EŞİK bir bildiriyle taleplerini açıkladı
GÜNDEMEşitlik İçin Kadın Platformu bir bildiri yayimlayarak 8 Mart Kadınlar Günü nedeniyle dusuncelerini ve taleplerini açıkladı: EŞİK bildirisinde "Kadınların savaşa, soykırıma, cinskırıma karşı eşitlik, özgürlük, şiddetsiz yaşam mücadelesi sürüyor" denildi.
Bu yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü, bölgemizde savaşların ve soykırımın; ülkemizde ise cinskırım boyutuna ulaşmış kadın katliamının, eşitlik ve laiklik karşıtı politikaların gölgesinde karşılıyoruz.
Teokratik, otoriter, kadın düşmanı rejimlere de kadın haklarını araçsallaştıran emperyalist saldırılara da karşıyız
Bölgemizdeki kadınların yaşamı hem teokratik rejimlerin hem de kadın haklarını kendi çıkarları için araçsallaştıran emperyalist müdahalelerin kıskacı altında; Afganistan, Suriye, Filistin, Irak, İran… Geçtiğimiz hafta, Ortadoğu’da süren çatışmalara bir yenisi eklendi. ABD ve İsrail, İran’a saldırdı. Üstelik bunu yaparken yıllardır patriyarkal ve teokratik molla rejiminin ağır baskısı altında özgürlük mücadelesi veren İranlı kadınların mücadelesini ve kadın haklarını da araçsallaştırdı. Oysa bu emperyalist saldırı, tüm bölgeyi kadınlar ve çocuklar için daha güvensiz hale getirdi, kadın hakları savunucularına ve muhaliflere yönelik baskı ve saldırıların önünü açtı. ABD ve İsrail’in İran’da bombaladığı ilkokulda en az 150 kız çocuğu öldü. Irak’ta, Kadınların Özgürlüğü Örgütü kurucusu Yanar Mohammedi öldürüldü. Bu suikast, mezhepçiliğin ve kadınlara karşı saldırıların geldiği noktayı ve kadınların özgürlük mücadelesinin ne kadar tehdit edici bulunduğunu gösterdi. Biz kadınlar, kadın haklarının savaşların ve müdahalelerin gerekçesi haline getirilmesine de bölgemizdeki otoriter rejimlerin kadın düşmanı politikalarına da karşıyız. Barış için mücadele etmeye devam edeceğiz.
Kadın cinayetlerine karşı acil eylem planı derhal hayata geçirilmelidir
Bölgemizde soykırımlar, savaşlar ve kitlesel yıkımlar yaşanırken ülkemizde başka bir ağır gerçeklik yaşanmaktadır: Cinskırım. Her gün en az beş kadın erkekler tarafından öldürülmekte, bir o kadar kadın şüpheli şekilde hayatını kaybetmektedir. 2 Mart’ta Fatma Nur Çelik ve sekiz yaşındaki kızı Hifa İkra göz göre göre öldü. Aynı gün, öğretmen Fatma Nur Çelik de gene bir şiddet sarmalı içinde öldürüldü. Kızıyla yıllardır şiddete ve cinsel istismara karşı mücadele eden Fatma Nur “Başıma bir şey gelirse intihar demeyin”, Fatma Nur öğretmen de “Can güvenliğimiz yok, sıradaki biz olabiliriz” demişti. Bu ülkede kadınlar ölmeden önce devlete başvurmakta ancak devlet sorumluluklarını yerine getirmemektedir.
Siyasi iktidarın sürdürdüğü politikalar, tarikat ve cemaatlerin güçlenmesi, nüfuz sahibi erkeklerin taciz ve tecavüzü kendilerinde hak görmeleri kadınlara karşı şiddetin artmasına neden olmaktadır. Yıllardır ortaya saçılan çocuk istismarı, zorla evlendirme, ekonomik sömürü ve biat dayatmaları; kadınların ve kız çocuklarının bu yapılar tarafından nasıl sistematik biçimde denetim altına alındığını göstermektedir. Bunun son örneği, yıllar önce Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler’in tecavüzüne uğrayan ve fail Şengüler ile zorla evlendirilen Fatma Nur Çelik ve failin cinsel olarak istismar ettiği öz kızı Hifa İkra’nın tam da bu 8 Mart haftasında ölü bulunmasıdır. Fatma Nur Çelik ve kızının şaibeli ölümü, İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuzca çekilen iktidarın, 6284 sayılı kadına şiddetin önlenmesi yasası dâhil mevcut yasaları etkili uygulamamasının, eşitlik ve laiklik karşıtı söylemlerinin ve cezasızlık politikasının sonucudur.
Yapılacak şey bellidir, yaşadığımız cinskırım iktidar ve muhalefet tarafından ilk gündem kabul edilmeli; sorumluları belli, somut ve etkili bir kadın cinayetlerine karşı acil eylem planı derhal hayata geçirilmelidir. Atılması gereken acil ve zorunlu adımları daha önce defalarca anlattık, bir kez daha yineleyelim:
· Şiddet üzerine uzmanlaşmış kadın örgütleriyle birlikte kadınlara karşı her türlü şiddetle mücadele için acil bir eylem planı oluşturulmalıdır.
· İstanbul Sözleşmesi içeriği yürürlüktedir. Sözleşme sadece merkezi iktidarı değil; Meclis, yargı, tüm yerel yönetimler, üniversiteler, siyasi partiler, sendikalar, medya, meslek odaları, spor kulüpleri ve herkesi bağlamaktadır. Derhal eksiksiz ve etkin şekilde uygulanmaya başlanmalıdır.
