Fon soygunuyla sarsılan Türkiye’nin sermaye piyasaları son derece kritik günlerden geçiyor. İktidar bu soygunun etkilerini sınırlı kılmaya ve bütün Türk ekonomisi üzerinde olumsuz etki yaratmamasını sağlamaya çalışıyor ama bir ayı aşkın süredir devam eden sıkıntılı süreçte çok da fazla adım atılmadı. Fon soygunu, yaklaşık 2022 yılından beri devam ediyor.
MSCI'nin 15 Ekim 2026 tarihinde duyurduğu son inceleme raporu, piyasalarda şok etkisi yarattı. Kurum, özellikle küçük ölçekli halka açık şirketlerle ilişkili fonlar üzerinden yürütülen koordineli işlemlerden duyduğu ciddi rahatsızlığı dile getirdi. Yabancı kurumsal yatırımcıların da gündeme getirdiği bu durumun, hisselerin fiili dolaşım oranlarının güvenilirliğini zedelediği ve genel piyasa bütünlüğünü tehlikeye attığı vurgulandı. Sorunun çözümü için mülkiyet yapılarının zamanında açıklanması, piyasa bozucu işlemlere karşı sert yaptırımlar uygulanması ve fiili dolaşımı sorunlu olan menkul kıymetlerin tespitine yönelik şeffaf bir çerçevenin kurulması talep ediliyor.
Yeni eklemeler ve yukarı yönlü geçişler askıya alındı
Alınan dondurma kararı, borsa tarafında
yatırımcı portföylerini doğrudan etkileyecek acil sonuçlar doğuruyor. İkinci bir duyuruya kadar uygulanacak olan dondurma kapsamında MSCI; Türk hisse senetlerinin yabancı dahil etme oranlarında ve hisse sayılarında herhangi bir artış yapmayacak. Bununla birlikte MSCI Türkiye Yatırım Yapılabilir Pazar Endeksi'ne yeni şirket eklemeleri gerçekleştirilmeyecek ve büyüklük kriterlerini karşılasa dahi şirketlerin bir üst segmente geçişlerine izin verilmeyecek. Bu tablo, özellikle endekse girme veya ağırlık artırma beklentisiyle pozisyon alan yatırımcıların stratejilerini yeniden değerlendirmesini zorunlu kılıyor.
Yetkililerin adımları yetersiz bulundu, ek süre istendi
Türk ekonomi ve piyasa denetim yetkililerinin, fiili dolaşıma ilişkin yaptığı son düzenlemeler MSCI'nin radarında. Yetkililer, nihai faydalanıcının zaten sistem dışında tutulduğu vakalarda, fonların elindeki payları fiili dolaşımdan çıkaran bir çerçeveyi yakın zamanda devreye almıştı. Ancak bu adımları sadece "ilk tedbirler" olarak nitelendiren MSCI, kurumsal yatırımcıların ikna olması için çok daha güçlü bir şeffaflık aradığının altını çiziyor. Bağımsız denetime açık kamuyu aydınlatma standartlarının ve koordineli işlemlere karşı sürdürülebilir yaptırımların tüm piyasaya yayılması gerektiği belirtilirken, kurum mevcut adımların başarısını ölçmek için piyasa katılımcılarından geri bildirim toplamaya devam edecek.
Masadaki en büyük risk: Alt pazara düşüş
Yatırımcıları asıl tedirgin eden gelişme ise sürecin sonunda beliren statü kaybı riski oldu. MSCI, kural değişikliklerinin ve denetim mekanizmalarının etkinliğini yakından izleyeceğini duyurarak Haziran 2027 tarihini kritik bir dönemeç olarak belirledi. Eğer bu tarihe kadar piyasa işleyişinde yatırımcıların beklediği yapısal iyileşmeler sağlanamazsa, Türkiye'nin trilyonlarca dolarlık fonların takip ettiği "Gelişmekte Olan Pazar" statüsünden düşürülmesi gündeme gelecek. Bu durumda Türkiye'nin "Öncü Pazar" veya "Bağımsız Pazar" seviyesine indirilmesine yönelik resmi istişare süreci başlayacak olup, nihai karar MSCI 2027 Yıllık Piyasa Sınıflandırması İncelemesi'nde verilecek.
MEHMET ŞİMŞEK NE DEDİ?
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.