İstanbul
20 Ekim, 2026, Salı
  • DOLAR
    47.19
  • EURO
    54.02
  • ALTIN
    6093.0
  • BIST
    13.981
  • BTC
    64692.549$

SENİNLE OLMAZ, OLMAYACAK! - 2

18 Ekim 2026, Pazar 22:08
SENİNLE OLMAZ, OLMAYACAK! - 2

Seninle Olmaz, Olmayacak! 2

Turhan EYÜBOĞLU

Ben, İzmir Hükümet Konağının merdivenlerinden koşarak çıkan ve Yunan bayrağını indirerek bayrağımızı göndere çeken, üstelik göğsüne aldığı mermi yarasına aldırış etmeyen askerimizin Maçkalı Şerafettin Yüzbaşı olduğunu yazarken sen kahramanlığın ne olduğunu ve bu kavramı çoktan unutmuştun!

 

Ben, insanlık adına yaptığı hizmetlerden dolayı dünyanın saygın dergilerine ve gazetelerine haber olan, adı dünya tıp tarihine geçen Doktor Celalettin Algan'ı "Yılda bir defa Maçka’da ve Trabzon’da gelecek nesile anlatalım!" derken

sen "Ne zaman, nerde tatile giderim!"in hesaplamasını yapıyordun!

 

Ben, Atatürk karşısında Karadeniz şarkıları söyleyen Atatürk’ün de “Çal söyle; bunlar bizim milli türkülerimizdir!” dediği milli sanatçımız Hasan Tunç'u ve Maçka’nın yedi veren gülü "Türkiye'ye mal olmuş Maçkalı sanatçılarımızı yılda bir defa da olsa Maçka’da analım; yeni nesile tanıtalım!" derken sen Maçka’nın yaşamını senin yaşadığın zaman olarak kabul edip aldırış etmiyordun!

 

Ben, Amerika'nın Ermeni polemiğinin içine girerek siyaset yaptığı o yıllarda saldırılardan dolayı kimse Amerika'ya gidemezken Saffet Genç o yıllarda korkmadan Amerika'ya gitti. Ölüm tehditleri altında hiç korkmadan 01 Nisan-28 Mayıs 1975 tarihleri arasında yirmi üç yerde sahneye çıktı. Konserlerle yetinmeyip Beyaz Saray'ın kemençe sesine şahit olmasını sağladı. "Bu insan yaşarken kendisine değer verelim!" derken sen ne dediğimi bile idrak edememiştin!

 

Ben, Kara Haydar’ın yörenin kültürünü insanlara aktarmada ustaca yazdığı ve okuduğu destanlar sayesinde olayların vahametini ve gururunu bize yaşattığını anlatırken "Türkü dinledim!" diye düşünürken o yaşanmışlıkları bir film şeridi gibi bizlerin gözleri önünden geçiren "İki yüz güfte yapan sanatçıya yaşarken değer verelim; bu kültüre sahip çıkalım!" derken sen paralel bir dünyada yaşıyor gibi yapıyordun ve sana ulaşılamıyordu!

 

Ben "Sümela’dan sonra Maçka’da en çok ziyaret edilen yer haline geldi Volkan’ın mezarı. Türkiye'nin her tarafından ziyaret ediliyor. Tanıyan tanımayan, küçük büyük herkes tarafından. Bir orman oluşuyor mezarın başında. Buranın yolunu sanat yolu yapalım, mezarlığa kadar yolun her iki tarafını Volkan’ın posterleriyle düzenleyelim. Volkan için Maçka’da yılda bir konser verelim!" derken sen bunları duymazlıktan geliyor, keyfine bakıyordun!

 

Ben, Türk futboluna damgasını vuran, Trabzonspor'a ne zaman, nerede ihtiyaç varsa orada olan bilge insan, Özkan Sümer’i anlatırken Ona sadece "Bir futbol adamıydı!" diyemeyiz; çünkü o, sadece bir futbol adamı değildi. O bir felsefeciydi, mimardı, siyasetçiydi, doğacıydı, yorumcuydu, öğretmendi, sanatçıydı, toplumbilimciydi, cahil savardı; en önemlisi de o Trabzon'un ta kendisiydi! "Özkan Sümer'i yılın bir hafta sonunda Maçka’da ona yakışır şekilde analım!" derken sen futbol sahalarında holiganlık yapıyor, dikkate dahi almıyordun!

 

Ben "Maçka türküdür, Maçka türküler yöresidir; türkülerin babası, bir döneme damgasını vurmuş Erkan Ocaklı’yı yeni nesile tanıtalım, her yıl onu coşkuyla analım, türkücüleri Maçka’ya toplayıp bir festival yapalım!" derken senin kılın kıpırdamıyor, tanımazlıktan geliyordun!

 

Ben "Sorgulayan, düşünen ve projeler üreten insanlarımıza kulak vermeliyiz. Gurbetçilerin eleştirilerini muhakkak araştırmalıyız!" derken

sen sorgulayan, düşünen ve proje üreten insan istemediğin gibi gurbetçilerin eleştirilerine de kulak tıkıyordun!

 

İşte bu yüzden seninle olmaz, olmuyor, olmayacak da! Sen olmuş gibi davransan da insanlar olmadığını biliyor!

 

Kelimeler yetmiyor, bazı şeylere sustukça çoğalıyor içimdekiler. Anlatmak, bir yere kadar anlamak ise nereye kadar bilmiyorum! Anlayan var mı onu da anlamıyorum!

 

Susun bakalım! Daha ne kadar susacaksınız?

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.