Prof. Dr. İbrahim Ortaş,</p>

<p><strong>16 Ekim Dünya&nbsp;<a href="https://www.birgun.net/etiket/gida-161" target="_blank">Gıda</a>&nbsp;Gününde Gıdaya Erişim ve Beslenme Durumu Sorgulanmaktadır</strong></p>

<p>FAO’ya göre gıda güvenliği;&nbsp; “Tüm insanların, her zaman, aktif ve sağlıklı bir yaşam için gerekli olan besin ihtiyaçlarını ve gıda tercihlerini karşılayacak şekilde, fiziksel, sosyal ve ekonomik açıdan yeterli, güvenli ve besleyici gıdaya erişiminin olması durumudur.”&nbsp;</p>

<p>Dünya Gıda Gününün en ciddi sorunlardan biri, gıdaya erişim yetersizliğidir. Günümüzde artan iklim değişiklikleri, nüfus yoğunluğu ve göçler sonucunda metropollerin varoşlarına yığılan milyarlarca insan, başta sağlıklı su, hijyen ve gıdaya erişim konusunda ciddi sıkıntılar yaşamaktadır. Geçen yüzyıldan bugüne yoksulluk ve açlık sorunlarının azalmak bir yana, özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde giderek büyüdüğü görülmektedir.</p>

<p>2025 yılı teması “<strong>Daha İyi Gıdalar ve Daha İyi Bir Gelecek İçin El Ele.</strong>” Ancak geçek ne yazık ki el ele değil ellerin birbirinden uzaklaştığı bir dengesizlik yaşanıyor. Bugün milyonlarca insan günlük yalnızca birkaç dolarla yaşam mücadelesi vermekte olduğu günümüzde derin yoksulluk olgusu, artan gıda enflasyonu ile birleştiğinde, özellikle gıdaya erişimi sağlayacak düzeyde gelire sahip olmayan kesimleri çok daha zor durumda bırakmaktadır. Mevcut durumda, dünya nüfusu 8,2 milyara ulaşmış olup bunun yaklaşık 1 milyarı açlık sınırında yaşamaktadır. Kişi başına yıllık milli gelir 2 bin dolardan 60 bin dolara kadar değiştiği dünyadaki dengesiz gelir dağılımı gıdaya erişime de yansımaktadır. Başta Afrika ve Sahra Altı Asya kıtalarında milyonlarca insan için ciddi gıda yetersizliği yaşanmaktadır. Öte yandan Avrupa ve Amerika gibi gelişmiş toplumlarda da gelir dağılımındaki adaletsizlik ve kapitalist üretim-tüketim yapısının yarattığı paylaşım sorunları nedeniyle, başta çocuklar, kadınlar, göçmenler ve şehirlerin varoşlarında yaşayan milyonlarca kişi gıdaya erişim sıkıntısı çekmektedir. ABD’de varoşlardaki Afrikalı ve diğer göçmenlerin barınma beslenme durumu beklenin ötesinde kötü. &nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Türkiye’de Beslenme ve Ekmek Gerçeği</strong></p>

<p>Ülkemiz günlük gıdasının ve enerji gereksiniminin yaklaşık %40-50 kadarını kişilerin gelir düzeyi ve beslenme durumuna bağlı olarak buğday temelli gıdalardan sağlamaktadır. Çoğu ailede ekme ekmek yenmeden karın doymuyor. Günümüzde Türkiye’de yılda 9.2 milyon ton ekmek üretilmekte (günlük 101 milyon ekmek) , bunun 6 milyon kadarı bayatlayarak israf edilmektedir. Kişi başına düşen yıllık ekmek tüketimi yaklaşık 120 kilogram ile Türkiye dünyada ilk sıralarda yer almaktadır (Ulusal Beslenme Konseyi Emek Raporu, 2025).</p>

<p><strong>“<em>Türkiye ekmekle besleniyor”</em></strong></p>

<p>3 Mart 2029 tarihli hürriyet gazetesi Haber’de &nbsp;<strong><em>İstanbul Haber Servisi&nbsp;</em></strong><em>- Türkiye'nin ekmek tüketiminde dünya birincisi olduğu, yılda kişi başına 120 kilogram ekmek tüketildiği, bu rakamın İngiltere’de yılda 32 kilo 25 gramda kaldığı belirtildi. Gıda Güvenliği Hareketi Derneği'nin (GGHD) en son yayımladığı "Ekmek Raporu’na göre,&nbsp;<strong>Türkiye 220 milyar dolarlık ekmek tüketimiyle dünya ülkeleri arasında lider. Derneğe göre, beyaz undan yapılmış beyaz ekmek, diyabetli çocuk sayısı</strong>&nbsp;ve diyabetli bebek doğumlarını da hızla artırıyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, Türkiye'de insanların günlük enerji ihtiyaçlarının yüzde 44'ünü ekmekten karşılanıyor, tüketilen ekmeğin ise yüzde 87'si ise beyaz ekmek oluşturuyor</em>”.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bir tarafta gıda yetersizliği ve erişim sorunu bir taraftan Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP)in 2024 yılı Gıda İsrafı Raporu’na göre, her yıl dünya genelinde yaklaşık 1,05 milyar ton gıda tüketilmediği için veya sofralara ulaşmadan çöpe gitmektedir. Gıda güvencesinin sağlanması bakımından konun ciddiyetle ele alınması gerekir. UNEP 2022 Gıda İsrafı Endeksi Raporu’na göre ise Türkiye’de gıda israfı sorunu ciddi. Çoğunluğu evlerde (%60 kadar) olmak üzere kişi başı yıllık gıda israfı 102 kilogram olduğu rapor edilmiş.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yiyecek Var, Ancak Erişim Adil Değil</strong></p>

<p>Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) istatistiklerine göre Türkiye’de insanlar yazılı veriler üzerinde iyi besleniyor görünse de, bölgesel gıda dağılımına dair veriler yetersizdir. FAO’ya göre Türkiye nüfusunun ana enerji kaynağı ekmek (%44) ve diğer tahıllardır (%58). Bu durum, toplumun hayvansal protein kaynaklarına erişimde ciddi kısıtlılık yaşadığını göstermektedir.</p>

<p>TÜRK-İş’in Eylül 2025 verilerine göre, Türkiye’de açlık sınırı 27.970 TL, yoksulluk sınırı ise 91.109 TL’dir. Bu değerlerin altında gelire sahip olan büyük çoğunluk, yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır. TÜİK verilerine göre de her dört aileden biri, çocuklarının günde en az bir kez et, tavuk veya balık tüketmesini sağlayacak maddi imkâna sahip değildir.</p>

<p>Ekmek ve makarna ağırlıklı beslenme, hayvansal gıdalardan elde edilmesi gereken proteinlerden mahrumiyet anlamına gelmektedir. Çocukların beden ve zihin gelişimi; hafıza, algılama ve bilişsel yetenekleri doğrudan dengeli beslenme ile ilişkilidir. Bu bağlamda yalnızca ekmekle beslenen çocukların ülkenin sağlıklı geleceğine katkı sağlaması son derece güç görünmektedir.</p>

<p><strong>Veri ve İstatistiklerin Önemi</strong></p>

<p>Pandemi döneminde olduğu gibi, günümüzde de yeterli ve bütünlüklü verilerin toplanamaması, gıda güvenliği sorunlarının doğru analiz edilmesini zorlaştırmaktadır. FAO ve ulusal kurumlar, mevcut istatistikleri güncel ve şeffaf biçimde tutmak zorundadır. Aksi takdirde, gıdaya erişim sorunu yaşayan nüfusun gerçek durumu bilinmediğinden, çözüm politikaları da yetersiz kalmaktadır.</p>

<p>Gıda güvencesi konusu bir insan hakkı konusu olup ülkeler, vatandaşlarının beden ve ruh sağlığının korunması için beslenme, barınma ve eğitim alanında tüm kaynaklarını öncelikli olarak kullanmakla yükümlü olduğu bir durumdur. Devlet yapısı veya toplumsal sözleşmeler insanları bir arada iş ve işleyişleri koordineli olarak yürütülmesi için şekillendirildiler. &nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Sonuç olarak;&nbsp;</strong>Dünya Gıda Gününde insanlığın gıda güvenliği ve güvencesi sorunu çözülmüş değil. İnsanın tarım devrimi ile başladığı ve o zamana herkesin doğada yeteneğine göre avlayıp toplayabildiği kadarı ile beslendiği durumdan bugün istese de avlayamayacağı ve toplayamayacağı özelleşmiş yer yüzeyi durumuna geldi. Gıdaya üretimi teknolojik gelişme ile artı ancak dağılımı ve erişimi sorunu dengesiz ve adaletsiz bir konumdadır. Güç ve baskılar ile yer yüzeyinin parsellenmiş haliyle dünyada artan gelir dağılımı bozulmuş, açlıktan insanların öldüğü güvensiz güvencesiz bir duruma gelmiş görülüyor. Milyarların yetersiz beslenmesi ve gıdaya erişim sorununun beraberinde getirdiği, iç ve dış göçler, sosyal sorunlar dünyanın istikrarı içinde ciddi bir tehdit oluşturmaya başlamıştır.<strong>&nbsp;&nbsp;</strong></p>

<p>Gıda güvencesi, yalnızca açlıkla mücadele değil; aynı zamanda eşitsizliklerin azaltılması, sağlıklı nesillerin yetiştirilmesi ve sürdürülebilir kalkınmanın teminatı olarak ele alınmalı ve üst düzeyde önemler alınmalıdır. Kullanılan teknolojiye bağlı olarak gıda üretim, tüketimi ve dağıtımı dengesizliği kadar çok ciddi miktarda gıdanın çöplere gitmesi de azaltılması gereken bir önlemdir. Gıda güvencesi kadar gıda egemenliği de önemli bir konu olarak dünya çapında egemenlere bırakılmadan yerelden evrensele ele alınması gerekmektedir. Konu çok yönlü siyasi, eko-politik, teknik ve uluslar arsı boyutu olan bir konu. Önce insan sağlığı ve gıdaya temiz suya ve barınmaya erişim sağlanmalıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>16 Ekim 2025, Adana</p>

<p>NOT: Makalede kullandığımız görsel 2019'daki fiyatları yansıtmaktadır (BRTAJANS)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Oct 2025 12:32:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/05/prof-dr-ibrahim-ortas-1746957802.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DAĞLARCA \&#039;SEN GİTTİN GİDELİ\&#039; mektubu</title>
                <category>Alâettin Bahçekapılı</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/daglarca-sen-gittin-gideli-mektubu-97</link>
                <author>brtreklam@gmail.com (Alâettin Bahçekapılı)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/daglarca-sen-gittin-gideli-mektubu-97</guid>
                <description><![CDATA[DAĞLARCA \'SEN GİTTİN GİDELİ\' mektubu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alâettin BAHÇEKAPILI'nın mektubu<img alt="" src="/images/files/da%C4%9Flarca1.JPG" style="height:471px; width:595px" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Sevgili Dağlarca</strong>,</p>

<p>Şiirimizin doruğu,</p>

<p>“Şiir ormanının en heybetli ağacı.”</p>

<p>Yıllar sonra sesleniyorum size; en son 2007’de iki sözü üst üste koymuştuk; sonra yokolası ölüm girdi araya… Gerçi, her yıl gömütünüze geldim; bilmiyorum duydunuz mu yanıbaşında söylediklerimi, okuduklarımı… Duymadıysanız, anlatırım sonra…</p>

<p>Şimdi size “ses bayrağınızın” duyarlılığıyla yazdığım bu mektubu, allı turnanın kanadıyla göndereceğim gökyüzüne; ulaşacağını umuyorum; selam ediyorum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="/images/files/da%C4%9Flarca2evi.JPG" style="height:402px; width:598px" /></p>

<p><em>Dağlarca’nın Mühürdar’daki evi (Foto: A. Bahçekapılı)</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Sevgili Dağlarca, sizinle en son, 2007’nin Kasım ayında görüştük Kadıköy-Mühürdar’daki evinde; büyük coşku duyarak geldim sizinle söyleşmeye… Yüreğimin titremesi ayaklarıma da inmişti, anımsıyorum. Uzun uzun konuştuk… Öylesine uzun ki, yönettiğim <strong>Ataşehir Ev Kültür</strong> dergisinin ardı ardına üç sayısında toplam 16 sayfa tuttu… Söz aramızda <strong>Yaşar Kemal</strong>’i de çok şaşırttınız bunca uzun konuşmakla: O’nu da söyleşmeye ikna edebilmek için sizinkini örnek gösterince ve oylumunu belirtince “<em>Fazıl 16 sayfa konuşamaz</em>” dedi ve kahkahayı bastı. Yanımızdaki <strong>Osman Şahin</strong> tanığımdır. Neyse.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="/images/files/da%C4%9Flarca-alaettin3.JPG" style="height:403px; width:600px" /></p>

<p><em>Alâettin Bahçekapılı 4 Kasım 2007’de Fazıl Hüsnü Dağlarca ile</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>O söyleşinin sonunda “… <em>Adınızı taşıyan bu sokaktan, bu yalnız yaşadığınız evden bizi, bütün dünyayı aydınlatmaya uzun süre olanak bulmanızı dilerim. Burada gereksinme duyacağınız herhangi bir yardıma koşturmakta her an hazır olduğumu bilmenizi isterim. Bir telefon etmeniz/ettirmeniz yeterli</em>” dediğimde ev işlerinizi yapan <strong>Ömür Hanım</strong>’a döndünüz ve gözleriniz dolu dolu; “<em>Duyuyor musun Ömür, Alâettin ne diyor? Bana böyle bir şeyi, ömrümce kimse söylemedi. Telefonunu al, her an göreceğim bir yere koy.” </em>dediniz.</p>

<p><img alt="" src="/images/files/da%C4%9Flarca-aile4.JPG" style="height:390px; width:596px" /></p>

<p><em>Dağlarca’nın evinde duvarda asılı aile fotoğrafı…</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yanınızdan ayrılırken, kendimi dünyanın en yüksek doruğundan aşağılara doğru uçarcasına kayan bir kayakçı gibi duyumsadım. Ya da Nobel edebiyat ödülü almış gibi. Ancak, içim sızlamadı da değil. Bir gerçekliği, yaşama biçiminizi vurguluyordu dile getirdiğiniz son olgu… İnsanlar ve insanlık için yazmak, insandan uzak yaşamak, yalnızlığı seçmek. Demez misiniz <em>“Ilık bir su gibidir içimde yalnızlığım,/ Yalnızlığım, ruhumda uzak bir ses gibidir. / Her sabah ufuklardan mavi şarkılar gelir, / Ve her sabah ürperir içimde yalnızlığım.”</em> Bir de “<em>üşüyen ellerinizden birisinin tutmasını</em>” beklersiniz, ama bilirsiniz <em>“sizin gözlerinizin onları görmediğini.”</em> Evet “<em>Rüya rüzgârlarında bir yaprak yalnızlığım / Düşüncem bir neydir ki ürperir perde perde / Belki bu mısralarım esecek gönüllerde</em><em> / </em><em>Fakat herkese uzak kalacak, yalnızlığım.”</em> Bilinçli bir seçiş söz konusu. Ama içten içe bir “<em>bekleyiş</em>” de var. Az sonra anlatırım…</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Galiba, ne denli gayret gösterir, kurgularsak olmuyor; yaşamın her an’ı, her alanı planladığımız, tasarladığımız gibi olmuyor… Örneğin, siz, başka türlü bir ayrılış beklediniz, “<em>kalabalık</em>” olmayan, <em>“beyaz kefen giydirilmemiş</em>”, <em>“sallanmayan, vücudu yıkanmayan</em>” bir gidiş:</p>

<p><em>“Hangi mahallede imam yok, / Ben orada öleceğim. / Kimse görmesin ne kadar güzel, / Ayaklarım, saçlarım ve her şeyim. // Ölüler namına, azade ve temiz, / Meçhul denizlerde balık; / Müslüman değil miyim, haşa, / Fakat istemiyorum, kalabalık. / Beyaz kefenler giydirmesinler, / Sızlamasın karanlığım havada. / Omuzlardan omuzlara geçerken sallanmayayım, / Ki bütün azalarım hülyada. // Hiçbir dua yerine getiremez, / Benim kainatlardan uzaklığımı. / Yıkamasınlar vücudumu, yıkamasınlar, / Çılgınca seviyorum sıcaklığımı...” </em></p>

<p>Bu sizi sevenlere haksızlıktı. Nitekim öyle de olmadı…</p>

<p>Anlatayım:</p>

<p>15 Ekim 2008’de bize şiirlerinizi bırakıp gittiniz. 94 yaşındaydınız. Şiirinizin çekim ve kapsamıyla içte ve dışta çokça seveniniz birikmişti. Siz öyle olmasını istemeseniz de…</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="/images/files/da%C4%9Flarca-gunay5.JPG" style="height:399px; width:600px" /></p>

<p><em>Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay törende (Foto: A.Bahçekapılı)</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Sizin için 20 Ekim' de Kadıköy’deki Süreyya Operası'nda görkemli bir tören düzenlendi. Şiirlerinizin de okunduğu duygulu ve görkemli bir tören. Kültür ve Turizm Bakanı <strong>Ertuğrul Günay</strong> da o törendeydi: <em>"Dağlarca'nın açtığı yolda yeni şairler, genç şairler Türk diline sahip çıktıkça, Türkçe konuştukça, yazdıkça o aramızda ve başımızda dağ gibi hep böyle kalır"</em> diye konuştu.</p>

<p>Eleştirmen <strong>Doğan Hızlan</strong> ise "<em>Şiirin perisi varsa, o Dağlarca’dır. Dağlarca sadece Türkiye'yi değil, tüm dünyayı algılamıştır. Dünya şiirini ve Türkiye'yi anlamak isteyenler mutlaka Dağlarca’yı okumalıdır"</em> dedi.</p>

<p>Süreyya Operası'ndaki size veda törenine aralarında eski Genelkurmay Başkanı <strong>Org.Yaşar Büyükanıt</strong>, <strong>Yaşar Kemal</strong>, <strong>Ahmet Oktay</strong>, <strong>Cevat Çapan</strong>, <strong>Necati Güngör</strong>, <strong>Necati Tosuner</strong>, <strong>Osman Şahin</strong>, <strong>Hayati Asılyazıcı</strong>, <strong>Adnan Binyazar</strong>, <strong>Mehmet Başaran</strong>, <strong>Cahit Tanyol</strong>, <strong>Yalçın Küçük</strong>’ün de bulunduğu yazarlar, sanatçılar, sivil toplum kuruluşları ve siyasal partilerin temsilcileri katıldı.</p>

<p>Törende konuşan yazar, şair <strong>Özdemir İnce</strong> sizi <em>"Şiir ormanının en heybetli ağaçlarından biri"</em> olarak nitelendirdi ve <em>"Dağlarca'yı 50 bin kişinin uğurlaması, ölüm gününün yas ilan edilmesi ve bütün Türkiye'de bayrakların yarıya indirilmesi gerektiğini</em>” söyledi. Ben de katılıyorum bu önerilere…</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="/images/files/da%C4%9Flarca-cenaze6.JPG" style="height:484px; width:590px" /></p>

<p><em>(Foto: A.Bahçekapılı)</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Törenin ev sahipliğini Kadıköy Belediye Başkanı <strong>Av. Selami Öztürk</strong> yaptı; Mühürdar’daki evinizi “Gökyüzü Kitaplığı” yapılma koşuluyla belediyeye hibe ettiğinizi dile getirdi. Ayrıca, her karanlıktan çıkacak bir aydınlık yol olduğunu kendilerine öğrettiğinizi, her kelimenizin önceden planlanmış, zekice seçilmiş bir edebi eser gibi olduğunu vurguladı. Hasta yatağınızda dahi gündemi izlediğinizi, özellikle <strong>Cumhuriyet</strong> gazetesinde <strong>İlhan Selçuk</strong>'un köşe yazılarını sürekli okuduğunuzu vurgulayan Öztürk, Ergenekon davasında yargılandığı için İlhan Selçuk'un, törene katılamadığını belirtti. Öztürk’ün bu sözleri salondakiler tarafından uzun uzun alkışlandı.</p>

<p>Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim üyesi ve emekli Albay <strong>Kemal Sayaç</strong>'ın "Mustafa Kemal'in Kağnısı" şiirinizi okumasıyla sona erdi Süreyya Operası'ndaki tören. Sahnedeki tabutunuzun önünden saygı ile geçtik ve görevlilerce <em>“omuzlardan omuzlara geçirilirken sarsılmamanıza”</em> özen gösterilerek indirildiniz sahneden.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="/images/files/da%C4%9Flarca-bayrakli6.JPG" style="height:398px; width:585px" /></p>

<p>(<em>Foto: A.Bahçekapılı)</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Söğütlüçeşme Camisi'ne getirildiğinizde tabutunuzun başında yazar arkadaşlarınız, çok sevdiğiniz ve şiirinizin ana temalarından biri çocuklar saygı duruşunda bulundu.</p>

<p>26 Ağustos 1914’te İstanbul'da doğmuştunuz. Babanız Süvari yarbayı Hasan Hüsnü Bey'di. İlköğreniminizi Konya, Kayseri, Adana ve Kozan'da, ortaöğreniminizi Tarsus ve Adana ortaokulundan sonra girdiğiniz Kuleli Askeri Lisesi'nde tamamladınız (1933) Harp Okulu ikinci sınıftayken ilk kitabınız Havaya Çizilen Dünya’yı kendi olanaklarınızla yayımladınız.</p>

<p><em>Dağlarca subay üniformasıyla…</em></p>

<p><img alt="" src="/images/files/da%C4%9Flarca-subay7.JPG" style="height:422px; width:280px" /></p>

<p><em>(Evindeki duvardan…)</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>1935'te piyade subayı göreviyle Çıldır ve Aras’ta, Ağrı Dağı’nın sırtlarında Doğu hizmeti yaptınız, Orta Anadolu'nun, Trakya'nın pek çok yerini dolaştınız. Ordudaki hizmetiniz 15 yılı doldurunca, ön yüzbaşı rütbesiyle askerlikten 1950'de ayrıldınız. İki yıl Ankara’da Basın-Yayın Turizm Genel Müdürlüğü’nde, 1952-1960 yılları arasında Çalışma Bakanlığı'nda iş müfettişi olarak İstanbul'da çalıştınız.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Niye bu özeti yaptım; hem ordu mensubu olarak “daha sonra şiirlerinizin belkemiği olacak olan coğrafyanızın sınırlarını genişletme” olgusuna işaret etmek, hem de cenaze töreninize katılan eski Genelkurmay Başkanı <strong>Org. Yaşar Büyükanıt</strong>’ın anlattıklarıyla bağlantı kurmak için. Büyükanıt teğmenliği sırasında İstanbul-Aksaray’daki kitabevinizin vitrininde yayımladığınız "Karşı Duvar" dergisine yazı gönderdiğini açıkladı tören sırasında: "<em>O kimseyi taklit etmemiştir. Dağlarca’yı yaratmıştır. Şiir ve edebiyat sevgisi ağır bastığı için askerliği bırakmıştır, iyi ki de bırakmıştır. Dil bayrağı olan Dağlarca fiziki olarak bu dünyadan göçtü; ama, eserleriyle yepyeni bir Türk milleti doğacaktır" </em>dedi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="/images/files/da%C4%9Flarca-mustafaruhi.JPG" style="height:398px; width:598px" /></p>

<p><em>Necati Güngör, Mustafa Ruhi Şirin ve Ruhan Ertop tabutunuzun başında. (Foto: A. Bahçekapılı)</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Evladınız gibi sevdiğinizi bildiğim <strong>Ruhan Ertop</strong>, 1940’da kendi olanaklarınızla bastırdığınız ve sizi yazın dünyasıyla “kucaklaştıran” Çocuk ve Allah yapıtınızı ezberleyen kadim arkadaşım Mustafa Ruhi Şirin de konuştu Selamiçeşme Camisi’nde “taht misali o musalla taşı”nın üstündeki tabutunuz başında.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="/images/files/da%C4%9Flarca-hoca8.JPG" style="height:397px; width:593px" /></p>

<p>Sonra sizi, <em>“hülyadaki azalarınızın uyanmaması için sarsmadan</em>” Karacaahmet Mezarlığı'na getirdik. Dostlarınız, yakınlarınız ve sevenleriniz başucunda anılarını anlattılar, şiirlerinizi okudular. <strong>Egemen Berköz</strong>, <strong>Hüseyin Haydar</strong> ve <strong>Mustafa Ruhi Şirin</strong>'in okuduğu şiirler duygulu anlar yaşanmasına neden oldu. O sırada bir giziniz de açıklandı. Halkozanı bir dostunuza <em>"Ben ölünce, şu dizemi oku"</em> diyerek bir zarf vermişsiniz. Gömütünüzün başında açtık: "<strong>Bir gün önce gelseydiniz ne olurdu!”</strong> yazıyordu.</p>

<p>Bilinçli bir seçişle “<em>insanlardan uzaklığı, yalnızlığı</em>” yeğlediniz. Ama içten içe bir <em>“bekleyiş</em>” de söz konusuydu. İç acıtan.</p>

<p>Mezarına son toprağı attıktan, başucuna tükenmez kalemle adını, soyadını ve bizden ayrılış tarihini yazdığım tahta mezar başlığını yerleştirdim, içimde <em>“Bir gün önce gelseydiniz ne olurdu</em>!” dizeniz yankılanıyordu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="/images/files/da%C4%9Flarca-song%C3%B6rev9.JPG" style="height:191px; width:287px" /></p>

<p><em>A. </em><em>Bahçekapılı son görevinde…</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Sevgili Dağlarca, sizinle bizi bırakışınızın öncesinde, tam olarak 11 ay öncesinde yaptığımız oylumlu söyleşi sırasında<em>, “sesim/görüntüm kalacağına şiirim kalsın</em>” diyerek yanıtlarınızı sözcük sözcük yazmamı istemiştiniz, anımsıyor musunuz? Ses almamı, fotoğraf çekmemi pek istemediniz. Biliyordum, bu sizin temel bir tutumunuzdu. Yine de “kaburganızın altına” girmeyi, yani ilkenizi bir yana bırakmanızı sağlamayı, başardım; fotoğraf da çektim/çektirdim, ses de aldım. Başka türlü o oylumda bir söyleşi günler sürebilirdi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="/images/files/da%C4%9Flarca9.JPG" style="height:206px; width:274px" /></p>

<p>(<em>Foto: A.Bahçekapılı)</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Söylemek istediğim bu değil aslında: Siz yalnızlığı bilinçli olarak seçen biriydiniz; ama yine de <em>“bir gün önce gelseydiniz ne olurdu”</em> diyecek denli beklenti içindeydiniz. Buna dayanarak, beni ve öteki sevenlerinizi üzen, üzmekte olan bir hususa değineceğim; <em>“siz böyle olsun istemezdiniz /…/Gizli bahçenizde / Açan çiçekler vardı, /Gecelerde ve yalnız. /Vermeye az buldunuz / Yahut vakit olmadı”</em> (<strong>B. Necatigil</strong>) demeyeceğim doğal olarak. Söylemek istediğim şu: Biz insanlar, yeterince “vefa duygusu” içinde olan varlıklar değiliz galiba… Siz istemeseniz de, benim gönlüm sizinle ilgili etkinliklerin, anmaların dolup taşmasını bekliyor/umuyor. Ama öyle olmuyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="/images/files/da%C4%9Flarca-ozturk-atabek10.JPG" style="height:399px; width:594px" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em>Her yıl anılan Dağlarca’nın mezarında Kadıköy Bel. Bşk. Selami Öztürk ve dostum Dr. Erdal Atabek ile… </em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>1960’lı yıllardan beri sevgi çemberimin içinde hep yer aldınız. Şimdilerde arandığında internetin baş sayfalarında çıkan bir fotoğrafınızı da ben çekmiştim; Gezi Parkı’nın sonundaki otelin yanında. 1977’de.<strong> </strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="/images/files/da%C4%9Flarca1977-10.JPG" style="height:359px; width:590px" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Demem o ki, sevdiğim, saydığım şairlerimizin önde gelenlerinden biriydiniz. Nâzım Hikmet’i de çok severim, bilirsiniz. <strong>Ataşehir Ev Kültür</strong> dergim için çok uzun, ayrıntılı, içten söyleşimizi de<em> </em>Aralık 2007, Ocak ve Şubat 2008 sayılarında yayımladım. Tam 16 sayfa tutmuştu söyleşi. Sanırım en oylumlu ve en son söyleşilerinden biriydi. Bu söyleşiye 2015 yılında yayımladığım <strong>Gelincik Tarlası Gibi</strong> adlı kitabımda da yer verdim, 14 sayfa olarak.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="/images/files/da%C4%9Flarca-evinde11.JPG" style="height:400px; width:595px" /></p>

<p><em>Dağlarca ile Mühürdar’daki evinde…4 Kasım 2007</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>15 Ekim 2008’de bize şiirlerinizi bırakarak aramızdan ayrılmnızdan önce Kadıköy Mühürdar’daki evinizi “Dağlarca’nın Gökyüzü” adıyla gençlerin kullanımına açmak koşuluyla Kadıköy Belediyesi’ne bağışlamıştınız. Bu konu yargıya taşındı, sorunun çözülmesi bekleniyor.</p>

<p>Vefat ettiğinizde mektubumda yazdığım gibi, olabildiğince yoğun bir ilgi gösterildi; ancak sonraki yıllarda bu ilgiyi göremedik. <strong>Selami Öztürk</strong> ve <strong>Aykurt Nuhoğlu</strong> dönemlerinde Kadıköy Belediyesi’nin Barış Manço Kültür Merkezi ya da Caddebostan Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinliklerı ve mezarı başında anmaları oldu; bu anmalara Ataşehir Ev Kültür dergisinde yazan arkadaşlarımla, işte <strong>Necati Güngör</strong>, <strong>Mustafa Balel, Korkut Akın, Firdes Eren, Cem Gürdeniz, Dr. Sadreddin Apaydın </strong>ile katılım gösterdik. TRT’den arkadaşım <strong>Mustafa Ruhi Şirin</strong> de anmaların daha anlamlı olması için gayret gösterdi. 2012’deki bizim ekibin anmasına Şirin ile birlikte İstanbul Kültür ve Turizm Müdürü <strong>Prof. Dr. Ahmet Emre Bilgili</strong> de katıldı.</p>

<p>İlk 8 yılın mezar başı anmalarına ve etkinliklere bakıyorum; sanatçı, yazar kimlikleriyle öne çıkanlar arasında bir avuç insan var<strong>: Egemen Berköz</strong>, <strong>Selçuk Uluergüven, Öner Yağcı</strong>, <strong>Haydar Ergülen</strong>, <strong>Yasemin Arpa</strong>, <strong>Zafer Diper, Aydın İleri</strong>, <strong>Kadir İncesu</strong>, <strong>Hüseyin Alemdar</strong>, <strong>Erdoğan Ersever</strong>, <strong>Tekin Gönenç</strong>, <strong>Ertan Mısırlı</strong>, <strong>Erdal Atabek</strong>, <strong>Ahmet Soysal</strong>, <strong>Cuma Bolat</strong>, <strong>Salim Okumuş, Yeter Şahin, Yalçın Akçay</strong>, <strong>İsmail Aydoğmuş</strong>.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="/images/files/da%C4%9Flarca-mahzende12.JPG" style="height:312px; width:594px" /></p>

<p>Dostum <strong>Dr. Sadreddin Apaydın</strong>’ın kolaylaştırıcılığında bir anma etkinliği yaptığımızı da belirtmek isterim.</p>

<p>İstanbul Kuruçeşme’deki Mahzen’de Dünya Yazarlar Birliği (PEN) Türkiye Temsilcisi <strong>Tarık Günersel</strong>, <strong>Dağlarca ile </strong><a href="https://www.nadirkitap.com/daglarca-ile-soz-kuslarindan-kalan-parilti-yasemin-arpa-kitap14216931.html" rel=" noopener" target="_blank"><strong>Söz Kuşlarından Kalan Parıltı</strong></a> ve <strong>Dağlarca Burada</strong> adlarında iki kitabı bulunan yazar <strong>Yasemin Arpa</strong> ve dostum <strong>Öner Yağcı</strong> ile birlikte şiirlerinizi okuduk, sizinle ilgili duygu ve düşüncelerimizi nitelikli bir seyirciye aktardık 2012’deki o anmada.</p>

<p>Benim, “<em>Dağlarca ulusal şairimiz olmanın ötesinde uluslararası bir şairdir aynı zamanda</em>” değerlendirmemin de yer aldığı konuşmamın ardından Öner Yağcı “<em>Dağlarca’nın şiiriyle politika yaptığını, yayımlanan 130 kitabının ve 16 bin küsur dizesinin onu uluslararası yazın dünyasının zirvesine çıkardığını</em>” dile getirdi.</p>

<p>Gazeteci <strong>Yasemin Arpa</strong>, sizin kendi tercihinizle yalnızlığı seçtiğinizi belirterek “<em>yaklaşılması zor bir insandı; insan sıcaklığını dizelerine yansıtmayı tercih ederdi</em>” derken, PEN Türkiye Temsilcisi <strong>Tarık Günersel</strong> de sizin eleştirici tavrınızla genç şairlere yol gösterdiğinizi vurguladı.</p>

<p>Sanatçı dostlarımız <strong>Sevinç</strong> ve <strong>Ferda Ereren</strong> de ses-saz hünerleriyle katkıda bulundukları ve 5 saat süren bu anmalar bile giderek aranılır oldu...</p>

<p>Bu, benim içimde onulmaz bir yara açtı. O yüzden, “şiir düşünüp şiir konuşan, şiir yazan” size sevgimizi, bağlılığımızı, vefamızı göstermek için Ataşehir Belediyesi Kültür İşleri Müdürü <strong>Volkan Aslan</strong>’a öneri götürdüm. Sevinerek kabul etti. Onun kolaylaştırıcılığında 9. ölüm yıldönümünüzde hem mezarınız başında, hem de Ataşehir’de bir tören düzenledik. Ayrıca, bir hafta açık kalan “İsa Çelik’in Objektifinden Dağlarca Fotoğrafları” sergisi açtık. Sergide değişik zaman ve mekânlarda çekilen 36 fotoğrafınız vardı. Hep yalnız, hep uzak.</p>

<p><img alt="" src="/images/files/da%C4%9Flarca-isacelik.JPG" style="height:189px; width:280px" /></p>

<p><em>İsa Çelik, çektiği Dağlarca fotoğraflarından biriyle…(Foto: A.Bahçekapılı)</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="/images/files/da%C4%9Flarca-mezar%C4%B1nda13.JPG" style="height:312px; width:595px" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em>Dağlarca’nın mezarında…2017</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em>Karacaahmet Mezarlığı’ndaki gömütünüz başında yapılan anma törenine, Ataşehir Belediye Başkanı </em><strong><em>Battal İlgezdi</em></strong><em>’yi temsilen Kültür İşleri Müdürü </em><strong><em>Volkan Aslan</em></strong><em>, Neşet Ertaş Kültürevi Müdürü </em><strong><em>Hüseyin Dinçtürk</em></strong><em>, </em><strong><em>İsa Çelik</em></strong><em>, </em><strong><em>Konur Ertop</em></strong><em>, </em><strong><em>Ruhan Ertop</em></strong><em>, çalışma arkadaşlarım</em><strong><em> Firdes Eren </em></strong><em>ve</em><strong><em>Korkut Akın</em></strong><em>, dostlarınızdan </em><strong><em>Cemal Toprak, </em></strong><em>ressam </em><strong><em>Ruşen Eşref Yılmaz </em></strong><em>katıldık. </em></p>

<p><em>Burada yapılan konuşmaların ardından, Ataşehir’de panelin yapılacağı yere geldik. </em></p>

<p><em>Masanın üzerine eski-tarihsel bir radyo koydum ve seyircilere “bu paneli size Görsel Radyo biçemiyle sunacağım” dedim, bir düğmeye bastım, programın sinyali duyuldu. </em>Yıllar sonra, tam tamamına 23 yıl sonra bir radyo programı gibi panel hazırlamıştım.</p>

<p>Sizinle yaptığım söyleşide <em>“benim şiirim başka dillere çok kolay çevrilir, Nâzım’ınki çevrilemez”</em> demiştiniz. Bu sözünüzden yola çıkarak Fransızca, Almanca ve Romence’ye çevrilen şiirlerinizi, o ülkelerde yaşayan dostlarıma okuttum, yayına-gösteriye hazırladım.</p>

<p>Konuşmacı olarak, yazar-şair-akademisyen <strong>Hilmi Yavuz</strong>, edebiyat tarihi araştırmacısı <strong>Konur Ertop</strong>, yazar-şair, Çocuk Vakfı Başkanı <strong>Mustafa Ruhi Şirin</strong>, fotoğraf sanatçısı <strong>İsa Çelik</strong>, şair, 2015 Dağlarca Şiir Ödülü sahibi <strong>Ömer Erdem </strong>ile yakın dostunuz <strong>Ruhan Ertop</strong>’u davet ettim panele. Bir de eleştirmen-yazar<strong> Doğan Hızlan</strong>’ı<strong>.</strong></p>

<p>Etkinlikteki şiirleri Kanal D sunucusu, TRT’den arkadaşım <strong>Levent Bitecik</strong> sunacaktı. Fransa’dan <strong>Sevgi Türker Terlemez</strong>, Almanya’dan arkadaşım <strong>Selçuk Ülger</strong>’in yardımıyla Goethe Üniversitesi’nden <strong>Esma Hamurcu </strong>ile Romanya’dan şair <strong>Marian İlie </strong>sizin, yaşadıkları ülke diline çevrilen şiirlerinizi seslendirerek katıldı etkinliğe. Dostum Dr. <strong>Sadreddin Apaydın</strong> da Macarca’ya çevrili şiirleri okuyacaktı yurt dışından gelen uçağı rotar yapmasaydı.</p>

<p>Ruhi Su’nun seslendirdiği “Almanya’da Çöpçülerimiz” şiiriniz sunulurken salona giren çöpçü kıyafetli görevli büyük alkış aldı. Sürprizlerim bunlarla sınırlı değildi: <strong>Eşber Yağmurdereli</strong>’nin 1966’da bestelediği “Söyle Sevda İçinde Türkümüzü” şiirinizi sanatçı <strong>Melihat Gülses</strong>’in sesinden dinlettim, bu da ilk kez seyirci karşısına çıkan bir eylemdi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="/images/files/da%C4%9Flarca-panel14.JPG" style="height:448px; width:590px" /></p>

<p><em>Panelistler…</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Paneli açarken şöyle dediğimi anımsıyorum: <em>“TRT’de yıllarca Şef Prodüktörlük yaptım, ardından dergiler ve gazeteler için bunca söyleşi yaptım, Dağlarca’nın adı geçtiği zaman duyduğum heyecanı hiçbir zaman duymadım.</em>”</p>

<p>Davetli olduğu panele gelemeyen <strong>Doğan Hızlan</strong>’ı telefonla arayarak sesini yayına verdim. Hızlan sizin birçok kişiyi okumuş olduğunuzu, ancak yazdıklarınızda bu etkinin asla görülmediğini, sizin tek başına bir okul olduğunuzu<em> </em>vurguladı.</p>

<p>Şair-yazar-akademisyen <strong>Hilmi Yavuz</strong>’a verdim sözü: Sizin çok büyük bir şair olduğunuzu, 20. yüzyılın en önemli şairlerinden biri olarak genç kuşaklara öğretmenlik yaptığınızı, modern bir şair olduğunuzu, ayrıca bir destan şairi de sayılmanız gerektiğini<em> </em>vurguladı. Ayrıca çok şiir ve çok kitap yazdığınızı ancak bir tek kitabınızla, <strong>Çocuk ve Allah</strong> yapıtınızla anılıyor olmanızın sizin adınıza bir talihsizlik olduğunu belirtti.</p>

<p>Çocuk Vakfı Başkanı <strong>Mustafa Ruhi Şirin</strong> ise, sizin şiirinizin Anayasası sayılabilecek Çocuk ve Allah kitabındaki olsun, öteki kitaplarınızdakiler olsun, seslendiği çocukların yaşı bulunmadığını, “hiçbir ozan çocukların yolunu aydınlatamaz, şairlerin yolunu çocuklar aydınlatır” düşüncesinde olduğunuzu<em> </em>dile getirdi. Şiirlerinizin genellikle iç gövdenin şiirleri olduğuna, çocuk özneli şiirin kanonunu ortaya koyduğuna dikkat çeken Şirin, edebiyat kamu’sunun size mesafeli durduğunu, hakkınızda çok az yazıldığını oysa sizin bir yeryüzü şairi olduğunuzu da vurguladı.</p>

<p>Şirin’den sonra sözü edebiyat tarihçisi <strong>Konur Ertop</strong>’a verdim.</p>

<p><em>“1950’lerde ‘en tam edebiyat adamı’ diye bir kavram konuşulurdu. Günün neredeyse bütün saatlerinde, düşüncesi, yaratma gücü edebiyat dünyasına açık edebiyatçı demekti bu. Ataç, Sabahattin Eyuboğlu, Oktay Akbal bunlar arasında sayılıyordu. Dağlarca da böyle biri sayılmalı.” </em>diyerek başladığı konuşmasında Ertop, sizin yakından tanık olduğunuz, şiirlerinizde de ifadesini bulan toplumsal olaylar karşısındaki direngenliğinizi örnekledi. Ertop, size 1957 yılında tanıdığını, günün uykusuz geçirdiğiniz bütün zamanlarında hep şiir düşündüğünüze, “Erdede” karakterinin öyküsüne dikkat çekti. Ertop da özellikle son yıllarda yaşadığınız yalnızlıktan söz etti.</p>

<p>Şair <strong>Ömer Erdem</strong>, ölümünden sonra da şiir kitabı çıkaran bir şair olduğunuzu, uzayda kaybolmamak için kendi uzayınızı yarattığınızı; şiirlerinizde bir “Dağlarca mantığI”, bir “Dağlarca diyalektiğI” bulunduğunu belirtti. Şiirinizdeki milliyetçi, Kemalist söylemlerin köklerinin nerelere dayandığı konusunun tartışılması gerektiğini vurgulayan Erdem, “<em>Türkiye’deki siyasal kavgalar ve bu kavgaların temelindeki ideolojileri ithal buluyorum, çünkü bunların hiçbiri Türk düşüncesinin asıl kaynağı olan şiirsel düşünüşten neşet eden kavramlar değil bunlar. Bizim düşünce tarihimizin bir karakteristiği var, eğer bir düşünce Türkçe şiirden neşet etmemişse, dikkatle baktığımız zaman onun ithal bir karakterinin de olduğunu görüyorum, düşünüyorum</em>” dedi.</p>

<p>Fotoğraf sanatçısı <strong>İsa Çelik</strong>, sizinle olan yakın dostluğundan kalan anıları ve “insan” yönünüzü seyircilerle paylaşırken, aile dostunuz <strong>Ruhan Ertop</strong> da, görme yetiniz zayıfladığı için sayısı 200’ü bulan şiirinizi kendisine yazdırdığınızı, bunların bir kitapta toplanmasını arzuladığını dile getirdi. Ertop, “Beni Fazıl abiyle tanıştırdığı için Tanrı’ya şükrediyorum.”<em> </em>diyerek konuşmasını sonlandırdı.</p>

<p>Belgeselinizin, bestelenmiş şiirlerinizin, <strong>Firdes Eren</strong>’in fotoğraflarınızdan oluşturduğu videoların gösterildiğI, <strong>Levent Bitecik</strong>’in konu akışına uygun şiirlerinizi okuduğu panelin sonunda, öldükten sonra, mezar başında açılması koşuluyla bir dostunuza verdiğiniz zarfın içindeki notu açıkladım. O notta tek bir dize vardı: “<em>Bir gün önce gelseydiniz ne olurdu!” </em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="/images/files/da%C4%9Flarca-panel15.JPG" style="height:442px; width:598px" /></p>

<p><em>Panelistlere Volkan Aslan ve Hüseyin Dinçtürk çiçek sundu…</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu panelde yapılanlar, söylenenler çok özgündü ve ilk kez duyulan, duyurulan düşüncelerdi, diyebilirim, gurur duyarak. Panel 3 saat sürdü. Bitirmeseydim daha da uzayabilirdi. Panelistler olarak Ataşehir Belediyesi Kültür İşleri Müdürü <strong>Volkan Aslan</strong>’ın elinden çiçeklerimizi aldık, “eski yaşamlarımıza geri döndük.” Biliyorum birçok kişinin kulaklarında sizin sesiniz vardı: “<em>Bir gün önce gelseydiniz ne olurdu!”</em></p>

<p><strong>Victor Hugo</strong> bir mektubunda arkadaşına “<em>vaktim azdı, mektubum uzun oldu”</em> diye yazar. Bu mektup da uzun oldu. Ancak yazacak daha çok şey var.</p>

<p>Şiir kokan ellerinizden yakınlık tadıyla kalabalık kalabalık öperim.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Alâettin BAHÇEKAPILI </strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>NOT: Bu yazının ilk dört sayfası PAPİRÜS dergisinin Eylül-Ekim 2021, 33. sayısında yayımlandı</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 Oct 2025 11:49:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/01/alaettin-bahcekapili-1736590776.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gelecek Nesile Kahraman Olarak Kimi Anlatacaksınız?</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/gelecek-nesile-kahraman-olarak-kimi-anlatacaksiniz-96</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/gelecek-nesile-kahraman-olarak-kimi-anlatacaksiniz-96</guid>
                <description><![CDATA[Gelecek Nesile Kahraman Olarak Kimi Anlatacaksınız?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Turhan EYÜBOĞLU</p>

<p>"Bir ilin ve ilçenin ressamları, şairleri, yazarları, sanatçıları, doktorları, savcıları, hakimleri, avukatları, eczacıları, mimarları, mühendisleri, gazetecileri, öğretmenleri, zanaatkârları, üreticileri ve kitapçılarıdır gerçek kahramanları!" demişti bir arkadaşım.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Tarihini bile dizilerden öğrenmiş ve tarihi kişilikleri gerçek sanan, gerçekleri değil de duymak istediklerini duyduğu için mutlu olan, geleceklerini siyasilerin eline bırakmış, geleceği yok olmuş bir gençlik artık dolaşıyor il ve ilçenin sokaklarında!</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İnsanlık adına yaptığı hizmetlerden dolayı dünyanın saygın dergilerine ve gazetelerine haber olan, adı dünya tıp tarihine geçen Doktor Celalettin Algan'ın yılda bir dafa Maçka’da ve Trabzon’da gelecek nesile anlatımını yapamayanlar acaba gelecek nesile “kahraman” olarak kimi tanıtacaklar?&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Maçka’da ve Trabzon’da bu duyarsızlığı yapanlar insanlık ve tıp bilimlerinden vazgeçtim Afrika’nın Türk bayrağını gördüğünde bayrağa koşan o çocuklardan ve halkından hiç utanmayacak mı?</p>

<p>&nbsp;
<p><img alt="" src="/images/files/Dr_-Celalettin-Algan-Afrika.jpg" style="height:274px; width:400px" /></p>
</p>

