MUSTAFA DELİOĞLU'NU ANMAK
13 Mart 2026, Cuma 11:59
MUSTAFA DELİOĞLU’NU ANMAK
MUSTAFA BALEL
İki gün önce bir rastlantı sonucu gördüğüm bir afiş beni bir anda elli küsür yıl gerilere götürdü. Gerçi aramızdan ayrıldığını on beş gün kadar önce duymuştum ama söylentidir canım, deyip geçmiştim. Bu arada beynimin bir yerine bir soru işareti kazımayı da unutmamıştım tabi.
Gönül sevdiği biriyle ilgili kara haberleri ertelemeye fazlasıyla teşnedir. Gerçekle yüzleşmenin korkusu içinde bahaneler bularak uzattıkça uzatmanın yollarını arar hep. Ötelemeleri kişinin kendini ilgili gerçeğe hazırlama süreci yaratma çabası olarak görürüm ben. Bu böyle sürüp giderken bu söylentiye son noktayı koyan sevgili Doğan Gündüz yönetimindeki bir anma programını duyuran bir afiş oldu.
O zamana kadar kapağını yaptığı onlarca kitap elimden geçmiş olan Delioğlu ile birebir tanışmamız 1972’de Oda Yayınları’nda peş peşe çıkmaya başlayan çeviri kitaplarımın kapakları sayesinde oldu.
Kahverengi, antrasit, acıyeşil, nadiren vişneçürüğü ve tütün renginin hâkim olduğu karamsar mujik resimleri her ne kadar içimi karartıyorsa da Rus klasiklerine cuk oturduğu için Oda’ya çevirdiğim kitapların kapak resminde Delioğlu’nun imzasının bulunmasını bir ayrıcalık olarak görüyor, “keşke Delioğlu’na yaptırsalar” diye can atıyordum. Öyle de oldu.
Belleğim beni yanıltmıyorsa daha ilk kitapta ahbap olduk. Resimden, renklerden konuşmaya başladık. Böylece içimde uhde olarak kalan resim merakım bir karşılık bulmuş gibiydi ve güçlü bir mıknatıs Cağaloğlu’na her inişimde ayaklarımı sevgili Delioğlu’nun Nuri Osmaniye’deki atölyesine sürüklüyordu. Bir anda odanın boya kokusunu bastıran mis gibi kahve kokusu eşliğinde onun hayatı umursamaz ellerle fırçasını tuvale savururken araya zaman zaman “şuraya biraz turuncu katsam mı ki?” gibisinden kendi kendine konuşmalarını kattığı sohbetlerimizde yayıncılardan, yazarlardan, ressamlardan, daha çok da resimden söz ederdik. Resimden söz eden pek pek pek nadir dostlarında biri olduğumdan söz ederdi.
Daha sonra çocuk kitaplarım çıkmaya başladığında “Nöbetçi Ayakkabıcı Dükkânı” adlı öykü kitabımın resimlemesini Delioğlu’nun yapacağını duyduğumda Oda Yayınları’na yaptığı iç karartıcı mujik resimlerine benzeyecek korkusu yaşadım. Kaşlarım çatıldı, yüzüm buruştu. Haksızlık etmişim meğer. Korktuğum gibi olmadı. Cıvıl cıvıl bir çalışma çıktı ortaya. Yıllar sonra kendisine de söyledim bunu ve öyle düşündüğüm için gecikmiş bir özür diledim. Bastık kahkahayı!
Göğsünü kabartarak o günlerde resimlemekte olduğu bir çocuk kitabının hayat dolu rengarenk çalışmalarını gösterirken gözlerinde gördüğüm parıltıyı hiç unutmam.
Yıllar süren bu atölye ziyaretlerim kapak ve illüstrasyon çalışmalarının yanında resme de ağırlık vermiş olan ressam dostuma yaptığı işi önemseyen, bir önceki gidişimden sonraki çalışmalarla da yakından ilgilenen, gerektiğinde eleştiren, bir fincan kahve ile yetinmesini bilen alçakgönüllü bir eleştirmen kazandırırken benim de kendi açımdan kazanımlarım oluyordu. Her türlü yapaylıktan uzak insan sıcaklığını saymasak bile en başta bir ressamın atölyesini en ince ayrıntılarına kadar görme, inceleme olanağı buluyordum. Başka hangi öyküye, hangi romana ne şekilde yansıyacak bilemiyorum ama “Ressamın Kedisi” adlı çocuk romanım işte bu gözlemlerim sonucu ortaya çıktı. 17 yıl boyunca bana arkadaşlık eden biricik kedim Arsız ile ressam dostumun atölyesini bir araya getirince...
Ortaya koyduğum ürün bir çocuk kitabı olduğundan dostumun atölyenin öteki müdavimleri ve galericiler hakkındaki eleştirilerini yansıtamadım tabii.
Onun, atölyesine sık sık damladıkları halde çalışmalarına en ufak bir ilgi duymayan, sanki bir ayakkabı tamircisi arkadaşlarını ziyarete gitmiş gibi içkisini içip dedikodularını yaptıktan sonra başını kaldırıp da şövalyedeki çalışmaya ya da duvara dayalı yeni bitmiş bir tabloya nezaketen bile olsa şöyle bir göz atma gereği duymadan çekip gidişlerine duyduğu ve yüzlerine vuramadığı gizli öfke bana Ressamın Kedisi’nin büyükler için bir versiyonunu yazdıracak belki de.
Işıklar içinde uyu sevgili Mustafa Delioğlu!
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.