· 6284 sayılı kadına karşı şiddetin önlenmesi yasasının etkin uygulanması sağlanmalı, bağımsız izleme mekanizmaları kurulmalıdır.
· Kadın cinayetlerini önlemek için risk değerlendirme ve yönetim birimleri kurulmalıdır.
· 7/24 çalışacak kadınlara özgülenmiş, ücretsiz ve etkin, ülke çapında aktif bir Alo Şiddet Hattı, her semte kadın danışma merkezi, her 100 bin nüfusa en az bir sığınak, her 200 bin nüfusa en az bir cinsel şiddet kriz merkezi açılarak şiddetle ilgili ulusal mücadele ağı bir an önce kurulmalıdır.
· Şiddet mağdurlarına yönelik tıbbi, psikolojik ve hukuki danışmanlık hizmetleri ücretsiz olarak sağlanmalı ve tüm kadınlar için erişilebilir hale getirilmelidir.
· Sığınaklar ve şiddet önleme merkezlerinin sayıları derhal artırılmalı, mevcut olanlar nicelik ve nitelik olarak güçlendirilmeli ve şeffaf şekilde izlenmelidir.
· Şiddetten uzaklaşan kadınların ve çocukların sığınakta kaldıktan sonra tamamen bağımsız bir yaşama geçebilmesi için sığınak sonrası geçiş evleri açılmalı, sığınak ile bağımsız yaşam arasında köprü oluşturulmalıdır.
· Şiddete uğrayan kadınlara bağımsız bir yaşam kurmak için ihtiyaç duyduğu barınma, eğitim, sağlık, istihdam, kreş ve maddi yardım olanakları sağlanmalıdır.
· Aile hukukunda arabuluculuk ve uzlaştırma, kadın erkek eşitliği sağlanana dek kesin şekilde yasaklanmalıdır.
· 6284 ve diğer yasalar kapsamındaki görevlerini ihmal eden veya kötüye kullanan kamu görevlilerine karşı rutin olarak soruşturma ve dava açılmalıdır.
· Şiddet failleri lehine uygulanan infaz düzenlemeleri adı altındaki aflardan vazgeçilmelidir.
· Ekonomik ve psikolojik şiddet, fiziksel şiddet, ısrarlı takip, dijital şiddet, cinsel taciz, tecavüz dahil cinsel şiddet, zorla evlendirme, eziyet gibi kadınlara ve çocuklara yönelik suçlarda cezasızlık politikasından vazgeçilmelidir.
· Kadına karşı şiddet olguları ile ilgili olarak yeterli sayıda ve ağırlıkla kadın olmak üzere meslek içi eğitimden geçirilmiş kolluk ve yargı üyesi görevlendirilmelidir.
· Kültür, gelenek, din ve sözde “namusun” şiddet eylemlerine bahane olarak ileri sürülemeyeceği, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği dahil kimseye ayrımcılık yapılamayacağı temel ilke olarak kabul edilmelidir.
· Bağımsız kadın örgütlerinin kadına karşı şiddetle ve ev içi şiddetle mücadeledeki bilgi ve deneyimlerini görmezden gelme pratiğinden derhal vazgeçilmelidir.
Medeni Yasa ve laiklik sadece bir yönetim ilkesi değil, kadınların eşit ve özgür yaşayabilmesinin temel koşuludur
İktidar, sınırlarını kendisinin belirlediği bir toplum tahayyülünü ve aile modelini hepimize dayatarak, geleneksel cinsiyet rollerini pekiştirerek, cinsiyetçi uygulama ve söylemlerin dozunu artırarak kadınların ve LGBTİ+’ların yaşam hakkını tehdit etmektedir. Belli bir dinin belli bir yorumunu hepimize norm olarak dayatmaya çalışanlar bedenimize, kimliğimize, emeğimize el koymak, bizleri evlerin ücretsiz köleleri, neoliberal sistemin ucuz ve güvencesiz işgücü yapmanın peşindedir. Kadınların aile içinde eşit bireyler olarak tanınmasının ve laik hukuk düzeninin en önemli dayanaklarından biri olan Medeni Yasaya saldırılar da bu yüzdendir. “Medeni yaşamın anayasası” olan Medeni Yasa’nın kadınlar lehine sağladığı güvenceler, nafaka hakkı, soyadı hakkı, boşanma süreçlerindeki yasal korumalar ve kadınların ekonomik güvenceleri sürekli tartışmaya açılmakta; yüz yıllık kazanımlar aşındırılmaya çalışılmaktadır. Medeni Yasa ve laiklik savunusu bir “kültür savaşı” değildir. Laiklik, kadınların bugünü ve geleceğidir. Biz laikliği yalnızca savunmuyoruz; eşitlikçi, demokratik ve barışçıl bir toplumun kurucu ilkesi olarak yeniden tarif ediyoruz.
Taleplerimiz açık, mücadelemiz baki
8 Mart’a yalnızca yas tutarak değil, öfkemizi büyüterek dirençle ve mücadele kararlılığıyla giriyor, dünyanın her yerinde özgürlükçü, barışçıl, eşitlikçi ve laik bir toplum için mücadele eden tüm kadınları selamlıyoruz.
Hayatlarımız, haklarımız ve hayallerimiz için verdiğimiz mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz!
7 Mart 2026
EŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu
İlginizi Çekebilir