<p>Trabzon’da Dr. Celalettin Algan’ın büstüne dahi tahammül edemeyenlerin ismi hiç anılmayacak ve yaşamı da acı içinde olacak. Ama Dr. Celalettin Algan’ın ismi Maçka ve Trabzon’da olmasa da dünya var oldukça tıp dünyasında ve Afrika’da hep anılacak.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Koskoca Afrika'nın ortasında Maçkalı bir Türk doktoru! Birleşmiş Milletler Sağlık Teşkilatı'ndan 1965 yılında almış olduğu bir öneri üzerine Türkiye'deki işlerini bırakıp el değmemiş, balta girmemiş ormanlara, Afrika insanlarının sağlığı için kendi sağlığını hiçe sayarak Afrika'ya gitti.&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="/images/files/Celalettin-Algan_.jpg" style="height:1084px; width:863px" /></p>

<p>Şimdi televizyonlarda acıyarak izlediğimiz ülkelerin halini gördüğümüzde insanlığımızdan utanıyoruz. O doktor, bu yoksul ülkelere bundan altmış yıl önce giderek yirmi yedi yıl sağlık getirmediği tek bir ülke kalmadan çalıştı. İnsanlarla tek tek ilgilenerek ve onları aşılayarak sağlığına kavuşturmak için bir ömür geçiren bu adamdan utanıyorum!</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Neden biliyor musunuz? Bu onurlu ve insansever kişinin adını Maçka'da ve Trabzon’da&nbsp; bir sağlık kuruluşuna dahi veremeyişimizden utanıyorum! Onu yeterince anlatamayışımızdan utanıyorum! Bir heykelini dahi yapamayışımızdan utanıyorum! Maçkalı'yı ve Trabzonluyu dünyaya tanıtıp dünyanın da bu kişi sayesinde Türk'ü tanıdığını yeni nesillere anlatamayışımızdan utanıyorum!</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu koca yürekli adam, Afrika'nın en ücra köşesinde bulunan köylerinde insanların karınca sürüsü gibi ölmesini engellemek için Karadenizli'nin zekasını ortaya çıkararak günde bin beş yüz Afrikalıyı aşılayarak dünyada bir ilki başardı. 'Bunu nasıl başardınız?' diye sorulduğunda 'Şoförlerden başlayarak yanımda bulunanlara aşı yapmayı öğrettim.' diye cevap verdi. Böylelikle bu uygulama Afrika'da bulunan bütün ülkelere yayıldı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kara Afrika'ya hayat veren Türk olarak dünya literatürlerine geçen ve Türk bayrağını Afrikalılara sevdiren ve ona "Cumhurbaşkanı ol!" dedirttirecek kadar sevilen 1976-1984 WHO Çiçek Hastalığı Endikasyon nişanı alan Celalettin Algan'ın yılda bir defa hayatını ve dünyadaki yerini anmak için toplantı yapmamız çok mu zor olur?</p>

<p><img alt="" src="/images/files/celalettinalgan-bust.JPG" style="height:585px; width:429px" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Biliyor musunuz biz ne zaman mı adam oluruz? Çocuklarımıza tüm dünyanın şapka çıkardığı doktorlarımızı, bilim insanlarımızı, sanatçılarımızı, şairlerimizi, ressamlarımızı, yazarlarımızı, kahraman olarak tanıtıp örnek almaları için heykellerini kentlerimize diktiğimiz zaman!</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Hiçbir şey yapamamanın utancında yaşarken bir şeyler yapacak yerde olanların utanmayışına hayret ediyorum!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Oct 2025 11:19:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sonbahar da giderken</title>
                <category>Alâettin Bahçekapılı</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/sonbahar-da-giderken-95</link>
                <author>brtreklam@gmail.com (Alâettin Bahçekapılı)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/sonbahar-da-giderken-95</guid>
                <description><![CDATA[Sonbahar da giderken]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Alâettin BAHÇEKAPILI</strong></p>

<p>İster sonyaz deyin, ister sonbahar; günler kısalıp mevsim yazdan kışa doğru koşuşturduğunda, çoğumuzun içini bir hüzün kaplar; öyle ya, yapraklar dallardan sararıp düşmektedir; "aşkımız gibi çöpçüler süpürmeden" altın sarısı kaplar yerleri, sokakları, ağaç altlarını... Sonyazda en çok da bu görüntü hüzünlendirir insanı, belki de korkutur; ölümü anımsatır...</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Aslında, "mutlak gelecek olandan" neden korkar ki insan... Kaçınılmazı kabullenmek, içselleştirmek bu denli zor olmamalı; hele dünyanın "binbir türlü gailesi" altında tükenmişliği, ezilmişliği yaşamaktan bıkmışsak, belki de kurtuluştur ölüm... O zaman ya ölümü içselleştireceğiz, ya da "asılacağız" yaşamaya. Yoğun geçirmediğimiz, ilgisiz kaldığımız, ihmal ettiğimiz günleri, ayları, yılları bir kez daha yaşayamayacağımıza göre, içinde bulunduğumuz an'ın değerini bileceğiz... An'la birlikte içinde yaşadığımız çevrenin/toplumun, hem geniş anlamda, hem dar. Ailemizin, komşularımızın, kentlilerimizin yakın uzak herkesin değerini daha bir öne çıkaracağız. Yoksa <strong>Behçet Necatigil</strong>'in o çok bilinen şiirindeki eleştiriyi göğüslememiz gerekir:</p>

<p><img alt="" src="/images/files/sonbahar2.JPG" style="height:221px; width:178px" /></p>

<p><strong>"Vakit Olmadı </strong></p>

<p>sevgileri yarınlara bıraktınız</p>

<p>çekingen, tutuk, saygılı.</p>

<p>bütün yakınlarınız</p>

<p>sizi yanlış tanıdı.</p>

<p>bitmeyen işler yüzünden</p>

<p>(siz böyle olsun istemezdiniz)</p>

<p>bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi</p>

<p>kalbinizi dolduran duygular</p>

<p>kalbinizde kaldı.</p>

<p>siz geniş zamanlar umuyordunuz</p>

<p>çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.</p>

<p>yılların telaşlarda bu kadar çabuk</p>

<p>geçeceği aklınıza gelmezdi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>gizli bahçenizde</p>

<p>açan çiçekler vardı,</p>

<p>gecelerde ve yalnız.</p>

<p>vermeye az buldunuz</p>

<p>yahut vakit olmadı."</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Alâettin BAHÇEKAPILI</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 11 Oct 2025 10:37:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/01/alaettin-bahcekapili-1736590776.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>2025 Yılı Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları Listesi Üzerine Değerlendirme...</title>
                <category>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/2025-yili-dunyanin-en-etkili-bilim-insanlari-listesi-uzerine-degerlendirme-94</link>
                <author>ibrahim@brt.com.tr (Prof. Dr. İbrahim Ortaş)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/2025-yili-dunyanin-en-etkili-bilim-insanlari-listesi-uzerine-degerlendirme-94</guid>
                <description><![CDATA[2025 Yılı Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları Listesi Üzerine Değerlendirme...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</p>

<p>&nbsp;
<p>&nbsp;</p>
</p>

<p><strong>Stanford Üniversitesi’nin 2025 Yılı Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları Listesi Üzerine Değerlendirme ve Türkiye Bilim İnsanları Açısından Anlamı</strong></p>

<p>Birkaç yıldır Stanford University ve Elsevier Yayın Evi tarafından düzenlenen Dünyanın İlk %2’lik Üst Dilimindeki Bilim İnsanları Listesi 2025 yılı verileri, “Ağustos 2025 tarihli standartlaştırılmış atıf göstergelerinin güncellenmiş bilim alanları ve yazar veri tabanları güncellemesi” başlığıyla yayımlanmıştır (<a href="https://lnkd.in/dbV9tcuu" target="_blank">https://lnkd.in/dbV9tcuu</a>).</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Dünya Üniversiteleri Eşit Olmayan Koşullarda Yarıştırılması Ne Kadar Gerçekçi?</strong></p>

<p>1983 yılından günümüze üniversiteler, on civarında uluslararası değerlendirme kuruluşu tarafından araştırma çıktıları (yayın sayısı, yayınların çeyreklik sınıfı, atıf sayısı, öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı, lisansüstü mezun sayısı, ödüllü bilim insanı sayısı, mezunların başka kurumlarda burs bulma oranı vb.) temel alınarak sıralanmaktadır. Ancak Stanford Üniversitesi’nin yaptığı çalışma, alanlar bazında ilk %2’lik etkili bilim insanlarını belirlemektedir.</p>

<p>Sıralama kurumları tarafından yaygın olarak kullanılan atıf ölçümlerinin her zaman gerçeği yansıtmadığı ve kimi zaman kötüye kullanılabildiği bilinmektedir. Stanford araştırma ekibi bu durumu göz önünde bulundurarak; “atıflar, h-indeksi, eş yazarlık ayarlı h-indeksi, farklı yazarlık pozisyonlarındaki makalelere atıflar ve bileşik bir gösterge (c-puanı)” hakkında standart bilgiler sağlayan, en çok atıf alan bilim insanlarının yer aldığı herkese açık bir veri tabanı oluşturduklarını belirtmektedir.</p>

<p>Seçim, c-puanına (öz atıflı ve öz atıfsız) veya alt alanda %2 ve üzeri yüzdelik dilime göre ilk 100.000 bilim insanına dayanmaktadır. C puanı, üretkenlikten (yayın sayısı) ziyade etkiye (atıflara) odaklanmakta; ayrıca ortak yazarlık ve yazar konumları (tek yazar, ilk yazar, son yazar) hakkında da bilgi içermektedir. Öz atıflı ve öz atıfsız ölçümler, atıf alan makalelere oranlarıyla birlikte verilmiş; ayrıca geri çekilen makaleler Retraction Watch veri tabanına göre belirlenmiştir.</p>

<p>Bilim insanlarının sınıflandırılması, Science-Metrix sistemine göre 22 bilimsel alan ve 174 alt bilim alanı dikkate alınarak yapılmıştır. Araştırmada, en az beş makalesi bulunan tüm bilim insanları için alan ve alt alana özgü yüzdelikler sunulmaktadır. Değerlendirme, hem “kariyer boyunca” hem de “yakın tarihli tek bir yılın etkisi” esas alınarak iki ayrı Excel tablosu şeklinde yayımlanmıştır.</p>

<p>Kariyer boyu verilerde 2024 yılı sonuna (1 Ağustos 2025 tarihli Scopus veri tabanındaki güncel atıf verileri esas alınarak) kadar olan döneme yer verilmiş; yıllık etki verilerinde ise yalnızca 2024 takvim yılı içindeki atıflar dikkate alınmıştır.</p>

<p>Stanford Üniversitesi tarafından hazırlanan bu listede, atıf, yayın ve etki faktörü gibi çok sayıda bilimsel göstergeye göre “Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları” arasında toplam 1.308 Türkiye adresli bilim insanı yer almıştır. Üniversiteler, üniversite hastaneleri ve bilim kurumları (örneğin TÜBİTAK ve araştırma enstitüleri) adresli toplamda 180 kurum belirlenmiştir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Çukurova Üniversiteli Bilim İnsanları ve Araştırma Alanları Sınırlı</strong></p>

<p>“Yaşam Boyu Başarı” listesinde, Türkiye’deki kamu üniversitelerinde görev yapan bilim insanlarının daha çok öne çıktığı görülmektedir. Türk bilim insanları arasında en üst sıradaki hocamız dünya genelinde 118. en alttaki hocamız ise 230.210. sırada yer almaktadır. Çukurova Üniversitesi yaşam boyu kariyer listesinde de 24 akademisyen ile temsil edilmiştir. 2’si Tıp Fakültesi, 2’si Su Ürünleri Fakültesi, 3’ü Ziraat Fakültesi, 4’ü Gıda Bilimleri, 5’i Temel Bilimler ve 7’si Mühendislik Fakültesi’nden araştırmacılardır.</p>

<p>Yıllık Etki Değeri kategorisinde ise üniversitemizde 17 akademisyen listede yer almıştır. Bu kategoride 3 Tıp Fakültesi, 2 Ziraat Fakültesi, 2 Su Ürünleri, 5 Mühendislik ve 2 Gıda Mühendisliği akademisyeni bulunmaktadır. Her iki listede birden yer alan 12 hocamız bulunmaktadır.</p>

<p>Üniversitenin 19 fakültesi içinde sınırlı fakültelerin dışındaki fakültelerin durumunu analiz edip, eksiklerini geliştirip daha fazla alanda temsiliyet sağlanmalı. &nbsp;&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Araştırma Kurumlarının Değerlendirmesinden Önce Bizlerin Kendi Önceliğimizi ve Hedeflerimizi Belirlemeliyiz</strong></p>

<p>Genel tabloya bakıldığında, teknolojik olarak gelişmiş ülkelerin milyar dolarlık araştırma bütçeleriyle rekabet etmenin artık mümkün olmadığı; bu nedenle ülkelerin kendi iç denetim ve araştırma stratejilerini geliştirerek nitelikli bilim üretimine yönelmelerinin zorunlu olduğu görülmektedir. Ülkemizin, küresel bilimsel gelişmelerden kopmadan, kendi bilim politikalarını ve stratejilerini işlevselleştirmesi en gerçekçi yaklaşım olacaktır. Zira dünyada gelişmenin ve kalkınmanın dinamosu bilimsel bilgi ve teknoloji üretimidir. Bu nedenle, yüzeysel bir rekabete girmek yerine, nitelikli bilgi üretimine yönelik yeni strateji ve paradigmalar geliştirilmelidir. Ayrıca, liyakate dayalı, bilimsel yetkinliği yüksek, yetişmiş insan kaynağıyla üniversitelerin yetkili organları birlikte çalışarak kurumlarının hedeflerini belirlemeli ve konumlarını sağlamlaştırmalıdır. Bütüncül bir bilim anlayışı ve planlama ile Türkiye üniversitelerinin kısa sürede hak ettiği yeri alacağına inanıyorum.</p>

<p>Yapılan bu çalışma, bilim insanlarının daha çok etkili yayın sayısı ve atıf alan yayınları üzerinden değerlendirildiğini göstermektedir. Ancak yalnızca atıf faktörüne dayalı bir sıralamanın, etkili bilim insanı olmanın tek göstergesi olmadığı kanaatindeyim. Nitekim (kendi ismimin her iki listede yer almasına rağmen), bu tür sıralamaların bazen başarılı çalışmalar yürüten ve proje üreten akademisyenleri de-motive edici olabileceğini düşünüyorum.</p>

<p>Çoğu araştırmacı yurt dışında etkili dergilerde yayın yapmış olup hâlen aynı yayınlar üzerinden atıf almaktadır; ancak bu durumun “yaşam boyu etkiyi” temsil edip etmediği tartışmalıdır. Ayrıca, atıf alacak nitelikte yayın üretebilmek; kurumun altyapı olanakları, proje bütçeleri, teknik personel kapasitesi gibi unsurlarla doğrudan ilişkilidir.</p>

<p>Dolayısıyla öne çıkan birçok bilim insanının laboratuvar olanakları, çalışan araştırmacı sayıları ve yayın performansları arasında güçlü bir korelasyon bulunmaktadır. Bu bağlamda, Türk bilim insanlarının dünya ölçeğinde rekabet edebilmesi için üniversitelerimizin gerekli maddi ve kurumsal desteği görmesi büyük önem taşımaktadır. Bununla birlikte, kişisel başarıları küçümsememek ve takdir etmek gerekir. Dileğim, üniversitemizden daha fazla hocamızın dünya çapında etki listelerinde yer alması ve nitelikli bilimsel üretimi sürdürülebilir kılmasıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>5 Ekim 2025, Adana</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Oct 2025 15:51:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/05/prof-dr-ibrahim-ortas-1746957802.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>\&#039;Sen Değersin\&#039; Şahinoğlu</title>
                <category>Alâettin Bahçekapılı</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/sen-degersin-sahinoglu-93</link>
                <author>brtreklam@gmail.com (Alâettin Bahçekapılı)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/sen-degersin-sahinoglu-93</guid>
                <description><![CDATA[\'Sen Değersin\' Şahinoğlu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Alâettin Bahçekapılı yazısı</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>“Kimi dağlar vardır, yaklaştıkça değil uzaklaştıkça büyürler bakanın gözünde ve gönlünde; ‘yitenin daha değerli olması’, halk deyimiyle ‘kaçan balığın iri olması’ gibi.</p>

<p>Doğada her varlığın bir boşluğu doldurduğuna, konumuna denk düşen bir ‘değeri’ olduğuna inanırım… İnsanlar arasında da bir ayrım yapmam bu anlamda. Her insanın belirli bir değeri vardır toplum içinde, yaşanılan bu atmosferde. Bu ‘insancıl’ yaklaşımın gizemine kaptırsak da kendimizi, yine de, eşitler arasında üstün gördüklerimiz, değerli bildiklerimiz de vardır kuşkusuz. Temeldeki eşitlik ve ‘aynı değerlilik’, ürettiklerinde, yapıp ettiklerinde, yaratıp başkalarının yararlanmasına sunduklarında ayrıştırıyor insanları: ‘Bilenle bilmeyen, görenle görmeyen, söyleyen-yazanla susan’ bir olmuyor.”</p>

<p>Bu satırları Trabzonlu ozan, yazar, ressam <strong>Bedri Rahmi Eyuboğlu</strong>’nun ölüm yıldönümünde <strong>Kıyı</strong> dergisinin 198. sayısında yazmıştım 2007’de. O yazıyı, sevgili ozanın bir yakınmasıyla bitirmiştim. Şöyle diyordu Bedri Rahmi: <em>“Biz Anadolu çocukları, Trabzonlular, Erzurumlular, Sıvaslılar, Adanalılar… Bütün illerimizin okuma yazma, yükseköğretim basamaklarına tırmanma fırsatı bulan aydın çocukları!.. Bizler memleketimizden bir çıkmış bir daha ya kısmet, eğer devlet baba bizi doğduğumuz yerlere, kaymakam, savcı, doktor, vali, mebus olarak yollamasa yok mu; doğup büyüdüğümüz toprakları arayıp sormak hak getire!...</em></p>

<p><em>Diyeceğim şu ki dostlar, bizler memleketten bir çıktık mı pir çıkıyoruz. Peki memleketin aydın çocukları birbiri arkasından İstanbul’a, Ankara’ya yerleşirse o güzel yapıları kim kuracak? Trabzon’un Maçka ilçesinde doğmuş aydın, Maçka’ya ömrü billah uğramazsa piyanoyu Maçka’ya kim götürecek? Kim çalacak, kim oynayacak?” </em></p>

<p>Bedri Rahmi’nin sözünün üstüne söz söyleyecek değilim; ne haddime… Ben başka bir kulvardan at koşturmak istiyorum…</p>

<p>Her insanın toplumda bir “değerinin” olduğu inancımdan yola çıkarak, ister doğduğu topraklara aydın olarak “ayak izini”, emekçi olarak alın terini bıraksın, ister doğduğu topraklarda doymayanlardan olsun, “kalkıp göç eylediği” gurbet ellerinde yaşamaya mahkûm “gurbet eli mesken tutsun”; anlatacak bir macerası, yaşanmışlığı, söze-sözcüklere dökecek bir birikimi vardır, demek istiyorum. Bu yaşanmışlıkların, bu birikimlerin (eski deyimle tecrübelerin) mutlaka kayıt altına alınmasını, bugünkü ve gelecek kuşaklara böylece yol gösterilmesini yararlı görüyorum.</p>

<p>Yaşadığımızda ister başarı olsun, ister başarısızlık alınacak bir dersi vardır diye düşünüyorum. Herkesin elindeki tuğlayı, bir öncekinin tuğlasının üstüne koymasıyla ulaşılabilir daha yükseğe, daha olumluya, daha güzele… Yoksa, öteki türlüsü “her gün Amerikayı yeniden keşfetmeye” zorunlu kılar insanı.</p>

<p>Böyle düşündüğüm için, hangi işi yaparsa yapsın, hangi aşamalardan geçerse geçsin, ister okumuş-yazmış olsun, ister aydın, ister meslek sahibi emekçi, herkesin yaşadıklarını, gördüklerini, geçirdiklerini, öğrendiklerini mutlaka, ama mutlaka kayıt altına almasını dilerim, öneririm, özendiririm.</p>

<p>Böylesi bir özendirmenin ortaya <strong>çıkardığı “Sen Değersin” Selahattin Şahinoğlu’nun Yaşadıklarından Görseller, Anılar </strong>kitabına getirmek istiyorum sözü.</p>

<p>16 yaşındayken Trabzon’un Maçka ilçesinin Soldoy (Sevinç) Köyü’nden İstanbul’a doğru yola çıkmış, pantolonu dizlerinden yamalı, ceketi bedenine dar gelen bir çocuk, biraz genç delikanlı <strong>Selahattin Şahinoğlu</strong>. Gurbete ilk çıkışı… O zaman bilmiyor doğal olarak, gurbetin vatan olacağını… “Yüreği cesur; ama yine de ürkek, meraklı… Aynı zamanda, başarıya sevdalı. Kendi kararı değil; ama olsun çıkmış artık yola, önünde bilinmezler var; ama içinde ümitler, ümitler…”</p>

<p>Böyle başlayan bir gurbet macerasıdır yaşadığı… İstanbul gurbetinde karıştı çoluk çocuğa, erişti çıraklıktan ustalığa, küçük bir atölyeden fabrika sahibi olmaya, mağazalar açmaya, emek vermek metale, ekmek vermek çalışanlarına…</p>

<p>2013’te eşine armağanı “Bir Yastıkta 50 Yıl” töreninde önermiştim kızlarına, yeğenine: “<em>Selahattin Ağabey 75 yaşına dek, çok yollar aşındırmış, mesleğinde zirveye çıkmış, birikimi var, bunları, yaşadıklarını anlattırıp kâğıda dökmelisiniz</em>.” Ardından <strong>Behçet Necatigil</strong>’in çok sevdiğim “Sevgilerde” şiirini okumuş ve <em>“sonra umduğunuz geniş zamanlar bulamayabilirsiniz, en kötüsü ‘vakit olmadı’ diye hayıflanırsınız</em>” demiştim.</p>

<p>İyi ki önermişim, özendirmişim…</p>

<p><img alt="" src="/images/files/sahino%C4%9Flu1.JPG" style="height:238px; width:502px" /></p>

<p>Bu yılın başında, bilgisayarıma döküldü metinler, fotoğraflar… Gömü bulmuş gibi sevindim. Selahattin Ağabeyin kızları <strong>Sonay Aydın</strong> ve <strong>Nuran Şahinoğlu Çokay</strong> ile yeğeni <strong>Gülşen Bahçekapılı</strong> bir not da eklediler dosyalara: “<em>Alâettin Ağabey, eksiğini tamamla, fazlasını törpüle, bize size yakışır bir kitap olsun.” </em></p>

<p>Şimdi bu 180 sayfalık, kalın ciltli, tümü renkli kitap elimizde: <strong>“Sen Değersin”</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="/images/files/sahino%C4%9Flu-ekip.JPG" style="height:301px; width:497px" /></p>

<p><em>(sağdan) Nuran Şahinoğlu Çokay, Alâettin Bahçekapılı, Gülşen Bahçekapılı, Sonay Aydın kitap çalışması sırasında</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>"Sen Değersin" BRT Yayınları’nın 32. kitabı.</p>

<p>Kitap, Rumi’nin <em>“Nereye demişler dervişe/ Bilmem ki demiş, gidiyorum öyle çiçekleri ezmeden/ Evvelden, ezele.”</em> dizeleriyle başlıyor ve gerçekten “evvelden, ezele” bütün süreçleri anlatıyor Selahattin Şahinoğlu’nun ağzından. Orada da kalmıyor, çocukları, torunları, damatları, yakınları, iş yaptığı insanlar, akrabaları tek tek duygu ve düşünceleriyle varsıllaştırıyor kitabı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="/images/files/sahino%C4%9Flu2.JPG" style="height:233px; width:499px" /></p>

<p>Daha fazlasını yazmakla kitabın gizemini bozarım diye korkuyorum.</p>

<p>Ancak, mutlaka söylemeliyim:</p>

<p>Doğada her varlığın bir boşluğu doldurduğuna, konumuna denk düşen bir ‘değeri’ olduğuna inanırım… İnsanlar arasında da bir ayrım yapmam bu anlamda. Her insanın belirli bir değeri vardır toplum içinde, yaşanılan bu atmosferde.</p>

<p>Bu değeri “vakit varken” dile getirin. Bu kitap böyle gerekli bir özgörevi yerine getiriyor: “Sen Değersin” Selahattin Şahinoğlu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em>“Sen Değersin” Selahattin Şahinoğlu’nun Yaşadıklarından Görseller, Anılar, Hazırlayanlar: Sonay Aydın, Nuran Şahinoğlu Çokay, Gülşen Bahçekapılı, Alâettin Bahçekapılı, BRT Yayınları, Mart 2020, 180 sayfa, renkli, ciltli</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><em>Bu yazının birinci yayımı: 8.10.2020, </em></strong><a href="www.habercigazete.com" rel=" noopener" target="_blank"><strong><em><u>www.habercigazete.com</u></em></strong></a></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu yazı için yapılan yorum:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em>Daha önceleri dergi yazılarıma, İlk çıkan kitabıma verdiği büyük desteğiyle ve e-posta yoluyla yolladığı yüreklendirici sözleriyle tanıdığım, ardından 2014’teki kitap fuarı döneminde İstanbul’da Kucaklaştığım ALÂETTİN BAHÇEKAPILI ağabeyim, durmaksızın üretmeye ve elini dokunduğu her şeyi güzelleştirmeye son hız devam ediyor.</em><br />
<em>Yazarlığına, insancıllığına, dostluğuna, tükenmez yaşam enerjisine yazacak övgü kelimeleri bulamadığım, yüreği insan sevgisi dolu ağabeyimin yitmiş değerlerimize sunduğu vefa doluluğa ve emeğine, yüreğine sağlık!</em><br />
<em>Çöp kutusuna attığı yazı taslakları bile okunmaya, kitaplaşmaya değer niteliktedir. Yazarlıkta ve yayıncılıkta tükrüğü koyulmuş yetkin bir insandır ALÂETTİN ağabeyim.</em><br />
<em>Ne mutlu bana böyle üretken bir aydınımıza ağabey deme onuruna eriştim.</em><br />
<em>“SEN DEĞERSİN kitabının BRT Yayınlarından çıkmış olması, ilgiyle okunacak değerde olmasının kanıtıdır.</em><br />
<em>ALÂETTİN ağabey, sesiniz hiç kısılmasın, çünkü senin bu gür sesin hep güzellikleri çağıran, çoğaltan ve bizlere ulaştıran bir dostun sesi…</em></p>

<p><strong>Selçuk Ülger, 9.10.2020, Almanya</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Oct 2025 12:47:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/01/alaettin-bahcekapili-1736590776.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Maçka\&#039;da Yaşamak Zordur!</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/mackada-yasamak-zordur-92</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/mackada-yasamak-zordur-92</guid>
                <description><![CDATA[Maçka\'da Yaşamak Zordur!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Turhan EYÜBOĞLU</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Çocukluğunuzun</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545"> ge</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">çtiği yerler ister kabullenin ister kabullenmeyin her zaman sizin unutamayacağınız anılarınızın içinde yer alacaktır. Zaman ilerleyip anıları düşünmeye başladığınızda bazı açıklanamayacak nedenlerden dolayı ayaklarınız sizi götürmese de duygularınız sizi oraya götürecektir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Hangi zaman olur bilemezsiniz; ama inanın o zaman geldiğinde dalar dalar gidersiniz oturduğunuz pencereden dışarıya bakarken, bir şey okurken veya televizyonda bir şey seyrederken!</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Maçka zordur; yaşaması zordur! Emek ister, fedakârlık ister, aşk ister; en önemlisi de özlem ister! Şimdiki yaşama bakanlar bunu anlayamaz! Anlamasını da beklemem; ancak bunu anlayacak yaşta olanlar benim ne demek istediğimi anlayacaklardı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">r!</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Şimdi o zamanlardan size bir yaşanmışlık anlatmak isterim. Fakirlik var, yoksulluk var! En önemlisi de o zamanki doğa şimdiki gibi yumuşak değ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">il! Do</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ğanın hışmından kurtulmak iç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">in ne g</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">üçlü yapın ne de bir aracı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">n var!</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ekilen tarlalar senin geleceğin diye düşünürsün! Bu kış rahat etmenin huzuruyla yatarsın duvarından rüzgârı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">n ge</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">çtiği evinde! O akş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">am, o </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">çekilmez rüzgâr ne tarla bırakı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">r ne de ba</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ğ! "Bundan kurtuldum!" diye düşünürsün; ancak evin çatı kalaslarının acı acı sesinden anlarsın üstündeki damın seni terkettiğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ini!</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bu da yetmezmiş gibi yeni kestiğin ç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ay</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ırı tıka basa doldurduğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">un mere</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ğin parçalanma sesini duyarsın ineklerin korkulu bağrışlarının arasından! Ne yapacağını şaşırırsı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">n! D</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ışarı çı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ksan dam</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ı uçuran rüzgâr sana ne yapmaz ki diye gelir aklı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">na!</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bir kuluçkanın yavrularını altına aldığı gibi çökersin yavrularının başına, kaparsın gözlerini! "Ne yaptım Allahım sana?" diye düşünür sabahı yapmaya çalışırsın o korku saatleri içinde!</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">İşte o saatlerde nereden aklına gelmişse birden askerde arkadaşının sana dediği sözler gelir aklına. "Biz tarlamızı eker; hem yeriz hem de para kazanırız." diye. "Nedir bu çektiğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">im? Yeter Allah</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ım yeter!" diye aklından geçirirsin sabah olana kadar. Komşun geldiğinde gözyaşlarını saklarsın! Ne kadar saklarsan sakla o komşun da senden beter olmuştur o korkunç rüzgârda!</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Sabah olmuş, rü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">zgâr b</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ütün hırçınlığını alıp gitmiştir bir savaş </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">arabas</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ı gibi!</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Artık üç çocukla kalmışsındır çökmüş mezara dönmüş köyü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">nde! T</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ürkiye'nin ovaları gelir aklına! "Her yerde mahsul çoktur; bizde ise dereler!" diye geçirirsin aklından. Yaz geldiğinde yağmur, kış geldiğinde rü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">zgâr b</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ırakmaz yakanı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">! </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">İçinden "Bir tek çaresi var; çıkalım, terkedelim atamı!" dersin.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">"Bize yol gö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ster Allah</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ım!" diye konuşursun kendi kendine. Köyü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">n manzaras</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ı kıyameti andırır karşında. Artık uzun zamandır evde konuştuğun ama karının bir türlü istemediğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">i gurbet, do</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ğal afetle görev haline gelmiştir. Ertesi sabah erken kalkmış, bavulunu hazırlamış, içine beyaz gömleklerini yerleştirmişsindir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bakkala borç vardır! Mecburi gurbete gideceksindir! Ancak bunu birbiri arkasından doğmuş çocuklarına anlatamazsın. Bavulun elinde evden, köyden, Trabzon'dan çıkmışsındır. Göçmen kuşların otomatik olarak rotalarını bulmaları gibi artık İstanbul'dadır köyden çıkanlar.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Her </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">çarşamba, pazara inenler İstanbul'dan muhakkak haber almak iç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">in u</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ğranacak yerlere uğrarlar. Orada öğrenir komşusunun kocasının İstanbul'da evlendiğini. Yol boyu gözyaşını tutamaz; ancak komşusuna da diyemez kocasının evlendiğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ini! "</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Öbür haftaya gelecek!" diyerek yollanan parayı komşusuna verir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Kadınların köyde çilesi çoktur. Tarla ayıklanacak, kış geldiğinde sobada odun yakmak iç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">in da</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ğın tepesinden odun yapılacaktır. Evinde kimse yoktur; zira beşiğinde uyuttuğu çocuğu uyansa da üç saat ağlayacaktır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">İşte Maçka, bu yaşamlara çok şahit olmuştur. Bakın bu yaşamı Maçka'nın otantik müzik sanatçısı </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Saffet Gen</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ç nasıl türküye döktü.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545"><img alt="" src="/images/detay/SaffetGenc-MackaTV.jpg" style="height:1200px; width:1041px" /><em>Foto: A.Bahçekapılı (MaçkaTV'den-5,10,2025)</em></span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Sabahlan gideceğum hazırla bavulumu</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bavulumun içine yerleştir gömleğumi</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Sabahlan erken kalktım herkes bana bakayi</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Çoluk çocuk etrafta hüngür hüngür ağ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">lay</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ı</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Güya sofra kurulur yemeği yiyeceğum</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Borcum vardır mecburi gurbete gideceğum</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ağlama e uşağım ben gene geleceğum</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Çıkıyorum gurbete kazanmak iç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">in para</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bu bizim köyler benzer aynı çökme mezara</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Millet da habu yüzden neler çekeyi neler</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Her yerde mahsul çoktur bizim burda dereler</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Yükledum gaturumi dü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ze inerum d</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">üze</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bu dediğim türküler şaka gelmesin size</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">stadım Saffet Genç, eski yaşamı bilmeyene şaka gelecektir! İyi ki varsınız da bu tarihi yaşamları türkü ile bize ulaştırıyorsunuz. Sizinle gurur duyuyorum.</span></span></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Oct 2025 12:41:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni Akademik Yıla Başlarken</title>
                <category>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/yeni-akademik-yila-baslarken-91</link>
                <author>ibrahim@brt.com.tr (Prof. Dr. İbrahim Ortaş)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/yeni-akademik-yila-baslarken-91</guid>
                <description><![CDATA[Yeni Akademik Yıla Başlarken]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h1>Yeni Akademik Yıla Başlarken, Üniversite, Akademisyenlerin Rolleri Üzerine Notlar</h1>

<p>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</p>

<p>&nbsp;
<h3>Yeni Dönemin Yeni Eğitim Gereksinimleri</h3>
</p>

<h3>Yeni Akademik yıl başlarken genelde bir durum analiz yaparım. Üniversitelerin sorunları altyapı, akademik, yönetsel ve eğitim sorunları artıyor. Bu yıl bilinen sorunlara değil, çağın önümüze koyduğu zorunlu paradigma değişimi konusu olan üniversite ve akademisyenlerin teknolojinin zorunlu olarak ortaya koyduğu yeni eğitim konusu. Aslı Tunç’un Medyascope. TV’deki ‘<em>Yeni akademik yıla başlarken: Bir hocanın kendine notları’</em>&nbsp;başlıklı yazısını (<a href="https://medyascope/" target="_blank">https://medyascope</a>. tv/2025/09/28/asli-tunc-yazdi-yeni-akademik-yila-baslarken-bir-hocanin-kendine-notlari/) okuyunca geçmiş yıllarda yaptığım gibi üniversitelerin devasa sorunlarını sırlamak yerine, çoğunluğu yıllarca üniversite hayali ile gece gündüz test çözerek kendine gelecek-iş kapısı olarak gördükleri üniversite ortamına ayak basan öğrencilerimiz için üniversitenin liseden farkını ve öğretim üyesi ile öğretmenin farkını anlatmanın daha yararlı olacağını düşündüm. Edindiğim tecrübe yeni öğrenciler lisedeki gibi hocaların ders işlemesini bekliyor. Yıllar öncesinden üniversiteye yeni başlayan öğrenciler için yazdığım “üniversite başlayan gençler nasıl başlamalılar” yazımı internet ortamında bulabilirsiniz. Ancak son birkaç yıldır hepimizin yaşamına ve işine akılı makinler, yapay zekâ, makine öğrenmesi ve ChatGPT aniden hepimizin yaşamına her alanda girdi. Artık “Google babaya” danışan yok. ChatGPT ile olmadığı gibi, onsuzda olmuyor.</h3>

<h3>Çağın önümüze koyduğu teknolojik gelişmeler gereği olarak insanlar insanları harfli tanımlamalar ile kuşaklar farklılığı olarak ayırıyorlar. Çok fazla katılmadığım y, x, z, kuşağı gibi kavramlarından çok insanın doğasının ve beklentisinin ayını oluğuna, ancak zaman içinde gelişen teknolojik kolaylıkların insan sunduğu yeni ortama erken uyum sağlayan veya sağlayamayan olarak tanımlayanlardanım. Genelde her gelişim evresinde bir yere ulaşma ve iş tutma becerilerinin değiştiğini ve farklılaştığını düşünüyor ve gözlemliyorum. Hedef koyma, hedefe ulaşmada uygulanan teknikler ile kişinin kendi hayatta hazırlama veya birlikte hazırlanması durumları çağsal farklılık yaratıyor olabilir görüşüne sahibim.</h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Lise ve Üniversite Farkı Nedir?</strong></p>

<p>Her dersin ilk haftasından öğrenciler ile tanışmada heyecanlı, meraklı, endişeli farklı kaygıları olan öğrencilerin genel durumlarına göre bir iki öneride bulunurum. &nbsp;Hoca olarak yeni yüzler ile karşılaşmak bizde de duruma uygun yeni heyecan oluşmuyor değil. Az da olsa potansiyeller beli olur. Genelde kişilerin sorumluluklarının farkında olup olmadığını ölçmeye çalışırım. Ortalama dikkat süresinin 8 saniye indiği, gece geç vakitlere kadar uyuyamayan, gündüz derse uykusuz ve yorgun gelen, ancak akılı cep telefonlarının elinden düşürmeyen, kalemsiz ve deftersiz öğrencilere nasıl bir ders anlatılır konusu hep analiz ettim. Bazen hoca olmanın verdiği sorumluluk öğrencileri ciddiyete davam ettiğim olmaktadır. Bu çağın gençlerinin zorlamaya gelmediklerini görüyoruz. Buna rağmen nitelikli eğim almak üzere üniversiteye bile isteyerek tercihen gelen gençlere nasıl bir yöntem ile zihinlerde yeni pencere açacak farkındalık yaratabilirim? soruma halen tam karşılık bulduğumu söyleyemem.</p>

<p>Lisede belirli bir müfredata göre her okulda herkes ayını dersi programa göre verilir. Tabii lisede de hocanın anlatımı öğrenciyi derse konsantre etme ve onlarda bazı önemli konuları kazandırması önemli. Ancak üniversitede dersler adları da aynı olsa, hocaların araştırma konuları ile edindiği bilgilerini aktarım yöntemleri farklı olmaktadır. Yetkin hocalar, öğrencinin sanal dünyada internet ortamında öğrenmediği yeni bir bakış açısı, yaratıcılığı geliştirme, ilham verme gibi yeni bir entelektüel yolculuk için yeni pencerelerin varlığını kendilerine kazandıracakları konusunda farkındalık yaratmak zorundalar.</p>

<p>Lisedeki bilgi aktarımından çok üniversite bilinmeyeni araştırı ve ürettiği bilgiyi tartıştırır. Kişinin sistematik düşünme ve bilgiye ulaşma özelliği kazandıran özerk ortamlarıdır. Üniversitenler arasındaki farklardan biri de üniversitelerdeki sahip oluğu evrensel düzeyde nitelikli bilim insanı gücü sahip olup olma(ma)larıdır. Üniversitede sunulan ortam kadar, belki de daha fazlası öğretim üyesi olarak sizin öğrendiğinizden daha fazla ne sunabilir arayışı içinde olmasıdır. Ancak şunu biliyorum; üniversiteden çoğu zaman ek ders, çoğu zaman hoca olmadığı için zorunluluktan her ders verilir çağından değiliz. Çünkü hocanın anlatacağından daha fazlası artık öğrencin parmaklarının ucunda. Hem de çok daha geniş bilgiler ile.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Bilgiye Ulaşma Kolaylaştı, Akademisyenlerin Ders İşleme Yöntemi ve Rolü Değişti mi?</strong></p>

<p>Geçmişe kıyasla bilgiye, materyale ve ortama erişimin kolaylaştığı dünyasına bilim insanları ve üniversite hocaları çağa kendilerini nasıl geliştirerek hazırlanmalı? Yabancı dil bilmek önemli ancak çeviri programları zorunlu ihtiyaçları gideriyor. Literatüre birkaç kanaldan ulaşılıyor. Küçük bir-iki program bilgisi ile veri analizleri yapılabiliyor. Bilgiye yer yüzeyinin her yerinde anlık ulaşımın sağlandığı, anlık çevrim için eğitimin kıtalararası olarak yapıldığı çağda artık fiziki mekânların önemi de yavaş yavaş yerini “çevrimiçi” eğitime geçtiği artık kaçınılmaz gözüküyor. Ancak öğrencinin bu bilginin ötesine nasıl geçileceği, eksikleri görebilme, kritik edebilme ve tartıştırma işi konuları daha önce çalışmış, bilgi üretmiş hocanın sağlayacağı bir konu. Ancak yeni bir analiz söz konu olduğunda bilgi sahibine gereksinim duyulmaktadır. Sanırım artık öğrenciler böyle hocaları aramak durumundadırlar. Batıdaki öğrenciler ders seçiminde hocaya da bakıyorlar. Artık, dersleri erken bırakan, kimseye karışmayan, bol not veren değil, kendisine bir şey katan ders ve hoca seçme dönemi geldi ve geçiyor. &nbsp;</p>

<p>O zaman Aslı Tunç’un önerisinde belirttiği gibi akademisyenler, “Öğretim yöntemlerini sürekli güncellemek, dijital araçlarla barışık olmak, öğrencilerle sınıf içi etkileşim yollarını açmak, kapsayıcı ve özgürleştirici bir ortam sunmak ve heyecanını asla yitirmemek” gerekir. Günümüzün karmaşık enformasyon baskısı altında akademisyenlerin temel ilkeleri farklı bilgi birikimi sunumu yanında her döneme heyecanla öğrencileri ve üniversite ortamını özgürleştirerek, sorgulayarak bilgi üretmeli ve paylaşmayı hedeflemeli.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yeni Çağda Akademisyeneler Nasıl Öğretmeli?</strong></p>

<p>Bu bağlamda akademisyenler olarak öğrencilerin önüne yeni ufuklar koymak, okuyacakları ve zihin dünyalarını geliştirecek, tarih bilincini artıracak ve bütünlüğü kavrayacak başka ufuklar açmak gerekir. Onlara daha önce karşılaşmamış olabilecekleri entelektüel yolculuklar açmaları gerekir. Her bir öğrencinin aktif yurttaş olarak kendi çevrelerindeki olay olgu ve tarihi geçmişleri keşfederek tanıması, bilgilenmesi ve kendi başlarına sorun çözme becerileri geliştirecek sistematik düşünme yoları ve yöntemleri sunması gerekir. Aynı zamanda öğrencilerin internet ortamında ulaşamayacakları konu ve olgulara sorgulayıcı bakışla eni öğrenme deneyimi, yaratıcılık, vizyoner ilham verici, ortam çeşitlilikleri sunmak gerekir. Bu bağlamda üniversitelerin bulunduğu kentlerin kültür, sanat ve sahip olduğu çevresel etkiler yanında üniversitenin otoritelerden farklı olarak kendi örtük bilgileri açığa çıkaracakları ve yeteneklerini sergileyeceği alternatif ortamlar sunması zorunlu. Aksi taktirde yaratıcı, coşkulu, sanat, felsefe ve edebi eserler nasıl açığa çıkacak. Sıradan rutin ile hiçbir yenilik kazanılmayacağına göre üniversite ortamı ve akademik entelektüviliğin gelen öğrenciye kazandıracağı yaratıcılık, sorgulama ve eleştirel düşünce gelişimi kazandırması gerekir. &nbsp;</p>

<p>21yy donanımları için başta devletin ilgili organları, üniversiteler ve siyasilerin yeni ufuklar yaratan geleceği yakalayacak yetenekli insanlar için kolları sıvamalı. Tabii unutmayalım kişisel başarı her zaman akademik başarının önünde gelir. Onun için üniversite genç zihinlerin önünü açacak her tülü baskıdan uzak ortam sunmalı. Kişilerin şekilcilikten çok düşünsel zenginliğe yönelmeleri konusu ülkenin geleceğe yönelik temel hedefi olmalı. Yarı organik zekâya dayalı robotik çalışmaların yaşandığı çağda üniversiteler ve akademisyenler tam da bu erek için geleceğin ihtiyaçlarını sağlayamazlarsa bulundukları konum ve pozisyonlarını kaybetmek zorunda kalacaklardır. Çağa ayak uyduramayan toplumlar ve kültürlerde bu çağda çok şiddetli erozyona uğramaktan kaçınamazlar.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Öğrencinin Asgari Düzeyde Bilmesi Gereken Genel Bilgi Ne Olmalı?</strong></p>

<p>Lisede tamamlanması gereken temel bilimler maalesef üniversitelerde de teste dayalı sınıf geçmeye indirgendiği için çoğu mezun temel bilimlerden yoksun olarak mezun olmaktadırlar. Sonuçta çoğumuzda insanlık yararına yaratıcı bir şey çıkmıyor. Genç yaşta üniversiteye yeni beklenti ile gelen insanlara geçmiş yönelik özlem ve her toplumun geçmişini öne çıkarak tek yönlü bilgi yerine, ciddi bir dünya tarihi okumaları önertilmeli. Çağın gereği olarak temel bilgiye dayalı araştırma ile edinilen bilgi üretme yolculuğuna kapı aralayacak dersler ve atölye uygulamalar sağlanmalı. Üniversitelere olan ilginin azaldığı, bilginin her yerde erişildiği iletişim teknolojileri çağında yaratıcı ve motive edici düşüncenin sağlanması için, üniversiteler ve akademisyenler kendilerini her yönden yenileyerek geleceğin büyüklerine bilinenin ötesine taşıyacak şekilde her yönü ile donatılmaları gerekir.</p>

<p>Her öğrencinin fizyoloji, tarih, coğrafya, ekoloji, felsefe ve mantık-eleştirel düşünme derslerinden asgari düzeyde bilgi sahibi olması gerekir. Temel bilimleri edinmeden analitik düşünme, eleştirel bakış ve yaratıcılık gelişmez. Bu nedenle gençlere yalnızca geçmiş odaklı, tek yönlü bilgi değil; dünya tarihi, ekoloji ve felsefe gibi geniş bir perspektif kazanmadan yapılacak analizler ve oluşturulacak dünya görüşleri altı boş dayanaksız kalacaktır.</p>

<p>Hayatı, bütünlüklü olarak canlı cansız varlıklarını keşfetmeye çalıştıkları dünyanın zorluklarını anmaya çalışan gençlere hoclar olarak onlara yol arkadaşlığı yapmak daha keyifli olabilir. Gençlerin çok fazla enformasyon ve haber içinde doğru bilgi ile olası yanlış bilgiyi nasıl ayırt edeceklerini belirlemede ve yeni bilgiye ulaşmalarında onlara kılavuzluk etmek öğrenmeyi keyifli hale getirebilir. Bütün bu yolculukta etik davranışı pratiği ile öğrenmek ve nitelikli, güvenilir erdem sahibi insan olmayı kazandırmak belki de en büyük kazanım olacaktır. İnsanı yaptığı işi iyi yapması, sorumluluk sahibi olması ve her tülü farklılığı kabul etmesi ve de bioçeşitliliği benimseyerek hiçbir şeyi küçümsememesi konusunda öğrenciler ile birlikte öğrenmek üst bilinç kazandıracaktır. Kendi ben merkezinden çok çevremizi saran ve yaşamımıza yön veren olgu ve olayları anlamaya yönelik yol göstericilik akademisyenliğin ayrıcalıklı bir özelliği olmalı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Akademisyenler, Hoca Olmanın Ötesinde, Yol Gösterici ve Ufuk Açıcı Olmalı</strong></p>

