HARUN KARADENİZ
15 Ağustos 2026, Cumartesi 14:22
HARUN KARADENİZ
Ahmet ÖZER
Sevgili Uğur Mumcu, yüreklerimize nakışladığı o ünlü “Sesleniş”inde Harun Karadeniz’i şu tümcelerle anlatıyordu:
“…Kanserdik. Ölüm her gün bir sinsi yılan gibi, dolaşıyordu derilerimize. Uydurma davalarla kapattılar hücrelere. Hastaydık. Yurtdışına gitseydik kurtulurduk belki. Bir buçuk yaşındaki kızlarımızı öksüz bırakmazdık. Önce kolumuzu, omuz başından keserek, yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak fırlattık attık önlerine. Sonra da otuz iki yaşında, bırakıp gittik bu dünyayı ecelsiz…”
Harun, 68 Kuşağı’nın Kutupyıldızıydı. Öğrenci önderi olmanın ötesinde, özgün kitaplara da imza atan bir değerimizdi.
Gencecik ölümünün üzerinden 51 yıl geçti.
Ölümünün 40. yıldönümünde (15 Ağustos 2015) Karacaahmet Mezarlığı'nda kuşaktaşları, mücadele arkadaşları, değerli ağabeyi ve saygıdeğer eşi Hülya Karadeniz’in de katıldığı törende bir konuşma yapma onuru yaşamıştım. Anma törenine şair arkadaşım Ali Mustafa’yla katılmıştık. “Harun Karadeniz” başlıklı şiirimi paylaşıyorum. Sevgilerimiz onunladır.

HARUN KARADENİZ
-40. yıl buluşması-
karacaahmet
ünlü bir şarkıcının adı yazıyor kapıda: hamiyet yüceses
cumhuriyetin sesini demleyen sanatçı / 100. yılında
doğumunun.
kapıdan bakınca ilk mezar harun’un
“bir ağaç gibi tek ve hür” yaşıyor gömütünde.
bütün gömütlüğün nöbetini tutuyor hemen girişte
kırk yıl olmuş uzun yolculuğuna çıkalı
daha dündü uğurlanışı osmanağa’dan
bir insan selini andıran yüzbinlerin yumruğu bulutlarda
bir başka yolculuk yazdıramazdı “sesleniş”i uğur’a.
onca insan harun’un sevgisiyle yıkanan sesini
koydu bir dostunun yüreğinin yanına
kimse sormadı nerede olduğunu mezarının
çünkü harun sırasını bekliyordu konuşmacılara
teşekkür için
yakada fotoğraf değil ten kafesinde güldü sevenlerinin.
sözü hülya karadeniz aldı birden:
alucra / armutlu’dan itü’ye gidenin
harun olmasaydı adı
kuşkusuz einstein olurdu.
anlatılan destanıydı 68’li sosyalistin
öğrenci önderi / yazan düşünen
eylemin en önünde yürüyen.
kızı gülçin
adını taşıyor savunmanının
esmer gülüşü dudaklarından yüzüne yayılıyor
sanki harun’dur kürsüde
bir eylemi değerlendirmenin erincinde.
konuşuyor dünün gencecik eylemcileri anılara yaslanarak
kimi zap boylarına gidiyor azgın suya gem vurmaya
kimi üniversite kürsülerinden işgallere
hapishanelerin karanlık koğuşları anılmıyor
yer verilmiyor sorgulara
gerze tütün mitinginden / istinye’nin grev çadırlarından
binlerce ağızdan fırlayan çığlık
kırk yıl sonra takılıyor sesimize:
6. filo defol.
ne güzel çocuklardı onlar
çoğu yetmişini geride bırakmış şimdilerde
kiminin bir yanı uçuruma akar / yüreği kabarmada
zamanı durduran yaşamı giyinmiş gençlerle
harun da çıkıp geliyor upuzun boyuyla.
harun karadeniz
durbaş’ın ve kurdakul’un şiirlerinden
ter olup damlıyor
günyol ölümünün ardından
ne güzel başlık koymuştu yazısına:
harunlar tükenmez.
kırkıncı yılda
yüreğin kurulu saatiyle uyandı sevenleri
hepsinin elinde sevgiden bir çelenk
bir diğerinin ayak ucuna bırakılan
kimilerinin sözleri uğultuya dönüşürken
birer damla boşandı gözlerden
karacaahmet’te
kocaman selvilerin gözeten serinliğinde
savaşımdan gelen kırk yıllık yoksunluğumuz
bir ses olarak bırakıldı evrene
hepimiz harun’uz.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.