Alâettin Bahçekapılı yazısı: Babalardır y(k)ollarımızı açan!
GÜNDEMBRT Yayın Grubu'nun deneyimli gazeteci, yazarı Alâettin Bahçekapılı'nın klasikleşmiş bir yazısını, Babalar Günü dolayısıyla sunuyoruz.
Alâettin BAHÇEKAPILI
Elinin gölgesini gümbürdeyen bir suyun içinden aylar öncesinden duyumsasak da, ilk, annemizle göbekbağımızın kesilmesinden sonra karşılaşırız sıcaklığıyla...
Bu sıcak el, yaşamımız boyunca eşlik eder bize: önce halının üstünde emeklemeye çalışırken bir parmak olarak uzanır bize, kaldırır iki ayağımız üzerine ve “day day” diyerek yürütmeye çalışır. Sonra elimizden sıkı sıkıya tutar çiçekli bahçelere, parklara çıkarır; büyürüz tutar okula götürür; sonra omuzumuzdadır bu el, köyün, kentin, ülkenin sokaklarını bizimle arşınlar; dostluklarımıza dostluk, kavgalarımıza güç katar. Genciz artık, meydanlarda, işyerlerinde, fabrikalarda, mitinglerde arkamızda duyumsarız bu eli... sıcak ve destek eli...
Bu el, yaşamımızın bütün evrelerinde tutar kaldırır bizi, düştüğümüzde; sendelediğimizde biz tutunuruz ona... Güven kaynağımızdır; aileye, komşularımıza, arkadaşlarımıza güvenmeyi öğretir bize; sonra ulusumuza, bayrağımıza, Atamıza, bağımsızlığımıza...
Cüzdanına uzanan, azdan az çoktan çok harçlık veren eldir bu... Nasırları, kırışıkları bizim içindir, bilmeyiz.
Bu el uzanır bize, ayaklanıp koşarken, kanatlanıp uçarken, sendeleyip düşerken, sevdalanıp coşarken.
Bu el uzanır bize gözyaşımızı silerken, bu el uzanır dize Tanrı'dan bir şey dilerken.
Bu el uzanır bize büyüyelim diye, bu el uzanır bize bayramlarda öpelim diye, bu el uzanır bize yurdumuzu, ulusumuzu sevelim diye...
Babamızın elidir bu,
açar yollarımızı...
Babamızın sesiyle ilk, doğduğumuzda tanışırız... Belki doğduğumuz için sevincini dökmektedir sözcüklere, belki "merhaba" demektedir bize, belki dua etmektedir küçük dudak kıpırtılarıyla... Anlamasak da bu sesteki gizemi, kulaklarımıza yerleşir babamızın sesi ve hep izler bizi yaşam boyunca.
Duyarız onu, çırpı bacaklarımızın üzerinde dur-maya çalışırken; sevinç sözcüklerinde... Duyarız onu, sayrılanıp yatağa düştüğümüzde; üzünçte... Duyarız onu, gecenin bir saatinde karabasanlar içinde kıvranırken; güvençle... Duyarız onu, darda kaldığımızda; duyarız onu, başımızı belaya sardığımızda; duyarız onu, denizleri yardığımızda; duyarız onu, horonda aşağı kırdığımızda...
Babamızın sesidir bu, açar yollarımızı... Açar kollarımızı.
Babamızın sözüdür bize yol gösteren; ilk sözcükleri öğreten, yarım yarım söyleyişimizi düzelten; iki "ba"yı ardına ardına söylediğimizde "yerim senin o dillerini, kurban sana baban" diye sevincini belirten babamızın sözüdür...
"Bana bir masal anlat baba" dediğimizde "kurtla kuzu"yu da, "aslanı kaplanı" da, güçlüyü güçsüzü de, "ağayı da beyi de" anlatan odur bize... Çalışmanın, bilmenin erdemini, emeğin değerini; yokun yoksulluğun nedenini babamızın sözünden öğreniriz.
Babamızın sözüdür; "günaydın"ı bize öğreten, sonra "seni seviyorum"u... "Baba korkuyorum"u savuşturmayı, "bugün annemle okula gittik"ten sevinç duymayı, "öğretmen çok ödev verdi" yakınmamızı çalışmakla buluşturmayı öğreten babamızın sözüdür.
Bilgi açlığımızı gideren, eğrimizi doğruya çeken, tersimizi düz yapan, yolumuzun taşlarını temizleyen babamızın sözüdür: arada bir direndiğimiz, bilendiğimiz, sonra güvendiğimiz...
Babamızın gözüdür hep önünde olduğumuz; koruyup kollayan; üstümüzden eksik olmayan; okula, askere, kocaya, gurbete yollayan... Babamızın gözüdür yollarımızı bekleyen, gözleyen...
"..... oğlu", ".....kızı" diye anılırken siz, bir gün o, "....babası" diye anılır, hiç yüksünmez bundan; "bilir boynuzun kulağı geçeceğini", bilir "yarınların gençlerin olduğu"nu; olgundur, örnektir davranışı... Babamızın davranışı açar yollarımızı!
Babalardır evlatlarının savruluşuna yanan: Dere boylarına, dağ koyaklarına, inlere, yolundan çıkmış dinlere aldanan; denizin enginliğine, toprağın derinliğine gömülen... Babalardır evlatlarının kavruluşuna yanan... Babalardır "geride kaldığı için" hayıflanan...
Babalardır açar kollarımızı...
Babalardır gözünde hiç büyümediğimiz; hep çocuk kaldığımız...
Babalardır "öldüğünde kör olduğumuz."; kaç yaşında olursa olsun aramızdan ayrılışını "erken" bulduğumuz.
Babalardır mezar taşına "son seslenişini" yazdırdığımız:
"Yetim başladım hayata, tektim
3 eşim 15 evladım, çoktum
105 yıl sonra, yoktum.
Dik ve dürüst yürüdüm yolumu
Dünyaya yaydım soyumu
Tattım kaçınılmaz ölümü.
İz bıraktım emeğimle dünyaya
Çekilirsem ötekinde sıgaya
Tanrı ulu, kul muhtaç duaya."
Alâettin Bahçekapılı
İlginizi Çekebilir