<p>Yapay zekânın, robotların ve teknolojinin ışık hızı ile ilerlediği ve dönüştüğü çağda bilim insanları ve akademisyenler Sayın Tunç’un belirtiği gibi “elbette bilginin basit bir aktarıcısı olamazlar”. Günümüzde yapay zekâ bizlerden çok daha fazlasını yapabilmektedir. Ancak, yüz yüze eğitim ve öğrenci ile göz göze gelmenin verdiği karşılıklı bir birini anlamak, kelime mühendisliği ile kelimelerin anlatım gücü ile dans ederek düşünceleri satırlara dökmenin verdiği keyif tabi ayrı bir keyif veriyor. Enformasyon bombardımanı içinde yüzlerce kanalda akan haberlerden kafaları karıştığında danışacakları, çelişkiler içinde kaybolduklarında yüzlerini dönecekleri bir deniz fener akademisyen olmak gerekecektir. Çok fazla haberden kafası karışan insanların artık üniversitelerin müfredata dayalı teknik bilgilerinden çok güvenebilecekleri, ufuklarını açacak onlara bir çıpa olacak hoclara ihtiyaç duyacaklardır. Artık mesele diploma sahibi olmak değil. Çoğu diplomalı okul bitiminde sudan kesilmiş balık oluğu görülüyor. Ezbere ders veya sınıf geçmek veya kalmak değil, yetkinlik kazanmak, kendi gerçekleştirmek ve sosyal başarı ile akademik başarıyı birleştirebilmektir. Artık dünya vatandaşı insan yetiştirme zamanı. Çağa uyma değil çağın ötesinde geçeği kurgulamak gerekir. Üniversitelerin ve tercih yapan genç öğrencilerin artık geleceklerini yeniden şekillendirme zamanı geldi geçiyor. Artık geçmişin okuyarak bilgi sağlayarak bilgi aktaran bilgi küpü hocların kıymet gördüğü devir de internet ile bitti. Yeni şey şeyler söyleme çağındayız.</p>

<p><strong>Sonuç olarak;</strong>&nbsp;iletişim çağının bir sonucu olarak yapay zekâ ve dijitalleşmenin dönüştürdüğü çağda üniversiteler, geçmişin bilgi aktarıcı rolünü aşmak ve öğrencileri yaratıcı, eleştirel düşünen, dünyaya bütünlüklü düşünce üretebilen, bireyler olarak yetiştirmek zorundayız. Üniversiteler ve akademisyenler, gençleri yalnızca çağa uyum sağlayan değil, çağın ötesini kurgulayan bireyler hâline getirmek için yenilikçi yöntemler geliştirmeliyiz. Akademisyenler yalnızca bilgi aktarıcısı değil; ufuk açıcı, vizyoner ve yol gösterici olmalıdır. Yoksa ileride çağın dışına itilebiliriz.</p>

<p>28 Eylül 2025, Adana</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Sep 2025 13:09:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/05/prof-dr-ibrahim-ortas-1746957802.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hiçbir Yerde Dürüstlük Kalmadı</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/hicbir-yerde-durustluk-kalmadi-90</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/hicbir-yerde-durustluk-kalmadi-90</guid>
                <description><![CDATA[Hiçbir Yerde Dürüstlük Kalmadı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Turhan EYÜBOĞLU</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Belki de toplumun tüm sorunlarına çare olabilecek erdemi hep beraber yok ettik. Dürüstlük, iyi insanın zeminini oluşturur; yani bir zorunluluktur. Diğer değerler onun üzerine inşa edilir. Bu değerleri yaşamak ve yaşatmak her insanın içinde olmalıdır. Bu da güçlü bir ahlak ister. Bizim toplumda ahlak kaldı mı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">? Art</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ık dürüstlük ne yazık ki bir çokları tarafından "salaklık, ahmaklık, enayilik" olarak kabul edilir duruma geldi. Hele de şu çağda dürüstlük, normal bir davranıştan daha çok, lüks olarak nitelendirilir durumdadır.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Toplumumuz öyle bir ahlaki çöküntü yaşıyor ki kendi çıkarı doğrultusunda ne yaparsan görmezlikten geliyor ve o dürüst olmayan hareketi destekleyip övüyor.&nbsp; Neyse artık uzatmak istemiyorum! Baştan beri konuyu "futbolda dürüstlük kalmadı"ya getirecektim. Ancak dürüstlükten de bir iki kelime yazmak istememden dolayı buraya geldik. </span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bazen i</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">çimden Türkiye</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">de maçlara "Altyapıda oynayan futbolcuları getirmesek daha mı iyi olur?" diye geçirir dururum. Nedeni örnek olacak milyon dolar değerinde futbolcuların takımının lehine yaptıkları sahtekarca hareketlerin seyirciler tarafından alkışlanması ve övülmesine şahit olmalarıdır. Dürüstlüğün, sportmenliğin ve örnek davranışın bir şey olmadığını görerek yetişmeleridir. Sonra bu değerleri onlara anlatmak çok zor olur. Daha sonra bunlardan örnek davranış beklemek de bence hayal olur.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Şimdi bir düşünü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">n Trabzon</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">da yetişmiş bir futbolcu, oynadığı takım ile Trabzonspor'la karşılaştığında tüm gücüyle oynamayı bize ait bir karekter, Trabzonlu'nun dürüstlüğü, ekmek yediği yere hizmet, oynadığı takıma bağlılık ve "Ben buyum!" deme cesaretini görmeyip olmadık hakaret yapabiliyoruz. Halbuki bu futbolcuyu Trabzon'un hocaları büyürken bu değerleri ona aşılayarak genlerine işlediler. Trabzonspor'la oynarken onlardan takımını satmasını, oynamamasını, oynadığı yere ihanet etmesini mi istiyoruz öyle mi? Buna da dürüstlük mi diyeceğ</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">iz?</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sahadaki futbolcu aldığı </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">paran</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ın değerini sadece futboluyla değil, örnek davranışıyla da göstermelidir. İşte, iyi futbolcu ve örnek futbolcu o'dur. Dünyanın en iyi futbolcuları arasında sayılan Maradona benim gözümde hiçbir zaman örnek bir futbolcu olmamıştır. Çünkü karşı takımı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">n eme</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ğini çalmış bir futbolcudur. Nedeni bir dünya kupası maçında eliyle golü atıp daha sonra anlaşılı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">nca "O Tanr</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ı'nın eliydi!" diyecek kadar da.……..</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu yazıyı yazmama neden olan Orhan Ulucan</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">a da buradan teşekkür ederim. Bir videosunu seyrettikten sonra bu düşüncelerimi aktarma isteği duydum. Bakın videosunda "Örnek futbolcu nasıl olur?" sorusuna güzel bir örnek vermiş ve ben de yazıya döktüm.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Dünya kupası tarihinin en fazla gol atan futbolcusu desem ya da pek az futbolcuya nasip olan Fair-Play ödülünü birden çok kazanan futbolcu desem cevabı tek futbolcu, Miroslav Klose olur. </span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Tarih 16 Eylü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">l 2005 Werder Bremen Bundesliga</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">da Bielefelt karşısında ve maç 0-0 iken kaleciyle karşı karşıya kalan Klose ceza sahası içinde düşürülüyor; karar penaltı </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ve sar</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ı karttır. Var’ın olmadığı yıllar... Tartışma büyüyor ve karar konusunda şüpheye düşen hakem pozisyonu oyuncuya soruyor. Klose, düşürülmediğini ve pozisyonun penaltı olmadığını söyleyip kararı iptal ettiriyor. </span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">O sezon 26 ma</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">çta 25 gol 14 asisle yılın futbolcusu seçiliyor. Bununla birlikte gö</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">sterdi</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ği bu centilmen tavır ve arkasından gelen Fair-play ödülünü sezonluk değil, ömürlü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">k hat</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ıra olarak insanlığa kalıyor.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Daha sonra Klose, Bundesliga</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">yı bı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">rakarak Lazio</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ya transfer oluyor. 2012-13 sezonu Lazio</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">nun rakibi Napoli... Maçı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">n hemen ba</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">şında, daha 4. dakikası</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">nda, Klose gol</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ü eliyle atıyor ve hakem görmüyor golü veriyor. Oyuncuların itirazının devam ettiği noktada bu kez Miroslav Klose hakeme gidiyor, golü </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">elle att</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ığını söylüyor ve golü iptal ettiriyor. O gü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">n Lazio ma</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">çı kaybediyor belki ama hatırı sayılır insanın gönlünü kazanıyor. </span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Arkasından Almanya'nı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">n Fair-play </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ödülünü 2. kez kazanıyor Klose. Klose</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ye Napoli maçı sonrası sorulan soruya verdiği cevap da oldukça önemli: "Bizi çocuklar seyrediyor ve biz onlara iyi bir örnek olmak zorundayız." diyor. </span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İşte sahalarda artık görmeye hasret kaldığımız örnek bir futbolcu...</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Teşekkürler Klose...</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Sep 2025 13:04:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir Garip Öldü</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/bir-garip-oldu-89</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/bir-garip-oldu-89</guid>
                <description><![CDATA[Bir Garip Öldü]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><img alt="" src="/images/detay/birgaripoldu-foto.jpg" style="height:908px; width:429px" /></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bir Garip Öldü</span></span></span></span></p>

<p>Turhan EYÜBOĞLU</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sessizce ölüp gitti bir sonbahar gecesi evinde. Maçka ağacından düşen yaprak gibi dalından koptu. Bir sarhoşun yürüyüşüne benzer şekilde dö</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ne d</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">öne süzüldü toprağa. Hiç ölümden korkmadı. Ölümle onlarca kez yüzleşti yaşamında. Ancak ne hikmetse yaşam şeklini hiç değiştirmedi. Garip ve aç bir şekilde yaşadı; ancak hep tok göründü. </span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Karnını doyuramayacağı yerde açlığını hiç belli etmedi. Gururu hep onunlaydı. Hiç kimseyi aldatmadı. Hiç kimseye ihanet etmedi. İhtiyacının dışında hiçbir şey istemedi. Ç</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ay al</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ırken "Zeytin de al!" dendiğinde "Zeytinim var, gerek yok!" derdi. Gözü </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">tok, y</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">üreği pek di. Öldüğünü çok Maçkalı bilmez; yaşarken de onu görmezdi. Kırık dökü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">k hat</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ıraları arasında çok az insan vardı.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ne kimseye borcu ne de alacağı vardı. Beş on lira dahi cebinde yoktu. Hayatı sessizdi, ölümü de sessiz oldu. Maçka</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">da çok insan evinde öldü. Bir hafta sonra bulundu. Sahipsiz Cüneyt öldüğü gün evinde bulundu. Demek onun bir sahibi varmış. Çok insana nasip olmayan yağmurlu bir gü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">nde camiden mezarl</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ığa sevenleri tarafından sırtta taşındı. Yükü, taşıyanlara hiç ağır gelmedi.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Maçkayı </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ay</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ık şekilde son bir kez gördü. Topraktan geldi, toprağa gitti. Ölümü hiç kimseye dert olmadı. Dağınık, eşyasız, kendinden başkasının girmediği evinde kimsesiz bir biçimde gözlerini tek başına hayata yumdu. Böylece kimseye de yük olmadı. Kartal yuvası sensiz kaldı. Maçka'dan bir </span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">“</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Cüneyt” geldi ve geçti. Maçka'nın bir rengi daha soldu.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bizim sende hakkımız yok, bunu biliyorum. Senin çok insanda hakkın vardır. Kimisine helal et, kimisine haram et, artık orasını sen bilirsin. Mekanın cennet olsun. Bu dünyada gün görmedin, öbür dünyada görürsün inşallah.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yarab! İnsan oğullarından çektiğim yeter</span><br />
<span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Gökyüzünden benim hisseme düşeni ver</span><br />
<span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Altına dilediğim gibi ömrümü sereyim</span><br />
<span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Mendil kadar olsun tarlamı </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ay</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ır</span><br />
<span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Beni doyuracak ağacı göster.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Rabbim! </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İnsan oğullarından çektiğim yeter</span><br />
<span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yalnız senin ellerin gezinsin ömrümde</span><br />
<span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Beni yalnız sen mahkum eyle sen azat</span><br />
<span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ve yalnız sen canımı </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">iste benden ki</span><br />
<span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Nereye saklayacağımı şaşırmadan vereyim</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bedri Rahmi Eyüboğlu</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 21 Sep 2025 23:54:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nuri Güzel Hoca’nın üzerimizde Bıraktığı Bilimsel Miras</title>
                <category>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/nuri-guzel-hocanin-uzerimizde-biraktigi-bilimsel-miras-88</link>
                <author>ibrahim@brt.com.tr (Prof. Dr. İbrahim Ortaş)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/nuri-guzel-hocanin-uzerimizde-biraktigi-bilimsel-miras-88</guid>
                <description><![CDATA[Nuri Güzel Hoca’nın üzerimizde Bıraktığı Bilimsel Miras]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Nuri Güzel Hoca’nın üzerimizde Bıraktığı Bilimsel Mirası ve Akademik Etkisi. Çukurova Üniversitesi Toprak Bilimi Geleneğine Dair Bir Tanıklık</strong></p>

<p>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</p>

<p>&nbsp;
<p>&nbsp;</p>
</p>

<p>Üniversite Araştırma Görevlisi olarak yanında göreve başladığım Prof Dr. Nuri Güzel hocamız 27 Ağustos 2025 tarihinde vefat etti. Yaşadıklarım ve ban katıkları akademik kültürün ve mirasın işlenmesi bakımında önemlidir. &nbsp;</p>

<p>Akademik dünyada, bilgi üretimi ve öğretimi yapan bilim insanlarının emeklilikleri sonrasında ve vefatlarında düzenlenen törenlerle bilimsel çalışmaları, ürettikleri bilgi, emekleri, öğretileri ve yetiştirdikleri insanlara katkıları önemsenmektedir. İnsanın bilgiye verdiği önemin eskiden beri fark edilmiş olduğu; “Bilim Çin’de de olsa git, bul ve öğren”, “Bana bir kelime öğretenin kırk yıl kölesi olurum” ve “İlim ilim bilmektir; ilim kendin bilmektir; sen kendini bilmezsen bu nice okumaktır” gibi özlü ifadelerle dile getirildiği görülmektedir. Bu bağlamda her bilim insanının vefatında gelenekselleşen anma etkinliklerinde kişinin bilimsel eserleri ve yetiştirdiği insan gücü gündeme getirilmektedir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Genç bir üniversite olan Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nin en gözde olduğu 1981–1985 yılları arasında öğrencilik yaptım. O dönemde, farklı ülkelerde doktora eğitimi almış, enerjileri yüksek bilim insanları ve yöneticilerin yarattığı ortamla bilimsel ve sosyal olarak güçlü bir sinerji oluşmuştu. Toprak Bölümü hocaları, üniversitenin en seçkin şahsiyetleri olarak anılmaktaydı. Her biri kendi alanında çok yönlü ve yetkin kişilerdi. Öğrenciler ve çevre üzerinde öyle bir etki yaratmış olmalılar ki kayıt yaptırmaya geldiğimizde bölüm tercihi formunu doldururken herkes “Toprak Bölümü” diyordu. Nuri Güzel Hoca ile üçüncü sınıfta aldığımız “Toprak Verimliliği ve Gübreleme” dersinde tanıştık. Dekan yardımcılığı yapmış, disiplinli ve “sert” imajlı bir hoca olarak biliniyordu. Derste Tisdale ve arkadaşlar tarafından yazılan Soil Fertility and Fertilizers “Toprak Verimliliği ve Gübreleme” çeviri kitabından güncel konuları işlemekteydi. O dönemde çeviriler kelime kelime kurşun kalemle kâğıtlara yazılır, sonra sekreterlerce daktilo edilirdi. Kitap gerçekten çok kapsamlıydı. Ders kitabının tarım tarihine ilişkin ilk bölümü beni en çok etkileyendi. Tarım tarihine olan ilgim ve genel tarih bilgim arttıkça mesleğime ilgim de güçlendi. Çok sonraları, özellikle doktora sonrasında ilk derse girdiğimde, öğrencilerde gözlemlediğim başlıca eksiklik tarımı tanımlayamamaları ve geçmişe dair çok az şey bilmeleriydi. Tarım Tarihi dersinin önemini sıkça vurguladık; yüksek lisans hocamız ve çoğumuzun idolü Prof. Aytekin Berkman ile bunu zaman zaman tartıştık. Tarım Ekonomisi bölümlerinde böyle bir dersin olduğunu öğrendik. Aytekin Hoca YÖK’te görevliyken “Tarım Tarihi ve Deontoloji” dersinin Tarım-Orman Konseyi’nde zorunlu ders olarak kabul edilmesini sağlayarak önemli bir katkıda bulundu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Derslerine Hazırlanarak Gelir, Ciddiyetle Ölçme-Değerlendirme Yapardı</strong></p>

<p>Nuri Güzel Hoca dersine hazırlıklı gelir ve disiplin içinde ilerletirdi. PowerPoint sunuların olmadığı dönemde, not aldığı kartların akışına göre derslerini işlerdi. Dört saatlik ders bazı arkadaşları doğal olarak zorlardı. Hoca, temiz giyimli, saygılı ve nazik bir insandı; ancak laubaliliğe veya ortamı sulandırma çabalarına asla göz yummazdı. Sınavları uzun sürer, 120–130 soruluk çoktan seçmeli ve doldurmalı sorular sorardı. Daha sonra asistanı olunca, öğrencilerin öğrenme becerisini ölçmek için neden bu kadar kapsamlı sınav yaptığını daha iyi anladım.</p>

<p>1987 yılında yüksek lisansım bitmek üzereyken hem çalışıyor hem de öğrenciliğimi sürdürüyordum. Hayriye (Mavi) İbrikçi hocamız yurtdışında doktora yaptığından Nuri Hoca yeni bir asistan talebinde bulunmuştu. Yüksek lisans danışmanım Prof. Dr. Aytekin Berkman ile görüştüm; bir Araştırma Görevlisi alınacağını ve istersem Nuri Bey ile görüşmemi önerdi. Biraz ürkeklikle hocanın kapısını çaldım. “Neye geldin?” diye sordu. Araştırma Görevliliği sınavı için geldiğimi söyledim. Notlarıma baktı, “Otur” dedi. O sırada Tarım Bakanlığı sınavını da kazanmıştım; tayinim Ağrı Köy Hizmetleri’ne çıkmış, güvenlik soruşturmasını bekliyordum. Nihayetinde, dört arkadaşın başvurduğu sınavda liyakat esastı; çalışmanın karşılığı alınır, hocalar öğrencilerine, öğrenciler hocalarına güvenirlerdi. Sınavda başarılı olduğum bildirildi. Özel sektördeki işimi bırakarak bölüme geldim. Yaklaşık altı ay güvenlik soruşturmasının tamamlanmasını bekledim. Birkaç gün arayla Tarım Bakanlığı’ndan önce üniversiteden göreve başlama yazım geldi ve Nuri Hoca ile çalışmaya başladım.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yazı Yazmamı Hocanın Etkisi Olmuştur</strong></p>

<p>Göreve başladıktan kısa süre sonra sabah erkenden hocama uğrayıp yapılacak iş olup olmadığını sordum. “Tamam” dedi ve bitmek üzere olan bir projenin sonuç raporunu yazmamı ve sunmamı istedi. O dönemde yazılar, grafikler ve tablolar elle hazırlanır, kontrol sonrası sekreterlerce daktilo edilirdi. Bana verilen ham verilerle bir rapor hazırladım. Akşamüstü hâlâ çalışırken hoca içeri sert bir tavırla girip elindeki raporu yere atarak “Böyle olmaz” dedi ve çıktı. Notları incelediğimde, metni baştan sona kırmızı kalemle düzeltmiş olduğunu gördüm. Akademik hayatımın ilk ciddi eleştirisi ve dersi buydu; benim için bir milat oldu. Bölümü dereceyle bitirmenin ve erken işe girmenin verdiği özgüvenden sonra, akademik yazmanın ezbere çalışmaya benzemediğini anladım. Sert ancak yapıcı eleştiriyle kendi payıma düşen eleştir ile akademik yazma becerimi geliştirmesi ile hayatımın akışını değiştirdi diye bilirim. Ertesi gün raporu baştan yazarak, hatamı kabul edip daha dikkatli olacağımı belirterek tekrar sundum. “Daha iyi” dedi. O dönemde araştırma görevlileri hocalardan önce gelir, hocalardan sonra ayrılırlardı; herkes bilgiye aç olduğu için geç saatlere kadar çalışır, uygulamalarda hocanın önerdiği biçimde ilerlerdi. Akademik yükselmeler bilgiye dayalı olduğu için kimse sadece yayın ve puan peşinde koşmaz; ustadan öğrenmeye önem verilirdi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Ders Notu Yazmayı Öğretti</strong></p>

<p>Nuri Hoca akademik hayatı boyunca hep çok çalıştı. Tisdale, Samuel L.; Nelson, Werner L., JD Beaton, JL Havlin tarafından yazılan Soil Fertility and Fertilizers (Toprak Verimliliği ve Gübreleme) kitabı yanı sıra, dünyada en çok okutulan Nyle C. Brady ve Ray Weil tarafından yazılan The Nature and Properties of Soils (Toprağın Oluşumu ve Özellikleri) gibi kapsamlı kitapların çevirilerini yaptı. Araştırma görevlisi olduğum dönemde hazırladığımız “Toprak Verimliliği Analiz Yöntemleri Laboratuvar El Kitabı” çalışması, ders notu hazırlama becerimizin gelişmesine ve yöntemleri özümsememize yardımcı oldu. Bölümün seraları olmadığından, merdiven başlarına saksı denemeleri yerleştirmeyi önerdim; çok sevindi ve destekledi. O dönemde potasyum çalışmaları popülerdi. Bölge topraklarında potasyum ekstraksiyon yöntemlerini laboratuvar ve bitki yetiştirme denemeleriyle sınamak için saksıda çim bitkileriyle çalıştık. Her sabah saksıların yerini değiştirir, bitkileri gözlemler, öğrendiklerimizi öğrencilerle paylaşırdık; heyecanlı ve verimli günlerdi. Bu arada tarla denemeleriyle doktoraya başladım. Fen Bilimleri Enstitüsü tez önerisi istiyordu. Avrupa’da popüler olan N-min konusunu çalışmak istediğimi söyledim; el yazısıyla hazırladığım iki sayfalık öneriye küçük düzeltmelerle onay verdi. Önerim daha sonra örnek olarak anabilim dallarına gönderildi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yurt Dışı Doktora Eğitimine Çıkmamı İçtenlikle İstedi</strong></p>

<p>YÖK Yasası’nın 33. maddesi uyarınca yurtdışına öğrenci gönderilecekti. Ziraat alanının ağırlığı yüksekti ve her bölümden aday belirleniyordu. Kıdemli asistan olarak benim gönderilmem kararlaştırılınca, Nuri Hoca karşı çıkmadı; aksine referans oldu ve başta ABD olmak üzere saygın üniversitelere başvurmamı sağladı. Yabancı dilde Fransızca altyapısı nedeniyle İngilizcem yetersizdi; talep mektuplarını Hoca yazdı. Yurda dönüşte çalışmalarım biyoloji ve ekolojiye kaymış olsa da buna saygı duydu; ilişkimiz saygı ve vefa temelinde sürdü. Emeklilikten sonra da bölüme uğradığında ihtiyaçlarını sormayı sürdürdüm.</p>

<p>İlk asistanlığımda Hoca, “Biz devlet memuruyuz; işimizi doğru yapacağız ve yanlışın içinde olmayacağız” demişti. Ben de “Hocam, biz bilim insanıyız” demiştim. Nuri Hoca’nın kamusal dürüstlük, mesleki sorumluluk, çalışma disiplini ve tevazua dayalı kişisel erdemleri hep öne planda olmuştur. Laubaliliğe ve tembelliğe karşı ilkeli tutumu ile öğrencilerinde bıraktığı kalıcı etki, bir bilim insanının en kıymetli mirası olsa gerek.&nbsp; Çok emektar bir bilim insanı olarak bizlere saygın bir intiba ve kalıcı bir miras bıraktı. Yaşadığım bu tanıklık, bir kuşağın akademik habitusunu ve hoca-öğrenci ilişkisinin dönüştürücü gücünü görünür kılmakta oluğunu rahatlıkla belirtebilirim.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 20 Sep 2025 13:03:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/05/prof-dr-ibrahim-ortas-1746957802.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>\&#039;Korkma!\&#039;</title>
                <category>Alâettin Bahçekapılı</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/korkma-87</link>
                <author>brtreklam@gmail.com (Alâettin Bahçekapılı)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/korkma-87</guid>
                <description><![CDATA[\'Korkma!\']]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>'Korkma!'</p>

<p>Alâettin Bahçekapılı yazısı..</p>

<p>Merhaba!</p>

<p>Hoş geldiniz!</p>

<p>.</p>

<p>Gazetecilik öğrenimi gördüğüm 1960’lı yıllardan usumda kalan bir örnek var; “kendini dünyanın merkezi sananlar, vazgeçilmez olduğunu düşünenlerin ruh halini” vurgulayan… Galiba rahmetli Abdi İpekçi öğretmenimiz anlatmıştı: Gazetedeki köşesinde eski deyimle “âleme nizam veren, vatanı kurtaran” yazara, gazetenin patronu “mirim, hiç izin kullanmadan yıllardır yazıyorsun, biraz dinlensen diyorum, izne çık” der. Yazar “gazeteyi düşünüyorum, benim yokluğumda…” Patron sözünü keser: “Korkma trajımız azalmaz.” Yazar, gözlüklerinin üstünden korkulu gözlerle bakar patrona: “Ben de ondan korkuyorum, ya azalmazsa!”</p>

<p>Sürekli konuşan, her söylediğiyle gündemde olanların da bu duygu içinde bulunduğunu, susarlarsa, baskın seslerinin bıraktığı boşlukta cılız da olsa başka seslerin duyulacağından, o seslerin belki başka renkler getireceğinden, başka yollar göstereceğinden, kabul göreceğinden korktuklarını sanıyorum.</p>

<p>Tam da burada, kısa süre önce ardında onlarca –hem ulusal, hem uluslararası sahnelerde sergilenen- oyun bıraktıktan sonra aramızdan ayrılan Refik Erduran’ın yarattığı -galiba?- başyazar karakteri geliyor usuma: Her gün en yakıcı, gerçekçi, vurucu sözcüklerle bezenmiş, “gerçeği, yalnızca gerçeği” dile getiren başyazılar yazan oyun kahramanı, sokaktan duyduğu en küçük bir seste, pencereye fırlarmış, “yazım etkisini gösterdi, toplum harekete geçti” sanarak…</p>

<p>Bu karışık duygu-düşünceler içindeyken, atalarımız yetişiyor imdadıma: “Su akar, yolunu bulur.” “Her şey olacağına varır.”</p>

<p>Bir de vecize: “İnsan kendini bilmek gibi irfan olamaz.”</p>

<h3>Ama elimizdeki tek olanak bıkmadan, usanmadan -olmayacak hayallere de kapılmadan- yazmak, Melih Cevdet Anday’ın dizelerindeki gibi:</h3>

<p><em>“Uyuyamıyacaksın / Memleketinin hali /</em><br />
<em>Seni seslerle uyandıracak / Oturup yazacaksın /</em><br />
<em>Çünkü sen artık o eski sen değilsin / Sen şimdi ıssız bir telgrafhane gibisin, </em><br />
<em>Durmadan sesler alacak / Sesler vereceksin. </em><br />
<em>Uyuyamıyacaksın / Düzelmeden memleketinin hali </em><br />
<em>Düzelmeden dünyanın hali / Gözüne uyku giremez ki </em><br />
<em>Uyumayacaksın / Bir sis çanı gibi gecenin içinde </em><br />
<em>Ta gün ışıyıncaya kadar / Vakur metin sade / Çalacaksın.”</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Hoş bulduk!</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em>Kaynak: Ataşehir Ev Kültür dergisi, Şubat 2017, </em><br />
&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 19 Sep 2025 12:08:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/01/alaettin-bahcekapili-1736590776.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>\&quot;Zorunlu Askerliği Kaldırırım\&quot;</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/zorunlu-askerligi-kaldiririm-86</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/zorunlu-askerligi-kaldiririm-86</guid>
                <description><![CDATA[\"Zorunlu Askerliği Kaldırırım\"]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">"Zorunlu Askerliği Kaldırırım"</span></span></span></span></p>

<p>Turhan EYÜBOĞLU</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Milliyetçi Türkiye Partisi Genel Başkanının bir mülakatına rastladım; çok ilginç geldi bana! Sizlere aynı şekilde aktarmak istiyorum.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">"Başkan: Zorunlu askerliği kaldırırım, zorunlu askerlik olmayacak!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Spiker: Bir milliyetçi olarak bu söylediğiniz ilginç değ</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">il mi?</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Başkan: Hayır, aksine milliyetçiliğin özü </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">bu!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Spiker: Hani "Asker milletizdir!" denir ya Türk toplumunda!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Başkan: Gönülsüz adamdan, vatan haininden, cemaatçiden, tarikatçiden, Türk ve Atatürk düşmanı yavşaklardan asker olmaz! İçinizde hain giydirir, hain beslersiniz, sırlarınızı verirsiniz! Askerlik gönül işidir, yürek işidir.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Spiker: Peki askerliği kaldırdınız. Askere gitmemeyi tercih eden oran ne olur sizce? Var mı bir öngörünü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">z?</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Başkan: Gitmeyi tercih edenlerin oranı daha fazla artar; buna emin olabilirsiniz. Bir adım daha atayım. Kadınlar askerlik yapabilecek. İki ay. Yaşları ve sağlıkları elverdiği sürede istedikleri zaman aralığında iki ay askerlik yapabilecek. Bir ayı acemi birliği. Bir ayı usta birliği olmak üzere iki ay askerlik yapabilecek.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Spiker: Peki daha sonra ne olacak? </span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Başkan:&nbsp; Daha sonra devlet memurluğu işe alımlarında askerlik yapmayanlar sınava giremeyecek!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Spiker: Nas</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ıl yani?</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Başkan:&nbsp; E ben bu ülke için emek verdim. Sen vermemiş</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">sin!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Spiker: </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İlginç bir ö</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">neri!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Başkan: Neden ilginç</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">?</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Spiker: Uygulamada olmayan farklı bir ş</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ey s</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">öylüyorsunuz.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Başkan: "Ben bu ülkeye askerlik yapmak istemiyorum. Bu ülkeye kendimi ait hissetmiyorum!" diyorsun, ama "Memurluğa gireceğim!" diyorsun. Giremezsin. Sen kendini bu ülkeye ait hissetmiyorsun. Ben de seni suçlamıyorum ve dışlamıyorum. "Askerliği yapma kardeşim!" diyorum.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Spiker: "Devletten de görev almayı talep etme!" diyorsunuz.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Başkan:&nbsp; Evet, talep etmeyeceksin. "Ben bu ülkeyi istemiyorum!" dedin. "Ben bu ülkeye hizmet etmek istemiyorum!" dedin. "Böyle yaş</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ay</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ıp gideceğim!" dediğin için devletten de görev talep etmeyeceksin.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Spiker: </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İlginç</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Başkan:&nbsp; Daha bitmedi. Şirket kurdun ve "Devlet ihalesine gireceğim!" dedin. Askerlik yapmamışsan giremezsin. Sen "Bu devleti istemiyorum!" dediğin için bu devlet ihalesine de giremezsin!"</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Çok ilginç radikal bir çözüm bulmuş. Yorumsuz sizlere ulaştırmak istedim. Ancak "Hoşuma gitmedi." diyemeyeceğim. </span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Uzun dönemdir Türklerin direncini kırmak ve vatan sevgisinden uzaklaştırmak için bu konu sistematik olarak Türkiye</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ye uygulanıyordu. Türk</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ten T</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ürkiyeliye, vatandaşlıktan ü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">mmet</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">çiliğ</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">e ge</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">çişin ve tek adamlılığın oturmasının önünde engel görülen bu duyguyu körelterek ne hale getirildiğimizi görmeyen gözler bir mucize olur da görür dileğiyle...</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ne mutlu Türk’üm diyene!</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Mustafa Kemal Atatürk</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 15 Sep 2025 14:14:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>\&#039;Elbet bir gün buluşacağız!\&#039;</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/elbet-bir-gun-bulusacagiz-85</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/elbet-bir-gun-bulusacagiz-85</guid>
                <description><![CDATA[\'Elbet bir gün buluşacağız!\']]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Elbet Bir Gün Buluşacağız</span></span></span></span></span></span></p>

<p>Turhan EYÜBOĞLU</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Yarım kalan aşkların insan hayatında en uzun sürenler olduğu gerçeğini doğrular nitelikte bir şarkıdır. Sevmenin bir parça da umut etmek ve o umutla beklemek olduğunu korkmadan haykıran bir eserdir. Bu şarkı sevgili ile kavuşulacak anın hayali ile insanı yakıp kavuran, ızdırap veren bir ateş olan ayrılıktan dahi haz alabileceğini ortaya koyar. Bilmem yanılıyor muyum?</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Şu yaşıma kadar yaşanmışlıklarımı düşündüğümde, ister mutlu olayım, ister mutsuz olayım günün her saati, her anımda, yolda, eve gelirken ya da evde dinlemekten asla sıkılmayacağım, belki de sözlerini en çok sevdiğim şarkılardan biridir. Anlayacağınız birazcık duygunuz varsa ve hüzünlüyseniz insanı perişan eden şarkıdır. Sözleri çok acıdır ve şarkının tonu gösterir ki bu üzücü şeyler son derece sıradan ve hayatın içindendir!</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">İnsan biraz durup düşündüğünde herkes bir gün buluşamasa da sevdiğiyle, elbet bir gün buluşanlar da var! Ne zaman dinlesem, bir parça hüzü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">n sar</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ıyor yüreğimi! Bir taraf hep daha fazla seviyor, hep daha fazla bağlanıyor! Böyle olmak zorundaymış gibi çoğu zaman böyle oluyor. Bana göre Türkçe yazılmış en naif ayrılık şarkısıdı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">r!</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Genelde grup yemeklerinde, fasıllarda kadeh tokuştururken kendinizden geçip sözlerini de benim gibi yarı uydurarak söylediğiniz şarkıdır. Dinlediğinizde, hele bir de uhde varsa içinizde gözyaşını hapis ettiğiniz yerin kilidini açan bir anahtardır! Bazen de asla gelmeyecek olana, seni sevmemiş olana yakılan ağıttı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">r asl</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">nda! K</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">sacas</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ı naif ve aşk dolu olan dünyalar tatlısı bir eserdir. Annem, bu şarkıyı dinlediğinde veya söylediğinde anneme: </span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">"</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Çok güzelmiş bu şarkı!" derdim. O da bana: </span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">"Bu eseri sevmemek, beğenmemek asla ama asla mümkün değildir!" derdi.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Neyse yine çok uzattım lafı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">! </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Önemli olan sizin ne hissettiğinizdir; beni boş verin! 1932 yılında Konya Ereğli</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">de bir çocuk dünyaya gelir; ona yazılan yaşam kaderini bilmeden! Küçük yaşlarda müziğe merak salar. İlköğrenimini Dumlupınar İlkokulu'nda tamamlar ve Konya Sanat Okulu'nda tahsil görür. Müziği çok sevdiği için yaşamında müzikle uğraşmak ister; ancak ailesi bunu istememektedir. Bu konuda fikir ayrılığı vardır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ailesinin izni olmadan onlardan habersiz 1953 yılında TRT Radyosu'nun açtığı yarışmalara katılır ve kazanır. Yaşadığı yeri bırakarak Ankara</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ya gelir. Orada sadece ailesini bırakmamıştır; sevdiği kızı da bırakmıştır. Amacı müzik dünyasında başarılı olup kendisini ailesine kanıtlamak ve sevdiği kı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">za d</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">önüp kavuşmaktır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Zaman akı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">p ge</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">çmekte ve kendini verdiği müzik onu bir yerlere getirmeye başlamıştı. Kısa sü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">rede b</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">üyük yeteneği ve birbirinden özel besteleri ile gönüllerde taht kurmuştu. Ama geldiği yeri unutamıyordu. Uzun zaman olmasına rağ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">men ger</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">çekleşmese bile sevgilisiyle buluşacağı günleri düşünmekte ve o anla ilgili hayaller kurmaktadır. Ancak hep uykuda, rüyalarında gördüğü ve buluşamadıkları kabusu onu etkilemişti! O kabusu düşünüyor, ondan kurtulmak istiyordu.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">O akşamı gördüğü kabusa bir son vermek için sabah erken kalktı ve boş caddelerde yürümeye başladı. Caddede, önünden yürüyen bir ç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ift vard</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ı. Kolkola girmiş ve ak düşmüş saçları siyahtan beyaza dönmüştü. Onları geçmek iç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">in h</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ızlandı. Tam onların yanından geçerken erkek kadına:</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">"Tabii elbet buluşacağı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">z! O i</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">şi yarım bırakamayız; merak etme!" diyordu. Bu sözleri duyar duymaz geriye döndü </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ve h</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ızlı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ca eve do</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ğru yürüdü.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">İkinci katta oturuyordu. Hızlıca merdivenleri çıktı, kapıyı acelece açıp eve girdi. Camın önündeki masaya oturdu. Eline kalemi aldı ve başını yukarıya doğru kaldırdı. Bir iki saniye düşündü ve önündeki kağıda yazmaya başladı.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Elbet bir gün buluşacağız</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bu böyle yarım kalmayacak</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">İkimizin de saçları ak</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Öyle durup bakışacağız</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Belki bir deniz kenarında</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">El ele maziyi konuşacağız</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Benim içimde yanan ateş var</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Sevgilim ne zaman buluşacağız</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">O g</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ün yazdığı güfteyi bir haftanın içinde bestesini yaparak okumaya başlamıştı. Bu şarkı 1973 yılını</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">n en hit </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">şarkısı olacaktır. Ancak ne tesadüftür ki bestekar Mustafa Seyran 1973'te Karaman Ermenek yolunda geçirdiği talihsiz bir trafik kazasında kırk bir yaşındayken hayatını kaybetti. Evet, şimdi sizin de düşündüğünüz gibi bu şarkı üstadı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">n vedas</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ı olmuştur.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">stat kaderini okumuş gibi bize vasiyetnamesini bıraktı. İki kişinin buluşmayı çok istemesine rağmen her seferinde meydana gelen olumsuz şartlar sebebiyle buluşamaması; ama bu yüzden de buluşma hevesini yitirmeden azimle buluşmayı istemesini bize vasiyet ederek gitti.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Mekanı cennet olsun. Bu ismi unutmayın! Sizin çok sevdiğiniz şarkıların güfte ve bestecisidir. İleride göreceksiniz!</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Not: </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">(Bazı gerçeklerden yola çıkılarak hayali olarak senaryolaştırılmıştır. Gerçeklik payı okuyucunun hayal gücüne bırakılmıştır.)</span></span></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 07 Sep 2025 21:25:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Maçka ve Hizmette 22 Yıl</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/macka-ve-hizmette-22-yil-84</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/macka-ve-hizmette-22-yil-84</guid>
                <description><![CDATA[Maçka ve Hizmette 22 Yıl]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Maçka ve Hizmette 22 Yıl</span></span></span></span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Turhan EYÜBOĞLU</span></span></span></span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Trabzon'un 'şirin ilçesi' Maçka</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">da kalıcı hizmet adına hiçbir şey yapılmamıştır. Bunca avantajların hiçbiri kullanılmamış; hatta yok sayılmıştır. Küçük işleri "Çok büyük işler yapıyoruz!" diye anlatmalarından artık insanlar sıkıldı. Ancak yapacak da bir şey yok; çünkü ne söylersek söyleyelim bu işlerle görevli olanlar bildiklerini okuyorlar. Bir faydası oluyor mu? Ne yazık ki hiçbir faydası olmadığı gibi ilçeyi küçülte küçülte nahiye konumuna getirdiler. Peki, yaşayanlar bir şey yapıyor mu? Ne yazık ki onlar da bir şey yapmıyor.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bana göre Maçka</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">nın büyük bir sorunu da Hükü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">met binas</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ıdır. Uzmanlar binadan karot örnekleri alsalar inanın oturumunu iptal ederler. Çünkü yapıldığı yıllarda deprem yönetmeliği yoktu. Bunun gibi binalar çoktan kentsel dönüşüme girdi bile. Trabzon</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">un il</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">çeleri bu eski bina sorununu hallederken bizim siyasetçilerimiz ne yapıyordu?&nbsp; Kafalarını </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">kuma g</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ömmekle meş</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">guld</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">üler ve ilçelerin yaptıkları bina ataklarını görmemek üzerine çalışıyorlardı.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bir düşünün, yedi yıl bu ülkenin İçişleri Bakanı Trabzonlu bir bakandı. Dile kolay yedi yıl... Burada üretken olacak bir siyasetçi için bundan büyük bir avantaj olabilir miydi? Amacı Maçka</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ya hizmet yapmakla sorumlu olan bir siyasetçi hemen Ankara</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ya gider, bakanın kapısında yatar, Maçka hükü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">met binas</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ının yapımını onaylatır ve başı dik biçimde Maçka</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ya gelir, gururla bunu anlatırdı. Bizimkiler ne yaptı? Tayin işleriyle uğraştılar!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yapılacak planın içinde hükü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">met binas</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ının da yeri olan yaklaşık üç dönümlük arsanı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">n alt</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ında bir otopark planı </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ve t</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">üm kurumları bünyesinde toplayacak modern bir bina&nbsp; Maçka</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ya yakışmaz mıydı? Hele o siyasetçi Maçka</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ya hizmet aşkını yitirmeden jandarmayı merkezden çıkararak başka bir yerde modern bina yaptırmış olsaydı biz onu ayakta alkışlamaz mıydık? "Bu emniyet müdürlüğü Maçka</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ya yakışmıyor!" deyip hazır Trabzonlu bakanı bulmuşsun onu da yeniletseydiniz de Maçka bir hizmet görseydi olmaz mıydı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">?</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu saydığım binaların hepsinin onayı İçişleri Bakanlığından çıkıyor ve ne yazık ki bu avantajımızı kaybettik. Şimdi size soruyorum, bu saydığım binaları yirmi iki senedir iktidarda bulunan partinin siyasetçileri yapamaz mıydı? Ancak bunu yapabilmek için önceliğin Maçka olacak ve kendini Maçka</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ya adayacaksı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">n! E</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ğer bu mantığı taşımazsan önceliğin yakının ve kendin olursa işte herkes bu binaları yenilerken biz böyle bakar dururuz! İktidarda mısınız yoksa muhalefette misiniz belli olmaz!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Maçka'nı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">n en b</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">üyük sorunlarından biri de kiralı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">k ev s</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ıkıntısı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">! Ma</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">çka</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ya yürüyüş mesafesinde bir Toki alanı hazırlayamadılar; hatta onun için küçük bir çaba dahi göstermediler. Şimdi duyuyor gibiyim, bu sorumlu olup da sorumsuz davrananları</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">! "Ma</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">çka</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">nın içinde yer mi var da biz mi hazırlamadık?" Var kardeşim, hem de çok yer var! Yeter ki bakmasını bil ve bunun için çaba sarfet. Çok yer var. Bak ben sana hemen iki yer bulayım. </span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Maçka tünelinin Maçka tarafında, sağ tarafında, yer var. Gidip sahipleriyle ikna edici bir şekilde konuşur, devlet görevlilerini de işin içine sokar, verecekleri yer karşılığında onlara Toki'den ev verirsen bu sorunu halledersin! En az yüz konutluk yer var orada! </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">stelik Toki Orman'ın yerini de kullanarak binaları yapar, Maçka</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">yı konut sorunundan kurtarırsın; ancak bunun iç</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">in u</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ğraşacaksın, çaba sarfedeceksin, Ankara yollarını arşınlayacaksın! Bunu yapacak biri var mı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">? Yok!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bak, sana Maçka içinde ikinci yeri söyleyeyim! Orman İşletmesinin yeri ve arazisini gerekli bakanlarla protokol yaptırarak Toki'ye devredeceksin. Toki, Orman İşletmesine uygun bir yerde güzel bir bina yapacak, işletmenin arazisinin altına yine ilçenin kullanacağı güzel bir otopark yapmayı planlayacak ve böylece insanların yürüme mesafesinde kullanacağı güzel evleri olacak. Böylelikle Maçka büyüyecek, yatırımlar yapılacak ve ekonomi nefes alacak!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Cekli, caklı konuşmaları sonlandırıp Maçka</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">nın gerçek sorunlarına eğilinirse siyasetçiler gerçek görevlerini Maçka için yapmış olur. Yani kendinizi sizi atayanlara değil, Maçka</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ya adayın ki görevinizi yapmış olun. Bakın bu saydıklarımız bizim, yani Maçka</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">nın gerçek sorunları! Bunlar iç</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">in hi</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ç bir şey yapmadınız. İnsanların tayinini çıkarmak, insanları tehdit etmek, işe insan koymak Maçka</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">nın geleceği iç</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">in de</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ğil, kendi geleceğiniz için yapılan girişimlerdir. Bunu unutmayı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">n!</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Sep 2025 14:07:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>30 Ağustos tarihte bir yaprak değildir!</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/30-agustos-tarihte-bir-yaprak-degildir-83</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/30-agustos-tarihte-bir-yaprak-degildir-83</guid>
                <description><![CDATA[30 Ağustos tarihte bir yaprak değildir!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.6667px">Turhan EYÜBOĞLU</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">30 Ağustos tarihte bir yaprak değildir</span></span></p>

<p><img alt="" src="/images/detay/turhan-bekir-ala(1).JPG" style="height:231px; width:429px" /></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>(soldan: Mim. Bekir Gerçek, İsmail Fandaklı, Turhan Eyüboğlu, Alâettin Bahçekapılı (Trabzon 21.02.2020)</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kimimiz tarihi hatırlamada güçlük çekebilir. Kimimiz ne olacak canım diye bilir. Sadece bir kez olsun aklı başında düşünmesini, kimsenin etkisinde kalmadan bu yazıyı okumasını isterim.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ülke tarihini bilmeyenlerin kendilerine göre tarih yapma çabaları gerçek karşısında utanç verici olacaktır. Ülke topraklarının geri alınmasının ne olduğunu idrak edemeyenlerin bilhassa düşünmesini isteyeceğim.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Büyük Taarruz, Kurtuluş Savaşı sırasında Türk ordusunun işgalci güçlere son ve kesin darbeyi vurmasını sağlamak ve Anadolu'dan atmak için düşünülüp planlanan gizli bir harekât idi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 20 Temmuz 1922'deki oturumunda kendisine dördüncü kez olmak üzere Başkomutanlık yetkisi verilen Mustafa Kemal Paşa taarruz kararını haziran ayında almış ve hazırlıkları gizli olarak yürütmüştü.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Atatürk'ün başkomutanlığında yapıldığı için Başkomutanlık Meydan Muharebesi adıyla da bilinen Büyük Taarruz'un başarıyla sonuçlanmasından sonra Yunan orduları İzmir'e kadar takip edilmiş; 9 Eylül 1922'de İzmir'in kurtarılmasıyla Türk toprakları Yunan işgalinden kurtulmuştur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İşgal birliklerinin ülke sınırlarını terk etmesi daha sonra gerçekleşse de, 30 Ağustos sembolik olarak ülke topraklarının geri alındığı günü temsil eder.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İlk kez 1924 yılında Afyon'da Başkumandan Zaferi adıyla kutlanan 30 Ağustos günü, Türkiye'de 1926'dan itibaren Zafer Bayramı olarak kutlanmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Büyük Taarruz Ağustos'un 26'sını 27'sine bağlayan gece Afyon'da başlamış, Aslıhan civarında kuşatılan düşman birliklerinin Mustafa Kemal Paşa'nın bizzat idare ettiği Dumlupınar Meydan Muharebesi'nde imha edilmesi ile Türk ordusunun zaferiyle sonuçlanmıştı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">30 Ağustos günü, ilk kez 1924'te Dumlupınar'da Çal Köyü yakınlarında Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal'in katıldığı bir törenle Başkumandan Zaferi adıyla kutlanmıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Zaferi kutlamak için iki yıl beklemenin en önemli nedeni 1923 yılının yeni Türkiye açısından hem ulusal hem de uluslararası alanda yoğunluğun had safhada olmasıydı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çal köyünde gerçekleşen ilk törende Mustafa Kemal, millî ruhun canlı tutulmasının önemini vurgulamış ve Meçhul Asker Abidesi'nin temelini eşi Latife Hanım ile beraber atmıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yani, 30 Ağustos takvimde bir tarih değildir. Ülke topraklarının geri alındığı günü, temsil eder. Esaretten kurtuluşa giden yoldur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">“Ne mutlu Türk’üm diyene.”<br />
M. Kemal Atatürk.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 30 Aug 2025 13:48:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AKDENİZ KURAK ALANLARINDA TOPRAK SAĞLIĞI</title>
                <category>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/akdeniz-kurak-alanlarinda-toprak-sagligi-82</link>
                <author>ibrahim@brt.com.tr (Prof. Dr. İbrahim Ortaş)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/akdeniz-kurak-alanlarinda-toprak-sagligi-82</guid>
                <description><![CDATA[AKDENİZ KURAK ALANLARINDA TOPRAK SAĞLIĞI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:justify"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#0f4761">SHARInG-MeD Projesi Kapsamında Akdeniz Kurak Alanlarında Toprak Sağlığı ve Tarımsal Dayanıklılığın Güçlendirilmesi Konusunda Yapılan Çalışmalar Geleceğin Tarımına Işık Tutuyor&nbsp;&nbsp;</span></span></span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Prof. Dr. İbrahim Ortaş</span></span></span></span></span></p>

<h1 style="text-align:justify"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong><em><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#0f4761">&nbsp;</span></span></span></em></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Akdeniz havzasında iklim değişikliğinin etkileri belirgin düzeydedir; bölge topraklarının yaklaşık %70’inde bozulma saptanmış, toprak kalitesi ve verimliliği düşmüştür. Bunula birlikte bir tarafta kuraklık, diğer tarafta mevcut sucul ekosistemlerin azalması ile doğal biyoçeşitliliğin azalması yeniden iklim değişimlerine neden olan faktörleri tetiklemektir. Diğer taraftan aran kimyasal kullanımı, kulanım yoğunluğuna bağlı artan plastik karışımı toprak sağlığını bozmaktadır. Bu durum Avrupa Birliği Toprak Bürosu ve FAO gibi kuruluşların gündeminde olup, arazi bozulumunun Avrupa ekonomisine yıllık yaklaşık 50 milyar avro maliyet getirdiği ifade edilmektedir. Aşağıda mevcut bilgilerden ve uydu verileri kullanılarak üretilen haritalarda kuraklık ile arazi bozulumunun en yoğun Akdeniz’de yaşandığını göstermektedir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">“Akdeniz Kurak Alanlarının İklim Değişimleri ve Toprak Bozulması Sonucu Bozulan Toprak Sağlığının ve Tarımsal Dayanıklılığın Sağlanması (SHARInG-MeD&nbsp;</span></span><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">(Soil Health And Agriculture Resilience Through An Integrated Geographical Information System Of Mediterranean Drylands))” projesi kapsamında laboratuvarımız, geniş ölçekli toprak analizleri ve arazi çalışmaları yürütmektedir. Bu çalışmalar, kuraklık ve arazi bozulumuna karşı tarımsal dayanıklılığı artırmayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda SHARInG-MeD projesi hakkında TRT’ye laboratuvarımızda yürütülen çalışmalar hakkında ekteki videodaki bilgileri açıkladık.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Son dönemlerde üretilen küresel haritalar iklim değişimlerine bağlı kuraklık ve arazi bozulmasının en yağın yaşandığı bölgeler içinden en yağın Akdeniz bölgesinde yaşanmaktadır. Bu bağlamda PIRIMA bu konuda son dönemlerde milyarlarca Euro ‘lük projeler üretmektedir. Bu bağlamda bizlerinde içinde oluğu laboratuvarlar geniş kapsamlı bir toprak analizleri, arazi çalışmaları ile kuraklığa, arazi bozulmasına karşı tarımsal dayanıklılığı artıracak proje yürütülmektedir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Türkiye ölçeğinde jeoloji, arazi yapısı, arazi kullanımı ve bitki örtüsü farklılıklarını temsil eden 120 farklı lokasyonda; tarım ve doğal/orman alanlarında 0–20 cm ve 20–30 cm derinliklerden bozulmuş ve bozulmamış toprak örnekleri alınmıştır. Toplam 480 örnek, toprakları alarak toprak fiziksel, kimyasal ve biyolojik bütün analizleri yapılarak toprak yapılarına ve iklim verilerine dayalı toprak sağlığının geliştirilmesi ve tarımsal yapıların iklime dayanıklılığının sağlanmasını belirlemeye çalışmaktayız. Alınan topraklar temel analizler için İtalya/Pisa Üniversitesi, nematod analizleri için örneklerin yaklaşık %10’u Fas/Ibn Zohr Üniversitesi, mikrobiyolojik ve genom analizleri için yine yaklaşık %10’u İspanya/Granada Üniversitesi laboratuvarlarına gönderilecektir. Analizler sorası elde edilecek veriler toprak haritaları üretimi için sayısallaştırılarak toprak haritalarına işlenecek ve bütüncül toprak yönetimi modelleri oluşturulacaktır. Böylece iklim verileri ve toprak göstergeleri entegre edilerek toprak sağlığının geliştirilmesi ve tarımsal yapıların iklimsel risklere dayanıklılığının artırılması hedeflenmektedir.</span></span></span></span></span></span></p>

<h1 style="text-align:justify"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong><em><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#0f4761">Türkiye toprakları ekseninde SHARInG-MeD proje toplantısı ve yaz okuluna davet</span></span></span></em></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Mevcut bilgi birikimi ve çalışmalarımız bağlamda toplum katmanında çiftçiler, üreticiler, akademik çevreler, öğrenciler ve duyarlı kesimleri toprak sağlığı ve sürülebilir toprak yapısı konusunda daha duyarlı olmaya çağırıyoruz.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Projemizin ikinci Olağan Toplantısı ve konu ile ilgili Yaz Okulu, 1–4 Eylül 2025 tarihlerinde Çukurova Üniversitesinde gerçekleştirilecektir. Katılım ve ilginiz beklenmektedir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;27 Ağustos 2025, Adana</span></span></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 28 Aug 2025 17:25:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/05/prof-dr-ibrahim-ortas-1746957802.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hatırla Ey Peri!</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/hatirla-ey-peri-81</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/hatirla-ey-peri-81</guid>
                <description><![CDATA[Hatırla Ey Peri!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Hatırla Ey Peri!</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Turhan EYÜBOĞLU</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">19. y</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">üzyılda Osmanlı döneminde kendini iyi yetiştirmiş, iyi bir mevkide olan, Osmanlıdaki geleceği parlak genç İstanbul'da bir Fransız kıza âşık olur; ancak bu gizli bir aşktır! Duyulması istenmediği için gizli buluşurlar haftanı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">n belli g</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ünlerinde.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bazı günlerin akşamında gizlice ormanda buluşur, saatlerce konuşur, elele tutuşurlardı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">. Frans</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ız kız eğitim hayatını Fransa'nın başkenti Paris'te geçirdiği için aşk konusunda bu gençten çok daha ileri görüşlüydü. Bu konuda okuduğu kitapları ve büyük aşkları ona anlatır, çok iyi zaman geçirirlerdi.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bu genç her seferinde âşık olduğu kı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">za "E</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ğitimini almadığım aşkı senden öğrendim!" deyip yanağına bir buse kondururdu. Saatlerce diz dize oturur, zamanı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">n ge</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">çmesini hiç istemezdiler. Bu yasak bir aşk olduğu için kız bunu biliyor ve ileride ayrıldığında sorun yaratmayacağını genç adama anlatıyordu.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Genç adam, sevgilisinin kendisine olan aşkını ileride inkâr edeceğinden şüpheleniyor ve her seferinde bunu sorun ediyordu. </span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">"Ben senin mecnunun oldum! Sen ise beni unutmaktan bahsediyorsun!" diyordu.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Kız ne kadar ona anlatsa da genç adam bir kere âşık olmuş, anlamıyor; ancak aşkını da geleceği için ilan edemiyordu. Kız bu buluşmaların çok fazla devam edemeyeceğini ona mantıklı bir şekilde anlatsa da genç adam bir kere kıza mecnun olmuştu ve kesinlikle mantıklı düşünemiyordu.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Gizli tutulan bu aşkı bir gazeteci tesadü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">fen </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">öğreniyor; ancak o dönemler her şeyi gazetede yazamıyorsun. Anlayacağını</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">z o d</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">önemde bağımsız gazeteler, bağımsız habercilik yani özgür medya yok! Şimdi öyle mi? Herkes özgürce haber yazıyor ve özgürce gazetecilik yapıyor!</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Gördüğünüz gibi 19. yüzyılla 21. yüzyıl arasında gazete ve gazetecilik ne kadar özgür hale gelmiş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">! </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">İşte demokrasinin en büyük göstergesi bu! Bunu görerek nereden nereye geldiğimize şahit olabiliyoruz! Ne mutlu bize!</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Neyse biz yazımı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">za d</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">önelim. Gazeteci bu âşık adamla bir toplantıda yalnız kaldıklarında olayı ona anlatıyor. Genç adam ilk başta tedirgin oluyor ve sonra kendini toparlayarak gazeteciye kısa bir anlatımla konuyu kapatıyor. Gazeteci mesajı aldığı için bildiği ile kalıyor. Zaten yazdığı hükümet karşıtı yazılardan yeterince başı dertte olduğu için bu aşk işine çok girmek istemiyor.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">O zamanlar bu genç adam Osmanlının gözdelerinden... Merdivenleri hızlı adımlarla çıkıyor! "Mevlam ilerlemesi için verdikçe veriyor!" diye düşünenler olduğu için sınırsız bir yükselişi oluyor ve bu kazançları kaybetmemek için aşkını açıklayamıyordu. </span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Kız bu ilişkide kendine bir gelecek göremediğini fark etmişti. Gelecekte genç adama bir zarar gelmemesi için istemeyerek de olsa İstanbul</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">dan ayrılarak Paris'e dönüyor.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">O d</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">önem ortalık biraz karışı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">k... Gen</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ç adam kafasını bu karışık işleri çözmeye ayırdığı için aşkını kalbine gömüyor ve Osmanlının işleriyle uğraşıyor. Gazeteciyle bir araya geldiklerinde aşkından ona bahsediyor ve onu nasıl sevdiğini, onunla geçirdiği anları yazmaması koşuluyla gazeteciye anlatıyor.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Gazeteci aynı zamanda Jöntürk çevresinin kurduğu Osmanlı Demokrat Fırkası'nın genel sekreterliğini de yürütüyor. Hükümete karşı yazıları yüzünden kovuşturmaya uğrayınca Avrupa'ya kaçıp yalnızca ülke değ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">il, meslek de de</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ğiştiriyor.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Müzik bilgisi ve piyanodaki ustalığı yolunu Avrupa'ya kaç</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">an di</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ğer müzisyenlerle kesiştiriyor. Kurdukları grupla çıktıkları Avrupa turnesinin ardından Amerika'ya göçüyor. Osmanlı'da merdivenleri hızlı çı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">kan o gen</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ç adam ne yazık vali olarak atandığı bir ilde öldürülüyor.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">lkeyi terk ettikten sonra müzisyen olan o genç gazeteci, genç </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">adam</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ın yaş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ay</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ıp da ona anlattığı aşkı unutamaz ve aşağıdaki satırları yazar:</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Hatırla ey peri o mesut geceyi</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Çamları</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">n alt</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ında verdiğin buseyi</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Beni mecnun ettin sen de olasın</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Aşkımı inkâr edersen Allah'tan bulasın</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bana sen öğrettin bu aşkı sevdayı</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ne çabuk unuttun beni sen hercai</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Beni mecnun ettin sen de olasın</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Aşkımı inkâr edersen Allah'tan bulasın.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Genç </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">adam, Sultan Abd</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ülhamit'in yaveri ve baş hafiyesi, padişahın süt kardeşi ve çocukluk arkadaşı olan Esvapçıbaşı İsmet Bey'in oğlu Fehmi Bey'dir. Abdülhamit, Fehmi Bey</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">i Bursa'ya vali olarak atamış 2. Meşrutiyet gerçekleşince halk tarafından linç edilerek öldürülmüş.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Genç gazeteci, Muhlis Sabahattin... 2. Meşrutiyet'in ateşli yıllarında politik bir gazeteci, müzisyen ve bestekârdı.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 25 Aug 2025 10:24:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sürdürülebilir Yaşam İçin Ormanlar mı, Madenler mi?</title>
                <category>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/surdurulebilir-yasam-icin-ormanlar-mi-madenler-mi-80</link>
                <author>ibrahim@brt.com.tr (Prof. Dr. İbrahim Ortaş)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/surdurulebilir-yasam-icin-ormanlar-mi-madenler-mi-80</guid>
                <description><![CDATA[Sürdürülebilir Yaşam İçin Ormanlar mı, Madenler mi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sürdürülebilir Yaşam İçin Ormanlar mı, Madenler mi?</strong></p>

<p>Prof. Dr. İbrahim Ortaş,</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Son zamanalar madenlerinin açılması için orman ve tarımsal orman alanlarının amacı dışına çıkarılması tartışma konusudur. Artan orman yangınları ile orman alanlarının ekosistem için önemi bilim insanları arasında “<strong>Ağaç Küllerinden Uygulamaya</strong>” watsaap grubunda tartışma konusu oldu. Ormanların yerinde orman olarak varlığının korunması konusunda yapılan bir tartışmada Ekolog Prof. Dr. Atabay Düzenli hocamız “Bazı ormanlar bazı maden veya cevherin indikatörü müdür acaba?” sorusu sordu ve benimde bir toprak bilimcisi olarak konuya açıklık getirmemi istediler. Ekolojinin önemi toprak, bitki ve mikroorganizma ekseninde ele alındığında biyoçeşitliliğin canların sürdürülebilirliği için önemlidir. Bu bağlamda ülkenin ve teknolojinin gereksinim duyduğu madenlerin çıkarılması bilimse, ekolojik ve ekonomik eksende tartışılması ve araştırılması gereken önemli bir konu. Ekoloji önemli, ancak teknolojinin ihtiyaç duyduğu bazı zorunlu elementlerde önemli. Ancak ölçü doğrun korunması ve ihtiyaca uygun planlı uygulamaya dayalı hareket edilmeli.</p>

<p>Siyanür gibi ağır kimyasallar yerine ekolojiye uygun yöntemler veya ileride madenlerin ileri teknoloji gelişene kadar ertelenmesi tercih edilmelidir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Madenlerin Çıkarılmasında Teknolojinin Önemli Nedir?</strong></p>

<p>İndikatör bitkiler uzun süre jeologlara ve maden bilimcilerine büyük destek sundu maden alanlarını belirlemede yardımcı olduğunu biliyoruz. Doğaldır ki bitki türlerinin besin elementi talepleri ve konsantrasyonları farklılıklar oluşturuyor. Özellikle altın ve değerli madenler için Jeolojik-madenî aramada “indikatör bitkiler” (geobotanik) ve bitkiden alınan örneklerin kimyasal analizine dayalı “biyogeo­kimyasal prospeksiyon”, yüzeydeki ve sığ derinlikteki cevherleşmeleri dolaylı olarak işaretleyen tamamlayıcı yöntemler olarak kabul edilmektedir. Bu alandaki temel/çekirdek kavram “hiperakümülasyon”dur. Belirli elementleri olağandışı düzeylerde bitki yaprak/sürgün dokusunda önemli element konsantrasyonu yüksek düzeyde içeren ve dokularında biriktiren türler, örn. Ni ≥ 1.000 mg·kg⁻¹, Zn ≥ 10.000 mg·kg⁻¹ ve Cd ≥ 100 mg·kg⁻¹ gibi eşiklerle tanımlanmaktadır. Normalinde bu değerler bitkiler için olması gereken kritik değerlerin katı ve kat üzerindedirler. Ancak bitkiler bulundukları ortama adapte olması ile yüksek konsantrasyonlarda da yaşamaktadırlar. &nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>

<p><strong>Bu konuda seçili alanda jeobotanik taramalarında s</strong>erpantinit ve ultramafik kayaçlar (Zn-Pb-Cd içeriği zengin elementler) ve bu kayaçların üzerinde oluşan topraklar gibi jeolojik bağlamlarda indikatör bitki florasındaki bitkilerin belirlenmesi önemli. Bitki yaprak, genç sürgün, iğne/yaprak döküntüsü gibi organlardan mevsimsel süreçte ICP-MS/ICP-OES gibi ileri element analizi yapan ekipmanalar ile ölçülen minarelerin toplam miktarının belirlenmesi ve sonuçların yorumu ve standardizasyonu daha çok analiz edilmektedir.</p>

<p>Günümüzde maden aramalarında toprak jeokimyası, jeofizik ve uzaktan algılama teknikleri çıktılarıyla birlikte yapılarak sonuçlar yorumlanır. Amerikan Jeoloji Biriminin altın aramacılığında ağaç dokusunu kullanan çalışmalar bu yaklaşımın klasik örneklerindendir. Avustralya’da Eucalyptus yapraklarında ve dallarında nano-altın parçacıkları gösterdiği ve özelleşmiş altın (Au) emen köklerinin oluğun belirtildi (Lintern vd., 2013).&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Bitkiler İle Madenlerin Aranması İle Doğa Daha İyi Korunur mu?</strong></p>

<p>Geobotany and Biogeochemistry in Mineral Exploration adlı kitap hatırladığım kadarı ile geniş bilgi sunuyor. Rusların Geobotank biliminden yaralandığını biliyoruz. .</p>

<p>Nikel elementi (Ni) Akdeniz ve Batı Asya kuşağında&nbsp;<em>Odontarrhena chalcidica</em>&nbsp;(eski Alyssum murale) saha ve tarlada yüksek Ni biriktirir için kullanılıyor. Güney Afrika’dan Berkheya coddii, yüksek biyokütleli bir Ni hiperakümülatörüdür ve prospeksiyon ile fitomadencilikte model olarak uygulanmaktadır.</p>

<p>Bakır/Kobalt (Cu/Co) için Afrikada: Kongo-Zambiya’da Haumaniastrum katangense bakır-kobalt zenginleşmeleriyle güçlü ekolojik ilişki gösteren “cuprofite” bir tür olarak rapor edilmiştir (Paton ve Brooks, 1996).</p>

<p>Çinko/Kadmiyum/ Kurşun (Zn/Cd/Pb) için Noccaea (Thlaspi) caerulescens Zn/Cd hiperakümülatör ve model bitkiler kulanıldığı rapor edilmiştir.</p>

<p>Çim Karanfili (armeria maritima) popülasyonları ağır metal toleransı ve birikimi ile çalışıldığı rapor edilmiştir.</p>

<p>Bu konuda madenlerin toprakta çıkarılması siyanür bileşiği kullanmak yerine topraklardaki önemli mineralleri okside eden ve ayrıştıran mikroorganizmaların kimyasallara alternatif olarak kullanılmaktadır. Bakterilerin altını oksitlemesi kadar mantarlarında oksitleyici tola aldığı belirtilmiştir. Fusarium oxysporum izolatı olan altın oksitleyici mantar TA_pink1'in varlığı, mantarların altın biyojeokimyasal döngüsünü önemli ölçüde etkileme potansiyeline sahip olduğunu araştırma verileri ortamdaki altın konsantrasyonlarıyla pozitif korelasyon gösterdiğini rapor edildi (Bohu vd., 2019; Lintern vd., 2018). Doğanın mekanizmaları iyi anlaşılırsa doğrunun korunması daha madenlerden yararlanılması daha sağlıklı karşılanacaktır. Ancak burada önemli olan yer yüzeyinin ütündeki biyolojik varlığın yer atındaki madenlerden daha önemli olmasıdır. Onun için bu mekanizmalar iyice anlaşılana kadar maden çıkılmasının zaman bırakılması doğa yararına olacaktır. Özellikle bitkilerin karbon oksijen döngüsü ile yaşamın sürdürülebilirliği ve biyoçeşitliliğin sağlanması için bugün maden aramayı ileriye bırakarak, önce bozulan doğal dengeyi korumamızdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Maden Çıkarılması İçin Orman Vasfını Kaybeden Alanlar Miktarı Ne Kadardır</strong></p>

<p>Son yıllarda artan oranda "orman alanlarında maden aranmasına verilen ruhsatlar” doğal olarak kaygıları artırıyor. Zeytin alanlarının madenciliğe açılması ciddi tartışmalar altında bir gece TBMM’sinde verilerimizin kabul işaretleri ile doğanın üstü daha az değerli diye yer altındaki kömür ve altına teslim edildi. Son yılları arasında Türkiye’de izin verilen maden arama izinleri ve orman vasfını kaybeden orman ve zeytin varlığı ne kadardır sorusu net olarak veri paylaşılmamış görülüyor. 2008–2023 döneminde toplam maden ruhsatı sayısının (arama+işletme) yaklaşık olarak 386 bin olduğunu ve bu izinler, 440.535 hektarlık bir alana denk gelmekte olduğu hesaplandı.</p>

<p>Evet, yer altında değer taşıyan minareler teknoloji için önem oluşturuyordur. Veya orman ve biyolojik kütlenin canlılık için öneminin vurgulanması. Genelde minerallerce zengin olan kayaçlar veya onlardan meydana gelen topraklar üzerinde hayat bulan bitkiler doğanın sürdürülebilirliği için hayatı önemdedir. Bitkiler ve mineraller arasındaki birliktelik doğayı korumaya yönelik bir yaşam formudur. Son yıllarda ormanları konumları nedeniyle toplum tarafından korumaya dayalı refleksi ve sorgulama duruşu hepimizin temel duruşudur.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>23 08 2025, Adana</p>

<p>Kaynakça</p>

<p>Bohu, T., Anand, R., Noble, R., Lintern, M., Kaksonen, A. H., Mei, Y., . . . Verrall, M. (2019). Evidence for fungi and gold redox interaction under Earth surface conditions.&nbsp;<em>Nature Communications, 10</em>. doi:10.1038/s41467-019-10006-5</p>

<p>Lintern, M., Anand, R., Ryan, C., &amp; Paterson, D. (2013). Natural gold particles in Eucalyptus leaves and their relevance to exploration for buried gold deposits.&nbsp;<em>Nature Communications, 4</em>. doi:10.1038/ncomms3614</p>

<p>Lintern, M., Anand, R., Ryan, C., &amp; Paterson, D. (2018). Natural gold particles in Eucalyptus leaves and their relevance to exploration for buried gold deposits (vol 4, 2614, 2013).&nbsp;<em>Nature Communications, 9</em>. doi:10.1038/ncomms16199</p>

<p>Paton, A., &amp; Brooks, R. (1996). A re-evaluation of Haumaniastrum species as geobotanical indicators of copper and cobalt.&nbsp;<em>Journal of Geochemical Exploration, 56</em>(1), 37-45.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 24 Aug 2025 17:54:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/05/prof-dr-ibrahim-ortas-1746957802.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Enginde Yavaş Yavaş Günün Minesi Soldu</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/enginde-yavas-yavas-gunun-minesi-soldu-79</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/enginde-yavas-yavas-gunun-minesi-soldu-79</guid>
                <description><![CDATA[Enginde Yavaş Yavaş Günün Minesi Soldu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">"Enginde Yavaş Yavaş Günün Minesi Soldu"</span></span></span></span></span></span></p>

<p><strong>Turhan EYÜBOĞLU</strong></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Maçka</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">da bahçemizde bir mine çiçeğimiz vardı. Bildiğiniz üzere mine temmuz ve eylül ayları arası</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">nda rengarenk </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">çiçekler açar. Narin bir görüntüsü vardır. Ancak görüntüsü sizi aldatmasın; naz ve kapris yapmaz, üstelik fazla da bakım istemeyen bir çiçek türüdür.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Hazır yeri gelmişken bunu size anlatmak isterim. Bu çiçeğin bir adı da "Unutma Beni" çiçeğidir. Bir rivayete göre Tuna Nehri kıyısında iki sevgili yürüyüşe çıkarlar. Kı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">z nehrin </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">üstünde mavi bir çiçek görür. Sevgilisinden bu çiçeği almasını ister. Delikanlı, sevgilisinin çiçeği arzu etmesi üzerine azgın nehre girer ve nehrin sularına kapılır. Fakat nehrin sularına kapılmadan önce son bir hamleyle çiçeği alır ve sevgilisine doğru atar. Ona 'Vergiss mein nicht!' diye haykırır. Bunun manası "Unutma Beni"dir. Böylece çiçeğin adı bazı yerlerde "Unutma Beni" diye anılır olur. </span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Kaprisi ve nazı olmayan bu çiçek ne yazık ki soğuğa karşı dayanıklı değildir. Kış </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ay</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ı geldi mi ilk don olduğunda donar ve kaybolur. İşte bu çiçekle ilgili konuştuğumuzda annem 'Enginde yavaş yavaş günün minesi soldu!' şarkısını mırıldanı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">rken 'Ke</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">şke üstünü örtseydik!' diye hayıflanırdı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">. O </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">çiçek zamanla kurudu. 'Soğuğa dayanamıyor!' diye de bir başkasını almadık. </span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Şimdi bunu yazarken aklıma geldi! İklim değişti; kış ayları eskisi gibi çok soğuk olmuyor. Belki bir tane alıp denemek lazım. Ancak ona şarkı söyleyecek biri olur mu Maçka</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">da onu bilemiyorum!</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Neyse, biz şarkımı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">za d</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">önelim. Yıl 1888 Adana Eğin</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">de dünyaya bir çocuk gelir. Adını Ali Vecdi koyarlar. Babası Hafız Vahdi Efendi'den Arapça ve Farsça öğrenir. İstanbul Darülmuallimîn Mektebi'ni bitirerek İstanbul'da öğretmenliğe başlar. Öğretmenlikten emekli olduktan sonra Âşiyan Müzesi'ne müdür olur. Kendisini çok iyi yetiştirmiştir. Güzel fiziği, modern giyinişi içinde tam bir İstanbul beyefendisidir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">stat 1916 y</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ılında Bedia Hanım</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">la evlenir. Bedia Hanım ne yazık ki genç yaşta verem hastalığına yenik düşerek ölür. Yaklaşık iki yıllık evlilikten sonra eşini kaybeden Vecdi Bingöl, eşinin ölümünden duyduğu üzüntüyü mısralara döker.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Vecdi Bing</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">öl, zarif tavırları ve dürüstlüğü </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ile </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">örnek bir beyefendi idi. Her zaman İstanbul Türkçesi ile konuşur, herkesi saygılı davranışlarla karşılar, konuşmaları zevkle dinlenirdi. Giyimine her zaman ö</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">zen g</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">österir, yelekli takım elbise giyer ve kravatsız gezmezdi.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bildiğiniz üzere seher vakti ile günbatımı zamanı, çoğunlukla sanatkarı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">n ilham</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ını ortaya çıkardığı ve üretkenliklerini arttırdığı bir zaman dilimi olarak bilinir. İşte bu zaman diliminde üstat Boğaz'a gider ve uzun uzun Boğaz'ın akan sularını izlerdi. </span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Gönlünü ve ruhunu ateş gibi yakan akşam güneşi batmaktadır. İçinden "Belki de hiçbir ressamın hala bulamadığı kızıllıklar, akşamın getirdiği renkler, sesler ve duyguları görmekteyim!" diye geçirir. </span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Artık güne veda ederken güneş ufukta solmamak için direnmektedir. Güneş her zamanki köşesine çekilmek üzereyken sanki kainatı yakıyormuş gibi kırmızı olmuştu. Akşamın yalnızlığı ve güneşin batışı üstadın değişik duygulara girmesine neden olmuş, bir ressamın tablosuna indirdiği fırça darbeleri gibi beyninden gönlüne gelen mısralar dalgaları oluşmuştu.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Akşamın sessizliğini gurbetin kimsesizliğine, kuşların uykuya varmasına, gölgesinin boğaz sularına inmesine, güneşin batmasını da minenin solmasına benzetmişti. İlk evliliği, yaşadıkları ve yaşamın devam ettiği gerçeği onu sıkı sıkı sarmıştı. Patlayacak bir volkanın huzursuzluğunu içinde hissetti. Bir iki adı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">m at</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ıp arkasında olan banka oturdu.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Boğazın hafif esen serin havasını içine çekti. Ardından bir daha uzun bir nefes aldı. Yavaşça ayağa kalktı. İlk olarak Boğaz'ı</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">n sular</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ına baktı; daha sonra güneş</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">in batt</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ığı noktaya gözünü kaydırdı. Artık kafasında şekillendirdiği kelimeleri sessizliğin hakim olduğ</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">u bo</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">şluğa söylemeye başladı.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Enginde yavaş yavaş, günün minesi soldu</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Derdim bana arkadaş, bugü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">n de ak</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">şam oldu</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Gölgeler indi suya, kuşlar vardı uykuya</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Gurbeti duya duya, bugü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">n de ak</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">şam oldu.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Su yürür fısıldaşır, gider yâre ulaşır</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Yolcu yolda dolaşır, bugü</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">n de ak</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">şam oldu.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ezberi çok güçlüydü. Belleğinde oluşturduğu kelimeleri yazıya dökmese bile unutmazdı. Çok üretken ve ulaşılamaz bir duygusal zekaya sahipti.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ali Vecdi Bing</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">öl’ün bestelenmiş eser sayısının toplamı 988 olduğunu ve bunlardan 700 adedinin bestekâr Sadettin Kaynak, 288 adedinin ise diğer bestekârlar tarafından bestelendiği biliyor muydunuz? </span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ha unutmadan, büyük üstadın doğduğu küçük kasaba için bir şey anlatmak isterim. Bu küçük kasaba halkı, milli mücadelede Atatürk</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">e, binlerce süvari ile yardım önerisinde bulunduğu için bu hizmetleri Atatürk tarafından unutulmamış ve Atatürk, kendi adını buraya bağışlamıştır. Bu nedenle Eğin</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">in adı Kemaliye</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ye dönüşmüştür.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Bir daha bu kadar üretken insanlar gelir mi bilmiyorum. Mekanı cennet olsun.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 18 Aug 2025 10:28:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>68 KUŞAĞININ ÖNCÜ DEVRİMCİSİ HARUN KARADENİZ</title>
                <category>Ahmet Özer</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/68-kusaginin-oncu-devrimcisi-harun-karadeniz-78</link>
                <author>ahmet_ozer61@brt.com.tr (Ahmet Özer)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/68-kusaginin-oncu-devrimcisi-harun-karadeniz-78</guid>
                <description><![CDATA[68 KUŞAĞININ ÖNCÜ DEVRİMCİSİ HARUN KARADENİZ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Harun Karadeniz, 68 gençliğinin önderlerindendi. Sol hareketin teori ve pratiğine olduğu kadar eğitime değgin yapıtlara da imza atmış bir İTÜ’lüydü. Gençlik eylemleri içerisinde kararlılığı temsil ediyordu. Düşünen bir beyin, iyi örgütçü, yönettiği kitleyi sonuna değin dengede tutabilen, serüvenden çok aklı savunan, ileri görüşlü, yaşama diyalektik pencereden bakabilen bir öğrenci önderiydi.</p>

<p>33 yaşında çekip gitti bu dünyadan daha söyleyecek çok sözü varken. Bırakmadılar; 12 Mart faşizminin işkence hanelerinden, her türlü iğrençliğin boy verdiği hapishanelerden geçerken sağlığı bozuldu. Tedavi olmak istediyse de izin vermediler; kolunu, yaşamının diyeti olarak sırtlanların suratına fırlatmasına karşın, karşısındakilerin öfkesini dindiremedi. Yaşamını istediler ondan. Bu yaşam, 15 Ağustos 1975’te bin bir acıyı taşıyarak dünyaya veda etti.</p>

<p>Şükran Kurdakul onun ölümü üzerine yazdığı şiirini şu dörtlükle bitiriyordu: “Dalgalanır bunca ses evrende/ 46’dan, 51’den, 72’den/ Koşup gelen ellerin güzelliği/ Ölümsüzlüğü ölümünde yaratır gibi/ Yürüdük Harun arkadaşın direncinde.”</p>

<p>Uğur Mumcu’ya “Sesleniş”i yazdıran da onun ölümünün yürek yakan görüntüsüdür. Harun’un ölümünden 10 gün sonra 25 Ağustos 1975’te Uğur Mumcu’nun Cumhuriyet’te yayımlanan Sesleniş’inin Harun’a düşen diliminde şunlar yazılıydı: “Kanserdik. Ölüm her gün bir sinsi yılan gibi, dolaşıyordu derilerimizde… Önce kolumuzu, omuz başından keserek, yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak fırlattık attık önlerine. Sonra da otuz iki yaşında, bırakıp gittik bu dünyayı ecelsiz.”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><a href="https://www.otobid.com/" rel="nofollow noopener sponsored" target="_blank" title="Aracınızı en yüksek teklife satalım.">Aracınızı en yüksek teklife satalım.Otobid.com'a Girin Binlerce Kurumsal Alıcı Arasından En Yüksek Teklifi Alın.Otobid</a></p>

<h2>OLAYLI YILLAR VE GENÇLİK</h2>

<p>Harun Karadeniz, Giresun’un Alucra ilçesinin Armutlu köyünden çıkarak 1962’de İTÜ İnşaat Fakültesi’ne girmiş, İTÜ İnşaat Fakültesi Talebe Cemiyeti’nin başkanı olmuştu. 68 gençliğinin simge eylemi hiç kuşkusuz 6. Filo’ya karşı yapılmıştır. 1967’nin haziran sonlarında Amerikan 6. Filosu İstanbul limanına demirlemiş; filo komutanının çelengi parçalanmıştı. Filo 1967’in ekiminde yeniden İstanbul’daydı. Bu kez de Dolmabahçe’de oturma eylemi yapılmıştı. 14 Mayıs 1968’de NATO’nun amblemi yakılarak büyük eylem başlatılacaktı. O günlerde İTÜ Öğrenci Birliği Başkanı Harun Karadeniz ve İTÜTOTB Başkanı Çetin Uygur ortaklaşa bir metin kaleme almış ve dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’a göndermiştir. Metnin son cümlesi şöyledir: “Görevinize başlarken anayasa uyarınca Türk ulusunun şeref ve namusunu korumak için ant içtiniz. Sizi göreve çağırıyoruz.”</p>

<p>Zap Suyu’na köprü düşüncesinin ortaya çıkışında önemli rol oynar Harun Karadeniz. Karadeniz’in “Olaylı Yıllar ve Gençlik” başlıklı çalışması, Cumhuriyet’te 6 Mayıs 1975’ten başlayarak 13 günlük bir yazı dizisi olarak yayımlandı. Cumhuriyet’te 12 Ağustos 1975 günü tefrika edilmeye başlanan “Yaşamımdan Acı Dilimler” yazı dizisinin önsözünde Osman Saffet Arolat, şöyle yazar: “…12 Mart işkencecilerinin ‘hastalığı işkence aracı olarak kullanmaları’ yurtdışındaki ‘geç’ müdahalenin de tedavi için yeterli olmaması sonucunu doğurmuştur. Harun, bugün günün birkaç saati dışında dayanılmaz acılar içindedir.”</p>

<p><iframe frameborder="0" height="320" id="google_ads_iframe_/11357266/cumhuriyet.com.tr/genel_banner_300x250_4_1" name="google_ads_iframe_/11357266/cumhuriyet.com.tr/genel_banner_300x250_4_1" scrolling="no" tabindex="0" title="3rd party ad content" width="480"></iframe></p>

<p>Bu yazı dizisinin yayımının 4. gününde Harun yaşamını yitirdi. Yazı dizisi onun ölümünün ardından dokuz gün daha sürdü. Zaman içinde her iki çalışma da kitaplaştı. Öncelerde yayımlanan Kapitalsiz Kapitalistler, emek- sermaye çelişkisini son derece özgün anlatan bir yapıt olarak varlığını korurken bu emeğe zaman içinde Eğitim Üretim İçindir adlı yapıtı eklendi. Ölümünden iki yıl sonra Vatan gazetesinde “Harun Karadeniz’in Yayımlanmamış Notları” duyurusuyla 11 gün süren “Örgütlenme-PropagandaAjitasyon” başlığı altında bir yazı dizisi yer aldı.</p>

<h2>‘FAKAT ÖLMEDİM...’</h2>

<p>Harun’un devrimciliğinde önderlik, bilgi ve dünyayı tanıma gücü yatıyordu. O nedenle hep tehlikeli görüldü. 12 Mart’la birlikte ülkede büyük bir insan avı başlamıştı. TKP davasından beş buçuk ay hapis yatan Harun Karadeniz, içeriden çıktıktan dört ay sonra, “üyesi olmadığı” DEV-GENÇ davasından gözaltına alınacak, önce Selimiye’ye ardından da Davutpaşa’ya götürülecekti.</p>

<p>Harun, öncelerde sağ kolundan birkaç kez ameliyat edilmiş, bir türlü iyi olamamıştı ve sağlığını büyük ölçüde yitirdiği anda tahliye edildi. O içerideyken eşi Hülya Karadeniz İstanbul Sıkıyönetim Adli Müşaviri Turgut Akan’a “Kocamı hangi suçla tutuyorsunuz? Sağlığı iyi değil, hayati tehlike söz konusu. Sağlık kurulları ve klinik raporları bu durumu belirtiyor” demişti. Adli müşavirin yanıtı içler acısıdır: “Ölsün istiyoruz. O eline silah almadı, eğer alsaydı işini bitirmek çok kolaydı. O bizim için eline silah alanlardan daha tehlikeli ve onun için de ölsün istiyoruz.”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Harun, bu bilgiyi eşinden öğrendiğinde şu yorumu yapar: “Bu sözler 1972 sonbaharında söylendi. Şu an yıl 1975 ve aylardan şubat. Benim sağ kolum kesildi ve fakat ölmedim.”</p>

<h2>‘HARUNLAR TÜKENMEZ’</h2>

<p>Bunun arkası Londra’da geçen sıkıntılı ayları içerir. İki genç insan parasız kalmaları, Londra’daki Türk konsolosluğundaki ilgisizlik, azalan umutlar ve verilen raporların ardından Türkiye’ye dönerler. Harun o günleri şöyle anlatır: “11 Temmuz 1975 Cuma günü doktorlarımız ‘Elimizden başka bir şey gelmiyor, ışın tedavisinden de yeterli sonuç alamadık, nasıl isterseniz öyle yapalım’ dediler. Biz güldürü ve acıyla yine de Anadolu insanının canlılığı içinde geri dönmek istedik yurdumuza. Yaşantımızın son bölümüyse, son bölümünü, son günüyse son gününü, son dakikasıyla son dakikasını yurdumuzda gün, dakika, saniye olarak yaşamak istedik.”</p>

<p>33 yaşındaki som yürek, beş kitabını, hayli broşürünü, gazetelerde kalan yazılarını, dostluklarını, arkadaşlarını, sevgilerini, sosyalizme olan inancını, yüreği kanayan bir eşi ve bir buçuk yaşındaki kızını geride bırakarak 15 Ağustos 1975’te sevenlerine veda etti.</p>

<p>Refik Durbaş, Harun Karadeniz için yazdığı “Bir Dağ Yamacında” şiirinin son dizelerinde şöyle der:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>“Bir mermi daha sürüyorsun ve basıyorsun tetiğe/ bir dağ yamacında, yüreğinde tarifsiz bir telaş/ ölüm de tükenmiş ölümsüzlük de, kolun kesik değil ama...”</p>

<p>Harun Karadeniz onurlu yaşamıyla 68 kuşağının ipi erken göğüsleyenlerinden biri oldu. Ölümünün 50. yılında, hapishane arkadaşı Vedat Günyol’un Harun için yazdığı yazının başlığını yineleyelim: “Harunlar tükenmez”.</p>

<p><strong>AHMET ÖZER</strong></p>

<p>ŞAİR, YAZAR</p>

<p>Not: Bu yazının ilk yayımı: Cumhuriyet/16 Ağustos 2025</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 17 Aug 2025 13:35:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/01/ahmet-ozer-1738068402.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yangınları Meteorolojik Koşullar Değil, İnsanın Neden Olduğu Faaliyetleri Çıkarmaktadır</title>
                <category>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/yanginlari-meteorolojik-kosullar-degil-insanin-neden-oldugu-faaliyetleri-cikarmaktadir-77</link>
                <author>ibrahim@brt.com.tr (Prof. Dr. İbrahim Ortaş)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/yanginlari-meteorolojik-kosullar-degil-insanin-neden-oldugu-faaliyetleri-cikarmaktadir-77</guid>
                <description><![CDATA[Yangınları Meteorolojik Koşullar Değil, İnsanın Neden Olduğu Faaliyetleri Çıkarmaktadır]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yangınları Meteorolojik Koşullar Değil, İnsanın Neden Olduğu Faaliyetleri Çıkarmaktadır</strong></p>

<p>Prof. Dr. İbrahim Ortaş yazısı...</p>

<p>&nbsp;
<p><em>Yangının çıkmaması için önceden planlanmayan önlemler ve gereklilikler ve yangın sonrası için organizasyon ve eş güdüm gibi insan faktörleri sorgulanmalıdır&nbsp;</em></p>
</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Türkiye’de Son Dönem Artan Orman Yangınları; Ekolojik Etkiler, Nedenler ve Politika Aplikasyonları.</strong></p>

<p>Son günlerde artan ve bir türlü kolay kontrol altına alınamayan yangınlar, “neredeyse ülkede orman kalmadı” dedirtecek ölçüde kaygı yaratmaktadır. Günlerdir yanan ormanların toplam alanını hâlen bilmiyoruz. Yakında Orman Genel Müdürlüğü (OGM) istatistikleri açıklandığında bir hesap-kitap yaparak kendi analizimi gerçekleştirebilirim. Ekolojik çeşitlilik fiilen yanmaktadır. Yanan habitatlarla birlikte ekosistem kirlenmekte, atmosfere sera gazları salınmakta ve ölçülmesi güç çok sayıda olumsuz etki ortaya çıkmaktadır. Bu etkiler bütüncül değerlendirildiğinde, her bir orman yangınının bilinenin çok ötesinde doğayı ve yaşam sağlığını tahrip ettiği açıktır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yanan Orman değil insanlığın ve Canlılığın Sürülebilir Geleceğidir</strong></p>

<p>Yanan yalnızca ağaçlar değildir; bir gram toprakta bulunan milyarlarca virüs, bakteri, mantar, aktinomiset ve diğer mikroorganizmalar ile memeliler dâhil pek çok canlının yaşam alanı zarar görmektedir. Canlı varlığın yaklaşık dörtte üçünün habitatı olan toprak biyotası tahrip olmaktadır. Ekolojinin öğrettiği temel bir gerçek, yeryüzünün her karışının birbirinden farklılık göstermesidir: Her ekosistem, iklim-toprak-habitat koşullarındaki değişimlerle özgün dinamikler üretir. Canlılar bulundukları ortama hızla uyum sağlayarak kendilerine uygun yaşam stratejileri geliştirir; bu süreçte hayvanlar âleminde (hatta bazı bitkilerde) trofik ilişkiler gereği bir canlının diğerini tüketmesine dayalı beslenme biçimleri de görülür. Yanan alanlarda tanımlanmamış endemik türlerin ve biyoçeşitliliğin yok olması yaşamın her alanına olumsuz etki edeceği muhakkaktır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yangınlar Kendiliğinden Çıkmaz, Sebep-Sonuç İçinden Bir Etken Yangına Neden Olmak Zorundadır</strong></p>

<p>İklim değişimlerinin en çok etkilediği ve aşırı sıcakların ve oluşan meteorolojik koşulların etkisi ile başta tek yıllık bitki örtüsü olmak üzere orman bitkileri ve beraberinde toprak neminin buharlaşması ile oluşan kuraklık yanıcı materyallerin yangınlarla hızla yayılmasına ortam yaratmaktadır.&nbsp; Meteorolojik koşular ile yer yüzeyindeki koşullar bir araya gelince orman ve anız yangını riski doğal olarak artar. Ancak yangının oluşmasına neden olan bir etmen gerekir. Otlar ve ağaçlar durduk yerde YANGIN ÇIKARMAZ. Yangınları ya insanlar yeni arsa ve arazi rantı çıkarmak, tarım alanı ve maden alanı açmak, elektrik hatlarından kaynaklı kıvılcımlar, şimşek çakması oluşan kıvılcımalar, orman alanına insanların bıraktığı mercek etkisi yapan cam veya benzeri malzemeler veya doğal camsı minerallerin mercek etkisi gibi faktörler yangına neden olmaktadır. İklim değişimi, meteorolojik koşullar yangının çıkmasını ve yaygınlaşmasını artırır, kontrolünü zorlaştırır. Ancak doğrudan yangın çıkamaz!</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yangınlar Büyük Çoğunlukla İnsan Kaynaklı</strong></p>

<p>Yangın ve yarattığı etkiler beklentinin ötesinde ciddidir. Yangınların %96’sının insan kaynaklı olduğu Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından açıklanmıştır. Büyük olasılıkla bu oran daha da yüksektir; zira insanın doğrudan eylemleri, dolaylı etkileri, orman yönetimi uygulamaları veya farkında olmadan bırakılan materyaller yangınlara zemin hazırlamaktadır. Nitekim OGM verileri, yangınların çok büyük çoğunluğunun insan kaynaklı olduğunu uzun süredir göstermektedir. Düzenli gelişmeleri izleyen bir toprak bilimci ve duyarlı bir yurttaş olarak kanaatim, sorunun temel kaynağının “insan” olduğu yönündedir.</p>

<p>Her olaydan sonra açıklanan nedenler incelendiğinde yangınların tamamına yakınının insanın doğrudan ya da dolaylı faaliyetleriyle ilişkili olduğu görülür. OGM verilerine bakılırsa yıllar içinde yangın sayıları hızla artmaktadır. Yakın geçmişte yangınlar Akdeniz kıyı şeridindeydi, şimdilerde Ege ve Marmara Bölgelerine doğru genişledi. Ülkemizin Akdeniz ve Ege-Marmara bölgeleri son yıllarda ciddi bir göç aldı ve her tarafa yerleşim yerlerine açıldı, 2B imar yasası, tarımsal orman alanların yerleşim yerlerine açılması ile ormanların içlerine kadar yerleşimciler girer oldu. Basına yansıyan görüntüler kent sınırlarının ormanlara dayanması ile şimdilerde köyleri özelliklede sonrada yapılmış yapıları orman yangınlar ile hızla alevlerin içinde kalarak yok olmaktadırlar. Orman alanları yakınında kontrolsüz yeni yerleşimler ve mesire alanı kullanımları riski artırmaktadır. Diğer tarafta özelleştirilen ve düzenli bakımları yapılmadığı belirtilen elektrik iletim hatlarından kaynaklanma; orman içi temizlik ve bakım eksiklikleri de yangına davetiye çıkarıyor. Yıllardır yanlışlığını dile getirdiğimiz anız yakma pratiği de ormana sıçrayan yangınlarda önemli rol oynamaktadır. Orman ekolojisini yaşayarak öğrenen orman köylülerine verilen koruyucu ve destekleyici politikaların zayıflaması, ormanları fiilen “sahipsiz” bırakmaktadır.</p>

<p>Aşağıdaki özet tablo, son yıllara ait bazı temel göstergeleri derlemektedir (OGM’nin 2024 resmî verileri):</p>

<p>Tablo, 2020-2024 arası orman alanı ve yangın sayısı ve orman alanı</p>

<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" style="width:0px">
	<tbody>
		<tr>
			<td>
			<p>Yıl</p>
			</td>
			<td>
			<p>Toplam alan hektar</p>
			</td>
			<td>
			<p>Yangın sayısı</p>
			</td>
			<td>
			<p>Yanan alan hektar</p>
			</td>
			<td>
			<p>Artış</p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>
			<p>2020</p>
			</td>
			<td>
			<p>22.933.000</p>
			</td>
			<td>
			<p>3.413</p>
			</td>
			<td>
			<p>20.971</p>
			</td>
			<td>&nbsp;</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>
			<p>2021</p>
			</td>
			<td>
			<p>23.110.000</p>
			</td>
			<td>
			<p>2.793</p>
			</td>
			<td>
			<p>139.503</p>
			</td>
			<td>
			<p>2020’ye göre +177.000 ha artış</p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>
			<p>2022</p>
			</td>
			<td>
			<p>23.245.000</p>
			</td>
			<td>
			<p>2.160</p>
			</td>
			<td>
			<p>12.799</p>
			</td>
			<td>&nbsp;</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>
			<p>2023</p>
			</td>
			<td>
			<p>23.363.071</p>
			</td>
			<td>
			<p>2.579</p>
			</td>
			<td>
			<p>15.520</p>
			</td>
			<td>&nbsp;</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>
			<p>2024</p>
			</td>
			<td>
			<p>23.363.084</p>
			</td>
			<td>
			<p>3.797</p>
			</td>
			<td>
			<p>27.485</p>
			</td>
			<td>
			<p>&nbsp;2023 yılına göre 13 bin hektar tarım alanı artmış</p>
			</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>

<p>&nbsp;</p>

<p>Konu bütüncül bir analize tabi tutulmalıdır. Orman köylüsünün konumu ve destek mekanizmaları yeniden gözden geçirilmeli; orman sınırlarına dayanan kentlerin kontrolsüz büyümesi, kontrolsüz göç ve ormanların mesire alanı olarak yoğun ve denetimsiz kullanımı analitik yaklaşımla ele alınmalıdır. Yıllar önce de ifade ettiğim üzere, orman alanları içinde kısa sürede kuruyan otların erken dönemde kontrollü otlatılması önemli yangının genişlemesini azaltma yöntemi olabilir. Keçilerin orman düşmanı olmadığını, uygun otlatma rejimleriyle orman yönetimine doğal bir koruma sağladığını gösteren bulgular dikkate alınmalıdır. Yangın söndürme konusundaki alt yapı ve ekipman planlanması, su yerine yangın söndürme köpükler kullanımı çalışmaları mutlaka planlanmalı. Drone ve uzaktan algılama teknikleri ile erken uyarı ve küçük yangınlara droneler ile müdahale teknikleri gözden geçirilmeli.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Küçük Çıkarı İçin Yangını Çıkmayacak ve Ekolojiyi Koruyacak Nitelikte İnsan Yetiştirmek Gerekiyor</strong></p>

<p>Temel soru, insan faaliyetlerinin yangına yol açmayacağı bir yönetişim modelinin nasıl kurulacağıdır. Ağır yaptırımlar elbette caydırıcı olabilir; ancak kalıcı çözüm, ormanın yakılmasının yanlışlığı konusunda bilinç ve sorumluluk düzeyi yüksek bir toplum inşa etmekten geçer. Bu kapsamda risk azaltma (orman yakıt yönetimi, hat bakımı, yerleşim-orman ara yüzü planlaması), eğitim, erken uyarı-hızlı müdahale kapasitesi ve yerel toplulukların (özellikle orman köylülerinin) kurumsal olarak güçlendirilmesi eşzamanlı ilerletilmelidir.</p>

<p>Sorunu Orman Mühendisi bilim insanları, Orman Bakanlığı yetkililer ve ilgiler önemli hayati önemdeki açıklamaları önemli. Ancak toprak bilimcisi, ormanın dibinde büyümüş duyarlı bir yurttaş olarak sorunun kaynağı olarak ülkenin içinde bulunduğu ekolojiyi kavrayamamış, iklim değişimlerinin yaratacağı meteorolojik olguları analiz edemediği için zamanında önlem almayan, planlama yapmayan, yangın sonrasında ne tür araç-gereç ve organizasyon sorunun üstesinden gelineceğini organize demeyen insan da sorunun kaynağıdır. Yangını bilinçli çıkaranların bulma cezalandırmak önemli ancak bütünlüklü sorunu çözülmediği de açıktır. Ancak asıl yapılması gereken ormanın yakılmasının yanlışlığının bilinci gelişmiş ve sorumluk sahibi doğayı içselleştirmiş insan yetiştirmektir. Yangınalar konusunda toplumsal bir farkındalık yaratmak gerekir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Sonuç olarak; i</strong>nsan kökenli risklerin baskın olduğu can sıkıcı orman yangınlarının ekolojik ve toplumsal maliyeti ölçülenden çok daha fazla oluğu muhakkaktır. Doğru politika bileşeni, cezai yaptırımlar önemli. Ancak ekolojik anlamda kontrollü otlatma dâhil yangının genişlemesinin önceden kontrolü için bir yönetim olabilir. Başta orman içi altyapı (özellikle enerji iletim hatları) bakımı; orman-yerleşim yeri seçimi planlama, göç olgusu; orman köylüsünün kurumsal destekler ile güçlendirilmesi ile ormanın daha iyi korunacağı beklentisi ile birlikte ormanın çok yönlü öneminin eğitimi ve farkındalık programları ile birlikte uygulanması kaçınılmaz gözüküyor. Kontrolü otlatma, su yerine, köpük vs. etkili söndürücüler, uzaktan algılama ve drone teknikleri gibi yangının genişlemeden anında müdahaleler gerekli. OGM’nin güncel istatistikleri açıklandığında, yanan alanlar ve emisyon etkileri üzerine nicel bir analiz yapılması farkındalığın artırılması için öğretici olacaktır.</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>

<p>17 Ağustos 2025, Adana</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 17 Aug 2025 13:14:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/05/prof-dr-ibrahim-ortas-1746957802.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TRUMP-ALİYEV-PAŞİNYAN\&#039;ın bana hatırlattıkları</title>
                <category>Ali Kılıç</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/trump-aliyev-pasinyanin-bana-hatirlattiklari-76</link>
                <author>alikilic@brt.com.tr (Ali Kılıç)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/trump-aliyev-pasinyanin-bana-hatirlattiklari-76</guid>
                <description><![CDATA[TRUMP-ALİYEV-PAŞİNYAN\'ın bana hatırlattıkları]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı&nbsp;<a href="https://www.dw.com/tr/donald-trump/t-19026075">Donald Trump</a>, Beyaz Saray'da düzenlenen "barış zirvesinde"&nbsp;<a href="https://www.dw.com/tr/azerbaycan/t-19044465">Azerbaycan</a>&nbsp;Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ı ağırladı. Zirvede Aliyev ve Paşinyan, Azerbaycan ile Ermenistan arasında tesis edilecek barışa yönelik yol haritasına dair ortak deklarasyon imzaladı.</p>

<p>Ortak deklarasyonda, "Biz ve Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhuriyeti ile Ermenistan Cumhuriyeti arasında 'Barış ve Devletler Arası İlişkilerin Tesis Edilmesine Dair Anlaşma'nın üzerinde uzlaşılan metninin, tarafların dışişleri bakanları tarafından paraflanmasına tanıklık ettik" ifadesi yer aldı.</p>

<p>ABD Başkanı Trump, atılan imzalarla ilgili olarak "Azerbaycan ve&nbsp;<a href="https://www.dw.com/tr/ermenistan/t-19044463">Ermenistan</a>&nbsp;çatışmaları sonsuza dek durdurma, ticaret, seyahat ve diplomatik ilişkileri başlatma ve birbirlerinin egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı duyma taahhüdünde bulunuyor" açıklamasını yaptı.</p>

<p>Trump, iki liderin "harika bir ilişkiye" sahip olacağını, "bir anlaşmazlık" yaşanırsa da kendisini arayacaklarını ve ABD olarak "durumu çözeceklerini" söyledi.</p>

<p>Aliyev "30 yılı aşkın süredir savaşta olduğunu" belirttiği iki ülke arasında atılan bu imzayı "tarihi" olarak tanımladı. Azerbaycan lideri, "Bugün Kafkaslar'da barış tesis ediyoruz" dedi.</p>

<p><img alt="İlham Aliyev, Donald Trump ve Nikol Paşinyan Beyaz Saray'da bir masanın gerisinde yan yana oturuyorlar. Liderlerin arkasında ülkelerinin bayrakları yer alıyor" src="https://static.dw.com/image/73577430_900.jpg" /><img alt="İlham Aliyev, Donald Trump ve Nikol Paşinyan Beyaz Saray'da bir masanın gerisinde yan yana oturuyorlar. Liderlerin arkasında ülkelerinin bayrakları yer alıyor" src="https://static.dw.com/image/73577430_906.jpg" title="İlham Aliyev, Donald Trump ve Nikol Paşinyan Beyaz Saray'da bir masanın gerisinde yan yana oturuyorlar. Liderlerin arkasında ülkelerinin bayrakları yer alıyor" /></p>

<p>İlham Aliyev, Donald Trump, Nikol Paşinyan (soldan sağa)Fotoğraf: Mark Schiefelbein/AP Photo/picture alliance</p>

<p>ÜÇ gün önce ajanslara düşen bu haber beni 1991 yılına götürdü. O dönemde AA'da çalışıyorum: Nahçivan Ermenistan sınırında çektim bu fotoğrafları.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;O zamanlar Ermenistan sınırında Rus askerleri vardı, sınırı koruyorlardı,&nbsp; bilmiyorum şu anda öyle mi ?&nbsp; Şimdi, Azerbaycan ile Ermenistan Trump başkanlığında Beyaz Saray'da Barış Antlaşması imzaladılar. Bu anlaşma ile 30 yılı aşkın devam eden Ermenistan- Azerbaycan&nbsp; anlaşmazlığı sona erdi.</p>

<p>Ayrıca Nahçıvan'ın Azerbaycan ile bağlantısına engel olan Bengüsur&nbsp; koridorununda&nbsp; yapılarak hizmete girmesinede karar verildi. Bu sayede nahçıvandan Azerbaycan'a kara ve demir yoluyla ulaşım sağlanacak. Bu karayolunun açılması&nbsp; Orta Asya cumhuriyetlerini Batı ile buluşturacak. Türkiye'yi de Orta Asya cumhuriyetleri ile bağlantısını kolaycak. Bunun sonucu olarak da bölgede ekonomi ve ticaret gelisecek.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Nahçıvan'da 90'lı yılların başında bulunduğumuzda Çok&nbsp; fakirdi. nahçıvanla Azerbaycan'a karayolu olmadığı için yalnız uçakla gidilebiliyordu. 90'ın başlarında Sovyet Komünist Partisi genel sektörüne kadar yükselmiş Hatta devlet başkanı olma ihtimali olan bugünkü Azerbaycan devlet başkanı İlham Aliyev'in babası Haydar Aliyev cumhurbaşkaniydı.Kendisi de Nahçıvanli olan Haydar Aliyev suret hüseyinov'un Bakü'de darbe yapması Elçi Bey'i başkanlıktan indirilmesi sonucu baku ye giderek devlet başkanı olmustu.</p>

<p>Bugün Azerbaycan ekonomik anlamda çok kalkındı. Ancak&nbsp; Ermenistan ise aynı durumda değil.Cok fakir kaldi. ermenistan'dan çok sayıda kişi yabancı ülkelere giderek iş bulmakta çalışmaktadır. Hatta Türkiye'de de çok sayıda Ermeni çalışmaktadır. şunu düşünmüşümdür Ermeni diasporası çok güçlü olmasına rağmen Amerika'da Avrupa'da neden ülkelerine yardım etmemişlerdir. neden fakir bırakmislardir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 12 Aug 2025 12:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/01/ali-kilic-1738068747.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>NE DİYEYİM BİLEMEDİM!</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/ne-diyeyim-bilemedim-75</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/ne-diyeyim-bilemedim-75</guid>
                <description><![CDATA[NE DİYEYİM BİLEMEDİM!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ne Diyeyim Bilemedim!</span></span></span></span></p>

<p>Turhan EYÜBOĞLU</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sizi 2001 yılına, Diyarbakır</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">a götüreceğim. Ben bir suikasti, böyle bir vahşeti filmlerde bile görmedim. Hatırlıyor musunuz futbolla ilgilenen ve Diyarbakırlıların çok sevdiği Emniyet Müdürü </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Gaffar Okan, kalle</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ş bir pusuya düşürülmüştü. Hani sanki devlete mesaj verilir gibi Diyarbakır’ın tam ortasında devletin beş polisiyle birlikte emniyet müdürünü şehit edilmişlerdi. Hatırladınız mı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">?</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Hafızamda kaldığı kadarıyla size bu kalleş saldırıyı anımsatmaya çalış</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ay</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ım. 24 Ocak 2001 tarihinde Gaffar Okan mesaisini bitirmiş, korumaları ile valiliğe doğru yola çıkmıştı. Sezai Karakoç Bulvarı üzerinde Hizbullah terör örgütü çok kalabalık bir grupla saldırıya geçerek Emniyet Müdürünün konvoyunu çapraz ateşe almış, korumaların önlem almasına zaman bırakmamışlardı. Hatırladınız mı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">?</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Hizbullah terör örgütü ilk ö</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">nce Kala</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ş</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">nikof t</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">üfeklerle konvoyu çapraz ateş altına aldılar. Çok kalabalık bir gruptu. Silahların sesi nerdeyse şehrin sonundan bile duyuluyordu. İlk olarak Emniyet Müdürünün korumalarını şehit ettiler, daha sonra makam arabasının arka kapısını açarak ellerindeki silahların bütün şarjörlerini yakın mesafeden emniyet müdürünün üstüne boşalttılar. Hatırladınız mı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">?</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;O zamanki haberlerden aklımda kaldığı kadarıyla arabaya dö</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">rt y</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">üz mermi sıkıldığı söyleniyordu.&nbsp; Bu kadar mermi sıkılması yetmemiş gibi teröristler arabanı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">n bagaj kap</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ısını açarak üzerlerindeki el bombalarının pimini çekip emniyet müdürünün üzerine atmışlardı. Nasıl bir kindarlığa sahipseler Gaffar Okan’ın ölümü yetmemiş olacak ki naşını par………ça yaparak ordan kaçtılar. Hatırladını</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">z de</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ğ</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">il mi?</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Devlet kendisine yapılan bu saldırıya çok hızlı cevap vererek özel bir ekip kurdu ve teröristlerin peş</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ine d</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">üştü. Çok iyi bir takiple teröristlerin on tanesini yakalayarak adalete teslim ettiler. Bu şahıslar yargılandı </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ve a</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ğırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldılar ve yargıtay bu cezayı onayladı. Bu cezadan sonra&nbsp; bu teröristlere yardım yapabilmek için bu örgütle bağları olanlar Diyarbakır</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">da bir dernek kurdu.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu derneğin, Hizbullah terör örgütü ile organik bağı bulunduğu için dernek 2011 yılında devlet tarafından kapatıldı. Devlete kafa tutar gibi derneği kuranlar daha sonra Hüdapar Partisini kurarak faaliyetlerine devam ettiler. Daha sonraki süreci siz biliyorsunuz. Şimdi Hüdapar Partisinin bu süreçteki gelişimini anlatmama gerek yok.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Şimdi gelelim asıl konuya! Devletin takip edip yakalayıp yargılayarak ceza verdiği bu cani teröristler, yine devletin girişimiyle yeniden yargılanma bahanesiyle hepsi nası</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">l serbest b</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ırakıldı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">? Nas</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ıl bir vicdan bunların özgürce geziyor olmalarına göz yumuyor?. Şimdi bir şey diyeyim mi veya demeyeyim mi diye düşünüp de bir şey dememeyide içime sindiremiyorum.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu soruları sormadan duramıyorum. Bu müebbet ceza nasıl böyle sonuçlanı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">r? </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Şehitlerin yakınlarına bu nasıl anlatılır? Devlet nasıl olur da böyle bir karar alır? Hadi birisi bunu bize anlatsın! Hadi anlatın da biz de anlayalım! Kimbilir daha ne kadar cani serbest bırakılmıştı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">r!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Saldırıda şehit olan polislerin isimlerini size hatırlatmak isterim. Sabri Gür, Mehmet&nbsp; Sepetçi, Atilla Durmuş, Selahattin Baysoy ve Mehmet Kamalı. Mekanları cennet olsun. Gaffar Okan ölümünden sonra hatırası birçok alanda yaşatıldı, ismi pek çok yere verildi. Kendisinden bahseden diziler ve filimler yapıldı. Sadece küçük bir ayrıntı katilleri serbest bırakıldı. </span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Hatırlayın istedim.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 11 Aug 2025 09:38:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nereden aklıma geliyor bilmiyorum. 7 yıl önce yazdığım bir yazı:</title>
                <category>Alâettin Bahçekapılı</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/nereden-aklima-geliyor-bilmiyorum-7-yil-once-yazdigim-bir-yazi-74</link>
                <author>brtreklam@gmail.com (Alâettin Bahçekapılı)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/nereden-aklima-geliyor-bilmiyorum-7-yil-once-yazdigim-bir-yazi-74</guid>
                <description><![CDATA[Nereden aklıma geliyor bilmiyorum. 7 yıl önce yazdığım bir yazı:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Nereden aklıma geliyor bilmiyorum. Yedi yıl önce yazdığım bir yazı: </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hoş geldiniz</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir akademisyenden dinledim; çok hoşuma gitti. Sizlerle de paylaşmak isterim…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kerestesi, bitkisi, çiçeği-böceği, akarsuları ve de yeraltı varlıkları talan edilmiş, satılmış; çevresindeki çimenler, dağlar, ovalar, çöller için bölgenin egemenleri arasında kavga süren bir ormanda mutlu-mesut yaşayan bir tavşan, türküler söyleyerek oradan oraya koştururken bir tilkiye rastlamış; biraz ürkmüş ama belli etmemiş… Kurnaz tilki ağzının suları akarak yaklaşmış tavşana, “nereye böyle tavşan kardeş” demiş. ‘Araştırma yapıyorum” demiş tavşan. “Ne araştırması” diye hayretle sormuş tilki, ‘Tez hazırlıyorum.” Tilki gülmesini zor tutarak: “Yaaa, ilginç. Tez konun neymiş?” Tavşan gözlerini hafif kısarak yanıt vermiş: “Tavşanların öteki orman hayvanlarına, tilkilere üstünlüğü.” Tilki bir kahkaha atmış: “Âlemsin… Nasıl olabilir, tavşanların tilkilere üstünlüğü ha… Güldürme beni.” “Gel yuvama gidelim, göstereyim” der tavşan. Tilki razı olur. Tavşanın inine girerler. Bir süre sonra yalnız tavşan çıkar dışarıya. Bu kez bir kurt karşılar tavşanı. Benzer konuşmalar geçer aralarında: “Neler yapıyorsun?” ‘Tavşanın kurtlara karşı üstünlüğü konusunda tez hazırlıyorum.” “Hadi ordan be…” “Gel göstereyim.” Tavşanın inine girerler, bir süre sonra yalnız tavşan çıkar dışarıya. Bu kez bir başka tavşanla karşılaşır bizim tavşan… “Ne yapıyorsun?” “Tez hazırlıyorum.” “Hangi konuda?” “Boş ver, gel göstereyim.” İne girerler, yerde tilkinin ve kurdun kemikleri, bir köşede dudaklarını yalayan, kuyruğunu sallayan aslan. Bizim tavşan arkadaşına döner: “Tez konusu önemli değildir. Önemli olan tez danışmanındır.”</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">“Anlayan bir sözden anlar / Hoş geldiniz, güle güle.”</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hoş bulduk.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 10 Aug 2025 13:50:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/01/alaettin-bahcekapili-1736590776.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çalışmanın, Çabalamanın, Emeğin ve Zekânın Önemi Rüzgâra mı Yazılmış</title>
                <category>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/calismanin-cabalamanin-emegin-ve-zekanin-onemi-ruzgara-mi-yazilmis-73</link>
                <author>ibrahim@brt.com.tr (Prof. Dr. İbrahim Ortaş)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/calismanin-cabalamanin-emegin-ve-zekanin-onemi-ruzgara-mi-yazilmis-73</guid>
                <description><![CDATA[Çalışmanın, Çabalamanın, Emeğin ve Zekânın Önemi Rüzgâra mı Yazılmış]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çalışmanın, Çabalamanın, Emeğin ve Zekânın Önemi Rüzgâra mı Yazılmış</strong></p>

<p>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İnsanın sabahın köründe bile sıcaktan kaçıp klimalara sığın sığındığını yaşıyoruz. Çocukluğumda bu sıcakların benzerinde sabahtan akşama kadar tarlalarda başımıza bir bez parçası veya gömleğimizi sarar çalışırdık. Şimdilerde meteorolojinin öngörüsüne göre bazılarımız günler öncesinden hangi yaylaya, hangi denize gidelim diye program yapıyoruz. Anladım gelen haberler bu sıcaklarda yaylanın da, denizinde faydası yokmuş. İklimsel sıcaklar neyse Dünyanın diğer sıcak havasının yarattığı bölgesel çatışmalar, adaletsizlikler, eşitsiz koşular, gücü gücüne yeten anlayışı ayrıca insanı boğuyor.</p>

<p>İnsanlığın içinde geçtiği bu çok yönlü sıcak bunaltıyor hem de içimizi dışımız bunaltıyor. Yaşam koşullarında zorlaştı, bir kenara çekileyim demeye de gelmiyor. Çarşı pazarım yakıcı hayat pahalılığı mecbur ediyor insanı. Her ne kadar yoksulluğu ben yaratmadıysam da yoksulluğu artık yaşıyorum. Geçmişte hem olanağımız yoktu, olsa da “bir hırka bir lokma” anlayışı ile ne yapalım birden fazla evi deyip çevre ve ekoloji anlayışına uygun davranmaya çalıştık bırakmıştık. Halen de israf ve çevre tahribatına karşıyım. Başımızı sokabildiğimiz evin iki duvar arasında arada bir elektrik parası çok gelmesin diye klimayı aralıklarla çalıştırarak serinleyerek çalışmaya devam ediyoruz. Evde bir klimayı bile çalıştırmaktan itina eder duruma gelmişiz.</p>

<p>Ne diyelim, sabahın güzelliğini bozmadan yürürken aklıma Âşık Sümmani'nin benim bahtımı kara yazmışlar türkü sözleri geldi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ervah-ı ezelde levh-i kalemde</p>

<p>Bu benim bahtımı kara yazmışlar</p>

<p>Gönül perişandır devr-i alemde</p>

<p>Bir günümü yüz bin zara yazmışlar</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Sümmani’nin bu anlamlı şirinde;</p>

<p>Herkes dosta verdi ifadesini</p>

<p>Bizimkini rüzgâra yazdılar</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bugünden geriye bakınca, yaşananları bütün olgular uğrunda çabaladığımız değerlerin yerle bir edildiği, sahte insanların yaptığı sahtekârlıklar, bozulan düzen, çalışmanın, emeğin, zekânın ve fedakârlığın anlamsız oluğu günümüzde acaba rüzgâra mı çalışmışız?</p>

<p>Kötü paranın iyi parayı sevmediği, yetersizin, liyakatsizlerin hâkim olduğu iş yerinde içten ve hakkıyla çalışanın bir etkisi olur mu? Sahin’in sahilliğin önemi için çabalamadığı, hak edenin hakkının verilmediği, sahtekârlığın pirim yaptığı yerde doğru ve sağlıklı bir yaşam çıkar mı? Sahi olanın değer olduğunu topluma toptan benimsetemez isek, önlem almasak korkarım ki yarın geç olur. Eğer böyle giderse, insanın umudu gelecekteki beklentisi olmaz ise toplumu birlikte iş tutmaya teşvik edemezsek, rüzgâr her şeyi alır götürü, arkada Mahzuni Şerif belirtiği gibi “kuru hayal, fani dünya BOŞUMUŞ” türküsünü söyler dururuz.</p>

<p>Herkes dostça selam ve esenlikler dilerim.</p>

<table border="0" cellpadding="0" style="width:0px">
	<tbody>
		<tr>
			<td>
			<p>&nbsp;</p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>
			<p>&nbsp;</p>
			</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 10 Aug 2025 13:44:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/05/prof-dr-ibrahim-ortas-1746957802.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İMKÂNSIZI İSTEYENLER GELİŞİR!</title>
                <category>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/imkansizi-isteyenler-gelisir-72</link>
                <author>ibrahim@brt.com.tr (Prof. Dr. İbrahim Ortaş)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/imkansizi-isteyenler-gelisir-72</guid>
                <description><![CDATA[İMKÂNSIZI İSTEYENLER GELİŞİR!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h1>Prof. Ortaş yazısı...İmkânsızı isteyenler gelişir!</h1>

<ul>
	<li>
	<p><img alt="Yazarın fotoğrafı: HaberciGazete" src="https://static.wixstatic.com/media/117a7c_68e2918ed33940a49335ece57fbed5c8%7Emv2.png/v1/fill/w_32,h_32,al_c,q_85,enc_avif,quality_auto/117a7c_68e2918ed33940a49335ece57fbed5c8%7Emv2.png" /></p>
	HaberciGazete</li>
	<li>12 Ağu 2024</li>
	<li>5 dakikada okunur</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="ree" src="https://static.wixstatic.com/media/117a7c_f734a4b9a5044c0e8197738eafbf4193~mv2.png/v1/fill/w_435,h_227,al_c,lg_1,q_85,enc_avif,quality_auto/117a7c_f734a4b9a5044c0e8197738eafbf4193~mv2.png" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>DÜNYANIN BUGÜNKÜ BİLİMSEL GELİŞMİŞLİĞİ, İMKÂNSIZ DENİLENE CESARET EDENLERİN ESERİDİR&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="ree" src="https://static.wixstatic.com/media/117a7c_c7c638b74cb34c50a7a664d6c511a3e8~mv2.jpg/v1/fill/w_350,h_262,al_c,lg_1,q_80,enc_avif,quality_auto/117a7c_c7c638b74cb34c50a7a664d6c511a3e8~mv2.jpg" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Prof. Dr. İbrahim Ortaş yazısı...</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Hayvanlardan Öğreneceklerimizden Biri de Cesaret ve Öncülük Emektir.</p>

<p>Sosyal medyada, videoya alınmış bir görüntüde; bir gölde küçük bir su aralığı geçmek için bir ağaç parçasının üzerinden suyun başına kadar gelen birkaç tavuktan suyu geçmeyeceğini düşünenler geriye doğru dönerken geriden gelen bir tavuk suya atlayarak karşıya geçiyor ve diğerleri de öncünün geçtiğini görerek geri dönerek tek tek suyu geçiyorlar. Bu durum, Antony Robbins’in <em>“imkânsız olduğuna inanılan her şey, sadece birisi onu yapana kadar imkânsızdır”</em> ifadesini akla getiriyor. Hayvanların bu davranışını iletişim teknolojileri kullanılarak yapılan belgesellerden nefeslerimizi keserek izliyoruz. Evet, doğada bizim dışımızdaki yüzbinlerce canlı ev yapıyor, yuva yapıyor ve bazen bizim hayal edebildiğimiz şekilde kendilerini güvenceye almak için yapıyorlar. Cesaret, iç öngörü ve öncülük yapan hayvanların tutumu ve varlığı sürünün geride kalanlarında gıdaya erişim ve çoğalması için yeni ortamlara ulaşmasını sağlamaktadırlar.</p>

<p>Hayvanların bu davranışı kadar insanların da bu konuda zengin bir deneyimi ve birikimi vardır. Hâlâ hayvanların biyolojik ihtiyaçlarını ve varlıklarını sürdürmek için yaptıklarını deşifre ederek ekosistem mühendisliği yolu ile yeni ürünler üretiyoruz. Ancak öğrendiklerimizi salt varlığımızı devam ettirmek için değil, doğa ve insanlık yararına hizmet etmek için bilinç ve bilgi ve geliştirdiğimiz yeteneklerimizi de kullanarak gerçekleştiriyoruz. Bu durumda hayvanların öncülüğünden farklı olarak insanların bazıları öncülük ve liderlik yaparak tarihin seyrini de değiştirebilmektedirler. Yoksa kılını kıpırdatmayan, sıkıştığında geriye dönüp kaçan pısırıklar ve korkaklarla ne yol alınır ne de dönüşüm sağlanırdı. Muhtemelen insanlar hâlâ mağarada, karnını doyurmak için ava çıkar ve bulduğu ile yetinir kalırdı. Sanırım insan, bu bağlamda kazandığı beyin gücü sayesinde hayvanlardan bir adım daha öne geçerek daha çok analiz yaparak yaratıcılığını geliştirdi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yeryüzünün Bugünkü Birikimli Varlığı Bilgi Sahibi İnsanlarının Cesaretli Çıkışına Borçlu</p>

<p>Bugün dünyanın sahip olduğu mevcut durum, binlerce yıllık birikimli kültür sayesinde hep meraklı, öngörülü, cesur ve girişken insanların katkılarıyla gerçekleşmiştir. Bu anlamda taş üstüne taş koymayı bilinç ve bilgi ile kuranların tutum ve gayretli mücadelesi önemlidir. Evet, bugün yeryüzünün doğanın on binlerce yıl önceki insan eseri olmayan o çıplak kayalarının üzerinde çıkan binalar, teknoloji vs. o cesur insanların eserleridir. Vasco da Gama, Hindistan’ın keşfini gerçekleştiren ilk denizci der ki: “Fırtınalar çıktığında tayfalar korksalardı, bugün Amerika hâlâ keşfedilmemiş, Hindistan’ın nerede olduğu bilinmiyor olacaktı” anlamında bir ifade kullanır. Bu bağlamda Antony Robbins’in “imkânsız olduğuna inanılan her şey, sadece birisi onu yapana kadar imkânsızdır” ifadesi bilgi, öngörü ve cesaretin yanı sıra liderlik yapan insanlara çok borcumuz olduğunu gösteriyor. Yine Vasco da Gama der ki: “Hani limanını bilmeyen gemiye hiçbir rüzgâr yardımcı olamaz.” Bilgi görmek, öngörü ve analiz yapma yeteneği kişiyi farklılaştırıyor.</p>

<p>Geçmiş dönem Cumhurbaşkanlarından Sayın Süleyman Demirel bir TV söyleşisinde bahanesi olanlar ile ilgili yaşadığı bir anekdotunu anlatmıştı. ABD’ye baraj yapımı konusunda yüksek lisans yapmak için gittiği bölümde, sık sık danışmanına gider ve bir takım ihtiyaç ve bilgiler sorar. Danışmanı kendisine der ki “Amerika’ya gelen ilk Avrupalılar burada senin gibi her şeyi hazır arasalardı, bugün ABD bu denli gelişmezdi” der. Yani bahane arama yok der. Sayın Demirel o anda itibaren sorunlara kendisinin çözüm araması gerektiğinin farkına varır ve kendisini geliştirmesine yoğunlaşır. Bu bağlamda bahanesi olmayan, yapabileceğine inanan ve risk almayı gözüne kestiren kişiler bu bağlamda diğerlerinden daha şanslı ve olanaklardan daha çok yararlanmaktadır. Sıradan yığınlar ve niteliksizler ile bir yol alınmadığı gibi sorunların içinde ezilip kalitesiz yaşamak da görülmektedir. İyi ki cesurlar var bu dünyada. Yoksa bugün hâlâ on binlerce yıl öncesinden kalırdık.</p>

<p>Bu davranış hayvanlar âleminde de var. Genelde çok bilmiyoruz ancak belgeselleri izleyen ve çok yönlü ilişkiler aradığımda, cesaret ederek risk alarak öncülük eden hayvanlar daha cüsselilerdir. Gençler, yavrular değil; genelde güçlü, liderlik konumundaki ve biraz yaşlı olanların öncülük ettiği gözüme çarpar. İnsanlığın binlerce yıllık tecrübesi, bilgiye dayalı ve bilinçle yürütülen tüm işlerin arkasında cesaretli tutumun önemli bir yer tuttuğunu gösteriyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Öncü, Cesur, Liderlik Vakfına Sahip İnsanların Bir Takım Ortak Özellikleri Var Görülüyor. Şöyle ki; geleceği görme yetenekleri ile büyük resmi erken fark edebilir ve vizyoner harekete ediyor olmaları. Risk almaktan ve belirsizliklerle yüzleşmekten cesaret göstererek korkmadan zorluklarla başa çıkma yeteneği gösteriler. Kararlılık göstererek hedeflerine ulaşmak için yüksek bir azim ve kararlılık gösterirler. Bu kişilerin bir özelliği ise her türlü engellere rağmen pes etmeden yollarına devam etmesidir. Yenilikçi ve yaratıcı çözümler geliştirmede sorgulama ve alışılmışın dışında düşünme özelliğine sahip olmaları. Birlikte çalıştıkları kişiler ile etkili iletişim kurma, karşı tarafı ve duygularını anlamak ve güven inşa etme yeteneği. Empati ve iletişim kurma becerileri, ekip kurabilme, hedeflerine ulaşmada kendilerini organize etme ve motive etme yeteneğine sahiptir sahibi, Özgüven ve öz disiplinlerini korumaları. Problem Çözme becerisi ile sorunları analiz etme ve yaratıcı çözümler geliştirir ve etkili kararlar alabilir olmaları. Karizmatik kişilikleri sayesinde başkalarına ilham verirler. Sürekli öğrenme ve gelişim sahibi olması ile bilgi ve becerilerini sürekli olarak geliştir ve değişimlere uyum sağlarlar. Adaptasyon ve yeteneği ve değişen koşullara hızla uyum sağlayabiliyor olması yanında, idealizm ve tutku sahibi olarak yüksek ideallere sahipler. Aynı zamanda bu kişilerin uzun vadeli planlar geliştirme ve stratejik düşünme perspektifine sahipler.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Gençler, Sizi Geliştirecek ve İlham Olacak Kişiler ile İletişim İçinde Olun!</p>

<p>Bu bağlamda oğluma ve öğrencilerime yaşam yol haritanızda tutumunuzun kendi bilgi ve görgünüze uygun, bilinçli ve özgür iradenizle her olguyu araştırmaya değer görün. Araştırmadan, denemeden öğrenemezsiniz. Konuştuğunuz kişiler beyninize yeni bir şimşek çaktırmalı. Konuşmalar zihninizde yeni kapılar açmalı ve açılan kapılar yeni kapıların açılmasına yol açmalıdır. Sizin ufkunuzu geliştirmeyecek, risk almayan, öğretmeyen ve bilginize değer katmayacak insanlardan çok yarar gelmez. Bu bağlamda bazı insanlar ile görüşünce, sizin anlatım ve tutumunuzla hayatınızı anlamalı hale geldiğini görürsünüz. Konuşmak için can atarsınız; konuştukça size bir şey kattığını ve yeni şeyler öğrendiğinizi hissedersiniz. Ondan sonra da yaşama yeni bir pencereden bakmaya ve daha farklı sorgulamalarla düşünmeye başlarsınız. Bir kez farkındalığınız oluşmaya başladığında düşünme yapınız ve boyutunuz farklılaşır. Bu bağlamda yaşam pratiği ile problem çözme becerisi farklı olan, risk alan ve liderlik yapan cesurların sayısını artıran toplum ve ülke başarılıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Cesaret Gösterenler Diğerlerine İlham Kaynağı Olmaktadır</p>

<p>Keşke bu insanlar ülkemizde liyakate dayalı olarak yetenekleri ve bilgilerine göre değerlendirilseler. Ayrıca bu insanlar ekonomiye değil, diğer insanlara örnek olacaklardır. İnsan, insandan etkilenir, imrenir ve empati duyar. Toplumda çalışkan, üretken ve farklılık yaratan insanların sayısının çok olduğu okul ve üniversitelere bakın; gençler birbirinden ne kadar çok öğreniyorlar. Lider vasıflı, bilgili gençler diğerlerine ilham olur, okuma alışkanlığı kazandırır ve kendine model gördüğü kişi gibi iş tutmaya başlar. Bu bağlamda bu kişiler size olumlu örnek olarak tecrübe edinmeniz ve kendinize yol belirleme, görgünüzü geliştirme ve dünyaya bakışınızı değiştirme konusunda önemlidir. Bu konudaki en iyi örnek Tebrizli Şems-i Mevlana'nın düşünce ve duygularını derinleştirerek onun şiirlerinde önemli bir ilham kaynağı olduğu belirtilir. Öyle ki Mevlâna, Şems-i, manevi arkadaşı, ilham kaynağı ve ruhsal gelişimine katkıda bulunan mürşitti olarak değerlendirilmiştir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ülkemiz Nitelikli, Farkı Düşünen İnsanına Sahip Çıkmadı ve Beyin Göçüne Göz Yumdu</p>

<p>Ne yazık ki ülkemizin bir diğer büyük yanlışı da düşünen, farklı bakan ve üreteni sevmedi, kendine daha çok benzeyeni tercih etti. Filozof Ömer Hayyam boşuna dememiş: “Bir hayır var sana kötü demelerinde.”</p>

<p>Diğer taraftan yanlışı da deşifre etmek bir aydın ve bilim insanı sorumluluğudur. Bu anlamda acı da olsa gerçeği söylemek gibi bir yükümlülüğümüz var. Bilim dünyasında üst düzeyde eğitim almış, yöntem bilen bilim insanının, aydının ve hocayım diyebilenlerin omuzlarında ciddi yükümlülük bulunmaktadır.</p>

<p>Bu bağlamda son yıllarda en çok üzüldüğüm konu; ülkemizin kıt kaynakları ile aileleri tarafından iyi eğitim aldırılarak üniversite okumuş çok sayıda akademik bilgisi olan, farkındalığı yüksek, dil bilen, risk alabilen ve lider ruhlu gençlerin yurtdışında geleceğini aramasıdır. Bir ülkenin en büyük gücü olan nitelikli beşeri gücün uzaklaşması, ortamı her yönüyle kurumaya doğru evrilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>11 Ağustos 2024, Adana</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 09 Aug 2025 16:29:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/05/prof-dr-ibrahim-ortas-1746957802.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“Demedim mi nazlı yârim ben sana”: “Deniz yanar!”</title>
                <category>Alâettin Bahçekapılı</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/demedim-mi-nazli-yarim-ben-sana-deniz-yanar-71</link>
                <author>brtreklam@gmail.com (Alâettin Bahçekapılı)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/demedim-mi-nazli-yarim-ben-sana-deniz-yanar-71</guid>
                <description><![CDATA[“Demedim mi nazlı yârim ben sana”: “Deniz yanar!”]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h1>“Demedim mi nazlı yârim ben sana”: “Deniz yanar!”</h1>

<ul>
	<li>
	<p><img alt="Yazarın fotoğrafı: Alâettin Bahçekapılı" src="https://static.wixstatic.com/media/117a7c_f82aac012edb445e9e9d61347d7ae8ac%7Emv2.png/v1/fill/w_32,h_32,al_c,q_85,enc_avif,quality_auto/117a7c_f82aac012edb445e9e9d61347d7ae8ac%7Emv2.png" /></p>
	Alâettin Bahçekapılı</li>
	<li>13 Ağu 2024</li>
	<li>2 dakikada okunur</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<p>26 yıl önce Karadeniz Çevre ve Kültür Derneği Genel Başkanı olarak çevre sorunlarıyla ilgili bir “çığlık” atmıştım. O zamanın İstanbul Valisi Sayın Erol Çakır’ın düzenlediği bir etkinlikte kürsüden haykırmış ve “Marmara Denizi yanıyor, Karadeniz yanıyor! Görmüyor musunuz?” demiştim… Pekçok ulusal ve yerel gazetede yayımlandı bu çığlığım. Sonra Çevre Kurtuluş Savaşı Hemen Şimdi! adlı kitabımda da… Sesim taa Samsun’dan duyulmuştu. Şimdilerde bu yazı 1. ve 2. ve 3. ciltlerini TV yönetmeni Korkut Akın’ın, 4. cildini Görsel Yönetmen Firdes Eren’in kaleme aldığı YİTİK UMUTLARIN GECE BEKÇİSİ ALÂETTİN BAHÇEKAPILI adlı kitapta yer alıyor. Geçen yıl Marmara Denizi’nin “deniz salyası ile kaplanması” nedeniyle anımsattım bu yazımı. Şimdi de, Marmara'da balıkların ve öteki deniz ürünlerinin beslenebileceği oksijenli su seviyesinin 35 metreye düştüğünü saptamış bilim insanları. İçimde bir şarkı: “Demedim mi nazlı yârim ben sana.”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="ree" src="https://static.wixstatic.com/media/117a7c_ad2d1df3b16843228bda2eb61ce46893~mv2.jpeg/v1/fill/w_420,h_235,al_c,lg_1,q_80,enc_avif,quality_auto/117a7c_ad2d1df3b16843228bda2eb61ce46893~mv2.jpeg" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<h3><strong>Alâettin Bahçekapılı yazdı… Deniz yanar mı? </strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p>“Yıllar önceydi. Ulusumuzun övünç kaynağı, yurdumuzun yüzakı, dünyaca ünlü yazarımız Yaşar Kemal, Marmara’da avlanan balıkçıların sorunlarını irdelediği bir gazetedeki yazı dizisinde, balıkçıların ‘bir dokun bin ah işit’ dedirtten çığlıklarını şöyle özetlemişti:</p>

<p>&nbsp;</p>

<h3><strong>‘Deniz yanıyor…’</strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yıllar geçti aradan: Ne Marmara balıkçılarının sesini duyan oldu; ne Yaşar Kemal’in çığlığını. Duymadılar da ne oldu? Önce o güzelim balıklar o güzelim suları terk etti, gurbete çıktı (önce yerli balıklar bozuldu). Sonra, gurbetteki balıklar sılalarına uğramaz oldu (göçmen balıklar da küstü anlayacağınız). Balıklar, kuşlar, öteki deniz canlıları gidince bitkiler durur mu: Önce renklerini değiştirdiler, yeşilken sarı, sarıyken kırmızı oldular, sonra kahverengileştiler ve… canlılıklarını yitirdiler; denizin dibini biçimden sonraki buğday tarlasına –‘hozana’- çevirdiler.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Hiçbirimiz duymadık giderkenki küskün ayak seslerini.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>‘Hoşça kalın’ demelerini bekledik. Demediler.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ekmeğini denizden çıkaranları da dinlemedik.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Onların sesine ses katan yazarlarımızı, çizerlerimizi, bilimadamlarımızı, duyarlı insanları da umursamadık.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Peki n’oldu? ‘Marmara tükendi, deniz yandı.’</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Karşımızda böyle bir örnek varken ve bugün ülkemizin en uzun kıyılarının bulunduğu, balık gereksinmemizin % 80-85’ini sağlayan Karadeniz için aynı geleceğin söz konusu olduğu dile getirilirken, nasıl olur da ‘deniz yanmaz’ deriz. Deniz bal gibi de yanar.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kıyılarındaki 6 ülkenin evsel atıkları, olduğu gibi, sularına bırakılırsa… Kıyılarındaki 6 ülkenin sanayi kuruluşları atıklarını arıtmadan o laciverte çalan maviliklerine acımadan dökerse…</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kıyılarındaki 6 ülkenin çıkarına olduğu aldatmacasıyla su yolu, petrol yolu durumuna getirilirse; tankerlerle petrol taşınırsa…</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>‘Karadeniz yanar’ arkadaş,’yanar.’</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>‘Karadeniz yanar’: Kıyılarındaki 6 ülkenin nehirlerinin getirdiği olumsuzlukların dışında, Karadeniz’e ulaşan öteki nehirlerin kıyılarındaki 10 ülkenin bütün kirlilik unsurları da eklendiği için…”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Böylesine akar gider bu yazı…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 09 Aug 2025 16:26:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/01/alaettin-bahcekapili-1736590776.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DOĞADAN KOPMADAN İNSAN OLMAK</title>
                <category>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/dogadan-kopmadan-insan-olmak-70</link>
                <author>ibrahim@brt.com.tr (Prof. Dr. İbrahim Ortaş)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/dogadan-kopmadan-insan-olmak-70</guid>
                <description><![CDATA[DOĞADAN KOPMADAN İNSAN OLMAK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h1>Prof. Ortaş yazdı: Doğadan kopmadan insan olmak...</h1>

<ul>
	<li>
	<p><img alt="Yazarın fotoğrafı: HaberciGazete" src="https://static.wixstatic.com/media/117a7c_68e2918ed33940a49335ece57fbed5c8%7Emv2.png/v1/fill/w_32,h_32,al_c,q_85,enc_avif,quality_auto/117a7c_68e2918ed33940a49335ece57fbed5c8%7Emv2.png" /></p>
	HaberciGazete</li>
	<li>14 Ağu 2024</li>
	<li>3 dakikada okunur</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="ree" src="https://static.wixstatic.com/media/11062b_ee4f1bb802f944a78d37c283bed438d6~mv2.jpg/v1/fill/w_740,h_493,al_c,q_85,usm_0.66_1.00_0.01,enc_avif,quality_auto/11062b_ee4f1bb802f944a78d37c283bed438d6~mv2.jpg" /></p>

<p><strong>Doğadan Kopmadan İnsan Olmanın Özünü kaybetmeden Birlikte Yaşamı Anlayalım. Ekonomi ve Güvenlik Kaygısı İle İnsanın Yaratıcılığını Kurutmayalım</strong></p>

<p><img alt="ree" src="https://static.wixstatic.com/media/117a7c_c7c638b74cb34c50a7a664d6c511a3e8~mv2.jpg/v1/fill/w_350,h_262,al_c,lg_1,q_80,enc_avif,quality_auto/117a7c_c7c638b74cb34c50a7a664d6c511a3e8~mv2.jpg" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Prof. Dr. İbrahim Ortaş,</strong> <strong>Yaşamı Anlayalım ve Hep birlikte Yaşayalım</strong> İnsan olmanın biyolojik zorunluluğu olan düşünme eylemini kendi sınırları içinde gerçekleştirse sanırım insanlık bugünkü durumundan daha iyi koşullarda yaşam alanı oluşturmuş olurdu. Herkes birbirini dinlese, insan özgü konuşma becerisi ile insanca konuşsa ne güzel olur. Son dönemlerde ülkenin her tarafı insanın kendi ürettiği ekonomi krizler, güvenlik kaygıları ve güç ilişkileri ile boğuldu gitti. Her insanın ve toplumun güvenliği yaşam standartları önemli, ancak ekonomiye ve güvenliğe zarar veriyor diye de her türlü düşünceyi sınırlamak ile insanı sahip olduğu doğal yeteneğini elinden alınmış olmuyor muyuz? Bunların olmadığı hepimizin birere homoekonomikus olduğu, bizden farklı düşünenin düşman görüldüğü, doğadan kopuk, güç ilişkileri nerdeyse hepimizin yaşam sevincimizi kuruttu. Düşünceyi sınırlamak ile insanın yaratıcı duyguları, olaylar karşısındaki ruh hali, yaşamın amacı ve önemi ne olacak. Ya ölüm olgusu ve yaşaman anlam/manası ne olacak. Neredeyse yaşamın anlamının unutulduğu ve içinde doğa bilincinden uzak insanın olmadığı üzerinde elbise olsa ne yazar. Fani dünya diye diye fani dünyanın dayatmaları altından ezildik kaldık. Ne kendimiz olduk, ne de kendimizi değerlendirebildik. Anlamadan sürekli büyümek ve gelişmeyi hedefleyen, ancak yaşam standartları azalan bir dünyada nereye koştuğumuzu biliyor muyuz? <strong>Yaşam Ağacımızı Kendi Ellerimizle Kurutmayalım!</strong> Ekonomi ve güvelik kaygısı ile insanın ve toplumun yaratıcılığını ve yaşama sevinin kurutmayalım ağalar! Önce insan olduğumuzu, bu dünyanın her farklı karışında kendine yer bulmuş diğer canlılar ile birlikte oluğumuzu ve onlar gibi temel yaşam ihtiyaçlarımızı sağladığımız unutmayalım. Her canlının yer yüzeyinin bütün nimetlerinden ihtiyacı kadar eşit yaşam haklarına sahip olduğunu unutmayalım. İnsan olarak on binlerce yıllık yaşam yolculuğumuzu unutmayalım. Bırakın insan kendi doğal yaşam sınırları içinde kendini gerçekleşirsin, Yoksa fani dünyanın cennetini kendi cehennemiz yapmaya devam ederiz. Sonrada bir birimizin elindeki ekmeği almak için birbirimize bin bir numara çekeriz. Kısır döngünün için bir de bakmışsın ki kendi yaratığımı küçücük dünyamız sonlanmışızdır. <strong>Sanattan Öğreneceklerimiz Var</strong> İki gün önce sosyal medyadan Süleyman Demirel Üniversitesi konservatuvar öğrencileri toplu taşıma otobüste bir anda konseri vermeye başlar. Herkesin ilgisini ve beğenisini üzerine toplar. (<a href="https://www.instagram.com/p/CvmZubAstGi/?utm_source=ig_web_copy_link&amp;igshid=MzRlODBiNWFlZA" rel="noopener" target="_blank">https://www.instagram.com/p/CvmZubAstGi/?utm_source=ig_web_copy_link&amp;igshid=MzRlODBiNWFlZA</a>==) Yaşanan birçok sorunun etkisiyle belki de her yerde böyle güzelliklerin yaşanması dileğiyle, insanları insan bilinci ve ruhunu dinlendirmek için arada bir sanat ve müziğin diğer alanlarıyla bir araya gelmeye teşvik etsek ve birlikte yaşamı daha iyi anlayarak birbirimizi daha iyi anlamaya çalışsak. Belki de böylece doğayı ve yaşamı daha iyi anlayarak birbirimize daha iyi bir gelecek inşa edebiliriz. <strong>Fabrika Ayarlarımızı Unutmayalım</strong> Milyonlarca yıldır devam eden ekosistem yaşamı içinde son birkaç bin yıldır insan olarak kendi yaşam alanlarımızı kendi düşünce dünyamız, eğitim ve bilim yoluyla değiştirdik. Ancak çoğu zaman doğadan kaynaklanan ve doğaya zarar verdiğimizi fark etmedik. Biyolojik bir varlık olarak binlerce yıllık fabrika ayarlarımızı unuttuk. Geldiğimiz yeri unutarak adeta kendimize yabancılaşarak, bugünkü yaşadığımız doğayı yaşanılamaz hale getiremedik mi? Geldiğimiz yeri ve kendi dinamiği içinde devam eden ekosistem dinamiğini unutmamız gerekiyor. Ne hale getirdiğimizi göz ardı ettiğimizde, birçok sorunun temelinde kendi küçük dünyamız yatıyor. Doğaya kendimize zarar verirken, diğer canlıları da zarara uğratıyoruz. Yaşam alanlarını yok ederek, canlıların bize saldırmaları için neredeyse onları kışkırtıyoruz. Unutmayalım, bugünlerde ekonomi terimi ile meyveleri tane ile eti gram ile alıyoruz. Sularımız kirlendiği için artık güneşte bekletilen plastik kaplardan su içiyoruz ağalar! Balkondaki kuşların ötüşün ve mutluluğunda ne ekonomi kriz ne de bizim gibi birbirinin gölgesinde korku varır. Doğal refleksleri var. Sadelik ve doğanın güzel sesi var.</p>

<ul>
	<li><a href="https://brtreklam3.wixsite.com/habercigazete/t%C3%BCm-haberler/tags/prof-dr-i%CC%87brahim-orta%C5%9F" rel="noopener noreferrer">Prof. Dr. İbrahim Ortaş</a></li>
</ul>

<ul>
	<li><a href="https://brtreklam3.wixsite.com/habercigazete/t%C3%BCm-haberler/categories/son-dakika">Son Dakika</a></li>
	<li><a href="https://brtreklam3.wixsite.com/habercigazete/t%C3%BCm-haberler/categories/i%CC%87brahim-orta%C5%9F">İbrahim Ortaş</a></li>
	<li>&nbsp;</li>
</ul>

<ul>
</ul>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 09 Aug 2025 16:20:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/05/prof-dr-ibrahim-ortas-1746957802.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ADAM OLMAK NASIL BİR ŞEY; YA İNSAN OLMAK?</title>
                <category>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/adam-olmak-nasil-bir-sey-ya-insan-olmak-69</link>
                <author>ibrahim@brt.com.tr (Prof. Dr. İbrahim Ortaş)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/adam-olmak-nasil-bir-sey-ya-insan-olmak-69</guid>
                <description><![CDATA[ADAM OLMAK NASIL BİR ŞEY; YA İNSAN OLMAK?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h1>Prof. Ortaş: Adam olmak nasıl bir şey; ya insan olmak?</h1>

<ul>
	<li>
	<p><img alt="Yazarın fotoğrafı: HaberciGazete" src="https://static.wixstatic.com/media/117a7c_68e2918ed33940a49335ece57fbed5c8%7Emv2.png/v1/fill/w_32,h_32,al_c,q_85,enc_avif,quality_auto/117a7c_68e2918ed33940a49335ece57fbed5c8%7Emv2.png" /></p>
	HaberciGazete</li>
	<li>16 Ağu 2024</li>
	<li>4 dakikada okunur</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="ree" src="https://static.wixstatic.com/media/nsplsh_58353365353157666a6c45~mv2.jpg/v1/fill/w_740,h_1109,al_c,q_85,usm_0.66_1.00_0.01,enc_avif,quality_auto/nsplsh_58353365353157666a6c45~mv2.jpg" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="ree" src="https://static.wixstatic.com/media/117a7c_c7c638b74cb34c50a7a664d6c511a3e8~mv2.jpg/v1/fill/w_350,h_262,al_c,lg_1,q_80,enc_avif,quality_auto/117a7c_c7c638b74cb34c50a7a664d6c511a3e8~mv2.jpg" /></p>

<p><strong>Prof. Dr. İbrahim Ortaş'ın yazısı...</strong> İnsanın insan olmasından günümüze dek insan ve insan olma, adam olma tartışması yapılmıştır. "Homo sapiens" türümüz olan "insan" teriminin Latincesi "bilge" veya "zeki" anlamına gelmektedir. "Sapiens" kelimesi ise "bilge olmak, bilmeye cesaret etmek" olarak tanımlansa da aslında <strong><em>“zevk almak”</em></strong> anlamında gelmektedir. Homo sapiens sapiens ise yaşamı anlayacak zeka ve bilgi sahibi olması kadar, yaşamdan zevk alan “insan” olsa gerek. Sanırım aranan “insan” yani topraktan yaratılan “adam” olarak tanımlıyoruz. İnsanın tarihi yolculuğuna baktığımızda insanın insanı yönetmeye kalkışması yanında bazıları da dünyanın ve yaşamı anlama konusunda derin düşünme uğraşı içinde olmuşlardır. Başta felsefe, din, ahlak, etik, hukuk sosyal bilim konularının insan ile ilgili bütün alanları hep insanı anlamaya ve insanı bir norm biçmeye çalışmıştır. Aslında eğitim diğer bir ifade ile bilimsel eğitim de mümkün olduğunca objektif olarak doğayı tanımlamak, doğanın yasalarından yararlanarak insanın birlikte yaşaması konusunda tarihsel süreçte verilen çabaları ve önemli olguları öğretme faaliyetidir. Bunca uğraşılar ve kavgaların tümü insanın kendine göre kendi çıkarı için geliştirdiği, ürettiği çözümlerin sonuçlarıdır diyebiliriz. Geçmişten günümüze bütün bu öğreti ve uğraşılar insanın “insan” olma bilincine, bilgisine dayalı doğaya uygun yaşaması üzerine işlenmiştir. Ancak bazı insanlar ne üretti ne de hayata katkıda bulundu. Halen bazı ilkel kabileler kültürel bir birikim yapmadıkları gibi, modern çağda bazı insanlar ailelerinden gelen miraslar üzerinden elini soğuktan sıcağa da vurmadan krallardan daha iyi yaşamaktadır. Aslında doğada he canlı kendi gıdasını temin etmek üzerine programlanmıştır. İnsan varlığının bir çoğu çalışmıyor, ancak başkasının emeği üzerine çok rahat oturabiliyor. Kavgada biraz buradan da çıkıyor.Ancak bazı insanlarda kendileri olmadıkları için çoğu zaman güçlü kişilerin veya kendisi adına söylem içinde olanların şemsiyesi altında kendilerine bir yer edinmeye çabalamaktadır. Çoğu zaman olup biteni anlamadan ve sorgulamadan başka insanlar ile kavga ediyor, ölüyor, öldürüyor. Günlük hayata baktığımız zaman savaşlarda, maçlarda holiganların başka takımdaki hiç tanımadığı birini öldüresiye dövmesi gibi. Birçok alanda oluğu gibi siyasette hiç anlamadan birileri için ölenler, kıyasıya çatışanlara bakıldığında da çoğunun derinlemesine bilgisi olmadan kulaktan duyma fikir sahibi oldukları kısa sürede anlaşılır. <strong>Adam Olmak Nasıl Olunur?</strong> Bir arkadaşım sosyal medya sayfasında “bir insanın alabileceği en büyük unvan adam olmaktır” ifadesini paylaşmış. Tabii doğanın diyalektiği gereği her ifadenin bir arka planı ve birde olası sonucu olması gerekir. Fuzuli’nin belirtiği gibi dert söyletiyor. Mutlaka bir olaya bağlı olarak bu ifade kullanılmıştır. Aynı zamanda kullanılan her ifade zihinlerde birçok çağrışımları da yapmaktadır. Eğer arkadaşım uygun görülürse "adama olduğunu bilenlere bu unvanı uygun görelim". Çünkü adam olmak nedir, diye sorsak, herkes kendini adam, insan, iyi insan, melek de sanabilir. Bir başkası da onu çok kötü biri olarak tanımlar. Adam olma görece bir kavram olmakla birlikte olması gereken bir norm tanımın olduğu da bir gerçektir. Ancak yine de o kadar adamım deyip ortalıkta gezen kişi var ki. Kendini hiç olaydan sorumlu tutmayan, olup bitenlerden habersiz yiyip-içen, yatıp-kalkıp, zorunlu ihtiyaçlarını görüp geçiren çok insan var. <strong>Adama Olmak Kolay mı?</strong> Adam olma konusunda ufukları ve zihni açık, doğayı ve çevresini analiz eden farkındalığı gelişmiş insanlardan adam olma konusunda geniş bir sözlü yazılı külliyat üretmişlerdir. Halen de konu tartışılıyor ve konuşuluyor. Anadolu aydınlanmasının yaşandığı 11 yy. sürecinde düşünürler ve bilge kişiler çok özlü sözler belirtmişlerdir. Mevlâna demişti ki; “nice insan gördüm üzerinde elbise yok. Nice elbise gördüm içinde insan yok”. Yine Mevlana’nın “cahille oturup bal yiyeceğine, alimle oturup kuru ekmek ye” ifadesi ile bilgi görgü sahibi, sorumluluk taşıyan kişiler ile oturup kalmak insan çok daha zenginleştirdiğini baldan daha tatlı geldiğini belirtiyor. Benzer bir ifadeyi Victor Cousin’nun kullandığı “parası olmayan adamı, adamlığı olmayan zengine tercih ederim” dizelerinde görüyoruz. Yunus Emre’nin “İlim ilim bilmektir İlim kendin bilmektir Sen kendini bilmezsinYa nice okumaktır” diyordu. Kendini anlamadan, yaşadıklarının anlamı olmadan yaşanmış sıradan bir yaşam demektir. Kim demişti hatırlayamadım, “insan adam olmayınca, adamlık insana zor gelir” demişti. Çok düşündürücü bir ifade. Sokrates'e atfedilen "Sorgulanmamış bir hayat yaşamaya değmez' ifadesinde bir kişinin bilge olması için kendisini anlayabilmesi gerekir. Yine Sokrates der ki “Ben bilmediğimi bildiğim için diğer insanlardan farklıyım.” Adam/insan olmak, insanın kendini tanıması, değeri kıymeti bilmesi, sorumluluk sahibi olmak çokta kolay değil. Adam gibi adam olmak, sözü özü bir olmak, doğru yerde durmak, haklıyı haksızı bilmek, empati yamak, başkasının hakkına rivayet etmek, kurdun kuşunda bu dünyada yeri oluğunu bilmek gerekir. Adam olmanın omuzlara yüklediği manevi yükü taşımak kolay mı? Dile kolay derler. Boşu Boşuna Yaşamayalım. Ozan Mahsunu Şerif “Boşu boşuna” deyişinde adam olmanın ağır yükünü çekmenin ne denli zor olduğunu, hayatın bu bağlamda boş olduğunu çok güzel dizelerine işlemiş. Ey erenler bir kâmile danıştım Er olana edep erkân hoşumuş Kalırsa Dünya'da insanlık kalır Kuru hayal fâni Dünya boşumuş, boşumuş, boşumuş Dünya’da delinin teki Mahsuni Yaktı seni içindeki Mahsuni Dile kolay bunca yükü Mahsuni Yıllar yılı taşımış da taşımış, taşımış, taşımış Evet, eğer yaşadığın yaşamı sorgulamadıysan, sorumluluk taşımıyorsan özünü yoklayıp insan olma yolunda bir çaban yok ise “kuru hayal fâni dünya boşumuş”. Gerçekten de boş olduğu yaş ilerledikten ve kendine geldikten sonra anlaşılıyor ki yılların çoğu boşuna geçmiş. Yıllar yılı taşımış da taşımış olduğu yükün farkında olmak sanırım insan/adam olmanın bilincini oluşturuyor. Bu konuda Leo Tolstoy’un “Acı duyabiliyorsan, canlısın. Başkalarının acısını duyabiliyorsan, insansın” diyor. Anlaşılan insan olmak öyle sanıldığı kadar da kolay değilmiş. Bu konuda Nimri dedeye ait olan ve Arif Sağın okuduğu "<strong>İnsan Olmaya Geldim</strong>" dizeleri insan olma yolunun ne kadar anlam yüklü oluğunu görüyoruz. İkilik kinini içimden atıp Özde ben bir insan olmaya geldim Taht kuralı ariflerin gönlünde Sözde ben bir insan olmaya geldim Serimi meydana koymaya geldim Ben de bir zamanlar baktım bakıldım Nice yıllar bir kemende takıldım O aşkı mecazla yandım yakıldım Közde ben bir insan olmaya geldim Serimi meydana koymaya geldim Süregeldim aşk meyini içerek Her bir akı karasından seçerek Varlık dağlarını delip geçerek Düzde ben bir insan olmaya geldim Sazda ben bir insan olmaya geldim Serimi meydana koymaya geldim Genelde formel eğitimin temel özelliği farkındalığı sağlamaktır. Ancak kişisel gelişim ve kişinin kendi iç eğitim ise kişiyi insanlaştırmak, özünü yoklatmayı sağlar. Artan çıkar ilişkileri ve iktidar olma durumları insanların iç dünyalarını geliştirmeye çok da fırsat vermiyor gibi görülüyor. Ancak bireyin kendisini aşarak okuyarak, tartışarak, değişik sosyal-sanatsal ve bilimsel etkinliklere katılarak ve de zaman ayırarak kendini geçekleştirebilir. Bilgi edinme emek istiyor. Sonuçta ömür denilen ve şu yaşanası dünyaya geldikten sonra biyolojik olarak büyümek, gelişmek ve ömrünü tamamlamak yanında kültürel bir varlık olarak da içinde yaşadığımız ortam ve evrende olup biteni analiz anlamak, işleyişin mekanizmalarını araştırmak, anlamak ve öğrenmek, öğrendiklerimizi sade bir şekilde başkasına da öğretmeyi sorumluluk bilip bilinçli yaşamı bilgi-beceri ve yetenekleri ölçüsünde gerçekleştirmek sanırım aranan insan veya adam olma gerekleridir. Sonuçta, insanın kendisini gerçekleştirmesi ve doğa ile bütünlüklü yaşaması olarak tanımlanan kâmil insan olma işlevi dikenli zor bir yol. Adam olmak emek gerektiren ulvi bir yürüyüş olmalı. Ne mutlu adam olana! 15 Ağustos, 2023, Adana</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 09 Aug 2025 16:14:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/05/prof-dr-ibrahim-ortas-1746957802.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>\&quot;HADİ UYAN!\&quot;</title>
                <category>Alâettin Bahçekapılı</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/hadi-uyan-68</link>
                <author>brtreklam@gmail.com (Alâettin Bahçekapılı)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/hadi-uyan-68</guid>
                <description><![CDATA[\"HADİ UYAN!\"]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h1>“Hadi uyan!”</h1>

<ul>
	<li>
	<p><img alt="Yazarın fotoğrafı: Alâettin Bahçekapılı" src="https://static.wixstatic.com/media/117a7c_f82aac012edb445e9e9d61347d7ae8ac%7Emv2.png/v1/fill/w_32,h_32,al_c,q_85,enc_avif,quality_auto/117a7c_f82aac012edb445e9e9d61347d7ae8ac%7Emv2.png" /></p>
	Alâettin Bahçekapılı</li>
	<li>21 Ağu 2024</li>
	<li>&nbsp;</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Günün ilk ışıkları mı uyandırdı sizi, pencerenizi tıklatarak… Yoksa bu saatlerde kendiliğinizden kalkar mısınız?</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Odanızın içinde başkasının duymayacağı bir çağrı mı açtırdı size gözlerinizi; ‘’anne..’’ ya da ‘’baba susadım…’’ yoksa uzak minarelerden gelen bir çağrı mı, herkesin duduğu….</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Güneş gösterdi yüzünü dağların ardından, öyle mi kalktınız, yoksa sabahın alacağı ortalığı kaplamadan ayakta mıydınız?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kar beyazı mı aydınlattı sabahınızı, yoksa gönlünüzdeki sevgi mi?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="ree" src="https://static.wixstatic.com/media/117a7c_fbf2d4ec1c6c4500a66169ebe1aab361~mv2.jpg/v1/fill/w_672,h_448,al_c,lg_1,q_80,enc_avif,quality_auto/117a7c_fbf2d4ec1c6c4500a66169ebe1aab361~mv2.jpg" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Uyanır uyanmaz umut mu doldu yüreğinize, aydınlık mı doldu, çalışma sevinci, yaşama sevinci mi doldu?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Sabahın ilk ışıklarıyla uçmaya başlayan kuşları, ötmeye başlayan serçeleri, horozları, uluyan köpekleri, uzaklardaki börtü böceği, yakınlardaki evcil hayvanları düşünmeye, onların bize, bizim onlara muhtaç olduğumuzu aklınızdan geçirmeye mi başladınız?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>‘’Yaşayan hiçbir şey yalnız başına, ya da yalnızca kendisi için var olamaz’’ diye mi düşündünüz?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Üzerinde yaşadığımız bu dünyada, en değer verdiğiniz kavramlar dostluk mudur, arkadaşlık mıdır, sevgi midir, yardımlaşma mıdır, barış mıdır, kardeşlik midir, birliktelik midir? İnsanlık onuru mudur?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Güzel bir güne başlıyorsunuz. Bütün gününüz güzellik, iyilik içinde geçsin. Umduğunuz gibi olsun, özlediğiniz gibi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em>‘’Bulsam bir sihirli anahtar bulsam,</em></p>

<p><em>Açsam göğün mavi kapılarını.</em></p>

<p><em>Bir samanyolundan geçip dolaşsam</em></p>

<p><em>Yıldızların altın yapılarını!</em></p>

<p><em>Dolansa boynuma ışıktan kollar,</em></p>

<p><em>Açsa esrarını gök perde perde:</em></p>

<p><em>Kayıp sesleri duysam yeniden,</em></p>

<p><em>Kaybolan yüzleri görsem göklerde!…</em></p>

<p><em>Bulsam, bir sihirli anahtar bulsam,</em></p>

<p><em>Toprak kilidini açsam dünyanın,</em></p>

<p><em>Çözsem düğüm düğüm muammasını</em></p>

<p><em>Ölüm denen sonsuz, büyük rüyanın!</em></p>

<p><em>Gelse bahçe bahçe mevsimler dile,</em></p>

<p><em>Ağaçlar, çiçekler konuşsa biraz:</em></p>

<p><em>Kimdir şu dallarda kızıl gülleri</em></p>

<p><em>Böyle alev alev yakan sihirbaz!</em></p>

<p><em>Bulsam, bir sihirli anahtar bulsam,</em></p>

<p><em>Ne yıldızlar için, ne güller için!</em></p>

<p><em>Alnı eşiğinde bekleyenlere</em></p>

<p><em>Açılmak bilmeyen gönüller için!’’</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kalemi var olsun Yusuf Ziya Ortaç’ın. Bir sihirli anahtar peşinde şair. Öyle bir anahtar bulsa, ne göklerdeki güzellikleri arayacak, ne toprağın altındaki büyük rüyayı. O sihirli anahtarla, ‘’alnı eşiğinde bekleyenlere açılmak bilmeyen gönüller’i açmaya uğraşacak. Bir anlamda başkalarına, sevgiye, dostluğa, arkadaşlığa kapalı gönülleri açacak. Öyle gönülleri de katacak ‘’olgun insanlar’’ın arasına. Oysa bunu için ‘’sihirli anahtar’’a gerek yok. İnsan olabilmek için, ‘’gerçekleri net bir şekilde görmek, öteki insanlarla karşılıklı güven ve dostluğa dayanan ilişkiler kurmaya çalışmak ve bu ilişkilerin sorumluluğunu üstlenmek’’ yeter de artar bile.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İnsanlar arasında karşılıklı ilişki. Bu çok önemli. Çünkü bilim adamlarına göre, ‘’yaşayan hiçbir şey yalnız başına ya da yalnızca kendisi için var olmaz.’’ İnsana bir başka insan gerekli. O insanla sağlıklı ilişki kurması gerekli. Güvene ve dostluğa dayanan sağlıklı ilişki.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>‘’İnsan insana muhtaç’’ diye bir atasözümüz var. Bu insanın yalnız yaşayamayacağını, bir başkasına ‘’muhtaç’’ olduğunu, ona güvenmek ve inanmak zorunda olduğunu ortaya koyan bir atasözü. İnsan yalnızca insana/insanlara mı muhtaç? Hayır. İnsan çevresinde yaşayan başka canlılara da muhtaç. Hatta cansızlara da. Yani bütünüyle doğaya muhtaç insan. Bunun için insanlarla, doğayla yakınlık içinde bulunmalı ve sevgi duygularıyla anlaşmalı olanlarla. Dostlukta budur işte. İç veya dış sıkıntılarımız çözecek dostluk, arkadaşlık budur. Şayet güvenebileceğimiz dostlarımız olmasaydı ne olurdu halimiz? Kabusa dönmez miydi?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Eveeet, kırk dakika önce başladığımız sohbetimizde bakın konu nereden nereye geldi. Dostluk ve arkadaşlığın insan için vazgeçilmez olduğunu söylerken, birden ‘’insanın doğayla, doğadaki canlı ve cansız her şeyle yakınlık içinde bulunması gerektiğine’’ getirdik sözü, (…) Bizler de birçok sorunla karşı karşıya kalabiliriz. Her insan gibi. İnsanın hayatı çeşitli tehlikelerle, güçlüklerle, sorunlarla doludur çünkü. İnsan bu çeşitli güçlükleri aşarken, acılarla savaşırken dostları, arkadaşları onların sığınacağı en sakin limandır. Hayatın güçlüklerine kişinin yalnız başına göğüs germesi zordur. Dertlerimizi dinleyecek, paylaşacak, bizi yüreklendirecek dostlar gerekli bize. Bunları da uzakta aramak gerekmez. Çevremize sevgiyle bakmak yeter. Seven insan yalnız kalmaz, güçsüz kalmaz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em>‘’Hadi uyan</em></p>

<p><em>Günışığı çilemeye başladı başucunda</em></p>

<p><em>Denizler bir mavilik edindi günden</em></p>

<p><em>Seher yeline uyup kuşlar tüneğinden uçtu</em></p>

<p><em>Bir türküyü dinlemeyecek misin</em></p>

<p><em>Haydi uyan</em></p>

<p><em>Aydınlığa çık da çil gözlerin ışısın</em></p>

<p><em>İlkyazlar sıcağı biriksin yüreğine</em></p>

<p><em>Yoksul olsan da uyan</em></p>

<p><em>Garip olsan da uyan</em></p>

<p><em>Madem ki güzelsin, güzeli yaşatmak için</em></p>

<p><em>Madem ki iyisin, iyiliği yaşatmak için</em></p>

<p><em>Madem ki umutlusun, umudu yaşatmak için</em></p>

<p><em>Hadi uyan</em></p>

<p><em>Denizi dinle yaşamak desin</em></p>

<p><em>Toprağı dinle barışmak desin</em></p>

<p><em>Göğü dinle sevişmek desin</em></p>

<p><em>Bir plak konmuş gibi gramafona</em></p>

<p><em>İşte aşk işte özlem işte savaşmak gücü</em></p>

<p><em>Uyan diyor uyansana.</em></p>

<p><em>Hadi uyan</em></p>

<p><em>Sevdiğim uyan</em></p>

<p><em>N’olur uyan."</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yıllar öncesinden seslendi bize şair Metin Eloğlu. ‘’Hadi uyan’’ dedi. Günışığının ‘’çilemeye’’ başladığını, denizlerin mavileşmeye, seher yelinin tüneklerinden kuşları uçurmaya başladığını haber verdi. ‘’Güzeli yaşatmak için, iyiliği yaşatmak için, umudu yaşatmak için ‘’Hadi uyan’’ dedi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bizde gözlerinizi açtığınız bu yeni günde tüm iyiliklerin, tüm güzelliklerin, tüm umutların sizlerle birlikte olmasını diliyor ve yeniden günaydın diyoruz size.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Şimdi sabahın erken saatleridir. Sabahla biraz daha soğuk oluyor hava. Evlerimizin içi de, dışarısı da… Akşamdan külleyip bıraktığımız ocağımız/sobamız da ısıtmıyor ortalığı… Kentte yaşayanların evlerindeki kaloriferler de… Evlerimiz bu yüzden soğukça sabahın bu ilk saatlerinde. Bu yüzden yataktan çıkmayı, kalkmayı hiç istemiyor canımız. Biraz daha yorgana sarılıp yatmak istiyor insan… Ama çaresiz, kalkacağız. ‘’Erken kalkan yol alır’’ diye bir atasözümüz var. Erken kalkacağız ki, günün işlerini telaşa düşmeden yapıp edebilelim, zamanında bitirebilelim. Ne kadar da işi olur insanın, günün hangi saatinde kalkarsa kalksın: yap yap bitmez. Birini bitirmeden bir başkasına koşturmak gerek. Yine de gözümüz yılmamalı bunca işin bizi beklemesinden. Bir sıraya koyarsak işleri, belli bir plana göre davranırsak, bir bakarız ki gün bitmeden işler bitmiş. Hele dünden bugüne iş bırakmamışsak… Hele ‘’bugünün işini yarına bırakma’’mışsak, gün bitmeden işler biter, rahat ederiz. Öyle değil mi?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Geceden soğuyan evimizin ısıtılması, bizi bekler. Akşam belki de dağınık bıraktığımız ortalığın derlenip toparlanması, bizi bekler: silinip süpürülmesi… Yatakların kaldırılması ya da düzeltilip örtülmesi. Sabah kahvaltısının hazırlanması… Bizi bekler. Varsa evde, çoluğun çocuğun karnının doyurulması… Dışardaysa işimiz yola çıkmaya hazırlanılması, bizi bekler. Erken kalkmaya mecburuz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kırsal kesimde yaşayanlarımızı yalnızca bu saydığımız işler değil, daha niceleri bekler. En önemlisi de, hayvanların bakımı. Küçüklü, büyüklü bir veya birkaç hayvan besleniyor köylerimizde her evde. Onlar da, bizi bekler, sabah sabah. Bize daha çok süt, daha çok et, daha çok yumurta, daha çok yün, daha çok deri verebilmeleri için, önce onlar bekler bizden daha iyi bakmamızı, daha iyi beslenmemizi. Sabahın ilk ışıklarıyla yanlarına koşup otlarını, samanları, yemlerini vermeliyiz. Bulundukları ortamı havalandırmalıyız, ışıklandırmalıyız, temizlemeliyiz. Çünkü onlar bizim elimize bakıyor: önce bizden alıyor, sonra veriyor. Ve bizim için değil yalnızca, genelde yurt ekonomisi için, insanlarımız için büyük önem taşıyor hayvanlarımız.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Uzmanların söylediğine göre, günümüz insanı baş edemeyeceği kadar yoğun bir bunalım içindedir. Gittikçe zorba, saldırgan bir tutumu benimsemektedir, sevgi ve dostluktan gittikçe uzaklaşmakta, somut değerlere daha fazla önem verir görünmektedir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Oysa bizler inanmak ve birbirimize güvenmek gibi çok insancıl ihtiyaçlara sahibiz. Şayet güvenebileceğimiz dostlarımız, gerçek arkadaşlarımız olmasaydı, ne yapardık, hiç düşündünüz mü? Hayatınız bir kâbusa dönmez miydi:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>‘’Dostluk, insanların, insanlarla ve doğayla yakınlık içinde olmaları ve sevgi duygularıyla anlaşmalarıdır’’ diyor uzmanlar. Ve şöyle sürdürüyorlar:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>‘’İnsan, yalnız kaldıkça gerçek kişiliğini bulamaz. İnsan, kendisinden çıktığı ölçüde, benmerkezcilikten kurtulduğu ölçüde, gerçek benliğini bulur. Gerçek dostların, arkadaşların varlığı ile yaşadığını daha iyi duyar. Yaşamı anlamlanır.’’</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İnsanın hayatı çeşitli tehlikelerle doludur. Güçlüklerle doludur. İnsan bu güçsüzlükleri aşarken, acılarla savaşırken, dostları, arkadaşları onların sığınacağı bir limandır. Hayatın getirdiği bir darbeye kişinin yalnız başına göğüs germesi zordur. Dertlerimiz dinleyecek, paylaşacak, bizi yüreklendirecek dostlar bize en büyük desteği verir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yine çok iyi biliyorsunuz ki insanlar, yalnız yaşamak zorunluluğunda kalınca kendilerini çevreleyen, birçok zorluk ve engeller karşısında ayakta kalmaları zorlaşır. Oysa birlikte yaşar ve hayatın tuzaklarına karşı birlikte mücadele ederlerse, aralarında günden güne gelişen güçlü ve yıkılmaz dostluklar oluşur. Günümüz insanının her zamankinden daha fazla gerçek dostlara ve dostluğa ihtiyacı vardır, çünkü dostlar, kişiye her zaman kullanabileceği sonsuz bir destek ve güçlülük sağlar. Olgunlaşmamız dostlar sayesinde kolaylaşır. Günümüz insanının dostlara, dostluklara ihtiyacı vardır; çünkü dostluk sayesinde uyuşmaya, düşünce ve zevklerimizi beğendiğimiz kişilerle de bir arada yaşamayı öğreniriz. Sadakati öğreniriz. Akıllı davranmayı öğreniriz. Paylaşmayı öğreniriz. Bütün bunların içinde en güzeli de dostluk sayesinde ‘’birliğin gerçekleşmesi’’dir herhalde, öyle değil mi?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>‘’Güzeli, iyiliği, umudu yaşatmak için’’ uyan diyen bir şairin dizeleriyle başladığımız yazıya bir başka şairin yazdıklarıyla bitirmek istiyorum: Cahit Sıtkı Tarancı’nın ‘’Memleket İsterim’’ şiiriyle.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em>‘’Memleket isterim</em></p>

<p><em>Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;</em></p>

<p><em>Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.</em></p>

<p><em>Memleket isterim</em></p>

<p><em>Ne başta dert ne gönülde hasret olsun;</em></p>

<p><em>Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.</em></p>

<p><em>Memleket isterim</em></p>

<p><em>Ne zengin fakir ne sen ben kavgası olsun;</em></p>

<p><em>Kış günü herkesin evi barkı olsun.</em></p>

<p><em>Memleket isterim</em></p>

<p><em>Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;</em></p>

<p><em>Olursa bir şikâyet ölümden olsun.’’</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Kaynak: Alâettin Bahçekapılı’nın 1980’lerdeki TRT Radyoları’nda yayımlanan izlencelerinden…</strong></p>

<p>veeeeee <strong>Firdes Eren‘in hazırladığı YİTİK UMUTLARIN GECE BEKÇİSİ ALÂETTİN BAHÇEKAPILI</strong></p>

<p>cilt 4’ten…</p>

<ul>
	<li><a href="https://brtreklam3.wixsite.com/habercigazete/t%C3%BCm-haberler/tags/al%C3%A2ettin-bah%C3%A7ekap%C4%B1l%C4%B1" rel="noopener noreferrer">Alâettin Bahçekapılı</a></li>
</ul>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 09 Aug 2025 16:04:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/01/alaettin-bahcekapili-1736590776.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BAHÇEKAPILI\&#039;NIN KEYİFLİ BİZİM  FM KONUKLUĞU</title>
                <category>Alâettin Bahçekapılı</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/bahcekapilinin-keyifli-bizim-fm-konuklugu-67</link>
                <author>brtreklam@gmail.com (Alâettin Bahçekapılı)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/bahcekapilinin-keyifli-bizim-fm-konuklugu-67</guid>
                <description><![CDATA[BAHÇEKAPILI\'NIN KEYİFLİ BİZİM  FM KONUKLUĞU]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h1>Bahçekapılı'nın "keyifli" Bizim FM konukluğu...</h1>

<ul>
	<li>26 Ağu 2021</li>
	<li>2 dakikada okunur</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="ree" src="https://static.wixstatic.com/media/117a7c_8ce2b91ec57a43a78c5371635784fded~mv2.jpg/v1/fill/w_672,h_431,al_c,lg_1,q_80,enc_avif,quality_auto/117a7c_8ce2b91ec57a43a78c5371635784fded~mv2.jpg" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İstanbul Şile-Ağva bölgesine 87,9 frekansından yayın yapan Bizim FM radyosunun "Atılay Erge ile Şile'den Şiirler" programının konuğu olan BRT Yayın Grubu Genel Yönetmeni, Gazeteci-Yazar Alâettin Bahçekapılı "toplumun yarınını bilinçli, huzurlu, mutlu yaşayabilmesi için dünü, dünde yaşananları ve yaşayanları unutmaması, her gün Amerika'yı yeniden keşfetmemesi gerekir" dedi.</p>

<p>Bahçekapılı, Şileli Şair Atılay Erge'nin yapımcılığını-sunuculuğunu, Aylin Ayyıldız'ın teknik yapımcılığını yürüttüğü Şile'den Şiirler programında soruları yanıtlarken, dinleyenlere önemli mesajlar verdi. Bizim FM'de dün saat 15.00-17.00 arasında yayımlanan programda, çocukluk yıllarından, okul dönemlerinden ve 27 yıl çalıştığı TRT'deki günlerinden söz eden Alâettin Bahçekapılı, "yayımlamakta olduğu Ataşehir Kültür dergisi, Haberci Gazete ve <a href="http://www.habercigazete.net/" rel="noopener" target="_blank"><u>www.habercigazete.net</u></a> sitesinde her gün tarihsel süreç içinde o gün yitirdiğimiz değerleri anımsatmayı görev edindiğini" belirterek şöyle dedi: "Bizden önce yaşamış, yaptıkları-ettikleriyle toplumda iz bırakmış kişileri, değerleri unutmamamız, unutturmamamız gerekiyor. Öyle yapmazsak, onların taşıdığı ve belirli bir yere getirdiği bayrağı teslim alıp yarına taşımazsak, Amerika'yı yeniden keşfetmekle vakit kaybına uğrarız, beyhude kürek çekeriz. Çağdaş uygarlığı yakalamak hatta 'üstüne çıkmak' azmindeki kişiler, toplumlar yarınını bilinçli, huzurlu, mutlu yaşayabilmek için dünü, dünde yaşananları ve yaşayanları unutmaması, her gün Amerika'yı yeniden keşfetmemesi gerekir" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Programın yapımcı-sunucusu Atılay Erge'nın sorularını içtenlikle yanıtlayan Bahçekapılı, programın dinleyicilerine sürpriz yaparak dün 39. ölüm yıldönümü olan Prof. Dr. Abdulbaki Gölpınarlı'nın sesini dinletti. Bahçekapılı, gerek TRT'deki görevi, gerekse dergi-gazete yayımladığı dönemdeki çalışmaları sırasında yaptığı söyleşileri, yazdığı metinleri kalıcı olması için kitaplaştırdığını, şimdiye kadar 25 kitap yayımladığını belirterek, yazmayı düşündüğü 3-4 kitap daha bulunduğunu açıkladı.</p>

<p><img alt="ree" src="https://static.wixstatic.com/media/117a7c_440387d8cba745c2b5a5c646f1c85556~mv2.jpg/v1/fill/w_350,h_172,al_c,q_80,usm_0.66_1.00_0.01,enc_avif,quality_auto/117a7c_440387d8cba745c2b5a5c646f1c85556~mv2.jpg" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Programa telefonla bağlanan TRT İstanbul Radyosu'nun efsane efektörlerinden Korkmaz Çakar'ın "Alâettin Bahçekapılı, TRT'nin en çalışkan arısıydı, çok güzel programlara imza atan yapımcılardandı" sözlerine teşekkür ederken duygulu anlar yaşadı. Aynı duygululuğu dostları, kardeşleri için yazdığı ağıt-şiirleri okurken de yaşayan Bahçekapılı'nın seslendirdiği "Eren Bülbül Ağıdı"nın bestelenmesi için çalışıldığını da açıkladı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bahçekapılı, "burada da, yurt dışında da muhalif olan ve hep gurbette yaşayan" Nâzım Hikmet'e ve dünya görüşünden dolayı mapusdamlarında çile çeken Ruhi Su'ya "toplumsal borcumuzu ödemek için" iki kitap ortaya koyduğunu belirterek, bu yöndeki çalışmalarını sürdüreceğini de vurguladı.</p>

<p>Programda hem kendi şiirlerini, hem de Şile bezi için şiir yazan Nâzım'ın, Özlem Çetin'in şiirlerini okuyan Bahçekapılı, program yapımcısı Atılay Erge'nin bestekâr, sanatçı Nihat İncekara, Özge Doğru, Dursun Karaca, Aydın Tekindor, Benal Özçelik, Canan Karadeniz'i telefonla arayarak programını renklendirmesinin "çok profesyonel bir yayıncılık" olduğunu da belirtti.</p>

<p>Erge, programın sonunda konuğu Bahçekapılı'ya özel iki armağan verdi.</p>

<p><img alt="ree" src="https://static.wixstatic.com/media/117a7c_f3740818b57a49748d63bb291d87ca5b~mv2.jpg/v1/fill/w_672,h_378,al_c,lg_1,q_80,enc_avif,quality_auto/117a7c_f3740818b57a49748d63bb291d87ca5b~mv2.jpg" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Her hafta çarşamba günleri saat 15.00-17.00 arasında yayımlanan "Atılay Erge ile Şile'den Şiirler" programı, geniş bir dinleyici kitlesini kendine bağlamayı ve ilgi çekmeyi sürdürüyor.</p>

<ul>
	<li><a href="https://brtreklam3.wixsite.com/habercigazete/t%C3%BCm-haberler/tags/al%C3%A2ettin-bah%C3%A7ekap%C4%B1l%C4%B1" rel="noopener noreferrer">Alâettin Bahçekapılı</a></li>
</ul>

<ul>
	<li><a href="https://brtreklam3.wixsite.com/habercigazete/t%C3%BCm-haberler/categories/son-dakika">Son Dakika</a></li>
	<li><a href="https://brtreklam3.wixsite.com/habercigazete/t%C3%BCm-haberler/categories/k%C3%BClt%C3%BCr-sanat">Kültür-Sanat</a></li>
	<li>&nbsp;</li>
</ul>

<ul>
</ul>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 09 Aug 2025 15:38:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/01/alaettin-bahcekapili-1736590776.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>NASIL BİR CANLI TÜRÜ - 2</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/nasil-bir-canli-turu-2-65</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/nasil-bir-canli-turu-2-65</guid>
                <description><![CDATA[NASIL BİR CANLI TÜRÜ - 2]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Nasıl Bir Canlı Türü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">? 2</span></span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000; font-family:Times New Roman,serif"><span style="font-size:16px">Turhan EYÜBOĞLU</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Haksız, hukuksuz, adaletsiz bir şekilde anneler ağlatılmaz! Annelere rağmen işkence yapılmaz! Annelerin ağlamasından zevk alınmaz! Annenin feryadını duymamak için kulak kapatılmaz! Ağlayan anneyi görmezlikten gelinmez! Ağlayan bir anne gördüğü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">nde vicdan</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ın sızlamıyor ve merhamet seni terk ediyorsa sen bir insan olamazsı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">n!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Olsan olsan insan türünün yarattığı bir varlık olursun ki bu zamanda oldukça fazla türediğine inanıyorum. Şuna da inanıyorum; insanoğlu, yarattığı bu varlığı bir gün yok edecektir. İnancı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">m bu!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Anne a</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ğlayarak hastaneye girer; ancak girdiği kapı gideceği yere o kadar uzaktır ki ağlamaktan bitirdiği enerjisi ona artık güç veremiyordur. Gideceği yere yakın olan kapı talimat verilerek onlara açılmamaktadır. Merhamet ve vicdanı olmayan biri tarafından böyle bir talimat verilmiştir. </span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Hastaneye girişler onlar için eziyete çevrilmenin zevkini yapan yeni canlı türü bir yönetici tarafından yönetilmektedir. Çünkü bugünkü Türkiye</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">de olmaması gereken yerde olan insanlar, yerlerinde kalabilmek için her şeyi yaparlar.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ancak insanoğlu olduğunu unutmayan çalışanların bu haksızlığa gönülleri çok razı olmaz. Taşıdıkları merhamet onları rahatsız eder. Bu gözü yaşlı aile hastaneye geldiğinde onların acısını kalbinde hisseder ve onlara kapı açılmayacak talimatı verilmiş olsa da kapıyı onlar için bir dakikalığına açar. </span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">O bir dakika onlara nerdeyse yedi yüz metreyi yürümekten kurtarır. Anne bu davranış karşısında gözyaşlarını tutamaz ve uzaktan da olsa göz ucuyla o insanoğ</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">luna d</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ünyanı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">n en k</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ıymetli teşekkürünü gönderir.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İşte bu teşekkür onların kalplerini birbirine mühürlemiş olacak ki her gün o kapı o gözü yaşlı aile için bir dakikalığına açılır. Hiç olmazsa artık hastaneye giriş, eziyet olmaktan çıkmış kanunsuz ve eziyet için verilen talimatlar bir dakikalığına unutulmuştu. </span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Her sabah gözler bir saniyeliğine teşekkür için birbirine bakıyor. İç</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ten g</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ülmenin en kutsalı sabahları gerçekleşiyordu. Gözü yaşlı annenin en ihtiyaçlı olduğunda yapılan bu yardım karşısında&nbsp; insanlığın ölmediğini hatırlatıyor ve umut doluyordu.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ne yazık ki kötü insan durur mu? Bu kutsal iyiliği dünyanı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">n en k</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ötü olayı yapılmış gibi yeni canlı türü varlığa bildirmeyi görev edinen bir vicdansız ve merhametsiz tarafından iletilir. İyiliği yapan çalışan apar topar ordan alınarak başka bir üniteye gönderilir.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İleride anne adayı olacak bu çalışan öyle bir yürek taşıyor ki "Bu olaya sessiz kalsaydım, insan olamazdım!" diyecek kadar insan! "Ömür boyu bunun vicdan azabını çeker, kendimi asla affetmezdim." diyecek kadar da mangal yürekli bir kadındı. Her zaman yapılan haksızlık ve hukuksuzluk karşısında elimden geldiği kadar yardım yapacağını haykıran vicdan sahibi bir çalışandı.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Merak ettiyseniz yazayım! Bu gözü yaşlı aile, haksız yere içeride tutulan ve&nbsp; iddianamesi hâlâ hazırlanmamış&nbsp; Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın ailesi! Onlara yardım eden&nbsp; vicdanı, merhameti ve adaleti olan görevli kadın ise şimdilik sürgün yerinde çalışmaya devam ediyor.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Elbet bir gün herkese adalet lazım olacak! Yaşasın bünyesinde ahlak, vicdan, merhamet ve adalet taşıyanlar!</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yaşasın baskıya ve adaletsizliğe boyun eğmeyenler!</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 Aug 2025 17:01:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>NASIL BİR CANLI TÜRÜ</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/nasil-bir-canli-turu-64</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/nasil-bir-canli-turu-64</guid>
                <description><![CDATA[NASIL BİR CANLI TÜRÜ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Nasıl Bir Canlı Türü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">?</span></span></span></span></p>

<p><strong>Turhan EYÜBOĞLU</strong></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İlk defa bir yazıya "Nerden başlasam?" diye saatlerce düşündü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">m. "Yok can</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ım; bu kadar da değildir!" dedim kendi kendime. Sonra "Yaşayan anlatıyor; neyine inanmıyorsun?" deyip kızıyorum kendime! Nasıl bir canlı türü yetiştirdi bu insanoğlu ki bu canlı türünde ne ahlâk, ne vicdan, ne merhamet ne de adalet bıraktı! Hayretler içinde kalıyorum anlatılanlar karşısında! Sonra kızıyorum kendi kendime! "Son zamanlarda hayret edilmeyecek ne kaldı ki sen hâlâ daha sanki eski zamanda yaşıyormuşsun gibi hayret ediyorsun bu olaylara!"</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bir düşünün; acılı bir anne, acılı iki abla koskocaman bir hastaneye giriyor. Çalışanları bile hastaneyi tam olarak bilmiyor. Doktorlar nerdeyse kendi ünitelerinin dışındaki ünitelere gitmemiş veya henüz gidememişler. Gitseler, sağlıklı olarak tekrar ünitelerine gelebilirler mi, şüpheli! Çalışan personelin hastaneyi bir yıl içinde öğreneceklerine ihtimal vermediğim bir hastane! Tarihi eserleri gezerken nasıl yanınızda bir rehber gerekiyorsa burada da "Bir rehber yanımda olmalı!" diyorsunuz. Girdiğinizde hastane değil de bir AVM gibi geliyor insana o kadar restoran, kafeterya ve süper marketleri gördüğünde! Sanki AVM içine hastane yapılmış gibi geliyor insana!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sağlığın betona döndüğü, hastane için kullanılacak alanı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">n di</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ğer alanların dörtte birine sahip olduğu hastane adı altında başka bir şeyin inşa edildiğini görüyor insanlar! Şifanın dışında bir çekim alanının içinde olduğunu hissediyorsunuz. "Burada sağlık bulurum." düşüncesinden daha çok "Burada işyeri açılır!" hissiyatına kapılıyorsunuz. Binanın içinde bir anda kaybolup gidiyorsunuz. "Dünyanın bütün hastalarını buraya mı topladılar?" diye içinizden geçiriyorsunuz. Dünya butik hastanelere geçerek daha efektif, daha sakin, daha huzurlu hastane türüyle sağlığa yaklaşırken biz onların kırk yıl önce ders alarak bıraktığı </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">hantal, masraf</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ı çok olan türü seç</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">tik. Neden? </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Çünkü benim adamım bütçeden daha ç</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ok para als</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">n!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İşte böyle büyüklükte bir hastaneye giren acılı aile, çocukları nerede yatıyor diye yardım arıyor. Herkes henüz son zamanlardaki insanoğlunun yarattığı canlı türüne geçmemiş olacak ki vicdan, ahlâk ve merhamet duygularını taşıyan bir görevli gözü yaşlı anneyi görünce onlara yardım ediyor. Çocuklarının yattığı katı söylüyor ve oraya hangi asansörle çıkacaklarını bizzat onlara eşlik ederek gösteriyor. Bu yakınlığı gören aile her sabah bir şey sorulacaksa bu gençten yardım alıyor. O genci hastanenin rehberi gibi görüyorlar. Sonra anlaşılıyor bu aileye yardım eden gençle ailenin hemşeri olduğ</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">u!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Hikâye bundan sonra başlıyor. Yardım eden görevliyi 'yukarıya' şikâyet edecek bir görevlinin 'görevlendirildiği' anlaşılıyor. "Sen misin bu aileye yardım eden? Sen misin gözü yaşlı annenin yanında olan?" deyip bunu oradan alıp ailenin onu göremeyeceği hastanenin bir dehlizine sürüyorlar! O da yetmiyor, oradan başka bir yere, derken çocuk bakıyor ki olacak gibi değil "Bunlar bana eziyet çektirecekler!" deyip işi bırakıp bu eziyetten kurtuluyor! Gözü yaşlı bir aileye yardım etmek onu işinden, geleceğinden ediyor. Haksızlığa uğramamışların bu duyguyu anlamasını beklemiyorum; ancak vicdanın, merhametin, ahlâkın ve adaletin ne duruma geldiğini görün diye yazdım.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Merak ettiyseniz yazayım! Bu gözü yaşlı aile, haksız yere içeride tutulan ve hâlâ daha iddianamesi hazırlanmamış Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın ailesi. Onlara yardım eden&nbsp; vicdanı, merhameti ve adaleti olan görevli şimdi işsiz!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Elbet bir gün herkese adalet lazım olacak! Yaşasın bünyesinde ahlâk, vicdan, merhamet ve adalet taşıyanlar!</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yaşasın baskıya ve adaletsizliğe boyun eğmeyenler!</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Jul 2025 06:53:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BEN BİR MAÇKA ATEŞİYİM</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/ben-bir-macka-atesiyim-63</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/ben-bir-macka-atesiyim-63</guid>
                <description><![CDATA[BEN BİR MAÇKA ATEŞİYİM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ben Bir Maçka Ateşiyim</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Turhan EYÜBOĞLU</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Maçka'da yaşayanların hemen hemen hepsi köylerinde muhakkak bir yer ateşi yakmış </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ve ate</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">şin başında oturup onlarca hayal kurmuştur. İşte bu Maçkalı da yaktığı ateşin kıvılcımları sağ</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">a sola s</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ıçrarken subay olmayı düşünüyordu. Ateşten çıkan kıvılcımları takip ederken kendisini çakı gibi bir subay olarak hayal ediyor, sıçrayan kıvılcımları saymaya çalışıyordu. Hayali kıvılcımla başlamıştı; ancak kıvılcımla biteceğini bilmiyordu!</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Sene 1974... Aylardan Temmuz... Kıbrıs'ta ateşi tarif etmek istersen temmuz ayı ateş için yeterli bir tariftir. Bu tarihte Kıbrıs'ta isen 'Ateşte yanıyoruz!' dersin. Hele de bir savaşın ortasındaysan ateşte bir kıvılcım olur, sağa sola savrulursun. Ateş oldun mu kıvılcı</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ma d</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">önmen an meselesidir. Kaderi bir kıvılcımla başlamıştı. Ömrü ise kıvılcım zamanı kadar oldu.</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Kıbrıs Savaşı tarihe geçmek için artık zamanı sayıyordu. Stratejik tepeyi taaruz yaparak ele geçirecek Türk silahlı güçlerine 'Kıvılcım Takımı</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">' ad</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ı verilmişti. Kadere bakın ki 1'inci P. Bl. Kıvılcım Takımını</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">n Tak</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ım Komutanı </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">da ate</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ş kıvılcımlarını takip ederek hayal kuran Maçkalı Piyade </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ü</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">steğmen </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ü</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">nal Gen</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ç</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">'ti.</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Birliğe hazırlık emri verilince çevreden ve eski kamp bölgesinden düşmana istihbarat vermeyecek şekilde mevzi onarımı ve yapımı için malzeme toplamış, o gece Gönyeli'den dozer ve grayder getirilmiş ve sabaha kadar uyumadan askerleriyle mevzilerin tahkimatı ve savunma için tertiplenmeyi tamamlamak için olanca gücüyle çalışmıştı.</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">İlk defa bir savaşa giriyordu. İnançlı ve gururlu olmalıydı</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">! E</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ğitimi ona bu gücü vermek için planlanmıştı. Yorgunluğunu belli etmeyecek ve askerinin önünde olacak, onlara cesaret verecekti. İşte aldığı eğitimi karşı tarafa yansıtmanın şimdi zamanıydı</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">. Her </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">şey yalan, bu gerçekti. Bu stratejik tepe alınmalıydı.</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Askerleri hazırlıktan çok yorgun düşmüştü. Elinden geldiğince onların motivasyonunu en üst seviyede tutmak için ç</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">abal</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ıyordu. Ancak yine de yorgunluktan psikolojik durumu bozulanlar ve savaş </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">bunal</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ımına girenler olmuştu. Bu askerleri diğerlerinden ayırarak dinlenmelerini sağlamaya çalışıyor ve dakikaları sayıyordu.</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Taaruz i</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">çin belirlenen saat gelmişti. Stratejik tepeden yoğun ateş geliyordu. Tepenin alınmasının savaşın gidişatı için çok önemli olduğunu biliyordu. Askerlerine baktı, küçük bir konuşma yaptı. Konuşma sonunda duasını yaparak mevziden bir ok gibi fırladı.</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">O ok, g</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">üneşin yeni doğan ışıklarıyla yarış edercesine tepeye tırmanmaya başladı. O an herkes mermi sesini duymuş, ama o duyamamıştı. Vücudunda hissettiği sıcaklı</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">k 'G</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">üneştendir.' diyerek umursamadı. 'Bu güneş beni öldüremez!' diye aklından geçirdi. Vücudu ağırlaşmış, hareketi kısıtlanmıştı; ancak aklında tek bir şey vardı. Hedef olarak gösterilen stratejik tepeyi almak.</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ağırlaşan vücudunu artık kontrol edemiyordu. Tepeye giden yolda bulunan ağaca kendini yasladı. Aslan kükremesiyle çıktığı mevziyi bulunduğu yerden çok rahat görüyordu. O yorgun aslanların onun öncülüğüyle mevziden bir rüzgar gibi tepeye tırmanmaya başlamıştı. Yanından geçenleri artık fark etmiyordu. Ağaç sanki kollarını açmış, onu dimdik ayakta tutuyordu. Bu akın bitene kadar ağaç onu ayakta tutacaktı. Artık tepe alınmış, harekat sona ermişti.</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Askerler 'Komutanım, komutanım!' diye bağırarak onun yanına koşuyor, ancak o ne askerleri görüyor ne de sesi duyuyordu. </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Mekanın cennet olsun </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ü</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">steğmen </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">Ü</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">nal Gen</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#454545">ç. Maçka seni unutmayacak. Her temmuz bayrağa karşı dönüp seni hatırlayacağız.</span></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 21 Jul 2025 00:11:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>2025 Yılı ÖSYM Sınav Sonuçları ile Ülkenin Gelişmişliği Arasında Bir ilişki Var mı?</title>
                <category>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/2025-yili-osym-sinav-sonuclari-ile-ulkenin-gelismisligi-arasinda-bir-iliski-var-mi-62</link>
                <author>ibrahim@brt.com.tr (Prof. Dr. İbrahim Ortaş)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/2025-yili-osym-sinav-sonuclari-ile-ulkenin-gelismisligi-arasinda-bir-iliski-var-mi-62</guid>
                <description><![CDATA[2025 Yılı ÖSYM Sınav Sonuçları ile Ülkenin Gelişmişliği Arasında Bir ilişki Var mı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="color:#374151">2025 Yılı ÖSYM Sınav Sonuçları ile Ülkenin Gelişmişliği Arasında Bir ilişki Var mı?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#374151">İbrahim Ortaş, iortas@cu.edu.tr</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#374151">Bir ülkenin gelişmişliği şöyle tanımlanır; ülkenin ekonomik büyüklük (GSYH), insani gelişmişlik (HDI), eğitim düzeyi, sağlık hizmetlerine erişim, teknolojik altyapı gibi birçok gösterge üzerinden ölçülür. Ancak her olgu doğrudan eğitimin niteliği, gelişmişlik düzeyinin hem nedeni hem de sonucu olarak ta ilişkilendirilmektedir. Eğitim kalitesi ve niteliğinin önemi günümüzdeki 200 devletin farklılığının temel göstergesi verdikleri eğitim ile ilişkilidir. Aynı toplum içinde bazı okulların başarısı ve etkinliği de bina değil, niteliği ve bilgi birikimi yüksek, iç disiplini sağlamış donalı kişilerin hazırladığı plan, programı ve hedefe olan kişi ve kurumlar tarafından sağlanmaktadır. Okullar arasındaki farklılaşma ve ülkenin gelecekteki insan gücünü seçerek belirlemek için dünyada olduğu gibi ülkemizde de belirli dönemlerde sınavlar düzenlenmektedir. Sınavalar o ülkenin çocukları içinde geleceklerini nerde ve nasıl gerçekleştirmek isteyenler içinde liyakate dayalı olarak hak edenlerin seçicilikle belirlemek için yapılır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#374151">Ülkemiz genç nüfusun fazlalığı, işe girme potansiyeli olan alanların az olması sınavlara olan ilgiyi artırıyor. Yarış öğrenciler kadar, aileler içinde bir itibar, siyaset de kendi dünya görüşünde insanların yükseköğretimde görmek istediği görülüyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#374151">Sınavların sonuçları doğal olarak ülkenin genel potansiyelini bilmek öğrencinin başarı düzeyi verileri ülkenin politika yapıcıları içinde önemli. Üniversiteler için ayrıca kendi bilgi havuzundaki öğrencilerin eğitim kalitesi bilinmesi bakımından önemli. Ancak ülkenin ve bölgenin gündemi yoğun oluğu için sınavların sonuçları ve eğitimin kalitesi gerilerde gelebilmektedir. Ancak ülkenin gelişmişliği ve yakıcı sorunlarının temel sorunları ülkenin ve bireylerin ortalama eğitim kalitesi ile doğrudan ilişkilidir.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="color:#374151">2025 yılı ÖSYM YKS sınav sonuçları açıklandı. </span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#374151">Fen ve matematik sorunlarına verilen cevaplar ile ülkenin gelişmişliği arasında bir ilişki olmalı sorusunu akla getiriyor. Aşağıda sorulan sorular içinde ortalama doğru sayısı uzun zamandır bendeki verilere göre değişmiyor.&nbsp; Aşağıdaki alanlarda yıllık 2,351,641 iki milyon üçüyüz elli bin öğrencinin içinde kaç öğrenci üniversiteye okuyacak düzeyde. Öğrencilerin aldığı puanalar baktığımızda soruların yarısından fazlasını yapan öğrenci potansiyeli ve sayısı ne kadar. </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>Öğrencilerin Ortalama Başarı Düzeyi (Tüm Adaylar) için;</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#374151">Türkçe (40 soru) testinde 21,707, </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#374151">Sosyal bilimler (20 soru) testinde 9,722, </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#374151">Temel matematik (40 soru) testinde 6,648 ve </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#374151">Fen bilimleri (20 soru) testinde 4,606'dir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu sonuçlar,<strong> </strong>Türkçe testi ortalaması 21 doğru ile görece yüksek olsa da öğrenciler ancak %52 düzeyinde soruları cevaplamış. Buna karşın matematikte 6 net oldukça düşük olup temel bilişsel becerilerde sorun olduğunu göstermektedir. Fen sorularına verilen 4.6 is çok daha sorunlu. Matematik ve Fen bilmeyen bir toplumun teknolojik gelişme yapması beklenmemeli. Ayrıca özellikle de fen ve matematik testlerinde yüksek standart sapmalar, adaylar arasında başarı düzeyinin çok değişken olduğunu ortaya koymaktadır.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>&nbsp;AYT Test Tüm adalar için ortalamaları</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>Matematik</strong>: 6,79 / 40</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>Fizik</strong>: 2,44 / 14</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>Kimya</strong>: 1,76 / 13</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>Biyoloji</strong>: 2,60 / 13</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>Edebiyat</strong>: 6,63 / 24</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>Tarih-1</strong>: 2,24 / 10</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>Coğrafya-1</strong>: 1,44 / 6</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Alan Yeterlilik Testlerinde de matematik ve fen bilimleri testlerinde adayların performansları oldukça düşüktür. Sayısal alanda, ortaöğretim düzeyinde kazanılması beklenen temel bilgi ve kavrama düzeyinde ciddi eksiklikler göze çarpmakta olduğu görülüyor.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#374151">Yüksek başarı grubunda 400+ puan alan öğrencilerin 2025’te hem nicel hem oransal olarak azalma olduğu görülüyor. Ancak matematik ve fen net ortalamalarının düşüklüğü göz önünde bulundurulduğunda, genel başarı düzeyinin düşmekte olduğu görülüyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#374151">Temel Yeterlilik Testinde (TYT) 400 ve üzerinde puan alan öğrenci sayısı 44.193</span>, Sayısal 40857, Sözel 652, Eşit ağırlık 2,823, Dil 5789 öğrenci üniversiteye okuyabilir durumda. Bu da öğrencilerin %1,87’si anacak üniversitede akademik yeterliliğe sahip denilebilir. 200 ve üzeri puan alan öğrenci sayısı 1.686.626 tüm öğrencilerin yaklaşık %71,7’sine tekabül etmektedir. <span style="color:#374151">Yerleştirme Puanı TYT 400 puan ve üzeri öğrenciler yaklaşık 201 bin, sayısal puan türünde 450 ve üzeri alan öğrenciler ise 46.142. </span>500 tam puan alan öğrenci sayısı ise yalnızca 1 kişi. 410 ve üzerinden puan alan öğrenci sayıları sırası ile 137.133,&nbsp; 87.117,&nbsp; 5.036,&nbsp; 20.244 ve 17.830. (TYT) 14, sayısalda 57, sözelde 1, eşit ağırlıkta 4, dilde 12 aday 550 ve üstünde puan aldı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#374151">ÖSYM tarafından yayınlanan rapordaki verilere göre 500 tam puan alan adayların tek haneli sayılarda olması sınavın seçici olduğunu, ancak öğrencilerin çoğunluğunun 300-400 aralığında büyük bir yığılma oluşturduğu görülmektedir. Bu da eğitimin kalitesinin düşüklüğünü göstermektedir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#374151">İngilizce testinde başarı düzeyi, diğer yabancı dillere göre görece daha yüksek olsa da (%44) bu oran hâlâ yetersiz düzeyde denilebilir. Sonuçlar nedeyse son 10 yıldır hemen hemen aynı eğilimde. Bu durum PISA ve diğer sınav sonuçları ile kıyaslandığında çok değişen bir şey yok. Hatta 2025 YKS sonuçları, özellikle sayısal ve fen alanlarında geçmiş yıllara kıyasla ciddi başarı gerilemeleri içeriyor denilebilir</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<table class="Table">
	<thead>
		<tr>
			<td>
			<p style="text-align:center"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>2024 yılı verileri ile kıyaslandığında puan aralığı</strong></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p style="text-align:center"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>2025</strong></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p style="text-align:center"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>Yılı için</strong></span></span></p>
			</td>
			<td>&nbsp;</td>
		</tr>
	</thead>
</table>

<p>&nbsp;</p>

<table class="Table">
	<thead>
		<tr>
			<td colspan="2" style="width:167px">
			<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>Puan Aralığı</strong></span></span></p>
			</td>
			<td colspan="2" style="width:195px">
			<p style="text-align:center"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>2025</strong></span></span></p>
			</td>
			<td colspan="4">
			<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 2024</strong></span></span></p>
			</td>
			<td>&nbsp;</td>
			<td colspan="4" style="border-bottom:none; border-left:none; border-right:none; border-top:none; width:31px">
			<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;</span></span></p>
			</td>
		</tr>
	</thead>
	<tbody>
		<tr>
			<td colspan="2" style="width:167px">
			<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>500 (TYT)</strong></span></span></p>
			</td>
			<td style="width:158px">
			<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 1 kişi</span></span></p>
			</td>
			<td colspan="7">
			<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 1 kişi</span></span></p>
			</td>
			<td>&nbsp;</td>
			<td colspan="2" style="border-bottom:none; border-left:none; border-right:none; border-top:none; width:4px">
			<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;</span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="width:163px">
			<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>480 ve üstü (Sayısal)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </strong></span></span></p>
			</td>
			<td colspan="5" style="width:220px">
			<p style="text-align:center"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">701 kişi</span></span></p>
			</td>
			<td colspan="6" style="width:210px">
			<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 986 kişi </span></span></p>
			</td>
			<td>&nbsp;</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="width:163px">
			<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>400 ve üstü (Genel)</strong></span></span></p>
			</td>
			<td colspan="4" style="width:201px">
			<p style="text-align:center"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">44 bin</span></span></p>
			</td>
			<td style="width:17px">
			<p>&nbsp;</p>
			</td>
			<td style="width:155px">
			<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 74 bin </span></span></p>
			</td>
			<td colspan="6" style="border-bottom:none; border-left:none; border-right:none; border-top:none; width:57px">
			<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;</span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="border-bottom:none; border-left:none; border-right:none; border-top:none; width:166px">&nbsp;</td>
			<td style="border-bottom:none; border-left:none; border-right:none; border-top:none; width:4px">&nbsp;</td>
			<td style="border-bottom:none; border-left:none; border-right:none; border-top:none; width:160px">&nbsp;</td>
			<td style="border-bottom:none; border-left:none; border-right:none; border-top:none; width:36px">&nbsp;</td>
			<td style="border-bottom:none; border-left:none; border-right:none; border-top:none; width:2px">&nbsp;</td>
			<td style="border-bottom:none; border-left:none; border-right:none; border-top:none; width:19px">&nbsp;</td>
			<td style="border-bottom:none; border-left:none; border-right:none; border-top:none; width:196px">&nbsp;</td>
			<td style="border-bottom:none; border-left:none; border-right:none; border-top:none; width:2px">&nbsp;</td>
			<td style="border-bottom:none; border-left:none; border-right:none; border-top:none; width:5px">&nbsp;</td>
			<td style="border-bottom:none; border-left:none; border-right:none; border-top:none; width:2px">&nbsp;</td>
			<td style="border-bottom:none; border-left:none; border-right:none; border-top:none; width:5px">&nbsp;</td>
			<td style="border-bottom:none; border-left:none; border-right:none; border-top:none; width:2px">&nbsp;</td>
			<td style="border-bottom:none; border-left:none; border-right:none; border-top:none; width:5px">&nbsp;</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#374151">ÖSYM tarafında yayınlanan veriler (ÖSYM 2025,https://cdn.osym.gov.tr/pdfdokuman/2025/YKS/sayisalbilgiler_tayd19072025.pdf) </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">2024 yılına göre üst puan alan öğrenci düzeylerinde sayısal başarı azalmış görülüyor. Yıllar içinde değişimler aslında ÖSYM verileri üzerinden genel ortalama ile uyumlu olarak düşük ve yetersiz oluğu görülüyor.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="color:#374151">Sonuç ve Öneri:</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Özellikle temel matematik ve fen bilimleri test sonuçları, eğitimin erken evrelerinde temel bilimsel okuryazarlığın geliştirilmesinde sorunlar olduğuna işaret etmektedir. Bugüne kadarki sonuçların sonuçlarından <strong>t</strong>estlerin tümünde standart sapmaların yüksek olması, eğitimde fırsat eşitsizliğini göstermektedir. Bu konu yetkililer tarafında incelenmeli. 480 + ve üzerinde yüksek puan bandındaki öğrencilerin sayısının çok düşük olması ileride ülke için yetersizlikler görülmektedir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Eğitim kalitesinde yaşanan sorunlar, yükseköğretimdeki yüksek işsizlik, ücretlerin düşüklüğü <span style="color:#374151">uzun vadede ülkenin geleceğini etkileyecektir. Yükseköğretime yerleşme oranlarında daralma görülecektir. Bilim ve mühendislik alanlarına yönelimin azalması görülebilir. Bilim ve teknoloji alanda geride kalana toplum ve ülkelerin gelecekteki varlıkları için hiç bir şansları olmayacaktır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#374151">Ülkemizde her yıl yaklaşık 2.5-3 milyon öğrenci sınava hazırlanıyor. Ancak sınava giren öğrencilerin sadece 1/3 civarının son sınıf öğrencileri. Bu durum, bir önceki sınavda başarılı olmuş çoğu öğrenci girdikleri programdan memnun olmaması nedeniyle yeniden aradığı bir program ve üniversite için sınava hazırlanıyor. Bir kısmı öğrenci bir yıl daha sınava hazırlanmak için kazandığı program kayıt yaptırmayarak geleceğini sınavlara bağlamış görülüyor. Ancak son yıllarda yaşanan sınav şaibeleri söylentilerinin sık yaşanıyor olması insanların yükseköğretime ve sınava hazırlık süreçlerinin sorgulanması gibi sonuçlar doğurabilir. Son yıllarda çok sayıda öğrencinin gerek gelecek görememesi ve ekonomik nedenlerden dolayı eğitime devam etmeme durumu yükseköğretime olan ilgiyi azaltır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#374151">Başta Milli Eğitim bakanlığı, ÖSYM öncelikle insanların sınavların şaibesizliğini sağlayarak toplumu sınavın herkese eşit davrandığı konusuna ikna etmesi gerekir. Sonra Türkiye’nin geleceği nitelikli eğitim ve bilime bağlı oluğu gerçeği ile yürüdün her tarafından eğitimin niteliği yükseltilecek. Sınav sonuçları fen okuryazarın düşük olması fen-matematik eğitimine önem verilmeli. Eğitmenler için Eğitim Fakülteleri ülkenin uzun erimli başarısı için en üst düzeyde donatılmalı. Akademik kadroları liyakate dayalı en iyi bilim inşalarınca güçlendirilmeli.&nbsp; </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:right"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#374151">19 Temmuz 2025, Adana</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 19 Jul 2025 21:57:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/05/prof-dr-ibrahim-ortas-1746957802.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağır ortamı yoketmek için çalışıyor muyuz?</title>
                <category>Alâettin Bahçekapılı</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/sagir-ortami-yoketmek-icin-calisiyor-muyuz-61</link>
                <author>brtreklam@gmail.com (Alâettin Bahçekapılı)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/sagir-ortami-yoketmek-icin-calisiyor-muyuz-61</guid>
                <description><![CDATA[Sağır ortamı yoketmek için çalışıyor muyuz?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhaba!</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hoş geldiniz!</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tarihin her döneminde “toplumsal duyarlılığın azlığı” yakınma konusu olmuştur. Sosyo-ekonomik, toplumsal, kültürel, çevresel sorunlarda toplumun “tepkisiz kalması”, sorunları çözme durumunda olanları her zaman rahatlatmıştır. Bu durumu göz önünde bulunduran ünlü yazarımız <strong>Aziz Nesin</strong>’in bir saptamasını her zaman anımsarım:</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bilindiği gibi, 33 yıl Osmanlı İmparatorluğu’nu baskıcı bir düşünceyle yöneten <strong>Abdülhamit</strong>, en yakınında bulunanlardan <strong>Mithat Paşa</strong>’yı, toplumda sevgi ve saygı uyandıran gücünden korkarak Taif’e sürgün etme kararı alır. Mithat Paşa’nın bindirildiği gemi, padişahın emriyle 48 saat Kız Kulesi açıklarında bekletilir; amaç toplumdan bir tepki gelip gelmeyeceğini ölçmektir. Toplumun “duyarsız, tepkisiz, sağırlaşmış” olduğunu gören Abdülhamit, iç huzuruyla Mithat Paşa’yı Taif zindanlarına gönderir ve yıllarca sonra (1884’te) orada boğdurur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aziz Nesin bu olayı anımsattıktan sonra, şöyle yazar:</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">“<em>Bu olay beni çok düşündürür. <strong>Mustafa Kemal’</strong>i düşünürüm. Milletin kurtuluşu uğruna yalnız rütbelerini saltanatın suratına çarpan değil, canını ortaya koyan Mustafa Kemal’i. Saltanat makamının elinde onun idamı için ölüm fermanı vardır.</em></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><em>İdamına fetva verilmiş olan Mustafa Kemal’i padişahçı emperyalist uşakları ele geçirip yakalamış olsaydı, Mithat Paşa’yı hapsettiği gemiyi İstanbul limanında 48 saat bekleten Sultan Abdülhamit gibi, Sultan Vahdettin de Mustafa Kemal’i darağacına göndermeden önce 48 saat, 48 gün, 48 hafta bekletseydi ne olurdu dersiniz?</em></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><em>Uğruna canını ortaya koyduğu insanlar Mustafa Kemal için ne yapardı?...</em></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><em>Toplumumuz Mithat Paşa dönemi sağırlığından bugün ne oranda bir duyarlığa gelmiştir?”</em></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sevgili Aziz Nesin, bu saptamayı yapıp, bu soruları sorduktan sonra, “karamsarlığa kapılmamak gerektiğini” belirtmek için, şöyle bitirir yazısını:</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><em>“Sağır bir ortam! Ama gerçek ulusseverler ortamın sağırlığına kızmazlar. Bilinçle, duyarlı bir ortam yaratmak için yine de çalışırlar.”</em></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bugün ne durumdayız ve ne yapıyoruz; “çalışıyor muyuz?” Düşünelim…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hoş bulduk!</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Alâettin BAHÇEKAPILI</strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Jul 2025 22:14:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/01/alaettin-bahcekapili-1736590776.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İşte Çözüm, Maçka Müzesi!</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/iste-cozum-macka-muzesi-60</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/iste-cozum-macka-muzesi-60</guid>
                <description><![CDATA[İşte Çözüm, Maçka Müzesi!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İşte Çözüm, Maçka Mü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">zesi! </span></span></span></span></p>

<p><strong>Turhan Eyüboğlu</strong></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Geçen hafta</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">&nbsp; “</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bir kasabanın boylu boyunca içinden günde onlarca turizm otobüsü geçiyor ve biz Maçkalılar otobüsleri seyretmenin dışında hiçbir şey yapamıyoruz. Otobüstekiler de bizi seyretmenin dışında Maçka için bir şey yapmıyor. Sadece camdan bakıyorlar ve biz de konu mankeni olarak kasabanın içinde oluyoruz. Film platosu gibi... Ne tuhaf değ</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">il mi?</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">” Sümela'yı ziyarete gelen yılda bir milyon yerli ve yabancı </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">turisti Ma</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">çka merkezde tutmak ve esnafın faydalanmasını sağlamak için Halk Eğitim Binasını </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">"Ma</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">çka Müzesi" olarak tasarlamak ve yapmak ç</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ok mu zor? </span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Cumhuriyet kurulalı daha yirmi beş yıl olmuş. Türkiye'nin her tarafına binalar yapılıyor. Doğal olarak bu yapılanmadan Maç</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ka da nasibini al</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ıyor. Yapımı 1948 yılında biten Halkevi Binası hizmete açılıyor. 1950 yılında Halkevlerinin kaldırılmasıyla 1970 yılına kadar ortaokul olarak hizmet veriyor bu bina yüzlerce insan yatiştirerek. 1969 yılında Maçka'da Hükü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">met Binas</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ı yandığı için Kaymakamlık, Nüfus Müdürlüğü ve Mal Müdürlüğü bu binada 1972 yılına kadar hizmet veriyor. Daha sonra 1972 yılında Halk Eğitim Müdürlüğüne devrediliyor ve bu tarihe kadar Halk Eğitim bu binada hizmet veriyor. </span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Şimdi hepinizin bildiği bir anı aklınıza geliyor ve yüzünüzde hafif bir tebessüm oluyordur. Maçka'da doğup büyüyen herkesin bir yaşanmışlığı vardır bu bina ile ilgili. Şimdi ise Maçka'nın en eski ve kullanımda olan tek binası bu tarihi bina kaldı. Hep "Biz Maçkalılar gözümüz gibi bakmalıyız!" diye düşünmüşümdür Halk Eğitim binasını. </span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Şimdi bir an gözlerinizi kapatın ve bu binayı Maçka merkezde bir müze olarak hayal edin. Kapıdan giriyorsunuz. Bedri Rahmi'nin balmumu heykeli sizi karşılıyor, yanında orijinal bir yapıtıyla! Hemen yanında ailenin sarı oğlu Sebahattin Eyüboğlu duruyor! "Ne yaparsanız yapın; ama muhakkak okuyun ve yazın!" der gibi yanında duran kitapları ve belgesel filmleriyle. Sonra Cumhuriyetin ilk kadın mimarlarından Mualla Eyüboğlu içinde yaşadığınız şehirleşmenin size yanlışlıklarını anlatır gibi bakıyor. Sonra İsmet Zeki Eyüboğlu "Daha önceden beyinlerin kiraya verilmesinde doğacak sonuçları size defalarca anlattım!" der gibi sizi süzüyor bakışlarıyla. </span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Koridordan diğer bölüme doğru yürüyorsunuz. Dr.Celalettin Algan, Kara Afrika'ya yaşam veren insan! Dünya tıp tarihine altın harflerle yazılan mü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">tevaz</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ı savaşçı. Hemen yanında Sefer Özgür; Emk.Albay ve Trabzon Belediye Başkanı! Belediye başkanı nasıl nazik ve mü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">tevaz</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ı oluru gösteren insan! Gültekin Gazioğlu Töb-Der genel başkanı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">! E</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ğitim emekçileri hareketinin büyük ö</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">nderi! </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ömer Kayaoğlu yerel tatları şiire ekleyen gönül insan! Subutay Hikmet büyük ü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">stat! </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ömer Turhan Eyüboğlu yazar ve gazete sahibi! Hikmet Karahasanoğlu dil konusunda sözcük derlemeleri yapan araştırmacı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">! Ferhat </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Özyakupoğlu ve Hasan Tunç, Atatürk'e kemençe çalan insanlar! Erkan Ocaklı üç yüz elli civarında bestesi bulunan üretken insan! Bir dönem boksla yatıp boksla kalktığımız, onu rinklerde heyecanla seyrettiğimiz Cemal Kamacı.Tek başına Maçka tarihi ile boğuşan, yüzlerce kitabıyla İlyas Karagö</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">z! T</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ürkiye futboluna yön veren insan Özkan Sümer ve aldığı kupalar. Dünyada iki tür insan var: İyi ve kötü... "Ben iyinin yanı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">nday</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ım, kötüyle işim olmaz!" diyen, ölümünle iyi insanı da kötü insanı da bir kez daha Türkiye</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ye gösteren Volkan Konak. Kalemini satmayan dimdik ayakta duran Nihat Genç.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Diğer büyük ana salonda Sümela</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">nın 1924 yılında korunması için Ankara'ya götürü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">len ger</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">çek hazinesi! </span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İsa'nın havarilerinden Luka'nı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">n alt</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ın muhafaza içinde mumyalı eli...</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İbranilere ait yüzlerce kitap...</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Dö</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">rt y</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">üz yıllık padiş</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ahlar</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ın Sümela'nın faaliyeti için yazdığı fermanlar...</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Zümrüt ve altın sırma ile işlemeli papaz kıyafetleri...</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Papazların ayinlerde taktıkları taçlar...</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ayinlerde kullanılan eşyalar...</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Onlarca kadeh ve tabak...</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Daha bir çok kıymetli antika eşyalar...</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Rumlardan kalan yüzlerce büyük küçük eşyalar, ağaçlar, taşlar ve yaşanmış duvarlarda asılı duran hikayeler... Dedelerimizden kalan yüz yılı aşkın birçok eşya... </span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İnanın gezmeye doyum olmayacak bir müze olurdu. Esnaf Maçka'da kalan, Sümela'ya giden turistten&nbsp; beraber olur; müzeyi gezen turist, yaşanmış hikayeleri anlatır ve Maçka dilden dile yediveren gül gibi açılırdı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">! </span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Şimdi size soruyorum bunu yapmak çok mu zor? Bu bir hayal mi? Ben cevap vereyim! Çok rahatlıkla altı ayda yapılacak bir kültür, sanat ve prestij girişimidir. Farkı yaratan insandır; yeter ki doğru insanı bulalı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">m! </span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Not: Ma</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">çka</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">nın yetiştirdiği insanların -artık aramızdan olmayan- isimlerinden atladığım veya hatırlamadığım olmuş olabilir; eklemekten mutluluk duyarım.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 14 Jul 2025 00:00:50 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İyi İnsan Olma Sürecinde, Zeka, Erdem ve Etik Değerler Ne Kadar Önemli</title>
                <category>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/iyi-insan-olma-surecinde-zeka-erdem-ve-etik-degerler-ne-kadar-onemli-59</link>
                <author>ibrahim@brt.com.tr (Prof. Dr. İbrahim Ortaş)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/iyi-insan-olma-surecinde-zeka-erdem-ve-etik-degerler-ne-kadar-onemli-59</guid>
                <description><![CDATA[İyi İnsan Olma Sürecinde, Zeka, Erdem ve Etik Değerler Ne Kadar Önemli]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İyi İnsan Olma Sürecinde, Zeka, Erdem ve Etik Değerler Ne Kadar Önemli</strong></p>

<p>Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>İyi İnsan Olmak İçin Zeki mi Olmak Gerekir</strong></p>

<p>Aşağıdaki sosyal medyada alınan yazının Ömer Hayyam tarafından belirtildiği belirtiyor. Ömer Hayyam’ın eserlerini inceledim, ancak bu metnin ona ait olduğuna dair açık bir kanıta ulaşamadım. Yazı şöyle, ”Zeki bireyler ahlaki olmaktan çok etik olmaya eğilimlidir, ahlakın kültürler ve toplumlar arasında farklılık gösterebileceğini bilirler. Zeki bireyler adalet duygusuna sahiptirler ve adalete değer verirler, sadakatsiz hareketlerden ve kısa yollu haydutluklardan uzak dururlar. Kurnazlar ise erdemde zavallıdırlar ve iyi duygulara sahip değiller ve insanlara daha yüksek güçlere inandıklarına inandırmaya eğilimlidirler. Kurnazlar fırsatlarını daima iyi değerlendirirler, ancak akıllı değildirler. Kurnazlar belirlenen varış noktasına ulaşmak için mümkün olan her yolu kullanacaklardır. Analitik düşünce yeteneğinden yoksun ve akıllı olmadıkları için de zekâ kapasiteleri onların doğru ve yanlış veya iyi ve güzel kavramlarını da sağaltmıyor.” &nbsp;</p>

<p>Dün ve günümüz modern bakış açısı ile bu ve benzeri konular sıkça işlenmektedir. İnsanın insan olma sürecinde, insan ilişkilerindeki sorunlar hep aydınlanmış, farkındalığı yüksek inşaların işlediği ve uğrunda can verdiği konulardır. Bu bağlamda bu tür özlü sözlerin düşünürünü ve zamanını bilmek merak konusudur. Yazının filozof Hayyam’a ait olduğu bilmiyor. Ancak yazıdaki konular günlük olarak her ortamda tartışılan konulardan birdir. Bu tür metinler sosyal medya platformlarında veya çeşitli bloglarda anonim yazarlar tarafından da paylaşılabiliyor. Ayrıca insanın geçmişte de günümüzde halen önemli bir yer tutan ahlaki duruş, bilgi, bilinç zekâ olgusunun işlenmiş olması önemli. Sözün kaynağın gerilere kadar gitmiş olması özellikle insan bilinci ve ahlaki duruşu üzerinden zekânın ve erdemli duruşun etkisi her zaman önemsenmektedir. Literatürde ve özlü sözlerde bu tür ifade ve konular genellikle Aristoteles, Immanuel Kant, Nietzsche, John Stuart Miller gibi filozoflar yanında, Ömer Hayyam ve Anadolu aydınlanmasının düşünür ve ozanları tarafından da değişik şekillerde işlenmiştir. Bu filozofların bilgi ve görgüsü bizleri de aydınlatsın bu değerli insanların zekâsı ve öngörüsü.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>İyi İnsan, Zeki İnsan, Erdemli İnsan ile Etik İlişki Arasındaki Arayış</strong></p>

<p>Yazıdaki, iyi insan tanımlamasında, iyi ve zeki insan kurallara ve doğa kanunlarına saygı duyan ifadesi kullanılmış. İyi bir insan olma arayışı insanın insan olma yolunda toplumsallaşması ile başlamış ve halende üzerinde en çok konuşulan, tartışılan ve aranan bir olgudur. İyi insan olma bilgi, bilinç kadar aynı zamanda iyi bir zekâya sahip olmayı da gerektirebilir. Zeka içinde bulunulan ortamı anlamak ve kısa sürede adapte olmak için önemli İyi bir insan ancak iyi bir bilince ve etik değerlere sahip olmak bence işin esasını oluşturur. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu anlamak için okuyarak öğrenmek kadar zekânın olayı anlaması ve içinde bulunduğu ortama adapte olmasında gerekli görülüyor. Zeki, bilinç sahibi bir birey aynı zamanda erdem sahibi olması ile taçlanırsa daha da anlamlı olur.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>İyi insan Olma Çabası Baş Belası mı Olmaktadır</strong></p>

<p>İyi insan olma yolunda verilen çaba ve mücadeleler bazen insanın başına belada olabilir. Çoğu insan düşünceleri uğruna idama da gittiler. Korkusuzca baldıran zehiri içen bir Sokrates örneği var tarihin beleğinde. Konuya yakın geçmişte vefat eden Sayın Nihat Genç şöyle yaklaşıyor. “Dünya delilerin cehennemidir. Bilanço okumayı öğrenenler, ihaleleri takip edenler, annesinin uygun bulduğu kızla evlenenler akıllıdır. Düzenin, ahlakın, inancın kurallarının ötesine geçenler delilikle sınanır. İşte bu yüzden bilinmeyen kıtaları keşfetmeye çıkana, atomu parçalamaya yeltenene ya da dev düşmanlarla mücadele etmeye karar verene "deli misin" derler. Bu bağlamda “deli” olmak önemli</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Önemli Değil, Değerli Olmak Gerekir</strong></p>

<p>Bu bağlamda tarihsel yaşamda iyi insan olma arayışı devam ede gelmektedir. İyi gibi göreceli ifadeden öte etik değerleri olan, bilinç ile hareket edebilmesi önemli. Değerli insan hep değerlidir. Ancak önemli insan, sahip oluğu öneli porsiyonu kaybettiğinde önemini de kaybedebilmektedir. Çok sayıda kişi önemli bir makamda söz sahibi iken, görevden ayrılması ile tam tersine istenmeyen insan konumunda hatta tepkilere daha çok maruz kalmaktadırlar.&nbsp; &nbsp;Değerli ve önemli olanlar önemini kaybetseler de değerleri ile toplumdaki yerini koruyabilmektedirler. Nasıl ki altın her koşulda değerini içeriğinden alıyorsa, insanda değerini sahip olduğu bilgi ve bilinci ile harmanlanmış etik/ahlaki erdemliğinden almaktadır. Önemli olan değerli insanı tanımanın ötesinden onun bilgisinden, irfanından ve yaşam pratiğinden yararlanarak öğrendiklerimizi yaşamımıza ve toplumun yaşamına değer katacak şekilde uygulamaktır. Erdemli etik değerleri olan iyi insan olmak çokta zor olmaması gerekir. Önemli olan yaşadığı dünyayı, ekoloji, coğrafi, tarih ve etik bilgi ve bilinç ile analiz edecek konuma ulaşmasıdır. İnsanlığın üzerinde yaşadığı toprak ile çevrilmiş kürenin bütünlüğünü insanın duygu dünyası ile anlayarak sağlıklı gelişimi için sorunlara çözümler araması ile sağlanacaktır. Birlikte ekolojinin yasları içinde doğayı bozmadan barış içinde yaşam sürdürmek için insanın aç gözlülük, bencillik ve aşırı iktidar hırslarından arınması, birlikte üretmeyi ve yetenekleri ölçüsünde yaşamdan yararlanması benimsenirse iyi insan hâllide yakalanmış olur!</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Özet olarak; iyi insan olmak için tek başına zekâ olmak yeterli olmaya bilir. Etik değerleri olan, erdem sahibi olmak, doğa, tarih ve coğrafya bilgisi olan bütünlüklü bir doğa ve insan analizi yapabilmek iyi insan olma çabasının tarih sürecinde zorlu/riskli ama anlamlı bir yolculuk olduğu görülmektedir. Önemli değil, değerli insan olmayı başarabilirsek, doğayla barış içinde yaşama ilkesini benimser, hep berabere birbirimize katkı sunarak anlamlı bir yaşam sürdürmüş oluruz. İyi insan olmak için söylem değil, toplumsal olarak olması gereken bir ihtiyaç görülmeli; içten, özde samimi ve bilinçle istemelidir. Yoksa gar dolabındaki elbiselerin değiştirilmesi dekoratifine dönüşür. İyi ol, iyilik yap. Kimsen bir şey bekleme. Bu nedenle örneğim olan anemin mezar taşına “İyilik iyidir” yazdırdım.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 12 Jul 2025 20:56:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/05/prof-dr-ibrahim-ortas-1746957802.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Geleneksel Aşura Matem Merasimi</title>
                <category>Ali Kılıç</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/geleneksel-asura-matem-merasimi-58</link>
                <author>alikilic@brt.com.tr (Ali Kılıç)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/geleneksel-asura-matem-merasimi-58</guid>
                <description><![CDATA[Geleneksel Aşura Matem Merasimi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>5 Temmuz'da İstanbul Halkalı’daki Zeynebiye Caddesi’nde, Muaviye'nin oğlu Emevi Halifesi zalim Yezit tarafından&nbsp; Peygamberimizin torunu Hz. Hüseyin'i ailesi ve taraftarlarının Kerbela çölünde aç ve susuz bırakılarak&nbsp; &nbsp;şehit edilişinin 1383’üncü yılı vesilesiyle "Geleneksel Aşura Matem Merasimi" düzenlendi.</p>

<p>Bu tören bana, Erzurum'da&nbsp; görev yaptığım sırada Kars'ın Aralık ilçesinde çektiğin fotoğrafları hatırlattı. Tarih 80'li yıllar. Caferi vatandaşlar etkinliklerde kan akıtırlardı., kendilerine&nbsp; zincirlerle vurarak o gunun acısını hissederlerdi.&nbsp; Bugün bundan vazgeçildi.&nbsp; Kızılay'a kan bağışında bulunuyorlar.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 10 Jul 2025 21:43:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/01/ali-kilic-1738068747.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ganita’da Batıyor Akşam Güneşi</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/ganitada-batiyor-aksam-gunesi-57</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/ganitada-batiyor-aksam-gunesi-57</guid>
                <description><![CDATA[Ganita’da Batıyor Akşam Güneşi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Ganita</span></span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">da Batıyor Akş</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">am G</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">üneşi </span></span></span></span></span></p>

<p>Turhan EYÜBOĞLU</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Öyle bir yer ki insanlara kendini özel hissettirir. Asla cinsiyet, ırk, renk, dil, etnik köken, siyasi görüş olarak ayırt etmez. Sosyal statü ayrımcılığı yapmaz. Herkese sevgili gözüyle bakan, insanı </span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">hat</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ıralara sevk eden çok özel bir yerdir. Kimbilir kaç nesil Ganita</span></span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">da batan güneşi izlemiştir, hayallere dalıp özlem gidermiş</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">tir? </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Yüz yıl geriye gitsen kendini yüz yıl ileride bulacağın ender yerlerden biridir. Kahvesi de ç</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ay</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ı da farklıdır. Neşelisi, karamsarı, endişe ile yaşayanı da orada bulur kendini. Orada okuduğun kitap bir anda seni sessizce içine çeker. Bedenin sandalyede kalır, ruhun zaman tüneline girmişçesine kaybolur. İşte böyle bir yerdir Ganita! </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Yıl 1973... Deniz kenarında bir bankta oturuyorum. Yerler balıksırtı karotaşı ile döşenmiş. Renkleri kırmızı beyaz... İç olukları </span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">hen</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">üz kirlenmemiş ve tertemiz. Sanki ilk ben basıyorum üzerlerine! Deniz üzerinden hafif bir esinti vuruyor yüzüme. Esintiden yosun kokusunu alıyorum. Derin derin nefes alıyorum yosun kokusunu içime hapsetmek için. Sahile, çakıl taşlarına vuran hafif dalgaların sesi birbiri peşine bana kadar geliyor. Yorgunluğumu uykuya çevirmek için ninni sesi gibi gelmeye başladı bana deniz dalgaları. Ha uyudum, ha uyuyacağı</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">m! </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Uyumamak için başımı tombul kayaya doğru çevirdim. 'Oradaki hareketlilik uykumu kaçırır!' diye düşündüm. Bağırışlar içinde bir kişi suya atladı. Belli ki arkadaşları tarafından ikna edilmiş, ilk atlayışını yapmıştı. Arkasından bir kişi daha, bir kişi daha... Kayanın üstüne çıkan artık kendini mavi sulara bırakıyordu. Bu ne neşe, bu ne bağrışma... Suya kendini bırakanlar ruh sağlığına kavuşmuş gibi tertemiz çıkıyorlardı sudan. Tombul kayaya tekrar tırmanışlarından anlıyorum sudan dinç ve sağlıklı çıktıklarını. </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Artık söylenen efsaneye inanmaya başladım. Gün batımında ruhen hasta olanı Ganita</span></span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">da denize sokarlarmış. Güneş batarken onun sıkıntılarını alı</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">p g</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ötürsün ve temiz bir ruh geriye bıraksın diye. Beden denizde temizlenirken ruh da yenilenirmiş o gün batımında! Kim bilir kaç kişi ruhunu yenilerken, kaç kişi de ruhunu orda teslim etmiş</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">tir? </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Martılar deniz üzerinde gelinliklerini giymiş, kendilerini gösterircesine salına salına geziyorlar sahil şeridinde. Denizin sakinliğini yansıtı</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">rcas</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ına hiç kanat çırpmadan, karda süzülen kayakçı gibi süzülüyorlar sakin denizin üstünde. Ne kadar kalabalık da olsalar hiçbiri diğerinin yoluna çıkmıyor. Karışık, ancak düzgün bir senkronizasyon içinde uçuyorlar. Bağrışmalarından bir şeyi kutladıklarını hissediyorum. Onlar da tombul kayadan kendini denize bırakanlar kadar neşeli ve sağlıklı görünüyor. </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">İnsanlar işten çıkmış, Taksim'den yavaş yavaş sahile geliyorlar. Hepsinin yüzü gülüyor, hepsinde bir samimiyet... Kimi Emperyal Gazinosunun balkonuna yöneldi, kimileri bahçesinde bulunan masalara doğru ilerledi. Kimileri benim tarafı</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ma do</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ğru sakin bir şekilde yürüyorlar. Herkes birbiriyle selamlaşıyor. Aralarında yabancı kimse yok gibi! Olsa da samimiyetten onlar da nasibini almış olacak ki fark edilmiyorlar. İnsan sayısı arttıkça sessizlik daha da artıyor. Sanki aralarında fısıldaşarak konuşuyorlar. Tabiatla insan tek vücut olmuş gibi ahenkli bir dans içindeler. </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Artık herkes sahilde... Kimi kayalara oturuyor, kimi taş merdivenlerden çay bahçesine çıkmış, çaylarını yudumluyorlar oturdukları tahta sandalyelerin üzerinde. Büyük manzarayı görmek için herkes batıya dönmüş. Sudan çıkanların bazıları kurulanarak üstlerini giymiş, çay bahçesine doğru taş merdivenlerden çıkıyorlar. Bazıları da benim oturduğum banklara doğru yöneldiler Trabzon'un ufukta görülecek en gü</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">zel manzaras</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ına şahitlik yapmak için.&nbsp; İnsanlar seremoni için sahaya çıkmış Trabzonspor kadrosuna bakar gibi hayranlıkla ufka bakıyorlar. </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Yoroz Burnuna baktığımda güneş bütün ışıklarını toplamış, 'Ben gidiyorum!' dercesine bizlere bakıyor. Herkesin gözü </span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ufuk </span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">çizgisinde batacak olan güneşe çevrilmiş, o muhteşem manzarayı kaçırmamak için pür dikkat batıya bakıyor. Artık güneş </span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ufuk </span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">çizgisinin üstünde... Tepemde olduğundan nerdeyse iki kat daha büyük görüyorum güneşi. Elbette boyutlarında bir değişiklik olmadığını biliyorum. Yanılan beynim. Beynimin yanılması </span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">bu manzaran</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ın görselini daha da muhteşem yapıyor. İnsanların gözü </span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ufukta. Akl</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ı ise kurduğu hayalin olması için tuttukları dilekte. </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Etrafa yayılan kızıl ışık hüzmelerinin oluşturduğu görsel, ressamın tablosunu bitirmek için son dokunuşlarını andırıyor. Ufuk çizgisini yarılayan güneş, yeni umutların habercisi olsun diye bakıyorsun batan güneşe. Henüz seyrine doyamadan başka diyarları aydınlatmaya gitmiş gibi kayboluyor onu izleyenlerin bakışları arasından. Deniz Tanrısı Poseidon 'Size bu kadar güzellik yeter!' dercesine alıyor güneş</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">i ufuk </span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">çizgisinden. İşte o an herkes yeni bir başlangıç yapacak gibi dönüyor yanındakine. </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">İnsanların hafızasında duygu patlamasına engel olamayacağı bir günbatımı </span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">manzaras</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">ı kalıyor. Etrafımdaki insanların bakışından günbatımının sonsuza kadar sürmesini istiyor olduklarını anlıyorum. Bir anlık sessizlik, güneşin batmasıyla tekrar fısıldaşmalara dönüyor. Trabzonlu, bir gün batımını daha Ganita sahilinden yolculayarak akşam hayatına geçiş yapıyor. </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Artık kimi sahilin kumundan ellerinde ayakkabılarıyla evine doğru yol alırken, kimi de Taksim'e doğru çıkıyor. Bazılarının kafasında yeni çıkan film olmuş olacak ki Uzunsokak'a sapıyorlar. Konuşmalarından gidilecek sinema Saray mı yoksa Konak mı olacağına orada karar verecekler. </span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Biliyorsunuz değ</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">il mi? Trabzon</span></span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">un en g</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">üzel gün batımını Ganita</span></span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif"><span style="color:#454545">’</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">da izlerken gün doğumunu hiçbir zaman izleyemezsiniz!</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,sans-serif"><span style="color:#454545">Kaynak: Trabzonspor dergisi, Temmuz-Ağustos 2023 Sayı:209 Sayfa:74 Turhan Eyüboğlu </span></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 07 Jul 2025 12:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GURBETÇİ</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/gurbetci-56</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/gurbetci-56</guid>
                <description><![CDATA[GURBETÇİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Gurbetçi </span></span></span></span></p>

<p>Turhan EYÜBOĞLU</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Maçka</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ya geldiğinizde bir de köye çıktığınızda çocukluk anılarını </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">hat</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ırlamak için karşı vadiye bakıp uzun uzun nefes aldığınızda şaşırıp kalacaksını</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">z. O </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">şaşkınlık içinde etrafa bakarken "Burda ne oldu?" diyerek gözlerinize inanamayacaksınız. Yanınızda kim varsa ona soracaksınız gözlerinizin takılıp kaldığı yeri. "Ne oldu?" deyip vahlanacaksınız! Hayallerinize sarılı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">p sar</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ılıp ağlayacaksınız. Anılarınız zorlayacak sizi hatırlamanız iç</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">in. Siz o felaketi g</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ördükçe "Ne yapmışlar?" deyip ahlanacaksını</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">z!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ormanda ilk gördüğünüz geyik aklınıza gelecek. Kışın soğuğunda dalını sana veren ağaç gözünüzün önü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">nden ge</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">çecek. Saklandığınız kayayı </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">hat</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ırlamaya çalışacaksınız ve "Koca çınarın yanındaydı!" diyeceksiniz; ancak çınarı göremeyeceksiniz. Ya tepenin yanı başında bulunan 'yüce ç</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">am' ad</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ını verdiğiniz 'ormanın koruyucusu' diye isim taktığınız "Nerde?" deyip sessiz bir çığlık atacaksınız. Bakıp bakıp hayallere dalıp olanlara inanamayacaksını</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">z!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Çıngırak sesleri gelecek kulağına! "Bu çıngırak Yaşmaklı"ya ait; bu ise Sarıkız'ın çıngırağı!" diyeceksiniz. Bir anda, bir kelek sesi duyacaksınız birden! "Bu Ahmet'in keçisi!" diyeceksiniz. "Onlar şimdi yaylaya çıkmıştırlar; burda ne işleri var?" diye aklınızdan geçireceksiniz. Fadime nenenin sesini duyacak, gülümseyeceksiniz. Çünkü ineğin tarladaki mısıra uzandığını </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">etti</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ği küfürden anlayacaksınız. Gözlerinizi açtığınızda çocukluğunuzu hatırladığınızı anlayacaksınız.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Tekrar gözünüzü kapattığınızda güneşin, ormanların içine girme ç</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">abas</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ını </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">hat</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ırlayacaksınız. Ne kadar mücadele etse de ışığını ormanın içine sokamadığı gelecek gözünüzün önüne! Birinci sıra olmasa ikinci sıra, o da olmasa üçüncü sıra engelleyecek güneş</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">in orman</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ın içine girişini. Siz "Güneş giremez!" diyeceksiniz ormana. Arkadaşınızın öğle üstü görürsünüz üstten ormana girdiğini ve birden daldığınız konuşmada inekleri kaybettiğinizi fark edeceksiniz. Koşarak çıkacaksınız ormandan.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">"Hi</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ç mi kimse görmedi bu felaketi?" diyerek kendinizi aklayacaksınız. Ancak aklamak isteseniz de kendinizi aklayamazsınız; siz de suçlusunuz. Felaketi duyduğunuzda umursamadınız. Umursayanlara kulak vermediniz. Çıkıp gelip "Bu bir doğa katliamıdır!" demediniz! Görmediniz, duymadınız, hissetmediniz. Nasıl şimdi baktığın vadi? Hissettiriyor mu&nbsp; size anılarınızı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">? G</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">örüyor musunuz çocukluğunuzu? Ne oldu o orman denizine? Ne oldu o yılların birikimine?</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İşte şimdi, göremediğiniz, gezemediğiniz, hissedemediğiniz ormanın kokusunu özlediğinizde kendinizi hep gurbette hissedeceksiniz doğduğun yere gelsen bile! İşte o zaman anlayacaksını</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">z hat</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ıraların bedelini, o zaman anlayacaksınız var olanın kıymetini ve o zaman anlayacaksınız yok olanın hasretini! Ormanların yok olmaması için yazılanlara verdiğiniz tepki gelecek aklınıza ve o zaman anlayacaksınız ihanetin bedelini!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bir kere açıp muhtara sormadığınız soru gelecek aklınıza! "Ne oluyor orda; ormanlar kesiliyor mu? Anılarımız, yaşamımız yok mu oluyor? Biz orman köylüsüyüz, bizi ormanlar besliyor; ne yapıyorsunuz bunun için? Biz ne yapabiliriz? Bir kere gelip bunun için toplanılıp "Bu katliamı durduralım!" demediğ</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">inizi vicdan</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ınız size hatırlatacak o vadiye baktığınızda. Bir oy için koşup geldiğiniz zaman aklınıza gelecek. Bin ağaç kesilirken vicdanınız bundan sonra sizi hep yerecek!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Nüfusun olduğu yerlerin nüfussuz olduğunu görüyoruz köylere gittiğimizde. İklim değişirken doğamız ona karşı geliyor. Ne tuhaftır ki biz de doğamıza karşı geliyoruz iklime yenilmesi iç</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">in! Art</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ık kimse mantıklı davranmıyor! Güçlü, adaleti eline geçirmişler adaletsizliği savunuyor. Doğa harikaları bir bir düşüyor. "Ölmez!" denilen zeytinler ölüyor. "Yok olmaz!" denilen ormanlar yok ediliyor. Maden uğruna yaşamlar hiçe sayılıyor. Köyler yaşanmaz ve amaçsız hale getiriliyor. </span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ormanı korumakla görevli olan kuruluş, gözünü karartmış, sokuyor baltayı ormanın kalbinin iç</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ine! Gen</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ç yaşlı demeden ilerliyor! Hiçbir ağacı sağ bırakmıyor yaşadığı yerde! Ne yaparsam yapayı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">m ne Ma</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">çka</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">yı uyandırabiliyorum ne de ormanın katliamını engelleyebiliyorum! Olmayınca olmuyor! Her seferinde amasız, tek başıma kalakalıyorum yazdığım orman yazısıyla!</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Jun 2025 11:26:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nasıl Unuturum Seni?</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/nasil-unuturum-seni-55</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/nasil-unuturum-seni-55</guid>
                <description><![CDATA[Nasıl Unuturum Seni?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Nasıl Unuturum Seni?</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Turhan EYÜBOĞLU</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Nasıl unuturum seni? Çocukluğ</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">uma d</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">öndüğümde en güzel gölleri senin derende gördüm. Şimdi onları seyrediyorum. Çocukların bağrışları kulaklarımda... Kimi kayanın üstünden atlıyor suya, kimi su soğuk olacak ki titreyerek giriyor göle. Yüzmenin getirdiği heyecanı anlıyorum attıkları kulaçtan. Gözlerde heyecan ve korku görüyorum yüzmeyi öğrenmek için çabalayan çocuklarda.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Nasıl bir heyecan yaşıyoruz ki ellerimiz ve ayaklarımız ayrı hareket ediyordu. Ayaklarımızı yere basalım mı yoksa yüzelim mi arasında bir duruş sergiliyorduk yüzmeyi öğrenirken senin derende. Nasıl başarıyorduk yüzmeyi öğrenmek için yüzmemeyi? Ne tuhaftır ki şimdi ilk adımda nasıl bu kadar beceriksiz olduğumuzu düşünüyorum. Zaman neler düşündürüyor şimdi bize. Bunları nasıl unuturum?</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Hemen g</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ölün kenarında kantaron çiçeği... Koyu, sarı renkli çiçeğini o kadar beslemiş ki gürbüz bir bebek gibi duruyor karşımda.. Gövdesi onu taşımakta zorluk çekiyor. Hafif esen temmuz rüzgarından olacak ki çiçek suya değ</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ip de</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ğip kalkıyor gölden öpücük alır gibi. Doğuştan yüzme biliyor gibi geliyor bana yüzmenin çaresizliğini yaşarken.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ya yanındaki ota ne demeli! Sanki dereye kamış sokmuş</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">, o s</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ıcakta kana kana su içiyor gibi bakıyor bana. Ben ise bir an önce yüzmeyi öğrenmek istiyorum denize girmek için. Çabalar içinde ç</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">abas</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ızlığın tedirginliğini yaşıyorum attığım her kulaçta; tabi kulaç dersen o harekete! Gölde yüzmeyi bilenlerin gururu yüzmeyi öğrenenlerin de çaresizliği köpüren suya karışıyor.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Hiçbir şeyi sonraya bırakmıyordum. Hala daha da öyleyim ya. O yaz öğrendim yüzmeyi Meksila Gölü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">nde. Hacevera</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">nın çocukları Kazan gölünde, Maçka</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">da oturan çocuklar Mezbaha veya Santral gölünde öğrenmişlerdi yüzmeyi o yaz. Muhakkak bütün göllerinde yü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">zerdim o </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">üç aylık yaz tatilinde. Maçka</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ya gelişimde muhakkak babama kara lastik aldırırdım dereye girmek için. Çok rahat olurdu o taşlı </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">derende. </span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">En güzel yaylaları sende gördüm. Orman denizlerinde dolaştım bir okyanusta yüzer gibi. Zifin çiçekleri boy vermiştir şimdi, ç</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ay</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ır basmıştır Paparza'yı! Kokusu gelmiştir Zoriya'dan esen rüzgarın! Kelebekler 'Hangi çiçeğe konsam?' diye havada uçuşup duruyordur ç</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ay</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ırların üstü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">nde! </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Şimdi yüzümü Zoriya'ya, başımı Dikilitaş</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">'a, s</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ırtımı da At Meydanına doğru dönmüş sessizliğin çığlığını duyuyorum. Ben bunları hayal ederken nasıl unuturum seni?</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Biliyorum Kurtoğlu Çetesinin Paparza yaylasını basıp, insanları öldürüp ineklerini aldığını. Biliyorum bu ç</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">eteden ka</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">çanların o ormanda günlerce saklandığını</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">. O ormanda </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">çeteyle vuruşanların kanını</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">n o a</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ğaçların köklerine aktığını </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ve o a</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ğaçları</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">n di</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ğer ağaçlar gibi olmadığını rüzgara karşı duruşundan anlıyorum. Nasıl unuturum ben senin ormanlarını</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">?</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu baskınları haber vermeleri için bizimkilerin Dikilitaş ormanına gözcü koyduklarını biliyorum. O zamanki zorluğu senin nasıl yaşadığını biliyorum. Şimdi ben bunları nasıl unuturum? Rus işgalinde benim dedelerim Rus tren yolunu durdurmak için çete savaşı verip yapılan yolları söküp rayları bulunmaması için bu ormanlara sakladıklarını nasıl unuturum?</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Hadi </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">şimdi sen de düşün anılarını bak bakalım unutabilir misin Maçka</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">yı? Veya çocukluğunun geçtiği her neresiyse orayı unutabilirsin? İçinde her zaman bir şey kalıyor hatırladığında bir şeyler oluyor. Ömrüne çivilenmiş anılarını söküp atabilir misin? Yanar yanar yaşarsın anılarını dönmek istesen de artık geç. Ancak hayalinde yaşarsı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">n!</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Jun 2025 19:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Demedim mi?</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/demedim-mi-54</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/demedim-mi-54</guid>
                <description><![CDATA[Demedim mi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Demedim mi?</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Turhan EYÜBOĞLU</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">zerine şarkılar, şiirler yazılan, içinde çeşitli balıklar barındıran, geçtiği yere hayat veren, akıntısında duygulandığın, göllerinde serinlendiğin, yanında dinlendiğin, başın daralsa pikniğe gittiğin, çay demleyip içtiğin, akan suya derdini anlattığı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">n, varl</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ığı sana huzur veren, uzun uzun bakıp hayallere daldığın, hep yanında olmak istediğ</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">in do</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ğanın sana bahş</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">etti</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ği "Derelerini korumalısın!" demedim mi?</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Şimdi o gözbebeklerinle aynı dereyi görebiliyor musun? Şimdi farkına vardın değil mi? Anladın mı dereyi yok ettiğini? Şimdi anladın mı varlığıyla gurur duyduğuna ihanet ettiğini? Anılarını </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">hat</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ırlatacak benliğini zorlasan da faydası yok artı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">k! "An</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ılar diye diye hep onu andığında o seni duymayacak!" demedim mi? Yeniden başlama imkanın da kalmadı. "Beni bağış</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">la!" desen ba</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ğışlama imkanı yok. Şimdi yok bir anlamı suskunluğun! "Kafanı çevirip görmezlikten gelsen de vicdanın seni bırakmayacak!" demedim mi?</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Milyonların ziyarete geldiği Sümela Manastırından bir kişi bile Maçka</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ya uğramıyor. Maçkalılar, Sümela</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ya giden otobüslere el sallamaktan başka bir şey yapmıyor. Bu tarihi hazineden Maçka faydalanamıyor. Kendi topraklarımızda olan dünyaca ünlü bir manastıra yabancı kalan Maç</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ka! B</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">öyle bir hazine yanında ve "Ekonomik olarak Maçka</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ya nasıl faydası olur?" diye hiç mi düşünmedin? Maçka</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">yı on iki ay ekonomik olarak canlı tutacak böyle bir varlığa hiç mi inanmadın? </span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bunun için müze şart, demedim mi? Sümela</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">nın içindeki hazine Ankara</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">da! "Orda değil, Maçka</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">da kurulacak müzenin içinde olması gerekiyor!" demedim mi? "Sümela'yı ziyaret edenleri bu müze sayesinde Maçka</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">da tutar</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ız; bu da bize ekonomik kazanç sağlar!" demedim mi? "Nüfusun azalmasını durdurur, yeni işyerlerinin açılmasını sağlar, tarihi kasaba unvanını gelenlerle yaşarsın!" demedim mi? Bunun yapılması için "Top yekün yetkilileri bu göreve çağıralım!" demedim mi?</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu toprakların en eski manastırı, MS 270 yılında yapılan ve İncil</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">deki vaftizci Yahya peygambere adanmış olan Vazelon Manastırıdır. Kaderine terk edilmiş bu manastır! Avrupa'nın herhangi bir şehrinde olsa dünya turistlerinin akın edeceği bir yer olurdu. Olduğu yeri ekonomik olarak kalkındıracak tarihi geçmişe sahip Vazelon Manastırının yeri nerdeyse bilinmiyor! İçinden alını</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">p g</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ötürülen hazinelerin nerde olduğunu bilen yok! Bir hayalet manastır olarak kaldı. Yetkililerin umrunda bile değ</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">il!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Vazelon Manast</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ırı arşivinden kalan tek parçanın Leningrad Müzesinde bulunduğunu ve onu topraklarına geri getirerek müzemize koyulması gerektiğini demedim mi? Vazelon Manastırını</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">n son papaz</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ının Dionysios Amatantidis'in Yahya ikonunu alarak Yunanistan"a götürdüğünü ve "Onu burdaki müzemize geri getirmemiz gerekiyor!" demedim mi? Dünyanı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">n en g</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">üzel "Cennet, Cehennem ve Mahşer günü" fresklerinin Vazelon Manastırında olduğunu, 1925 yılında kaderine terk edildiğini ve bu eserin korunması gerektiğini demedim mi?</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">8. yüzyılda kurulduğu tahmin edilen, Maçka sınırları içinde olan, bulunduğu Kuştul mevkisi ile aynı adı taşıyan bir manastırımız daha var. Ulaşılması güç kaya bloğunun üzerine kurularak vadinin tamamına hakim olan manastırımı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">z! N</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">üfus mübadelesinin yaşandığı </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">1923 y</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ılında boşaltılan Kuştul Manastırı! Tek giriş kapısı, yetmiş iki odası olan ve yakın çevresinde kaya mezarları, kilise kalıntıları ve çeşmeler bulunan manastı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">r!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">"Bu manastırın turizm ziyaretine açılması o bölgeyi ekonomik olarak kalkındırır!" demedim mi? "Bu üç manastırın faal olması yatılı </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">turist say</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ısını iki katına çıkarır!" demedim mi? "Maçka, bu yatırımlarla çok ön plana çıkıp bir dünya ilçesi olur!" demedim mi? Hay demez olaydım! Dedim de ne oldu? Boyum arş</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">a da de</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ğmedi ne yazık ki!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yaradan, üçünü de bu ilçeye fazlasıyla vermiş. Peki bu ilçeyi yönetenler ne yapmış veya şöyle diyeyim ne yapmamışlar? "Kardeşim, bir şeyler yapıyorlar da sen görmezlikten geliyor olabilir misin?" diye aklınıza gelebilir. Merak etmeyin, onlar yaptıklarını abartarak size anlatırlar zamanı geldiğinde! Ama benim yazdıklarımı, size anlatamayacakları için yazıyorum!</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Jun 2025 20:00:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çivisi Çıkmış Dünyada, Savaşa Karşı Umudu ve Adaleti Aramak</title>
                <category>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/civisi-cikmis-dunyada-savasa-karsi-umudu-ve-adaleti-aramak-53</link>
                <author>ibrahim@brt.com.tr (Prof. Dr. İbrahim Ortaş)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/civisi-cikmis-dunyada-savasa-karsi-umudu-ve-adaleti-aramak-53</guid>
                <description><![CDATA[Çivisi Çıkmış Dünyada, Savaşa Karşı Umudu ve Adaleti Aramak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çivisi Çıkmış Dünyada, Savaşa Karşı Umudu ve Adaleti Aramak</strong></p>

<p>İbrahim Ortaş</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Dünyanın Çivisi Gerçekten Çıktı mı?</p>

<p>13 Haziran 2025 sabaha uyandığımda radyoda İsrail’in İran'a saldırdığı anlatılıyordu. Haberlerden anlıyoruz ki çok kapsamlı ve büyük bir saldırı gerçekleşmiş ve önemli mevkilerdeki kişileri ve merkezleri bombaladığı belirtiliyor.</p>

<p>Lübnanlı Amin Maalouf’un çok önemsediğim&nbsp;<em>Çivisi Çıkmış Dünya</em>&nbsp;kitabını okuduğum dönemde, sanırım dünyanın çivisi bugünkü kadar çıkmamıştı gibi gelmişti bana. Kitap, temelde dünyanın kaotik küresel sorunlarına dair derin bir analiz sunuyor. Bu analiz, esas olarak insan faaliyetlerinin sonuçlarına odaklanıyor.</p>

<p>Alman filozof Arthur Schopenhauer’in ifade ettiği gibi biz insanlar, “doğumdan 5 dakika sonra ismimize, dinimize, milliyetimize ve mezhebimize karar verilir. Ve sen ömrünün geri kalanını seçmediğin şeyleri savunarak geçirirsin.” Çoğumuz, sorgulamadan ve anlamaya çalışmadan bize verilen bu kimliklerin etkisiyle ya hak etmediğimiz değerleri görürüz ya da ötekileştirilmiş, dışlanmış bireyler olarak yaşamaya zorlanırız. Sanırım Schopenhauer’in bu ifadesi, binlerce yıldır yaşadığı toprakların sahibi olan Filistinliler ve bölgedeki diğer mazlum topluluklar için söylenmiş gibi. Sabah iç ve dış haberlere bakınca, Filistin'de yardım almaya giden, her şeyini kaybetmiş, evsiz barksız ama yine de topraklarında direnen, ekmeğe muhtaç kadınların üzerine ateş açılması, bombalar atılması ve yardım götürmeye çalışanların engellenmesi; insanlığın geldiği noktayı ibretle gösteriyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Ortadoğu’da Artık Rahat Yok Gibi</strong></p>

<p>Anlaşılan başta ABD ve diğer bölgesel güçler önceden saldırı olacağı biliniyorlarmış. İran’ın cevap vereceği ABD’nin gerektiğinde İsrail’i koruyacağını belirtmesi ile ortalık kötü karışacak gibi. Bölge için yeni bir savaş ve çatışma kapıda ve bölgeye bizlere rahat yok gibi.&nbsp;&nbsp;Devletlerin ve liderlerin birbirini tehdit ettiği bir dünya nasıl insani ilişkiler gelişir.&nbsp;&nbsp;Umarım Türkiye sürecin dışındadır ve dışında kalır. Yoksa çatışma öngörülemez bir duruma evrilebilir.</p>

<p>Dünyanın gelişmiş ülkeleri sahip olduğu teknolojik üstünlük ile diğer ülkelerin güç olmasını istemiyorlar. Bu dünyanın bir durumu, insanın elindeki teknolojik üstünlüğü diğer insanlara üstünlük olarak kullanması durumunun olmasının yaratığı yıkıcı bir durum olacaktır.</p>

<p>Batsın bu ülkelerin geçmişten gelen çıkar ilişkileri ve husumetleri. Dünyanın geldiği yerde nükleer ve diğer silahların yok edilmesi artık herkes tarafından karşı çıkılması gereken bir durum haline gelmiş. İnsan insanca yaşasın. Hayvanlar kadar bile olamadık.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yabancı Düşmanlığı Irkçılık Dünyada Artıyor mu?</strong></p>

<p>ABD ve İrlanda’daki göçmen karşıtlığı, artan ırkçı söylemler ve savaşa dönen sokaklar da "çivisi çıkmış Dünya’nın artık tam anlamıyla darmadağın olduğunu düşündürüyor. İktidar sahiplerinin yaşananları ve tepkileri tarihsel süreç içinde analiz etmeden “güç bende, kolluk gücüyle bastırırım” anlayışı, insanları ve toplumları kutuplaştırıyor. Bu tutum, sebep-sonuç ilişkisi içinde yeni kaotik durumlar yaratıyor ve sorunları daha da derinleştiriyor.</p>

<p>Daha iyi bir yaşam umuduyla Avrupa ve ABD’ye giden milyonlarca insan, bu süreçte ırkçılığa ve dışlanmışlığa maruz kalıyor. ABD Başkanı'nın elinde olsa, ülkenin entelektüel sermayesini, iş gücünü ve tarihine yön veren beyin göçünü durduracak; hepsini ülkeden kovacak neredeyse. Söz konusu göçmenlerin sayısının 20 milyonu aştığı söyleniyor. Benzer şekilde Avrupa’da da artan ırkçı söylemler siyasete alet ediliyor ve bu durum, Avrupa'nın aydınlanmacı geleneğine ve hukuk temelli yapısına ters düşüyor.</p>

<p>Anlamıyorlar ki, insan insandır. Tarihsel süreçte, coğrafyanın ve doğanın sunduğu çeşitlilik, insanları farklılaştırdı. Bu farklılaşmış insan toplulukları da doğanın bir parçası olarak daha iyi bir yaşam arayışı içindedirler. Tabii, küçük çıkarları uğruna her yolu mübah gören istisnalar hariç. Ancak buna rağmen, bazı topluluklar diğerlerini istemiyor; zira işin altında yatan temel sebep, ekonomik ve doğal kaynakların paylaşılmaması meselesidir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Dünya Farklılaştı ve Yeni Bir Toplumsal Sözleşmeye Gereksinim Var Görülüyor</strong></p>

<p>Bir yanda yapay zekâ ve ileri teknoloji, diğer yanda hâlâ ilkel kabile yaşamı süren toplumlar. Farklılaşan eğitim seviyeleri, bilgi birikimi, gelişmişlik düzeyleri ve insan gücü, “insanın insan olarak görülmesi” anlayışının henüz tam olarak benimsenmediğini gösteriyor.</p>

<p>Hititlilere atfedilen ifa de:<em>&nbsp;“Tanrım, bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabul edebilmek için huzur, değiştirebileceğim şeyler için cesaret ve aralarındaki farkı anlayabilmek için de gereken bilgeliği bağışla.” diyor.&nbsp;</em>Yaşamaları anlamak ve çözüm üretmek için bilgi, bilinç plan ve bunları yapmak için cesur olmak gerekiyor.</p>

<p>Yaşananlar, yeni baştan derin bir dünya analizi yapılmasını zorunlu kılıyor. Adaletin ve hukukun hâkim olduğu, ayrışmanın yapılmadığı bir dünyada barış içinde bir arada yaşamak için yeni bir toplumsal sözleşme yapmanın vakti geldi. Ancak her şeyden önce, yöneticiler, elitler ve sorumluluk sahibi eğitimli bireylerin bu konuyu samimiyetle tartışması ve ortak paydada buluşma çabası içinde olmaları gerekiyor.</p>

<p>Nobel ödüllü kimyager Linus Pauling’in dediği gibi:<br />
<em>“İyi bir fikir bulmanın en iyi yolu, bir sürü fikir bulmaktır.&nbsp;</em>Bizlere düşense yaşanan savaş ortamını kökten ret etmek, ve barış sürecini savunmak ve insani değerleri yüceltecek çabalara katkıda bulunmak ve talebi güçlü biçimde dile getirmektir. Fikri olan herkes, kendi penceresinin dışına çıkarak bütünlüklü ve objektif bir analiz yapmalı; düşüncelerini paylaşmalıdır. Bölgedeki ülke liderlerinin çıkarları uğruna yaratıkları ve yaratacakları tehlikeler hepimizin hayatını yok edecek nitelikte.</p>

<p>Artan kaotik gelişmeler, ister istemez insanın ruh halini etkiliyor. Yine de enseyi karartmayalım diyeceğim ancak ense de kalmayacak gibi. Dünyada aklıselim ile adaletin ve insani duyguların öncelikli olarak egemen olduğu, ayrışmanın değil birliğin ön planda tutulduğu bir dünyada yaşamayı savunalım. Sen ben yok, biz olma zamanı.</p>

<p>13 Haziran 2025, Adana</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Jun 2025 20:25:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/05/prof-dr-ibrahim-ortas-1746957802.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sana Geldim Anne</title>
                <category>Turhan Eyüboğlu</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/sana-geldim-anne-52</link>
                <author>turhan@brt.com.tr (Turhan Eyüboğlu)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/sana-geldim-anne-52</guid>
                <description><![CDATA[Sana Geldim Anne]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sana Geldim Anne</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Son zamanlarda sık gelemediğim için beni bağışla. Bu aralar yürüyüş de yapamıyorum; yoksa yürüyüşümde her gün yanına uğradığımı biliyorsun. Evet, niye yürüyemediğimi merak ediyorsun! Altmışından sonra ticarete girince böyle oluyor anne. Tek bu olsa neyse bir de siyasete girdik ticaretin uğraşı yetmiyormuş gibi. Neyse beni bı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">rak! Sen nas</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ılsın şarkıların kadını Kamuran Hanım? Biliyorum "Ben iyiyim, sen kendinden bahset!" diyorsun. Duyuyorum seni su böreği kraliç</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">esi!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Anne ben </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">çok da iyi değilim. Siyasete girdiğim günden beri siyasette sular hiç durulmadı. Sanki siyasi fırtına beni bekliyormuş gibi ihtilalde gördüğümüz olayların, haksızlıkların on katı bir kasırga gibi esiyor burda. "Olmaz!" denilen olaylar oluyor. "Yok canım, daha neler?" dediğimiz davranışlar normal sayılıyor. Bazen diyorum ki babam bu zamanda iyi ki yokmuş. Yoksa bu olaylar karşısında ne yapardı, inan bilmiyorum.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Cumhuriyet Halk Partisi Cumhurbaşkanı adayı seçmek için bir önseçim yaptı ve seçime tek olarak katılan Ekrem İmamoğlu partili partisiz on beş milyon kişinin oyunu alarak ön seçimi tamamladı. Bu bir rekordu anne! Gel gör ki anne, olmaz dediğimiz olaylar olmaya başladı. Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarının önünü kesmek için acele bir şekilde daha suç</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">lay</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ıcı delilleri toplamadan tutukladılar. Kötülük düşünen insanlar "Ekrem İmamoğlu</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">na zarar vereceğiz!" diye annelerinin ak sütü gibi helal olan insanların otuz beş yıl ö</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">nce ald</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ıkları diplomalarını iptal ettiler.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Diplomanın sahte oluşundan değil anne; o yerde olmaması gereken sahte insanlar yüzünden&nbsp; yani bir hiç uğ</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">runa! D</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">üşünebiliyor musun anne dünyanın en iyi üniversitesinde hocasın, dünyanın her yerinde ders anlatıyorsun ve bir anda lise mezununa dönüyorsun. O kadar yaptıkları çalış</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ma, ba</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">şarı, unvan maalesef "Ekrem İmamoğlu</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">yla aynı anda mezun oldun!" diye diploma iptal ediyorlar. Daha da ilginci aynı üniversite Ekrem İmamoğlu yani İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı bizim okulun mezunu diye başarı plaketi veriyor, yani okulun mezunu diye İmamoğlu ile övünüyor.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Gülme anne, inan bunlar oluyor. Bazen nasıl anlatayım diye tereddü</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">t ge</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">çiriyorum. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Biliyorsun daha önce sana anlatmıştım. İstanbul Büyükşehir Belediye seçiminde bir zarfın içinde bulunan dört tercihin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı tercihini kaybettikleri için o pusulalar sahte diye seçimin sadece Büyükşehir Belediye Başkanı kısmını iptal ettiler. Sen de inanmamış </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">"Yok can</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ım!" demiştin, hatırladın mı? Bunlar hukuk sisteminin oturduğu bir ülkede olur mu? Olmaz! Anlıyorum "Biz de bir zamanlar hukuk devletiydik!" diyorsun. Evet, aksak da olsa bir zamanlar öyleydik!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Son yıllarda siyasetin etik ve kuramsal dengesi, doğanın dengesinden daha hızlı bozuldu anne! Ormanları yok etmemeleri için çalışırken şimdi de gençlerin geleceğini yok etmesinler diye çaba sarfediyoruz. Önceden insanlar sınavdan birinci çıkı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">nca i</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">şe girmeme yüzdesi sıfırken şimdi birinci çıkanların işe girme yüzdesi sıfır oldu anne. Emeklinin hali perişan, köylünün mahsülü para etmiyor. Önceden fındık satılır, evin üstüne kat atılır veya çocuk evlendirilirdi; hatırlıyorsun değ</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">il mi anne? </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Şimdi sattığın fındık masrafı karşılamıyor.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Neyse daha çok anlatılacak şey var, ama sonraya bırakayım. İşte bu olumsuzluklar yüzünden üç aydır nerdeyse her gün&nbsp; Maraş Caddesinde yürüyor veya bir eyleme katılıyoruz. "Bu olmaz!" dediğimiz olaylar benim siyasete girmemi bekliyormuş demek! Başa gelen çekiliyor anne. Aslında bir şey daha anlatacağım, ama nasıl anlatayım diye kıvranıp duruyorum. Sonraya bırakmak istiyordum, ama şimdi anlatıp içimde dert olarak saklamayayım. Sen de öğren, sonra bana "Neden demedin?" diye sitem etme! Üzülme diye anlatmayacaktım; ancak her şey insan oğlu iç</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">in!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Hadi </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">şimdi sana bir soru sorayı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">m. Babam</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">n en </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">çok sevdiği gelin kimdi? Çocuklarını düşünme, yakınlarını düşün. Hani her uğradığında kızılcık ş</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">erbeti i</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">çtiği ve evde gelip ballandı</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ra balland</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ıra anlattığı gelin! Evet bildin Gülseren Yenge! Hani oğlu Mehmet, Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğunda konuşmuştuk ya "Bizim gurur kaynağımız!" diye. Senin deyiminle </span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">“</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Mehmetçuğu” tutukladılar anne. Bir hiç uğruna Ekrem İmamoğlu</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">na zarar vermek adına bir sürü masum arkadaşlarını da tutukladılar haksız yere!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ama hiç üzülme! Mehmet, </span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">“</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Nesi Kayaları gibi dimdik ayaktayım!" diyor. Suçlamaların hepsi asılsız. Suçladıkları konular onun dna</span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,serif">’</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">sına uygun değ</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">il. Anne, </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">şimdiki tutuklamalar önce tutuklayıp özgürlüğünü elinden alıyorlar. Sonra bir suç isnat etmek için çaba sarfediyorlar. Bunu yalancı şahitler veya uydurma delillerle yapıyorlar. Ama Allah büyük, yarattıkları delillerin sahte olduğu incelendiğinde anlaşılıyor. Anne o kadar kötü insan yarattılar ki onlar kötü olduklarını anlamaz duruma geldi. Vicdanı sızlayanlar da konuşacak cesareti çıkarları yüzünden yapamadıklarından vicdanlarınla küs yatıyorlar!</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Helvetica Neue&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Evet anne, dediğim gibi bir dahaki ziyaretime kadar hoşça kal! Senin, babamın, Yüksel abinin ve abimin ellerinden öperim!</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Jun 2025 19:33:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/02/turhan-eyuboglu-1740138491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MÜŞKÜLE\&#039;DE NÂZIM\&#039;I ANMA ETKİNLİĞİNDEKİ KONUŞMAM</title>
                <category>Alâettin Bahçekapılı</category>
                <link>https://www.brt.com.tr/makale/muskulede-nazimi-anma-etkinligindeki-konusmam-51</link>
                <author>brtreklam@gmail.com (Alâettin Bahçekapılı)</author>
                <guid>https://www.brt.com.tr/makale/muskulede-nazimi-anma-etkinligindeki-konusmam-51</guid>
                <description><![CDATA[MÜŞKÜLE\'DE NÂZIM\'I ANMA ETKİNLİĞİNDEKİ KONUŞMAM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:20.0pt">Sevgili Müşküleliler, sevgili Nâzım Sevdalıları. Tümünüzü sevgiyle selamlıyorum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:20.0pt">Nâzım’ın aramızdan ayrıldığı gün dikildiğini kayıtlarda okuduğum bu çınara ve Nâzım’ın bir gün “memleketine” getirildiğinde ona sahip çıkmaya verdiğiniz değere bakıldığında demek ki, “dostların arasındayız/güneşin sofrasındayız”. Aranızda bulunmaktan duyduğum mutluluğu dile getirmeliyim: Merhaba!</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:20.0pt">‘Kimi kişilerin varlığının değeri, yokluklarında anlaşılır’…”</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:20.0pt">Nâzım onlardan biridir. Bir dönem yalnızca belli bir dünya görüşüne inananların, direngenlerin, yokluğun-yoksulluğun-haksızlığın ortadan kalkması için "tek yol" görenlerin Nâzımıydı; çok sular aktı köprülerin altından, şimdi Nâzım herkesin. Herkesin bir Nâzım’ı var… Olsun, bu, onun büyüklüğünü gösterir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:20.0pt">Bana göre de bir Nâzım var. Bütünlüğü içinde gördüğüm; inanışıyla, direnişiyle, savaşımıyla, aşklarıyla ve “her daim muhalifliğiyle” bir insan Nâzım. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:20.0pt">62 yıl geçti dünyaca ünlü şairimiz Nâzım Hikmet’in&nbsp; “gurbet ellerde” aramızdan ayrılışının üzerinden. Şiirlerine, konuşmalarına, yazılarına yansıyan “yurt özlemi”, “oğul özlemi”, “ancak ölünce memleketine dönebileceği olasılığının iç burkuntusu” içinde 3 Haziran 1963’te ayrıldı aramızdan. Sanatçı kişiliğinin belirleyiciliğinde “muhalifti”; her yerde ve her durumda “muhalif.” Aramızdan ayrıldığında yurdundan 11 yıl 11 ay&nbsp; 14 gün ayrı kalmıştın;&nbsp; 62 yaşındaydın ve ömrünün 3 yılını Heybeliada Bahriye Mektebi ile Hamidiye kruvazöründe stajyer güverte subayı olarak geçirmişti; sağlık nedenleriyle “bahriye”den ayrıldığında “yarışmalar kazanmış, ünlenmekte olan” bir genç şairdi. İşgal altındaki İstanbul’da yazdığı “direniş şiirleri” gençliği etkiliyor, bin bir güçlükle “geçtiği Ankara”da, Vâlâ Nureddin ile birlikte yazdığı ve Matbuat Müdürlüğü’nce 10 bin adet basılan 4 sayfalık şiirinin yarattığı etki Millet Meclisi üyeleri arasında tartışma yaratıyordu: Şiirden etkilenecek “İstanbullu gençler Ankara’yı doldurursa onlara nerede, nasıl iş bulunacaktı.” Tanıştırıldığı Mustafa Kemal’den “bazı genç şairler modern olsun diye mevzusuz şiir yazmak yoluna sapıyorlar. Size tavsiye ederim, gayeli şiirler yazınız” öğüdü alıyordu. Hep “mevzulu, gayeli” şiirler yazdı; “yemin ederdi ki”, “Mustafa Kemal’in devrimine karşı olmadı.” Ama ömrünün yaklaşık 17 yılını “memleketinin hapishaneleri”nde geçirdi: “Cezaevlerinde tanıştığı, Türk halkının güç koşullar altında yaşayan, yoksul, acılı kişileriyle dostluklar kurdu. Bunlardan biri de 3 yıl süresince koğuş arkadaşlığı yaptığı köylünüz İsmail Başaran'dı. Orhan Kemal’di, İbrahim Balaban’dı. Aramızda olmayan bu değerlerimizi saygıyla anıyorum. Köylünüz Başaran’la birlikte ilk çınar ağacını diken Kemal Tosun’u, Fevzi Kavruk’u ve zeytinbahçesine çınar dikilmesine izin veren Rıfat Talan’ı da, öteki emeği geçenleri de sevgiyle anıyorum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:20.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dört Hapishaneden; Kuvâyi Milliye; Piraye İçin Yazılmış Saat 21-22 Şiirleri; Piraye’ye Rubailer; Memleketimden İnsan Manzaraları; Ferhad ile Şirin; Yusuf ile Menofis gibi yapıtlarını hapishanede tanıdığı bu insanlara okuyup eleştirilerini aldı, öyle tamamladı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:20.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Nâzım hapishanede de olsa “halkının içinde”ydi, halk içindi; “memleketi”ndeydi. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:20.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sonra süreç, yazgı “ağlarını ördü”; 17 Haziran 1951’de bir yakını, yedeksubaylığını yapmakta olan&nbsp; Refik Erduran’ın sağladığı cesurca olanakla “yurt dışına çıktı”: Bulgaristan’ı hedeflerken kendini Romanya’da buldu; ardından Moskova ve bütün “ezilmiş ulusların ve sınıfların başkaldırdığı dünyanın” değişik merkezlerinde yaşadığı “gurbet yılları” başladı. Bu yıllarda Türkiye’ye duyduğu özlem, şiirlerine “memleketim, memleketim” çığlıklarıyla yansıdı; “Varna önünden İstanbul’a doğru giden gemiye dokundu eli, yandı.” </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:20.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 11 yıl 11 ay 14 gün yaşadı “muhalif” olmayı sürdürdüğü yurtdışında.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:20.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 1960’da 15 gün birlikte oldukları yazarımız Orhan Karaveli’ye “oralarda ölüp gömülme olasılığına yandığını” söyleyecek denli “yurt özlemi içindeydi; bir şiirinde de “son arzusu” olarak dile getirmişti: “Anadolu’da bir çınarın altına gömülmek” istiyordu; “taş maş da istemiyor”du. Bütün tartışmalara, girişimlere karşın bu “vasiyet” gerçekleşmedi-gerçekleşemedi. O nedenle Nâzım’ın mezarı hâlâ Moskova’da, ünlülerin yattığı Norodeviçiy Mezarlığı’nda. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:20.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 3 Haziran 2013 Nâzım’ın aramızdan ayrılışının 50. Yıldönümüydü.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:20.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu önemli günde, Türkiye’den 20 kişilik bir grupla mezarı başında olduk. Yayımlamakta olduğum Ataşehir Ev Kültür dergisinin açtığı “Nâzım’a mektup yazıyoruz” kampanyasına ilgi gösteren ve yazdıklarını dar vakitte bizlere ulaştırabilen yazarlarımızın, aydınlarımızın “Nâzım Sen Gittin Gideli” başlıklı, “Nâzım Ağabey” hitaplı mektuplarını orada okuduk. Ardından olanak bulduk, mektupların bir örneğini Nâzım’ın yaşadığı ve öldüğü müze durumuna getirilmiş eve -anı olarak- bırakmak üzere üvey kızı Anna’ya teslim ettik. Sonra bu mektupları kitaplaştırdık. Bu kitapta İbrahim Balaban’ın, Refik Erduran’ın, Hıfzı Topuz’un, Orhan Karaveli’nin, Yaşar Kemal’in, Viron Dedeoğlu’nun, Müjdat Gezen’in, Sunay Akın’ın, benim, Şaban Akbaba’nın aralarında bulunduğu 50’ı aşkın yazarın elyazısı mektupları vardı. Benzeri düşünülememiş, yapılamamış bir kitaptı: Nâzım Sen Gittin Gideli.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:20.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Aradan 10 yıl geçti, bu kez, 60. Yıldönümü için aynı görevi yerine getirdik: Bu kez de Bolivya’dan Romanya’ya, Kırgızistan’dan Finlandiya’ya yazarların, Nâzımseverlerin de aralarında bulunduğu 30 kişiye mektuplar yazdırdım. O kitap bu budur. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:20.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dilerim siz de yazarsınız böylesi mektupları, belki bir araya getiririz, Nâzım’a sesleniriz yeniden, sen gittin gideli halimiz böyle böyledir, diye.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:20.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 62 yıldır yanar yüreğimizde bir ateş Nâzım sen gittin gideli. Yokluğunun ateşidir bu. Köze döner belleğimizde. Söze döner dilimizde, kaleme döner elimizde. Yani anlayacağınız gibi dostlar, Ahmet Arif’in şiirindeki gibiyiz: Hasretinden prangalar eskitiyoruz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:20.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tam da Nâzım’ın şiirinde dile getirdiği gibi duygular içindeyiz: </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:20.0pt">&nbsp;“Yoldaş demek, </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:20.0pt">Mükemmel bir kafa, mükemmel bir yürek, </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:20.0pt">Yumruklarıyla erkek, </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:20.0pt">Gözleriyle çocuk, dost demektir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:20.0pt">Yoldaş demek, </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:20.0pt">Yârin yanağından gayri</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:20.0pt">Her yerde hep beraber diyebilmektir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:20.0pt">Yoldaş demek</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:20.0pt">Güneşi içenlerin türküsünü birlikte </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:20.0pt">Söyleyebilmektir.”</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:20.0pt">Biz de tam öyle inşalarız. Nâzım’ın yoldaşlarıyız. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:20.0pt">Aramızdan ayrılışının 62. Yıldönümünde büyük ozan, ülkemizin gururu Nâzım Hikmet’i saygıyla, sevgiyle anıyoruz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:20.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Rahat uyu Nâzım. Hep derdin ya: “Umut umut umut/Umut insanda”</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 01 Jun 2025 22:17:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.brt.com.tr/images/kullanicilar/2025/01/alaettin-bahcekapili-1736590776.webp"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
